Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 58 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 848565758596068108158 ... SonuncuSonuncu
571 den 580´e kadar. Toplam 2216 Sayfa bulundu

Konu: GÜNLERDEN BİR GÜN KURBAĞA YARIŞI DÜZENLENMİŞ!!!

  1. #571
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 27.08.06
    Mesajlar: 194
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: nasıl seviyoruz?

    egoist olmamak ne kadar güzel birşey ..hayat paylaşıldıkça güzeldir...
    eline sağlık.ALLAH RAZI OLSUN....

  2. #572
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.07.06
    Mesajlar: 480
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: nasıl seviyoruz?

    allah razı olsun harika birpaylaşım sevgi ancak bu kadar güzel anlatılabilir

  3. #573
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.07.06
    Yer: Fatih - İstanbul
    Mesajlar: 3.580
    Teşekkür ve Beğeni

    ihtiraslı menekşe..

    Büyük bir bahçede, diğer çiçeklerle birlikte huzur içinde yaşayan, çok güzel ve mis kokulu bir menekşe varmış.

    Bir sabah, çiğdem tanelerinin ıslattığı başını yukarıya kaldırıp bakmış, Çok uzun ve harika bir gülün, yanında sanki bir zümrüt lamba gibi yukarıya doğru süzüldüğünü görmüş.

    Mavi dudaklarını açmış ve:" Ben ne kadar şanssızım, Bunca çiçek arasında en zavallı durumda olan benim, Doğa beni çok kısa boylu ve zayıf yaratmış, Yere öylesine yakınım ki başımı kaldırıp yukarıya bakamıyorum, Güller gibi yüzümü güneşe de çeviremiyorum, "demiş.

    Komşusunun bu sözlerini duyan gül gülmüş ve demiş ki: " Ne kadar garip konuşuyorsun?, Sen çok şanslısın, Ama farkında değilsin, Doğa seni harika bir koku ve güzellikle ödüllendirmiş, Bunları pek çok çiçeğe vermemiş, Şimdi deminki düşünceleri aklından çıkar ve elindeki değerlere şükret, Unutma ki kendini küçümseyenler cezalandırılır"

    Menekşe yanıtlamış: "Sen, beni teselli etmeğe çalışıyorsun, Çünkü benim özlem duyduğum şeylere sen sahipsin, Üzgün birinin kalbini okşamaya çalışmak; şanslı biri için çok kolaydır, Ama güçlü birininin zayıflar arasında bir öğüt verici gibi durması da çok acımasızcadır"

    Doğa, menekşe ile gül arasında geçen bu konuşmayı duymuş;yaklaşmış ve demiş ki: "Sana neler oluyor sevgili kızım, menekşe?Sen şimdiye dek çok tatlı ve mütevaziydin, Senin kalbine de aç gözlülük ve hırs girip duygularını incitti mi?"

    Menekşe yalvaran bir sesle :" Oh! Yüce ve merhametli annem, senden tüm kalbimle rica ediyorum ; lütfen dualarımı kabul et ve bir tek gün için gül olmama izin ver"

    Doğa yanıtlamış: "Ne istediğini bilmiyorsun, Bu, kör ihtirasının arkasında ne gibi felaketler olacağının farkında değilsin, Gül olunca çok üzüleceksin ama pişmanlığının bir faydası olmayacak"

    Ama, menekşe ısrarlıymış, " Beni bir gül yap, başımı gururla yukarıya kaldırayım,"

    Doğa tekrarlamış :"Sen, asi ve cahil menekşe, Senin istediğini yerine getireceğim, Ama başına bir felaket gelirse, asla bana şikayet etmeyeceksin, "

    Sonra doğa esrarengiz ve büyülü parmağını uzatarak menekşenin yapraklarına dokunmuş, Menekşe, hemen başını diğer çiçeklerin arasında dimdik tutan bir güle dönüşmüş.

    Akşam olduğunda, gökyüzü siyah bulutlarla kaplanmış, ve sessizliği korkunç gök gürültüleri bozmuş, Ve bardaktan boşanırcasına yağan yağmur ve şiddetli rüzgar kısa sürede bahçeyi esir almış, Fırtına, bitkilerin dallarını kırmış, köklerini topraktan sökmüş ve uzun boylu olan tüm çiçeklerin gövdeleri parçalanmış, Sadece toprağa çok yakın olan kısa boylu bitkiler hayatta kalabilmişler, Bütün bahçe, rüzgarın ve fırtınanın gazabına uğramıştı, Tüm uzun ve büyük bitkiler yerde bitkin bir halde yatıyorlarmiş, Sadece bahçe duvarının dibinde küçük bir menekşe grubu hayatta kalabilmişti.

    Küçük bir menekşe başını kaldırmiş ve çevresinde diğer bitkilerin yaşamış oldukları trajediyi gözden geçiririken şöyle demiş:" Gördünüz mü?Fırtına o yaramaz çiçeklere ne yaptı?"

    Derken bir başkası: "Evet, biz küçük ve toprağa yakınız, Böylece gökyüzünün gazabından kurtulduk, "demiş,

    Bir başkası :"Boyumuz kısa olduğu için fırtına bize ulaşamadı, "diye söze girmiş.

    Tam o sırada menekşelerin kraliçesi, kısa bir süre önce güle dönüşmüş olan menekşeyi görmüş, Zavallı, yerde çamurların içinde muhabere alanındaki sakatlanmış bir asker gibi yatıyormuş, Kraliçe, onun yerde durmakta olan başını tutmuş ve hafifçe kaldırmış, Sonra diğer menekşelere dönerek: "İşte evlatlarım!Aç gözlülüğün ve ihtirasın bir saatliğine bir güle dönüşmüş olan menekşeye ne yaptığını gördünüz, Bu görüntü sizler için ibret olmalı, "demiş.

    Ölmek üzere olan gül, geriye kalan son gücünü de toplayarak çok sessiz bir şeklide: "Siz kanaatkar ve uysal aptallar, Ben fırtınadan hiç korkmadım, Dün, ben de sizler gibi halimden memnun, kanaatkar bir menekşeydim, Ama bu yetinme, benim varlığımla yaşamın fırtınaları arasında bir engeldi her zaman, Ben de şu anda sizin yaşadığınız yaşamı sürdürüyor olabilecektim, Korku içinde toprağa tutunmuş olarak, Bütün menekşelerin yaptığı gibi kışın geçmesini, karın beni sarmalamasını ve ölüme götürmesini bekleyecektim, Oysa ben, şimdi mutluyum çünkü bu küçük dünyadan çıkıp evrenin esrarlı dünyasına geçtim, Ama bunu siz yapamadınız henüz, Ben aç gözlülüğe tepeden baktım, Evet aç gözlülüğün doğası benden çok daha yüksekti ama gecenin sessizliğini dinlerken, bu dünyanın da konuşmalarını duydum, " Varlığın gerisindeki tutku var oluşumuzun gerekli amacıdır, "diyordu İşte o anda ruhum baş kaldırdı ve yüreğim varlığımın sınırlarını zorlamaya başladı, ve farkettim ki;uçurum, yıldızların şarkısını duyamaz ve işte o an küçüklüğümle savaşmaya karar verdim ve içimdeki hasretin de yaratıcı bir isteğe dönüşmesine dek bu savaş sürdü, Ve bizim o sonsuz düşlerimizin güçlü nesnesi olan Doğa, benim isteklerimi kabul etti ve o sihirli parmaklarıyla beni bir güle dönüştürdü.

    Gül, bir süre sessiz kalmış, ve sonra giderek zayıflayan bir sesle; başarı ve gurur dolu bir edayla: "Bir saat de olsa çok onurlu biğr gül gibi yaşadım, bir kraliçe gibi var oldum ve dünyaya bir gülün gözleriyle baktım, Yıldızlı ve parlak gök yüzünün fısıltılarını bir gülün kulakları ile işittim ve o ışıkların zerrlerine bir gülün dokunuşuyla dokundum, Aranızda biyle bir şeyle onurlandırılılmış olanınız var mı?"

    Bunları söylediken sonra başını önüne eğmiş, öksürür gibi bir sesle devam etmiş:" Şimdi öleceğim, ama ruhum amacına ulaşmış olacak, Dünyamı doğduğum o küçük delikten çok daha fazla genişlettim, Bu yaşamın desenidir, Ve bu varlığın sırrıdır, "

    Sonra, gül titremiş, taç yapraklarını usulca kapatmış ve dudaklarında son derece mutlu bir gülümseyişle son nefesini vermiş, Bu gülüş; bir zafer ve Tanrı'nın ona verdiği tüm güzelliklerin gülüşüymüş...

    (..alıntı..)

  4. #574
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.07.06
    Yer: Fatih - İstanbul
    Mesajlar: 3.580
    Teşekkür ve Beğeni

    Peygamberimizi rüyasında görmek isteyenler

    Peygamber efendimizi rüyada görmek için

    Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamı rüyada hakiki şekliyle görebilmek için düzgün itikada sahip olmak, ibadetleri yapıp haramlardan kaçmak ve çok salevat-ı şerife getirmek lazımdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Cuma gecesi iki rekat namaz kılıp, her rekatta bir Fatiha, bir Âyet-el Kürsi, 15 İhlâs okuyup selam verdikten sonra bana bin salevat okuyan, öteki Cumaya varmadan beni rüyada görür.) [Şir'a]

    Hz. Ömer, (Bir mümin, Abher namazını kılıp da Resulullahı rüyasında görmezse, ben Ömer değilim. Yemin ederim ki, Allahü teâlâ, bu namazı kılanın işini görür, dilediğini verir, günahı ne kadar çok olsa da, hepsini affeder, ölürken susamaz, kabrine çiçekler döşenir. Kabrinden kalkarken de, başına keramet tacı konur) buyurdu. Hz. Ali de, (Resulullahı görmek istediğim zaman, Abher namazını kılarım) buyurdu.

    Abher namazı, 4 rekatlık nafile bir namazdır. İkinci rekatta, oturulunca Et-tehiyyatüden sonra salli barik okunur. Her rekatta bir Fatiha, on defa Kadir suresi okunur.



    Sonra rüku'dan önce, 15 defa Sübhanallahi velhamdülillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber tesbihi okunur, sonra rükuya varılır, rükuda 3 defa Sübhane rabbiyel azim dendikten sonra 3 defa yukarıdaki tesbih okunur. Sonra doğrulup, kavmede, yani ayakta iken aynı tesbih 3 defa daha okunur. Secdeye varılır, 3 Sübhane Rabbiyel a'la'dan sonra, aynı tesbih 5 defa okunur. Daha sonra ikinci secdeye gidilir. İki secde arasında tesbih okunmaz. Diğer 3 rekat da böyle tamamlanır. Selamdan sonra konuşmadan Kadir suresi on defa okunur. Sonra aynı tesbih 33 defa okunup Cezallahü Muhammeden anna ma hüve ehlühü denir.

    Resulullahı rüyada gören kimse, ölene kadar o halini muhafaza ederse Cennetliktir.

    Efendimiz’i rüyada görmek için zevat tarafından şunlar tavsiye edilmiştir:

    Akşam yatmazdan evvel, normal namaz abdesti alınır ve iki rekât Allah için namaz kılınır. Namazda her rekâtta Fâtiha'dan sonra üçer yahut yedişer İhlâs (Kul huvallahu ahad) sûresi okunur. Böylece namaz bitirildikten sonra 101 kere:
    "Estağfirullah el azim ve etûbu ileyh" istiğfarı; ve bunun akabinde 121 defa:
    "Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed kad dâkat hiyleti edrikniy ya Rasûlullah" salâvatı okunur.
    Bundan sonra Allah'tan , rüyamızda Efendimiz'le görüşmeyi nasip etmesi dua edilir ve kiç kimse ile konuşmadan yatılır. Çok tecrübe edilmiştir ki, bunu yapanlar, neticede Efendimiz'i görmüşlerdir.. Eğer bir defada çıkmazsa , üç defa yapılması dahi tavsiye edilmektedir..
    Ve Efendimiz Aleyhisselâm daha sonraları namaz için şöyle demişti:
    "Her biriniz namazına durduğu zaman şüphesiz Rabbi ile münâcaat eder. Rabbi, kendisi ile kıblesi arasındadır.."
    Şİmdi size Hazreti Fâtıma'nın bir "Divan"(*) toplantısı sırasında babası için okumuş olduğu Salâvatı Şerifeyi Seyyid Abdul Aziz ed Debbağ Hazretlerinin (EL İBRİZ) adlı kitabından nakletmek istiyorum:
    "Allahümme salli alâ men ruhuhu mihrabül ervahi vel melâiketi vel kevn. Allahümme salli alâ huve imamul enbiyai vel mürselin. Allahümme salli alâ men huve imamı ehlil cenneti ibadullahil müminiyn
    Elhamdülillâhi Rabbil Âlemîn, Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecmaîn.

    Ezhar adli kitaptan, Ibni Ömer (ra)' den rivayetle:

    Bir gün Efendimizin huzurunda, bir devenin hırsızlığı sebebiyle iki kişi birbirinden davacı iken deve lisâna gelmis ve gerçek sahibini söylemisti.

    Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz (sallallahüaleyhivesselem) deve sahibine;

    "Sen ne okudun ki Medine' nin mahalleleri melekler ile doldu ve deve konustu?", diye sordu.

    Bunun üzerine adam asağıdaki salavat-i serifeyi okuduğunu söyledi.

    Peygamber Efendimiz (sallallahüaleyhivesselem) de buyurdular ki;

    "Senin yarın, sıratı geçerken yüzün ayın ondördü gibi nurlu ola!."

    Allâhümme salli ve sellim alennebiyyin Muhammedin hattâ lâyebkâ min salâtike seyün,Ve bârik alennebiyyin Muhammedin hattâ lâyebkâ min berekâtike sey'ün,Verhaminnebiyye Muhammeden hattâ lâ yebkâ min rahmetike sey'ün.
    Elhamdülillâhi Rabbil Âlemîn, Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecmaîn

    Ezhâr-ül Ehadis Kitabinda, Enes Ibni Mâlik (ra)' den rivayetle, Peygamber Efendimiz (sallallahüaleyhivesselem)buyurdular ki;

    "Şu geçen kimsenin hergün kazandığı kadar hiç kimse amel edemez. Çünkü Cebrail (as) bana bildirdi ki, bu kimse hergün on defa şu salavâti verir."

    "Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedinin nebiyyi kemâ emertenâ en nusalliye aleyh,

    Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedinin nebiyyil ümmiyyi kemâ yenbegî en yusalle aleyh,

    Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedinin nebiyyi biadedi men lem yusalli aleyh,

    Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedinin nebiyyi kemâ tuhibbü en yusalle aleyh."
    Hz. Ali (krv) Efendimiz her ne zaman salavat-i serife okuyacak olsa önce su ayet-i kerimeyi okur ve arkasindan da asagidaki salavati söylerdi.

    Bismillâhirrahmânirrahîm,
    "Innallâhe vemelâ iketehû yüsallûne alennebiyyi;
    Yâ eyyühellezîne âmenû, sallû aleyhi ve sellimû teslîme."

    Lebbeyk, Allâhümme ve se'adeyk salavâtullâhil berrir Rahîm, velmelâiketil mukarrabîn, vennebiyyin vessiddîkin vessühedâi vessâlihîn.

    Vemâ sebbaha leke sey'ün Yâ Rabbel âlemîn.

    Alâ seyyidinâ Muhammed Ibn-i Abdullah, Hatemennebiyyin ve Seyyidil mürselîn ve Imâmil müttekîn ve Resûl-i Rabbil âlemînEssâhidil besîriddâî ileyke bi iznike essirâcil münîr ve aleyhisselâm ve eimmeti ehli beytihî ridvânullâhi aleyhim ecmaîn.
    Enes Ibn-i Mâlik' ten rivayetle: Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki;

    "Kim Cuma günleri bu sekilde salavat getirirse Hak Teâlâ onun seksen yillik günahini affeder."

    "Allâhümme salli alâ Muhammedin abdike ve resûliken nebiyyil ümmiyyi."

    Ravzatul Ehbab kitabinda, Ebubekir Sıddık (radıyallahü anh)' dan rivayetle:

    Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) sağ tarafına oturmuşlardı. Bu esnada kapıdan birisi girdi ve Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem bu zâti benimle kendi arasına oturttu. Adam gittikten sonra buyurdu ki;

    "Bu kisi bana su sekilde salavat verir, onun için ona ikrâm et."

    "Allâhümme salli alâ Muhammedin kemâ hüve ehlühû, Allâhümme salli alâ Muhammedin kemâ tuhibbü ve terdâ lehû."

    Sevâhidin Nübüvve Kitabinda, Ebu Karsafe (radıyallahü anh)' dan rivayetle:

    Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki;

    " Her kim yatağına yatmadan önce Tebâreke Sûresini okuyup, daha sonra dört defa bu salavatı söylerse, Hak Teâlâ (Celle Celalühü) iki melek gönderip bana ismi ile birlikte arz ederler. Ben de ona selam ve rahmet dilerim. "

    " Allâhümme Rabbel hilli velharâm, Ve Rabbel beledil

    harâm, Ve Rabbel mes'aril harâm, Bikülli âyetin enzeltehâ fî sehr-i Ramazan,

    Bellig rûha seyyidinâ Muhammedin, Minnî tahiyyeten ve selâmen"
    Sifâüssakâm Kitabından, Ebulhayr Yahyâ-ü Muttalibi' den, O da Sinân-i Isfehânî' den rivayet eder;

    "Resûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizi rüyamda gördüm.

    Amcamoglu Idris-i Sâfi' yi sordum.

    Buyurdular ki;

    " Hak Teâlâ Hazretlerinden onun için rica ettim, hesap olunmasin".

    Yâ Resûlallah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu şerefe nasıl nâil oldu?, diye sordum.

    Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) de;

    "O sağlığında su sekilde salavat verirdi".

    Aynı şekilde Imam-i Sâfi Hazretlerini rüyasinda gören Ibrahim bini Ismail (rahimehullah) de Hazreti Sâfi' nin ayni salavat-i serifeyi okudugunu rivayet etmistir.

    "Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin

    küllemâ zekerehüzzâkirûne ve gafele an zikrihil gâfilûn."

    Konyanin nadidelerinden, kutuplardan Haci Veyszade Mustafa Kurucu rahimehullah olum doseginde bu salavat-i serife ile gozlerini cife dunyanin goruntusunden kapatip, dua makaminda bir kelime olarak ukba saadetlerine acmistir.

    Ayrica bu salavat-i serife cok sirlarla dopdoludur.

    Bir cok mesayihin virdidir.

    En ustun salavatlardandir.

    Ezberlenilip, surekli okunmali.

    Allahumme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammed. Kad dakat hileti edrikni Ya Rasulallah.

    SALAVÂT-I FETIH
    ________________

    Her kim 40 sabah, farz namazInIn edâsIndan sonra bu salavâti okursa, baglanmis isleri açılır, mahpus ise kurtulur, düşmanına karşı zafer kazanır.
    Seyyid Ali Hamedâni Hazretleri, bu salavâtın bir kısmını Evrâd-i Fethiye' nin sonunda kaydetmiştir.

    Aşağıda ise tamamı mevcuttur.

    Rabb'imiz kabul buyursun (amin...ecmain..)

    "Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ RESÛLALLÂH
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HABÎBALLÂH
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HALÎLALLÂH
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SAFÎYYALLÂH
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ NECIYYALLÂH
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HAYRE HALKILLÂH
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MENIHTÂREHULLÂH
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN ZEYYENEHULLÂH
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN ERSELEHULLÂH
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN SERREFEHULLÂH
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN AZZEMEHULLÂH
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN KERREMEHULLÂH
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYIDELMÜRSELÎN
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ IMÂMELMÜTTEKÎN
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HATEMENNEBIYYÎN
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEFÎELMÜZNIBÎN
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ RESÛLE RABBIL ÂLEMÎN
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYIDEL EVVELÎN
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYIDIL AHIRÎN
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ KÂIDEL MÜRSELÎN
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEFÎAL ÜMMETI
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ AZÎMEL HIMMETI
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HÂMILE LIVÂIL HAMD
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SÂHIBE MAKÂMIL MAHMÛD
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SÊKIYEL HAVZIL MEVRÛD
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ EKSERENNÂSI TEBEAN YEVMEL KIYÂMETI
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYIDI VELEDI ÂDEM
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ EKREMEL EVVELÎNE VEL AHIRÎN
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ BESÎR
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ NEZÎR
    Essalâtü vesselâmü (aleyke) YÂ DÂIYELLÂHI BIIZNIHÎ VESSIRÂCIL MÜNÎR
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ NEBIYYERRAHMETI
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ NEBBIYYETTEVBETI
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MUKAFFI ESSALÂTI
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ ÂKIB
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HÂSIR
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MUHTÂR
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MÂHÎ
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ AHMED
    Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYIDI MUHAMMED"

    Salavâtullâhi ve melâiketihî ve rüsülihî ve hameleti arsihî ve cemîi halkihî

    aleyke Ve alâ âlike ve eshâbike ve rahmetullâhi ve berekâtühû.
    Ihyâ-i Ulûm kitabinda Imam Gazâli buyurmuslardir ki;

    "Her kim yedi Cuma, yedişer defa bu şekilde salavat verirse insallah Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem şefaatine nail olur.


    "Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli

    seyyidinâ Muhammedin salâten tekûnü leke rizâen ve lihakkihî edâen ve

    e'atihil vesîlete vel fazîlete vel makâmel Mahmûdellezî veadtehû veczihi

    annâ efdale mâ câzeyte nebiyyen an ümmetihi ve salli alâ cemîi ihvânihî

    minen nebiyyîne vesssâlihîne, birahmetike yâ ERHAMERRÂHIMÎN.
    Riyâzil Müzekkirin kitabindan alinmistir.


    Hz. Ali Efendimiz buyurdular ki;

    "Her kimse günde on kere ve Cuma gününde yüz kere bu sekilde salavat verirse insallah kıyamet gününde Efendimiz (Sallallahü Aleyhi Vesselem ) elinden tutar."


    "Salavâtullâhi ve melâiketihî ve enbiyâihî ve rusülihi ve cemîi halkihî alâ seyyidinâ Muhammed ve alâ âlihî ve aleyhisselâm ve
    rahmetullâhi ve berekâtühû."

  5. #575
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 26.07.06
    Mesajlar: 113
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Peygamberimizi rüyasında görmek isteyenler

    ALLAH Ü TEALA SENDEN RAZI OLSUN İNŞALLAH.YİNE ÇOK GÜZEL VE FAYDALI BİR KONU DAHA AÇMIŞSIN

  6. #576
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 02.09.06
    Mesajlar: 7
    Teşekkür ve Beğeni

    Asktir ki, Gerisi vesairedir...

    Ask derdiyle hosem el çek ilacimdan tabib
    Kilma derman kim helâkim zehr-i dermanindadir

    Fuzuli

    Sevgili!..

    Askin siirini yazmak isterdim sana; sana aski siir ile yazmak isterdim... Aski
    seninle tanimlamak ister, aski sende tanimak isterdim. Ay ikiye bölündügünde yaninda olmak, Uhud'da disini avucuma almak isterdim.


    Sensizlikte hasretin hüzzamlarini ögrendik kucak kucak ve askin nihavent saltanatini arar olduk köse bucak. Bildigimizi sandikça yandik da yolunda, yolunda yandigimizi sandikça bildik sonunda. Askin gerçegi degildi bildigimiz ama askin atesiydi yandigimiz. Artik süphedeyiz, canlari yâre ulastiran bir sel miydi ask, sekeri güzele sunup aguyu kalbe bulastiran bir el miydi!.. Sana varacak yollarin çilesi miydi; tutkular ötesi tutkunun zirvesi, hasretle yanislarin sesi miydi!..

    Galiba varligin çekim alanina giren en ulvi aciydi ask ve maddeyi mânâya veren en cömert sanciydi. Ruhlarin çesitli varliklar arasinda bölüstürülen süsüydü belki; belki ötelere yazgili yitirislerin türküsüydü. Kalp kalbe konan kelebek kanatlarinda renk; kudümlerde düsünüp neylerde aglayan âhenkti ask. Sarkin bütün siir macerasiydi, belki Yesribli sevgililer için tutulan bir Anadolu yasiydi. Yagmur yagmur belaya basini tutmaklar ve ates ates denizlere kendini atmaklardi. Mansûr'u dâra takan da, Halil'i oda yakan da oydu ve oydu Eyyub'u derde birakan da. Tuz kadar mübarek, ekmekçe aziz idi; toprakleyin bereket, su gibi temiz idi.

    Ask ignesiyle dikilince bir dikis, kiyamete kadar sökülmez imis. Ask ile insan elbet günese benzer; ve asksiz gönül tas gibidir. Hayati aska bölünce hayat çogalir; bütün hayatlari toplasan geriye ask kalir. Gelip kemige dayaninca dünya, hayata atilan kemend olur; göz kapaklarindan vurulunca kasirgalar, annelerce deprem, babalarca bend olur. Asksiz bahar dallarini kuru bir ayaz bogar, asksiz rahmini yargilayan bebekler nâgehan dogar. Mahrem düsüncelerle perdelenen odalarda ya ezel ya ebed olur; ask kayip giderse dünyadan ebed kiyamet olur; sevgisizlik gelir, dünya cehennem olur.

    Ask gelince buruklugun siirinde hüzün dokur heceler; ve azarlanmis kalpleri isirir tam yarisinda geceler. Saban onunla sürerse topragi kosarak, ancak o vakit yeserir taze bir basak. Atlarin nallarindan yildirimlar masallara dökülür, ve yollanamayan mektuplarda nice kalpler sökülür. Kayan yildizlar gibi büzülür elem dehlizlerine diller, ve melal süzülür gibi melek kanatlarinda döker yapraklarini güller. Kaderin dehsetini yakan samdanlar özge pervanelere tesellikâr düser, sefkatli bir ekmek kirintisidir kurutulmus buselere yâr düser.

    Sevgili!..

    Kapina geldik; aski ögret bize; ve askini ver yüreklerimize.

    Bir nihânîce gamzene gamze de âsiklarin adina... Hani uykuya dalinca kenti ve yalniz basina kalinca kendi... Hani yalniz gecelerde konusmadan kalinca dilleri ve hâl üzre gönüller anlar olunca bütün dilleri... Vicdan sesinden bîzâr kürek mahkumlarinca, hani âsiklarin hasreti özlemle karinca... Hani gurbetin ucunda gönlüme gömen de seni, hani seni gurbet gurbet gönlüme gömende... Günes ve ay nurunu askindan alirken; günesin isigi aya vurur gibi âsiki aydinlatirken... Gel ey Sevgili!.. bir huzmecik bahs eyle âsî ve aciz üftadene, ve umut ver peykin olmaya tesne kem zerrene. Asklari unutan bendene askini unutturma!..

  7. #577
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 19.08.06
    Mesajlar: 54
    Teşekkür ve Beğeni

    MAVİ GÖZLER...

    İlk doğduğu günden beri herkes onun gözlerine bakar, ‘ne güzel gözleri var’ derdi. Gerçekten de güzel bir kız çocuğuydu. Mavi gözleri, altın sarısı saçları ve sevimliliği gittiği her yerde herkesin dikkatini çekerdi. Her seferinde herkes onun mavi gözlerine imrenir, mavi gözlerle ilgili övücü sözler söylerlerdi. Annesi onu dizine yatırır, ‘mavi gözlüm’ diye severdi.

    Günler geçtikçe kız mavi gözlerinin bir ayrıcalık olduğunu; güzelliğinin, kendisi ile ilgilenilmesinin sırrının mavi gözleri olduğunu keşfetti. Henüz üç-dört yaşlarında idi. Her arkadaşının göz rengine bir kusur buldu. Gözleri maviden başka olanlarla dalga geçiyor, onların gözlerini alaya alıyor ve en kötüsü gözlerinin maviliği ile büyükleniyordu.

    Annesi çalışan bir kadındı, işe gittiğinde onu kreşe bırakıyordu. Çocuk anne sıcaklığını duyamamanın ezikliği ile sürekli ağlıyordu. Bakıcıları ne kadar iyi de olsalar annenin yerini tutamıyorlardı tabiî.

    Günlerden bir gün yine annesi onu kreşe bırakıp işe gitti. Çocuk arkasından ağlamaya başladı. Bir türlü susmak bilmiyordu. Diğer çocuklar ve bakıcılar bundan rahatsız oluyordu. Bakıcılardan biri küçük kızın mavi gözlerinden dolayı kaprise girdiğini, onlarla övündüğünü biliyordu. Ağlayan kızın yanına geldi ve ona, ‘tatlım, eğer ağlarsan mavi gözlerin kahverengi olur’ dedi.

    Dakikalardır ağlayan kız bir anda susuverdi. Bakıcının gözlerine bir daha baktı. Arkadaşlarının gözlerine bir daha baktı. Ayrıcalıklı olmanın mavi göz olduğunu yeniden hatırladı. Bakıcıya emin olmak için sordu:

    - Gerçekten ağlarsam mavi gözlerim kahverengi mi olur?

    - Evet, hem de sonsuza kadar.

    Mavi gözlü kız ne zaman ağlamaya kalksa ona hep, ‘mavi gözlerinin kahverengi olacağı’ hatırlatıldı. Bu durumu annesine söylediklerinde annesi de bir kahkaha attı. Çocuk evde ağlamak istediğinde annesi, ‘ağlarsan mavi gözlerin kahverengi olur’ dedi.

    Kısa bir zaman sonra bu durum çocukta bir saplantı oldu. Ve mavi gözlerini kaybetmemek için yıllarca ağlamadı. O ağlamadığı için herkes mutlu idi. Kreşteki bakıcılar o ağlamadığı için daha fazla kahkaha atmaya zaman buluyorlardı. Annesi o ağlamadığı için evdeki işlerini kolay yapıyor, makyajına daha fazla zaman ayırıyordu.

    Yıllar geçip gitti, kız büyüdü, serpildi, mavi gözleri, sarı saçları ile güzel bir kız oldu. Artık yirmi yaşlarına gelmişti. O mavi gözlerinden, sarı saçlarından dolayı bütün gözler her zaman olduğu gibi ondaydı. Annesi onun bu güzelliği ile gurur duyuyordu.

    Bir bahar sabahı uyandıklarında mavi gözlü kızın annesinin hasta olduğu anlaşıldı. Doktor doktor gezdirdiler, derdine bir türlü çare bulamadılar. Gitmedikleri doktor kalmadı. Kadın mavi gözlü kızının gözleri önünde eriyordu. Ama mavi gözlü kız annesinin bu durumuna üzülmesine rağmen gözlerinden bir damla yaş gelmiyordu.

    Birgün mavi gözlü kızın babası bir komşularının tavsiyesi ile ermiş bir adama götürdü hasta kadını. Ermiş, kadına bakınca ‘bu derdin sadece bir çaresi var’ dedi. ‘Üç gün üç damla göz yaşı içecek. Dördüncü gün ayağa kalkacak’ dedi. Herkes sevindi. ‘Bundan kolay ne var’ dediler. ‘Birimiz ağlarız içiririz göz yaşımızı’ dediler. Ermiş, ‘kolay gibi görünüyor ama o kadar kolay değil, bu göz yaşı mavi gözlü olan kendi kızının gözyaşı olacak’ dedi.

    Eve geldiklerinde mavi gözlü kızın gözyaşını istediler. Annesini çok seven mavi gözlü kız onu kurtarmak için ağlamak istedi günlerce, aylarca ama gözünden bir damla yaş gelmedi. Mavi gözlerini kaybetmemek için yıllardır ağlamamıştı. Bu sebepten ağlamayı unutmuştu.

    Mavi gözlü kız bir türlü ağlayamıyor, günler geçtikçe annesi gözlerinin önünde eriyip gidiyordu. Topu topu üç damla yaş çıkaracaktı gözünden. Ama olmuyordu.

    Bir gün günbatımında kadın kızını yanına çağırdı. Kızının dizine kafasını koydu. Açık pencereden batan güneşi görebiliyordu. Bir ‘ah’ çekti. ‘Ben ölürsem üzülme kızım. Suçlusu sen değilsin. Ben senin gözyaşlarını kurutarak kendi ölümümü kendim hazırladım. Ben öldükten sonra birgün ağlamanı dilerim’ dedi.

    Kız annesinin bu sözlerinden o kadar duygulandı ki gözleri dolmuştu. Her an ağlayıp, annesini kurtarabilirdi. Biraz daha zorladı kendisini ve gözlerinden bir damla yaş süzülerek yanaklarından akmaya başladı. Yanaklarından süzülen damlalar annesinin dudaklarına düştüğünde dizinde soğuk bir bedenin varlığını hissetti sonra. Mavi gök yüzünü siyah bir örtü kaplamış, artık gün batmıştı.

    Hasan Mahir

  8. #578
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 05.07.06
    Mesajlar: 112
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: ihtiraslı menekşe..

    Büyük idealleri olanlara hitap eden güzel bir hikaye.Hikaye başlangıçta insanın hırs yapmamasından söz ederken en sonunda verdiği mesajla olduğu gibi olmanın insana aslında çok da birşey kazandırmayacağından bahsediyor.

    Hikaye batı edebiyatı tarzında kaleme alındığı için tabiat ana gibi komik kavramlar da hikaye de yer almış ,uyarıcı özelliği olması nedeniyle güzel ama çok da bizim toplumumuza hitap etmeyen bir hikaye sanki,yanlış mıyım bilmiyorum ama paylaşarak böyle bir hikayeyi görmemi sağladığın için sağol kardeşim

  9. #579
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 05.07.06
    Mesajlar: 112
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Peygamberimizi rüyasında görmek isteyenler

    Kardeşim Allah razı olsun çok mühim bilgiler vermişsin,Rabbim mükafatını versin inşallah.

    Bir ricam olcaktı;bu Cuma günü ile ilgili olan Salevatları Güler kardeşimizin hazırladığı cuma köşesinde de bizlerle paylaşırsan sevinirim.Allah razı olsun,selametle..

  10. #580
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 23.07.06
    Mesajlar: 172
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: ihtiraslı menekşe..

    Gül, bir süre sessiz kalmış, ve sonra giderek zayıflayan bir sesle; başarı ve gurur dolu bir edayla: "Bir saat de olsa çok onurlu biğr gül gibi yaşadım, bir kraliçe gibi var oldum ve dünyaya bir gülün gözleriyle baktım, Yıldızlı ve parlak gök yüzünün fısıltılarını bir gülün kulakları ile işittim ve o ışıkların zerrlerine bir gülün dokunuşuyla dokundum,olsun ama genede hayallerını besınden gıtmıs ve ıstedıgını yapmıs.hayatta bırseyler yapmak ıstıyorsan rısk alıcaksın.oda tabı cesaretın varsa...o meneksın sonu kotu olsada gene mutlu ölmus ya...guzel bır hıkaye ıdı bence ...ellerıne saglık muhammad kardes

Sayfa 58 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 848565758596068108158 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 30 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 30 misafir)

Benzer Konular

  1. Tertip sahibi kimdir?
    Konu Sahibi _ZÜMRA_ Forum Namaz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14-09-2010, 00:20
  2. Mâlik bin Dinar
    Konu Sahibi _AYDIN_ Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19-01-2010, 02:56
  3. Rabbimizin Sevdiği 10 Halimiz
    Konu Sahibi mavci Forum Allah (c.c) Hazretleri
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 11-06-2009, 16:26
  4. bir saat(lütfen okuyun)
    Konu Sahibi kbusra Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12-02-2009, 23:26

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •