Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 56 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 646545556575866106156 ... SonuncuSonuncu
551 den 560´e kadar. Toplam 2216 Sayfa bulundu

Konu: GÜNLERDEN BİR GÜN KURBAĞA YARIŞI DÜZENLENMİŞ!!!

  1. #551
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.07.06
    Mesajlar: 480
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: GÖZ YANILMASI

    çok güzel
    allah razı olsun g

  2. #552
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.07.06
    Yer: Fatih - İstanbul
    Mesajlar: 3.580
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: AĞLAYAN ÇİÇEK KERBELA ÇİÇEĞİ

    amin kardeşim

  3. #553
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.08.06
    Yer: belcika /bursa
    Mesajlar: 813
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: BU RESMİ YAPAN ÖLMÜŞ!!!!

    islam dinine nasil saldiracaklarini iyice sasirdilar ne diyeyimki yuce ALLAHIM oyle buyukki her gunah bu dunyada cezasini er veya gec buluyor.ALLAHIM sen firsat verme ya rabbi dinimize dil uzatanlari

  4. #554
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 05.07.06
    Mesajlar: 112
    Teşekkür ve Beğeni

    İNANCIN GÜCÜ=DOĞAL MOTİVASYON

    Jerry, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi.
    Keyfi her zaman yerindeydi. Her zaman söyleyecek olumlu
    bir şey bulurdu. Hatta bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile.
    Bu adam, bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor? Birisi nasıl
    olduğunu sorsa; “Bomba gibiyim” diye yanıt verirdi hep..
    “Bomba gibiyim.” Jerry bir doğal motivasyoncuydu...

    Yanında çalışanlardan biri, o gün, kötü bir günündeyse,
    Jerry yanına koşar, duruma nasıl olumlu bakılacağını anlatırdı.

    Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni... Bir gün Jerry’ye
    gittim. Anlayamıyorum dedim.. Nasıl olur da, her zaman,
    her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun...
    Nasıl başarıyorsun bunu?

    Her sabah kalktığımda kendi kendime Jerry bugün iki
    seçimin var: Havan ya iyi olacak, ya kötü.. derim.
    Havamın
    iyi olmasını seçerim. Kötü bir şey olduğunda gene iki
    seçimim var: Kurban olmak, ya da ders almak.

    Ben başıma gelen kötü şeylerden ders almayı seçerim.
    Birisi bana bir şeyden şikayete geldiğinde, gene iki seçimim var..
    Şikayetini kabul etmek ya da ona hayatın olumlu yanlarını
    göstermek. Ben hayatın olumlu yanlarını seçerim.

    Yok yahu, diye protesto ettim. Bu kadar kolay yani?
    Evet.. Kolay dedi Jerry.. Hayat seçimlerden ibarettir.
    Her durumda bir seçim vardır. Sen her durumda nasıl
    davranacağını seçersin. Sen insanların senin tavrından nasıl
    etkileneceklerini seçersin. Sen havanın, tavrının
    iyi ya da kötü olmasını seçersin...
    Yani sen, hayatını nasıl yaşayacağını seçersin!..

    Jerry’nin sözleri beni oldukça etkiledi. Onu, uzun yıllar
    görmedim. Ama, hayatımdaki talihsiz olaylara dövünmek
    yerine, seçim yapmayı tercih ettiğimde hep onu hatırladım.

    Yıllar sonra, Jerry’nin başına çok tatsız
    bir şey geldi. Soygun
    için gelen hırsızlar, paniğe kapılıp, Jerry’yi delik deşik etmişler...
    Ameliyatı 18 saat sürmüş, haftalarca yoğun bakımda kalmış.
    Taburcu edildiğinde, kurşunların bazıları hala vücudundaymış.

    Ben onu, olaydan altı ay sonra gördüm.
    Nasılsın? diye sorduğumda, Bomba gibiyim dedi
    Bomba gibi. Olay sırasında neler hissettin Jerry dedim.
    Yerde
    yatarken, iki seçimim var diye düşündüm..
    Ya yaşamayı seçecektim, ya ölümü.. Ben yaşamayı seçtim.

    Korkmadın mı, şuurunu kaybetmedin mi !..
    Ambülansla gelen sağlık görevlileri harika insanlardı.
    Bana hep İyileşeceksin merak etme dediler.
    Ama acil servisin koridorlarında sedyemi hızla
    sürerlerken, doktorların ve hemşirelerin yüzündeki
    ifadeyi görünce ilk defa korktum.Bu gözler
    bana; Bana adam ölmüş diyordu. Bir şeyler yapmazsam,
    biraz sonra ölü bir adam olacaktım gerçekten..

    Ne yaptın? diye merakla sordum..
    Kocaman bir hemşire yanıma yaklaştı ve bağırarak
    herhangi bir şeye alerjim olup olmadığını sordu..
    Evet diye yanıt verdim.. Var.. Doktorlar ve hemşireler
    merakla sustular.. Derin bir nefes alarak kendimi
    toparladım ve bağırdım: Benim kurşunlara alerjim var !..

    Doktorlar ve hemşireler gülmeye başladılar. Tekrar bağırdım..
    Ben yaşamayı seçtim. Beni bir canlı gibi ameliyat edin.
    Otopsi
    yapar gibi değil..

    Jerry, sadece doktorların büyük ustalıkları
    sayesinde değil, kendi olumlu tavrının büyük
    katkısı ile yaşadı. Yaşaması bana yeni ders oldu.

    Hergün, hayatımızı dolu dolu yaşamayı seçme şansımız
    ve hakkımız olduğunu ondan öğrendim..
    Ve her şeyin kendi seçimimize bağlı olduğunu..
    YÜCE BİR DİNE SAHİP OLAN BİZLERİN ÇOK DAHA ÜMİT DOLU OLMASI GEREKİR ZANNIMCA.HEM KAZANMAK HEM DE KAZANDIRMAK İÇİN OLAYLAR KARŞISINDA HEP POZİTİF OLMALI,HAYATTAN YILMAMALIYIZ...

  5. #555
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 05.07.06
    Mesajlar: 112
    Teşekkür ve Beğeni

    Sevginin değerini ölçmek imkansızdır...

    Sevginin değerini ölçmek imkansızdır...

    Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika birşeydi. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki.. Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı, ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı.. “Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.. “Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi.. “Kahveme koymak için..” Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı.. Kahveye tuz!.. Delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.

    Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var” dedi.. Delikanlı anlattı: “Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum. . Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.. Onları ve evimi öyle özlüyorum ki..” Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının.. Kız dinlediklerinden çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri.. Ev duyusu olan biri.. Kız da konuşmaya başladı.. Onun da evi uzaklardaydı.. Çocukluğu gibi..

    O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu.. Tatlı ve sıcak.. Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii.. Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu..

    Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü.. 40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “Ölümümden sonra aç” diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına.. Şöyle diyordu, satırlarında.. “Sevgilim, bir tanem.. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede..

    İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun?.Öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan.. Sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim. Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok.. İşte gerçek.. Ben tuzlu kahve sevmem. O garip ve rezil bir tat.. Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pişmanlık duymadan.

    Seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da..” Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında birgün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey” diye soracak oldu.. Gözleri nemlendi kadının.. Çok tatlı!.. dedi..

  6. #556
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 28.08.06
    Mesajlar: 9
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Sevginin değerini ölçmek imkansızdır...

    parçada okuduğumuz bu yalanın sonu güzel bitmiş.AMA bu her zaman böyle olmaya bilir.

  7. #557
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 26.08.06
    Mesajlar: 47
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: ÖĞRENCİ SÖZLÜĞÜ

    öğrencilik herşeye rağmen çok güzel ellerine sağlık her insan yaşadıklarından bir parça bulmuştur eminim... Hep dersi kaynatan çalışmadığı halde inek damgası yiyen 14 yıldır okullarda sürünen ve sürünmekten zevk alan bir öğrenci olarak teşekkür ederim çok güzel ama ben okulun demirbaşı olmamak için elimden geleni yapacağım

  8. #558
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 26.08.06
    Mesajlar: 47
    Teşekkür ve Beğeni

    sevginin değerini biliyor muyuz?

    SEVGİYİ BİLENLER
    Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?"diye. "Bakın göstereyim" demiş ermiş.

    Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da "derviş kaşıkları" denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.

    Bunun üzerine "Şimdi..." demiş ermiş. "Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe." Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun" deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.

    " İşte" demiş ermiş. "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz.

    Şunu da unutmayın: Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman..."

  9. #559
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.05.06
    Mesajlar: 539
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: sevgiyi doğru anlamda mı kullanıyoruz?

    ALLAH RAZI OLSUN ÇOK GÜZEL BİR MESAJ.

  10. #560
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 26.08.06
    Mesajlar: 47
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: DOSTLUK İPLERİMİZ...

    dostlukların baki kalması dileğiyle...

Sayfa 56 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 646545556575866106156 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Tertip sahibi kimdir?
    Konu Sahibi _ZÜMRA_ Forum Namaz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14-09-2010, 00:20
  2. Mâlik bin Dinar
    Konu Sahibi _AYDIN_ Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19-01-2010, 02:56
  3. Rabbimizin Sevdiği 10 Halimiz
    Konu Sahibi mavci Forum Allah (c.c) Hazretleri
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 11-06-2009, 16:26
  4. bir saat(lütfen okuyun)
    Konu Sahibi kbusra Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12-02-2009, 23:26

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •