Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 52 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 242505152535462102152 ... SonuncuSonuncu
511 den 520´e kadar. Toplam 2216 Sayfa bulundu

Konu: GÜNLERDEN BİR GÜN KURBAĞA YARIŞI DÜZENLENMİŞ!!!

  1. #511
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.08.06
    Mesajlar: 111
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: KURTARICI TEKLİFLER

    Bence yönetimde söz sahibi olanlar bu tekliflere kulak vermeliler.Çünkü o zaman Türkiye güllük gülistanlık olur, hiçbir sorun kalmaz.Allah razı olsun kardeşim.Muhabbetle...

  2. #512
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 20.07.06
    Mesajlar: 1.192
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: KURTARICI TEKLİFLER

    Önerileriniz güzel. Ama tabii bazı önerilerinizin gerçekleşmesi köklü bir altyapı gerektirmektedir. Örneğin otomotiv sektörü, örneğin milletvekillerin vasıfları biri teknik anlamda altyapı diğeri de aile eğitiminin üst düzeyde olmasına bağlı ama yine de önerileriniz güzel.
    Çalışmalarınızda başarılar dileğimle...

  3. #513
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.07.06
    Mesajlar: 8.139
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: KURTARICI TEKLİFLER

    bu alt yapıyı bizler oluşturabiliriz diye düşünüyorum bu alt yapıyı oluşturabilecek evlatlar yetiştirerek mesela

  4. #514
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.07.06
    Mesajlar: 8.139
    Teşekkür ve Beğeni

    vurun inanana

    Televizyon henüz her evin baş köşesine kurulmamış, sohbetleri ortadan kaldırmamış, insanların birbirlerini anlamalarını engellememiş olduğu bir zamanın en çok seyredilen filmleri aile filmleriydi. İstanbul'daki Anadolu, Modernleşme yolundaki İstanbul sinemalarının yolunu tutar, yerli ve yabancı pek çok filmin müşterisi olurlardı. Amerika'nın bol kovboyla filmle Kızılderililerin saldırılarını sürekli göğüsleyen kahraman sığır çobanları tüm alıcılara nakledilmişti.
    Daha sonra Kızılderilileri katledenler, vicdan temizlemek için onların şirin yanlarına da eğilmeyi ihmal etmediler. Kovboylar aslında katledilmiş insanların kan katilleriydiler ve bu gerçek beyaz perdede de zamanla ortaya çıkarılmak zorunda kalınmıştı. Yeşilçam ise farklı bir seyir izledi sinemada. Bolca yabancı filmlerden adaptasyonlarla ‘ehlileştirilmiş’ filmleri bünyeye yerleştirdi. Bizim saldıracak kızılderililerimiz yoktu. Sadece kötü adamlarla mücadele eden yiğit, sözünü bilir, harama bakmayan, mahallesinin namusuna koruyan delikanlı tiplerimiz bütün adaptasyonları aşıyor ve filmin sonunda bir alkış tufanını hak edecek mertliği ortaya çıkarıyordu.
    Hazır izleyici potansiyelini yakalayan bir sinema endüstrisi, hedef kitlesine numara yapmadan durabilir mi? Toplumun en çok ilgisini çeken komedi filmlerinden tutun ciddi sosyal yaralara parmak basan filmlere kadar ilginç tiplemeler peyda olur beyazperdede. Gizliden gizliye yapılan mücadele, zamanla açıktan yapılmaya başlanır.
    İmamlar, vaizler, dindar insanlar, kapalı kızlar yavaş yavaş perdeden geçmeye başlar. İdeolojik bakış acısı zamanla kendi altyapısını oluşturur. Sevgili insanımız ne zaman bir film izleyecek olsa, mutlaka kötü imamların, din adamlarının bu topluma ettiği kötülükle karşılaşmak zorunda kalacaktı. Karşıt tiplemesi bile hazırdı: Aydın Öğretmen! Özellikle medreselerin etkisinin ortadan kaldırılması, toplumun dinini öğrenebileceği kaynakların kurutulması ile oluşan boşluk öğretmenlerle kapatılmaya çalışıldı. Daha önce sadece dini eğitim aldığı için eleştirilen ve softa denilen insanların yerini sadece maddeci bir eğitim alan öğretmenler dolduruyordu. Oysa toplum dini değerlerine bağlı bir toplumdu. Zamanla oluşan dini algılayışların, dini baskı altında tutmaktan ileri geldiğini anlamaları için pek çok şeyin feda edilmesi gerekti. Taşların yerine oturtulmasıyla camilerde namaz kıldırmakla görevlendirilen insanlara gerek toplumun baskısıyla gerekse eğitimi dinden uzak tutmak amacıyla dini eğitim izni verildi. Bir yanda çağdaşlaşma eğitimleri bir yanda dini anlayışın yol farklılığı toplum içinde de sıkıntılar oluşturdu. Çünkü ortada batılılaşma diye umulan ama tamamiyle zihniyet kaymasıyla karşılaşılan bir durum oluştu. Toplumun ahlak ve moral değerleri çökmeye, her yerde kimliksizlik çekilmeye başlanmıştı. İşle bu dönemin örneklerini sinemada da görmek mümkün oluyordu. Bunlardan biri Halide Edip Adıvar'ın romanından uyarlanan "Vuran Kahpeye" idi.
    Din adamı ve öğretmen çalışmasını en doruk noktalarda sürdüren filmde yobaz, cahil, insanları sevmeyen, herkesin kötülüğünü isteyen dindar tipe karşı yeni öğretmen olmuş, çocuklara ilini sevgisi aşılamak için yetişmiş bir öğretmen tipi çıkarılmıştı. Çalışma da doğruluk, objektiflik gibi değerler yoktu.
    İdeolojik bir savaş vardı ve bu savaşı körüklemek için çaba gösterilmesi gerekiyordu. Televizyonun yaygınlaşmasıyla başka bir durum ortaya çıktı. Özellikle toplumun değerlerini geri planda tutan TV, batıcılığın bütün pozisyonlarını yayıncılık adına denedi. Zamanla çoğaldı, tüm kanallardan tek düze bir anlayış topluma zerkedilmeye başlandı.
    Televizyon ekranında yayınlanan "Hanımın Çiftliği" de aynı yanlış bakışa sahipti ve toplumdan büyük tepki gördü. Yeşilçam kendini bitirdi, televizyon tek sesliliğini kaybetti. Son dönemde yapılan filmlere bakıldığında artık karikatürize din adamı tiplemeleri yok. Vizontele’de Yılmaz Erdoğan’ın ortaya koyduğu kekeme imam tiplemesine tepkilerin büyük olduğu dikkate alınırsa umutlu olmak için nedenlerimiz var. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Hz. Peygamber’in hayatını çizgi filme taşıyacak olması, Yücel Çakmaklı, Osman Sınav gibi yönetmenlerle din adamı imajını düzeltecek çalışmalara girişmesi yüzümüzü güldüren durumlar. Mizah dergilerinin ve ille de Turan Selçuk 'un baş çizgi karakteri yobaz görünen insanların yerini toplumla barışık, yabancı dil bilen, bir iddia sahihi olan insanlar aldı. Toplum tüm sıkıntılarına rağmen bağrından kendisiyle anlaşabilen ve sözünü dinleyeceği din adamı yetiştirdi.
    Popüler birtakım insanların itelemesiyle ancak film çekilebilen bir devreye girdik. Toplum tepkisini anında veriyor. Bu sinemada bir otokontrol sağlamaya başladı. Derseniz ki Türk sineması huyundan vazgeçmez; aynı yanlışları tekrar eder, ben de derim ki toplumun inancıyla oynayan hiçbir kurum tanı bir sevgi sahibi olamaz. Sinemayı eğitim aracı gibi görmek mümkün değil, Ama eğitime açık yönlerini de inkar edemeyiz.
    Sinemamız yeni bir yol ayrımında. Ya dünya çapında filimler çıkaracak, ya da sessizliğini koruyacak. Ama önce yapması gereken bir şey var. Kovboyların Kızılderililerden özür dilemesi gibi Önce bir din adamlarına yapılan kabalığın özrü gerek. Bu da onları doğru olarak aktarabilecek yoruma ulaşmakla olur.
    Bu erdemi sinemamızın gösterebileceğini düşünmek istiyoruz; yoksa Cannes yollarında bize ağlamak düşer, ağlamalıyız da…

  5. #515
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.08.06
    Mesajlar: 952
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: KURTARICI TEKLİFLER

    * Yirmialtıncı madde: Siyasete vasıf, ahlak, fazilet getirilmelidir.

    EN ÖNEMLİ MADDE BU BENCE ÇÜNKÜ AKILSIZ BAŞIN CEZASINI AYAKLAR ÇEKER VE ŞUAN YAŞADIĞIMIZ SORUNLARIN HEPSİNİN KÖKÜNDE BU VAR AHLAKİ DEĞERLERE ÖNEM VEREN HARAMI HELALİ GÖZETEN SİYASETCİLERT GEREKİYOR BİZE

    ALLAH RAZI OLSUN ZERDA ABLA ALLAHA EMANET OL

  6. #516
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.07.06
    Mesajlar: 8.139
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: KURTARICI TEKLİFLER

    RABBİM CÜMLEMİZDEN RAZI OLSUN EVET HERKESİN ALACAĞI VEYA KENDİNDE HATALI BULDUĞU NOKTALAR VARDIR HAKKIMZDA HAYIRLISI OLSUN SELAM VE DUA İLE

  7. #517
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.07.06
    Mesajlar: 8.139
    Teşekkür ve Beğeni

    Hayat Sabra Denktir

    Olmaz gönlüm, olmaz öyle! Keskin sirkenin akıbeti malûm. Dört mevsimi yaşayan bir cennetin bağrında büyüdün de sen, onun için böyle bir baharı ve yazı özlersin. İstersin ki çabuk geçsin fırtınalı sonbahar, ayaza durmasın kışlar. Dedim ya, sen dört mevsim hesabını yaparsın yaşarken duygularını. Ama bilmelisin herkes buralı değil. Bilmelisin, güneş görmeyen yurtlar var.

    Olmaz gönül, olmaz öyle. Yükün ağır bilmekteyim, baharı yaşamayanlarla kış nasıl geçer; onu da bilmekteyim. Ama şunu da bilmekteyim ki, sabredebildiğin ölçüde yaşarsın. Eminim ki, hayat sabra denktir. Ve sabır, tahammülün bittiği yerde filizlenir, maneviyat çeperlerini genişlettikçe boy atar, sırf Yaradan'ı düşünerek fiiliyatta bulunduğun zaman neşv ü nema bulur.

    Sabır gönlüm, sabır! İçine çekerken, zehir gibi gelir tadı, boğulacağını zannedersin. Kanın çekilir yüzünden, bembeyaz olur sîman; yutkunursun, geri döner içinde düğümlenenler. Başını eğmek istemezsin; ama kaldıramazsın da öyle göklere doğru. Ağlarsın, gözyaşın akmaz. Haykırmak gelir içinden, zangır zangır gürültüler habercisi olur titreyen ellerin. Konuşursun yalnızca kendinle, dökersin içini; senden başkası duymaz bilirsin bunu. Sitemlerin dillenir haklı olduğunca, bağırırsın rahatlarcasına, ama sadece kendi içinde, ama sadece Yaradan'la baş başa. Sonra gözlerin... Gözlerin nihai nokta olmak ister en sonunda. Durur öylece, bakar, bakar... Ve kimseler fark etmez neden donuklaştığını, kimseler anlamaz anlatmak istediği çifte derin mânâyı... Sonra çekip alıverirsin anlamlı bakışlarını ruhunu bir kenara bırakmışlardan. Yüzünü çekersin, yalan dünyanın yalancılarından. Alnındaki kırışıklıkları alıverirsin haberi olmayanların önünden. Doğruca bırakırsın asıl dergâha. Bağrına cennetler sığan seccadenin secdeliğine. Ve başlar böylece sabır maratonun. Korkma gönül, sen hele azmet sabır için, yüreğini koy ortaya, gör ne mânevî hediyeler paketliyor Yaradan...

    En masumane tavırlarına gaddarca yaklaşanlar olacak belki. İçindeki çocuk hafife alınacak... Anlatmak istediklerin değil, anlaşılamamış yanların konuşulacak. "Olsun!" diyeceksin, yüzündeki gülümsemeyi kaybetmeden. Yine de hüsn-ü zan edeceksin. Allah için söylediğini yine Allan için olduğu yerde bırakacaksın. Yaradanı alıp yüreğine, sırtını dayayıp tevhidin çınarına, akıbeti ukbâda düşüneceksin. Ve kalbin şöyle bir hafifleyecek, damarlarına giden iyimserlik yolunu tıkamadığından...

    Üzülüp acı çektiğin anlarda çileni hafife alanlar olacak belki... Öyle bir yanacak ki için, kimseye anlatamayacaksın. Günlerce ağlayacaksın gözyaşının lâhutî ikliminde. Sonra en yakınındaki, en yüreğindeki vuracak hislerini... Canım dediğin dönecek sırtını. Bir "ah!" çekeceksin derinden ve anlamaya çabalarken empatinin gücüyle, arkanı döndüğünde kimse kalmamış olacak. "Sabır" diyeceksin, yine sabır... Eyyüplerin torunluğuna yakışır sabır... "Bugün Allah için ne yaptın?" sorusu geldiği an kulağına, vereceği cevabı bulamayanların tedirginliği değil, en zor imtihanını başarıyla vermiş öğrencilerin rahatlığı olacak ruhunda. Başını yastığa koymadan "elhamdülillah" diyecek, rüyanda cennetten kesitler izleyeceksin belki... Ve sabaha erdiğinde, avucunda tuttuğun tesbih tanesi yine "yâ sâbır"la şakırdayacak...

    Faltaşı gibi açılıp kalacak gözlerin bazen de... Çok şaşıracaksın, çoook! Ya gönül... Kalb kırmak çok kolay oldu, kalbin değeri pazarlara bile çıkartılmaz oldu. Tatlı sözü unutanlar çok, şu hengâmesinden sallanıp duran asırda! Aldırma diyemem, aldıracaksın elbet, hislenip içerleyeceksin belki. Zannediyor musun ki, yüreğine aldıklarına söylediğin nazenin kelimeler, boşta kalır! İnanıyor musun ki, sevdiklerin için kurduğun lâtif cümleler, öksüz bırakılır! Yok gönül, yok! Sahibi var hepsinin. Bırak duymasın insanlar, bırak sertliği onlara! Bırak, tabularına kale yapsınlar! Yeter ki sabret gönül, asıl sahibini düşünüp sabret, başını sonunu kestiremediğin olaylarda bile...

    Bırak vursunlar ayıbını yüzüne, bir kusuruna binler cefâ taksınlar. Yaradan'ın "Settar" ismi, beşerin hükmüne mi kalmış. Sen sabret gönül... Felaket tellalları susmasınlar isterlerse? Olumsuzluğu yaymanın zevkine doyamayanlara inat, bütün güzel düşüncelerini yay sere serpe. Zehrini ağzında taşıyan yılanın başını ezemesen de, bal damlasın dilinden. İbrahim'in (as) ateşleri, gül olurken mi sunmuş Dostların Dostu şu ayetini: "Güzel söz, güzel bir ağaç gibidir ki onun kökü sabit, dalı ise göktedir." Sabır gücünün tükenirliğinden korkarsan bir gün, gel gir şu dizelerin sırlı havasına... İnan, kimse üzemez seni orda. Ve uzan o ağacın dallarından ötelere... Uzat ellerini ve bekle. Sabırla bekle gönül! En geç sûrun sesi duyulduğunda tutacak ellerinden Resuller Resulü. Pes etme, sabret gönül, sabret!...

  8. #518
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 18.08.06
    Mesajlar: 48
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: OKULDAN MEKTUP VAR!!!!

    hayatım boyunca bütün öğretmenlerini sevdim ve onlara hep dua ettim. yanlız biri var ki ona çok bedua ettim coğrafya öğretmenin ödev vermişti özet çıkaracaktık ancak ben ödevin az bir kısmını tamamlayamamıştım ve o da hem kafama kötü bir yümrük attı hem de çıkardığım özeti yırtı. dayak hiç zoruma gitmemişti ama özetimi yırtması ve onca emeğimin gözümün önünde çöpe gitmesi beni yıktı addeta günlerce ağladım ve inşallah cehenemde yanar diye bedua etmiştim ve o gün öğretmen olmaya karar verdim. öğretmen olacaktım ama onun gibi olmayacaktım. allah nasip etti öğretmen olma aşamasınsayım inşallah öğrencilerimi hiç üzmem ve hayata dair bir şeyler öğrenmelerine vesile olurum:|

  9. #519
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 18.08.06
    Mesajlar: 48
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: ÖĞRENCİ SÖZLÜĞÜ

    öğrenciliği çok güzel özetlediniz allah razı olsun

  10. #520
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.07.06
    Yer: Fatih - İstanbul
    Mesajlar: 3.580
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: OKULDAN MEKTUP VAR!!!!

    allah yar ve yardımcın olsun kardeşim ben de öğretmen olmak istiyorum bunu hemde bütün kalbimle inşallah bu uğurdaki istek ve beklenti arzularım boşa gitmez emeğimin hakkını rabbim verir allah yolunu açık etsin kardeşim umarım öğrencilerine iyi davranır vede mükemmel örnek bir öğretmen olursun allaha emanet ol kardeşim selametle

Sayfa 52 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 242505152535462102152 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Tertip sahibi kimdir?
    Konu Sahibi _ZÜMRA_ Forum Namaz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14-09-2010, 00:20
  2. Mâlik bin Dinar
    Konu Sahibi _AYDIN_ Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19-01-2010, 02:56
  3. Rabbimizin Sevdiği 10 Halimiz
    Konu Sahibi mavci Forum Allah (c.c) Hazretleri
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 11-06-2009, 16:26
  4. bir saat(lütfen okuyun)
    Konu Sahibi kbusra Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12-02-2009, 23:26

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •