Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 27 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 1725262728293777127 ... SonuncuSonuncu
261 den 270´e kadar. Toplam 2216 Sayfa bulundu

Konu: GÜNLERDEN BİR GÜN KURBAĞA YARIŞI DÜZENLENMİŞ!!!

  1. #261
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 05.05.06
    Mesajlar: 859
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: NEME GEREK

    PAYLAŞIM İÇİN TEŞEKKÜRLER ALLAH RAZI OLSUN

  2. #262
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 19.04.06
    Mesajlar: 2.670
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: BU RESMİ YAPAN ÖLMÜŞ!!!!

    ALLAH ISLAH EYLESİN..ÇOK ÜZÜCÜ BİR DURUM..AMA RÜZGAR EKEN FIRTINA BİÇECEK..SELAM VE DUA İLE..

  3. #263
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 19.04.06
    Mesajlar: 2.670
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Resulullah Buyuru Yor Ki:

    Çocuklarınızı şu 3 sevgiyle terbiye ediniz: Peygamberin sevgisi; Onun ehl-i beytinin sevgisi; Kur’an okumak (sevgisi).
    Hadis (Deylemi).

  4. #264
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.07.06
    Mesajlar: 71
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Coca Cola'nın Yeni İcadı!!!!

    bu ne rezalettir böyle ya:@ Allah ım dayanamıyoruz artık ne olur bize güç ver bunu yapan kendini bilmezlere hadlerini bildirelim. herkesi şucu bucu değil ümmet olmaya davet ediyorum. Allah razı olsun kardeş bunları görmemize vesile olduun için

  5. #265
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.07.06
    Mesajlar: 71
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: NEME GEREK

    katılıyorum çok doğru Allah raı olsun bye

  6. #266
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.07.06
    Yer: Fatih - İstanbul
    Mesajlar: 3.580
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: BU RESMİ YAPAN ÖLMÜŞ!!!!

    amin inşallah kardeşlerim inşallah

  7. #267
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.07.06
    Yer: Fatih - İstanbul
    Mesajlar: 3.580
    Teşekkür ve Beğeni

    Asırlar Sonra Ayasofya Tekrar Kilise Oldu

    RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAHIN ADIYLA

    FATİH SULTAN MEHMET 1453 YILINDA İSTANBULU YANİ (KOSTANTİNA)YI FETHETTİĞİNDE AYASOFYA TAHRİBATLARDAN ONARILMIŞ İÇİNDEKİ HZ. İSA HZ. MERYEM RESİMLERİ KAPATILMIŞ VEDE CAMİ OLARAK EZAN OKUTULMUŞ FATİH BURDA İLK CUMA NAMAZINI KILMIŞTI ANCAK CUMHURİYET İLAN EDİLDİKTEN SONRA BURASI İBADETHANEYE KAPATILMIŞ HZ. İSA HZ. MERYEM RESİMLERİ AÇILMIŞ BİR MÜZE OLARAK SERGİLENMİŞTİ AYASOFYANIN ARKA KISMINDA KÜÇÜK BİR ODADA İBADET ETME İZNİ VARDI DAHA SONRA ÇEŞİTLİ ONARIMLARDAN GEÇİRİLMİŞ GÜNÜMÜZDEDE DEVAM EDEN RESTORA ÇALIŞMALARDAN SONRA İLK DEFA HIRİSTİYANLAR İÇİN İBADETE AÇILMIŞTIR ŞİMDİ İSE İSTANBUL HALKI SOKAKLARDA İMZA TOPLAYARAK TEPKİSİNİ VERMEYE ÇALIŞMAKTA ANCAK OLAN OLMUŞ ZİYARETE GELEN TURİSTLER BURADA İBADET ETTİ HABERİ BASINDAN SAKLANMAYA ÇALIŞILDI EN KISA ZAMANDA GİDİP ZİYARET EDİCEM VEDE BU OLAYLARI KINIYARAK TEPKİMİ VERECEĞİM SADECE ORANIN RESİMLERİNİ ÇEKİP SİZLERLE PAYLAŞMAYI DÜŞÜNÜYORUM İNŞALLAH BU HABERİMİ SİZİNLE PAYLAŞMAK İSTEDİM SELAMETLE

  8. #268
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.07.06
    Yer: Fatih - İstanbul
    Mesajlar: 3.580
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Hz. İsa'yı Görmek İsteyenler Tıklasın

    KARDEŞLERİM BU SADECE BİR İLİZYON YÖNTEMİDİR.. O GÖRDÜĞÜNÜZ KİŞİ TUTKU FİLMİNDEKİ HZ. İSA ROLUNDE OYNAYAN İNSANDIR ABARTMAYALIM LÜTFEN

  9. #269
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 29.07.06
    Mesajlar: 5
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Asırlar Sonra Ayasofya Tekrar Kilise Oldu

    Allah yardımcın olsun..ben şunu anlamıyorum neden geçmişimize sahip çıkmıyoruz ne şartlarla alındı kim bilir kaç kişinin kanıyla alında ve içinde en önemli ibadetlerimizin başında gelen namazımızı kıldık nasıl olurda bunu bir müzeye çevirir ve hiristiyanlara ibadet etmeleri için geri verirsin.bu nasil zihniyettir anlamıyorum..Allah hepimizin yardımcısı olsun.parsel parsel memleket gidiyor zaten Allah sonumuzu hayır etsin....

  10. #270
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.07.06
    Mesajlar: 8.139
    Teşekkür ve Beğeni

    KALBDENKALBE MESAJLAR(KALBLERDEKİ SEVGİ ÇAĞLAYANI NEİLE COŞAR)

    Küçük çocuk mutfağa girdiğinde annesi yemek hazırlıyordu. Annesine bir kâğıt uzattı. Kâğıtta bir liste vardı: "Odamı temiz tuttuğum için 1 YTL. Bakkala gittiğim için 3 YTL. İyi karne getirdiğim için 10 YTL." Kadın, çocuğunun getirdiği kâğıdı çevirerek arkasına şunları yazdı: "Seni dokuz ay karnımda taşıdım: Bedava. Geceler boyu senin için uykusuz kaldım: Bedava. Oyuncakların, yemeğin, elbiselerin: Bedava. Yavrum, bunları topladığında sevginin toplam ücretinin bedava olduğunu göreceksin." Çocuk, bunları okuyunca kendi listesinin altına "Tamamı ödenmiştir." yazdı.
    Dünyada her şeyi ölçen âlet vardır. Hava sıcaklığı ölçülür, kan basıncı ölçülür, mesafeler ölçülür... Ama sevgiyi ölçebilecek bir âlet yok! İnsanoğlu, mekanik olarak böyle bir âleti henüz geliştiremedi. Fakat bir şey var ki, o sıcaklığı ölçüyor: Kalp!
    Yaşadığımız çağa dönelim. Teknolojik olarak nice buluşlar yapılırken, insanoğlu dünyaya sığmazken; tam tersine kalbin yolları tıkanıyor, hayata uzanan damarları düğümleniyor.
    Sevgi ile dirilen kalp, sadece sahibine can vermez. O, düştüğü her yeri yeşillendirip, vahaya çevirir. Yaşadığımız ailede, beldede, bölgede, ülkede, dünyada... kalpler, sevgi enfarktüsü geçiriyorsa, bilinmelidir ki, oralarda diri bir yürek sineye düşmemiştir. Yağmur yağdığı zaman bütün topraklar rahmetten nasibini alır. Güneş doğunca her mekânı ısıtır. Yaratıcısı'na bağlı bir kalp, bir yere girer de, orası nasıl olur da dirilmez? Bu, mümkün müdür?
    Sevgi ile dolu, aşkı soluyan bir kalbe sahip olunamaz mı? Allah Celle Celaluhu, her şeyi bizim için yaratmış ve mutluluğa ulaşma yollarını göstermiştir.
    Kalplerde sevgi çağlayanını coşturacak olan şey, güzel ahlâktır. Ona nasıl ulaşılır? Deneyelim:
    1) Dünyada hiçbir yaratılmışın incinmesini istememek ve kimseyi incitmemek. "Ama nasıl olur? Adam bana, haksızlık yaptı." diyenler vardır. Hz. Mevlânâ diyor ki: "Köpek ısırdı beni, ben onu ısıramazdım. Ben insandım, bunun için dudağımı ısırdım". Karanlıklara güneş gibi doğmak. Zor olanı başaramazsan, insan olduğun nereden anlaşılacak? Hacı Bektaş–ı Velî'nin bir sözünü hatırlatmak isterim: "Bir kere öldürmektense, bin kere ölmeyi tercih ederim." Zalim değil, mazlum olmak; çünkü mazlumun yardımcısı Allah Celle Celaluhu'dur.
    2) Haya sahibi olmak. Utanmayan insandan, şeytandan kaçar gibi kaçmak gerekir. Çünkü utanmaz, havaya fırlatılmış ok gibidir, nereye saplanacağı bilinmez. Geçenlerde bir dostum, kızına talip bir gençten söz etmişti de, "Çocuğun yüzü kızarıyor mu? Edebi var mı?" demiştim. "Evet." deyince, "Kızını ona ver; pişman olmazsın inşallah." dedim.
    3) Doğru olmak, vaatlerine sâdık olmak. Atalarımız, nerede kaldı insanı, hayvanı aldatanların bile sözlerine itibar etmemişlerdir. Öyle bir zaman diliminde yaşıyoruz ki, "Filan yerde doğru, emin bir adam var." denmeye başlanmıştır. Aldatan nasıl sevilir ve sevebilir? Sevmeyen ve sevilmeyen, Allah Celle Celaluhu'nun "Vedûd" ismine mazhar olabilir mi? Yaratılmışlar içinde sevgisiz kalp taşıyanlardan daha tehlikeli bir mahlûk var mıdır? Dünyayı ateşe verenler, hayvanlar, bitkiler, taşlar mıdır; yoksa sevgiden mahrûm kalplerini hançer gibi sinelerinde tutan insanlar mıdır?
    4) Sözünü yumuşak ve tatlı dille Allah Celle Cellauhu için söylemek. "Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır."
    Arabamla, yolun kenarında duran bir adamın yanından bir dalgınlık eseri olarak, hızla geçtim. Arabamın tekeri, suyla dolu çukura girince, adamın üstünü başını ıslatmış oldum. Dikiz aynasından onu izledim. Elleri ve ağzı aynı paralellikte çalışıyordu. Karar verdim. Neye mal olursa olsun, dönüp adamın yanında durdum ve arabadan indim. Adama dönerek, "Efendim, yüzde yüz siz haklısınız. Ama dalgınlık işte, oldu bir kere. Ben, sizi önce bir hamama götürmek ve sonra da üstünüzdeki tüm elbiselerinizi yenilemek istiyorum. Lütfen, beni affediniz ve arabama buyurunuz!" dedim. İki dakika önce, beni öldürebilecek derecede sinirli olan adam, gözümün içine baktı, baktı ve seslice ağlamaya başladı! Hıçkırıkları arasından, ondan şu sözleri duydum: "Üzerimdeki elbiseler değil, canım sana feda olsun! Allah'ım, hayatımda beni böyle bir olayla karşılaştırdığın için sana sonsuz derecede şükrediyorum!"
    5) Haramdan sakınmak, nâmusunu ve ırzını korumak. İçki sarhoş ediyor, sarhoşu görebiliyoruz; fakat ne yazık ki, haram yiyen ve mânen sarhoş olanları baş gözümüzle göremiyoruz. Mikrop vücûdu yiyip bitiriyor, haram mal ise rûhu kemiriyor. Nice haramzedelerin dünya iktidarlarına aldanmamak gerek. Rûh emarımızı çeken melekler, bir gün mahşer meydanında röntgenimizi ortaya çıkardıklarında, "esefaaa" diyenlerden olmayalım.
    Haram, murdardır ve murdar olan, kişiyi murdara götürür. Helâl nurdur ve helâl lokma, insana nurdan kapılar açar. Helâl lokmanın ucunda, nâmus ve ırzı muhafaza eden ilâhî bir kap vardır. Nâmusuna sahip çıkan nice Yûsuf yüzlü gençler vardır. Kimisi, Yakup'unun şefkat elinde, kimisi kuyunun derinliklerinde, kimisi zindanın karanlıklarında veya saraydadır. Gün gelecek, bu gençler Mısır'a sultan olacaklar ve o zaman yeryüzü, gökyüzüne nice muştular yağdıracaktır.
    6) Güzel ahlâkın bir özelliği de, küçüklere sevgi, büyüklere saygıdır. Bugün büyüklere saygı yoksa, bilinmelidir ki, o büyükler kendileri küçük iken büyüklerine karşı saygıda kusur etmişlerdir. İş, o kadar hassastır ki, Kur'an–ı Kerim'de insanlar, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e karşı seslerini yükseltmekten men edilmiştir.
    7) İnandığın ne ise, onu hiçbir şekilde para karşılığında satmamaktır. Dünyayı değiştirenler, önce inanacak oldukları şeyleri iyi tespit etmişler ve kendilerini ona göre değiştirerek davalarını canla başla yürütmüşlerdir. Dünya, sebatkâr ve azimli insanların omuzları üzerinde yükselmiştir.
    8) Muhtaçlara yardım etmek, yetimleri sevindirmek de bir başka ahlâk güzelliğidir. Bir zamanlar, görevim gereği Çocuk Yetiştirme Yurdu'ndaki, yaşları 12–18 arasında olan gençleri toplamış ve onlara şöyle demiştim: "Eğer bugün Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem yaşamış olsaydı, şimdi sizin yanınızda kalıyor ve dertlerinizi paylaşıyor olacaktı." Bir genç, "Nedenmiş o?" deyince, eklemiştim: "Çünkü o da yetim ve öksüzdü." Yüz kişilik salon susmuştu. Âdeta rûhlar bütünleşmişti. Köşedeki bir gencin gözlerinden inci taneleri gibi yaşlar boşalırken, ben konuşmamın amacına ulaşmıştım.
    9) Bir başka şey ise, komşuluk ilişkileridir. Hangi dinden ve anlayıştan olursa olsun, komşunun gözünde sen "Emin" değilsen, durumunu yeni baştan gözden geçirmelisin. Komşusu, kendisinden razı olmayan insan, titresin.
    Güzel ahlâkın belirtileri elbette ki çoktur. Bir belirti de misafirperver olmaktır. Sofrasında insan eksik değil, yüzünde tebessüm... Ne güzel mü'mindir o. Bir insan tanımıştım. Sofraya onunla oturunca iyi yemekleri başkalarının önüne sürer, arta kalanı kendisi yerdi. Ölümüne, onu tanıyan tüm çocuklar ağlamıştı.
    Umulur ki, yarın amel defterimizde yazılacak olan "Alacak" hanesinde, güzel ahlâkımız sayesinde "Tümü ödenmiştir." ibaresi ile karşılaşalım.

Sayfa 27 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 1725262728293777127 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Tertip sahibi kimdir?
    Konu Sahibi _ZÜMRA_ Forum Namaz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14-09-2010, 00:20
  2. Mâlik bin Dinar
    Konu Sahibi _AYDIN_ Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19-01-2010, 02:56
  3. Rabbimizin Sevdiği 10 Halimiz
    Konu Sahibi mavci Forum Allah (c.c) Hazretleri
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 11-06-2009, 16:26
  4. bir saat(lütfen okuyun)
    Konu Sahibi kbusra Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12-02-2009, 23:26

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •