Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 216 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 116166206214215216217218 ... SonuncuSonuncu
2.151 den 2.160´e kadar. Toplam 2216 Sayfa bulundu

Konu: GÜNLERDEN BİR GÜN KURBAĞA YARIŞI DÜZENLENMİŞ!!!

  1. #2151
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 26.09.07
    Yer: ŞEHZADELER ŞEHRİ MANİSA
    Mesajlar: 264
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı kasirga´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    -BURAYA TIKLAYIN-LÜTFEN SONUNA KADAR İZLEYİN

    BOYLE BİR KONU AÇTIĞIN İÇİN ALLAH RAZI OLSUN
    ARKADAŞIMIN PAYLAŞTIĞI HİKAYEYİ OKUDUĞUMDA BU VİDEO AKLIMA GELDİ... ETKİLENMEMEK ELDE DEĞİL. AHHH ANAM AHHH...


    SAYGILARLA
    Allah sizden de razı olsun.çok guzel bır anımasyon bulmusuunuz.hazırlayandan ve bu foruma link atandan Allah razı olsun.inşallah.amin

  2. #2152
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 01.10.07
    Mesajlar: 201
    Teşekkür ve Beğeni

    bende Bir Anneyim Annlik Bambaşka Birşey...çok Güzeldi Allaha Emanet Olun

  3. #2153
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 29.09.07
    Yer: KAYSERİ
    Mesajlar: 795
    Teşekkür ve Beğeni

    tuttu güzel kardeşim
    selam ve dua ile.....

  4. #2154
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    Baba Oğul(güzel Bi Hikaye)

    Bir adam, karısı ve yaşlı babası. Kadın kayınpederini istememekte, huysuzluk etmekte, evin huzurunu boznaktadır.
    Bir gün kocasına:
    - Bey... bey.. Bezdim bezdim. Bir gün göremedim. Gençliğim gidiyor. Ya ayrılalım, babanla kal., ya da al babanı al da nereye getirirsen getir beraber kalalım. Yoksa ben gidiyorum.
    Adamcağız şaşkınbiraz da sitemli bir vaziyette:
    -Ne diyorsun hanım, o babam babam; öldüreyim mi, atayım mı? Kimi var bizden başka bakacak, dese de karısı ısrarda ısdrar ediyordu.
    Adam baktı olacak gibi değil babasını dağa bırakmaya karar verdi. Yanına oğlunu da alarak yola koyulurlar. Babasına da:
    - Baba, torununla beraber dağa oduna gidiyoruz, istersen sen de gel" der. Baba gelinin dırdırını dinlemektense onlarla beraber ağın yolunu tutar..
    yola koyulu dağlara, ormanların içlerine girip bir müddet gittikten sonra, babasına:
    - Baba sen burada biraz dinlen. Bizde odun toplayalım, der ve oradan ayrılırlar.
    Odun toplamadan, babasını orada bırakarak dönerler.
    Yolda oğlu:
    - Dedemi almadık baba.
    - Dedeni oraya bıraktık. Artık ihtiyarladı orada kalacak.
    Torun ısrar eder:
    - Dedemi isterim... . En sonunda babasına ne dese desin fayda etmeyceğini anlayan çocuk:
    - Baba, sen ihtiyarladığında ben de senin gibi seni getirip dağa mı bırakacağım? der demez adamın aklı başına gelir.
    ir. Babasını almaya karar verir İhtiyar, kendisini almak için yoldan geri dönen oğluna:
    - Evlâdım, sen beni bırakıp gidemezsin. Çünkü ben babamı bırakmadım. Ölünceye kadar hizmet ettim.
    Adam babasını alıp eve getirir.

    «Bu dünya etme-bulma dünyası» diye... Sen ne yaparsan sana da onun aynısının yapılacak.

  5. #2155
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.08.07
    Mesajlar: 90
    Teşekkür ve Beğeni

    öylede malesef şimdi yeni nesilde yetişirken yada etraftan etkilenme ile saygı sevgi azalması var. bayramlar kandiller özel günler sadece gezme tatil olarak nitelendiriliyor büyük bir kesimde. Hayırlı evlat hayırlı nesil nasip etsim cümle ümmetine.

  6. #2156
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    Letlaklar Ve Bahar





    Geçen Nisan ayında büyüdüğüm çiftliğe, ailemi ziyarete gittiğimde, yuvamda olmanın huzuruyla çiftliğin içinde geziniyordum. Güney California'nın bol güneşli sabahlarına alışkındım. Sabahın erken saatlerinin serin meltemi burnumu, kulaklarımı ve ellerimi okşuyordu. Babamın kalın ceketi omuzumda gezinirken birden burnuma leylak kokusu geldi. Biraz uzağımdaki leylaklara dönünce tümünün tomurcuklanmış olduğunu farkettim. Hemen o tarafa yürümeye başladım. Mor leylakların tümü de tomurcuktaydı! Çocukken her bahar yaptığım gibi eğilip güzel kokusunu içime çektim. Bahar gelmişti, iliklerime kadar hissettim baharı. Baharın sıcaklığını, güzelliğini ve yenilenme duygusunu beraberimde eve götürdüm. Babam mutfak masasında oturmuş, gazetedeki piyasa haberlerini okuyurdu. "Bahar gelmiş! Leylakların hepsi tomurcukta!" diye müjde verdim. "Leylaklar tomurcukta olsun, olmasın, kış bitmedikçe bahar gelmez." dedi babam. "Havalar daha soğuk yapar." Fakat ben leylakların baharı getirdiğine olan inincımı yitirmeyecek kadar iyimserdim. Birden bir hafta önce annemin bana gönderdiği kartı, onları ziyaret etmeme karar vermemi sağlayan kartı anımsadım. Annem moralimin bozuk olduğunu biliyordu. Kartta koskocaman bir kayanın üzerinde açmış bir çiçek resmi vardı. Çiçekçik içinde bulunduğu koşullara karşı, yaşam savaşı veriyordu. Kartın içinde şunlar yazmıştı : "Kışın ortasında bile, benim içimde bahar var." Annem de altına " Bahar her zaman senin en sevdiğin mevsimdir. Her zaman da içinde bahar vardır." yazmıştı.

    Her zaman çok iyimser bir insan olan annemin sözleriydi bunlar. O da kışın ortasında içinde bahar yaşar. Bir seferinde babam, "Yine yağmur yağıyor!" dediğinde, annem yanıt olarak, "Yağmurdan sonra nasıl güzel kokar her yer!" demişti. Canı sıkılmış olan babamsa, "Ama bugün çimleri biçecektim." deyince, annem yanıt olarak, "Yağmura her zaman gerek var. Her yer yemyeşil olacak şimdi," demişti. Babam, "Ama hava raporu bütün gün yağacak diyor." diye yakınınca annem gülümseyerek, "O zaman bizde sinemaya gideriz. Üç çocuk bedava giriyor bu saatte biliyorsun biz de yarı fiyatına göreceğiz filmi," demişti. Bu konuşmalar ben on iki yaşımdayken bir pazar günü öğleden sonra geçmişti. Annem yağmurdan sonra hep gökkuşağının çıktığını söylerdi ve gökkuşağının altında bir çuval altın olduğunu. Onun neşesini ve iyimserliğini her zaman takdir ederdim. Ve bu neşesini ve iyimserliğini paylaşma isteğini. Çocukluğum boyunca ve yetişkin bir insan olduktan sonra ne zaman bir başarı elde etsem, annem bana bir buket leylak verirdi başarımı kutlamak için. Limonların henüz olmadığı ve ne kadar şeker koyarsak koyalım, limonata yapamadığımız zamanlarda, iyi bir arkadaşımız öldüğü, uzun bir aşk ilişkisinin sona erdiği, işlerimizin iyi gidip de daha iyi bir eve taşındığımız gibi günlerde annemden bana her zaman bir buket leylak ve yanında çiçeklerin hoş kokusuna uyacak bir şeyler yazılı notlar alırdım. Bana her zaman, "Bahar senin en sevdiğin mevsimdir." derdi. "Her zaman da içinde bahar vardır." Verdiği leylaklar da sözlerini doğrulardı.

    Leylakları görüp. kokularını alınca, evimi ziyaret etmemin neden gerekli olduğunu çok iyi anladım. Üzüntülerimden, yalnızlık duygumdan, içinde bulunduğum melankoliden kurtulmam gerekiyordu. Artık yetişkin bir insan olan kızım kendi evine çıkmıştı. Artık benden millerce uzakta yaşıyordu. Onun adına çok mutluydum, ama onu çok özlüyordum. Kapıyı açıp, güzel kelebeğimi dış dünyaya bıraktığımda, odasını adeta kış rüzgarı doldurmuştu. Bir zamanlar müziğin gürültüsü, kızımın neşeli sesi, parfümünün güzel kokusu (kovboy çizmelerinden de berbat kokusu) gelirdi odasından. O sabah leylakların görüntüsü annemin sözlerini anımsattı bana. İçimde kışı yaşarken, baharın ve leylakların güzelliğini aklıma getirmeliydim. Kızımın boş yatağının üzerinde yirmi yıllık ayılara,bebeklere bakarken artık onun gittiğini kabul etmemeye, yalnızca yeni baharlar yaşamak üzere kendi yaşamına uçtuğunu kabullenmeye karar verdim. Leylaklarla dolu bir yaşama. O gün babama bir kez daha, "Babacığım, leylaklar tomurcukta. Bahar gelmiş." dedim. Bana tuhaf tuhaf bakıp, "Hmm," dedi. Kaşlarını çatınca yüzündeki ifade yumuşadı. "Elbette" dedi. "Bahar gelmiş olabilir.Leylakların hepsi tomurcukta demedin mi zaten?" Ertesi sabah sıkı giyinmek zorunda kaldım. Dışarıda kar yağıyordu. Babam "Ben sana söylememiş miydim?" der gibi bir tonla, "Kar!" dedi. "Kışın bizi terk etmeye pek niyeti yok sanırım." "Bana kıştan söz etme," dedim. "Leylaklar tomurcukta.Bahar geldi." Bahar sen ne güzel mevsimsin! Leylakların güzel kokusu içimizdeki baharı anımsatıyor bizlere.. Hangi mevsimde olduğumuz da çok önemli değil babacığım. İçimdeki bahar hiç bitmiyor benim. Bu yüzden belki de hayatı daha çok sevmeyi öğrenebildim. En kederli zamanlarımda bile, hep baharı bekledim...
    Ve o beni hiç yanıltmadı.Hatta bazen sırf benim için erken bile geldiğini düşünüyorum. Ben leylaklı baharlarımı seviyorum.







  7. #2157
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    Amin Inş...

  8. #2158
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    Hüzün...










  9. #2159
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    Hüzün...


  10. #2160
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 29.09.07
    Yer: KAYSERİ
    Mesajlar: 795
    Teşekkür ve Beğeni

    allah razı olsun güzel bir paylaşım
    çok üzülüyorum masum çocukları böyle görünce mutluydum ama yine mutsuz olmak için sebep buldum

Sayfa 216 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 116166206214215216217218 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 50 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 50 misafir)

Benzer Konular

  1. Tertip sahibi kimdir?
    Konu Sahibi _ZÜMRA_ Forum Namaz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14-09-2010, 00:20
  2. Mâlik bin Dinar
    Konu Sahibi _AYDIN_ Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19-01-2010, 02:56
  3. Rabbimizin Sevdiği 10 Halimiz
    Konu Sahibi mavci Forum Allah (c.c) Hazretleri
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 11-06-2009, 16:26
  4. bir saat(lütfen okuyun)
    Konu Sahibi kbusra Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12-02-2009, 23:26

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •