Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 215 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 115165205213214215216217 ... SonuncuSonuncu
2.141 den 2.150´e kadar. Toplam 2216 Sayfa bulundu

Konu: GÜNLERDEN BİR GÜN KURBAĞA YARIŞI DÜZENLENMİŞ!!!

  1. #2141
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    Annelik Böyle Birşey Işte...

    Amerika'nın ünlü doğa parkı Yellowstone National
    Park'da çıkan bir yangın sonrası

    görevliler, hasar tesbit çalışmaları için ormanda
    geziyorlardı. Görevlilerden biri, bir

    ağacın dibinde küller içinde neredeyse kömürden bir
    heykele dönüşmüş bir kuş gördü.

    Görevli, elindeki çubukla hafifçe dokundu kömürleşmiş
    kusa. Dokunur dokunmaz küsün

    kanatları altından üç küçük kuş yavrusunun
    cıvıldayarak çıktığını gördü. Anne kuş,

    gelen tehlikeyi farkederek, yavrularını bir ağacın
    arkasına getirmiş, kendisinin yanacağını

    bile bile onları kanatlarının altında saklamıştı.
    Yangın, yayılmadan çok rahatlıkla uçup

    oradan uzaklaşması mümkünken yavrularının yanında
    kalmayı tercih etmişti. Alevler,

    bulunduğu yere varıp küçücük bedenini kavurmaya
    başladığında hiç kıpırdamadan kalmıştı.

    Bedeni, yanıp kavrulmuştu, ama geriye hiç ölmeyecek
    bir "anne" heykeli bırakmıştı...

  2. #2142
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    Terstende Ayni Okunan Cümleler...

    tersten de aynı okunan cümleler

    Adamla çene çalma da.

    Aç raporunu koy, okunur o parça.

    Al Azmi, imzala.

    Ali, tanışın: Atila.

    Al kasada sakla.

    Altan, attan atla.

    Al yarısını sırayla.

    Alkazık çak karaya, kayarak kaç kızakla.

    Ayşen,ıslak kalsın eşya.

    Al Pakize bezi kapla.

    Ayla'da mı madalya.

    Aslan Ali ile Veli ilan alsa

    Anastas mum satsana.

    Anastas keten etek satsana.

    Anastas rulo iyi olur, satsana.

    Az al yahu bu haylaza

    At, sahibi gibi hasta.

    Ara piller eder elli para

    Arap kara Murat atar umarak para

    Er işi pilavı vali pişire.

    Ey kekeme, kek ye

    En iyi meşe beşe mi yine?

    Ey Edip, Adana'da pide ye.

    İlaç iç Ali.

    İtti mi, kim itti?

    Kaba Talat'a bak.

    Kaç lan alçak.

    Katla enine, al tak.

    Keçin ileridedir, elini çek.

    Katır da radarı tak.

    Koyma Vahit, teyp yetti, havam yok.

    Kalsın o don ıslak.

    Ayol abla, keten etek al baloya.

    Kalas yok, kütük koy salak.

    Kıza yazık.

    Kim o komik?

    Lale, Gül'ü gel al.

    Mağara daha dar ağam.

    Pay ederek iki kerede yap.

    Rıza, Haluk okula hazır.

    Yok, adını da koy.

    Zamkı çok, o çıkmaz.

    O zaman al tak, katlanmaz o.

    Para hazır ama Rıza harap

    Firar eder Arif.

    Zamlı tas neden satılmaz.

    Uğur motora sar o tomruğu.

    Nine, şu resim ise Ruşen'in

    Şeşü dü mü? Dü şeş.

    Rıza, Haluk okula hazır.

  3. #2143
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 17.10.07
    Mesajlar: 4
    Teşekkür ve Beğeni

    allah razı olsun.gerçekden anne başka bişey.onların bizler için yaptığı fedakarlıklar.ya onları anlatmaya kelimeler cümleler yetmez.rabbim bizlere ana baba acısı göstermesin.onların dualarını eksik etmesin başımızdan.a.e.o

  4. #2144
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    Aminnn Inş.

  5. #2145
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 17.09.07
    Mesajlar: 439
    Teşekkür ve Beğeni

    Çok güzel ya
    emeğinize sağlık
    bu kadar cümleye şaşaırdım doğrusu

  6. #2146
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    Sizinde Gözlerinize Sağlikne Mutluki Emek Verebilmişsek

  7. #2147
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 09.12.06
    Mesajlar: 142
    Teşekkür ve Beğeni

    YARADANIN YÜCELİĞİNE BAKINKİ YAVRUSUNU KORUMAK İÇİN KENDİNİ SİPER ANNENİN DUASINI KABUL EDİYORKİ , ANNE KÜL OLMASINA RAĞMEN YAVRULARINA BİR ŞEY OLMUYOR.


    "Ve Allah Anneyi Yarattı

    ALLAH BUYURDU: “Rahmetim herşeyi kuşatsın.”

    Ve bardaktan boşanırcasına yağdı rahmet yeryüzüne.
    Ezelî ve sınırsız rahmetin bir parıltısı, dağları ve denizleri kuşattı.
    Annelerin ve babaların yüreğine aktı, sinelerinden fışkırdı.
    Yavru kuşlar ve yavru balinalar beraberce beslendiler o pınardan. Okyanuslar ve karalar o rahmetin neş’esiyle şenlendi. Yumurtalar o neş’eyle çatladı, memeler o neş’eyle dolup dolup boşaldı.
    Anne ayı ve baba penguen, o neş’eyle yemek yemeyi unuttu. Üç ay boyunca biri yumurtayı beklerken, diğeri yavrusunu emzirdi. Baba balık, ağzındaki yumurtaların başına birşey gelmesin diye 80 gün boyunca aç dolaştı.
    Hepsi de yalnız rahmetle beslendiler.
    Yumurtasının kabuğunu kırıp bilmediği bir dünyaya gözünü açan kuş, rahmeti başucunda kanat çırparken buldu. Kanguru yavrusunun elinde harita vardı; o da tırmanıp anneciğinin kesesinde rahmetin sıcaklığıyla kucaklaştı. Yavru fil çayırın üzerine düştüğü zaman anne ve teyzeler şeklinde tecessüm etmiş bir rahmet halkasıyla karşılaştı. Yavru balina ağzını açtığında, mikroskopik planktonları günde 700 kilo süte çeviren rahmetin denizaltında bir şelâle gibi coştuğunu gördü.
    Milyonlarca türden sayısız yavruların o rahmeti alkışlayan çığlıkları, gökyüzünden yüz milyar kere yüz milyar gözlerle dünyayı seyreden âlemlerde yankılandı.
    Yıldızlar bir Cennete baktı, bir yeryüzüne. Ve bir cilvesinden bir Cennet çıkan rahmetin, bu minik gezegenin dağlarından, ormanlarından, çöllerinden, çalılıklarından, ırmaklarından ve denizlerinden rengârenk çağlayışını seyretti.
    DÜNYAYI anlamak istiyorsanız eğer, hayata bakın. Hayatı anlamak istiyorsanız, annelere ve babalara bakın. Çünkü bir canlı ekseriyetle ya anne olmak için doğar, ya da baba olmak için.
    Dünyanın niçin göklere denk bir kıymet aldığını ancak o zaman anlarsınız. Kendisini sayısız aynalarda birden seyretmek isteyen bir güzelliğin merhamet ve şefkat suretine büründüğünü gözünüzle görürsünüz. Bir parıltısıyla canlılar dünyasını birbirine bağlayan bir muhabbet deryasında yaşadığınızı bilirsiniz.
    Ve bu minik gezegene gözlerini dikmiş milyarlarca yıldızla beraber, dünyanın simasında “Rahmetim herşeyi kuşatmıştır” âyetini okursunuz.
    Fakat bir yavruda bütün yavruları, bir annede bütün anneleri görmek şartıyla. Yoksa tek bir annenin yüreği, kâinatı kuşatan bir rahmeti size nasıl anlatsın?

    BİR SELİMİYE, o muhteşem zarafetinin lisanıyla, “Benim mimarım ancak Süleymaniye’nin mimarı olabilir” der. Çünkü ikisinde de aynı sanatkârın fiili görünür.
    Kanatlarının altındaki yavrularıyla birlikte poz veren anne kuşun bakışında da aynı ifade vardır: “Bütün annelerin ve bütün yavruların Rabbinden başkası bize rab olamaz.”
    Çünkü annelerde ve yavrularda hükmeden fiiller dünyanın her yerinde birdir. Öyleyse bütün bunların tek bir faili olabilir. İşte:

    1.Bütün annelerin hizmeti, yavrunun mutlak ihtiyaç içinde bulunduğu bir sırada, tam zamanında gelir. Herşeyden âciz bir şekilde, hiç bilmediği bir dünyaya gözünü açtığı dakikada bir yavrunun başucunda bir anne görmesi ve sadece kendisi için özel olarak hazırlanmış rızkını ya onun gagasında, ya da sinesinde bulması, bütün canlılar dünyasını kuşatan tek bir fiildir. Bu fiilin faili hem vardır, hem birdir, hem de bütün yavruları kuşatan bir rahmet ve şefkatin yegâne sahibidir.
    2. Denize açılan bir kanalizasyon borusunun ortasından bembeyaz bir süt fışkırdığını görsek bile inanmayız. Bir de anne vücudunda, sütün üretildiği yere bakın: kan ve fışkının tam ortası! Bu iki pisliğin içinden özel arıtma tesisleriyle süzülen, inceden inceye elenerek ölçülüp biçilen ve sadece o yavrunun ihtiyaçlarına göre terkip edilerek proteini, kreması, tuzu, şekeri en hassas terazilerle tartılan tertemiz bir gıdanın, yüz binlerce memeli türüne mensup sayısız annelerde birden aynı özenle üretilerek bulanmadan ve kirlenmeden yavrunun ağzına akıtılabileceğine kim ihtimal verebilir? Halbuki bu fiil vardır ve denizin dibinden dağın başına kadar dünyanın her yerinde birdir. Öyleyse bu fiilin faili de birdir; üstelik bütün yavruların bütün ihtiyaçlarını en ince ayrıntılarına kadar bilen bir ilmin ve bu ihtiyaçları en umulmadık bir yerden, hiç akla gelmeyen bir tarzda ve en mükemmel şekilde gönderen bir hikmet ve rahmetin sahibidir.

    3. Bir annenin veya babanın bütün gayreti, yavrunun yaratılışındaki en mükemmel noktaya ulaşmasına hizmet etmekten ibarettir. Herşeyden âciz bir şekilde dünyaya gelen yavru, kendisinin her ihtiyacını karşılamak için çırpınan, kendisini besleyen ve büyüten bir anne ile baba sayesinde yetişir, olgunlaşır ve kendisinden beklenen fonksiyonları yerine getirecek mükemmel bir seviyeye ulaşır. Bütün yavruların birden bu şekilde merhametle ve ihtimamla yetiştirilmelerine baktığınız zaman, bütün canlılar dünyasına hükmeden bir “terbiye” fiili de bütün parlaklığıyla karşınızda beliriverir. Madem ki bu fiil vardır ve birdir; öyleyse herşeyi kuşatan bir rubûbiyetin eseridir.

    4. Bir annenin fedâkârlığı sınır tanımaz. Yavrusunu korumak için eğer kendisini fedâ etmek gerekiyorsa eder. Bu öyle bir sırdır ki, en canavar bir hayvanı kendi yavrusu karşısında uysallaştırırken, en uysal ve çekingen bir hayvandan da yavrusunu savunma ânında bütün dünyayı karşısına alabilecek kahraman bir muharip çıkarır. Tehlikeyi sezdiği anda yavrularını çalılığın ardına saklayıp düşmanı kendi peşine takarak oradan uzaklaşan anne keklik, bu davranışıyla, “Ne pahasına olursa olsun yavrular korunacak” emrine hayatı pahasına uyan anneler ordusundan bir fert olduğunu gösterir. Aynı anda, her yerde, bütün yavrular üzerinde cereyan eden bu “koruma” fiili ise, bütün yavruları kuşatan bir rahmet ve hafîziyetin ve bütün anneleri birden emri altında tutan bir irade ve kudretin habercisidir.

    5. Anne ile yavru doğum ânında tanışırlar. Daha evvel yumurtasının veya karnının içindekini hiçbir anne bilemez. Fakat tanıştıkları anda, bir dakika evvel mevcut olmayan yavru ile anne arasında âdetâ “hiçten” ortaya çıkan bağ, dünyada hiçbir şeyin koparamayacağı kuvvettedir. Her an yeryüzünde böyle nice bağlar kurulur. Yumurtalardan ve rahimlerden çıkan milyonlarca yavru ilk defa gördüğü annesine, milyonlarca anne de ilk defa gördüğü yavrusuna, sanki ezelden gelen bir beraberlikleri varmış gibi bağlanır. Hiçbir saniye yoktur ki, dünyanın karaları ve denizleri, böyle sayısız kucaklaşmalara şahit olmasın. Her yerde, her an görülen bu fiil de madem ki vardır ve tektir; öyleyse rahimlerde olanı bilen ve yeryüzünü mütemadiyen muhabbet ve şefkatle çalkalayıp yoğuran bir Fâil de vardır.

    6. Annenin hizmeti karşılıksızdır. Yavrusunu besler, büyütür, yetiştirir; sonra yavrular uçar, gider. Sonra yeni yavrular gelir. Birbiri ardınca gelip giden yavrular uğruna çırpınan, zahmet çeken, tahammülü imkânsız açlıklara katlanan, gerekirse hayatını fedâ eden anne, bütün bunları hiçbir karşılık beklemeden ve görmeden yapar. Bunu yaptıran ise, aşkın da ötesinde bir iştir; çünkü âşık sevdiğinden karşılık ister. Öyleyse, bütün annelerin kalplerini birden tek bir kalp gibi kuşatan ve dolduran, saf ve katıksız bir şefkat var ki, maddî sebepler, “hiçten” ortaya çıkan bu şefkati açıklamaktan âcizdir. Her an, her yerde, bütün annelerde birden eserini gösteren bu şefkat de dünyayı kuşatan bir rahmete sahip tek bir Fâil ister.

    BİR KUŞUN yumurtasında proteinlerin ve tüylerin programını bulabilirsiniz—gerçi bunlar da bir fâil ister. Fakat anne kalbindeki şefkat, nükleik asitlerin işi değildir. Oysa açıkça görülüyor ki, başlangıçta mevcut olmayan şey, neticede vardır. Bir yumurta hücresi bir anne olduğu zaman tepeden tırnağa şefkatle dolar. Peki, nereden gelir, nereden akar bu şefkat annenin yüreğine?
    “Hiçbir şey yoktan var olmaz” diyenler, bütün canlılar dünyasını kuşatan bir şefkati açıklamak için, hiç yoktan bir “içgüdü” icad ettiler. Fakat dünyanın her köşesinde her an hükmünü sürdüren fiillerdeki birliği göremediler, yahut görmek istemediler. Bu yüzden, ilmi, kudreti, iradesi, hikmeti, rubûbiyeti, hafîziyeti ve rahmeti herşeyi kuşatan tek bir Yaratıcının vasıflarını, anneler sayısınca içgüdülerde aramak zorunda kaldılar. Lâkin hiçbiri de bu “içgüdünün” nasıl birşey olduğunu, nasıl ortaya çıktığını, kime nasıl hüküm geçirdiğini ve nasıl işlediğini açıklayamadı. Çünkü ellerindeki malzeme, tek bir hayvana bir içgüdü yaratmaya yetmedi. Gerçekte onlar birşey icad etmediler; sadece bâtıl inançlarına bir isim takmış oldular. Kendilerini de herşeyi kuşatan bir rahmetten ebediyen mahrum ettiler.
    Onlar böylece avunadursunlar. Bacalarımızın üzerinde gagalarını takırdatarak annelerinin dönüşünü kutlayan leylek yavruları, o bacanın altındaki insanın gevezeliğine aldırmadan, kendi âlemini kuşatan bir rahmeti alkışlamaya devam ediyor. Kuş yuvalarındaki çığlıkların balina şarkılarıyla, kedi mırmırlarının kuzu melemeleriyle karıştığı şu günlerde bahar, tıpkı çok sesli bir koro gibi, o rahmeti terennüm ediyor. Sayısız sinelerden oluk oluk fışkıran sütler, tükenmez gayb hazinelerinden dünyaya her an tonlarca rahmet boşaltıyor.
    Çünkü Allah, “Rahmetim herşeyi kuşatsın” buyurdu.
    Ve bardaktan boşanırcasına yağdı rahmet yeryüzüne.
    Dağları ve denizleri kuşattı.
    Annelerin kalbinde şefkat, yavruların dilinde şükür çiçekleri açtı.
    Her zerresi rahmetle yoğrulan dünya, o şevkle kanat açtı ve uçtu. Işık saçan yıldızlara bedel, her zerresinden şükür çığlıkları saçtı fezaya.
    Ve o çığlıkların arasında, Kâinat Yolcusunun Arşta yankılanan sesini yıldızlar ve kehkeşanlar birlikte dinledi:

    “Bütün zîhayatların hayatlarıyla gösterdikleri tesbihât-ı hayatiye ve Sânilerine takdim ettikleri fıtrî hediyeler, ey Rabbim, Sana mahsustur. Ben dahi bütün onları tasavvurumla ve imanımla Sana takdim ediyorum.” ALINTIDIR..

  8. #2148
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    Paylaşimin Için Tşk.

  9. #2149
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 09.12.06
    Mesajlar: 142
    Teşekkür ve Beğeni

    -BURAYA TIKLAYIN-LÜTFEN SONUNA KADAR İZLEYİN

    BOYLE BİR KONU AÇTIĞIN İÇİN ALLAH RAZI OLSUN
    ARKADAŞIMIN PAYLAŞTIĞI HİKAYEYİ OKUDUĞUMDA BU VİDEO AKLIMA GELDİ... ETKİLENMEMEK ELDE DEĞİL. AHHH ANAM AHHH...


    SAYGILARLA

  10. #2150
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    video içn Allah razı olsun senden

Sayfa 215 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 115165205213214215216217 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Tertip sahibi kimdir?
    Konu Sahibi _ZÜMRA_ Forum Namaz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14-09-2010, 00:20
  2. Mâlik bin Dinar
    Konu Sahibi _AYDIN_ Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19-01-2010, 02:56
  3. Rabbimizin Sevdiği 10 Halimiz
    Konu Sahibi mavci Forum Allah (c.c) Hazretleri
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 11-06-2009, 16:26
  4. bir saat(lütfen okuyun)
    Konu Sahibi kbusra Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12-02-2009, 23:26

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •