Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 214 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 114164204212213214215216 ... SonuncuSonuncu
2.131 den 2.140´e kadar. Toplam 2216 Sayfa bulundu

Konu: GÜNLERDEN BİR GÜN KURBAĞA YARIŞI DÜZENLENMİŞ!!!

  1. #2131
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    Güzel Bir Tevazu Örneği...

    Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergâhlar ayni zamanda aşevi işlevi görüyordu. Durumu Hacı Bektaş Veli'ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli 'helal değildir' diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Mevlana'ya anlatır .Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder.
    Adam ayni şeyi Hacı Bektaş Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar.

    Mevlana şöyle der:

    "Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir."

    Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergâhı'na gider ve Hacı Bektaş Veli'ye, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli'ye sorar.

    Hacı Bektaş Veli de şöyle der:

    "Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir."


  2. #2132
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    Allah cümlemizden razı olsun gözümüze çarparsa söylerim inş.tekrar tşk.ettim

  3. #2133
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 01.11.06
    Mesajlar: 447
    Teşekkür ve Beğeni

    emeğine sağlık... çok hoş ve anlamlı bir hikaye idi. paylaşım için teşekkürler...a.e.o

  4. #2134
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    UMUT...güzel bi hikaye

    UMUT...
    Pers Sultani iki adami olume mahkum etmis.
    Sultan'in atini ne kadar sevdigini bilen mahkumlardan bir tanesi hayatini bagislarsa bir yil icinde ata ucmayi ogretebilecegini soylemis. Kendini dunyadaki tek ucan ata binerken hayal eden Sultan bunu kabul etmis..
    Diger mahkum inanmayan gozlerle arkadasina bakmis ve
    "Atlarin ucamadigini biliyorsun. Nasil olup da boyle delice bir fikirle cikabildin ortaya..? Yalnizca kacinilmazi geciktiriyorsun o kadar."
    " Pek degil " demis birinci mahkum.
    " Kendime dort ozgurluk sansi veriyorum.


    Birincisi : Sultan bu yil olebilir.
    Ikincisi : Ben olebilirim.
    Ucuncusu : At olebilir...
    Dorduncusu... " Belki ata ucmayi ogretebilirim.".! "

    UMUTLARIMIZIN HIC TUKENMEMESI DILEGIYLE......

  5. #2135
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    Telefondaki Ses...çok Güzel Bi Hikaye Okumanizi Tavsiye Ederim

    David o gün çok yoğundu, seçim kampanyaları devam ediyordu.
    Aceleyle çevirdiği telefonda karşısına çıkan şarkı gibi bir sesle
    karşılaşınca şaşırdı. Özür dileyip kapattı. Ama o hoş ses aklından
    çıkmıyordu.



    Ertesi gün sabah erkenden o numarayı aradı. Telefon çalarken kalbi
    çok hızlı çarpıyordu. Evet karşısında yine o tatlı ses vardı.
    Kendisini tanıttı. Konuşmaya başladılar. Konuştukça kızdan dahada
    etkileniyordu.



    Günler geçti. Hergün onunla konuşuyordu, onun sesini duymadan güne
    başlayamıyordu. Kızgın olduğunda sakinleştiriyor, üzgünken
    neşelendiriyor, monoton günlerde yeni heyecanlar aşılıyordu. O soğuk
    kış günleri bu sıcacık sesle ısınmış ve bahar gelmişti.



    Bu arada seçim kampanyalarıda çetin bir şekilde devam ediyordu.
    Aklından ve kalbinden çıkaramadığı o kızla evlenmeliyim diye düşünmeye
    başladı. Bu kampanyası içinde olumlu olurdu. Danışmanı başının etini
    yiyordu.



    - "Evlenirsen, ratingin 10 puan artar" diye...



    Şu ana kadar bu konuyu pek ciddi düşünmemeşti. Neden olmasın dedi
    ve hızla telefonu çevirdi. Hiç nefes almadan evlenmek istediğini
    söyledi, kampanyasını anlattı, hayallerinden bahsetti, seçimden sonra
    karayiplerde bir balayından bile bahsetti. Onun çoşkusu genç kızada
    geçmişti. Ama bir anda sessizleşti ve mırıltılı bir sesle :



    - "Henüz beni görmediniz, ya beğenmezseniz." dedi.



    David "Bu kadar güzel bir sesin ve kalbin sahibi çirkin olamaz
    herhalde" dedi.



    Bu arada eski neşesini ve çoşkusunu kaybetmişti. O zaman yarın
    buluşalım dedi. Buluşacakları yeri konuştular.



    Ertesi gün David heyecanla buluşacakları yere geldi. Biraz sonra
    uzaktan yanında köpeği ile güzel bir kız geliyordu. Acaba o mu diye
    düşündü. Ama parkın o kısmındaki tek kişi olmasına rağmen ona
    bakmıyordu. Uzaklara çok uzaklara bakıyordu. Sanırım o değil dedi.
    Kızın gözlerinde güneş gözlükleri vardı. Kızın gözlerinin ne renk
    olduğunu düşünmeden edemedi.



    Kız David ile telefondaki meleğin buluşacağı havuzun yanına kadar
    geldi. Oda ne elinde bir beyaz baston vardı. David şaşkınlıkla ona
    bakakaldı. Bu o telefonlarda konuştuğu meleğiydi. Ama o kördü. Ne
    yapmalıyım diye düşündü. Kaçıp gitmeli mi? Herşeye rağmen elini tutup
    konuşmalı ve onunla evlenmeli miydi? David yutkundu ve birkaç adım
    atıp, kızın yanından geçip sessizce gitti. Parkın dışına çıktığında
    son birkez dönüp kıza baktı. Kız hala uzaklara doğru bakıyor,
    köpeğiyle konuşuyor ve David'i bekliyordu.



    David günlerce, onu bekleyen kızın hayalini unutamadı. Sürekli
    doğruyu yaptığına kendini inandırmaya çalışıyordu. Bazen eli telefona
    gidiyor, o gün işim çıktı gelemedim deyip, yine herşeye yeniden
    başlamayı düşünüyordu.



    Günler geçti ve seçimler sonuçlandı. David seçimleri kaybetti. New
    Jersey valisi olamamıştı. Yine avukatlığa devam etmeye başladı. Noel
    hazırlılarının devam ettiği o öğlen, sekreteri içeri girerek, davanın
    25 dk sonra olacağını hatırlattı. Hızla hazırlandı. Çantasını alıp
    adliyeye gitti. Yerine geçti oturdu. Önemli bir tecavüz davası
    görülüyordu ve sanığı David savunacaktı, işi zordu. Biraz sonra karşı
    taraf ve hakimde yerlerini almıştı. David ilk tanığa sorusunu sordu.
    Moralinin bozulmaması için karşı tarafın avukatına dönüp bakmamıştı
    bile. 2.tanık ile ilgili notlarına bakarken, yüksek topuklu bir
    ayakkabı sesi duydu. Karşı tarafın avukatı tanığın yanına gidiyordu.
    Avukat konuşmaya başladı. Bu ses çok sert, acımasız ama bir o kadarda
    tanıdık geldi.



    Başını kaldırdı daha bir dikkatle baktı. O sırada saçlarını
    sımsıkı topuz yapmış, menekşe gözlü, dudakları bir çizgi gibi kapalı
    avukatla gözgöze geldi. İşte o anda gözlerinde birden başka bir
    görüntü canlandı. Çağlayan gibi omuzlarından aşağı sarkan sarı saçlar,
    heran gülmeye hazır yürek şeklinde dudaklar, melek gibi bir yüz ve
    güzel bir vücut. Bu o parktaki kız olabilir miydi..?



    Yoksa halisülasyonlar mı görmeye başlamıştı. 2 saat sonra dava
    bittiğinde hiç bir şey hatırlamıyordu.



    Yanından hızla geçen avukatın peşinden koşup bahçede yakaladı. Tam
    ağzını açıp konuşacaktı ki. O menekşe göze ta gözbebeklerinin içine
    kadar sımsıcak bir şekilde baktı; o çizgi halindeki dudaklar güller
    gibi açarak gülümsedi ve şarkı gibi melodik bir ses duyuldu.



    - "Merhaba o gün parkta sana şaka yapmak istemiştim.. Herşeye
    rağmen beni isteseydin, cesurca yanıma gelip bana telefondaki meleğim
    demiş olsaydın. Ya da 1-2 saniye daha bekleyebilseydin. Sana evet
    demek için gelmiştim. Oysa sen kendi kalbini sınavdan geçirdin ve
    başarısız oldun. Bu arada, sürekli aradığın... ya da parktaki günden
    sonra hiç aramadığın telefon, ofisimdeki direkt telefondu."



    Ve telefondaki melek yürüyüp gitti...

  6. #2136
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    Kitap..güzel Bi Hikaye

    Sıradan bir gün daha başlıyordu. Herşey hazırdı. Dalışa geçecek ve bu dünyayı incelemeye devam edecekti. Paletlerini giyindi, deniz gözlüğünü taktı, hava tüpünü de sırtına geçirdikten sonra kendini suya bıraktı.

    Bu dünya başka bir dünyaydı onun için, hiçbir insan yok. Kendini deniz hayvanlarıyla bir hissediyordu. Biraz derinlere indi. Her yer ışıl ışıl parlıyordu. Güneşin ışınları denizi adeta yalıyordu.

    Daha sonra yüzeye doğru yüzdü. Denizin bir metre altında yüzüyordu. Herşey ne kadar güzeldi. Kendini suyun yüzüne çıkarınca başka bir farklı dünyada hissetti kendisini. Evet, iki dünya arasında hayatı sürüyordu. Bu iki farklı dünyada yaşamayı seviyordu. Teknesine doğru baktı, biraz fazla açılmıştı. Su üstünde iki dakika durduktan sonra tekrar denize daldı. Teknesine doğru yüzmeye başladı.

    Denizin altında yüzen balıklar, taşın altında bulunan yengeçler, yunuslar, kara ve su kaplumbağaları, hepsi iki dünyanın farklı yaratıklarıydı. Bir hayvan, kara hayvanı mı yoksa deniz hayvvanı mı olduğunu nereden biliyordu acaba. Konuşacak bir dilleri olmasa bile, bütün bu harikaları anlayabiliyorlar mıydı.

    Suyun altında yüzerken, biran kendini daha yoğun bir yerde hissetti. Bir farklılık olduğunu anlamıştı adam. Tekrar geri dönerek yüzmeye başladı. Yine eski ortamında buldu kendini. "Denizde iki ortam nasıl olabilir" diye düşündü. Denizin yoğunluklarının farklı olduğu yerin tam ortasında durdu. Yüzeye doğru tekrar çıktı.

    Dalgıç, teknesine yüzdü. Dümenini, kendisine farklı gelen, yoğunluğunun farklı olduğunu hissettiği yere kırdı. Oraya geldiğinde denizi bir güzel incelemeye başladı. Kendi gördüğünü, belki normal bir insan, yani bu dünyayı iyi tanımayan bir insan göremezdi. O alana baktığında denizin renginin, sanki arasına gizli, görünmeyen bir cam sokulmuş gibi, birdenbire farklılaştığını anladı. Bu farklılığı daha iyi anlayabilmek, bitmek bilmeyen öğrenme isteğini tatmin etmek için tekrar denize daldı. Su üstünde, kendisinin keşfettiği alana doğru yüzdü. Gerçektende burada, bir anormallik vardı.

    Denizin suyunun rengi, belki de kendisinden başka hiçbir kimsenin göremeyeceği bir durumdu bu, aniden farklılaşıyordu. Bu sefer deniz gözlüğünü ve tüpünü yanına almamıştı. Çünkü bu seferki dalışının asıl amacı deniz diyarını incelemek değil, iki dünyayı birbirinden ayıran bu sınırdaki farklılığı anlayabilmekti.

    Dalgıç, dudaklarını, daha koyu olarak gördüğü suya değdirdi. Diliyle dudaklarını sıvazladı. Evet, su tuzlu suydu. Daha sonra dudaklarını, daha açık ördüğü suya değdirdi. Bu seferki su tatlı suydu. Kaptan, denizlerle ilgili müthiş bir şey keşfettiğini anladı o an. Bu alanda tatlı su ile tuzlu su birbirine karışmıyordu. Bugün onun için çok güzel bir gündü. Keşfettiği bu alanı beynine iyice kazıdı; çünkü burayı unutmaması gerekiyordu, keşfinin kanıtlanmasında iyi bir örnek olacaktı.

    Teknesine çıktı. Kendisinin bulunduğu yere yakın olan bir arkadaşına doğru yol aldı.

    Kaptanın arkadaşı, evinde yemek hazırlıyordu. Yalnız bir insandı. Bütün ev işleriyle kendisi uğraşırdı onun için. Yemeğini hazırladıktan sonra küçük bir masada yemeye başladı. Bu sıralarda kapının zili çalındı. Kapıyı açtığında karşısında kaptanı gördü. Daha yeni dalış yaptığını anlamıştı; çünkü her nedense kurulanmamıştı.

    "Nedir bu halin kaptan, neden kurulanmadın?"

    "Bırak kurulanmayı, bugün çok özel bir gün."

    "Sofra hazır, gel ilk önce bir güzel karnımızı doyuralım, daha sonra bugünün neden güzel bir gün olduğunu konuşuruz."

    Kaptan üstüne baktı: "İzin verirsen şu üstümü bir değişeyim."

    "Tabi canım. Ben de bir tabak daha koyayım sofraya."

    Kaptan ıslak elbiseleri üzerinden çıkartarak kuruları giyindi. Heyecanla sofraya yaklaştı. Arkadaşı onu görünce: "Gel sofraya, biraz yiyelim. Dalıştan geliyorsun, acıkmışsındır."

    "Canım hiç yemek istemiyor. Biliyormusun bugün daldığım zaman denizlerle ilgili bir şey keşfettim."

    "Neymiş o keşfettiğin şey."

    "Yüzerken bir alandaki farklı renkteki deniz sularını gördüm. Bunları incelediğimde denizin tatlı suyu ile tuzlu suyunun birbiriyle karışmadığını buldum."

    Kaptanın arkadaşı bu sözleri duyunca gülmeye başladı.

    "Neden gülüyorsun."

    "Neden güleceğim. Bunu sen keşfetmedinki. Ben zaten bunu biliyordum."

    Kaptan şaşkınlaştı:

    "Nasıl olur, bunu ilk ben keşfettim, hem sen dalmıyorsun bile."

    "Tamam dalmıyorum. Zaten bunu dalarak öğrenmedim. Bir kitaptan okudum."

    "Nasıl olur. O kitap sende mi?"

    "Evet bende."

    "Görmek istiyorum. Lütfen göster bana."

    Kaptanın arkadaşı, kitaplığına gidip yeşil renkli bir kitap aldı. Bir sayfayı açtı ve kaptana gösterdi.

    "Evet" dedi kaptan, "gerçektende bu biliniyormuş. Bu kitabı hangi denizci yazdı?"

    Kaptan bu kitabı kimin yazdığını anlayabilmek amacıyla ön ve arka kapağı kontrol etti. Fakat bir bilgiye rastlayamadı. Arkadaşı ise kaptana bakıyor, kendini gülmekten alamıyordu.

    "Boşuna araştırma" dedi, "Bu kitap Allah'ın kitabıdır."

  7. #2137
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 29.09.07
    Yer: KAYSERİ
    Mesajlar: 795
    Teşekkür ve Beğeni

    yaşa kardeşim yaşa hayat yaşanmak için vardır şu üç günlük dünyada başkaları için üzülmeye değmez haketmiyorlar çünkü
    şiirde çok güzelmiş emeğine sağlık

  8. #2138
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    aynne öle Kardeşim Cevabin Içn Bende Tşk.ederim

  9. #2139
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 29.09.07
    Yer: KAYSERİ
    Mesajlar: 795
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı eminn_´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    aynne öle Kardeşim Cevabin Içn Bende Tşk.ederim
    önemli değil

  10. #2140
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.10.07
    Mesajlar: 392
    Teşekkür ve Beğeni

    Ya Işte öyle Tuttumu Tutmadimi

Sayfa 214 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 114164204212213214215216 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Tertip sahibi kimdir?
    Konu Sahibi _ZÜMRA_ Forum Namaz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14-09-2010, 00:20
  2. Mâlik bin Dinar
    Konu Sahibi _AYDIN_ Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19-01-2010, 02:56
  3. Rabbimizin Sevdiği 10 Halimiz
    Konu Sahibi mavci Forum Allah (c.c) Hazretleri
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 11-06-2009, 16:26
  4. bir saat(lütfen okuyun)
    Konu Sahibi kbusra Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12-02-2009, 23:26

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •