Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 192 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 92142182190191192193194202 ... SonuncuSonuncu
1.911 den 1.920´e kadar. Toplam 2216 Sayfa bulundu

Konu: GÜNLERDEN BİR GÜN KURBAĞA YARIŞI DÜZENLENMİŞ!!!

  1. #1911
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.06.07
    Yer: Kayseri
    Mesajlar: 4.498
    Teşekkür ve Beğeni

    Oysaki mükellef olan bendim!

    Artık yavaşta olsa çekilmeye yüz tutan suların başındayım.

    Ne kadar sakindi.

    Çok çaresizdi.

    Heyecan tükenmişti.

    Gürleyerek şakıyorken, ne hallere düşmüştü.

    Kendinden ötelerde melalin hengâmesini hesaplıyordu sanki.

    Oysa biliyordu ki oralara hiçte yabancı birisi değildi.

    Toprak süzerken suyu, derinliğinde ki bentten habersiz değildi.

    Ezelin hikâyesinde serinleyen bir erendi. İbret için şekillenen abitti.

    Aşkın muvazenesinde bir ahenkti.

    Meşk derinliğinde şevkti.

    Hidrojen ve oksijen yalın halde bir gaz iken, ol emriyle su olurken,

    Rahmetin sebebi, azgınlığında celadeti olmayı başarmıştı.

    Sel olunca, ağzın sular sıfatını yakıştırırız.

    Oysaki su hiç azar mıydı?

    "Azgın sularda, ölüm kalım mücadelesi"

    Azgın sular...

    Azgınlaşmak...

    Azmak...

    Hadsizliğin temel vurgularıdır.

    Hadsiz olmak, bir sınır tanımamaktır.

    İnsani ölçüleri, dışlayarak, enaniyetin panayırında yaşamaktır.

    İnsanı bu konuma getiren, muhakeme ve muvazene hasletlerinin iflasıdır.

    Asliyetinin gereği değil, vefa kat, etki ve tepki ölçeğinde çalışmasıdır.

    Hadsizlikte ilk aklımıza gelen, şerrin odağını ölçü gören kroniklerdir.

    İki ayrı özellikleri iktifa eden bir gaz iken,

    Ol emriyle bütünleşen âlem senfonisi,

    Rahmetin tecellisi, serinliğin kalesi, arzın dengesi,

    Rızkın sebebi, kirin korkusu durumunda bulunan,

    Bu mübarek su...

    Neden "azgın" tabirine muhatap kalır, anlayabilmiş değilim.

    İnsanların iradesi vardır.

    Bunların kabul ve ret lüksleri bulunur.

    Fakat suyun ve nebatatın, böyle bir hukuku bulunmamaktır.

    İnsanın hizmetine vakfedilmiş bu mübarek su.

    Neden azgınlaşarak, ecele sebep olsun.

    Düşünmeliyiz!

    Bilgi sahibi olmadan, neyi ve nasıl düşüneceğimiz bilmeliyiz.

    Akıl, iz'an, idrak herhalde emanete bırakılmamıştır.

    Kâinatın Hâkimi mutlak olan, Cenabı zülcelâl hazretlerinin,

    Emrine tabi olmaktan başka bir şansı bulunamayan,

    Bu mübarek suya “Azgın” denmesini, hüznümle yudumladım.

    Oysaki mükellef olan bizzat bendim.

    Ben olan sefil bir illettim.

    Enaniyetiyle avunan ne şedit bir hederdim.

    Mahşeri bilen, buna rağmen gafleti seçen rezildim.

    Hak adına hiçbir şey yapmayan namerttim.

    Zevki için yaşayan ne garip bir âdemdim.

    Bendim, eneydim, şirkin içinde habersiz beşerdim.

  2. #1912
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.06.07
    Yer: Kayseri
    Mesajlar: 4.498
    Teşekkür ve Beğeni

    Biraz şaşkındım!

    Gelişen olaylar karşısında bazen nefesimin daraldığını hissediyordum.
    Kimseye söyleyemezdim.

    Bunu sızısıyla sıkıca yaşamaya çalışıyordum.

    Her ne sebepse anlaşılmaz olmak zorunda bırakılırken, acım hadsizdi.

    Bu durum karşısında ne yapabilirdim, düşünmeliydim fakat bunu dahi, sağlıklı becermem çok zor görünüyordu.

    Yutkunmam kolay olsa da bir çare olmadığını bilerek çaresizlikten tekraren denemek zorunda kalıyordum.

    Her ne kadar daraldığım vakitler yarabbi sen bilirsin diyordum fakat ne kadar samimi olduğuma kendim dahi inanamıyordum.

    İtminanlık sadece zorluklar karşısında tezahür ediyorsa, garip bir durumun olduğu zaten belliydi.

    Varlığın ve dirliğin içindeyken, hiç akla gelmezken ve bugün anmak!

    Ne kadar sefil bir duruş olduğunu bilmemle birlikte yinede çaresizdim.

    Böyle acizliğimin nüksettiği zamanlarda, konuşma dilinden yoksun olduğum yıldızlar, masumca nazar eden ay, bu zindeliğin hakikatini haykıran gece, sessizliğiyle benliğimdeki katranların katlarını hatırlatıyordu.

    İklim olarak bir hazanın ak sedası ne ki, bir yaprağın dalını terk etmek zorunda bırakılması bile hicranın çeperlerinden arta kalan zamanlardı.

    Evet, biliyordum, illa ki aklım vardı, iz’anım zararsızdı, zekâ düzeyim alaka gören hasletti, çevrem ilgilerini esirgemezlerdi.

    Nerede akşam orda sabah en genel değerler olmuştu.

    Ufak çaplı bir gezinti için en önemli zaman, zevkin harmanında konuşlanmaktı. İşte akıl, iz’an, idrak bu kadar işe yarayandı!

    Bu halin yansıyan kesitlerinde, mana sadece mevzuu için var olandı.

    Tartışmalarda mahcup olmamak için ikmal edilen hazırlıklardı.

    En kıymetli arkadaşım durumunda buluna refikam, sadece talep eden

    Çaresizliğin sızısıyla celalleşen mizacı zatımı daha derinden etkileyen sebepti. Halimi kim bilebilirdi ki?

    Aklıma gelenler şayet bir tercih sebebi olsalardı, hayat anlamını kaybederek safilinin yolculuğuna uğurlardı.

    Kalan mevcut dişlerimi sıkmam, ama daha çok sıkmam baş ağrımı artırsa da, gücümün yettiği tek aşamaydı.

    Gönül bu kadar mı kararırmış, insan bu denli mi bizar olurmuş anlatmam çok kabil değil.

    İnsan olarak mahcubiyetin her katresinde ezilirken, bazı zamanlar umursamazlık teslim alıyordu. Kayıtsız kalmak kolaylaşıyordu.

    Hâlbuki bir insan için ne kadar korkunç bir depresyonun belirtisiydi.

    Yıllarca yokluğun girdabında nefeslenirken, kararan ufkumdan bir ışığın yansıması çok mümkün olan hal değildi.

    Bu halin kıdemlisiyken, alışılmış usulden olmak üzere şükür etmeyi ihmal etmek istemezdik.

    Ne de olsa inan biriydik. Ama hangi ölçülerde, bilinmeyenlerin derinliğinde, bir işte diyerek tekerlemelerden vazgeçemezdik.

    La derken neleri reddederdik bilmezdik.

    İlla derken ne demek isterdik bilmezdik.

    Muhammed derken, sadece garipliğinde serinlerdik.

    Bak o büyük insanda ne kadar sıkıntılar çekmiş diyerek ferahlardık.

    Tevhidin hakikati neymiş, kimlerin en değerli hazinesiymiş bilmezdik.

    Var ise heyecanı yatıştıracak bir takım imkânların, ona kavuşman ve herkes gibi olman yeterliydi.

    Âlimi, zalimi, arifi, zahidi, veliyi, deliyi, meczubu, mecnunu, aşkı, hazzı.
    Ne olduğunu bilsek ne olacaktı.

    İşte böyle bir zavallılıktı.

    Elbette bir bühtandı.

    En kolay olandı.

    Bir insan için ne kadar haktı?

    Bir nefeslik hayat kimin kudretindeydi?

    Bunu bile umursamayan bir insan ne kadar akıllı olandı.

    Bir erdemin, bir faziletin, bir kutsi davanın müdavimi olunmadığı
    sürece, her varlığın bir gün nihayet bulacağını akledememek.

    Ne kadar acı, muhayyilesi bili ince hastalıkların en katlısıdır.

    Sevmek, sevmeyi bilmek, bunu idrakiyle şekillenmek…

    Sevda, ne kadar ulvi bir haz, manasının deruniliğinde…

    Aşk, kelamların en muhkemi, saltanatın banisi olan ummandır…

    Okyanuslar, ancak hülyalarla ibreti nazarın şevkiyle hasrolmaktır…

    Bu güzellikleri idraken teneffüs edememenin haylazlığında kalanım…

    Sırf bir bilgi olarak bilinmesinin ne kadar çok kıymeti vardır ki?

    En çok bilenler, tevhidi bilmeyenler ise ne hükmü olacak ki?

    Geldik hiçbir dahlimiz olmadan, ancak giderken öyle mi?

    Akıl niçin verildi?

    Niçin mükellef dendi?

    Neden mevcudattan örnekler verildi?

    Niçin geçmiş ümmetlerin hikâyeleri zikredildi?

    Neden hep peygamberler çileyi çekenlerdi?

    Neden bunu tercih ederlerdi?

    Neden haşyet içinde gözyaşı dökenlerdi?

    Yarım asırlık ömrün hazanında bu hakikatlere vakıf olmam yeterli mi?

    Düşünmek ne demekti? Neyi düşüneceğimizi bilmek değil miydi?

    O vakit hakikat nerdeydi?

    Senin yıllarca ihmal ettiğin ruhunun derinliklerindeydi?

    Vakit çok mu geçti? Asla bir teşebbüs etmek yeterliydi.

    Rahmet kapılarının açılması için sadece yeterli bir sebepti…

  3. #1913
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 28.10.06
    Yer: İstanbul
    Mesajlar: 3.492
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Bir Leyla düşlemesidir aşk...

    nihalim yazdı:
    S.A...ALLAH C.C.RAZI OLSUN...EMEĞİNİZE SAĞLIK...A.E.O...SELAMETLE...

    "Oysa, varlığın özünde sevda hamuru vardı. O hamuru besleyen aşkın pişmanlık gözyaşı vardı. Adem ile Havva'dan dökülen. Şimdi ezeli pişmanlıklara değil, günübirlik sancılara akar oldu gözyaşlarımız."

    Aleykum selam kardeşim..
    Allah c.c. cümlemizden razı olsun.. Selam ve dua ile kal inşaAllah..

  4. #1914
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 20.06.07
    Mesajlar: 2.897
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Bir Leyla düşlemesidir aşk...

    esselamun aleyküm kardeşimBu güzel şiiri bizimle paylaştığın için rahman razı olsun Rabbim bizlerede böyle gönül muhabbetleri verdin inş. selam ve dua ile...

  5. #1915
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 28.10.06
    Yer: İstanbul
    Mesajlar: 3.492
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Bir Leyla düşlemesidir aşk...

    zynp_rukiye yazdı:
    esselamun aleyküm kardeşimBu güzel şiiri bizimle paylaştığın için rahman razı olsun Rabbim bizlerede böyle gönül muhabbetleri verdin inş. selam ve dua ile...
    Ve aleykum selam kardeşim..
    Allah cümlemizden razı olsun kardeşim sağolasın..
    Amin diyorum duana.. Selametle

  6. #1916
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.07.07
    Mesajlar: 30
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Bir Leyla düşlemesidir aşk...

    s.a.bu kadar derin duyguları yaşamakta,yaşayanı anlamakta saf bir kalp ile olur.bu kalbe sahip olan herkesden ALLAH(c.c.) razı olsun.

  7. #1917
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 28.10.06
    Yer: İstanbul
    Mesajlar: 3.492
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Bir Leyla düşlemesidir aşk...

    golcuklu yazdı:
    s.a.bu kadar derin duyguları yaşamakta,yaşayanı anlamakta saf bir kalp ile olur.bu kalbe sahip olan herkesden ALLAH(c.c.) razı olsun.
    Aleykum selam.. Amin kardeşim sağolasın..
    Selametle..

  8. #1918
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.02.07
    Mesajlar: 1
    Teşekkür ve Beğeni

    İstanbul İntihar Etti


    Önce erkek oldu kadınlar, kadın oldu erkekler istiklal caddesinde. Kalbi temiz olan cenneti hakedecekdi. Sorun değildi camilerin dolup taşması, turistlerin fotoğraf çekmesi için yapılmış gibi mahzundu bütün evleri Allahın. Marmara denizi murdar oldu hayasızların kadın erkek karmakarışık girmesi ile içine. Fatih câminden akıp gitmiyordu ezan sesi artık. Zira az ötede açılmış müziğin sesi bastıracak kadar çoktu ezân sesini.

    İstanbul intihar etti.

    Keferelerin yaptıkları belki de o kadar koymamıştı istanbula. Ama müslüman kadının sembolu haline gelen tesettürü taşıyan kadınların son ahvalı çıldırtmaya yetmişti istanbulu. Başında tesettür altında kot pantolon, başında tesettür dudağı boyalı, başında tesettür yürüyüşü oynak, başında tesettür ama trende tramwayda yada otobüste bir diğer tesettürlü ile kahkaha ata ata konuşacak kadar küstah.

    İşte buydu en çok sızlatan yüreğini istanbulun. Fatih söz vermişti halbuki fethetmeden önce. Fatih güvenmişti torunlarına. İstanbul Fatihe verdiği sözü tuttu ama Fatihin torunları ihanet etti İstanbula verilmiş bir söze.

    Ve İstanbul kaybedip bütün ihtişamını. Bırakarak ardında bir günah selini. Son bir defa okuttuktan sonra ezânları Minareden. Dayanamadı Ve İstanbul !

    İstanbul intihar etti


    Muhammed YILDIZ

    Düşünce İklimi

    http://www.minare.net/ - http://www.minare.net/dusunce/

  9. #1919
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 03.07.07
    Mesajlar: 37
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: İstanbul İntihar Etti

    Selamün Aleyküm,gerçekten okurken içim sızladı,bunlar bizim kanayan yaralarımız ve bu yaralar gittikçe açılmakta,Rabbim yardımcımız olsun,güzel bir paylaşım olmuş,Allah hakkımızda hayırlısını nasip etsin,Allah yar ve yardımcımız olsun...

  10. #1920
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 31.07.06
    Yer: bursa
    Mesajlar: 486
    Teşekkür ve Beğeni

    BELKİ DE HAYAT(kendi yazım)


    BELKİ DE HAYAT...


    Hayat birileri için bazen mutluluğa bazen de uçuruma getiren bir yol ayrımıdır. Bazen tam bir uçurumdur birileri için. Birileri bazen mutludur hayatta ya da hayata sövüp sayandır uçurumdan düşmeye ramak kala...
    Hayat bazen güneşin doğuşunu seyrettiğiniz bir tepedir. Bazen batışına üzüldüğünüz bir köprü. Hayat belki de gülüşüyle
    Kalbinizi hareketlendiren, canınıza can katan bir bebektir ya da ağlamasıyla yüreğinizden bir parça koparan...
    Hayat beklide en sevdiğiniz şarkının müziğiyle tuttuğunuz ritimdir ya da kulağınıza fazla gelen bir sesten kaçış.hayat belki annenizin dizinde geçirdiğiniz zamandan ibarettir ya da kimi zaman onun özlemiyle akıttığınız gözyaşlarından..
    Hayat belki elinizde tutup uçsun diye koşuşturduğunuz bir uçurtmadır. Belki girdiğiniz iddiayı kazanmak için arkasından koşturduğunuz top. Belki içinde huzur bulduğunuz hafif dalgalı bir deniz. Belki güneşten sıkıldığınız an başınızın üzerinde beliren ufak bir yağmur bulutu. Belki özel bir günde giymek için sakladığınız şık bir elbise...
    Bir şarkı vardır herkesin bildiği:"hayat sevince güzel!!!". Belki de hayat sevmektir, belki kavuşmak, belki de beklemek..her kalpte ayrı yorumlanır hayat. Hayat denilen şey belki de nefes almaktan ibarettir herkesin düşündüğünün aksine. Belki gülmekten ibarettir ağlayanların aksine. Belki beklemekten ibarettir kavuşanların aksine. Belki de bir rüyadan ileri gidemez hiç tüm gerçeklerin aksine...
    Ama kesin olan tek gerçek hayat ölüme giden bir tren... bu yolculuktan kaçmaya çalışan tüm yolcuların aksine...

Sayfa 192 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 92142182190191192193194202 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Tertip sahibi kimdir?
    Konu Sahibi _ZÜMRA_ Forum Namaz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14-09-2010, 00:20
  2. Mâlik bin Dinar
    Konu Sahibi _AYDIN_ Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19-01-2010, 02:56
  3. Rabbimizin Sevdiği 10 Halimiz
    Konu Sahibi mavci Forum Allah (c.c) Hazretleri
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 11-06-2009, 16:26
  4. bir saat(lütfen okuyun)
    Konu Sahibi kbusra Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12-02-2009, 23:26

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •