Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 187 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 87137177185186187188189197 ... SonuncuSonuncu
1.861 den 1.870´e kadar. Toplam 2216 Sayfa bulundu

Konu: GÜNLERDEN BİR GÜN KURBAĞA YARIŞI DÜZENLENMİŞ!!!

  1. #1861
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.06.07
    Mesajlar: 22
    Teşekkür ve Beğeni

    SENİ SEVEN KAYINPEDERİN :)

    Üç damadı olan bir Kayın Valide, Damatlarının onu sevip sevmediğini anlamak ister...
    Bir gün büyük damatla gezintiye çıkar ve sahilde gezinirken denize düşer (atlar).


    Damat hemen peşinden atlayarak onu kurtarır.
    Bir sonraki gün damat kapıda sıfır bir
    Peugeot 206 görür,camın üzerinde şu not vardır:

    Beni kurtardığın için teşekkürler.
    Seni seven Kayınvaliden.

    Başka bir gün ortanca damatla gezintiye çıkarlar ve Kayın Valide yine suya düşer. Ortanca damat da peşinden atlar ve onu kurtarır.Ertesi gün kapıda bir Peugeot 206, ve ön camda bir not:

    Beni kurtardığın için teşekkürler.
    Seni seven Kayın Validen.

    Aynı senaryo küçük damatla da denenir ancak...Küçük damat bunun daha önce olması gerektiğini düşünür ve kılını bile kıpırtatmaz.Kayın valide boğulur...Bir kaç gün sonra kapıda son model bir Porsche Carrera GT, ve ön camda bir not:

    Teşekkürler!!!Seni seven Kayın Pederin


  2. #1862
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.02.07
    Mesajlar: 182
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: SENİ SEVEN KAYINPEDERİN :)


  3. #1863
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.06.07
    Mesajlar: 22
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: SENİ SEVEN KAYINPEDERİN :)


  4. #1864
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 28.10.06
    Yer: İstanbul
    Mesajlar: 3.492
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Bir Leyla düşlemesidir aşk...

    Düşünce mecnun çöllere
    Kumlarda Leyla'yı görür
    Dalar derince düşlere
    Uyur da Leyla'yı görür

    Yanar güneşin yüzünde
    Yandıkça Leyla'yı görür
    Bulutlardaki çisede
    Yundukça Leyla'yı görür

    Bülbüllerin ötüşünde
    Kanar da Leyla'yı görür
    Kırlangıcın hicretinde
    Uçtukça Leyla'yı görür

    Pembe gülün yaprağında
    Koklar da Leyla'yı görür
    Memleketin toprağında
    Yattıkça Leyla'yı görür

    Bir tel saçın karasında
    Kararıp Leyla'yı görür
    Geçmez hançer yarasında
    Kanar da Leyla'yı görür

    Bilmez ki Leyla kandedir
    Çölde, denizde, nerdedir
    Gözün gördüğü yerdedir
    Baktıkça Leyla'yı görür

    Meryem Şahin

  5. #1865
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 20.11.06
    Mesajlar: 989
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Bir Leyla düşlemesidir aşk...

    S.A. KARDEŞİM.EMEĞİNE SAĞLIK ÇOK HOŞ PAYLAŞIMLARDI.TAA GÖNLÜMÜZE AKTI.ALLAH RAZI OLSUN.SELAMETLE...

  6. #1866
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 28.10.06
    Yer: İstanbul
    Mesajlar: 3.492
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Bir Leyla düşlemesidir aşk...

    Sefine-i Hayat yazdı:
    S.A. KARDEŞİM.EMEĞİNE SAĞLIK ÇOK HOŞ PAYLAŞIMLARDI.TAA GÖNLÜMÜZE AKTI.ALLAH RAZI OLSUN.SELAMETLE...
    Aleykum selam kardeşim.. Sağolasın beğendiğine sevindim..
    Allah c.c. cümlemizden razı olsun selametle

  7. #1867
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 28.10.06
    Yer: İstanbul
    Mesajlar: 3.492
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Bir Leyla düşlemesidir aşk...


  8. #1868
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 03.10.06
    Yer: *meftun*
    Mesajlar: 2.597
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Bir Leyla düşlemesidir aşk...

    S.A...ALLAH C.C.RAZI OLSUN...EMEĞİNİZE SAĞLIK...A.E.O...SELAMETLE...

    "Oysa, varlığın özünde sevda hamuru vardı. O hamuru besleyen aşkın pişmanlık gözyaşı vardı. Adem ile Havva'dan dökülen. Şimdi ezeli pişmanlıklara değil, günübirlik sancılara akar oldu gözyaşlarımız."

  9. #1869
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.06.07
    Yer: Kayseri
    Mesajlar: 4.498
    Teşekkür ve Beğeni

    Ah ön yargılar!

    O günlerde son derece kararlıydık ve birilerine karşıda, bir o kadar ön yargılıydık, bölüntü çatışmaları çok ön plandaydı.

    Bizim gibi düşünmeyen her kim varsa, zavallı, tebliğe muhtaç, kalb gözleri kapalı insanlar alarak telakki ederdik, çünkü bizlere öğretilen bunlardı, inanıyorduk.

    O kadar enteresan ki, bir kimse içkimi içiyor, altın yüzük mü takıyor, bayanlar açık mı giyiniyor, hemen yargımız kati ve çok kesindi.

    Namaz kılmıyor mu, haremlik selamlık uygulamıyor mu, kâğıt, tavla veya okey oynuyor görüyoruz işte tamam yargımız kesindi.

    Bizim dışımızda kalan insanlara, böyle çarpık bir düşünceyle bakmamızı, kimler önerdi, bu kanaat bizlerde nasıl oluşmuştu, yalnızca bizim söylemlerimizin doğruluğunu neye göre, tespit ediyorduk, ayet-hadis deniyordu ama biz bilmiyorduk.

    Bizim insanlara şu veya bu şekilde diyerek, ön yargıyla bakmamız, onlardan uzak kalmamız, bizlere ne kazandırıyordu, hala merak ederim.

    Asabiyet ve gerginlik dışında, tefrikaya sebep olan bu nevi davranışlar, bir ilahi din öğretisi olabilir mi, o zamanlar ağabeylere inandığımızdan pek anlayamıyordum.

    Bizim insanları dinlemeden, sosyal ilişkilere girmeden, ne demek istediğini ve ne düşündüğünü bilmeden, tercih etmek en doğal hakkı olduğu halde, bizim düşüncelerimizi paylaşmıyor diyerek, onu haksız görmemiz ne ile alakalıdır.

    Bizim insanları yargılama hakkımız var mı, böyle bir hak bize verilmiş mi, sürekli başkalarını mahkûm ediyoruz fakat şunu da biliyoruz ki, hiç kimsede mahkûm olmak istemez, buna rağmen en az yaptığımız şey iç muhasebemizdir.

    Yani, aklımızı, izanımızı, tecrübemizi, mukayesemizi, muhakememizi, insan olabilmek sürecindeyken, elde ettiğimiz bilgileri değerlendirmez isek!

    Bunun nedenli önemli olduğunu bilmeden, merakı ve öğrenmeyi askıya alırsak, başkaları daha iyi bilir diyerek, düşüncelerimizi bir şekilde dondurur isek!

    Hayat ve nizam ölçüsünü, çok değişken ve farlı yazan yazarların kitaplarından, belirli kalıp ve ölçülerde okuyarak, bulunduğumuz şartları tanımadan, gelişim ve değişimleri özümsemeden, uygularsak!

    Nasıl bir hayatın, bizleri beklediğini görmek için, zorlanmaya asla lüzum yoktur, zira bu denli açık bir tehlikeyi göremeyenin, basireti kapanmıştır, dolayısıyla böylesi kronik kişilerden, ne bağ olur ve nede bahçe.

    İlahi adaletten uzak, bir hayalin peşinde olduğumuzu, hiç düşündük mü, hayır çünkü bizim için düşünenler var zaten.

    İşte böyle garip ve anlaşılmaz olunca, birey kimdir, kul nasıl olmalıdır, hak ve yetkilerimizin sınırlarını nelerdir?

    Bunları tespit etmeden, yaşadığımız hayatın koşullarını tanımadan, inancımızın gereklerini anlamadan yaşıyor isek?

    Bilgisizliğimizden kuşkular ve zanlar peşimizi asla bırakmazlar, dolayısıyla iliklerimize kadar bizleri kuşatarak, bizim tek yol pusulamız olan, akıl, mantık, idrak böylece dumura uğrarlar.

    Bir zamanlar haremlik selamlık, en katı biçimiyle uygulanırken, futbola ve dolayısıyla topa farklı anlamda yaklaşırken, bayanın sesi haramdır diyerek, peşin hükümlü karar alırken, ne oldu da birden bire, bu tavırlardan vazgeçtik?

    Şimdi stadyumlarda, bayanlara özel ilgi ve alaka göstermenin, futbol takımlarının, yöneticiliğine soyunmanın ve bizzat futbol oynamanın dolayısıyla çocuklarımızın oynamalarını teşvik ederek bu duruma gelmemizi nasıl izah edeceğiz ve ne şekilde yorumlamalıyız?

    Bu konuları daha önceleri bilmiyor muyduk veya yanlış mı yorumluyorduk, bunlara benzer o kadar çok değişimler var ki, kime ne demeliyiz, ağabeyler nasıllar?

    Binaenaleyh sosyal yapıyı, mutlaka en güzel biçimiyle analiz etmeliyiz, bu çok önemli sosyal konuyu ihmal edersek veya önemsemez isek, bunun faturasını ödemekte çok ağır olacaktır.

    İnsanları anlamsızca yokuşa sürmenin, bu manada hedef göstermenin, yok olmadı sil baştan demenin, bizim sucumuz yok, suç başkalarının demenin, ne kadar manasız ve mantıksız olduğunu izah etmeye dahi gerek yoktur.

  10. #1870
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.06.07
    Yer: Kayseri
    Mesajlar: 4.498
    Teşekkür ve Beğeni

    Değerli yazar Üstada…

    "iki hayatın var olduğunu ve hayal âlemin de bulunduğumuzu farz edersek, ağırlığın verilmesi gereken yeri bilenlerdendir demek yerinde olur"diyorsunuz.
    Sevgili üstat; zatımla ilgili tespitleriniz için bahtiyar olduğumu bilmenizi isterim.
    Makale, hikâyelerim için “devede kulak kalır” teşhisiniz biraz manidar geldi.“Nakşeden izler” anı roman çalışmamı bu siteye bir bütün halinde ekleme fırsatını bulamamıştım. Bu nedenle bölümler halinde yayınladım.
    Bu çalışmam diğer sitelerde fevkalade revaçtadır. Şiir çalışmama gelince; bu alanda çok başarılı olduğum söylenemez elbette.
    Fakat okurlarımdan gelen talepler nedeniyle belki biraz fazla zaman ayırdığımı söylemek mümkündür…
    En fazla şiir ürettiğim dönem, bu siteye yazmaya başlamamdan itibarendir.
    Ama sevgili üstat bilmelisiniz ki, o kadar güzel tepkiler alıyorum ki edebiyat çevrelerinden, haz almadığımı söylemeden geçemeyeceğim.
    Şiirlerime, ilham perimin kayıplara karışması sebebiyle, bir süreliğine ara verdiğimi belirtmeliyim.
    En son yayınladığım” Nefesinle solayım” çalışmasıdır.
    Fakat en çok alındığım, başlangıç paragrafında ki hatırlatmanızdır.
    Hakikaten biraz yüreğimi sızlattı…
    “İki dünyanın var olduğunu ve hayal âleminde bulunmak”
    Demek ki yazdıklarımda bu pek fark edilmiyordu.
    Hayalin eşiğinde bir emeğin döküntüleriydi… Hayal… Ah bu hayal olmasaydı… Aşk nasıl anlaşılırdı… Nasıl yaşanırdı?
    Kurtulamadığımız bir monotonluğun pençesinde yaşamak, o kadar meşakkatli ki benim için, inanın kelimelerle anlatmak kifayetsizdir…
    İşte sevgili üstat şiirlerle ben hayalin meşkinde seyretmişsem, inanın bundan asla bizar değilim, çok keyif aldım, birçok yeni dost kazandım.
    Yüreğimin hücresinde hapsolan duygularımın kapısını, atmosfer dostlarına açtım. Onlarla paylaştım, sağ olsunlar kıymet verdiler, yorumlarda bulundular…
    Aşk bir hakikatse onu yaşadım dersem abartmış olur muyum bilmiyorum.
    Hissettiğim aşkın ta kendisiydi… Bilmeden… Görülmeden… Sadece satırlarla yaşana bir aşk düşüne biliyor musunuz?
    Şekliyeti önceleyenler biliyorum ki çok şaşıracaktır… Kim ne derse desin şaşmayan bir esin kaynağım olmuşu!
    Mısralarında bulduğum mana derinliği, hislerimi tetikliyordu.
    O bir sanatçı ruhluydu… Mısralarında güftenin izleri mevcuttu…
    Bir kemanın nağmelerinde dinlenseydi mısraları ne harika olurdu…
    Bir ressamım hassasiyeti mevcuttu… Tuval onun ellerinde raks ediyordu…
    İşte hissettiklerinizi bu haleti ruhla kaleme alırsanız… Neler çıkıyor emeğinizden bir bilseniz…
    Aşk acısını bilen kaç insan vardır… Arzunun değil, hazzın aşkını…
    İşte bu güzel ve görmediğim insan aşk acısını bilendi… Hissedendi… Bir sevendi… Sevmeyi bilendi…
    Demem odur ki sevgili üstat, aniden yüreğimi yakalayandı… Kendine katandı… Fizik kurallarını hiçe sayarak… Tenleri mahkûm bırakarak… Hayânın içinde kalarak…
    İşte her iki dünyayı da hayallerimizin zenginliğiyle güreleştirebiliriz…
    Aşk bizlere manayı yaşatandır ey sevgili dost…
    Aşk hak kapısında kavurandır…
    Aşk gülün kokusundan, bülbülün feryadından imbiklerdir…
    Yaptığınız yorumlar için teşekkür ediyorum…
    Sevgi ve muhabbetlerimi gönderiyorum…

Sayfa 187 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 87137177185186187188189197 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Tertip sahibi kimdir?
    Konu Sahibi _ZÜMRA_ Forum Namaz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14-09-2010, 00:20
  2. Mâlik bin Dinar
    Konu Sahibi _AYDIN_ Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19-01-2010, 02:56
  3. Rabbimizin Sevdiği 10 Halimiz
    Konu Sahibi mavci Forum Allah (c.c) Hazretleri
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 11-06-2009, 16:26
  4. bir saat(lütfen okuyun)
    Konu Sahibi kbusra Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12-02-2009, 23:26

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •