Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 17 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 715161718192767117 ... SonuncuSonuncu
161 den 170´e kadar. Toplam 2216 Sayfa bulundu

Konu: GÜNLERDEN BİR GÜN KURBAĞA YARIŞI DÜZENLENMİŞ!!!

  1. #161
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.07.06
    Yer: Fatih - İstanbul
    Mesajlar: 3.580
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: Resulullah Buyuru Yor Ki:

    DOLCE KARDEŞ KAYNAK KAYNAĞI OLMAYAN YAZILARI YAYINLAMAYALIM LÜTFEN

  2. #162
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.08.06
    Yer: Uzun ve düşünülmüş yoldan.
    Mesajlar: 1.247
    Teşekkür ve Beğeni

    Insanlari Küçümsemeyin

    Okuldaki ikinci ayımdı hocamız test sorularını dağıttı.Ben okulun en iyi öğrencilerden biriydim.Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım.Son soru şöyleydi.
    Her gün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedir?
    Bu herhalde bir çeşit şaka olmalıydı.Kadını yerleri silerken hemen her gün görüyordum.Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı.50' lerinde falan olmalıydı.Ama adını nereden bilecektim ki .Son soruyu cevapsız bırakıp kağıdı teslim ettim.
    Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuçlarına dahil olup olmadığını sordu.
    -Tabi dahil dedi hocamız.İş hayatınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız.Hepsi birbirinden farklı insanlar.Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hak eden insanlar bunlar.Onlara sadece gülümsemeniz ve en azından-MERHABA- demeniz gerekse bile.
    Bu dersi hayatım boyunca unutmadım.Hademenin adını da....

    alıntı

  3. #163
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.07.06
    Mesajlar: 8.139
    Teşekkür ve Beğeni

    kalbdenkalbe mesajlar(her güzel olana sevmekle başlanır)

    Sevgisiz insan her şeyini yok etmiş kadar yoksul ve zavallıdır. Çünkü onun kendine ve çevresine verecek hiçbir şeyi yoktur ve böyle bir insan, toplumdan uzak yaşamaya mahkûm olmuştur. Sevgi adına alışverişi olmaz insanlarla, bencil duygularıyla baş başadır her zaman.
    Böyle insanlara acırım ben. Nedenine gelince, düşünsenize, sevginin tarifini yapamayan, sevgisiz bir insan, zavallı değil midir? Bu tür insanlar merhamet ve şefkat duygularını da yaşayamaz, geliştiremezler. Önyargısal bir yaşama mahkûm olduğundan, sevgi konusunda insanlarla iletişimleri ya eksik ya bencil ya da riya halindedir. Ki bu insan, nasıl bir geçmiş yaşantının sonucunda kazanmıştır sevgisizliği, bu konu tartışmaya açıktır. Çünkü onu bu hale getiren evvelki hayatı da olabilir.
    Sevgisiz bir ortamda büyüyen bir çocuğu ele alalım: Bu çocuk anne ve babasından ilgi, sevgi, şefkat görmeyerek geçirmiş olduğu yaşantısında o kadar çok şey kaybeder ki… İlk başta ilgisizliğe ve sevgisizliğe öfke duyarak insanlardan uzaklaşmaya ve onlara değer vermemeye başlar. Bu hâl ile insanlardan nefret edecek, çoğu zaman onlara sebepsiz yere öfkeli olacaktır. En acı tarafı da içsel bir yalnızlık ve çevresindeki insanları bir bir kaybederek kimsesizleşmek veya var olanları silip atmak olacaktır. Bu yaşananlar ise anne ve babanın çocuğuna zulmü, tabiri uygun bulursanız, sevgi katliamı olacaktır.
    İşte bu nedenle sevmek, sevdirmek ve sevilmek ilk hedeflerimiz olmalıdır. Küçücük bir bebek bizim merhametimizin, şefkatimizin ve en önemlisi sevgimizin çemberinde kalmıyor mu? Elbette kalıyor! Hatta öyle bir sarıyoruz ki, kimi zaman bir başkasıyla paylaşmak bile zor geliyor.


    MODERN ÇAĞIN
    CAHİLİYE DÖNEMİ
    Ve ben insanları anlamıyorum sevmekten korkuyorlar, sevmekten kaçıyorlar…
    Ve ben böyle insanlardan ürküyorum. Masum bebekleri doğurmaktan utanç duyarak kapı önlerine bırakıyor ya da en tahammül edemediğim şeyi yapıyorlar: O masum bebeği çöpe bırakıyorlar. İnsaf ya! Yazıklar olsun insanlık bu durumla da mı karşı karşıya kalacaktı? Aynen cahiliyye dönemindeki diri diri toprağa gömülen çocukları anımsatıyor bana. Gazetede okuduğum bir habere göre "Almanya'da eski bir dişçi asistanı olan Sabine H. adlı kadın, yeni doğmuş 9 bebeği öldürüp evinin balkonundaki saksılara gömüyor." Bu sadece aklıma gelen en çarpıcı örneklerden biri. İnsan merhametten bu kadar uzak olamaz! Rabbimin mucizevî olarak yaratma gücünün ortaya çıkışı dediğim bir insanın doğuşu, eşsiz bir güzellik manasına gelirken, ne oluyor da insanlar bu güzelliğe mâna katmak yerine kirletiyor, yok ediyor, ya da yok sayıyorlar. Bu insanlar Rabbimin varlığından habersiz olmalı! Rabbimi tanıyan bir insan bunu yapamaz bu kadar alçalamaz.
    Bu kişilere anne demiyorum annelik ismi yakışmaz onlara 9 ay gibi bir zaman karnında taşı ve sen annelik duygusunu hissetme! Bu kadar duygusuz, bu kadar ruhsuz mu bu insanlar? Bir kedi bile yavrusunu doğurunca saklar, gizler, korur. Hani tavuk, civcivleri ile birlikte gezinirken, bir insan yanlarından geçse, sanki civcivlerine zarar gelecekmişçesine, gagası ile bizi kovalar, telaşlanır, yavrularının çevresini sarar ya, bu insanlar tavuktan da mı aciz?
    Sevginin tohumu ailede ekilir. Bir ailenin sevgi bağları ne kadar güçlü ise sevgi paylaşımı ve sevgiyi hayata geçirme başarısı da o kadar büyüktür. Anne ve baba arasındaki sevgi bağı ne kadar güçlü ise aile o kadar güçlüdür. Bunun aksini düşünürsek, anne ve baba arasında sevgi bağı ne kadar zayıf ve kopuksa aile içi sevgi paylaşımı da o kadar zayıf ve kopuk olur. Bu noktada iki örnek ailem olacak:

    SEVGİ YOKSUNLUĞUNDAKİ
    BİR AİLE
    Birinci ailemizde, anne ve baba arasındaki bağ sadece karıkoca ilişkisinden ibaret. Paylaşacakları ortak bir şey yok çocuklarından başka. Onlara ise ne kadar ortak duygularla yakın oldukları tartışılır. Anne ve baba hangi ruh halinde ise çocuklara yansır. Baba olur olmaz anneyi azarlar ve zaman zaman sebepsiz yere anneye küser. Bu arada iletişim çocuklar vasıtasıyla gerçekleştirilir. Baba, anneye küsmüştür, çocuk bu hâli yaşar. Yeri gelir babaya, yeri gelir anneye, yeri gelir ağabeye, ablaya, kardeşe küser veya aile dışındaki birine küsmek sebepsiz ve çok kolaydır.
    Bunları gerçek bir ailede bizzat gördüm. Ailenin birçok ferdi birbirine küs olmakla birlikte sebepsiz öfkeleri içler acısıdır. Baba ve anne kendi hatalarını görmedikleri gibi çocukların kendi aralarındaki kavga, sevgisizlik ve kinini tetiklemektedirler. Bu ne zor bu ne enteresan iletişimdir! Hani İslamiyet'in gerektirdiği aile modeli nerede? Bu insanlar paylaşamadıkları şeyin dünyalık hevesler olduğunun farkında değil mi yoksa? Suç çocukların mı? Hayır, anne ve baba çocukların gözü önüne taşımasaydı kavgalarını, diyelim ki babada sorun, öyle ise anne hissettirmeseydi çocuklarına. Kardeşliği, paylaşmayı ve sevmeyi öğretseydi, sevgi yoksunluğu bu kadar artmazdı ve bu kadar bulaşıcı olmazdı.
    Gerçekten çoğu aile modeli ürkütüyor beni ve ne zaman sorunlu bir çocuk görsem ilk incelenmesi gereken aile ortamıdır diye düşünüyorum ki zaten böyledir. Dini yaşantımızın gereği gibi, İslami ölçülere göre hareket ederek yaşantımızı düzenlersek, inanın hem mutlu, huzurlu hem de sevgi dolu bir yuvamız olur. Dolayısıyla hiçbir olumsuzluktan etkilenmez ve kolay kolay sarsılmayız.
    Ne olur kendimize gelelim peygamber kokulu evlere, o sıcak aile ortamlarına çok ihtiyacımız var. Bizler örnek olmalıyız köstek değil. Çoğu çocuk anne ve babasını örnek alır, onu model edinir. İşte bu nedenle örnek bir anne ve baba olmak için çabalamalıyız.
    Diğer aile modelimizde ise sevgilerinin kaynağı Hz. Allah'tan gelen, onun bir lütuf olduğunu idrak eden, peygamber sevgisiyle yoğrulan ve sevmeye: "Seni sevenin sevgisiyle…" diyerek başlayan bir aile göreceğiz. Temeli dualarla kurulan, kaynağını Hz. Allah'tan alan, huzuru, mutluluğu, sevgiyi, hoşgörüyü, anlayışı, sadakati, güveni ilke edinen bir örnek aile. Her davranışta bir incelik, bir seviye, bir güzellik var. Böyle bir aile ortamını ve çocukları düşünün. Ne kavga olur burada ne de kin. Peygamber sevgisini, yaşantısını hedef alan bu aile ne kadar güçlü olur tahmin edersiniz. Başka söze gerek yok aslında. Dolayısıyla yuvanın temeli ne kadar sağlam olursa ve bu yuva sevgi, saygı, güzellikle ne kadar donatılırsa aile o kadar güçlü ve sağlam temelle oluşur. Hiçbir güç ve etki aileyi ve aileyi oluşturan bireyleri sarsamaz. Eşimin bu konuda çok güzel bir örneği vardı günümüz ailelerini örümcek yuvalarına benzetiyordu.

    ÖRÜMCEK EVLERİ
    "Günümüz aile hayatının gelmiş olduğu son duraktır örümcek evleri… Zira örümcek evi en küçük bir darbeyle zedelenir, yıkılır, darmadağın olur. Örümcek evleri o kadar şeffaf ve nârindir ki, hiçbir zorluğa dayanamaz. İşte günümüz ailelerinin durumu da aynen örümcek evleri gibidir; küçük bir tartışmayla, basit bir sözle, önemsiz bir hatayla, incir çekirdeğini bile doldurmayan meselelerle yıkılır hale gelmiştir."
    Peki, ama aile sistemimiz böyle bir seviyeye nasıl düşmüştür? Aile hayatımız niçin bu kadar tahrip olmuştur? Bunun altında yatan faktörler nelerdir ya da hangi süreçlerden sonra oluşmuştur? Aile bireyleri nasıl oldu da bu kadar kimliksizleşmiş ve kişiliksizleşmiştir? Sorular uzar gider… Fakat bu gibi soruların cevapları aslında çok basittir. Çünkü nerede bir çürüme, bozulma, yozlaşma varsa orada Kuran Ahlâkının, Kuran'ın ihtiva ettiği emir ve yasakların uygulanmadığı açık bir şekilde görülecektir. Ki Kuran'ın olmadığı yerde sünnet de olmaz. Peygamber yaşantısı da olmaz.
    Aile hayatımızın ve evlerimizin örümceklerinki gibi olmasını istemiyorsak, önce kalp ve gönül evlerimizi sağlamlaştırmalıyız. Bunun için yine her şey bireylerde başlamaktadır. Her insan kendi kalp evini temizlemiş olsa ve onu güçlendirse, dil ile yapmış olduğu imanı kalbine de tasdik ettirmiş olsa kısacası iman edenler gerçekten imân etmiş olsa; örümcek evleri yerlerini hiç sarsılmayan, yıkılmayan ve aşılmayan kale gibi evlere bırakacaktır.
    İsterseniz gelin örümcek evlerinden, kale gibi hiç sarsılmayan evlere ve ailelere bakalım, çünkü vakit "SARSILMAZ EVLER" oluşturma vaktidir ve bunu yaparken de "örümcek evleri"nden ibretler almak gerekmektedir.
    Sarsılmayan bir ailenin iki ana öğesi vardır: Evin erkeği ve hanımı. Bir ailenin pâyidar olabilmesi bunların "iyi" olmaları ile doğrudan orantılıdır. Öyleyse "erkeğin ve hanımın en hayırlısı kimdir?" sorusunu doğru bir şekilde cevaplandırmak gerekmektedir. Bunu, Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hayatına ve Asrı Saadet'e bakarak çok rahat bir şekilde cevaplandırabiliriz. Bir gün Sahabeden birisi Peygamberimize sorar:
    –Ya Rasulullah! Erkeklerin en hayırlısı kimdir?" diye. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şu cevabı verir:
    –Mü'minlerin imanca en olgunu, ahlak itibariyle en güzel olanıdır. Sizin en hayırlınız, kadınları ve aile efradı için hayırlı olanınızdır.
    Evet, her erkek bunu kendine ölçü olarak koyduğunda kendi durumunun ne olduğunu anlayabilir. Kimde güzel ahlak varsa (Ki güzel ahlâk Peygamber ahlâkıdır, O'nun ahlâkı ise hiç şüphesiz Kuran ahlâkıdır) aile efradına ve evinin hanımına hayırlı ise işte o erkek, gerçekten hayırlıdır.
    –Ey Allah'ın Rasulü, kadının hayırlı olanı kimdir bunu nasıl anlarız?" sorusuna ise Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şu cevabı vermiştir:
    –Kocasının yüzüne baktığında onu memnun eden, bir şey emrettiğinde ona itaat eden, nefsinde ve malında hoşlanmayacağı bir işle kocasına muhalefet etmeyendir."
    Sevgili peygamberimizin tarif ettiği kadın ve erkek modelini yaşama çabası içinde olduğumuzda ve Peygamber kokulu evlerimizi güzelliklerle donatarak sevgi bahçesine dönüştürdüğümüzde inanın sarsılmayan evlerimiz yuvalarımız olacak. Aile toplumun çekirdeği, temel yapı birimidir dolayısıyla huzurlu, sağlıklı, paylaşımcı, sevgi ve saygının olduğu bir toplum ancak örnek ailelerle oluşur. Bunun için de aileyi oluşturan bireyler de paylaşımcı, saygı ve sevgi içinde olmalıdır. Anne ve baba çocuklarına hoşgörüyü, saygıyı ve insanları sevmeyi, severken de yaratılanı yaratandan ötürü sevmeyi öğretmelidir ki, çocuk önyargısız, sorgusuz sualsiz, beklentisiz, samimiyetle sevmeyi öğrensin.
    Rabbimiz kullarının birbirine sevgiyle bakmasını daha da çok sevecek ve böylece sevgi, bizlerin tüm kapılarını açan anahtar olacaktır. İnanın dünya ve ahiret kapılarını ancak her şeye sevgi gözüyle baktığımızda sevgiyle yaklaştığımızda açmak çok kolay olacaktır.
    Yaratılanı yaratandan ötürü sevmek, temel ve ilk hedefimiz olmakla beraber her şeye sevgi ile bakmamız gerekir. Çünkü her güzel olana sevmekle başlanır. Sevgi gidebileceğimiz en son kapıların da anahtarıdır.

  4. #164
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.07.06
    Yer: Fatih - İstanbul
    Mesajlar: 3.580
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: ARANIZDAN AYRILIYORUM HAKKINIZI HELAL EDİN...

    dokuz gün kaldı kardeşlerim aranızdan ayrılmaya hakkınızı helel etmeyi dua etmeyi unutmayın dualarım sizlerle selametle

  5. #165
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 12.07.06
    Mesajlar: 272
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: ARANIZDAN AYRILIYORUM HAKKINIZI HELAL EDİN...

    selamün aleyküm kardeşim.. gidiyosun ha Rabbim yolunu açık eylesin kalp inde olupta dile getiremediğin güzel dualarını şimdiden kabul buyursun..Allaha emanet ol kardeşim benden yana hakkım helal olsun sana.. asıl sen bize hakkını helal et....buradaki kardeşlerini sakın unutma...........

  6. #166
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.05.06
    Mesajlar: 539
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: ARANIZDAN AYRILIYORUM HAKKINIZI HELAL EDİN...

    Kardeşim bende yeni gördüm.Üzüldük tabiki.Ne diyelim Allah a emanet ol!

  7. #167
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.05.06
    Mesajlar: 539
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: İNSANLARI KÜÇÜMSEMEYİN

    Allah razı olsun!

  8. #168
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.07.06
    Yer: Fatih - İstanbul
    Mesajlar: 3.580
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: ARANIZDAN AYRILIYORUM HAKKINIZI HELAL EDİN...

    allah hepinizsen razı olsun sizi hiç unuturmuyum Allah'a emanet olun

  9. #169
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 02.07.06
    Mesajlar: 71
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: ARANIZDAN AYRILIYORUM HAKKINIZI HELAL EDİN...

    Allah yolunu açık etsin kardeşim sitedeki emeğin için Allah senden razı olsun.......Allah'a emanet ol...

  10. #170
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.07.06
    Yer: Fatih - İstanbul
    Mesajlar: 3.580
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: ARANIZDAN AYRILIYORUM HAKKINIZI HELAL EDİN...

    amin ecmain

Sayfa 17 Toplam 222 Sayfadan BirinciBirinci ... 715161718192767117 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Tertip sahibi kimdir?
    Konu Sahibi _ZÜMRA_ Forum Namaz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14-09-2010, 00:20
  2. Mâlik bin Dinar
    Konu Sahibi _AYDIN_ Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19-01-2010, 02:56
  3. Rabbimizin Sevdiği 10 Halimiz
    Konu Sahibi mavci Forum Allah (c.c) Hazretleri
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 11-06-2009, 16:26
  4. bir saat(lütfen okuyun)
    Konu Sahibi kbusra Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12-02-2009, 23:26

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •