Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 27 Toplam 33 Sayfadan BirinciBirinci ... 172526272829 ... SonuncuSonuncu
261 den 270´e kadar. Toplam 327 Sayfa bulundu

Konu: MERHAMETSİZ İNSAN KALMADI DEMEYESİNİZ DİYE

  1. #261
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 06.02.08
    Yer: ha bura :)
    Mesajlar: 5.770
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı -Ammar Bin Yasir-´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    selamun aleyküm ...
    aleykümselam hayırlı cumalar

  2. #262
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.03.09
    Mesajlar: 35
    Teşekkür ve Beğeni

    elinize sağlık çok güzeller..
    Allah razı olsun..

  3. #263
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 18.08.09
    Yer: İstanbul
    Mesajlar: 3.473
    Teşekkür ve Beğeni

    ALLAH razı olsun kardeşim

  4. #264
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.07.09
    Mesajlar: 6.974
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı medahms´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    s.a..
    [quote=medahms;228014]



    ____merhametsiz insan kalmadı demeyesiniz diye


    __hz. ömer arkadaslariyla sohbet ederken, huzura üç
    genç girerler. Derler ki
    -ey halife, bu aramizdaki arkadas bizim babamizi öldürdü. Ne gerekiyorsa lütfen yerine
    getirin.
    bu söz üzerine hz. ömer suçlanan gence dönerek :
    -söyledikleri dogru mu diye sorar. Suçlanan genç der ki evet dogru bu söz üzerine hz ömer anlat bakalim nasil oldu diye sorar. Bunun üzerine genç anlatmaya baslar, der ki
    "ben bulundugum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanim ailemle beraber gezmeye çiktik, kader bizi arkadaslarin bulundugu yere getirdi. Afedersiniz hayvanlarimin arasinda bir güzel atim var ki dönen bir defa daha bakiyor, hayvana ne yaptiysam bu arkadaslarin bahçesinden meyva koparmasina engel olamadim, arkadaslarin babasi içerden hisimla çikti atima bir tas atti atim oracikta öldü.
    nefsime bu durum agir geldi, ben de bir tas attim, babasi öldü. Kaçmak istedim fakat arkadaslar beni yakaladi, durum bundan ibaret dedi.

    bu söz üzerine hz ömer
    "söyleyecek bir sey yok, bu suçun cezasi idam.madem suçunu da kabul ettin" dedi.
    bu sözden sonra delikanli söz alarak
    "efendim bir özrüm var" diyerek konusmaya basladi "ben memleketinde zengin bir insanim, babam rahmetli olmadan bana epey bir altin birakti.gelirken kardesim küçük oldugu için saklamak zorunda kaldim. şimdi siz bu cezayi infaz ederseniz yetimin hakkini zayi ettiginiz için allah(cc) indinde sorumlu olursunuz,
    bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardesime teslim eder gelirim, bu üç gün içinde yerime birini bulurum" der.

    hz. ömer dayanamaz der ki "bu topluluga yabanci birisin senin yerine kim kalir ki?!"

    sözün burasinda genç adam ortama bir göz atar, der ki
    "bu zat benim yerime kalir."
    o zat hz. Peygamber efendimizin (sav) en iyi arkadaslarindan daha yasarken cennetle müjdelenen amr ıbni as' dan baskasi degildir.
    hz.ömer amr'a dönerek
    "ey amr, delikanliyi duydun" der.
    o yüce sahabi "evet, ben kefilim" der ve genç adam serbest birakilir.

    üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur. Medine'nin ileri gelenleri hz.ömer'e çikarak genç'in gelmeyecegi, dolayisiyla amr ıbni as'a verilecek idam yerine maktülün diyetini vermeyi teklif ederler, fakat gençler razi olmaz ve babamizin kani yerde kalsin istemiyoruz derler, hz. ömer kendinden beklenen cevabi verir der ki :

    "bu kefil babam olsa farketmez cezayi infaz ederim."
    hz amr ıbni as ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki "biz de sözümün arkasindayiz." bu arada kalabalikta bir dalgalanma olur ve insanlarin arasindan genç görünür. Hz. ömer gence dönerek derki
    "evladim gelmeme gibi önemli bir nedenin vardi neden geldin?" genç vakurla basini kaldirir ve (günümüz insani için pek de önemli olmayan) ahde vefasızlık ettı demeyesiniz diye geldim der.

    hz.ömer basini bu defa çevirir ve amr ıbni as'a der ki
    "ey amr, sen bu delikanliyi tanimiyorsun nasil oldu onun yerine kefil oldun". Amr ıbni as allah kendisinden ebediyyen razi olsun vakurla kanimizi donduracak bir cevap verir,
    "bu kadar insanin içerisinden beni seçti. ınsanlık öldü dedirtmemek için kabul ettim" der.

    sira gençlere gelir, derler ki "biz budavadan vazgeçiyoruz." bu sözün üzerine hz ömer "ne oldu, biraz evvel babamizin kani yerde kalmasin diyordunuz ne oldu da vazgeçiyorsunuz?"der.

    gençlerin cevabı da dehşetlidir:

    merhametsız ınsan kalmadı demeyesınız dıye
    Allahcc İslam ahlakını cümle ümmeti Muhammede nasip buyursun inşaAllah
    Besmele...Selam...Dua

  5. #265
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 26.09.09
    Mesajlar: 53
    Teşekkür ve Beğeni

    Allah razı olsun kardeşim...

    [lütfen emeğe saygı...]

  6. #266
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 27.09.09
    Mesajlar: 2.580
    Teşekkür ve Beğeni

    Bin Defa Okunmaya Değer !!!!!

    Hazret-i Ömer (RadiyAllahu Anh) Arkadaşlariyla Sohbet Ederken, Huzura Üç Genç Girerler. Derler ki :

    "Ey Halife, Bu Aramizdaki Arkadaş Bizim Babamizi
    Öldürdü. Ne Gerekiyorsa Lütfen Yerine Getirin."
    Bu söz üzerine Hazret-i Ömer suçlanan gence dönerek :
    Söyledikleri doğru mu diye sorar , Suçlanan genç der ki :
    -Evet dogru.
    Bu söz üzerine Hazret-i Ömer;
    -Anlat bakalim nasil oldu diye sorar:

    Bunun üzerine genç anlatmaya başlar, der ki :

    -"Ben bulundugum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanim
    ailemle beraber gezmeye çiktik, kader bizi arkadaslarin bulundugu yere
    getirdi. Afedersiniz hayvanlarimin arasinda bir güzel atim var ki dönen
    bir defa daha bakiyor, hayvana ne yaptiysam bu arkadaslarin bahçesinden meyva koparmasina engel olamadim, arkadaslarin babasi içerden hisimla çikti , atima bir taş, atti atim oracikta öldü. Nefsime bu durum agir geldi, ben de bir tas attim, babasi öldü. Kaçmak istedim fakat
    arkadaslar beni yakaladi, durum bundan ibaret" dedi.

    Bu söz üzerine Hazret-i Ömer:

    -"Söyleyecek bir sey yok, bu suçun cezasi idam.Madem suçunu da
    kabul ettin" dedi.

    Bu sözden sonra delikanli söz alarak
    -"Efendim bir özrüm var" diyerek konusmaya basladi

    - "Ben memleketinde zengin bir insanim, babam rahmetli olmadan
    bana epey bir altin birakti. Gelirken kardesim küçük oldugu için saklamak
    zorunda kaldim. Simdi siz bu cezayi infaz ederseniz yetimin hakkini zayi
    ettiginiz için Allah(Celle Celaluhu) indinde sorumlu olursunuz, bana üç gün izin
    verirseniz ben emaneti kardesime teslim eder gelirim, bu üç gün içinde
    yerime birini bulurum" der.

    Hazret-i Ömer dayanamaz der ki :

    -"Bu topluluga yabanci birisin, senin yerine kim kalir ki?!"

    Sözün burasinda genç adam ortama bir göz atar, der ki:

    - "Bu zat benim yerime kalir." O zat Hazret-i Peygamber Efendimizin
    (SallAllahu Teala Aleyhi ve Sellem) en iyi arkadaşarindan daha yaşarken cennetle müjdelenen
    Amr Ibni As' dan başkasi değildir. Hazret-i Ömer Amr'a dönerek,

    - "Ey Amr, delikanliyi duydun" der.

    O yüce sahabi

    -"Evet, ben kefilim" der ve genç adam serbest birakilir.

    Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber
    yoktur. Medine'nin ileri gelenleri Hazret-i Ömer'e çikarak genc'in
    gelmeyecegi, dolayisiyla Amr Ibni As'a verilecek idam yerine maktülün
    diyetini vermeyi teklif ederler, fakat gençler razi olmaz ve "babamizin
    kani yerde kalsin istemiyoruz" derler.

    Hazret-i Ömer kendinden beklenen cevabi verir der ki :

    "Bu kefil babam olsa farketmez cezayi infaz ederim."

    Hazret-i Amr Ibni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki :

    -"Biz de sözümün arkasindayiz."

    Bu arada kalabalikta bir dalgalanma olur ve insanlarin arasindan
    genç görünür. Hz. Ömer gence dönerek derki evladim gelmeme gibi önemli bir nedenin vardi neden geldin?" Genç vakurla basini kaldirir ve (günümüz insani için pek de önemli olmayan) "AHDE VEFASIZLIK ETTI" demeyesiniz diye geldim der.

    Hazret-i Ömer basini bu defa çevirir ve Amr Ibn As'a der ki :

    -"Ey Amr, sen bu delikanliyi tanimiyorsun nasil oldu onun yerine
    kefil oldun".

    Amr Ibn As(RadiyAllahu Anh) Allah kendisinden ebediyyen razi olsun, vakurla
    kanimizi donduracak bir cevap verir,
    -"Bu kadar insanin içerisinden beni seçti.

    "INSANLIK ÖLDÜ "dedirtmemek için kabul ettim" der.

    Sira gençlere gelir, derler ki :

    -"Biz bu davadan vazgeçiyoruz."

    Bu sözün üzerine Hazret-i Ömer :

    -"Ne oldu, biraz evvel "babamızın kani yerde kalmasın" diyordunuz
    ne oldu da vaz geçiyorsunuz?" der.

    Gençlerin cevabı da dehşetlidir :

    -"MERHAMETLI INSAN KALMADI" DEMEYESINIZ DIYE ...
    Şimdi sıra bizde Gül Ablalarım ve Abilerim... Okumakla kalmamalı bu güzel kıssalar...Şimdi, bu devirde...Ahir zamanda... Kimse birbirinin yüzüne bakamazken...Biz, O Şanlı RESUL'ün (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) ümmeti olmakla şereflendirilen kullar, inadına tebessümle bakalım kardeşlerimizin yüzlerine...İnadına infak eyleyelim RABB'imizin bize verdiği maldan mülkten...İnadına okşayalım başını yolda gördüğümüz her çocuğun...Ve inadına anlatalım İslam'ı her an ve her yerde...Yanlış anlaşılmasın..Sırf inad olsun diye değil..."Ahde vefasızlık olmasın diye...!" desinler diye... "İnsanlık daha ölmemiş!" desinler diye...Ve Merhametli insanlar hala yaşıyor..!" desinler diye....

    RABBİM utandırmasın hiçbirimizi...<AmiN>


    Dua Temennisiyle...

    Es Selamunaleyküm ve Rahmetullah...

  7. #267
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 27.09.08
    Mesajlar: 5.821
    Teşekkür ve Beğeni

    Ve aleykümselam kardeşim..amin inşaallah
    Rabbim razı olsun çok güzel bir kıssa her daim aynı heyecanla ve gözyaşıyla okurum..
    Allaha emanet ol
    selam ve dua ile...

  8. #268
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 27.09.09
    Mesajlar: 2.580
    Teşekkür ve Beğeni

    Nuşirevan ve Hz.Ömer'in Adaleti

    Nuşirevan ve Hz.Ömer'in Adaleti


    Hazreti Ömer ve Sa'd İbni Vakkas Hazretleri, İran'a at satmaya gitmişlerdi. İran'a vardıkları zaman şehrin girişinde cirit oynayan bir kısım genç görüp seyre daldılar.Bir ara yabancıların kendilerini seyretmekte olduğunun farkına farkına varan gençlerden birisi yanlarına gelip "Bedeviler" gibi sözlerle hakaret ettikten sonra, satmak için getirdikleri ve üzerine bindikleri Arap atlarını ellerinden zorla aldılar.


    Hazreti Ömer ve Sa'd ibni Ebi Vakkas Hazretleri ticaret maksadıyla geldikleri şehre meyüs ve mükedder vaziyette girdiler.Yanlarında yiyecek bir şeyleri olmadığı gibi paraları da kalmamıştı.Aç susuz akşam olmasını beklediler.Akşam olunca da bir hana vardılar.Kapıdan girer girmez hancı, misafirlerin yabancı olduğunu ve üzüntülü olduklarını anladı.Neden üzüntülü olduklarını sordu.Hazreti Ömer daha üzüntülü görünüyordu.O hiç konuşmadı.İbni Vakkas Hazretleri ise başından geçenleri hancıya dert yanarak anlattı.Hancı misafirlerini dinledikten sonra:

    - Siz kederlenmeyin, bizim hükümdarımız son derece âdildir.Ya atlarınızı buldurur, yahut bedelini tazmin eder.Sizin anlattığınıza göre elinizden atları alan hükümdarın kendi oğludur.Ama o mutlaka bu meseleyi halleder, diyerek teselli verdikten sonra:

    -Her sabah hükümdarımız pazar yerinde halkın önünden geçer ve halk ona dert ve dileklerini bildirirler.O da ne icab ediyorsa hemen yapar.Siz sabahleyin hemen pazar yerine gidin vaziyeti anlatın dedi.

    Sabah, Hazreti Ömer ve arkadaşı pazar yerine çıkıp hükümdarı beklemeye başladılar.Biraz sonra hükümdar yanında tercümanları olduğu halde geldi.Herkes nesi varsa açık açık söylüyor o da gerekeni hemen orada yapıyor veya yapılmasını emrediyordu.Sıra Hz. Ömer ve İbni Vakkas'a geldi.Onlarda başlarından geçenleri anlattılar,atlarının bulunup geri verilmesini dilediler.Hükümdar bunları dinleyince yüzü çok asıldı ve üzüntülü olduğu her halinden belli idi.Bir kese altın verdi ve atlarının da bulunacağını söyledi.Hükümdar tercüman vasıtası ile konuşuyordu, tercüman ise atı alanların hükümdarın oğlu olduğunu söylememişti.Hazreti Ömer ve Ebû Vakkas Hazretleri yine akşam kaldıkları hana geldiler.Bu sefer yanlarında paraları da vardı, karınları da toktu.Hancının parasını verdiler, o gece de orada kalıp sabahleyin yola çıkmayı düşünüyorlardı. Hancı ne olduğunu sordu. Onlar hükümdarla görüştüklerini ve atları bulacağını söylediler,dedi.

    Hancı birden öfkelendi ve:
    -Demek kendi oğlu olduğu zaman iş değişiyor, dedi.Sabah oldu bu sefer hükümdarın karşısına hancı çıkıp:
    -Hükümdarım, suçu işleyen başkası olur ceza verirler de, sizin oğlunuz olursa cezasız kalır öyle mi? dedi.
    Nuşirevan bunu duyunca rengi değişti ve çok sinirli olduğu besbelli idi:
    -At sahipleri yarın şehir terketsinler... Fakat biri şehrin kuzey, biri güney kapısından çıksın dedi.

    Sabah oldu ve atların değerinden fazla para verdi.Hazreti Ömer ve Ebû Vakkas Hazretleri şehri terkediyorlardı.Bir de ne görsünler, şehrin bir kapısına atı alan genç, diğer kapısına ise hükümdara yanlış bilgi veren tercüman asılmışlar ve ölmüşler bile...


    Fakat ne yazıktır ki, adaletiyle meşhur bu hükümdara iman nasip olmamış ve Efendimiz ((S.A.V).) imansız gittiklerine teessüf ettiği isimler arasında bunu da saymıştır.

    Aradan zaman geçti, Hazreti Ömer Halife-i İslâm , Sa'd ibni Ebi Vakkas ise Mısır valisi oldu. Mısır'i İslamlaştırma ameliyesinde bir de cami yapılacaktı. Bu camiye en müsait yer ise bir yahudinin yeri idi. Mısır valisi yahudinin yerine cami yapımına başladı. Yahudi çaresiz bir şekilde düşünürken müslümanlardan bir zat:
    -Nedir senin bu halin? diye sordu.
    -Bir evim vardı, başka bir şeyim yoktu. Vali şimdi oraya cami yapıyor. Ben ne yapabilirim? Şimdi açıkta kaldım, dedi.
    -Sen git Medine'ye... Orada Halife Ömer vardır. Derdinei ona anlat. Senin derdine mutlaka çare bulur, dedi.

    Yahudi daha islamiyetin nasıl bir din olduğunu bilmiyordu.Medine'ye vardı. Halife'yi sordu, bahçede olduğunu söylediler.Gitti Bahçeyi buldu.Baktı ki, orada bir adam çalışıyor.Yanına yaklaşıp:
    -Ben Halife Ömer'le görüşmek istiyorum, dedi.Ona göre hükümdarın tarlada ne işi vardı. Karşısındaki:
    -Derdini anlat! Ömer benim, dedi.Yahudi derdini anlatıp, bir çare bulunmasını söyleyince Hazreti Ömer, öfkeli bir şekilde , bir kemiğin üzerine bir şeyler yazıp adamın eline verdi:
    -Götür bunu valiye ver, dedi.

    Yahudi bu yazışmadan pek bir şey anlamamıştı. Bundan bir şey çıkmaz, diyordu kendi kendine...
    Mısır'a gelip kemiği Sa'd ibni Ebi Vakkas'a verince, vali çok korkmuştu.Hemen evi eskisinden daha güzel bir şekilde tamir etti ve yahudiye verdi.Hemde memnun etmek için bir miktar yardımda bulundu.Hazreti Ömer'in gönderdiği kemiğin üzerinde sadece şu kelimeler yazılı idi:

    -BEN NUŞİREVAN'DAN DAHA ADİLİM!...

  9. #269
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 18.08.09
    Yer: İstanbul
    Mesajlar: 3.473
    Teşekkür ve Beğeni

    amin güzel kardeşim allah razı olsun
    emeğine saglık

  10. #270
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 27.09.09
    Mesajlar: 2.580
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı gülsengül´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    ve aleykümselam kardeşim..amin inşaallah
    rabbim razı olsun çok güzel bir kıssa her daim aynı heyecanla ve gözyaşıyla okurum..
    Allaha emanet ol
    selam ve dua ile...
    sizdende allah razı olsun okudugunuz için tşk ederim allh yar ve yardımız olsun... Selam ve dua ile...

Sayfa 27 Toplam 33 Sayfadan BirinciBirinci ... 172526272829 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. ** Kimse Kimsenin Rızkını Yiyemez**
    Konu Sahibi garip_yolcu Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 07-06-2009, 12:25
  2. "İmzalı-Yorum"
    Konu Sahibi Resul Aydın Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 26-01-2009, 19:40
  3. Selamun Aleykum arkadaşlar
    Konu Sahibi hk8506 Forum Tanışma Köşesi
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj: 04-11-2008, 19:15
  4. Haniflik Nedir?
    Konu Sahibi BERFIN81 Forum İslami Bilgi ve Kaynaklar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20-11-2007, 20:29

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •