Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 2 Toplam 33 Sayfadan BirinciBirinci 123412 ... SonuncuSonuncu
11 den 20´e kadar. Toplam 327 Sayfa bulundu

Konu: MERHAMETSİZ İNSAN KALMADI DEMEYESİNİZ DİYE

  1. #11
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 24.07.06
    Mesajlar: 274
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: çılgın

    allah her ınsana ıslamı her yonuyle dort dortluk yasamak nasıp etsıınn

  2. #12
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 02.06.06
    Mesajlar: 82
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: çılgın

    gercektende çok anlamlı ve çok guzel allah senden razı olsun kardesım ınsallah butun musluman kardesım ınşallah cennede gırer

  3. #13
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 05.08.06
    Mesajlar: 149
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: çılgın

    amin hikayeler çok güzel ALLAH cümlemizden razı olsun ...

  4. #14
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.07.06
    Mesajlar: 498
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: · NİŞANELERİ OKUMAK

    · Mesnevıden Hikayeler
    Mevlana Celaleddın-i Rumi nin 5 ciltten olusan Hikayeleri

    Çocuğun biri, babasının tabutu önünde ağlamakta, başına vurmaktaydı. “ Baba, seni nereye götürüyorlar? Nihayet seni toprağın altına yatıracaklar. Öyle bir dar, öyle bir elemli eve götürüyorlar ki orada ne halı var, ne hasır. Ne geceleyin bir ışık var, ne gündüzün bir dilim ekmek. Ne yemek kokusu var, ne yiyecekten eser. Ne mamur bir kapı var, ne damın da bir yol, ne de sığınılacak bir komşu! Halkın öptüğü cismin o elemli yurda nasıl gidecek? Amansız bir ev, dar bir yer orada ne bet kalır ne beniz” demekte. Bu suretle o evin vasıflarını sayıp gözlerinden kanlı yaşlar saçmaktaydı. Cuha babasına dedi ki: “ Babacığım, vallahi bu adamı bizim eve götürüyorlar.” Babası , Cuha’ya “ Ahmak olma” dedi. Cuha, “ Baba, şu nişaneleri dinle. Birer ,birer saydığı bu nişanelerin hepsi, şeksiz şüphesiz bizim evin nişaneleri. Ne hasır var, ne ışık var, ne yemek. Ne kapısı mamur, ne içi, ne damı!” Halkta da bu suretle kendilerine ait yüzlerce alamet olduğu halde azgınlar, bu nişaneleri görmezler. Kibriya güneşinin şuanından mahrum ve ışıksız olan gönül evi, Yahudilerin canı gibi dar ve karanlıktır; muhabbet ihsan eden Tanrının zevkinden mahrumdur. Ne güneşin o gönüle ışığı parlar, ne o gönlün sahası genişler, ne kapısı açılır. Sana böyle bir gönülden mezar yeğdir. Gönül mezarından çık artık! Ey şuh ve neşeli can, dirisin, diri oğlusun. Bu dar gönül mezarında nefesin daralmıyor mu? Sen vaktin Yusuf’un, gökyüzünün güneşi. Bu çölden bu zindandan çık yüzünü göster! Yunus balığın karnında pişti. Yunus Peygamber, bu beladan ancak tespihle kurtuldu. Balık karnında tespih etmeseydi kıyamete kadar o hapiste, o zindan da kalırdı. Yunus balıktan Tanrıyı tespih ederek halas oldu. Tespih nedir? Elest gününün nişanesi. Eğer can tespihini unutursan şu balıkların tespihini dinle. Tanrıyı gören Tanrıya mensuptur, o denizi gören, o balıktır. Bu cihan denizdir, ten balık, ruh da sabah nurundan mahcup Yunus. Yunus Tanrıya tespih ettiği için balıktan kurtuldu, yoksa hazmolur, yok olup giderdi. Bu deniz can balıklarıyla dopdoludur. Sen görmüyorsun amam etrafında uçuşup duruyorlar. O balıklar, sana kendilerini çarpmaktalar. Gözünü aç da apaçık gör. Balıkları görmüyorsan bile bari kulağın, tespihlerini duysan. Sabretmek, canın tespihleridir. Sabret asıl doğru tespih odur. O derecede hiçbir tespih yoktur. Sabret, asıl doğru tespih odur. O derecede hiçbir tespih yoktur. Sabret, “ Sabır, sıkıntının, darlığın anahtarıdır.” Sabır sırat köprüsüne benzer, cennetse öbür tarafta, her güzelin bir çirkin lalası vardır. Kırılan sırça gönüllü, sen sabrın zevkini ne bilirsin? Hele o Çikil güzeline ulaşmak için çekilen sabrın lezzetini! Savaş zevki, kudret ve kuvvetli ere göredir, karı tabiatlı adamsa ancak zekerden zevk alır. Zekerden başka ne dini vardır. Ne zikri; o düşünce , o adamı ta aşağılık yere kadar çekip götürür. Gökyüzüne bile çıksa korkma ondan. Çünkü sesi yukarılardan gelse bile atını aşağıya doğru sürüp durur.! Yoksulların alemlerinden korkulur mu? O alemler lokma elde etmek için bir yoldur. Bir iri adam bir oğlanı ele geçirdi. Bu adam bana kast eder diye çocuğun yüzü sarardı. Adam dedi ki “ güzelim, emin ol. Sen benim üstüme bineceksin. Ben korkunç görünsem de aldırış etme, bil ki ben bir ibneyim. Deveye biner gibi bin üstüme, sür” İnsanların suretleriyle manaları da böyledir. Dışardan adam görünürler, içerden melül Şeytan! Ey Ad gibi ip iri adam, sen rüzgarın tesiriyle dalın vurduğu davula benziyorsun. Tilki hava ile dolu tulum gibi bir davul yüzünden avını yele verdi. Davulda bir can olmadığını, içinin hava dolu olduğunu görünce dedi ki: “ Domuz bile şu bomboş tulumdan yeğ!” davul sesinden tilkiler korkar, fakat akıllı kişi onu öyle döver ki deme gitsin!

  5. #15
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.07.06
    Mesajlar: 498
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: oduncu ve şeytan

    Odunculukla hayatını kazanan bir zat vardı. Allah'a karşı kulluk
    vazifesini yapar, kimsenin akşisine tatlısına karışmazdı. Bu zahit
    kişinin bulunduğu köyün yakınında bir köy daha vardı, onlar da dağda
    kutsal diye kabul ettikleri bir ağaca taparalar, ondan medet
    beklerlerdi. Oduncu, bir gün: "Şunların Allah diye taptıkları ağacı
    kesip odun edeyim, pazarda satarak ekmek parası kazanırım; hem de,
    bir kavmi Allah'a isyandan kurtarmış olurum" diye düşünerek Allah
    rızası için ağacı kesmeye karar verdi.

    Dağa doğru giderken karşısına acayip suratlı pis bir adam çıkarak
    nereye gittiğini sordu. Oduncu:

    - Halkın Allah diye taparak Allah'a isyan ettikleri ağacı kesmeye
    gidiyorum, dedi.

    Adam , oduncuya :

    - Ben şeytanım... O ağacı kesmene müsaade etmiyorum, deyince zahit
    oduncu, şeytana çok kızmıştı.

    Öldürmek için hücum ederek yere yatırdı ve üzerine oturup hançerini
    boğazına dayadı.

    Şeytan zahide:

    - Ey zahid, sen beni öldüremezsin. Allah bana kıyamete kadar müsaade
    etmiştir. Fakat gel o ağacı kesme, seninle anlaşalım. Ben sana her
    gün bir altın vereyim, sen de ağacı kesmekten vazgeç. Hem elağaca
    tapıyormuş, günah işliyormuş senin neyine gerek, altınını al işine
    bak, dedi.

    Adam şeytanı bırakmıştı. Şeytan adama, akşam yatıp sabahleyin
    yastığının altına bakmasını söyledi ve anlaşarak ayrıldılar.

    Adam ağacı kesmekten vazgeçip, evine dönmüştü.. Akşam yatıp
    sabahleyin yastığının altına baktığında altını gördü. Memnun olmuştu.
    İkinci gün oldu, fakat bu sefer şeytan altını koymamıştı. Adam kızıp
    baltasını aldığı gibi dağa ağacı kesmeye gitti. Fakat yolda yine
    şeytanla karşılaştı. Adam şeytana iyice kızmıştı. Görünce :

    -Seni sahtekar seni, kandırdın değilmi beni?... diyerek üzerine hücum
    etti.

    Fakat ilkinin aksine bu sefer şeytan adamı tuttuğu gibi altına aldı.
    Adam şaşırmıştı. Bu nasıl hâl der gibi şeytanın yüzüne bakıyordu.
    Şeytan:

    - Hayret ettin değilmi? Niçin bana yenildiğinin sebebini söyleyeyim:
    Dün sen Allah rızası için ağacı kesmeye gidiyordun. Seni değil ben ,
    dünyadaki bütün şeytanlar bir araya gelsek yine yenemezdik. Lakin
    şimdi Allah rızası için değil de, sana altını vermediğim için
    kızdığından gidiyorsun. İşte o yüzden bana mağlup oldun ve sana ağacı
    kesmene müsaade etmeyeceğim...

    Yazarı bilinmmiyor..

  6. #16
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.07.06
    Mesajlar: 498
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: çılgın

    ALLAH şeytanın şerrinden korusun

  7. #17
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.07.06
    Mesajlar: 498
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: çılgın

    Halife Hz. Ömer bir mecliste hazır bulunanlara sordu: <
    <
    - Eğer dileğiniz hemen kabul ediliverecek olsa ne dilerdiniz? <
    <
    Birisi, "Benim falan vadi dolusu altınım olsun isterim. Onu harcayarak İslâm&#39;a daha çok hizmet edeyim diye" dedi. <
    <


    Bir başkası, "Şu kadar sürüm (davar, koyun, keçi), mal ve mülküm olsun isterdim. Gerektikçe onları sarfederek dine yararlı olayım diye" dedi.

    Herkes buna benzer şeyler söyledi. Hz. Ömer hiçbirini beğenmedi. Bu defa meclistekiler, Hz. Ömer&#39;e sordu: - Ya Ömer peki sen ne dilerdin? Cevap verdi:

    - Ben de Muaz, Salim, Ebû Ubuyde gibi müslümanlar yetişsin isterdim. İslâm&#39;a onlar vasıtasıyla hizmet edeyim diye.

  8. #18
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.07.06
    Mesajlar: 498
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: çılgın

    Genç mühendis, işe yeni başladığı şirketteki bir toplantıya katıldığında, masa üzerindeki gazeteye göz atıp âniden yerinden fırladı ve r16;eyvah mahvoldumr17; gibilerden bir şeyler söyleyip koşar adımlarla odasına girdikten sonra, kapısını da arkadan kilitledi. Bir anda buz gibi bir hava esti içeride.

    Şirket sahibi, çok babacan insandı. Toplantıyı bir bıçak gibi kesip:

    -Bu işte bir bit yeniği var, dedi. Mühendise kötü birşeyler oldu. Dikkat edin, canına kıyabilir.

    Şirket çalışanları, müdürün ne kadar tecrübeli olduğunu bildiklerinden, hep birlikte yerlerinden fırladı. Sekreterlerden biri, mühendisin okuduğu gazeteye bakarak:

    -Biliyorsunuz ki bugün borsa tepetaklak geldi, dedi. Mutlaka çok sayıda hissesi vardı.

    Bir başkası:

    -Faiz veya repo da olabilir, diye araya girdi. Yüzde ikiyüz sınırı aşıldı.

    Diğeri, kendinden emin bir tarzda:

    -Dün dolar bozduracağını söylemişti, dedi. Bugün döviz âniden yükseldiği için, milyarlarca lira zarar etmiş olmalı.

    Şirketin muhasebe müdürü:

    -Kesinlikle yanılıyorsunuz, diye lafa karıştı. Daha üç gün önce avans çekmişti. Paralı insan böyle bir şeyler yapmaz. Olsa olsa karısıyla kavga etmiştir.

    Kadın sekreterlerden biri:

    -Öyledir öyledir, diye atıldı. Hanımına geçen gün rastlamıştım, çok suratsız biriydi.

    Bütün ihtimaller tek tek sıralanırken, şirket müdürü,:

    -Konuşmakla vakit kaybetmeyelim, diye gürledi. Her an bir tabanca sesi gelebilir içerden..

    Müdürün sözleri, ortalığı tekrar karıştırdı. Şirkette ne kadar çalışan varsa, mühendisin kapısına yığıldı. Müdür bey, etrafındakileri bir el işaretiyle susturduktan sonra, yumuşak bir sesle:

    -Mühendis beyyy!.. diye seslendi. Benim canım kardeşim, sakın bir çılgınlık yapma. Biliyorsun ki bu dünya fânidir. Bir gün zaten öleceğiz, değil mi?

    Mühendisin bulunduğu oda müstakil olduğu için başka bir mekana bağlanmıyordu. Bu yüzden de herkes, onun içeride olduğundan emindi. Oda kapısı da özel olarak izole edildiği ve iki adet çelik levhadan yapıldığı için bütün çabalara rağmen kırılmıyordu. Buna rağmen içeriden çıt çıkmıyordu. Bu arada itfaiyeye haber verildi, altıncı katta bulunan odanın pencereleri altına brandalar gerildi ve televizyon kameramanları, yüzlerce meraklı eşliğinde canlı yayına geçerek, adamın aşağı atlaması için duaya başladılar. Mühendis bey, on beş dakika sonra kapıyı açtı. Yüzü ışıl ışıldı ve neler olup bittiğinden habersiz görünüyordu. Kapı önündeki kalabalığın şaşkın bakışları arasında:

    -Az kalsın ikindi namazını kaçırıyordum, diye gülümsedi. Dünya fâni olduğundan, bu iş ihmale gelmez.

  9. #19
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.07.06
    Mesajlar: 498
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: ALLAH DEMEK

    Fakir bir genç, padişahın kızına aşık olmuş. Bu ümitsiz sevdasını gidip meşhur dervişine anlatarak yardım dilemiş. Derviş:Evlâdım, şehrin girişinde tam yol ağzında otur, kim ne derse desin sadece Allah diye cevap ver. demiş.

    Fakir genç, denileni yapmış. Günlerce, aylarca şehrin girişinde başka hiçbir kelime konuşmadan Allah demiş. Derviş, yiyeceğini, içeceğini her gün getiriyormuş. Zamanla Allah diyen genç halk arasında meşhur olmaya başlamış. Nihayet bir gün padişah da genci merak etmiş. Dervişten, genç hakkında bilgi istemiş.

    Derviş, gencin devrin büyüklerinden olduğunu söylemiş. Padişah, kalkıp genci ziyarete gitmiş. Kimsin?

    Derdin ne? Ne istersin? demiş ise de, genç, padişaha karşı da “Allah” demekten vazgeçmemiş. Başka tek kelime konuşmamış.

    Derviş akşam gencin yanına gelmiş. Padişah sana Kızımı vereyim diyene kadar, sen ondan sakın ola ki bir istekte bulunma! diye tembihte bulunmuş. Nihayet bir gün padişah gelip: “Ne istiyorsun, istiyorsan seni kızımla evlendireyim. deyince, genç, dervişin şaşkın bakışları altında Yok demiş. Artık onu da istemiyorum.

    Ben başka birisinin hatırı için Allah dedim, Allah devrin padişahını ayağıma getirip, benim gibi miskin bir gence kendi kızını teklif ettirdi. Eğer Onun hatırı için Allah deseydim kim bilir ne olurdu? Ben bundan böyle Ondan başkasını anmıyor, ondan başkasını istemiyorum.

  10. #20
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.07.06
    Mesajlar: 498
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: çılgın

    Sabah namazını kılan kimse, Allah’ın himayesinde olur.

    Hz.EBÜBEKR (R.A.)

Sayfa 2 Toplam 33 Sayfadan BirinciBirinci 123412 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. ** Kimse Kimsenin Rızkını Yiyemez**
    Konu Sahibi garip_yolcu Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 07-06-2009, 12:25
  2. "İmzalı-Yorum"
    Konu Sahibi Resul Aydın Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 26-01-2009, 19:40
  3. Selamun Aleykum arkadaşlar
    Konu Sahibi hk8506 Forum Tanışma Köşesi
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj: 04-11-2008, 19:15
  4. Haniflik Nedir?
    Konu Sahibi BERFIN81 Forum İslami Bilgi ve Kaynaklar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20-11-2007, 20:29

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •