Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 1 Toplam 4 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 38 Sayfa bulundu

Konu: KİM MEZARDA BİR GECE GEÇİRMEK İSTER?

  1. #1
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.06.06
    Mesajlar: 1.994
    Teşekkür ve Beğeni

    KİM MEZARDA BİR GECE GEÇİRMEK İSTER?

    S.A.



    KİM MEZARDA BİR GECE GEÇİRMEK İSTER?



    Kim Mezarda Bir Gece Geçirmek İster?

    --------------------------------------------------------------------------------

    Bir zamanlar Doğu’nun şehirlerinden birinde, zengin ve varlık bir adam ölmüş. Haberciler ve tellallar şehrin sokaklarına yayılıp halka şöyle seslenmişler:
    “Ey ahali! Bildiğiniz gibi Veli Ağa vefat etti. Önemli bir vasiyeti var. Ahiret hayatına alışabilmek için yardımcı arıyor. Kim mezarda geçireceği ilk gecede ona eşlik ederse, Veli Ağa’nın servetinin yarısı kendisine verilecektir.”



    Tellalların onca bağırıp çağırmalarına rağmen, kimse bu ilginç teklife talip olmaya cesaret edemedi. Akşama doğru, şehrin en fakir adamlarından biri olan hamal, bakmış ki, elinde mal olarak bir küfe ve ipten başkası yok. “Hamal olarak yatar, ağa olarak kalkarım” diyerek koşmuş ve diri diri mezarda gecelemeye talipli olmuş.

    Ertesi gün, genişçe bir mezar kazmışlar. Bir tarafına iyice kefenlenen Veli Ağa’yı bir tarafına da hamalı yatırıp mezarı kapatmışlar.

    Az sonra sual melekleri çıkıp gelmiş. “İkisi de artık bize emanet” diye aralarında konuşuyorlarmış. Biri:

    “Öyle de..” demiş. “Zengin olan zaten burada kalıcı, önce şu hamaldan başlayalım.”

    Öteki melek bu teklifi makul görmüş ve hamalın baş ucuna gidip sorguya başlamışlar:

    “Dünyada malın mülkün var mıydı?”

    “Alay etmeyin” demiş hamal. “Sırtımdaki küfeden ve ipten başka bir şeyim hiç olmadı benim.”

    “Öyleyse söyle bakalım” demiş melekler. “O küfe ile ipi hangi kazançla nasıl aldın?”

    Hamal başlamış anlatmaya:

    “Beş kişinin malını on kuruşa taşıdım. İkisini yedim sekizini sakladım. Ertesi gün de aynı işi yaptım. Böyle böyle para biriktirdim. Yemedim içmedim, ucuza taşıdım ve bunları aldım.”

    Melekler:

    “Olmadı” demişler. “Olmadı hamal efendi. Falancadan aldığın para hak ettiğinden çok azdı. Biz bunun hesabını ondan soracağız. Filancaya da çok ucuza taşımıssın, bunun da hesabını ondan soracağız”

    “İyi ama..” demiş hamal. “hakettiğim parayı isteseydim, bana taşıtmazlardı ki...”

    “Sen merak etme” demiş melekler. “Nasıl olsa ikisi de buraya gelecek, o zaman biz sorarız bunların hesabını.”

    Ve sorguya devam etmişler:

    “Sen bir daha söyle bakalım. Kazandığının ne kadarını yedin, ne kadarını biriktirdin?”

    “Vallahi” demiş hamal. “Genelde hep yarı yarıya... On aldıysam beş sakladım, beş yedim. İki kazandıysam, birini kenara attım.”

    “Olmadı” demiş melekler. “Bu iş hiç olmadı. Sen hem kendinin hem de çoluk çocuğunun boğazından kısmışsın. Hem kendi nefsine, hem de onların nefislerine zulmetmişsin. Bu günahtır bilmez misin?”

    Hamal ne cevap vereceğini düşünürken kan ter içinde kalmış. Ve bütün bir gece melekler sormuş o kıvranmış, melekler sormuş o kıvranmış.. Nihayet sabah olmuş ve mezarı açıp onu dışarıya çıkarmışlar.

    Hamal bakmış, kadı efendi dahil bütün şehir kabrin başına toplanmış. Hatta mehter takımı bile hazır bekliyor.

    Kadı, mezardan kendisini dışarıya atan hamala:

    “Afferin hamal efendi, kimsenin cesaret edemediği bir işi yaptın. Ama mükafatını da göreceksin. Artık zengin bir adamsın.”

    Halkan bir alkış ve ‘Yaşasın’ kopmuş.

    Hamal:

    “İstemem! İstemem! Vallahi istemem!” diye bağırmış. “Ben, bir iple bir küfenin hesabını sabaha kadar veremedim. Onca servetin hesabını nasıl veririm. Kim isterse o alsın. Hesabını da alan versin!” ?


    ----

    MEZARLIK



    İçinde toplu halde mezarların bulunduğu yer, kabristan. İnsanlar vefat ettiklerinde hayatta kalanların onlara karşı son görevleri; onları yıkayıp, kefenlemek ve defnetmektir. Müslümanlar ölülerini belli ölçü ve usullerle belli yerlerde defneder ve bunları defnettikleri yerler olan mezarlığa ayrı bir önem verirler. Ölülerin defnedildiği bu mezarlığı temiz tutmak, korumak ve ağaçlarla donatmak hayatta olanlar için bir görevdir. Eskiden kalan ve artık cenaze defnedilmeyen mezarlıkların da bir zaruret hali dışında, kabristan olarak korunması gerekir.

    Mezarlıkta uyumak, çevresini kirletmek, yaş ot ve ağaçlarını koparmak mekruhtur. Çünkü buradaki yaş bitkiler kendilerine özgü bir şekilde Allah'ı zikrederler. Bu zikir sebebiyle orada yatan iman sahiplerine Allah Teâlâ'nın rahmet Adip azaplarını hafifletmesi umulur. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s) bir kabristanda bulunan iki kabir sahibinin azab içinde olduğuna vakıf olmuş; etraftakilerden yapraksız taze bir hurma dalı isteyerek, ikiye bölmüş ve her birini bir kabrin başına dikmiştir.

    "Ya Rasûlallah, bunu niçin yaptın? diye sorulduğu zaman, Hz. Peygamber şöyle cevap vermiştir: "Umulur ki bunlar yaş kaldıkları sürece (azabları) hafifler" şeklinde cevap vermişlerdir (Buhârî, Vudü, 55).

    Mezarlıktaki kurumuş bitkilerin koparılmasında ise dini yönden herhangi bir sakınca yoktur (İbn Âbidin, Reddül-Muhtâr, I, 846; Ö. Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihali, İstanbul 1985, s.263 vd).

    Su basmakta olan veya düşman tarafında kalan bir kabri başka yere nakletmek caizdir. Bir cenaze kabre yerleştirildikten sonra artık bir zaruret bulunmadıkça çıkarılamaz. Otopsi yapma gereği, gasbedilmiş bir yere gömülme veya satın alınıp defnedilen yeri şuf'a yoluyla başka birisinin mülk edinmesi gibi haller, zaruret, niteliğindedir. Bu gibi durumlarda hak sahibi cenazenin çıkarılmasını isterse nakl-i kubûr yapılır. Aksi halde yer sahibi kabri düzelterek üzerine dilediğini ekebilir.

    Kabirlerin süslenmesi, oralarda mum, kandil yakılması israf sayılır. Ancak çevredeki yolu aydınlatmak için ışıklandırma yapılabilir.

    Kabirlerin üzerine birkaç parça gül veya başka yaş çiçekler de konulabilir. Ancak büyük paralar harcayarak solup gidecek çiçekler hazırlatılması israfa yol açar. Bunu, özellikle başka milletleri taklit ederek yapmak caiz olmaz.

    Kabirleri haftada bir gün, özellikle cuma ve cumartesi günleri ziyaret etmek erkeklere menduptıır. Salih kiınselerin kabirleri, uzak yerde bile olsa teberrük için ziyaret edilebilir. Bu konuda yapılacak yolculuk rnendup sayılmıştır. Fitne korkusu bulunmayınca kadınlar da teberrükte bulunmak için kabirleri ziyaret edebilirler.

    Ebu Yusuf'a göre, Kabirlerin üzerine oda veya kubbe gibi şeylerin yapılması tahrimen mekruhtur. Kabristan için vakfedilmiş veya ölü defni için terk edilmiş bulunan yerdeki kabirler üzerine bina yapıp, başkalarının defnine yarayacak yerleri işgal etmek haramdır. Bununla birlikte âlim, sâlih, seyyid zatların kabirlerinin kaybolmaması için yanlarına taş konulmasında ve adlarının yazılmasında bir sakınca yoktur. Diğer ölenlerin de eserleri kaybolup, zillete maruz kalmamaları için başlarının ucuna birer taş dikilip adlarının yazılmasında bir sakınca görmeyenler vardır. Ancak bu taşlara âyet-i kerime yazılmamalıdır.

    Hadis-i şeriflerde kabirler üzerine konan taşlara gelişigüzel yazı yazılmasının yasaklanması (İbn Mâce, Cenâiz, 43; Tirmizi, Cenaiz, 57) sebebiyle İslâm hukukçuları, mezar taşlarına âyet yazmanın, yere düşüp çiğnenmesi ihtimali bulunması yüzünden caiz olmadığını söylemişlerdir (İbn Abidin, Reddül-Muhtar, Terc. A. Davudoğlu, İstanbul 1983, III, 493 vd.; Bilmen, a.g.e.; 264-266). Hadislerde gelişigüzel yazı yazılmasının yasaklanmasına rağmen, bütün İslâm ülkelerinde ve özellikle Türkiye'de mezarlıklar, şiir, dua, âyet ve hadis olarak yazılan kitâbeler sergisi haline getirilmiştir. Bunlar daha sonra ortaya çıkmış olup yapılmaması İslâm'ın ruhuna daha uygundur.

    Hz. Peygamber (s.a.s), oğlu İbrahim ve Medine'de vefat eden ilk Muhacir oları Osman b. Maz'un'un kabri başına, kabrin tanınması için bir taş koymuştu. İslâm alimleri, Hz. Peygamber'in bu davranışını esas alarak mezara bir taş konabileceğini ve bu taşa yalnızca isim ve ölüm tarihinin yazılmasının yeterli olacağını belirtmişlerdir (Sünen-i Tirmizi, Terc. O. Zeki Mollamehmedoğlu, II, 236). Bu açıklamalardan sünnet olan mezar şeklinin, toprak yüzeyi biraz yükseltilmiş ve deve hörgücü gibi yapılmış olmasının yanında, taşına kişi hakkında övücü veya kaderden şikâyet edici yazılar yazılmayarak, sadece ölenin adı ve ölüm tarihi yazılı bulunan mezarlar olduğu anlaşılmaktadır.

    Mefâil HIZLI

  2. #2
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.07.06
    Mesajlar: 1
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: KİM MEZARDA BİR GECE GEÇİRMEK İSTER?


  3. #3
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 18.07.06
    Mesajlar: 231
    Teşekkür ve Beğeni

    RE: KİM MEZARDA BİR GECE GEÇİRMEK İSTER?

    PEKİ ARKADAŞLAR YA BİZ; BAŞÖRTÜMÜZE EL UZATANLARA SESSİZ KALMAMIZIN, HER GÜN GAZETE VE TELEVİZYON YAYINLARIYLA BİZİ DİNİMİZDEN UZAKLAŞTIRMAYA ÇALIŞANLARA SEYİRCİ KALMAMIZIN HESABINI NASIL VERECEĞİZ??
    ALLAH SONUMUZU HAYREYLESİN....

  4. #4
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.12.08
    Mesajlar: 2.380
    Teşekkür ve Beğeni

    Kim mezarda bir gece geçirmek ister

    BİRZAMANLAR,

    Doğu'nun şehirlerinden birinde, zengin ve varlık bir adam ölmüş. Haberciler ve tellallar şehrin sokaklarına yayılıp halka şöyle seslenmişler:

    "Ey ahali! Bildiğiniz gibi Veli Ağa vefat etti. Önemli bir vasiyeti var. Ahiret hayatına alışabilmek için yardımcı arıyor. Kim mezarda geçireceği ilk gecede ona eşlik ederse, Veli Ağa'nın servetinin yarısı kendisine verilecektir."

    Tellalların onca bağırıp çağırmalarına rağmen, kimse bu ilginç teklife talip olmaya cesaret edemedi. Akşama doğru, şehrin en fakir adamlarından biri olan hamal, bakmış ki, elinde mal olarak bir küfe ve ipten başkası yok. "Hamal olarak yatar, ağa olarak kalkarım" diyerek koşmuş ve diri diri mezarda gecelemeye talipli olmuş.

    Ertesi gün, genişçe bir mezar kazmışlar. Bir tarafına iyice kefenlenen Veli Ağa'yı bir tarafına da hamalı yatırıp mezarı kapatmışlar.
    Az sonra sual melekleri çıkıp gelmiş. "İkisi de artık bize emanet" diye aralarında konuşuyorlarmış. Biri:

    "Öyle de.." demiş. "Zengin olan zaten burada kalıcı, önce şu hamaldan başlayalım."
    Öteki melek bu teklifi makul görmüş ve hamalın baş ucuna gidip sorguya başlamışlar:

    "Dünyada malın mülkün var mıydı?"

    "Alay etmeyin" demiş hamal. "Sırtımdaki küfeden ve ipten başka bir şeyim hiç olmadı benim."

    "Öyleyse söyle bakalım" demiş melekler. "O küfe ile ipi hangi kazançla nasıl aldın?"

    Hamal başlamış anlatmaya:

    "Beş kişinin malını on kuruşa taşıdım. İkisini yedim sekizini sakladım. Ertesi gün de aynı işi yaptım. Böyle böyle para biriktirdim. Yemedim içmedim, ucuza taşıdım ve bunları aldım."
    Melekler:

    "Olmadı" demişler. "Olmadı hamal efendi. Falancadan aldığın para hak ettiğinden çok azdı. Biz bunun hesabını ondan soracağız. Filancaya da çok ucuza taşımıssın, bunun da hesabını ondan soracağız"

    "İyi ama.." demiş hamal. "hakettiğim parayı isteseydim, bana taşıtmazlardı ki..." "Sen merak etme" demiş melekler. "Nasıl olsa ikisi de buraya gelecek, o zaman biz sorarız bunların hesabını."
    Ve sorguya devam etmişler:

    "Sen bir daha söyle bakalım. Kazandığının ne kadarını yedin, ne kadarını biriktirdin?"

    "Vallahi" demiş hamal. "Genelde hep yarı yarıya... On aldıysam beş sakladım, beş yedim. İki kazandıysam, birini kenara attım."

    "Olmadı" demiş melekler. "Bu iş hiç olmadı. Sen hem kendinin hem de çoluk çocuğunun boğazından kısmışsın. Hem kendi nefsine, hem de onların nefislerine zulmetmişsin. Bu günahtır bilmez misin?"
    Hamal ne cevap vereceğini düşünürken kan ter içinde kalmış. Ve bütün bir gece melekler sormuş o kıvranmış, melekler sormuş o kıvranmış.. Nihayet sabah olmuş ve mezarı açıp onu dışarıya çıkarmışlar.

    Hamal bakmış, kadı efendi dahil bütün şehir kabrin başına toplanmış. Hatta mehter takımı bile hazır bekliyor.
    Kadı, mezardan kendisini dışarıya atan hamala:

    "Afferin hamal efendi, kimsenin cesaret edemediği bir işi yaptın. Ama mükafatını da göreceksin. Artık zengin bir adamsın."
    Halkan bir alkış ve ?Yaşasın' kopmuş.

    Hamal:
    "İstemem! İstemem! Vallahi istemem!" diye bağırmış. "Ben, bir iple bir küfenin hesabını sabaha kadar veremedim. Onca servetin hesabını nasıl veririm. Kim isterse o alsın. Hesabını da alan versin!"

  5. #5
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 28.01.09
    Yer: istanbul
    Mesajlar: 15.429
    Teşekkür ve Beğeni

    "selamun aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü"
    allah razı olsun kardeşim.allah o günümüze yardım etsin.selametle kalın.

  6. #6
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.12.08
    Mesajlar: 2.380
    Teşekkür ve Beğeni

    aleykümselam amin kardeşim amin selametle...

  7. #7
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 09.02.09
    Yer: Mevlana diyarı
    Mesajlar: 11.119
    Teşekkür ve Beğeni

    okuyunca bi garip oldum
    alt tarafı iple bir kefe ama onun bile hesabını verememişken bizim halimiz nolur bilmiyorum
    etrafıma bir baktım da nasıl kötü oldum anlatamam
    kardeşim çok sağol emeğine sağlık

  8. #8
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.12.08
    Mesajlar: 2.380
    Teşekkür ve Beğeni

    Rabbim bizleri affetsin arkadaşım gözlerine sağlık selametle..

  9. #9
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.11.08
    Mesajlar: 53
    Teşekkür ve Beğeni

    Allah razı olsun arkadaşım valla nasıl veririz bizde bukadar çok nimetin hakkını.allahım hesabını veremeyeceğimiz şeylerle bizi imtihan etme.amin

  10. #10
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 02.12.08
    Mesajlar: 192
    Teşekkür ve Beğeni

    emeğine şağlık ben bu hikayeyi daha önceden okumuştum gerçekten çok güzel

Sayfa 1 Toplam 4 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Hafızlık Duası
    Konu Sahibi gurbette Forum Dua Bölümü
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 28-05-2012, 05:17
  2. el-FIKHU' EKBER
    Konu Sahibi Naksibendi Forum Allah (c.c) Hazretleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 16-03-2008, 17:32
  3. Hayatın akışında!
    Konu Sahibi Mustafa Cilasun Forum Kendi Şiirleriniz
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-03-2008, 18:25

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •