Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 2 Toplam 3 Sayfadan BirinciBirinci 123 SonuncuSonuncu
11 den 20´e kadar. Toplam 27 Sayfa bulundu

Konu: Her Doğru Heryerde Söylenmez!

  1. #11
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.07.08
    Mesajlar: 71
    Teşekkür ve Beğeni


    Kardeşlerim güzel bir konu açılmış Allah razı olsun.Usul ve metod hakkında ama ne için ve neyi kastedmişsiniz, belirtmemişsiniz.Eğer konu, Dine ve şeairine ve tevhide tahrib ve saldırıyı esas alan bir bahisse, o dediğiniz düstur orda geçmez.Geçmediğinide yine daha önce dialog bahsindede beyan etmiş olduğum, bahislerden aşşağıda bir defa daha bahsederek, Bediüzzaman hazretlerinin dilinden ve Risale-i Nurlarda geçen ve yaşanan bahislerden İnşaallah aktararak, izah edip, idrak olunmasına çalışacağım.Defalarca ikaz ediyorum, Risale-i Nurun hakikatlarını, ne yaptığı ve neyin peşinde olduğu amacı ve kendisi şüpheli şahısların,sanki kafalarının içindeki niyeti kesin 100%100 biliyor gibi, kiminlele ne işi var, ne yapıyor,biliyor gibi kullanarak, Risalei Nuru ve bediüzzamanı o şüphelerin ve karanlıkların dibine çekmeye çalışmayın.Mesulsünüz sizi hakla batılın ayrıldığı o günde, ne biz cahillerdendik bilemedik, demeniz kurtarır, nede taasub edip haddi aşıp biz başkalarının sözü üzerine gittik,bilemedik demeniz sizi kurtarabilir.Eğer gerçekten münafıklardan, ajanlardan değilseniz, bu işin peşini insaflıca bırakın şeytandan ders alan sofestailer gibi, Mukaddesatı kullanarak, aslını bilmediğiniz bir meseleyi haklı çıkartabilmek adına, ayetlerle hadis ve risalelerle, 9 takla atıp, attırıp meseleyi haklı çıkartmaya kalkışmayın, baş aşşağı düşer,kafanızı örse çarpar darmadağın olursunuz.Bizbu hadisenin şeytani olduğunu söylerken, 70 milyonun bildiği aşikar delillerimiz var.Şahsın fikrinin peşinde duracaksanız, delil getirin, biz nasıl burda şu söylenmiş şu sayfada şunu şunu yapmışı, bir önce bahsi geçen meselelerde, aksi mümkün değil kabilinde ortaya koymuşsak ve koyuyorsak,sizde yapabilirseniz, aynen öyle yapın, ama hiç zahmet etmeyin asla mümkün değil başaramazsınız.Şahsen bugünkü dialog adı altındaki, dini muhammediden taviz ve tahribat çabasını, siz belki farklı adlandırabilirsiniz;fakat Risalei Nuru kullanarak haklı çıkarmaya hakkınız yok, buna ısrar ediyorsanız.Bu işte sizlerinde samimi olmadığınızı düşünmek en doğal hakkımız olurki; bu işe seferber edilmiş, harici ve dahili binler ajandan bir kaçı olduğunuzu düşünmekten başka çare sırakmazsınız.Gerçek bir Risalei Nur talebesi, böyle şaibeli bir işin ne peşinden gider, nede o işe Risalei Nuru ve Bedizzamanı o mesleye alet eder.Edenlerede siz ne anlatıyorsunuz, bu işe bizi karıştırmayın, Risalei Nurlarda dinin ahkam şeairiyle oynanmak yok, dialog bahsinde müteaddid defa bahsettiğim meseleleri açığa vurarak, Bediüzzamanında bu konuda zerre miskal tavizi yok der,mevzuyu kökünden kaparsınız. siz bunun aksini yaparak ehli hak ve tasavvufa bu şüpheli şeylere Bediüzzamanı ortakmış gibi gösterip, onların Risalei Nura ve Bediüzzamana buğzlarına sebebiyet verdiğiniz sürece, benim ve ehli hakkın vede Allahın katında nazar, itibariyle birer münafık, birer cıa den farkınız olmaz.Dinler arasında dialog yapan gülen neden acaba Amerikanın ve avrupanın papazlarıyla anlaşırken, rusyanın papazlarıyla dialog dediği sahtekarlığı yapamaz, çünkü cemaat dediği oluşumunun içi amerikan, ingiliz ve israil ajanlarıyla doludur.Rusyada yasaklı olan Risalei Nur değil, dünya derin devletinin misyoner çalışmalarını yürüten, gülen ve köstebek teşkilatıdır.İçlerinde masumlar ,aldanmışlar varmıdır tabiiki vardır ama onlarda şimdi sizlerin alet olduğu gibi belki bilinçli belki bilinçsiz sisteme alet olmaktadırlar.Gözü çıkası taasub ve dünya hayatı menfaati...





    Aşşağıdaki mesele çok acip bir dikkati idraka ihtiyaç duyan bir meseledir. Nerde el etek öpenler ,nerde ayağa bile kalkmam, ben müslümanım diyen, Allahın evliyası,Asfiyası ,Bediüzzaman.


    Bediüzzaman'ı rus üsera esir kampına götürdüler. Burada şu şekilde şayan-ı takdir bir hadise cereyan eder. Şöyle ki :

    Birgün rus başkumandanı esirleri teftişe gelir. Teftiş esnasında, Bediüzzaman kumandana selam vermez ve yerinden kalkmaz. Kumandan kızar, belki tanımamıştır diyerek tekrar önünden geçtiği zaman yine yerinden kalkmayınca, kumandan tercüman vasıtasiyle der:

    -Beni herhalde tanımadılar ?
    Bediüzzaman:
    -Tanıyorum, nikola nikolaviçtir.
    Kumandan:
    -Şu halde rus ordusuna, dolayisiyle rus çarına hakaret ediyorlar!
    Bediüzzaman:
    -Hakaret etmedim. Ben bir MÜSLÜMAN ALİMİYİM. İMANLI BİR KİMSE, CENAB-I HAKKI TANIMAYAN BİR ADAMDAN ÜSTÜNDÜR. BİNAENALEYH, BEN SANA KIYAM ETMEM, DER.

    ( TARİHÇE-İ HAYAT , İLK HAYATI, SAYFA /107 )

    ANGİLİKAN KİLİSESİNİN BAŞPAPAZI TARAFINDAN MEŞİHAT-I İSLAMİYEDEN DİNİ ALTI SUAL SORULDU. BEN DE O ZAMAN DARÜ'L-HİKMETİ'L-İSLAMİYE'NİN AZASIYDIM. BANA DEDİLER: " BİR CEVAP VER. ONLAR, ALTI SUALLERİNE, ALTI YÜZ KELİMEYLE CEVAP İSTİYORLAR. "

    BEN DEDİM: " ALTI YÜZ KELİMEYLE DEĞİL, ALTI KELİMEYLE DE DĞİL, BELKİ BİR TÜKÜRÜKLE CEVAP VERİYORUM. ÇÜNKÜ, O DEVLET, İTE GÖRÜYORSUNUZ, AYAĞINI BOĞAZIMIZA BASTIĞI DAKİKADA, ONUN PAPAZI , MAĞRURANE ÜSTÜMÜZDE SUAL SORMASINA KARŞI, YÜZÜNE TÜKÜRMEK LAZIM GELİYOR.

    " TÜKÜRÜN O EHL-İ ZULMÜN O MERHAMETSİZ YÜZÜNE ! " DEMİŞTİM.
    (MEKTUBAT , SAYFA/417 )
    Jandarma Hasan Ergen anlatıyor:

    Afyon hapisinde Üstad'a şöyle sordum:

    "Hocam çok afedersiniz, sizi niçin hapsediyorlar?"

    Üstad aynen şöyle dedi:

    "Zaferden sonra Mustafa Kemal bana milletvekilliği, Şark umum vaizliği, bir köşk ve bir çiftlik vermek istedi. Ben kabul etmedim. 'Ben Allah için Ruslara karşı silahla, İngilizlere karşı kitapla savaştım. Ben çiftlik almak değil Allah için savaştım' dedim. Daha sonra Mustafa Kemal bana "Ben bazı yenilikler yapacağım, size ihtiyacım var, içki içmek, açık gezmek gibi konuları hafifleteceğim" dedi. Ben de kendisine: "Kur'an'a dokunma… İslamiyete ilişme… Fen ve sanata dair yenilikler yap" dedim. Bunun üzerine M. Kemal hiddetlendi ve bana:
    "Hayatının sonuna kadar sürgün yaşayacaksın." dedi
    . (Kaynak: Son Şahitler 2.Cild s. 295)

    31 Mart hadisesinde Hareket Ordusunun Başkumandanı Mahmud Şevket Paşa bana karşı fazla hiddetli iken ve Divan-ı Harb-i Örfide beni muhakeme ettikleri gün, on beş adam karşımda darağacında asılı bir vaziyette Divan-ı Harb-i Örfi Reisi Hurşid Paşa benden sordu: "Sen şeriatı istedin mi? İşte şeriatı isteyenler böyle asılırlar."
    Ben de "Şeriatın bir meselesine bin ruhum olsa feda ederim" dediğim halde ve beni mahkum etmeye pek çok esbap-muhbirlerin iftiralarıyla-varken, benim müstesna bir surette müttefikan beraatime karar vermeleri..
    Hem eski Harb-i Umuminin nihayetinde, İstanbul da İngilizlerin Başkumandanının eline benim İngiliz aleyhine şiddetli yazdığım Hutuvat-ı Sitte ve Başpapazına tahkirkarane sözlerim eline geçtiği halde, beni mahvetmek yüzde yüz ihtimali varken, hiddetini geri alıp ilişmemesi...
    Hem Ankara da, divan-ı riyasetinde pek çok meb uslar varken Mustafa Kemal şiddetli bir hiddetle divan-ı riyasetine girip, bana karşı bağırarak: "Seni buraya çağırdık ki, bize yüksek fikir beyan edesin. Sen geldin, namaza dair şeyler yazıp içimize ihtilaf verdin." Ben de onun hiddetine karşı dedim: "Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü merduddur." Dehşetli bir put kırdım.
    Hazır mebus dostlarım telaş ettikleri ve herhalde beni ezeceklerini tahmin ettikleri sırada, bana karşı bir nevi tarziye verip o mecliste hiddetini geri alması, adeta dehşetli bir kuvveti ve hakikati hissedip geri çekilmesi, ikinci gün hususi riyaset odasında, Hücumat-ı Sitte nin Birinci Desise içinde bulunan "Mesela, Ayasofya Camii ehl-i fazl ve kemalden, ila ahir..." cümlesinden başlayan, ta İkinci Desiseye kadar, bir saat tamamen ona söyledim.
    Bütün hissiyatını ve prensibini rencide ettiğim halde bana ilişmemesi, hatta taltifime çok çalışması, katiyen bu üç cebbar fevkalade kumandanların bu üç acip haletleri, adeta eski Said den korkmaları, şüphesiz ki Risale-i Nur'un, ileride kahraman şakirtlerin şahs-ı manevisinin harika bir kuvveti ve Risale-i Nur'un parlak bir kerametidir. Emirdağ Lâhikası | Küçük Bir Haşiye

    Bu mebusana hitap, namaz kılanlara altmış mebus daha ilave eder. Namazgah olan küçücük odayı, büyük bir odaya tebdil ettirir.
    Bu parça, mebuslara ve umum kumandanlara ve ulemalara okutturulmakla, reisle şiddetli bir münakaşaya sebebiyet verir.
    Birgün divan-ı riyasette, elli-altmış mebus içinde, karşılıklı fikir teatisinde, M. Kemal Paşa, "Sizin gibi kahraman bir hoca bize lazımdır. Sizi, yüksek fıkirlerinizden istifade etmek için buraya çağırdık. Geldiniz, en evvel namaza dair şeyleri yazdınız, aramıza ihtilaf verdiniz" der.
    Bu söz üzerine, Bediüzzaman, birkaç makul cevabı verdikten sonra, şiddetle ve hiddetle iki parmağını ileri uzatarak, "Paşa, Paşa! İslamiyette, îmandan sonra en yüksek hakîkat namazdır. Namaz kılmayan haindir; hainin hükmü merduddur" der
    . Fakat Paşa tarziye verir, ilişemez. Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı

  2. #12
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 02.12.07
    Mesajlar: 3.024
    Teşekkür ve Beğeni

    her doğru her yerde söylenmez : ola ki "doğru" diye yutturduklarının yalan olduğunu bilen çıkar...

  3. #13
    Kıdemli Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 14.09.07
    Yer: Şehr-i DONDURMA
    Mesajlar: 30.881
    Teşekkür ve Beğeni

    ...

    Alıntı نعىمة´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    her doğru her yerde söylenmez : ola ki "doğru" diye yutturduklarının yalan olduğunu bilen çıkar...
    Fitne çıkarmayın...
    Bilmiyorsanız...
    Aşağıdaki düsturları öğrenin...


    İkinci düstur:
    Senin üzerine haktır ki, her söylediğin hak olsun. Fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yoktur. Her dediğin doğru olmalı; fakat her doğruyu demek doğru değildir. Zira senin gibi niyeti hâlis olmayan bir adam, nasihati Bazen damara dokundurur, aksülâmel yapar.

    Üçüncü Düstur:
    Adâvet etmek istersen, kalbindeki adâvete adâvet et, onun ref'ine çalış. Hem en ziyade sana zarar veren nefs-i emmârene ve hevâ-i nefsine adâvet et, ıslahına çalış. O muzır nefsin hatırı için mü'minlere adâvet etme. Eğer düşmanlık etmek istersen, kâfirler, zındıklar çoktur; onlara adâvet et. Evet, nasıl ki muhabbet sıfatı muhabbete lâyıktır. Öyle de, adâvet hasleti, her şeyden evvel kendisi adâvete lâyıktır.
    Eğer hasmını mağlûp etmek istersen, fenalığına karşı iyilikle mukabele et. Çünkü, eğer fenalıkla mukabele edersen, husumet tezayüd eder. Zâhiren mağlûp bile olsa, kalben kin bağlar, adâveti idame eder. Eğer iyilikle mukabele etsen, nedâmet eder, sana dost olur.
    -2- hükmünce, mü'minin şe'ni, kerîm olmaktır. Senin ikramınla sana musahhar olur. Zâhiren leîm bile olsa, İmân cihetinde kerîmdir. Evet, fena bir adama "İyisin, iyisin" desen iyileşmesi ve iyi adama "Fenasın, fenasın" desen fenalaşması çok vuku bulur. Öyleyse,
    -3- gibi desâtir-i kudsiye-i Kur'âniyeye kulak ver. Saadet ve selâmet ondadır.

  4. #14
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.07.08
    Mesajlar: 71
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı mavci´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Fitne çıkarmayın...
    Bilmiyorsanız...
    Aşağıdaki düsturları öğrenin...


    İkinci düstur:
    Senin üzerine haktır ki, her söylediğin hak olsun. Fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yoktur. Her dediğin doğru olmalı; fakat her doğruyu demek doğru değildir. Zira senin gibi niyeti hâlis olmayan bir adam, nasihati Bazen damara dokundurur, aksülâmel yapar.

    Üçüncü Düstur:
    Adâvet etmek istersen, kalbindeki adâvete adâvet et, onun ref'ine çalış. Hem en ziyade sana zarar veren nefs-i emmârene ve hevâ-i nefsine adâvet et, ıslahına çalış. O muzır nefsin hatırı için mü'minlere adâvet etme. Eğer düşmanlık etmek istersen, kâfirler, zındıklar çoktur; onlara adâvet et. Evet, nasıl ki muhabbet sıfatı muhabbete lâyıktır. Öyle de, adâvet hasleti, her şeyden evvel kendisi adâvete lâyıktır.
    Eğer hasmını mağlûp etmek istersen, fenalığına karşı iyilikle mukabele et. Çünkü, eğer fenalıkla mukabele edersen, husumet tezayüd eder. Zâhiren mağlûp bile olsa, kalben kin bağlar, adâveti idame eder. Eğer iyilikle mukabele etsen, nedâmet eder, sana dost olur.
    -2- hükmünce, mü'minin şe'ni, kerîm olmaktır. Senin ikramınla sana musahhar olur. Zâhiren leîm bile olsa, İmân cihetinde kerîmdir. Evet, fena bir adama "İyisin, iyisin" desen iyileşmesi ve iyi adama "Fenasın, fenasın" desen fenalaşması çok vuku bulur. Öyleyse,
    -3- gibi desâtir-i kudsiye-i Kur'âniyeye kulak ver. Saadet ve selâmet ondadır.

    Kardeş kimseyi fitne çıkartmakla itham etmeyin.O düsturlar heryerde geçmez, izahını yaptım hemde bizzat, Bediüzzamanla ,Risalei Nurlarla, sen hem onları, hemde şu kendi yazdıklarını sizler anlasanız yeter.Eğer şimdi desenki, ben yukardaki yazıya o düsturlara göre hareket ediyorum,o zaman eğer ben fena bir adamsam, bana neden fitne diyorsun.

    Eğer hasmını mağlûp etmek istersen, fenalığına karşı iyilikle mukabele et. Çünkü, eğer fenalıkla mukabele edersen, husumet tezayüd eder. Zâhiren mağlûp bile olsa, kalben kin bağlar, adâveti idame eder. Eğer iyilikle mukabele etsen, nedâmet eder, sana dost olur.

    -2- hükmünce, mü'minin şe'ni, kerîm olmaktır. Senin ikramınla sana musahhar olur. Zâhiren leîm bile olsa, İmân cihetinde kerîmdir. Evet, fena bir adama "İyisin, iyisin" desen iyileşmesi ve iyi adama "Fenasın, fenasın" desen fenalaşması çok vuku bulur. Öyleyse,
    -3- gibi desâtir-i kudsiye-i Kur'âniyeye kulak ver. Saadet ve selâmet ondadır
    .


    sırrınca sen daha bilmiyorum bu bahsi kaç defa daha okumuşsun ama hala kelimeler ağzından kalbine ve dimağına inememiş ama bak öylede Allahın kulları var,bizim okuduğumuz Risalei Nurları bir kere bile okumadan bu hakikatlere ermiş,sen anlamıyorsun diye o zatta fitne diye itham edilmez.
    Allahın selamı rahmeti ve bereketi müminlerin üzerine olsun.

  5. #15
    Kıdemli Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 14.09.07
    Yer: Şehr-i DONDURMA
    Mesajlar: 30.881
    Teşekkür ve Beğeni

    Selamünaleykum...

    Alıntı kjviespe´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kardeş kimseyi fitne çıkartmakla itham etmeyin.O düsturlar heryerde geçmez, izahını yaptım hemde bizzat, Bediüzzamanla ,Risalei Nurlarla, sen hem onları, hemde şu kendi yazdıklarını sizler anlasanız yeter.Eğer şimdi desenki, ben yukardaki yazıya o düsturlara göre hareket ediyorum,o zaman eğer ben fena bir adamsam, bana neden fitne diyorsun.

    Eğer hasmını mağlûp etmek istersen, fenalığına karşı iyilikle mukabele et. Çünkü, eğer fenalıkla mukabele edersen, husumet tezayüd eder. Zâhiren mağlûp bile olsa, kalben kin bağlar, adâveti idame eder. Eğer iyilikle mukabele etsen, nedâmet eder, sana dost olur.

    -2- hükmünce, mü'minin şe'ni, kerîm olmaktır. Senin ikramınla sana musahhar olur. Zâhiren leîm bile olsa, İmân cihetinde kerîmdir. Evet, fena bir adama "İyisin, iyisin" desen iyileşmesi ve iyi adama "Fenasın, fenasın" desen fenalaşması çok vuku bulur. Öyleyse,
    -3- gibi desâtir-i kudsiye-i Kur'âniyeye kulak ver. Saadet ve selâmet ondadır
    .


    sırrınca sen daha bilmiyorum bu bahsi kaç defa daha okumuşsun ama hala kelimeler ağzından kalbine ve dimağına inememiş ama bak öylede Allahın kulları var,bizim okuduğumuz Risalei Nurları bir kere bile okumadan bu hakikatlere ermiş,sen anlamıyorsun diye o zatta fitne diye itham edilmez.
    Allahın selamı rahmeti ve bereketi müminlerin üzerine olsun.
    Allah CC. yar ve yardımcımız olsun...
    Önemli olan yeni birşeyler öğrenmek...
    Allah CC. razı olsun...

  6. #16
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.05.06
    Mesajlar: 1.796
    Teşekkür ve Beğeni

    Senin üzerine haktır ki, her söylediğin hak olsun.Fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yoktur.
    Her dediğin doğru olmalı; fakat her doğruyu demek doğru değildir.
    Zira senin gibi niyeti hâlis olmayan bir adam, nasihati Bazen damara dokundurur, aksülâmel yapar.

    Allah razı olsun Mavci abimiz
    faydalı bilgiler sunmuşsunuz
    Rabbim uygulamayı nasip etsin
    selametle inşaallah

  7. #17
    Kıdemli Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 14.09.07
    Yer: Şehr-i DONDURMA
    Mesajlar: 30.881
    Teşekkür ve Beğeni

    ...

    Alıntı meltem´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Senin üzerine haktır ki, her söylediğin hak olsun.Fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yoktur.
    Her dediğin doğru olmalı; fakat her doğruyu demek doğru değildir.
    Zira senin gibi niyeti hâlis olmayan bir adam, nasihati Bazen damara dokundurur, aksülâmel yapar.

    Allah razı olsun Mavci abimiz
    faydalı bilgiler sunmuşsunuz
    Rabbim uygulamayı nasip etsin
    selametle inşaallah
    Allah CC. cümlemizden razı olsun...
    Bilmeyenler de öğrensin...

    (Toplu-topsuz iğne bilmiyormuş...)

  8. #18
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 05.10.07
    Mesajlar: 3.415
    Teşekkür ve Beğeni

    (Toplu-topsuz iğne bilmiyormuş...)

  9. #19
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.07.08
    Mesajlar: 71
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı Topsuz İğne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yalancılık ne kadar kötüyse, doğruluk da o kadar iyi, güzel ve faziletlidir. Peygamber efendimize olgunluğun alameti sorulduğunda (Doğru konuşmak ve doğrulukla iş yapmaktır) buyurdu. (İmam-ı Gazali)

    baslık cok ama cok abes
    ne demek her dogru her yerde söylenmez diye
    ben biraz cahilim bana daha biraz acıklarmısın
    Kardeşim ordaki konu, hususi bir mesele, yalan söyleyin denmiyor, belki susun konuşulacaksada güzel söyleyin, diye ihtar edilmiş.Bu mesele cemaatler ve kardeşler arasında husumet,ayrılık çıkmasın diye ihtar ve düsdurdur.Aralarında fazilet füruşluk, hodfuruşluk, enaniyet ve haset gibi tehlikelerle tesanüde ve teavüne vede uhuvvete zarar gelmemesi açısından ihtiyaç olan güzel, fedakarlık kokan, bir kaide.Bu kaidede yalan söyleyin, Dini Muhammediyeye taaruz varsa oturun, yerinizde itidalli davranıp, susun demiyor.Bunu böyle anlamayıp susan belki bilerek, belki bilmeden o delalet ehline ve mütecavüzlere şerik oluyor,ya farkındalar yada değiller, Allah hidayet etsin.
    Allahın selamı rahmeti ve bereketi müminlerin üzerine olsun.

  10. #20
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.07.08
    Mesajlar: 71
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı Topsuz İğne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    neymiş efendim (Toplu-topsuz iğne bilmiyormuş...)
    anlat o zaman bi zahmet
    konuyu ac ondan sonra kenara cık (Toplu-topsuz iğne bilmiyormuş...) de
    sen bu yazıyı nerden alıpta yazıyon
    sölede ben bakayım sen anlatmadıgına göre
    Kardeşim lütfen onlarla gereksiz polemiklere girmeyelim, alıntı yapmış, ne yapmış, nasıl yapmış, o dahi bilmiyor mazur görün, Bediüzzamanın bir Allah dostunun, bu meselede hedef olmasına, bizler ehli insaf, yardımcı olun müsaade etmeyelim.Varsa izah gerektiren bir mesele, Risalei Nurlar ve Bediüzzaman hakkında, onlara değil, bana sorun, İnşaallah istidadımız ve kabiliyetimizce yardımcı olalım.Bir Allah dostuna zara gelmesine müsaade etmeyelim.Ben şu an netten çıkmak zorundayım varsa sorularınız akşama doğru nette olacağım.
    Allahın selamı rahmeti ve bereketi müminlerin üzerine olsun.

Sayfa 2 Toplam 3 Sayfadan BirinciBirinci 123 SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Sevgi iletişiminin olmazsa olmaz "üç s"si
    Konu Sahibi DENİZ33 Forum İslam'da Aile Hayatı
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj: 02-12-2010, 14:11
  2. Kim Müslüman..;
    Konu Sahibi hafize Forum Fıkra, Mizah Bölümü
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 08-06-2010, 06:49
  3. Akşam serinliğinde
    Konu Sahibi lütfi Forum Fıkra, Mizah Bölümü
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 05-05-2009, 15:35
  4. Kalıbını Secdeye... Kalbini Kıbleye Bırak...
    Konu Sahibi mirayyy Forum İslami Bilgi ve Kaynaklar
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 16-05-2008, 19:53
  5. İslamda Tesettürün Temelleri
    Konu Sahibi Tayfun_Dokgoz Forum Edebiyat
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08-08-2006, 06:09

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •