Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  3
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
1 den 10´e kadar. Toplam 10 Sayfa bulundu

Konu: İmsak Tartışmaları ve Diyanet..!

  1. #1
    Kıdemli Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 14.09.07
    Yer: Şehr-i DONDURMA
    Mesajlar: 30.882
    Teşekkür ve Beğeni

    İmsak Tartışmaları ve Diyanet..!

    Diyanet İşleri Başkanlığı imsak vakitleriyle ilgili tartışmalara son vermek amacıyla bir açıklama yayınladı.
    Yazılı açıklamada şu sözlere yer verildi.


    Diyanet İşleri Başkanlığı imsak vaktinin belirlenmesi hususunda öteden beri birbirine tamamen zıt iki tür eleştiriye muhatap olmaktadır.

    Birincisi imsak vaktinden temkini kaldırarak insanların oruçlarını riske attığı yolundaki eleştiridir.
    Nitekim ülkemizde yayınlanan bazı takvimler temkin süresini kullanmaya devam ettikleri için imsak vaktini Diyanet takviminden 20 dakika önce vermektedirler.
    Diğeri ise imsak vaktini çok erken belirleyerek insanlara fazla oruç tutturduğu yolundaki eleştiridir.

    Bu tür eleştirileride dikkate alarak Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez Ramazanın başlangıcında gerçekleştirdiği basın toplantısında gerekli beyanatlarda bulunmuş olmasına rağmen bu hususta her hangi bir açıklama yapılmamış gibi haber ve değerlendirmelerin sürdürülmesi üzerine aşağıdaki açıklamaların yenilenmesine ihtiyaç duyulmuştur:

    1- İmsakvaktinin hesapla belirlenmesi yeni bir hadise değildir.
    Namaz vakitlerinin hesaplarla belirlenmeye başladığı Hicri III. Asırdan itibaren imsak vakitleride hesapla belirlenmektedir. Müslüman astronomi âlimleri geçmişten günümüze imsak vakitlerinin hesaplanmasında genellikle bugün Diyanet İşleriBaşkanlığının imsakin hesaplanmasında esas aldığı kriterleri benimseyerek'Fecri sadık'ı tespit edegelmişlerdir.

    2- Geçmişİslam âlimlerinin büyük çoğunluğu, imsakin hesaplanmasında Diyanet İşleriBaşkanlığının esas aldığı 18º yi benimseyerek 'fecri sadık'ı hesaplamışlardır.
    Bazıları ise daha ihtiyatlı davranmak üzere 19º yi esas almışlardır.
    1949 yılında Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki'nin talimatıyla KandilliRasathanesinin kurucusu Prof. Fatin Gökmen başkanlığında Kamil Miras, İstanbulMüftüsü Ömer Nasuhi Bilmen, Eyyüp Müftüsü İsmail Habib Erzen ve Muvaakıt Yusuf Ziya Gökçe'den oluşan komisyon da imsakin belirlenmesi için 19º yi esasalmıştır.
    Ancak Başkanlığımız 1982 yılında imsak vaktinden temkini kaldırdığısırada İslamın kolaylaştırma ilkesi doğrultusunda 19º yerine bilimsel bir kriter olan 18º'yi benimsemiştir.

    3- Günümüzde İslam dünyasının neredeyse tamamına yakını imsak vaktinin hesaplanmasındaDiyanet işleri Başkanlığının imsakin belirlenmesinde esas aldığı ölçüyübenimsemektedir.
    Bu itibarla geçmişteki İslam astronomlarının bu meseleyianlamadığı, İslam dünyasındaki onlarca İslami Astronomi cemiyetinin bu işi bilmediği,şimdilerde birilerinin bu işi doğru anlamaya başladığı gibi bir sonuca götürecekyaklaşımlarla milletimizin zihninde tereddütler uyandırmaya çalışılmasınıisabetli bulmuyoruz.

    4- Diyanetİşleri Başkanlığı, elbette orucun başlangıç vakti konusunda fıkıh kitaplarımızdayer alan farklı görüşleri bilmektedir.
    Elbette bunlardan bir kısmının itibaraalınamayacak şaz görüşler olduğunun da farkındadır.
    Ancak Başkanlık, sorumluluksahibi bir kurum olarak fetvaya esas olan en ihtiyatlı görüşü tercih ederekimsak vakitlerini hesaplamaktadır. Başkanlığın bu tercihi, vaktin ilk sınırınıtespit esasına dayanmaktadır.
    Bunu da bilimsel bir kriteri esas alarakgerçekleştirmektedir.

    5- Diyanetİşleri Başkanlığı, imsakin belirlenmesinde bilimsel bir kriter olarak astronomiktanın başlangıcı olan 18º'yi esas almaktadır.
    Böyle bilimsel bir kriter ölçüalınmadığı takdirde toplum içinde birliğin sağlanması asla mümkün değildir.
    Buhususta bugün şikâyet edilen tablo gibi manzaralar ortaya çıkar.
    Nitekimgünümüzdeki uygulamalarda kimi takvimler imsak vaktini Diyanet takviminden yaklaşık 20 dakika önce başlatırken kimileri Diyanet takviminden bir saattendaha fazla bir süre sonra başlatmaktadır.

    6- Dörtmezhebe göre yatsı namazının cevaz vakti, fecri sadığa kadar devam eder.
    Bunagöre yatsı namazının sonu ile sabah namazının başlangıç vakti arasında mühmelvakit/boşluk (ilkinin vaktinin çıkması, ikincinin vaktinin girmesi için birsüre) yoktur. Vaktin biri çıkar, diğeri girer.
    Buna göre, fecr-i sadık'ınzuhuru ile yatsı vakti çıkar, sabah namazı vakti girer ve oruç için imsakbaşlar.
    Bunlar arasında, fıkıh yönünden, az da olsa bir boşluk/mühmel vakityoktur.
    Buna göre fecri sadık'ın ilk oluşmaya başladığı andan sonrayabırakılması, yatsı vaktinin sonu hususunda tereddüt ortaya çıkaracaktır.

    7- Başkanlığımızibadet vakitlerine ilişkin olarak dile getirilen her türlü görüş ve düşünceyiciddiyetle takip etmenin bir gereği olarak imsak ve yatsı vakitlerinin bilimselgözlem yöntemleriyle belirlenmesi içinAnkara Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü ile ortakbir gözlem projesi yürütmektedir.
    Şu ana kadarki gözlemler Ankara Bâlâ ilçesindeki 1500 rakımlı Beynam Ormanları; Bolu Gerede İlçesindeki 1900 rakımlı Arkut Dağı ile Türkiye'nin güneyinde ve deniz seviyesindeki Mersin ili Anamur ilçesinde yürütülmüştür. Gözlem çalışmalarının insan gözüne endeksli aletlerleyapılan kısmında sonuca ulaşılmıştır.
    Buna göre; Başkanlık takvimlerindehesaplanan imsak vakitleri ile fecirde ortalama tan beyazlığının başlama vaktiarasında ise -0.8 +- 3.5 dakika fark görülmüştür. Bu sonuç, güneşin 17.8 derece ufka yaklaştığı zamana denk gelmektedir. Başkanlık takvimlerinde yatsı vaktiiçin güneşin 17º ufkun altına inişinin, imsak vakti için ise güneşin ufka 18ºyaklaşması ölçüsünün esas kabul edildiği dikkate alındığında insan gözüneendeksli aletsel rasatlarla yapılan gözlem sonuçlarının Başkanlık takvimindeverilen imsak vakti ile örtüştüğü görülmüş ve bu sonuçlar Ramazandan önceDiyanet işleri Başkanımız tarafından halkımızla ve basınımızla paylaşılmıştır.

    8- Araştırmanın çıplakgözle yapılan rasatlar kısmında, Diyanet İşleri Başkanlığı görevlilerindenmüteşekkil denek gözlemciler tarafından 28 adet yatsı, 22 adet imsak gözlemiolmak üzere toplan 50 adet görsel gözlem yapılmıştır.
    Ancak ışık etkisi ve ufukkirliliği gibi tesirler göz önünde bulundurularak; sağlıklı sonuçlaraulaşılması amacı ile çıplak gözle yapılan gözlemlere bir süre daha ve fakatmümkün mertebe ışık etkisinden olabildiğince uzak daha değişik yerlerde devamedilmesi kararına varılmıştır.
    Tüm gözlem sonuçları elde edildikten sonra bütünbilgiler kamuoyu ile paylaşılacaktır.

    9- Gerek aletselgözlemlerle ve gerek çıplak gözle yapılan rasatlarla ulaşılan sonuçlarda şu anakadar, günümüzde seslendirilmeye başlayan ve imsakin güneşin 10º ufka yaklaşmasından daha az bir zamana tekabüleden bir vakitte başlatılması yolundaki görüşü destekleyen en ufak bir bulguyarastlanmamıştır.
    Zaten söz konusu iddia sahiplerinin dile getirdiği görüşleriİslam tarihi boyunca kabul eden hiçbir ciddi ilim insanı olmadığı gibi günümüzİslam dünyasında bu alanda söz sahibi olan hiçbir ilim insanı ve astronom dabenimsememektedir.

    10- Şer'î vakitlerin belirlenmesi, Diyanetİşleri Başkanlığının en önemli vazifelerinden biridir.
    Çünkü en başta ibadetlerolmak üzere Müminlerin dini hayatı ile ilgili pek çok husus, şer'î vakitlerleirtibatlıdır.
    Yatsı namazı vaktinin sonu, sabah namazı vaktinin ve orucunbaşlangıcı olan imsak vaktinin belirlenmesi de bu vazifenin bir parçasıdır.
    Halkımız, ibadet hayatlarıyla ilgili hususlardabir tereddüt yaşamamalı ve bu hususta Başkanlığımıza güvenmeye devam etmelidir.

    Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

  2. Beğenenler leyla-1 Bu yazıyı beğendi
  3. #2
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 23.09.10
    Yer: Erzurum
    Mesajlar: 599
    Teşekkür ve Beğeni

    Hersene bu tartışmaları görüyoruz. Bilmeyen kardeşlerim için olayı özetlim. Dünyada herhangi bir bölgenin imsak vaktinin 18 derece olduğunu söylüyor bilim insanları. Ve buna görede Diyanet İşlerimizi 18 derecenin tekabül ettiği yerel saate göre imsak ilan ediyor. Peki tartışmaların başladığı nokta neresi. Şimdi bir grup diyor ki : ışıklar 18 derece ile geliyor,ancak güneşten gelen ışının uzak da aldığı bir yol var ve bu nedenle ışının gelmesi zaman alıyor. Yani diyanet tam 18 derece saatini kullanıyor , diğer görüş ise 18 ile güneşten çıkan ilk ışının gelmesini imsak kabul ediyor. Sonuç olarak tartışmalar her yıl tekrarlanıyor. Allah c.c. herkesin güzel niyetiyle tuttuğu orucunu kabul etsin. Benim tercihim her daim saygın bir kurum olan Diyanet İşlerimizin takvimidir. Fazla olsun az olmasın.

  4. #3
    Kıdemli Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 14.09.07
    Yer: Şehr-i DONDURMA
    Mesajlar: 30.882
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı özgürlü_zamanlar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hersene bu tartışmaları görüyoruz. Bilmeyen kardeşlerim için olayı özetlim. Dünyada herhangi bir bölgenin imsak vaktinin 18 derece olduğunu söylüyor bilim insanları. Ve buna görede Diyanet İşlerimizi 18 derecenin tekabül ettiği yerel saate göre imsak ilan ediyor. Peki tartışmaların başladığı nokta neresi. Şimdi bir grup diyor ki : ışıklar 18 derece ile geliyor,ancak güneşten gelen ışının uzak da aldığı bir yol var ve bu nedenle ışının gelmesi zaman alıyor. Yani diyanet tam 18 derece saatini kullanıyor , diğer görüş ise 18 ile güneşten çıkan ilk ışının gelmesini imsak kabul ediyor. Sonuç olarak tartışmalar her yıl tekrarlanıyor. Allah c.c. herkesin güzel niyetiyle tuttuğu orucunu kabul etsin. Benim tercihim her daim saygın bir kurum olan Diyanet İşlerimizin takvimidir. Fazla olsun az olmasın.
    Az tutmak-çok tutmak değil...
    Aslında daha önemli bir sorun daha var bundan kaynaklı...
    İmsak vakti aynı zamanda SABAH NAMAZI giriş vaktidir...
    Ters bir durumda namazların vaktinden önce kılınması durumu ortaya çıkıyor...
    İnşallah Diyanet doğru hesaplıyordur İmsak vaktini...

  5. #4
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 23.09.10
    Yer: Erzurum
    Mesajlar: 599
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı mavci´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Az tutmak-çok tutmak değil...
    Aslında daha önemli bir sorun daha var bundan kaynaklı...
    İmsak vakti aynı zamanda SABAH NAMAZI giriş vaktidir...
    Ters bir durumda namazların vaktinden önce kılınması durumu ortaya çıkıyor...
    İnşallah Diyanet doğru hesaplıyordur İmsak vaktini...
    Zaten tartışmaların üzen noktası burası. Vakitler arası da sorun olmakta.Dediğiniz gibi inşallah doğru olanı yapıyoruzdur. Ancak ben inanıyorum Diyanet İşlerimiz bu işi en güzel şekilde götürüyordur.

  6. #5
    Kıdemli Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 14.09.07
    Yer: Şehr-i DONDURMA
    Mesajlar: 30.882
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı özgürlü_zamanlar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Zaten tartışmaların üzen noktası burası. Vakitler arası da sorun olmakta.Dediğiniz gibi inşallah doğru olanı yapıyoruzdur. Ancak ben inanıyorum Diyanet İşlerimiz bu işi en güzel şekilde götürüyordur.
    Birlik beraberlik adına inşallah...

  7. #6
    Kıdemli Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 14.09.07
    Yer: Şehr-i DONDURMA
    Mesajlar: 30.882
    Teşekkür ve Beğeni

    Prof. Dr. Hayrettin Karaman'ın görüşleri:

    Diyanet, ayetlere ve hadislere dayanarak imsakın ve sabah namazının ilk vaktinin 'kırmızı şafak değil, beyaz şafakın ilk ışıkları, başlangıcı, enine yayılanı' olduğunu kabul ediyor.
    Bunu tespit için de hem hesap yaptırıyor hem de gözlem yaptırıyor.
    Bunu kabul etmeyen taraf ise şafakın kırmızı olduğunu, bunun da daha geç belirdiğini iddia ediyor.
    İddiasına nakil ve akıl (bilim) yönünden deliller ileri sürüyor.
    İlim ahlakı şöyle demeyi gerektiriyor: 'Benim görüşüm budur ve bana göre bu doğrudur, başka görüşlere de saygım vardır ama katılmıyorum'. İşte bu söylendiği zaman kafalar karışmaz, insanlar bölünmez, ümmet tefrikaya düşmez.
    Bana göre Diyanet'in hem imsak hem de sabah namazının ilk vakti için yaptığı belirleme gönül rahatlığı ile uygulanabilir'

    SABAH NAMAZI NE ZAMAN KILINIR?

    Sabah namazı niçin başka zamanlarda ortalık aydınlanınca kılınıyor da Ramazan'da imsak vakti girince kılınıyor? sorusuna ise Karaman şöyle cevap verdi:
    'Namazların vakti bir zaman çizgisi değil, zaman aralığıdır. Bu zaman aralığının başında, sonunda veya ortasında bu namazlar kılınabilir. Ramazan'da insanlar, imsak başlayıp namazın vakti girer girmez sabah namazını kılıp yatmak istiyorlarsa bu mümkün olsun diye namaz ilk vaktinde kılınıyor. Sair zamanlarda ise ortalık biraz aydınlanınca kılınması tercih ediliyor. Bu iki uygulama da caizdir, namaz, vakti içinde kılınmış olmaktadır.

    SAHABE BİLE TARTIŞTI

    İslam alimi Prof. Dr. Karaman, imsakın ve dolayısıyla onunla başlayan sabah namazının ilk vaktinin ne ile belli olacağı, doğu ufkunda beliren hangi aydınlığın ve rengin 'imsak ve sabah namazı vaktinin alameti' olduğu konusunun sahabe devrinden beri tartışılmış bir konu olduğunu söyleyerek şöyle devam etti: 'Şimdiye kadar büyük çoğunlukla alimlerin kabul ettikleri ve uygulanan usule eskiden de muhalefet edenler, farklı görüş ileri sürenler olmuştur. Şafak'ın doğu ufkunda enlemesine yayılan beyaz renkli aydınlık değil de kırmızı renkli şafak olduğu iddiası da, ortalık iyice aydınlanmadıkça oruç başlamaz diyenler de eskiden beri vardır. 'Hesap mı, gözlem mi, her ikisi mi' tartışması da yeni değildir. Bu sebeple tartışmaya taraf olanların 'yeni bir buluş yapmış ve tek hakikati yakalamış olma edasından' vazgeçmeleri, daha mütevazı olmaları gerekiyor. Bir de karşı tarafı 'bilerek yanlışta ısrar etme' ithamından vazgeçmeleri icab ediyor.'

    HASSASİYET VAR

    Kurumun, ilmi esas alarak ciddi araştırmalar yaptığını söyleyen Alim 'Diyanet bunu yaparken uzmanları topluyor, üniversite ile işbirliği yapıyor, samimi ve ilmî bir sonuca ulaşıyor, bunun doğru olduğuna inanıyor ve ilan ediyor' dedi.

    Kurumu töhmet altında bırakmayın

    Diyanet İşleri Başkanlığı'nın öteden beri Müslümanların ulemasıyla ve halkıyla kahir ekseriyetinin kabul ettikleri usulü ve vakti bugün de kabul ettiğini ve uyguladığını ifade eden Hayrettin Karaman, 'Diyanet İşleri Başkanlığı'na dönüp 'Siz bilerek yanlışta ısrar ediyorsunuz' demek iftira olur, su-i zan olur, Diyaneti töhmet altında bırakmak olur ki, bunu tasvip etmemiz mümkün değildir' diye konuştu. Karaman, hepimizin tartıştığı bu önemli konuyu şu iki maddenin altını çizerek özetledi: 'Diyanet İşleri Başkanlığı farklı görüşlerden habersiz değil. Ve aynı zamanda Diyanet İşleri Başkanlığı söz konusu farklı görüşlerin doğru olduğunu bildiği halde yanlışta ısrar ediyor değil.'

  8. Beğenenler leyla-1 Bu yazıyı beğendi
  9. #7
    Kıdemli Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 14.09.07
    Yer: Şehr-i DONDURMA
    Mesajlar: 30.882
    Teşekkür ve Beğeni

    Bediüzzaman Hazretleri de birlik beraberlik adına Diyanet İşlerine başkanlığına uyulmasını tavsiye etmiştir...

  10. #8
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 04.09.08
    Mesajlar: 546
    Teşekkür ve Beğeni

    3:15 te yemeyi kesip, sabah namazını 4:40 civarına bırakıyorum. sabah namazı vaktini riske atmak tehlikeli, oruç biraz uzun biraz kısa amacına ulaştıktan sonra sorun olmaz sanırım.

  11. #9
    Kıdemli Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 14.09.07
    Yer: Şehr-i DONDURMA
    Mesajlar: 30.882
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı ecthelion´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    3:15 te yemeyi kesip, sabah namazını 4:40 civarına bırakıyorum. sabah namazı vaktini riske atmak tehlikeli, oruç biraz uzun biraz kısa amacına ulaştıktan sonra sorun olmaz sanırım.
    Rabbim tüm ibadetlerimizi kabul eyleye inşalalh...

  12. #10
    Kıdemli Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 14.09.07
    Yer: Şehr-i DONDURMA
    Mesajlar: 30.882
    Teşekkür ve Beğeni

    Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sacit Özdemir,
    "İmsak saatlerinin belirlenmesinde fecr anını son derece duyarlı hassas cihazlarla tespit ettik. Saniye mertebesinde duyarlı sonuçlar elde ettik. Bir tereddüde meydan yok. Bu konuda iddiada bulunanlar hiçbir bilimsel veriye dayanmadan konuşmaktadır." dedi.

    Ramazanda gündeme gelen imsak tartışmalarına ilişkin AA muhabirine konuşan Prof. Dr. Özdemir, ufuk aydınlanma zamanlarının gözlemsel yolla tespiti konusunda Diyanet İşleri Başkanlığının yürüttüğü gözlemsel proje hakkında bilgi verdi.Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri ile Diyanet İşleri Başkanlığı Vakit Hesaplama bölümündeki uzmanların ortak bir çalışma yaptığını aktaran Özdemir, bu çalışmada 50 aletsel gözlem, 56 denek gözlemi gerçekleştirdiklerini bildirdi. Aletsel gözlemlerin 28'ini yatsı zamanında 22'sini imsak vaktinde, denek gözlemlerin ise 35'inin yatsı vaktinde 21'inin ise imsak vaktinde gerçekleştiğini kaydeden Özdemir, tan ve fecr vakitlerinin ne zaman gerçekleştiğini veya son bulduğunu belirlemeye çalıştıklarını söyledi.Gözlemlerin yurt içinde 6 ayrı merkezde, yurt dışında ise 2 ayrı merkezde yaptıklarını belirten Özdemir, şunları kaydetti:"Bu gözlemlerimizde imsak anının, güneşin ufkun yaklaşık 18 derece altındayken gerçekleştiğini kanıtladık. Sayısal olarak bulduğumuz değer -17,8 derecedir. Bu takvimlerimizde verilen saatle tamamen uyum içindedir. Yatsı vaktinde yaptığımız gözlemlerde de takvimlerimizdeki, ufki aydınlığın kaybolduğu ana denk gelen yatsı vaktiyle tamamıyla uyum içinde çıkmıştır. Bu yönüyle kamuoyu imsak ve yatsı vakitleriyle ilgili Diyanet İşleri Başkanlığımızın yayınladığı yayınladığı takvimlerden en ufak bir şüphe duymalarına gerek yoktur.""Fecr vaktinin iki türü var""Fecr" vaktinin iki türü olduğunu ifade eden Özdemir, bunlardan birincisinin Fecr-i Kazib denilen yalancı fecr olayı olduğunu, bunun da hadiste belirtildiği üzere "Kurt kuyruğu şeklinde diklemesine" bir yapıya sahip olduğunu ifade etti.Özdemir, Fecr-i Sadık denilen gerçek fecr olayının ise yatay olarak ufukta başlayan aydınlanma olduğunu kaydederek, Hazreti Muhammed'in (asm) oruca başlama vaktini konu alan şu hadisini hatırlattı:"İki çeşit fecr vardır. Kurt kuyruğu gibi diklemesine olan fecir (Fecr-i Kazib), herhangi bir şeyi ne helal ne haram kılar. Ufukta genişliğine/enlemesine yayılan fecre (Fecr-i Sadık) gelince, işte sabah namazı o vakitte kılınır, oruç zamanı sahur yemeği de o vakitte haram olur.""Yalancı fecri, ışık kirliliği olan bölgelerde görme şansı yok"Yalancı fecr denilen olayı, şehir içerisinde ışık kirliliği olan bölgelerde görme şansının olmadığını vurgulayan Özdemir, uzman olmayan kişilerin bu gözlemleri yapmaları durumunda fecri sadık ile yerel aydınlanmadan kaynaklı ışık kirliliğini birbirinden ayırt edemeyeceklerini söyledi.Özdemir, 2016'da uydu verilerine dayalı olarak elde edilen "Dünyanın Işık Kirliliği Haritası"na dikkati çekerek, konuşmasına şöyle devam etti:"Avrupa kıtasında karanlık bölge kalmamış, ışık kirliliğinden o kadar muzdarip durumda. Bu tür yerlerde bırakın yalancı fecr gözlemini gerçek fecr anını algılamak bile zor bir gözlemdir. Aynı şekilde Anadolu topraklarında da hiçbir karanlık bölgenin kalmadığını görüyoruz. Biz burada ne kadar gözlem yaparsak yapalım yalancı fecr olayını görme şansımız bulunmuyor. Nitekim buradaki gözlemlerimizin hiçbirinde de yalancı fecr olayına şahit olamadık.""İmsak anıyla yüzde 100 uyumlu"Yaptıkları çalışmalarda imsak vaktini, elde ettikleri eğrilerden çıkardıklarını anlatan Özdemir, "Buradan çıkan sonuç gözlemsel zamanla takvimlerimizde verilen imsak zamanı arasındaki fark sadece 25 saniye çıkmış. Gözlemsel sonucumuz, kesinlikle takvimlerimizdeki imsak anıyla yüzde 100 uyumludur. Bu kadar hassas ve duyarlı ölçümler yapabiliyoruz." dedi.Özdemir, "İmsak saatlerinin belirlenmesinde fecr anını son derece duyarlı hassas cihazlarla tespit ettik. Saniye mertebesinde duyarlı sonuçlar elde ettik. Bir tereddüde meydan yok. Bu konuda iddiada bulunanlar hiçbir bilimsel veriye dayanmadan konuşmaktadır." diye konuştu."İddialar, güçlü bir bilimsel zemine dayalı değil"İmsak anı gerçekleştikten sonra aynen ayette belirtildiği gibi siyah ip olarak ufku, beyaz ip olarak gökyüzünün alınabileceğini belirten Özdemir, "Gökyüzü her geçen saniye giderek beyazlaşmak suretiyle yatay bir beyaz ipe dönüşmektedir. Ufuk ise karanlığını muhafaza etmek suretiyle aynen bir siyah ip konumundadır. Ayette tasvir edilen sahne aynen burada kaydettiğimiz sahnedir." ifadelerini kullandı.Diyanet İşleri Başkanlığının takvimdeki saatlerini kabul etmeyen çevrelerin güçlü bir bilimsel zemine dayalı iddiada bulunmadıklarına dikkati çeken Özdemir, fecr zamanına ilişkin çektikleri fotoğrafları kanıt olarak gösterdi.Özdemir şöyle devam etti:"Kendilerince ortaya koydukları ve Din İşleri Yüksek Kurulunun ifade ettiği gibi fıkhi zayıf görüşlere dayanarak, bir saat sonrasının imsak olması gerektiğini iddia ediyorlar. Halbuki bu parlama giderek yükselen bir eğilim gösteriyor. Bu olay kesinlikle fecr anının, ufuktaki yatay parlaklığın anını göstermekte. Bazı çevrelerin iddia ettiği bir saat sonra biz bu resmi çekmiş olsaydık, fotoğraf makinesindeki bu resim patlamış, aşırı doyuma ulaşmış şekilde karşımıza çıkıyor. O anının fecr olamayacağı açık ve seçik kanıtlanabilir. Biz o saate kadar gözlemlerimizi dahi sürdüremiyoruz. Fecr anının o an olma ihtimali bilimsel olarak kesinlikle mümkün değil."Kameri ayların başlangıcını tespit etme konusunda önemli bir olay olan "ilk hilalin görünmesi"nin, aletle ya da çıplak gözle görülmesi konusunda bazı fıkhi görüşlerin varlığına işaret eden Özdemir, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın "hükmi ruiyet" yani insan gözü görmese de aletsel görünümü kabul ederek hicri aylara başlandığını söyledi.Hilali, insan gözüyle görmenin değişken atmosfer şartlarından dolayı her zaman mümkün olamadığına dikkati çeken Özdemir, "Gözlemsel ve teorik olarak ayın ne zaman gökyüzünde nerede ve hangi evrede bulunduğunu saniye duyarlılıkta hesaplayabiliyoruz." dedi."Ramazan bayramına beraber başlayacağız"Ramazan ayının hilal görünme haritasına bakıldığında İslam ülkeleri arasında ramazan ayına başlamada bir itilaf görünmediğini dile getiren Özdemir, "Tüm İslam ülkeleri beraber ramazana başlaması gerekir. Çünkü ramazan ayının hilal görünme haritasına baktığımızda tüm İslam ülkelerinin beraber başlaması gerektiği sonucuna ulaşabiliriz. Şevval ayının aynı günde başlayacağını, ramazan bayramına beraber başlayacağımızı tahmin ediyorum" yorumunu yaptı.Bu konudaki en büyük itilafların hilal görünme haritasının batıya kaydığı durumlarda ortaya çıktığını kaydeden Özdemir, o zaman Diyanet İşleri Başkanlığının uyguladığı hilalin insan gözüyle görülebilecek konuma geldiği an devreye girdiğini ifade etti.Dünyanın küresel bir köye dönüştüğünü ifade eden Özdemir, "Başka bir bölgede hilalin görülmesi başka bir bölgedeki Müslümanı haberdar etmeye imkan vermekte. O yüzden oradaki Müslüman da hükmü rüyeti kabul etmek suretiyle kameri ayına başlamasında fıkhi olarak bir sakınca bulunmamakta." dedi.

    AA

  13. Beğenenler leyla-1 Bu yazıyı beğendi

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Oruç ve sağlığımız
    Konu Sahibi mektubat Forum Sağlık ve Yaşam
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 23-09-2008, 23:25

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •