Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 3 Toplam 4 Sayfadan BirinciBirinci 1234 SonuncuSonuncu
21 den 30´e kadar. Toplam 33 Sayfa bulundu

Konu: KUL 'un Kulluk sınırı...

  1. #21
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 08.04.12
    Mesajlar: 374
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı çelebiler´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bahsettiğiniz şey vahdeti vücud dalaletidir.Budizimden devşirilmiş,nirvanaya ulaşmak durumudur.Malesef İslamın içine hindistana giderek oralarda gezinen bir takım kişiler tarafından karıştırılmış.Şirkin önde giden itikatlarındandır.Müslümanların bu gibi itikatlara inanırken nereden geldiklerini araştırmadan,Kendilerini çok üstün bir yerlere getiriyormuş gibi inanmaları,kabul etmeleri çok acınacak bir durumdur.

    Allah kimseye de birşey yaptırmaz.İnsan ne yaparsa kendi yaptığı için Allah katında her yaptığı ve söylediğinden sorumludur.Allah söyletti demek işlenilen günahları meşru kılmaz.
    tasavvuf dini diye birşey yoktur tasavvuf ilmi vardır. Şimdi sana burda vahdeti vücudu savunmuycam başda İmam Rabbani k.s. olmak üzere bizde eleştiririz. Ama eleştiririz kardeş direk başda Şeyhi EKber olmak üzere k.s Hallacı k.s yada Beyazıd Bistamiye k.s. kafir demeyiz. Hiçbir müslüman bunu diyemez. Biz sapık vehhabi (yada bugünkü adları ile selefi fırkası) değiliz. Biz EHli SÜnnet müslümanlarız.

    Dersen ki mektubatı okumuş biri olarak seninde örneğine binaen hindistandan örnek vereyim. imam rabbani k.s. zamanında da vahdeti vücud ehli olduğunu söyleyip çeşitli şirke düşüren işleri yapan kimseler varmış biz onlara karşıda savaşıyoruz. Bir müslüman ne olursa olsun ağzından çıkana (heleki günümüzde) dikkat edicek Ehli SÜnnet alimlerinin görüşlerine itibar edicek. Fakat Allah c.c. aşkıyla yanıp kendini kaybederek itikade uymayacak (zahire yani) sözleri söyleyenler kendilerine geldiklerinde tövbe istiğfar yapmak zorundadır.

    Fakat bu demek değilki rabıta şirktir bu sözleri söyleyenler (Hallac k.s. gibi) kafirdir. Hayır öyle değildir o kadarda basit değildir. Eğer ki bir herşeyi zahirine göre alıp hemen hükmü yapıştırıp tamam sen kafir oldun şirke düşdün dersek Hadisde buyrulan kaybolan eşeğine bulan sahabenin sevincini itikat de nereye koyucaz. Kaybedici nefret ettirici değil sevdirici kazandırıcı olalım ve en önemlisi yapıcı olalım.

  2. #22
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.07.12
    Mesajlar: 75
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı yakais´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Anladım...;
    Bizi hatadan korumak istiyorsunuz...
    Teşekkür ediyoruz...

    Ancak Kur'an-ı Kerimde Hıdır...yani Hızır A.S. isimli biri var ...
    Çok bilgili imiş ve Musa A.S. a ....Allah C.C. git ondan ilim al buyurmuş...
    Bir süre sonra Musa A.S. ile Hızır A.S. buluşmuş....
    Hikaye Kur 'an-ı Kerimde anlatılıyor...
    Şimdi....
    Hızır A.S. ; nasıl bir KUL ki Gemiye hasar veriyor...Gemi korsanlardan kurtuluyor...
    Yolda bir çocuğu öldürüyor...Gelecekte güzel yaşam olsun için di diyor...
    Bir duvarı inşa ediyor ki ; duvar altındaki hazine ...hazineyi bırakanın çocuklarına büyüdüklerinde ulaşsın diyor...

    Şimdi...;
    Hızır A.S. insan olarak bu mucizeleri yapabilir mi...
    Hayır..
    Demek ki Hızır A.S. ın....Allah C.C. ile arasında ....bizim bilmediğimiz bir ; İLİM veya irtibat var....
    Allah C.C. emrediyor... Hızır A.S. yapıyor ve Musa A.S. a öğretiyor...
    İşte La Maallah bilgisi böyle bir şey olsa gerek...


    Allah C.C. ile Hızır A.S. arasında...

    Kitaplarında Allah C.C. tarafından Peygamber A.S. lara verilmeside başka bir İLİM olsa gerek ..
    Değil mi?
    Kuran ı Kerim'de "hızır" isimli biri yok.Hızır ismi Kuran'da hiçbir yerde geçmez.

    Allah,Musa'ya Kuran'ın neresinde "git ondan ilim al" demiş?Ben bulamadım öğrenmek için soruyorum.Biliyorsanız hangi ayette olduğunu bildirirseniz memnun olurum.
    Bahsettiğiniz hikayeden Musa'nın ilim alamadığı anlaşılıyor.

    "hızır" ismi ile bahsettiğiniz kişiden Kuran'da "katımızdan ilim verdiğimiz bir kul" olarak bahsedilir.Bu "kul" bir melekte olabilir.Bir insan da olabilir.Bu kişinin ve kendisine Allah katından verilen ilmin mahiyeti ne Kuran'ın başka bir yerinde ne de hadislerde açıklanmamaktadır.Bu sebeple bu ilmin nasıl bir ilim olduğu hakkında bilgimiz yoktur.Bu ilim hakkında kim ne söylediyse kendi fikridir.Kuran ve hadise dayanan bir bilgi değildir.


    Alıntı melissa26´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Musadenizle bir kelam etsem?
    Kardesimiz önce tasavvuf nedir ögrense? biraz daha ileri gidip kapidan iceri baksa, böyle konusmazdi eminim...
    Allah'in emrini tutanlara boyle iftira olmaz biraz bilinclenelim..
    Sen gerekince abdest alirsin onlara abdestsiz kalmak yasak, biraz anlasak bu kadardir vesselam
    Rabbim anlamayi nasip etsin...
    Evet bilinçlenelim bahsettiğiniz "onlara abdestsiz kalmak yasak" sözünden kast ettiğiniz "onlar" kimlerdir.Abdestsiz kalmak Peygamberimize ve diğer müslümanlara yasaklanmamışken,kim kime abdestsiz kalmayı yasaklayarak bir din uyduruyor.Var mı Peygamberimizin bizlere tebliğ ettiklerinin arasında abdestsiz kalması yasaklanılan kişiler???


    Alıntı El-Endulusi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    tasavvuf dini diye birşey yoktur tasavvuf ilmi vardır. Şimdi sana burda vahdeti vücudu savunmuycam başda İmam Rabbani k.s. olmak üzere bizde eleştiririz. Ama eleştiririz kardeş direk başda Şeyhi EKber olmak üzere k.s Hallacı k.s yada Beyazıd Bistamiye k.s. kafir demeyiz. Hiçbir müslüman bunu diyemez. Biz sapık vehhabi (yada bugünkü adları ile selefi fırkası) değiliz. Biz EHli SÜnnet müslümanlarız.

    Dersen ki mektubatı okumuş biri olarak seninde örneğine binaen hindistandan örnek vereyim. imam rabbani k.s. zamanında da vahdeti vücud ehli olduğunu söyleyip çeşitli şirke düşüren işleri yapan kimseler varmış biz onlara karşıda savaşıyoruz. Bir müslüman ne olursa olsun ağzından çıkana (heleki günümüzde) dikkat edicek Ehli SÜnnet alimlerinin görüşlerine itibar edicek. Fakat Allah c.c. aşkıyla yanıp kendini kaybederek itikade uymayacak (zahire yani) sözleri söyleyenler kendilerine geldiklerinde tövbe istiğfar yapmak zorundadır.

    Fakat bu demek değilki rabıta şirktir bu sözleri söyleyenler (Hallac k.s. gibi) kafirdir. Hayır öyle değildir o kadarda basit değildir. Eğer ki bir herşeyi zahirine göre alıp hemen hükmü yapıştırıp tamam sen kafir oldun şirke düşdün dersek Hadisde buyrulan kaybolan eşeğine bulan sahabenin sevincini itikat de nereye koyucaz. Kaybedici nefret ettirici değil sevdirici kazandırıcı olalım ve en önemlisi yapıcı olalım.
    Tasavvuf bir dindir.Çünkü ilahları vardır.Tasavvuf ehli Allah haricinde ulu gördükleri kişilerden bir fayda ve yardım isterler.Bu o kişileri ilahlaştırmaktır.Oysaki müslümanlar Fatiha Suresindeki ayetler icabı Allah'tan başka kimseden yardım isteyemezler.Tasavvuf ehli başı sıkışınca ölmüş şeyhlerini yardıma çağırırlar.Bu örneklere tasavvuf dinine mensup kişilerin konuşmalarında görüyoruz.Halbuki Kuran'ın pekçok ayetinde Allah'tan başka yardımcının olmadığı belirtilmektedir.

    İbadet şekilleri vardır.Allah'ın insanlardan istemediği,Peygamberimizin tatbik etmediği şekillerde zikir adı altında ibadet şekilleri vardır.Toplu halde dans eder gibi hareketler yaparak kendilerine göre zikir yaparlar.Oysa Kuran'a göre zikir Kuran'ın kendisidir.

    Ehli sünnet müslümanları olarak İmam Azam'ın hayatını araştırdığımızda tasavvufçularla hiç alakasının olmadığı görülmektedir.İmam Azam kendi döneminde ve sonraki dönemlerde 26 alimin kendisine yaptıkları küfür ithamı ile suçlanmış,tekfir edilmiştir.Bu alimler arasında İmam Gazali de bulunmaktadır.İmam Gazali daha sonraları İmam Azam'ın ilminin büyüklüğünü anlayarak İhya'sında onu övücü yazılar da yazmıştır.İmam Azam 4.000 hadisi inceledikten sonra rivayet etmiştir.fakat Buhari,Müslim ve Ahmet bin Hambel Sahihlerine hiçbir tane İmam Azam'ın rivayet ettiği hadisi almamıştır.Bunun nedeni de İmam Azam'ın hadisleri Kuran'a arz ederek sahih olup olmadıklarını çokça araştırmasıdır.Buharinin hocası da İmam Azam'ı tekfir edenler arasındadır.

    Şimdi sevgili Kardeşim bu bilgileri kitaplardan okuduğumuzda bugün kimselere fırsat vermeden kendilerine ehli sünnet diyen kişilerin ne kadar imam Azam'a uyduklarını söyleyebiliriz?Önemli olan neye neden inandığını bilerek inanmaktır.Eğer İmam Azam'ın ilme bakışını araştırırsan bugün kendine "ehli sünnet" diyen insanların İmam Azam'dan ne kadar uzak olduklarını göreceksin.

    Rabıta da şirkin daniskasıdır.Şirkin eğitimidir,şirkin öğretilerek insanlara sunulmuş halidir.Rabıtada anlatılan hallerin hiçbiri gerçek değildir.Orada olan sadece budistlerin yaptıkları gibi meditasyondur ve daha kötüsü Allah'tan değil faydayı şeyhten beklemektir.Bu en büyük şirktir.Allah'tan başka fayda verecek yoktur.

    Bu konulara verilen cevaplarda hemen "sen doktora gitmiyor musun?Ondan yardım istemiyor musun" derlerse de rabıta yapılırken veya sıkıntıya düşülünce şeyhten veya ölülerden istenen yardım,doktora gitmek ve şifa aramak gibi değildir.Bu soruyu soran kişi de bunu bilir fakat Allah'a tam olarak teslim olmanın ne olduğunu anlayamadığı için bu gibi sorularla bilerek ya da bilmeyerek konuyu sulandırırlar.Çünkü tasavvuf dinine mensup kişiler böyle çarpık sorularla insanların kafalarını karıştırarak Allah'a imandan insanları alıkoymaktadır.

  3. #23
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.02.12
    Mesajlar: 3.370
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı çelebiler´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kuran ı Kerim'de "hızır" isimli biri yok.Hızır ismi Kuran'da hiçbir yerde geçmez.

    Allah,Musa'ya Kuran'ın neresinde "git ondan ilim al" demiş?Ben bulamadım öğrenmek için soruyorum.Biliyorsanız hangi ayette olduğunu bildirirseniz memnun olurum.
    Bahsettiğiniz hikayeden Musa'nın ilim alamadığı anlaşılıyor.

    "hızır" ismi ile bahsettiğiniz kişiden Kuran'da "katımızdan ilim verdiğimiz bir kul" olarak bahsedilir.Bu "kul" bir melekte olabilir.Bir insan da olabilir.Bu kişinin ve kendisine Allah katından verilen ilmin mahiyeti ne Kuran'ın başka bir yerinde ne de hadislerde açıklanmamaktadır.Bu sebeple bu ilmin nasıl bir ilim olduğu hakkında bilgimiz yoktur.Bu ilim hakkında kim ne söylediyse kendi fikridir.Kuran ve hadise dayanan bir bilgi değildir.




    Evet bilinçlenelim bahsettiğiniz "onlara abdestsiz kalmak yasak" sözünden kast ettiğiniz "onlar" kimlerdir.Abdestsiz kalmak Peygamberimize ve diğer müslümanlara yasaklanmamışken,kim kime abdestsiz kalmayı yasaklayarak bir din uyduruyor.Var mı Peygamberimizin bizlere tebliğ ettiklerinin arasında abdestsiz kalması yasaklanılan kişiler???




    Tasavvuf bir dindir.Çünkü ilahları vardır.Tasavvuf ehli Allah haricinde ulu gördükleri kişilerden bir fayda ve yardım isterler.Bu o kişileri ilahlaştırmaktır.Oysaki müslümanlar Fatiha Suresindeki ayetler icabı Allah'tan başka kimseden yardım isteyemezler.Tasavvuf ehli başı sıkışınca ölmüş şeyhlerini yardıma çağırırlar.Bu örneklere tasavvuf dinine mensup kişilerin konuşmalarında görüyoruz.Halbuki Kuran'ın pekçok ayetinde Allah'tan başka yardımcının olmadığı belirtilmektedir.

    İbadet şekilleri vardır.Allah'ın insanlardan istemediği,Peygamberimizin tatbik etmediği şekillerde zikir adı altında ibadet şekilleri vardır.Toplu halde dans eder gibi hareketler yaparak kendilerine göre zikir yaparlar.Oysa Kuran'a göre zikir Kuran'ın kendisidir.

    Ehli sünnet müslümanları olarak İmam Azam'ın hayatını araştırdığımızda tasavvufçularla hiç alakasının olmadığı görülmektedir.İmam Azam kendi döneminde ve sonraki dönemlerde 26 alimin kendisine yaptıkları küfür ithamı ile suçlanmış,tekfir edilmiştir.Bu alimler arasında İmam Gazali de bulunmaktadır.İmam Gazali daha sonraları İmam Azam'ın ilminin büyüklüğünü anlayarak İhya'sında onu övücü yazılar da yazmıştır.İmam Azam 4.000 hadisi inceledikten sonra rivayet etmiştir.fakat Buhari,Müslim ve Ahmet bin Hambel Sahihlerine hiçbir tane İmam Azam'ın rivayet ettiği hadisi almamıştır.Bunun nedeni de İmam Azam'ın hadisleri Kuran'a arz ederek sahih olup olmadıklarını çokça araştırmasıdır.Buharinin hocası da İmam Azam'ı tekfir edenler arasındadır.

    Şimdi sevgili Kardeşim bu bilgileri kitaplardan okuduğumuzda bugün kimselere fırsat vermeden kendilerine ehli sünnet diyen kişilerin ne kadar imam Azam'a uyduklarını söyleyebiliriz?Önemli olan neye neden inandığını bilerek inanmaktır.Eğer İmam Azam'ın ilme bakışını araştırırsan bugün kendine "ehli sünnet" diyen insanların İmam Azam'dan ne kadar uzak olduklarını göreceksin.

    Rabıta da şirkin daniskasıdır.Şirkin eğitimidir,şirkin öğretilerek insanlara sunulmuş halidir.Rabıtada anlatılan hallerin hiçbiri gerçek değildir.Orada olan sadece budistlerin yaptıkları gibi meditasyondur ve daha kötüsü Allah'tan değil faydayı şeyhten beklemektir.Bu en büyük şirktir.Allah'tan başka fayda verecek yoktur.

    Bu konulara verilen cevaplarda hemen "sen doktora gitmiyor musun?Ondan yardım istemiyor musun" derlerse de rabıta yapılırken veya sıkıntıya düşülünce şeyhten veya ölülerden istenen yardım,doktora gitmek ve şifa aramak gibi değildir.Bu soruyu soran kişi de bunu bilir fakat Allah'a tam olarak teslim olmanın ne olduğunu anlayamadığı için bu gibi sorularla bilerek ya da bilmeyerek konuyu sulandırırlar.Çünkü tasavvuf dinine mensup kişiler böyle çarpık sorularla insanların kafalarını karıştırarak Allah'a imandan insanları alıkoymaktadır.
    Arkadaşım o kadar bilgilisin ki hayan kaldım...
    Nereden edindin bu İLMİ merak ediyorum ?...
    Ehli Müslümün yolunu anlat da öğrenelim...
    Sahi FETİH,Fatih ne demek bizi aydınlatır san çok seviniriz..
    Hızır...Hıdır veya bir KUL ...sen ....bundan Melekleri anlamışsın biz KUL anladık...Yaratılan insan anladık...
    Şimdi sizin deyişiniz ile KUL ile veya İnsan ile Melek konuşuyor ve bilgi alış verişi yapıyor değil mi...
    Bizde aynısını diyoruz Allah C.C. dilerse...Melek ile,İnsan ile bilgi aktarır kim hesap soracak...
    Neyse ...
    İnşallah doğru yoldasındır...
    Seni çok sevdim....
    Ezan-ı Muhammedi kulağından eksik olmasın İnşallah...
    Selamlar...

  4. #24
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.07.12
    Mesajlar: 75
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı yakais´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Arkadaşım o kadar bilgilisin ki hayan kaldım...
    Nereden edindin bu İLMİ merak ediyorum ?...
    Ehli Müslümün yolunu anlat da öğrenelim...
    Sahi FETİH,Fatih ne demek bizi aydınlatır san çok seviniriz..
    Hızır...Hıdır veya bir KUL ...sen ....bundan Melekleri anlamışsın biz KUL anladık...Yaratılan insan anladık...
    Şimdi sizin deyişiniz ile KUL ile veya İnsan ile Melek konuşuyor ve bilgi alış verişi yapıyor değil mi...
    Bizde aynısını diyoruz Allah C.C. dilerse...Melek ile,İnsan ile bilgi aktarır kim hesap soracak...
    Neyse ...
    İnşallah doğru yoldasındır...
    Seni çok sevdim....
    Ezan-ı Muhammedi kulağından eksik olmasın İnşallah...
    Selamlar...
    Sevgili kardeşim yukarıda yazdığım senin de hayran kaldığın bilgilerin hepsi Kuran'da ve diğer ilmi kitaplarda mevcuttur.

    Musa Peygamberin arkadaşı olan ilim verilmiş Kul'u elbetteki insan olarak düşünebilirsiniz.Ancak davranışlarındaki insan üstülük sebebi ile melek olma ihtimali de vardır.Kuran'da kul olarak sadece insanlardan değil meleklerden de bahseder Rabbimiz.

    Zuhruf 19

    Rahman'ın kulları olan melekleri, dişiler saydılar. Onların yaratılışına tanık mıydılar? Tanıklıkları yazılacak ve sorguya çekilecekler.

  5. #25
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.02.12
    Mesajlar: 3.370
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı çelebiler´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kuran ı Kerim'de "hızır" isimli biri yok.Hızır ismi Kuran'da hiçbir yerde geçmez.

    Allah,Musa'ya Kuran'ın neresinde "git ondan ilim al" demiş?Ben bulamadım öğrenmek için soruyorum.Biliyorsanız hangi ayette olduğunu bildirirseniz memnun olurum.
    Bahsettiğiniz hikayeden Musa'nın ilim alamadığı anlaşılıyor.

    "hızır" ismi ile bahsettiğiniz kişiden Kuran'da "katımızdan ilim verdiğimiz bir kul" olarak bahsedilir.Bu "kul" bir melekte olabilir.Bir insan da olabilir.Bu kişinin ve kendisine Allah katından verilen ilmin mahiyeti ne Kuran'ın başka bir yerinde ne de hadislerde açıklanmamaktadır.Bu sebeple bu ilmin nasıl bir ilim olduğu hakkında bilgimiz yoktur.Bu ilim hakkında kim ne söylediyse kendi fikridir.Kuran ve hadise dayanan bir bilgi değildir.




    Evet bilinçlenelim bahsettiğiniz "onlara abdestsiz kalmak yasak" sözünden kast ettiğiniz "onlar" kimlerdir.Abdestsiz kalmak Peygamberimize ve diğer müslümanlara yasaklanmamışken,kim kime abdestsiz kalmayı yasaklayarak bir din uyduruyor.Var mı Peygamberimizin bizlere tebliğ ettiklerinin arasında abdestsiz kalması yasaklanılan kişiler???




    Tasavvuf bir dindir.Çünkü ilahları vardır.Tasavvuf ehli Allah haricinde ulu gördükleri kişilerden bir fayda ve yardım isterler.Bu o kişileri ilahlaştırmaktır.Oysaki müslümanlar Fatiha Suresindeki ayetler icabı Allah'tan başka kimseden yardım isteyemezler.Tasavvuf ehli başı sıkışınca ölmüş şeyhlerini yardıma çağırırlar.Bu örneklere tasavvuf dinine mensup kişilerin konuşmalarında görüyoruz.Halbuki Kuran'ın pekçok ayetinde Allah'tan başka yardımcının olmadığı belirtilmektedir.

    İbadet şekilleri vardır.Allah'ın insanlardan istemediği,Peygamberimizin tatbik etmediği şekillerde zikir adı altında ibadet şekilleri vardır.Toplu halde dans eder gibi hareketler yaparak kendilerine göre zikir yaparlar.Oysa Kuran'a göre zikir Kuran'ın kendisidir.

    Ehli sünnet müslümanları olarak İmam Azam'ın hayatını araştırdığımızda tasavvufçularla hiç alakasının olmadığı görülmektedir.İmam Azam kendi döneminde ve sonraki dönemlerde 26 alimin kendisine yaptıkları küfür ithamı ile suçlanmış,tekfir edilmiştir.Bu alimler arasında İmam Gazali de bulunmaktadır.İmam Gazali daha sonraları İmam Azam'ın ilminin büyüklüğünü anlayarak İhya'sında onu övücü yazılar da yazmıştır.İmam Azam 4.000 hadisi inceledikten sonra rivayet etmiştir.fakat Buhari,Müslim ve Ahmet bin Hambel Sahihlerine hiçbir tane İmam Azam'ın rivayet ettiği hadisi almamıştır.Bunun nedeni de İmam Azam'ın hadisleri Kuran'a arz ederek sahih olup olmadıklarını çokça araştırmasıdır.Buharinin hocası da İmam Azam'ı tekfir edenler arasındadır.

    Şimdi sevgili Kardeşim bu bilgileri kitaplardan okuduğumuzda bugün kimselere fırsat vermeden kendilerine ehli sünnet diyen kişilerin ne kadar imam Azam'a uyduklarını söyleyebiliriz?Önemli olan neye neden inandığını bilerek inanmaktır.Eğer İmam Azam'ın ilme bakışını araştırırsan bugün kendine "ehli sünnet" diyen insanların İmam Azam'dan ne kadar uzak olduklarını göreceksin.

    Rabıta da şirkin daniskasıdır.Şirkin eğitimidir,şirkin öğretilerek insanlara sunulmuş halidir.Rabıtada anlatılan hallerin hiçbiri gerçek değildir.Orada olan sadece budistlerin yaptıkları gibi meditasyondur ve daha kötüsü Allah'tan değil faydayı şeyhten beklemektir.Bu en büyük şirktir.Allah'tan başka fayda verecek yoktur.

    Bu konulara verilen cevaplarda hemen "sen doktora gitmiyor musun?Ondan yardım istemiyor musun" derlerse de rabıta yapılırken veya sıkıntıya düşülünce şeyhten veya ölülerden istenen yardım,doktora gitmek ve şifa aramak gibi değildir.Bu soruyu soran kişi de bunu bilir fakat Allah'a tam olarak teslim olmanın ne olduğunu anlayamadığı için bu gibi sorularla bilerek ya da bilmeyerek konuyu sulandırırlar.Çünkü tasavvuf dinine mensup kişiler böyle çarpık sorularla insanların kafalarını karıştırarak Allah'a imandan insanları alıkoymaktadır.
    Arkadaşım şu yazınızı sanırım fark edemedim...;

    Bu cevabı dikkatle okuyun...

    Rabıta vardır...Rabıta doğru adres ile olursa mükemmel sonuca ulaşır...
    Gerçek rabıta İLİM vasıtası ile yapılan Rabıtadır...

    Başka bir yöntem ise karşı tarafın arzusu ile olan rabıtadır...Mükemmel bir rabıta olup AÇAN dediğimiz açılışa sebebiyet verir...
    Fatih ve Fetih in sırrı burada gizlidir...
    Siz rabıtaya tamamen karşı olduğunuz için ne yazsak anlamanız zordur...
    Ancak bilin ki biz bu yazılanları kendi kafamızda hayal kurup yazmadık...
    Bizzat yaşayarak öğrendik...

    Sorun olursa sor bilmen gereken kadarını cevaplandırırım...
    Selamlar...

  6. #26
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.02.12
    Mesajlar: 3.370
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı çelebiler´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kuran ı Kerim'de "hızır" isimli biri yok.Hızır ismi Kuran'da hiçbir yerde geçmez.

    Allah,Musa'ya Kuran'ın neresinde "git ondan ilim al" demiş?Ben bulamadım öğrenmek için soruyorum.Biliyorsanız hangi ayette olduğunu bildirirseniz memnun olurum.
    Bahsettiğiniz hikayeden Musa'nın ilim alamadığı anlaşılıyor.

    "hızır" ismi ile bahsettiğiniz kişiden Kuran'da "katımızdan ilim verdiğimiz bir kul" olarak bahsedilir.Bu "kul" bir melekte olabilir.Bir insan da olabilir.Bu kişinin ve kendisine Allah katından verilen ilmin mahiyeti ne Kuran'ın başka bir yerinde ne de hadislerde açıklanmamaktadır.Bu sebeple bu ilmin nasıl bir ilim olduğu hakkında bilgimiz yoktur.Bu ilim hakkında kim ne söylediyse kendi fikridir.Kuran ve hadise dayanan bir bilgi değildir.




    Evet bilinçlenelim bahsettiğiniz "onlara abdestsiz kalmak yasak" sözünden kast ettiğiniz "onlar" kimlerdir.Abdestsiz kalmak Peygamberimize ve diğer müslümanlara yasaklanmamışken,kim kime abdestsiz kalmayı yasaklayarak bir din uyduruyor.Var mı Peygamberimizin bizlere tebliğ ettiklerinin arasında abdestsiz kalması yasaklanılan kişiler???




    Tasavvuf bir dindir.Çünkü ilahları vardır.Tasavvuf ehli Allah haricinde ulu gördükleri kişilerden bir fayda ve yardım isterler.Bu o kişileri ilahlaştırmaktır.Oysaki müslümanlar Fatiha Suresindeki ayetler icabı Allah'tan başka kimseden yardım isteyemezler.Tasavvuf ehli başı sıkışınca ölmüş şeyhlerini yardıma çağırırlar.Bu örneklere tasavvuf dinine mensup kişilerin konuşmalarında görüyoruz.Halbuki Kuran'ın pekçok ayetinde Allah'tan başka yardımcının olmadığı belirtilmektedir.

    İbadet şekilleri vardır.Allah'ın insanlardan istemediği,Peygamberimizin tatbik etmediği şekillerde zikir adı altında ibadet şekilleri vardır.Toplu halde dans eder gibi hareketler yaparak kendilerine göre zikir yaparlar.Oysa Kuran'a göre zikir Kuran'ın kendisidir.

    Ehli sünnet müslümanları olarak İmam Azam'ın hayatını araştırdığımızda tasavvufçularla hiç alakasının olmadığı görülmektedir.İmam Azam kendi döneminde ve sonraki dönemlerde 26 alimin kendisine yaptıkları küfür ithamı ile suçlanmış,tekfir edilmiştir.Bu alimler arasında İmam Gazali de bulunmaktadır.İmam Gazali daha sonraları İmam Azam'ın ilminin büyüklüğünü anlayarak İhya'sında onu övücü yazılar da yazmıştır.İmam Azam 4.000 hadisi inceledikten sonra rivayet etmiştir.fakat Buhari,Müslim ve Ahmet bin Hambel Sahihlerine hiçbir tane İmam Azam'ın rivayet ettiği hadisi almamıştır.Bunun nedeni de İmam Azam'ın hadisleri Kuran'a arz ederek sahih olup olmadıklarını çokça araştırmasıdır.Buharinin hocası da İmam Azam'ı tekfir edenler arasındadır.

    Şimdi sevgili Kardeşim bu bilgileri kitaplardan okuduğumuzda bugün kimselere fırsat vermeden kendilerine ehli sünnet diyen kişilerin ne kadar imam Azam'a uyduklarını söyleyebiliriz?Önemli olan neye neden inandığını bilerek inanmaktır.Eğer İmam Azam'ın ilme bakışını araştırırsan bugün kendine "ehli sünnet" diyen insanların İmam Azam'dan ne kadar uzak olduklarını göreceksin.

    Rabıta da şirkin daniskasıdır.Şirkin eğitimidir,şirkin öğretilerek insanlara sunulmuş halidir.Rabıtada anlatılan hallerin hiçbiri gerçek değildir.Orada olan sadece budistlerin yaptıkları gibi meditasyondur ve daha kötüsü Allah'tan değil faydayı şeyhten beklemektir.Bu en büyük şirktir.Allah'tan başka fayda verecek yoktur.

    Bu konulara verilen cevaplarda hemen "sen doktora gitmiyor musun?Ondan yardım istemiyor musun" derlerse de rabıta yapılırken veya sıkıntıya düşülünce şeyhten veya ölülerden istenen yardım,doktora gitmek ve şifa aramak gibi değildir.Bu soruyu soran kişi de bunu bilir fakat Allah'a tam olarak teslim olmanın ne olduğunu anlayamadığı için bu gibi sorularla bilerek ya da bilmeyerek konuyu sulandırırlar.Çünkü tasavvuf dinine mensup kişiler böyle çarpık sorularla insanların kafalarını karıştırarak Allah'a imandan insanları alıkoymaktadır.
    Arkadaşım şu yazınızı sanırım fark edemedim...;

    Bu cevabı dikkatle okuyun...

    Rabıta vardır...Rabıta doğru adres ile olursa mükemmel sonuca ulaşır...
    Gerçek rabıta İLİM vasıtası ile yapılan Rabıtadır...
    Ancak bu Rabıta da dikkat gerekir...Doğrudur ancak İbtila da doludur...

    Başka bir yöntem ise karşı tarafın arzusu ile olan rabıtadır...Mükemmel bir rabıta olup AÇAN dediğimiz açılışa sebebiyet verir...
    Fatih ve Fetih in sırrı burada gizlidir...
    Zaten Rabıta kontrolü sizde değildir..
    Siz rabıtaya tamamen karşı olduğunuz için ne yazsak anlamanız zordur...
    Ancak bilin ki biz bu yazılanları kendi kafamızda hayal kurup yazmadık...
    Bizzat yaşayarak öğrendik...

    Sorun olursa sor bilmen gereken kadarını cevaplandırırım...
    Selamlar...

  7. #27
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.02.12
    Mesajlar: 3.370
    Teşekkür ve Beğeni

    Bir Rabıta örneğide Allah C.C. dan İnsana ...bu rabıta sizin kontrolünüzde değil ve lütfedilen kadar...Ne güzel...İşte gerçek rabıta...

  8. #28
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.02.12
    Mesajlar: 3.370
    Teşekkür ve Beğeni

    Diğer bir Rabıtada Allah C.C. nun izni ile Meleklerden veya Peygamber A.S. lardan size İLİMSEL rabıta...Kontrol hem sizde hem değil...İLİM kuşatır her yönü...Vesselam...

  9. #29
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.02.12
    Mesajlar: 3.370
    Teşekkür ve Beğeni

    Çelebiler ..;Bu yazılanlar size yazılmadı ...Sadece sevdalısına bizden bir hediye olsun İNŞALLAH...

  10. #30
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.02.12
    Mesajlar: 3.370
    Teşekkür ve Beğeni

    Daha çok yazılacak şey var ama şimdilik yeterli sanıyorum...Selamlar...

Sayfa 3 Toplam 4 Sayfadan BirinciBirinci 1234 SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Başbakanımız Emsey Hospital'ın açılışını yapacak
    Konu Sahibi zekaikc Forum Etkinlikler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 22-12-2012, 15:24

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •