Text here

account_circle Kayıt ol help Yardım Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Nasihatler Nasihattır dini mübin\'in temeli, gel kardeş gel bir nasihatta sen eyle

Etikenlenen Kullanıcılar

Cevapla
 
Seçenekler Stil
vaktileyl vaktileyl isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Kullanıcı
vaktileyl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Üyesi2,000+ Mesajlı ÜyeForumdaki Yaşınız
Üyelik tarihi08.07.08
Mesajlar2.891
Alt 25-03-2009, 13:27
#1
Küsmek; darılmak, kırgınlık, konuşmamak, gücenmek, bütün münâsebetleri kesmek mânâlarına gelir.Genel olarak ise, bir beklentinin karşılıksız kaldığı durumlarda gösterilen bir tür davranış çeşididir.Kırgınlığın şiddetine göre, kişi kendine, dostlarına, hattâ tüm dünyaya küsebilir ve bu duygusal tepkiyi, kısa veya uzun süre gösterebilir.Insanı kıran ve acı veren sebepler arasında üç temel faktör vardır: Kötülükler, hatalar ve gerçekler.Küsmeye sebep olan bu üç faktör (âmil), birbirleriyle iç içe bir irtibat hâlindedir. Meselâ, gerçekler bizi kırabilir, ama hatalı ve rencide edici şekilde yüzümüze vurulduğu zaman, kötülüğe ve acıya dönüşebilir, bu da nihayetinde küsmeye yol açar. Kezâ bize hak ettiğimiz bir kötülük yapılabilir; fakat “bunu hak etmiş olmamız” gerçeğine rağmen yine de bizde acıya ve kırgınlığa sebep olur. Ayrıca, hatalar hem kötülükleri, hem de birkaç gerçeği birden ortaya çıkarabilir. Kırgınlık, duyguların en yanıltıcı olanıdır. Bu, kendisini gizleyebilmesinden ve kolayca sevgi, sempati, saygı ve özveri gibi diğer duyguların postuna bürünme yeteneği olmasından kaynaklanır. Birine içten içe küstüğümüz hâlde, yalan bir sevgi ve saygı gösterdiğimiz durumlar, kırgınlığın bu maskesini kullandığı anlardır. Insanın çok şiddetli acılara dayanabilmesi de bu duygunun bir bukalemun gibi rengini değiştirebilme özelliğine sahip olmasındandır. Kırgınlık, acıları bir şekilde aklîleştirerek, dayanılır hâle getirebilmemizi sağlar.Karşılaşılan durum her ne olursa olsun, şurası bir gerçektir ki, bu durum Islâmî bir kimlik taşıyan Müslümanın şahsiyetine yakışmayan bir harekettir.

devam edecek
Alıntı ile Cevapla
Luvi Luvi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Kullanıcı
Luvi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Üyesi1,000+ Mesajlı ÜyeForumdaki Yaşınız
Üyelik tarihi24.01.09
Mesajlar1.213
Alt 25-03-2009, 14:49
#2
Rahman ve Rahiym olan ALLAH'ın adıyla,
Çok güzel bir paylaşım olmuş Yüce ALLAHUTEALA cc razı olsun kardeşim. İznin olursa bende bir kaç şey ekleyeyim bu konuya;

Erkek olsun, kadın olsun, dünya işleri için, müminin mümine darılması, onu terk edip uzaklaşması, aradaki bağlılığı, ilgiyi kesmesi caiz değildir.

Müslüman olan ve dine uygun yaşayan akrabayı ise, hiç olmazsa haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk günü geçirmemelidir.

Uzak memlekette ise, mektupla, telefonla veya haber göndererek gönlünü almalıdır. Dargın olsa da ziyareti ve gönlünü almayı ihmal etmemelidir.

Akrabası gelmezse, cevap vermezse de, giderek veya hediye, selam göndererek, yahut mektup ile, telefon ile yoklamaktan vazgeçmemelidir. Allahü teâlâ, müslüman olan ve salih olan akrabayı ziyareti emrediyor. Bunun tersi olanları ziyaret etmeyi emretmiyor. Hele kendilerinden zarar gelecek günahkâr akrabadan uzak durmak gerekir.

Dargın olana, üç günden önce gidip barışmak, daha iyidir. Güçlük olmaması için, üç gün izin verilmiştir. Daha sonra günah başlar ve gün geçtikçe artar. Günahın artması, barışıncaya kadar devam eder. Hadis-i şerifte, (Sana darılana git, barış! Zulüm yapanı affet. Kötülük yapana iyilik et!) buyuruldu. (İbni Ebiddünya)

Üç günden fazla dargın duran kimse, şefaat olunmazsa, affolunmazsa, Cehennemde azap görecektir. Günah işleyene, ona nasihat olmak niyeti ile ondan uzak durmak iyidir. Allahü teâlâ için darılmak olur.

Birbirine dargın olanları barıştırmak gerekir. Hadis-i şerifte, (Hastanın halini sormak için 2 km git, küs olan kimseleri barıştırmak için 4 km, bir din kardeşini ziyaret etmek ve ilim adamından bir mesele öğrenmek için de 6 km git!) buyuruldu.

Hazret-i Musa, (Ya Rabbi, dargın olanları barıştırana ne ecir verirsin? diye sordu. Hak teâlâ, (Kıyamet gününde selamet verir, korktuğu şeylerden emin eder, umduğu şeylerle şereflendiririm) buyurdu.

Dargın olanların, bayramı veya başka bir günü beklemeyip, hemen barışması gerekir.

Hoşgörülü olmalı
Allahü teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven kimse, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan, yani mümin herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır.

Bir kusurundan dolayı iyi bir kimseye darılmamak gerekir. Dargınlık olsa bile 3 günden fazla sürmemelidir. Bayrama kadar süren bir dargınlık olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir müminin din kardeşiyle üç günden çok dargın durması caiz değildir. Üç gün geçtikten sonra, onunla karşılaşırsa, ona selam verip hatırını sormalıdır. O kimse selamını alırsa, birlikte, sevaba ortak olurlar. Selamını almazsa günaha girer. Selam veren de küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.) [Ebu Davud]

(İki kişi, birbirine dargın olarak ölürse, Cehennemi görmeden Cennete giremez. Cennete girseler de birbiriyle karşılaşamazlar.) [İbni Hibban]

(Din kardeşiyle bir yıl dargın duran, onu öldürmüş gibi günaha girer.) [Beyheki]

(İnsanların amelleri, pazartesi ve perşembe günleri Hak teâlâya arz olunur. Hak teâlâ da, kendisine şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak bu mağfiretten birbirine kin tutan iki kişi istifade edemez. Cenab-ı Hak, O iki kişi barışıncaya kadar amellerini getirmeyin buyurur.) [İ.Malik]

(Birbirinizle münasebeti kesmeyin! Birbirinize arka çevirmeyin! Birbirinize kin ve düşmanlık beslemeyin! Birbirinizi kıskanmayın! Ey Allah'ın kulları kardeş olun! Bir müslümanın diğer kardeşine darılarak 3 günden çok uzaklaşması helal değildir.) [Buhari]

(Birbirine dargın iki kimseden, hangisi önce selam verirse, günahları affolur. Verilen selamı öteki almazsa, bu selamı melekler alır. Selam almayan kimseye de şeytan, sevinerek iltifatta bulunur.) [İbni Ebi Şeybe]

(Müslüman kardeşine, üç günden fazla dargın duran kimse, ölünce Cehenneme gider.) [Nesai]
[Cehennemde günahı kadar ceza çektikten sonra çıkar.Yahut şefaate veya affa uğrarsa hiç Cehenneme girmez.]

Ara bulmak ve yalan
Müslümanların birbirine olan haklarından birisi de iki kişinin arasını bulmak, küsleri barıştırmaktır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Nafile namaz, oruç ve sadakadan daha faziletli amel iki kişi arasını bulmak ve düzeltmektir. Çünkü ara bozukluğu dini kökünden yıkar.) [Tirmizi]

Peygamber efendimiz, bir gün gülümsedi. Bunu gören Hazret-i Ömer sebebini sual etti. Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(Ümmetimden iki kişi, ahirette hesaplaşırlar. Birisi (Ya Rabbi, bu adamdan hakkımı al) der. Allahü teâlâ, ötekine, (Bu adamın hakkını ver) buyurur. Adam, (Ya Rabbi, bir iyiliğim kalmadı ki nasıl vereyim) der. Allahü teâlâ hak sahibine, (Bu adamın iyiliği kalmadı. Ne yapacaksın) buyurur. Adam (Öyle ise günahlarımı alsın) der. Bu arada Peygamber efendimiz ağlayarak (O gün öyle dehşetli bir gündür ki, o gün başkalarının günahlarını yüklenmek şöyle dursun insan kendi günahının yükünü çekemez) buyurdu.

Allahü teâlâ, hak sahibine, (Başını kaldır da, Cennetin şu muhteşem köşklerine bak) der. Hak sahibi baktıktan sonra, (Evet görüyorum. Bu muhteşem köşkler, hangi peygamberin veya hangi şehidindir) der. Allahü teâlâ, (İşte o gördüğün göz kamaştırıcı köşkler, bedellerini ödeyenler içindir) buyurur. Adam, (Ya Rabbi bunların bedellerini kim ödeyebilir ki?) der. Allahü teâlâ, (Sen ödeyebilirsin) buyurur. Adam, (Nasıl ödeyebilirim, neyim var ki?) der. Allahü teâlâ, (Hakkını bu kardeşine bağışlamakla bu köşke sahip olursun) buyurur. Adam hemen, (Bağışladım ya Rabbi) der. Allahü teâlâ, (Haydi kardeşinin elinden tutup Cennete girin) buyurur. Peygamber efendimiz aleyhisselam devam ederek buyurdu ki:
(Allah'tan korkun ve aralarınızı düzeltmeye çalışın! Çünkü Allahü teâlâ, kıyamet gününde sizin aralarınızı düzeltir.) [Haraiti]

Karı-kocanın veya dargın iki kişinin arasını düzeltmeye çalışmak çok sevaptır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İki kişinin arasını düzeltmek, nafile oruç ve namazlardan daha faziletlidir.) [Taberani]
[Bazı kimseler, namaz kılmayıp, oruç tutmayıp, "Ben iki dargını barıştırdım, çok sevap aldım" derler. Namaz kılmayanın böyle iyiliklerine sevap verilmez. İyiliklere sevap verilebilmesi için doğru iman etme ve namaz kılma şartı vardır.]

Yalan büyük günah olduğu halde birkaç yerde, hayra, iyiliğe vesile olduğu için caizdir. Harpte, düşmanların zararından korunmak için, iki müslümanı barıştırmak için birinden diğerine iyi söz getirmek için caizdir. Ölmemek için leş yemeye benzer. Çünkü bir hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İki kişinin arasını bulmak için hayırlı söz söyleyen yalancı değildir.) [Müslim]

Bunların haricinde şakadan bile olsa yalan söylememeli. Bu konudaki bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Mümin her kabahati yapabilir. Ama hıyanet edemez ve yalan söyleyemez.) [İbni Ebi Şeybe]

Selam ve dua ile...
Alıntı ile Cevapla
kardelele kardelele isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Kullanıcı
kardelele - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Üyesi14,000+ Mesajlı ÜyeForumdaki Yaşınız
Üyelik tarihi28.01.09
Mesajlar14.331
Nerdenistanbul
Alt 25-03-2009, 15:05
#3
"selamun aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü çok güzel bir paylaşımdı.allah razı olsun selametle kalın.
Alıntı ile Cevapla
Nazar57 Nazar57 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Kullanıcı
Nazar57 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Üyesi1,000+ Mesajlı ÜyeForumdaki Yaşınız
Üyelik tarihi14.08.08
Mesajlar1.309
Alt 25-03-2009, 15:11
#4
Küsmek,biz müminlere yakışmaz..Allah razı olsun..
Alıntı ile Cevapla
vaktileyl vaktileyl isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Kullanıcı
vaktileyl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Üyesi2,000+ Mesajlı ÜyeForumdaki Yaşınız
Üyelik tarihi08.07.08
Mesajlar2.891
Alt 25-03-2009, 19:45
#5
Küsmenin Âzamî Süresi:
Hadis-i Şerifte; “Birbirinizle münâsebeti kesmeyin! Birbirinize sırt çevirmeyin! Birbirinize kin ve düşmanlık beslemeyin! Birbirinizi kıskanmayın! Ey Allâh’ın kulları, kardeş olun! Bir Müslümanın diğer kardeşine darılarak üç günden çok uzaklaşması helâl değildir.” buyrulmuştur.
(Buharî, Edeb, 57; Ayrıca bkz: Müslim, Birr, 23)
Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- dargınlığın en fazla süresini “üç gün” olarak belirtmiştir. Zamanın üç gün olarak geniş tutulması müslümanlara bir güçlük olmaması içindir. Çünkü gazap ve öfkelenmek insanoğlunun fıtratında vardır. Bundan ötürü, gazap hâlinin yatışması için kısa bir süre küsmeye müsamaha gösterilmiştir.
Müslüman olan ve dîne uygun yaşayan bir kimse
, Islam’ın emir ve yasakları husûsunda hassâsiyet gösterir.
Böyle bir kimse için Islâm’ın emir ve yasakları kendi doğrularının ve kendi nefsinin önüne geçmiştir. Hâlbuki küsen kimse, kendi nefsini Islâm’ın önüne geçirmiş olmaktadır.
Küskünlüğü uzatmak, yani üç gün geçtikten sonra da dargınlığı devam ettirmek yasaklanmıştır.
Ebû Hırâş es-Sülemî -radıyallâhu anh-’ın anlattığına göre, Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-; “Kim üç günden fazla küs kalır ve ölürse cehenneme girer.” buyurmuşlardır.
(Ebu Davud, Edeb, 47)
Başka bir rivâyette de, bu kimselerin bir süre cehennemde azap gördükten sonra cennete girebileceklerinden bahsedilir. Ancak bu kimselerin cennete girseler bile kesinlikle “birbirleriyle karşılaşamayacakları” da belirtilmişir. (Ibn-i Hibban)

devam edecek
Alıntı ile Cevapla
ahde ahde isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Kullanıcı
ahde - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum ÜyesiForumdaki Yaşınız
Üyelik tarihi02.03.09
Mesajlar592
Alt 26-03-2009, 10:47
#6




"O HALDE SİZ (gerçek) MÜ'MİNLER İSENİZ ALLAH'TAN KORKUN
ARANIZI DÜZELTİN ALLAH VE RASÜLÜ'NE İTAAT EDİN"

<ENFAL 8/1>
Alıntı ile Cevapla
vaktileyl vaktileyl isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Kullanıcı
vaktileyl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Üyesi2,000+ Mesajlı ÜyeForumdaki Yaşınız
Üyelik tarihi08.07.08
Mesajlar2.891
Alt 26-03-2009, 15:07
#7
Dargınları Barıştırmak
Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır:
“Bir kimsenin kardeşine üç günden fazla küs kalması helal değildir.
Iki mü’min karşılaştıkları zaman birisi yüzünü şu tarafa,
öbürü öte tarafa çevirir.
Hâlbuki bu iki mü’minin hayırlısı önce selâm vermeye başlayandır.”
(Buharî, Edeb, 62; Tirmîzî, Birr, 21)
Hadîs-i Şerîf’te “selam vermeye teşvik edilerek”
dargınlığın araya kimse girmeden, bizzat küs olan kimseler arasında hâlledilmesine işaret edilmiştir; bu iki kişiden “en hayırlı olanı”
ise, barışmakta acele davranan olarak vasıflandırılmıştır.
Rasûlullâh -sallâllahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır:
“Her Pazartesi ve Perşembe günü, ameller Allah’a arz olunur.
Din kardeşi ile arasında düşmanlık bulunan kişi dışında,
Allâh’a şirk koşmayan her kulun günahları bağışlanır. (Meleklere):
«Şu iki kişiyi, birbiriyle barışıncaya kadar te’hir edin (erteleyin).» buyrulur.” (Müslim, Birr, 36)
Ancak kırgınlık uzamış ve nefsî bir hâl kazanmış ve Hadis-i Şerif’te verilen süre aşılmışsa, müminlere düşen Allâh’ın şu emrini tatbik etmektir:


“Muhakkak ki, mü’minler kardeştirler.
Kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki size rahmet edilsin.” (el-Hucurat,10)
Hadîs-i Şerîflerde buyrulur:
“Nâfile namaz, oruç ve sadakadan daha fazîletli amel; iki kişi arasını bulmak ve düzeltmektir. Çünkü ara bozukluğu dini kökünden yıkar.”
(Tirmizî)
“Iki kişinin arasını bulmak için hayırlı söz söyleyen yalancı değildir.”
(Buhârî, Sulh, 2; Müslim, Birr, 101)
“Sadakanın en fazîletlisi, dargınların arasını bulup düzeltmektir .” buyrulmuştur.
devam edecek
Alıntı ile Cevapla
vaktileyl vaktileyl isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Kullanıcı
vaktileyl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Üyesi2,000+ Mesajlı ÜyeForumdaki Yaşınız
Üyelik tarihi08.07.08
Mesajlar2.891
Alt 27-03-2009, 14:14
#8
Rivâyet edildiğine göre Hazret-i Mûsâ:
“–Yâ Rabbi, dargın olanları barıştırana ne ecir verirsin?” diye sorduğunda, Hak Teâlâ:
“–Kıyamet gününde selâmet verir, korktuğu şeylerden emîn, umduğu şeylere nâil eylerim.” buyurdu.
Küsmenin (Yüz Çevirmenin) Yasak Olmadığı Kimseler
Âsi, fâsık (günahkâr, itaatten çıkmış kimse) ve zâlim olan kimselere karşı yapılan dargınlık meşrû ve câiz görülmüştür. Çünkü umûmî olan yasak, küsmesi için meşrû bir sebebi olmayan kimselere mahsustur.
Söz gelimi mâsiyete giren insana, bundan vazgeçmesi için küsülebilir. Buhârî, bu maksatla küsmeye, Tebük Seferi’ne katılmayan Ka’b bin Malik, Mürâre bin Rebî’ ve Hilâl bin Ümeyye’nin durumlarını örnek olarak gösterir.
Öyle ki, bu üç sahabî ile Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in emriyle elli gün hiçbir müslüman konuşmamış, onlara selâm verilmemiş, hatta selâmları alınmamış, onlara güler yüz gösterilmemiş, tamamen dışlanmışlardı.
Sonra, toplum içinde yapayalnız kalınca çok pişman olup yaptıklarına tevbe etmişlerdi. Nihayet Allah Teâlâ onları affedip haklarında âyet (Tevbe, 118) indirdi.
Âyet indikten sonra, kendilerinden yüz çevirilen üç sahâbe, büyük bir sevinç içinde ümmetle bütünleşmişlerdir.
Velhasıl fâsık ve bid’at ehline küsme meşrû iken, kâfire küsülmemesi, zâhiren îzahı zor bir durum ortaya koymaktadır.
Çünkü kâfir, küfrü sebebiyle fâsığın fıskından daha şiddetli bir cürüm işlemiş olmaktadır. Fâsık ve bid’at ehli, ne de olsa tevhid ehlidir.
(Taberî)
devamRivâyet edildiğine göre Hazret-i Mûsâ:
“–Yâ Rabbi, dargın olanları barıştırana ne ecir verirsin?” diye sorduğunda, Hak Teâlâ:
“–Kıyamet gününde selâmet verir, korktuğu şeylerden emîn, umduğu şeylere nâil eylerim.” buyurdu.
Küsmenin (Yüz Çevirmenin) Yasak Olmadığı Kimseler
Âsi, fâsık (günahkâr, itaatten çıkmış kimse) ve zâlim olan kimselere karşı yapılan dargınlık meşrû ve câiz görülmüştür. Çünkü umûmî olan yasak, küsmesi için meşrû bir sebebi olmayan kimselere mahsustur.
Söz gelimi mâsiyete giren insana, bundan vazgeçmesi için küsülebilir. Buhârî, bu maksatla küsmeye, Tebük Seferi’ne katılmayan Ka’b bin Malik, Mürâre bin Rebî’ ve Hilâl bin Ümeyye’nin durumlarını örnek olarak gösterir.
Öyle ki, bu üç sahabî ile Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in emriyle elli gün hiçbir müslüman konuşmamış, onlara selâm verilmemiş, hatta selâmları alınmamış, onlara güler yüz gösterilmemiş, tamamen dışlanmışlardı.
Sonra, toplum içinde yapayalnız kalınca çok pişman olup yaptıklarına tevbe etmişlerdi. Nihayet Allah Teâlâ onları affedip haklarında âyet (Tevbe, 118) indirdi.
Âyet indikten sonra, kendilerinden yüz çevirilen üç sahâbe, büyük bir sevinç içinde ümmetle bütünleşmişlerdir.
Velhasıl fâsık ve bid’at ehline küsme meşrû iken, kâfire küsülmemesi, zâhiren îzahı zor bir durum ortaya koymaktadır.
Çünkü kâfir, küfrü sebebiyle fâsığın fıskından daha şiddetli bir cürüm işlemiş olmaktadır. Fâsık ve bid’at ehli, ne de olsa tevhid ehlidir.
(Taberî)
devam
Alıntı ile Cevapla
vaktileyl vaktileyl isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Kullanıcı
vaktileyl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Üyesi2,000+ Mesajlı ÜyeForumdaki Yaşınız
Üyelik tarihi08.07.08
Mesajlar2.891
Alt 27-03-2009, 14:14
#9
Bu sebepledir ki, bazı âlimler küsmeyi iki kısımda inceler:
1) Kalple olan küsme,
2) Dille olan küsme,
Kâfire karşı olan küsme kalpledir. Bu da sevgi, yardımlaşma ve dayanışmanın terkidir.
Şu hâlde kâfirlerle konuşmayı kesmek sûretiyle küsme meşrû olmaz. Çünkü küsme, onu küfründen vazgeçirecek değildir.
Ancak müslüman âsî öyle değildir.
Zîrâ o, küsme sebebiyle çoğunlukla hâlini düzeltir.
(Kâfirlerle “emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker” maksadıyla konuşulmasında ise, bir mahzur yoktur.)
Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in
Küsmeyi Yasaklamasının Sebepleri
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, mü’minlerin birbirlerine buğz etmelerini, sırt çevirmelerini, hased ve birbirleriyle alay etmelerini yasaklamıştır.
(Buharî)
Bu da açıkça gösteriyor ki, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-
İslâm toplumunda da insanlar arasında geçimsizliklerin çıkacağını bilerek, mü’minlere kesinlikle üç günden fazla birbirlerini bırakmamalarını emretmiştir.
Nitekim bununla Rasûl-i Ekrem Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, mü’minlerin birbirlerine üç günden fazla küs durmalarının, onları,
kin, nefret, buğz duygularıyla donatacağını ve tabiî olarak zıtlaşmaların çatışmalara bile yol açacağını haber vermek istemiştir.
Oysa İslâm toplumunda müslümanlar, tek bir vücut teşkil ederler.
Onlar ki, birlik ve bütünlük içinde topluca Allâh’ın dinine sarılırlar, ümmete aykırı hareket edenler ise hemen toplumun dışına itilirler. Mü’minler Allah için sever, Allah için buğzederler.
Netice itibariyle her kim Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in
en güzel yoluna uymuşsa, câhil, kaba, yobaz, ham softa tavır ve tutumları bırakmak zorundadır.
Buna riâyet eden müslümanlar da asla dargın kalmazlar.
Cenâb-ı Hak cümlemize, zâtıyla, Peygamberimiz
-sallâllâhu aleyhi ve sellem- ile ve mü’minlerle ülfetini hiçbir zaman kesmeyenlerden olabilmeyi nasib etsin!
(Âmin)

Kevser Atar
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yer imleri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Islam akil dinidir turkali İslami Bilgi ve Kaynaklar 0 05-12-2009 10:08


Şu Anki Saat: 21:18


Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2016, Jelsoft Enterprises Ltd.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204