Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
1 den 8´e kadar. Toplam 8 Sayfa bulundu

Konu: Sade Hayat Fakirlik Mi?

  1. #1
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.10.07
    Mesajlar: 302
    Teşekkür ve Beğeni

    Sade Hayat Fakirlik Mi?

    SADE HAYAT FAKİRLİK Mİ?

    Sade hayatı insanların çoğu için ürkütücü kılan başlıca nedenlerden biri, onun fakirlikle karıştırılmasıdır. Gerçi fakirlik de bir tür sadelik sayılabilir; ancak bu zorunlu bir sadeliktir ve mahrumiyet ifade etmektedir. Bizim konumuzu teşkil eden sadelik ise, “gönüllü sadelik” olarak anılmaktadır ve mahrumiyetle bir ilgisi yoktur.




    Bu, özgür insanın gönüllülüğüdür ve kişinin kendi ihtiyaçlarını kendisinin belirlemesi esasına dayanmaktadır. Kendi ihtiyaçlarını belirleyen insan, gelir ve giderleri arasındaki dengeyi de kurmuş, yahut bu dengeye tüketici insandan daha fazla yaklaşmıştır.




    İnsan, geliri ile gideri arasında bir denge konumuna yaklaştığı oranda fakirlikten uzaklaşmış demektir. Bu yüzden, ne kadar mütevazi bir gelire sahip olursa olsun, bu geliriyle hayattan beklentilerini karşılayabilen bir insan, çok kazandığı halde beklentileriyle geliri arasındaki uçurumu bir türlü kapatamayan birisine göre “zengin” olarak tanımlanmaya daha lâyık bir kimsedir.


    g g g

    GÖNÜLLÜ SADELİK, insanın hayatından ihtiyaç fazlasını çıkarmak suretiyle, daha başka şeylerin hayatımız içinde yer alabilmesi için zemin hazırlar.



    Aslında bunlar, hayatı yaşanmaya değer kılan şeylerin tâ kendisidir.



    Bunlar arasında, kendimizin ve içinde yaşadığımız dünyanın farkına varmak, bizi çevreleyen güzellikleri her an içimize sindirerek yaşamak, aldığımız her soluğun hakkını vermek, başta aile bireyleri olmak üzere insanlarla ilişkilerimizi canlandırmak, başka insanların dertlerini ve mutluluklarını paylaşmak, sadece kendisi için çalışan bir tüketici rolünden sıyrılarak başkaları için de birşeyler yapabilmek, üzerinde yaşadığımız gezegenin daha yaşanabilir bir hal alması için kendi çapında bir katkıda bulunmak gibi küçüklü büyüklü sayısız hazlar ve mutluluklar vardır.



    Bu haz ve mutluluklar, insanın manevî dünyasında, hiçbir maliyet istemeden herkese eşit fırsatlar sunan muazzam bir zenginlik kaynağı teşkil etmektedir. Nitekim gönüllü sadeliği savunanlar, bu hayat tarzını, “dış görünüşüyle sade, içeride ise alabildiğine zengin” bir yaşam biçimi olarak tanımlarlar.


    g g g


    “YETER” sözünün telâffuzunu güçleştiren asıl neden, bizim almaya programlanmış olmamızdır.



    Tüketim uygarlığı, insanı, sürekli olarak almaya, yutmaya, öğütmeye, tüketmeye teşvik eder ve bunları bir hayat amacı olarak önümüze koyar. Bu uygarlığın temelinde yatan felsefe, ne pahasına olursa olsun büyümektir.



    Büyüdükçe büyümeyi amaçlayan insanlar, kurumlar veya topluluklar ise, “Yeter” diyebilme şanslarını daha işin başında kaybetmişlerdir. Onların bir yeterlilik ve doyum hissini yakalayabilmek için tek bir çareleri vardır: hayatlarını bu çürük zeminden kurtarıp daha başka ve sağlam bir zemin üzerinde yeni baştan kurmak. Yoksa, “almaya” programlanmış bir hayat tarzının şurasını veya burasını yamayıp rötuşlayarak onu verimli ve tatmin edici bir hale getirmek mümkün değildir.

    Aslında insanın manevî yapısı, almaya değil, vermeye göre düzenlenmiştir. Vermeyi esas alan bir hayat tarzını benimsediğinizde, bütün taşlar yerine oturmaya başlar. Bunun apaçık kanıtlarını, her iki taraftaki sayısız örneklerinde gözleyebilirsiniz. Taraflardan birinde sürekli açlık, huzursuzluk ve çevreyle uyumsuzluk, diğerinde ise doyum, haz ve çevreyle uyum vardır. Sade hayat gönüllülerinden Janice L. Krouskop, babasının kendisine şu şekilde öğüt verdiğini anlatır: “Bu dünyada bir alanlar, bir de verenler vardır. Alanlar belki daha çok yiyebilir; fakat verenler daha rahat uyur.”


    g g g

    BURADA, tüketim uygarlığının değer sistemiyle bütün bağları koparmak zorunda bulunduğumuzu görmeliyiz.



    Çünkü, “vermek” kavramıyla açılan kapıda, daha ilk adımda bizi karşılayan şefkat, merhamet, muhabbet gibi duyguları geliştirmek ve tatmin etmek bir yana dursun, onlara hayat hakkı tanımak bile bu uygarlığın tahammül edebileceği birşey değildir.



    O felsefede birbirinin yardımına koşan, başkalarının iyiliği için kendisini zarara sokan insanlar için yer yoktur. Eğer yardıma muhtaç bir insan varsa, orada yolunacak bir kaz var demektir.


    Faiz sistemi bu yamyamlığın bir tercümesidir. Sıkıntıya düşen insana, tüketim uygarlığı yardım elini uzatacak yerde para satar ve onun sırtından yeni bir kazanç sağlar. Amaç, mümkün olduğu kadar çok kişiyi borç tuzağına düşürmek; alacağını tahsil ederken de mümkün olduğu kadar çok para toplamaktır. O yüzden, aldığınız bir krediyi vaktinden önce ödemeye kalkarsanız ceza yersiniz! Ödemeyi geciktirirseniz, bu defa da birkaç ay geçmeden borcunuz inanılmaz rakamlara yükselir.

    g g g

    BÜTÜNÜYLE vermeye odaklanmış bir bakış açısı, semavî dinlerin terbiyesi altında kazanılabilecek çok yüksek bir mertebeyi ifade etmektedir ki, Kur’ân, Mü’minûn Sûresinde, kurtuluşa erenlerin özelliklerini sayarken buna bilhassa dikkat çekmiş ve “Onlar ancak zekât için çalışırlar” (23:4) tanımını getirmiştir.


    Burada, atlanmaması gereken bir vurgu vardır. İnsan bir yandan zekât verecek yeterliliğe yükselmek için teşvik edilirken, bir yandan da, çalışmasının asıl amacı olarak, ona, yığıp biriktirmek, yiyip şişmek, yutup büyümek değil, kazandıklarını başkalarının hizmetine sunmak gibi bir hedef gösterilmektedir. Bu, aynı zamanda, insan için asıl doyumun böyle bir hayat amacında bulunduğuna da bir işarettir.


    g g g

    FAZLALIKLARI ATMAK, parazitleri ayıklamak, hız düşürmek, içten ve dıştan gelen seslere kulak vermek suretiyle yaşanacak bilinçli bir hayatın bize kazandıracağı zenginlikler, saydığımız başlıklar altına sığmayacak kadar geniş bir alanı kaplar.



    Aslında hayatın her an hepimize sunmakta olduğu zenginlikler saymakla bitecek gibi değildir; biz başka şeylerden dikkatimizi kurtararak telâşsız bir yaşama temposuna kavuşmak suretiyle, bu zenginlikleri fark etmeye başlarız.



    Ondan sonrası, artan bilgimizle ve sürekli temrinlerle alıcılarımızı güçlendirmek suretiyle, hayattan her günkü nasibimizi bir gün öncesine oranla daha ileriye götürebilmek, bir anlamda, her yeni güne âriflerin gözüyle bakarak “Bakalım, bugün hangi tecellîlerle karşılaşacağız?” şeklindeki bir heyecanı, her gündoğumuyla birlikte tekrar tekrar yaşamak demektir.



    Yeni bir güne, kuşlar kursaklarını, ârifler de gönüllerini doldurmak ümidiyle başlarlar.



    Gün, ikisini de doyurur.

  2. #2
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 22.10.07
    Yer: Kız kulesi :)
    Mesajlar: 8
    Teşekkür ve Beğeni

    Emeğinize sağlık..Çok güzel detaylar içeren bir yazı...

  3. #3
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 08.10.07
    Mesajlar: 1.479
    Teşekkür ve Beğeni

    Selamunaleyküm,sunduğunuz çalışmadan dolayı Allah(CC) razı olsun, selam ve dua ile.

  4. #4
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 08.10.07
    Mesajlar: 597
    Teşekkür ve Beğeni


    Selamunaleykum,ellerinize emeginize saglik çok guzeldi,selametle...

  5. #5
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.10.07
    Mesajlar: 302
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı leyla&mecnun´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Emeğinize sağlık..Çok güzel detaylar içeren bir yazı...
    Selamun aleykum beyenmenize sevindim Teşekkür ederim sizlerin güzelliği

    Allah a emanet olun hayırlarda kalın inşaallah

  6. #6
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.10.07
    Mesajlar: 302
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı talipamca´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selamunaleyküm,sunduğunuz çalışmadan dolayı Allah(CC) razı olsun, selam ve dua ile.
    Aleykum selam teşekkürler Amin ecmain inşaallah Rabbim c.c sizden razı olsun

    Alllah a c.c. emanet olunuz selametle kalınız

  7. #7
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.10.07
    Mesajlar: 302
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı mihr-i´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selamunaleykum,ellerinize emeginize saglik çok guzeldi,selametle...
    Aleykum selam teşekkürler beyendiğiniz için Allah c.c razı olsun

    selametle inşaallah

  8. #8
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 08.10.07
    Mesajlar: 980
    Teşekkür ve Beğeni

    Allah c.c. razi olsun.Güzel bir konu AEO

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Talha Candar - Sensiz Geçen Günlerim
    Konu Sahibi TakeOne Forum İlahiler ve Ezgiler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24-12-2009, 17:29
  2. Mürşidin görevleri nedir?
    Konu Sahibi osmn45 Forum Tasavvûf
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 27-10-2009, 21:41
  3. Seni çok seviyorum efendim(s.a.v)
    Konu Sahibi belinay_nur Forum Peygamberimiz Hz. Muhammed ( sav )
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 01-10-2009, 11:48
  4. Yüreğim Kıymet Bilene EMANET
    Konu Sahibi vaktileyl Forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21-02-2009, 22:11
  5. İNŞİRAH..
    Konu Sahibi etruce Forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-12-2006, 19:32

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •