Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
1 den 5´e kadar. Toplam 5 Sayfa bulundu

Konu: KAHROLSUN ŞERİAT (?!)

  1. #1
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.12.06
    Mesajlar: 44
    Teşekkür ve Beğeni

    KAHROLSUN ŞERİAT (?!)

    AKSİYON dergisi bundan yıllarca önce, Türkiye Musevî cemaatinin ileri gelenlerinden bir zat ile uzunca bir röportaj yapmıştı. Kendisini üzmemek ve tedirgin etmemek için ismini vermeyeceğim bu zat
    "Türkiye'de bir buçuk milyon kadar Sabataycı" bulunduğunu sarahaten (açıkça) söylemişti.

    Düşünebiliyor musunuz, bir buçuk milyon vatandaş iki kimlikli. Dıştan Türk ve Müslüman olarak görünüyor, asıl kimlikleri ise
    Yahudiliğin bir tarikatı. Bu iki kimliklilikten bir sürü psikolojik, sosyolojik, siyasî, kültürel problem doğuyor.

    Adam üniversite profesörü, gazeteci, düşünür (veya müşünür), tanınmış bir kişi ve haykırıyor:

    - Kahr olsun Şeriat!

    Allah Allah, bir Müslüman böyle demez. Çünkü şeriat din demektir, Kur'ân Sünnet ve icmâdan çıkartılmış dinî hüküm ve kurallar demektir. Bir Müslüman nasıl olur da Şeriat gibi kutsal bir kavrama, kuruma Kahr olsun diyebilir?

    Sonra mesele anlaşılıyor. Meğerse böyle bağıran adam Sabataycı imiş.

    Bu Sabataycılardan başka ülkemizde diğer kripto-yahudiler de bulunuyor. Kürt Yahudileri var, Alevî ve Bektaşî görünenler var, Melamiliğin üçüncü derecesine mensup olanlar var.

    Paris'te günlük olarak yayınlanan LA CROIX gazetesi İstanbul Ermeni Patriği 2'nci Mesrob ile bir röportaj yaptı; Patrik cenapları orada, 1915'de Müslüman yapılan 200 bin Ermeni kızının bugün 1,5 milyon torunu olduğunu, bunların etnik bakımdan Ermeni kökenli olduğunu iddia etti.

    Kimseyi suçlamıyorum, lakin ortada çok önemli bir hadise vardır. Bunun üzerinde durmak gerekmez mi?

    Büyükanneleri Ermeni olanların hepsi de kripto değildir. İslâm dinini samimi olarak benimsemiş olanların çoğunlukta olduğunu tahmin etmekteyim.

    Şimdi dış düşmanlarımız eski yaraları kaşıyarak başımıza yeni çoraplar örmek için planlar yapıyor, komplolar hazırlıyor.

    Bana öyle geliyor ki, patlamaya hazırlanan eski bir yanardağın kriterlerindeki gölün kenarında piknik yapıyoruz, dolma yiyip çay içiyoruz...

    İnşaallah patlamaz.


    M.Ş.EYGİ

  2. #2
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 24.02.08
    Mesajlar: 2
    Teşekkür ve Beğeni

    selamun aleykum kardeş çok doğru söyliyosun senle aynı fikirdeyim ve bizimle aynı fikirde olan kardeşlerimizde var ama fikirlerini söyliyemiyolar söleselerde ne farkeder kimse kulak asmıyo bence böyle düşünen arkadaşlarla oturp kuşup anlaşmalıyız ve bir hedef koymalıyız sesimizi duyurmalıyız. Bana ALLAH rızası için e-mail atın

  3. #3
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 09.07.07
    Yer: Gebze
    Mesajlar: 549
    Teşekkür ve Beğeni

    selamüm aleyküm..

    imamhalil kardeşim bu yazıyı buraya taşıdığın için sağolasın sayende okumuş olduk..

    ben Mehmet Şevket.EYGİ bey'in yazılarını yıllardır takip ederim..mütevazi ve kendine özgü uslubu ile yıllardır sadece hekikat'leri yazıyor..allah ondanda razı olsun...

    onun da dediği gibi başımıza geleceklerden haberimiz yok hâlâ piknik yapma derdindeyiz

  4. #4
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.07.09
    Mesajlar: 6.974
    Teşekkür ve Beğeni

    Türkiye Nereye Gidiyor? - M. Şevket Eygi - Milli Gazete
    Nereye gidiyoruz cümbür cemaat?..Parlak mı parlak, nurlu nurlu, pespembe, aydınlık ufuklara doğru mu; yoksa kapkaranlık bir geleceğe doğru mu?

    Bu soruya, çeşitli inançlara, görüşlere, hayat nizamlarına bağlı kimseler birbirine zıt cevaplar verecektir.

    Çağdaşların bir kısmına göre iyi bir yoldayız ve hızla ilerliyoruz. Siyasî yapı demokratikleşiyor. Toplum sekülerleşiyor. İçki yayılıyor. Zina suç olmaktan çıkartıldı. Türk toplumu muasırlaşıyor. Türkiye bir İran veya Malezya olmaz. Falan filan...

    Bir kısım çağdaşlara göre durum bu kadar parlak değil. Yeşil tehlike güçleniyor. Türkiye gün geçtikçe İslâm'a ve Şeriat'a kayıyor.

    Müslüman kesimde de görüşler ve bakışlar hep aynı değil.

    Bir kısım Müslümanlar gelecekten çok umutlu. Asr-ı Saadet'in geri geleceğini sananlar bile var.

    Bazı Müslümanlar çok endişeli ve tedirgin.

    Fuhuş, zina, ahlâksızlık, seks manyaklığı korkunç boyutlara ulaştı.

    Haram yeme yaygın hale geldi.

    Kokuşma korkunç.

    Para ana değer oldu.

    Yozlaşma, kirlenme, erozyon genelleşti.

    Bendeniz kendi görüşümü arz edeyim:

    Türkiye'nin önünde çok büyük sıkıntılar görüyorum.

    Sadece beklenen büyük İstanbul zelzelesi (hem İstanbul büyük, hem zelzele büyük...) bile uykularımı kaçırıyor.

    Böyle bir zelzele için hiçbir (evet hiçbir) ciddî tedbir alınmadı.

    İstanbul çökerse Türkiye de çöker.

    Rantçılar İstanbul'un nüfusunu 40 milyona çıkartma planları peşinde. Bu işin içinde bir trilyon dolarlık rant olduğu söyleniyor.

    Sevda Türküsev hanımın "Fuhuş sahilleri" adlı yazısını mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.İhmal etmeyiniz, mutlaka mutlaka... Türkiye'de ne korkunç, ne dehşetli, ne rezil bir ahlâksızlık salgını olduğunu bu yazıdan anlayacaksınız.


    Bazı zamane sofuları "Biz orucumuzu tutuyoruz, namazımızı kılıyoruz, umremizi yapıyoruz, tesbihimizi çekiyoruz, hoparlörümüzü bağırtıyoruz, hurmamızı yiyoruz..." diyeceklerdir. Allah kabul etsin ama kurtulmak için bunlar yetmez. Namazın, orucun yanında emr-i mâruf nehy-i münker farizasını da yerine getirmemiz gerekir. Bu farzı bilkülliye terk eden Müslüman bir toplumun başına azap ineceğini Peygamber-i Zişan Efendimiz (Salat ve selam olsun O'na) haber veriyor.

    Sevda Türküsev hanımın yazısını okuyunuz da ülkenin ahlâk bakımından ne hale geldiğini anlayınız.

    Kur'ân-ı Azimüşşan haber veriyor:

    "Öyle bir musibetten korkunuz ki, o içinizden sadece kötü olanlara gelmez (genel gelir)."

    Ülkedeki şu zina ve bina çılgınlığına bakınız.

    Riba riba riba...

    Fısk ve fücur ayyuka çıkmış.

    İsyan ve tuğyan.

    Aşırı lüks aşırı tüketim, aşırı israf, sefahat, beyinsizlik...

    İslâmcılar haram ganimetler peşinde.

    Şu Ramazan eğlencelerine, etkinliklerine bakınız. Başımıza taş yağacak.

    Göklerde uçan mübarekler, zemine inin de şu Ümmet-i Muhammed'in hal-i perişanını görün.

    Din iman elden gitmiş, bazıları nelerle uğraşıyor.

    Benim şeyhim çok uçar... Şeyhin kadar taş düşsün başına!..

    Ramazan geldi, Pideler bol susamlı ve çörek otlu...Ramazan münasebetiyle hoparlörler iyice yağlandı, pasları silindi, gür sesle ezan okunuyor. Sarı hafız yatsı ve teravihi 12 dakikada bitirecek ama Diyanet izin vermiyor. Camiye yardım camiye yardım!.. Saçlarını deve hörgücü gibi yapmış, başına sekiz renkli eşarp takmış, elbiseleri de rengarenk sözde tesettürlü genç hanım o kadar dikkati çekiyor ki, sokakta erkekler hep ona bakıyor. Tesettür dediğin böyle olmalı!..

    Medreseler kapalı, ilim yok.

    Tekkeler kapalı, irfan yok.

    Onların dinleri para, kıbleleri karıdır.

    Ümmet birliği yok, tefrika var.

    Elifi görse mertek sanır, ictihad yapmaya kalkıyor.

    Efganî'yi tenkit edenler onun taharet bezi olamaz. Ya öyle mi?

    Yahu konuyu yine dağıttık. Türkiye nurlu ve parlak ufuklara doğru mu koşuyor, yoksa karanlıklara doğru mu?

    Siz ne dersiniz?

    Şeytanın tuzakları

    Oruca zarar veren şeylerin başında gıybet gelir. Müslüman hem oruç tutuyor, hem de gıybet yaparak ölü kardeşinin etini yiyor. Olur mu böyle şey!

    Gıybet çok yaygınlaştı... Bu büyük günaha bulaşmayan kaç kişi çıkar?

    Cenâb-ı Hak cümlemizi kurtarsın.

    Uzun ve sıcak günlerde oruç tutmak zahmetlidir. Zahmet karşılığında da rahmet vardır. Bu zahmetli ibadeti yerine getirenler inşaallah çok ecirlere, mükafatlara nail olur.

    Hali vakti yerinde olanlara şeytan çeşitli tuzaklar hazırlar.

    Çok lüks, çok şatafatlı, çok gurur verici, gösterişli iftar ziyafetleri. Bunlar Kur'ân'a, Sünnete, hikmete, vicdana aykırıdır.

    Yemek uzatılır ve akşam namazı ya geçer, yahut kerahet vaktine kalır.

    Papazlar, patrikler, piskoposlar, üsküfler, kıssisler, hahamlar, pastörler, zangoçlar ile birlikte iftar yapılır, yemekten sonra Diyalog ve üç ibrahimî din nutukları atılır.

    Zenginlerin çok zengin sofralarına bir tek fakir bile çağırılmaz. Fakir bulunmayan ziyafet sofrası ne kötü bir sofradır.

    Bazıları Ramazan'da o kadar tıkınır, o kadar israf eder ki, Bayram'da tartılır, kilo almıştır!.. Orucun zayıflatması gerekmez mi?

    Cenâb-ı Hak cümlemize gönülden ve hakkıyla oruç tutmayı nasip buyursun.

    Kürt açılımı

    Türkiye'nin bir Kürt meselesi var mıdır? Vardır.Hem de çok vahim şekilde vardır. Şimdi bunu çözmeye çalışıyorlar. Çareler ve çözümler nelerdir? Bunlar çok açık ve seçik şekilde yazılmıyor, bildirilmiyor.

    Bu konuda çok ağır polemikler yapılıyor.

    Bu işin içinde ABD, AB ve İsrail var mıdır? Elbette vardır, olmaması mümkün değildir.

    Ankara bu konudaki çalışmaları onlarla birlikte yahut onlara bilgi vererek mi yapıyor? İktidar "Böyle bir şey yoktur" diyor.

    Bu Kürt probleminin çözümü BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) ilkelerine göre mi olacaktır?

    Acaba Türkiye bölünür mü? Şimdiye kadar küçüle küçüle bugünkü sınırlarına gelmiş, daha da küçülür mü?

    İmralı cezaevindeki Apo avukatlarıyla görüşüyor ve Kürtlerin başı gibi hareket edip beyanat veriyor.

    İdeolojileri belli bazı kimseler ve kesimler Kürt açılımını öve öve bitiremiyor.

    "Türk-Kürt Cumhuriyetinden" bahsediliyor. Peki bu ülkede Arnavutlar, Boşnaklar, Çerkesler,Gürcüler var, onlar ne olacak?

    Kürt açılımına Ermeniler ne diyor? Bence onların bakışı ve tutumu çok önemlidir. Onlar, bu Kürt açılımı için çok iyidir diyorsa korkmamız gerekir.

    Bir ara Kerkük, Musul Türkiye'ye bağlansın diye haberler yapılmıştı. Size Kuzey Irak'ı vereceğiz diyerek Güneydoğu Anadolu'yu elimizden almasınlar.

    Kürt açılımının içyüzü nedir? Bilenler çok açık, çok seçik yazsalar da okuyup öğrensek.

    Kürt vatandaşlarımızın yaşadığı bölgelerdeki yüz binlerce Atatürk portresi, büstü, heykeli, yaftası ne olacak?

    Hatırlıyor musunuz, Ahmet Altan "Atakürt" başlıklı bir köşe yazısı kaleme almış ve birkaç gün sonra çalıştığı gazeteden kapı dışarı edilmişti.

    Nereden nereye!.. Terörist başı hemen muhakeme edilsin ve çabucak asılsın diye bağırılıyordu. Şimdi ise Napolyon'un Elbe'deki devleti gibi İmralı'dan sağa sola mesajlar gönderiyor.

  5. #5
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.09.08
    Mesajlar: 5.197
    Teşekkür ve Beğeni

    selamün aleyküm kardeşim.

    Allah razı olsun bu konuyu bizimle paylaştığınız için.......

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. ~Şemsin Gidişi~
    Konu Sahibi Nevin_1982 Forum Şiirler
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 27-12-2009, 17:47
  2. Mübarek Ramazan Günleri
    Konu Sahibi fazıl14 Forum Ramazan Ayı
    Cevaplar: 30
    Son Mesaj: 28-09-2008, 23:35
  3. KUTUBU SİTTE 7300 Hadisi şerif download et.
    Konu Sahibi BurhanT Forum Hadis-i Şerif
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19-09-2008, 07:46
  4. Gençlik ve Müzik
    Konu Sahibi mustafa11 Forum Dini sohbet
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 02-11-2007, 15:01

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •