Ey sevgili
saygı değer sabır ehli hocam;

Biliyor musunuz
bu günlerde bir mahzunluk çöktü üstüme...

Arzı mekân kan ağlıyor.

Yeryüzünün
taltif edilen, en şerefli insanları
çaresiz, kalb tekliyor, zihinler havale geçiriyor...

Yaşamak artık
bir şeref bahşetmiyor,
zillet her tarafı sarıyor…

Dinimübin yabancılaştı,
âdemi beşer artık anlayamaz oldu...

Dil unutuldu,
saadet asrı maziye gömüldü...

Peygamberimiz,
rahmet deryanız, gülümüz
efendimiz burnumuz da tütüyor.

Gözyaşlarımızı
süslüyor. Dilimizi güzelleştiriyor...

Ey sevgili
mürebbiyem değerli hocam;

Ha ne olurdu zatınız,
ayaliniz, öğrencileriniz en çok hasretini
çektiğimiz sevgili efendimizi,

Kur'anı kerim
hakikatlerini, mekânın geçici
sakinlerine, biraz daha gayretli anlatsalar…

Yılmasalar… Yorulmasalar...

Eğer bir ihmalleri
bulunuyorsa şayet, bu boşluğu lafazan ve
şekliyeti önceleyen, belamlar dolduruyorlar...

Ben'i önceliyorlar,
teganniyi kaçıyorlar,
onu bir marifet telakki ediyorlar...

Ey sabrımın
sembolü, metanetimin
özensi sevgili Hayrettin Hocam;

Biliyorum zatınızın
gayreti asla azımsanmaz.

Fedakârlığınız
katiyen örtülemez,
şefkatiniz gizlenemez...

Fakat siz
bu dini ve efendimizi ve
yüce Kur'anı, herkesten daha başka,

Ve daha
derinlikli ve bir ahengin
meşkiyle terennüm ediyorsunuz…

Siz bu bakımdan,
bizlerden çok daha farklısınız…

Siz
Cemal'e âşıksınız,
kişiliğinizin mayası ancak bununla kaimdir.

Ne olur
sevgili hocam,
mekânları geziniz, hazıruna çıkınız,

Hiç olmazsa
sık sık ekranlara çıkınız...

Siz
bir duruşun, vakarın
temsilcisiniz, edeb müdavimisiniz...

Gönüller hasret,
efrat çaresiz, ümmet pür melal...
Sevgili hocam siz bilirsiniz, nasıl isterseniz...

Efendim, kusurumu
lütfen bağışlayın, hislendim,
ellerinizden saygı ve muhabbetle öpüyorum...

Cenabı Hak
ve Tekaddes hazretleri,
zatınızı ve ayalinizi payidar eylesin…



Mustafa CİLASUN