Ne tefekkür etmeyi
Ne düşlerinin gölgesinde serinlemeyi
Ne hayatımızın vazgeçilmezi, ne nefsimizin geçit verdiği
Lisan en zikredildiği, kalben hatıra geldiği, emaneten dillendirildiği sireti
Aklımızın ve izanımızın, azmimizin ve kalbimizin vicdanı yapılmadığı müddetçe kederdi

Ne söylerdi
Neleri öncelerdi, nelerde dikkat çekerdi
Sevgi ve şefkat konusunda niçin seferberdi, niye esirgendi
Tefrika ve asabiyeti ayaklarımın altına alıyorum dedi, kimler sahiplendi
El emindi, emanet edilen ulvi bir nefesti, her vakit tevazuu içindeydi, kim imtina etti


Ümmetini çok severdi
Her zaman hassasiyete içinde bulunmalarını isterdi
Küçük cihattan, büyük cihada diye bir tarif getirdi, kimlere seslendi
Yoksa sosyolojik telakkiler diye nazmı geçtik veya samimiyete çok mu güvendi
Hangi faizden, zinadan, kinden, kandan, tefrikadan, zandan, dünyaya kanmaktan çekinilmedi


Evet, seviyorduk
Suya, sabuna dokunmadan, özelimiz yapmadan
Keyfiyetimizi kaçırmadan, heveslerimize gem vurdurmadan
Alelusul konuşmaları bırakmadan, adabımuaşereti dikkate almadan
Her türlü safahattan kaçınmadan, riya ve takiyeyi yok saymadan, itiraf ediyorduk


Ümmeti Muhammet
Ne kadar içler acısı bir vaziyette
Hani vahdet nerede, cemaatler hizip misali taassubiyet içinde
Nüfusu artırmak, siyasi olmak, güce ulaşmak, torpile adanmak, iltiması hak saymak
Maslahatlar üzere fetvalar vererek, kimi müritleri ve sual edenleri rahatlatmak için çabalamak


Arz titriyor
Kim hakkıyla ne kadar biliyor
Rahmet ve mağfiret Rahmetin banisi için iniyor
Ruh ve vicdan asırlardır bizarlık içinde bekliyor, aşkın sevdası hani diyor
Gözlerden hangi samimiyetle yaş süzülüyor, hissiyat coşkusu duyguları çok etkiliyor


Mustafa CİLASUN