Hangi yarama baksan
Yüreğimde dinmeyen sızıyı aralasan
Solmuş umutlarıma bir bir yeniden bir neşter vursan
Hazan olan sinemi gün yüzüne çıkartsan, şevk ve ümidin kollarına bıraksan


Su al diyorsun
Anlat bakalım derdini diye bekliyorsun
Beden gözelerinle seyrediyorsun, nesnellik adına direniyorsun
Bir kalbin var neden ihmal ediyorsun, perdelenmiş gözlerini hiç düşünmüyorsun


Aşk nedir bilir misin?
Ruhi bir nasip olduğuna itibar eder misin?
Kalbin inşirah ve haşyetle mümbit bir hale geldiğine ne söylersin
Sevdası olmayan yüreklere nasıl nazar edersin, hep neşterler mi müdahale edersin


İlim, merakın şubesidir
Kalbin aklı ve basireti, hassasiyetle muteberdir
Azim, kul olabilmek için lütfedilen zindeliktir, nefsi temayüz için değildir
Hiçlik sıfatı varlık içinde ki tefekkürdür, her amel ve ibadette O’nun rızası asliyettir


Gözlerime bak doktor
Ne gördüğünü ve hissettiğini durma söyle
Hangi sezginin sesi var, nasıl bir hicranın yarası sineme zerk eder zarar
Kalbimin hüzün kaleleri artık çok sağlam ey dinmeyen efkar, hekim keşfedemez yar


İçimde ki firkati sual et doktor
Nasıl bir sevdanın dinmeyen hasreti kalbimi yorar
Bu aşka, ne akıl, ne düş çare yar, hülyalar ruhuma eza bahşediyor yar
Ruhumun hicran damlaları bin hüzün içinde yağıyor yar, her sukutum artık bir nar


Gözyaşlarım dinmiyor
Nasıl bir afak ki yüreğime serinlik vaat etmiyor
şünceler bir bir kağıt parçası gibi ateşle kül olup sessizce sönüyor
Hüzün ve hicran hem dem ruhum ve kalbimin müdavimi oluyor, hekim kime söylüyor


Mustafa CİLASUN