Kaderimmiş derim
Gözyaşlarımı ummanın sukut eden haline dökerim
Sevemem, sevdayı gönlümde besleyemem, aşkın sahnesinde ölemem
Bir role giremem, kalbin ah uzarına ne söylerim, artık hasret başaklarını biçerim


Kabahatliydim
Hissiyatın ellerine ruhunu teslim etmiş bir nefestim
Sevmendim, gönül verendim, bir tebessümüne güller seren çaresizdim
Neyleyim, bahtıma boyun bükerim, sinemde korlaşan ateşle dağların suhuletine çekilirim


Düşman mı silsin gözyaşlarımı
Ruhumdan nükseden hicran damlalarının ahını
Bir ömür anlaşılmayan feryadımı, melülleştiren hüzün akşamlarını
Kalem tükenir, takat kesilir, ümitler direnir, nefes kesilir, anlatamam hasret şafaklarını


Bir sevda güftesi yapmalıyım
Gönül iklimi mümbit olan bestekârın kapısında sabahlamalıyım
Yüreğimin gözyaşlarını anlatmalıyım, bir dem teskin olmak için başarmalıyım
Gülüp geçene kucak açmalıyım, her cefaya muhabbetle bakmalıyım, adanmış bir nefes olmalıyım


Ecelle yakın bir arkadaşlığa girmeliyim
Ne gönlüme ve ne de sana bir daha diz çökmemeliyim
İrfan kapılarında gecelemeliyim, çilenin sadrında kendime gelmeliyim
İhsan nazarlarımı bereketlendirmeliyim, hassasiyet içinde kalan nefesi tüketmeliyim


Gelme, gönül kitabım dürüldü artık
Bir teselli olacak şevk ve sürur vaat edemeyeceksin yazık
Toprak her dem sineme yakınlaşan farkındalık, kabir nasihat adına bir azık
Anma, yâdında yaşatma, hüzün ve hicranın naifliğiyle eğleşme, varsa gözyaşın toprağa bırakma


Mustafa CİLASUN