Bilmem ki ümmet hangi telakkilerde
Tefrikanın en korkunç dehlizlerinde ve esaretin içinde
Ruhuna niçin bu kadar bigâne, vicdan suskun, izan yorgun peki, neyin derdinde
Akıllara kimler hâkim, iradeler ne kadar vahim, vicdanlar sanki rehin, hal bizar kendi ikliminde


Asya’ya baksan, Afrika’yı anlasam
Ortadoğu’nun kanayan yaralarını nasıl bir irfanla sarsam
Hangi yüzle ellerimi açsam, rahmet ve bereketi fark etmeyenleri ne yapsam
Nasıl bir dua ile haykırıp, yakarsam ve ümmeti Muhammed’in bu elim halini anlatsam


Hangi dramın kitabını okusam
Ekranlara yansıyan ve çırpınan çığlığı hakkıyla duysam
Zalimin dinmeyen zulmü karşısında, mazlumun sabrı ve cefasındaki metaneti
Yüreğimin derinliklerine bir acı nida gibi bıraksam, sefil ve sefih kimliğimin farkına varsam


Ne mazlumun hakkıyla yanındayız
Ve ne de zalimin tuğyan ve talanı karşısında dimdik ayaktayız
Adeta seküler bir kimliğin gölgesinde saklıyız, paganlaşan yüreklere neden acırız
Varlık adına, hırs ve rekabet ortamında hangi hukuku tanırız, cebretmeyi marifet sayarız


Ruhumuzdan zalimleri atmamız lazım
Yıllara sâri sinemizde beslediğimiz canavarlığı niye saklarız
Fırsatçılığı kime bırakırız, imkânları savurgan bir hevesle niçin ortalığa atarız
En kuytu bir şekilde nefsi heveslerimize dalarız, evet, rahat ve huzuru bitmeyecek sanırız


Ümmet ilmen ve fikren güçsüz bırakıldı
En kutsallarına bigâne kalması sağlandı, avuntulara daldı
Etnik milliyetçilik aniden nüksetti, mezhepsel asabiyet muhabbeti budadı
Mel’am tipli maksatlar kürsüleri kaptı, taguti temayüzler etrafı sardı, kul sessiz kalmaya zorlandı


Mustafa CİLASUN