Bir ömür sabretsem
Derdi gamımla hiç kimseye yük olmadan göçüp gitsem
Her gözyaşımda sır olan efkârımı ummanın sükûnetine döksem
Artık umudumu yoran, kalbime hazanı yaşatan, ruhumu hicrana koyan melali hasretsem

Sinemde dinmiyor hüzün dalgası
Çektiğim hasretin sinemde firkatleşen sızısı ve ezası
Bitmiyor yüreğimin sevdası, halimde korlaşan nidası, ah u sedası
Nereye gitsem, her kabrin başında nihayetimle yüzleşsem, tükenecek mi cezası


Artık ne kalem yazıyor
Ne de halin şevk sığınağında takat kalıyor
Nefes her geçen gün farklılaşıyor, kalp vakti için bakınıyor
Rüzgârın ülfeti sinemde bitiyor, sessizlik içinde gelen sürur haz bahşediyor


Ecel ne vakit kapımı çalsa
Ruhum O’nun muhabbetine hasret kalan sanıksa
Akıl ve irade suskun bırakılan mağdursa, gönül işvesini neyleyim
Mizanın kurulacağı, hak ve adaletin dağıtılacağı, umutların muştu olacağı an’a dalarım

En ziyade sevdiğimizi düşünürken
Bin bir bahane içinde bıkıp usanmadan nefesi tüketirken
Onun şahsi manevisinden tebarüz eden faziletleri kalbimizde yaşatmazken
Akıl ve irfan, sadakat ve vefaya, yürek ve vicdana nasıl bir nazarla itibar edeceğiz


Artık hangi sezginin tesirinde kalırsan
Bir ömre bedel hasret ve feda olmayı kalbine hiç sormasan
Sinemde düğümlenen umutların sessizce akan yaşlardan çok uzaksan
Rabbim seni dilediğin gibi haşretsin, ruhunu ve vicdanına azap eylemesin


Mustafa CİLASUN