Orjinal boyutu icin tiklayin 800x600px and 777KB.
Click this bar to view the full image.







Bilmem ki neden hor bakarız
Bin bir sancı içinde zanla yol alırız
Aklı ve irfanı niçin umursamayız, kendi halimize bakmayız
Her fırsatta temize çıkmak için takiye yaparız, kul olmayı biz ne sanırız


Şahadet etmek, nasıl bir ikramdır
Hidayet mertebesine nail olmak insan için ne manadır
Rüzgârın elleri yüreğin tellerine dokununca, sine sevince nail olunca ne aladır
Ruhun zümrüt tepeleri vardır, mutmain olmuş nefes için en güzide seyirdir, akıl için vuslattır


Hak ve hakikat gönlün sevdasıdır
Kulun nereye ve kime ait olduğunu idrak etmesi nasibi ihsandır
Aklın ve azmin, vicdan ve dimağın iradeye istikamet vermesi, zafiyeti terek etmesi murattır
Umut kalbin namütenahi aşkı, gözyaşlarının farkı, yakarmanın takvası, bilginin muştusu olmak adına fırsattır


Hangi viran kapıya baksam
Bir zamanların sayfalarını sessizce aralasam
Ruhuma hüzün bahşeden ibretleri bin keder içinde dostlara yazsam
Gönlümse sürur hissedip bahtiyar olacağım, rahatlamanın farkına varacağım
Terki nefes etmeden, ecel ruhuma seslenmeden, hüzün sinemde demken nasıl yakaracağım


Artık gönül sevdası bir başka yaşanıyor
Ne kadar heves varsa edebin rahlesine koşuyor ve sual ediyor
Ne Araf’ın ve ne de berzah’ın haşyet zerkeden mütehassıslığı sineme sızı veriyor
Varlık Hakta kendini buluyor, en yakınlar uzaklaşıyor, hevaya koşanlar, delilik zannediyor


Mustafa CİLASUN