Bir ömürdü geçen suskun zaman
Kalbin lisanıyla anlaşan, ruhun hasretiyle yanıp tutşan geçen an
Yorgun düşmüştü vicdan,sabırdı umudu soğutan, kanaatti vecdin içine sokan
Vasıl olmak için yıllarca kıvranan, sancılar içinde yalnızlığına figan edip ağlayan


İrşat ediyordu,nefesi aralıyordu
İnsan olmanın, zafiyetleriyle müşterekliği bulunmanın feryadıydı
Söylemiyordu, susuyordu, her vaktin demi için halin sahifesini sabırla açıyordu
Aşk,üç harf, bir hece düşündükçe içinden çıkamıyordu,ilhamına ömrünü veriyordu


Düşmeli gönle,yıkarak zanları
İçinde yıllarca boğulduğu korkuları, afaki şecaatları,burkan acıları
Var olmanın sessiz çığlıkları, boyun büktüren güne hasret umutları ve gamları
Bir bir sual edip araştırmalı ve vaktin şahitliğini,tahkik etmeden kuşanmamalıydı


Bir kerimenin saflığında ki arda
Suskunlaştığı nazarda,sabrın içinde ki sancılarında, kanaat tacında
Uyku halinde ki melalinde,umut ederken sevda şadında,gözyaşları nar olunca
Anlamalıydı insanlar,itip kalkan canlar, hor ve hakir gören zavallılığı soluyanlar


Aş, kimi vakit taş, kimi vakit azdır
İnsan, kul olmak için yakardıkça,hakikati için çırpındıkça itibarlıdır
Yaratan Rabbine yakın oldukça, emir ve nehiylerini hakkıyla anladıkça sadıktır
Akıl ve idrakiyle farktır azim ve ecriyle zamandır imtihanı adına da büyük adaktır


Kız evladı ne kadar zarif ve naifse
Edebin içinde şekillenen bir mürvetse,kefeni giymeye hazır olan arifeyse
Ehliyetin sahibi ve bu nispette de özgürlüğün naibidir, akıl ve izanda fark edecektir
Sosyal sebepler ötelenmeden, hor ve hakir olarak addetmeden, hal nizama ihtiyaçlıdır


Baba ve anne hadli melüliyetlidir
Akıl ve ehliyet sahibi olduktan sonra, tercihi sebebiyle dışlanmamalıdır
Her nefes için hesap mutlaktır, huhukunu bilmeyene eza eden ne kadar melundür
İnsan,ihsan ve fedakarlığıyla,akıl ve hakikat lehine aldığı kararla ancak Furkan'dır



Mustafa CİLASUN