Biliyorum, uçsuz bucaksız bir serabın mahkumuyum
Kör kuyuların sancısıyım, ıssız sokakların efkarıyım, neden şimdi firaktayım
Ne hasretin naadı sinemi yakar, ne vuslatın şadı ruhumda umutlarımda şaha kalkar
Peki, o vakir niye hülyalar zihnime akar, yalnızlık bir yelkenli misali dalgaları anbean aralar



Kalbim ruhun didarında anlamlaşan ülvi nazardır
Aklım ve izanım idrakimle bedelleşen hicrandır, iradem hakikat için yalvarandır
Zafiyetler neden yalandır, bu kadar sancı niye sinemde cenge davet eden sancıy-ı azaptır
Hevesler neden günyüzüne hasret kalan tortulardır, vicdanım ne zaman aşka aday olacaktır



Yangınlar var içimde, haşyetiyle izmihlal nefesime
Korkular erişir kalbime, merak etmek hangi vecdin saikiyle, fikretmek mi ilm-i fakirlikle
Camiler yapılıyor, vakti saatinde ezanlar davet için okunuyor peki, cemaatta ki tefrika niye
Ne oldu sadakatli gönüllere rızkın taksiminde bin bir şüphe mi var düşüncesi hangi sefilliğe



Adetler değişti, töreler telakkilere kurban mı gitti
Devlet-i aliyede neler değişti, vatandaş olmak, milli birliğimize ve dirliğimize hucum etti
Kuvvetin banisi neden kalplerden feragat etti, hangi nasipsiz ruhlar vicdanları tarumar etti
Artık sessizlik ve sukunet hanelere mi meyletti, muhabbeti varlığa ihale eden nefsanilik yetti



Gözyaşları çare sunmuyor artık, nerde yanıldık
Neden futursuz birşekilde sekülerliğe daldık, şek ve şüphe içinde aymazlığı ne yaptık
Kahkaha atmak için çareler mi aradık, tefekkür etmeyi ilimsiz yaptık, o taklide yakınlaştık
Hani nefesin müddetine inanmıştık, lebbeyk demeyi ne sandık, akıl ve virfandan uzaklaştık



Mustafa CİLASUN