Dünyada muhtelif yollardan Allah’a isyan edenler vardır. İslam dini sihri yasaklamıştır ve sihirbazların kötü ruhlu insanlar olduklarını, dünyada da, ahirette de perişan olacaklarını bildirmiştir. Sihir yapmayı meslek edinmiş kimselere başvurmak veya çareyi onlardan ummak sakıncalıdır. Allah’ın iradesi, kudreti olmadan kimse kimseye zarar veremez. İşte müminlerin de bütün şerlerden ve zararlardan Allah’a sığınmaları gerekir.Zirâ Allah en hayırlı koruyucudur.
Cenab-ı Hâk şöyle buyuruyor:
“Sihri yapanlar, Allah’ın izni olmadıkça kimseye hiçbir zarar veremezler.” Bakara ,103
“Büyücü nereye varırsa iflah olmaz.” Taha ayet: 69
Allah’ın Rasülü s.a.v. bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor:
* ‘’Her kim yitikten geçmişten haber verene ve falcıya gider fal baktırırda dediğini tastik ederse, Muhammed’e s.a.v. indirilene (Kuran’a) küfretmiş olur. ’’ S. Buhari .
İnsanların maddi ve manevi ilerlemelerine mani olan hurafelerdir. Bu hurafelerin menşeleri mazinin derinliklerinden gelmektedir. Falcıların söyledikleri yalandır.
Tavuk, horoz kanıyla muska yazmak ve bu kanlardan şifa beklemek haramdır. Necis olan kan ile Besmeleyi,veya Kuran-ı kerim’den sureleri yazmayı tavsiye eden Yıldızname diye isimlendirilen kitap batıldır.Tavuğun, horozun kanıyla hastalığın kaldırılacağına itikat etmekte yanlış bir düşüncenin ürünüdür. Kuran ve sahih hadisler böyle bir akideye yer vermez.
İslami kesimin içerisinde avam, muskaya fena halde hatta hastalık derecesinde inanmaktadır. Onlar bütün dertlerinin bir muskayla halledileceği kanaatindedirler. Başı ağıran hocaya, çocuğu olmayan hocaya koşar, malı çalınan hocaya koşar, hatta akşama eve gelmeyen hayvanını kurt yemesin, kurdun ağzını bağlatmak için hocaya koşar. Çocuğun döşünde muska, ineğin boynuzu arasında muska, mandanın boğazında muska, Gelinin yatağında muska, kapının önünde muska. Sanki o muskayla işi altmışaltıya bağlamıştır.
Köyde ki gariban hocanın deden kalma bir mızraklı ilmuhali vardır, zor zar okur ama, yazmayı hak getire. Ama olsun bakıpta yalan yanlışta olsa kopya edemez mi? İşte onu becerir.
Eline geçirdiği El Ahram gazetesinden münasip şekilde parçalar kesilir ve itina ile muska şeklinde katlanır. Artık El Ahram gazetesinin muskalar halinde katlanılmış olması her derdin devasıdır.
Bilhassa sihir olayında avamın dudağı çatlar.gelinle koca kavga ederler. O arada ineğin boynuzundan yada mandanın boğazından düşen bir muskayı bulan kaynana yada kayın peder soluğu hocanın kapısında alır. Muska açılır ki bilmem hangi üç kağıtçının katladığı basit bir kağıt. İçinde okunmayan eski harflerle uyduruk bir takım çizgiler. Köyün dürüst imamı bunun hiçbir şey olmadığını anlatmasına rağmen vatandaş hala elindeki kağıdı yırtma yada atma cesaretini gösteremez. Yine çareyi bir başka hocada arar.
- Hocam şimdi ben bu muskayı ne yapayım? Yaksam yada toprağa gömsem günah olur mu?
- İmamın telkinleri onun hiç kulağına girmez o yine,
- Hocam öylede olsa en iyisi ben bunu toprağa gömeyim.
Vatandaş bunu toprağa gömecektir ama, bu toprak ayak altı olmamalıdır. Çünkü onun harfleri Kur’an-ı Kerim harflerine benzemektedir. Batılda olsa vatandaş dinine bu kadar hürmetli davranır.
Gel gör ki,
Bir ayetin yarısı,bir hadisin yarısı hatta onda biri bir içerik bulunmayan bir muskayı ateş verip yakamayan bir Müslüman, nasıl olurda özene bezene yazılmış, eski harflerle süslenmiş sigara kağıtlarına aynı dini gayretle ateş verip yakar?
Halkın bu hastalığını iyi bilen kötü insanlar,uyduruk kitaplarını saat çalıştırır gibi çalıştırırlar. Onun ışığında dünyanın kanını emerler. O kötü insanlar rüzgar gibi görünmüyor ama, bütün ormanda ki yapraklar sallanıyor. Kötü insanları tanırsak daha sağlıklı düşünmüş oluruz.
Allah Rasulü s.a.v. buyurdular ki :
* ‘’Çevresindeki insanların şerrinden emin olmadığı kişi, cennete giremez.’’
Müslim,

Gönül eğlendiriyorum diye bakılan kahve falları,fasulye falları, ellerden bakılan fallar, gazete falları, yeni yetişen neslimize korku salmakta ve huzursuzluklara neden olmaktadır.

İbni Mes’ud r.a. dan Rasülullah s.a.v. şöyle buyurdu:
* ‘’Afsun (ağrıları dertleri gidermek) yapmak, boncuk takmak, kadınların kocalarına kendilerini sevdirmek için sihir yapmak şirktir.’’ Ebu Davud.

İpliğe bazı boncukları dizip çocuğa takmak, muskadan faide bekleyerek, nazarı ve belayı gidereceğine inanmak dinimizce yasak edilmiştir. Böyle şeylerden fayda beklenmez.
Büyü yaptırmak, yapmak şirkin en büyüğüdür. Büyünün iyisi kötüsü olmaz. Her ne amaçla olursa olsun bu şirkin batağına düşmüş insanları haklı çıkaracak aklayacak bir gerekçede olamaz. Allah’ın arzında, Allah’ın mülkünde Allah’tan başkasının tasarrufu kabul edilemez.
Peygamberimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur:
* “Helak edici yedi günahtan sakınınız. Ashabı Kiram ‘Ya Rasulullah! Bunlar hangileridir?’ diye sorunca Peygamberimiz:
‘’Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak.’’ Buhari-Müslim.

Kur’an-ın şifa rahmet olduğuna şüphe yoktur. Bir insanın kalbi fazla darlık ve sıkıntı içinde kaldığı zaman Kur’an okuyacak olursa, o an için kalbinde ki darlık ve sıkıntılar gidip gönlüne bir ferahlık gelir.Bazı kimseler, buradan hareket ederek ayeti kelimelerle muska yazılacağını iddia etselerde delilleri yoktur.
Ancak Sihir yapanla, sihri bozanları bir tutmamak gerekir. bazı hastaların sihir, büyü ve nazar gibi hallerinden kurtulmaları için teberruken sadece Kur’an-ı okumak şartıyla, insanlara yardım etmek hususunda delil vardır.
Kur’an-ı Kerim den ve gerekse hadisi şeriflerin dua mahiyeti de olanlardan şifa niyetiyle okunması caizdir.
Rasulullah bir rahatsızlık duyduğu zaman ve her gece yatağına yatacağı sırada bu üç sureyi okuyup ellerine üfleyerek mübarek başına ve yüzünden aşağı doğru cesedi saadetlerine mesheder ve bunu üç kere yapardı diye Aişe annemiz rivayet eder.
Aişe r.ah. dan:
Peygamberimiz s.a.v., hastalara Felak ve Nas surelerini okumakla tedavi olmalarını buyururdu. Bilhassa nazar için bu surelerin okunmasını tavsiye ederlerdi. Bir gün Ümeys kızı Esma r.a. huzuru Rasulullaha gelerek, “Ya Rasulallah! Cafer’in çocuklarına süratle göz değmesi vaki oluyor. Ben efsun yapayım mı?” deyince Rasulullah s.a.v. “Evet yap.” buyurdu.
Göz değmesi :
Ruhun beğenme arzusunun gözde belirmesi ve etkileyici bir kuvvet olarak karşısındakini tesir altına almasıdır.Ruhun mahiyetini bilmemekle beraber onun mevcudiyetini,vücudumuzdaki tezahürlerinden anlıyor ve kabul ediyoruz.
Peygamber efendimiz s.a.v. bir hadisi şeriflerinde:
‘’Göz değmesi haktır’. ‘ Eğer kaderin önüne bir şeyin geçmesi söz konusu olsaydı, herhalde göz değmesi onun önüne geçerdi’’ buyurdu.

Şüphesiz ruh ilahi kudretin öyle bir tecellisidir ki,yaradılış kanunuyla içiçedir ve bütünüyle hayat ve enerji kaynağıdır.
‘Göz değmesi gerçektir,deveyi tencereye,adamı kabre sokar’ Bir şeye kızmak ve öfkelenmek suretiyle nazar değmesi olmaz. Ancak nazar edilen şeyin çok beğenilmesi ve nazar edenin içinden gelen bir hayretle ona bakmasıyla gerçekleşebilir.

İslamiyet’in evrensel mesajını tebliğ eden Hz. Muhammed s.a.v. ,Muska, tılsım, nazar boncuğu, sihir gibi şeylerin tümünü yasaklamıştır.Bunlara inanmanın şirk olduğunu bildirmiştir.
Cenab-ı Hak, Haşır suresinin 7. ayetinde şöyle buyuruyor:
‘’ Peygamber size ne emretti ise onu (kabul ederek amel edin)alın. Size neyi yasak etti ise, ondanda (Peygambere muhalefet etmeyin) sakının.’’

Bu yolda geçimini temin edenler din adamı değil, din kisvesine girmiş yankesicilerdir.
Bu gibi şeyler insanları tembelliğe, sefalete ve hatta ahlaksızlığa sevketmektedir.

Sihircilerin Akıbeti:
Şurası bir gerçektir ki, en feci ölüm kitap açanlar, sihir ve tılsım yapanlarda görülmektedir. Bu onlar için dünyada ki cezalarıdır. Ahirette görecekleri şiddetli azabın ne derecede olacağını ancak Allah bilir. Nasihatler tutmayanı musibetler tutar.Bu işlerle uğraşanların, ebedi aleme göçerken çok feci olarak, korkunç bir hal içinde can verdikleri görülmektedir. Bunların hepsi yaptıklarının cezasını çekiyorlar. Çünkü, bakılması şer’an haram olan, kadınların mahrem yerlerine muskalar yazmışlar. Yazdıkları ayetlerin bir kısmı ayaklar altında pisliklere gitmiştir. Nice kızları muhabbet muskasıyla aldatmışlar. İslam akidesini bozmuşlar. Böylelikle Hıristiyan adetlerini canlandırarak cahil halk kitlelerine kabul ettirip, onların itikatlarını bozarak, tedavisi imkansız olan yaraları İslam alemine açmışlardır.
İnsan neye, niçin hizmet ettiğini ve hangi amaca yönelik yaratıldığını bilmedikçe kendini tanımamış olacak, kendini tanımadıkça da yüce yaratanını tanıma şansına erişemeyecek.
Kaynaklar…………………..
Kuran-ı Kerim ,
Muteber Hadis Kaynakları. Üç B. Yazar N.,C. Usta, Batıl İ. Arif A.


Ali Kılıç Kakiz