Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 13 Sayfa bulundu

Konu: Anne eve dönünce

  1. #1
    Forum Yöneticisi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 26.06.08
    Mesajlar: 3.572
    Teşekkür ve Beğeni

    Anne eve dönünce

    Anne eve dönecek/ zarifoğlu
    Çalışan kadının batmayan güneşi demiştim bir zamanlar. Sabah güneş doğarken başlayan mesaileri, gün akşama dönerken, akşam geceye ulanırken bir türlü bitmeyen kadınları/ anneleri anlatmak için. Çalışmak en çok kendinden çalmak demiştim çünkü en çok kendine uzak kalmaktı. Modern zamanlarda çalışmak kimselere yetişememek, bölündükçe bölünmek demekti.
    Bitmeyecek bir mesaiye ta en başından bir hevesle evet demekti çalışmak. “Gelinlik kız olduğunu da görelim.” temennileri ile yüzleri kızararak büyüyen kızların, “Benim kızım doktor/ öğretmen olacak.” cümleleri ile büyüttükleri evlatlarıydı çalışan kadınlar. Okumak için evlerinden bir kez çıkmış ve bir daha dönememiş kızların evlenmesi, ev bark sahibi olması, anne olması ama en çok çalışan kadın olmasıydı.
    Dünya çok değişti eskisi gibi değil bu devirde okumak lazımla başlayan, yarın ne olacağını bilemezsin bir bileziğin olsunla devam eden bir hayatın üzerine, biz bir maaşla nasıl geçineceğiz diyerek düğüm üstüne düğüm atılmasından başka neydi ki çalışmak.
    Seküler dünya, yaşadığımız hayatı bir elmayı böler gibi dini ve dünyevi diye ikiye bölerken üniversite sınavı, diploması, memurluğu, asistanlığı, ihtisası diyerek birer birer çıktığımız basamaklar için öğrendiğimiz tonla bilginin vicdan azabı değil de neydi çalışmak? Sahi öğrendiklerimizden kaçı ahiretlikti kaçı dünyalık? İlim ilim bilmektir/ ilim kendin bilmektir/ sen kendini bilmezsen/ ya nice okumaktır? Diyorken Yunus ve “Kendini bilen rabbini bilir” hakikatine işaret ediyorken bunca okumak ve çalışmak bizi hangi bene ulaştırıyordu ki?
    Okumalara doyamıyor, üstüne kariyer yapıyor, hırs yapıyor ama bir türlü kendimizi bulamıyorduk ruhumuzun kuytularında. Kendimizi bulamadığımızdan mıydı giderek büyüyen iktidarımız? Evet iktidar! Güçlü kadınların, erkeklerin yaptığı her işi yapan, her alanda çalışabilen kadınların giderek büyüyen iktidarından bahsediyorum size. Ben buna çok zamandır güçlü kadınların mutsuz iktidarı diyorum. Bir basamak daha ilerlersem daha mutlu olacağım zannı ile yaşayan mutsuz kadınlardan bahsetmek istiyorum dilim döndüğünce. Kadınlar bunca basamağı azimle çıkarken onları bir köşeden seyreden sonra da “Bu kadın milleti çok para harcar abi, en güzeli çalışan bir hatunla evlenmek.” diyerek erkekliğin onda dokuzunun kaçmak olduğunu kabul eden erkeklerin asla evlerine döndüremeyecekleri kadınlardan söz açmak istiyorum.
    Sabah işe giderken akşam yapacağı yemeğin malzemesini hesap eden, bilgisayar çantası ile sebze poşetini aynı elde taşımayı beceren, hem akıllı hem bakımlı hem becerikli olmak için çırpındıkça çırpınan yine de eşlerinin bir takdirini alamayan kadınları siz de görüyor musunuz benim gibi? Kör karanlıkta erkeklerle beraber evlerinden çıkarken sıcacık yataklarında uyuyan hemcinslerinin sıkı sıkıya kapalı perdelerine gıpta ile bakan kadınları görüyor musunuz sabahları?
    Yoksa siz dışarı çıktığınızda ayakkabısı çantası ile uyumlu, çocuğuna her şeyin en kalitelisini almak isteyen, sinemaya gidip dışarıda yemek yiyen, yeri geldiğinde erkelerle rahatça konuşan, eve geldiğinde bile telefonu dakikalarca kapanmayan kadınları mı biliyorsunuz? Çoğunun eşinin bile mağrur bulduğu, ben seni mutlu etmeyi bir türlü beceremedim diye yakındığı kadınları görüyorsunuz demek. O halde yarın onlardan birini gördüğünüzde daha dikkatli bakın lütfen. O kocaman kocaman duvarları var sandığınız kadınların gözlerine bakın, o kadınların yüreklerinin en tenha köşelerinde oturmuş ağlayan kız çocuklarını görebilmek için bakın bu kez gözlerine. Hayatlarının uyumsuzluğunu düzene koymak için çaba sarf ederken uydurdukları ayakkabı ile çantaya değil de hayatlarına bakın mesela. Kocaman poşetlerle eve döndükleri günlere değil de evlatlarının ellerinden tuttukları anlara bakın mesela. Kocalarının onları mutlu etmek için götürdüğü pahalı restoranlara girişlerine değil de evde yenilen bir yemek sonrası eline sağlık cümlesini duymak istemelerine bakın.
    O kadınlardan biri kardeşinizse, eşinizse, komşunuzsa, arkadaşınızsa onları dinlemeyi deneyin mesela. Yargılamadan, eleştirmeden, önyargısız dinlemeye çalışın bir kere. Evlatlıklarını, arkadaşlıklarını, anneliklerini eleştirmeden dinleyebilir misiniz? Merak etmeyin onlar her gün defalarca eleştiriyorlar zaten kendilerini, siz biraz dinleseniz bir şey eksilmez hayatlarınızdan.
    O mağrur, o başarıdan başarıya koşan, giderek güçlenen kadınların yaralarını görebilirsiniz böylece. Çocuğu yatağında mışıl mışıl uyurken onun gül uykusundan uyanmasını seyretmek yerine onu kucaklayıp bakıcıya, kreş için servise vermenin zannettiğiniz kadar kolay bir şey olmadığınızı anlayabilirsiniz. Her gün iş yerinde memnun edilmesi gereken amirle/ müdürle uğraşmaya hiç de gönüllü olmadıklarını kendi dilleri ile söyler çoğu. O sinirli, hırçın zannettiğiniz kadınların bilmem hangi gözyaşını böylece gizlediğini bilirsiniz siz de. Aslında çok büyük bir kısmının ne çalışmak ne kariyer yapmak istediğini sadece biraz huzur istediklerini de görebilirsiniz.
    Huzur, sadece biraz huzurdur pek çoğunun istediği. Peki, huzur nerde? Huzur; evlerimizde. Bizim bir sabah çıktığımız ve bir daha dönmeyi beceremediğimiz evlerimizde. Her akşam bir külçeyi taşır gibi taşıdığımız bedenlerimizi değil, ruhlarımızı eve döndürmekten bahsediyorum. Bir kadının evinin perdesini sevmesinden, pencere önüne koyduğu çiçekle konuşmasından, güvercinlere ekmek vermesinden, evladını öperek uyandırmasından bahsediyorum sizlere. Üst kat komşusu ile bir fincan kahve içmesi, pazardan iki kilo çilek alıp onunla reçel yapması gibi şeylerden yani toplumun sürekli küçümsediği, ev hanımlarının bile artık utana sıkıla söyledikleri şu işlerin aslında hiç de küçük işler olmadığını anlatmak istiyorum. Fıtri olan hislerin oluşturduğu boşluğu başka hiç bir şeyin dolduramayacağını görmemiz gerekmiyor mu?
    Ecdadımız kadınları tanımlarken cins-i latif demiştir. Kadın yaratılışı icabı zariftir, naiftir, narindir. Zariftir ki eşi onunla sükûn bulsun, kadın eli değince dünya yaşanılır bir yer olsun. Naiftir ki kadın her şeyden öte annedir. Onun merhameti rahmeti rahmandan bir damladır. Bir evlat ancak merhamet ile büyür ve merhametle büyüyen çocukların yaşadığı bir toplum sağlam bir toplum olabilir. Oysa çalışma hayatı ne zarifliği ne latifliği ne narinliği taşır. Orada şartlar çetindir. Yeri geldiğinde güçlü, acımasız, sert olmak gerekir. Kimse sizin hakkınızı savunmayacağı için her türlü olumsuzluğa hazırlıklı olmak gerekir.
    Fıtratından getirdiği özelliklerle yaşadığı hayatın ondan istediği özellikler arasında bir sarkaç gibi durmadan gider gelir çalışan kadın. Ruhunda bir gerilim sürekli devam eder. Ne fıtrattan vazgeçebilir, ne hayatından. Ne evinde kalabilir ne gittiği seferlerden dönebilir. Çünkü ona evde olmanın değersiz olduğu öğretilmiştir bir kere. Değerli ve kıymetli olması için çalışması gerektiğine inandırılmıştır bir kere. Evde olmak, cehaletin öbür adı olmuştur çoktandır. Çalışınca dünyanın peşinden koşup ona yetişeceğini de görmüştür rüyalarında. Oysa kimse ona sanayi devrimi ile kadının evinden çıktığını, erkeğe göre ucuz iş gücü olduğu için kadınların tercih ediliş serüvenini anlatmamıştır. Medeniyet seviyeniz kadınlarınızın çalışması ile doğru orantılıdır diyen çok gelişmiş(!) ülkelerin şimdilerde kendi kadınlarını evlerine döndürmeye çalıştıklarını da fark edecek vakti yoktur bunca telaş arasında.
    Ümitsizce biliyorum kadınlar evlerine dön(e)meyecekler bir süre daha. Önce bizleri bu hayatın içine atanların kendi yangınlarından nasıl kurtulmaya çalıştıklarını görmemiz gerekecek ikna olmak için, ancak ondan sonra evlerinde dağ gibi oturan kadınların gerçekten kıymetli olduğunu, o kadınların bir medeniyeti evlerinden büyüttüklerini göreceğiz.
    Peki, şimdi mi? Madem bir sabah erkenden çıktığımız evlerimize tekrar dönemiyoruz hiç değilse evlerimizi sevmeye çalışalım. Evlerimizdeki eşyaya ruh verelim dokunuşumuzla, evlerimizi sevelim, evlerimizi ve evlerde bizi bekleyen ehlimizi. Bir de anlamaya çalışalım biraz olsun, çalışan kadın olmanın yakıcı günlüğünü…

  2. #2
    Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 13.12.08
    Mesajlar: 6.171
    Teşekkür ve Beğeni

    Eyvallah Yusuf Abimiz.
    Allah c.c. razı olsun..
    Yuvasının yükünü omuzlarında taşıyıp çalışma mecburiyeti olan anne ve bacılarım dışında
    birde evlerinde, imandan nasip alamamış eşlerinin eziyetlerinden kaçanlar hariç.
    Kariyermiş ekonomik özgürlükmüş, adı ne ise peşinden koşanların ibretle okuması gereken bir paylaşım...
    ..

    selam ve dua ile

  3. #3
    Kıdemli Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 26.10.07
    Yer: Gönlün olduğu yerde
    Mesajlar: 7.475
    Teşekkür ve Beğeni

    Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berakatuhu

    Yazılan her bir kelime çok iyi gözlemlenerek yazılmış...

    Çok doğru....düşündürücü....özlenen..beklenen...herşey i yazmış...


    Bu yazıdan sonra ekleyebileceğim tek şey;

    Doğru anne , doğru eş olabilmek duası ile ....Rabbim her çalışan anneye yardım etsin...diyorum.

  4. #4
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.08.12
    Mesajlar: 868
    Teşekkür ve Beğeni

    ne güzel bir paylaşım..ne kadar da doğru. ama hadi bırakalım işi gücü evimize gidelim de diyemiyoruz ki. o da hiç kolay bişey değil. ama ne kadar özeniyorum ev hanımlarına. dün eve gittiğimde saat 6 yı geçiyordu. ben yorgun argın az bi dinlendim saat 7 oldu. akşam ezanı okundu. o saatte ne yemeği yapabilirdim ki. üstelikte çeşit çeşit salatası çorbası pilavı uğraşamadım tabiki. akşam yemeğine çok basit bişey yapıp geçiştirdik. ve eşim sormaz neden yemek yok diye ama ben suçluluk duygusuyla açıklama yaptım. çok yorgundum geç oldu falan felan.
    sonra namazlarımı hızlı hızlı yetiştirmeye çalışıyorum. evde bir sürü kitap var okumaya vakit bulamıyorum. dün gece elime kuranı kerim meali aldım uyumadan okuyayım biraz diye ama olmadı kitap yastığın üzerinde kalakaldı.ve tabiki bu sabah oldu sabahın kör bi vakti 6 da uyandım ve konu yine aynı bugün ne giysem şu kıyafete hangi renk örtü olur vb. sorular.ve uykulu gözlerle işyerindeyim.. işte rutin hayatım benim böyle.ve bir de çocukları olanlar ne yapıyorlar acaba.

  5. #5
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 27.09.12
    Mesajlar: 2.760
    Teşekkür ve Beğeni

    Kör karanlıkta erkeklerle beraber evlerinden çıkarken sıcacık yataklarında uyuyan hemcinslerinin sıkı sıkıya kapalı perdelerine gıpta ile bakan kadınları görüyor musunuz sabahlar?
    bu cümle dakikalarca ağlattı beni... yüreğine sağlık abi.... ne diyeyim..
    en zoru çocuğununn gül kokusuyla uyanmamak ve eşine kapıyı açamamak...
    çalışan kadın özgür diye dursunlarda asıl esaret altında olan biziz

  6. #6
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.09.09
    Yer: Konya
    Mesajlar: 6.153
    Teşekkür ve Beğeni

    Kadın olmak zor

    ama şu da bir gerçek kadınların çalışmasıyla beraber zenginler daha zengin fakirler daha da fakir oldu :/
    ülke kalkınmış olabilir ama yeni nesil sorunlarıyla gelecek gibi ALLAH korusun.
    Ben ilk okula başladığımda annemden ayrılamamıştım şimdi küçücük yavrucaklar annelerinden ayrı büyüyor .

    Bu kadın milleti çok para harcar abi, en güzeli çalışan bir hatunla evlenmek.
    kadın milleti değil artık erkek milleti de çok harcıyor normalde rahat rahat yetebilecek maaş yetmiyor ha kadının eline su dökemez erkek milleti ama öyle

  7. #7
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.08.12
    Mesajlar: 868
    Teşekkür ve Beğeni

    tek maaşın artık yetmeyeceğini düşünüyoruz.
    ya da geleceğin ne getireceği korkusu oluyor üzerimizde.
    ya bilemiyorum Rabbimizin evlerimizde oturduğumuzda vereceği berekete güvenemiyoruz belki de.

    çoğumuz kredi çekip büyük büyük evler alıyoruz.ama o sevdiğimiz beğendimiz geniş evlerimizde doğru düzgün oturamıyoruz.
    mutfağını şöyle bol vakitlerde kullanamıyoruz.
    temizliğini başka kadınlara yaptırıyoruz.
    çocuklarımızı bir de başka kadınlara bırakıp gidiyoruz.
    Hayır yolunda yarışmaya hiç vakit bulamıyoruz böylece.
    sonra çocuklar büyüyor.
    üniversiteye gidiyor diye emekli olamıyoruz.
    sonra evlenecekler para lazım diye emekli olamıyoruz

  8. #8
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 30.07.08
    Mesajlar: 1.720
    Teşekkür ve Beğeni

    günü yaşayamadan bitirmek ne acı.............

  9. #9
    Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 13.12.08
    Mesajlar: 6.171
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı mehtap58´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    tek maaşın artık yetmeyeceğini düşünüyoruz.
    ya da geleceğin ne getireceği korkusu oluyor üzerimizde.
    ya bilemiyorum Rabbimizin evlerimizde oturduğumuzda vereceği berekete güvenemiyoruz belki de.

    çoğumuz kredi çekip büyük büyük evler alıyoruz.ama o sevdiğimiz beğendimiz geniş evlerimizde doğru düzgün oturamıyoruz.
    mutfağını şöyle bol vakitlerde kullanamıyoruz.
    temizliğini başka kadınlara yaptırıyoruz.
    çocuklarımızı bir de başka kadınlara bırakıp gidiyoruz.
    Hayır yolunda yarışmaya hiç vakit bulamıyoruz böylece.
    sonra çocuklar büyüyor.
    üniversiteye gidiyor diye emekli olamıyoruz.
    sonra evlenecekler para lazım diye emekli olamıyoruz
    Eyvallah kaleminize sağlık...

  10. #10
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.09.09
    Yer: Konya
    Mesajlar: 6.153
    Teşekkür ve Beğeni

    Bu kadın milleti çok para harcar abi, en güzeli çalışan bir hatunla evlenmek.
    tekrardan geldim buraya da.
    gerçekten çalışan eş isteyen çok fazla bunun nedeni gerçekten çok para harcadıklarımıdır nedir bilemiyorum onun yerine tutumlu olması aranabilir .
    neyse asıl meseleye gelelim
    kadına çalış demek zulüm olmaz mı ?
    Caiz olur mu ?
    Bir de bu durumlar var . .

Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Biz ‘sokak köpekleri’...
    Konu Sahibi mir_erhan Forum Edebiyat
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 12-08-2014, 10:32
  2. yardımcı olursanız sevinirim
    Konu Sahibi çay gülü Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 17-10-2008, 22:02
  3. Ben geldim
    Konu Sahibi ruruveyda Forum Tanışma Köşesi
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 14-08-2008, 23:18
  4. şeytan Ve Dostlari
    Konu Sahibi ahirzamangülü Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 19-04-2008, 10:33

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •