Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 6 Toplam 10 Sayfadan BirinciBirinci ... 45678 ... SonuncuSonuncu
51 den 60´e kadar. Toplam 98 Sayfa bulundu

Konu: Hanım sahabelerin yolunda; saliha hanımlar olmak,yuvamızı cennete çevirmek için.....

  1. #51
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 27.09.12
    Mesajlar: 2.760
    Teşekkür ve Beğeni

    Birlikte İbadet Etmek Aileyi Güçlendirir



    Eşler arasındaki ortak alanları artırmak, yeni paylaşım anları oluşturmak evlilikte bağlılığı ve muhabbeti pekiştiren önemli etkenlerden Karı-kocanın ortak beğeni sahibi olması, hayata aynı gözle bakabilmesi, uyumlu olabilmesi bu anlamda çok önemli Ne var ki hiçbir çiftin bire bir aynı şeylerden hoşlanması, her zaman birlikte aynı faaliyetleri yapması mümkün değil Fakat güzel bir kulluk içinde, ibadetlerle süslenmiş bir yaşamı kendilerine gaye edinen çiftler son derece hayırlı bir noktada birleşiyor Dünya ve ahiret kazancı adına belki de en üstün güzelliklere böylece ulaşmış oluyor

    İki dünya saadetine ulaşma hedefi ile kurulan evliliklerde eşler birbirlerine her konuda destek vermeye çalışırlar Dünya işlerinde olduğu gibi ahiret sermayesi olan ibadetler konusunda da birbirinin destekçisi olan karı-koca mutlu, huzurlu ve sevgi dolu bir evliliği daha çabuk elde etme fırsatına sahip olur Zira ibadetlerdeki ruhu ve kalbi besleyici manevi güç, insan tabiatındaki kötü huyları törpüler Kötülüğe sevk eden nefis ve şeytana karşı panzehir, Allah’a yakınlaştırıcı bir güç olur

    EFENDİMİZ (SAV) EŞLERİYLE İBADET ZAMANLARINI DA PAYLAŞIRDI

    Efendimiz (sav) gecenin bir kısmında Rabbi’ne ibadet eder, zaman zaman hanımlarını da ibadete davet ederdi Gecenin sonuna doğru hanımını uyandırır teheccüd namazı kıldırırdı Ailesini namaza kaldırmaya son derece önem veren Allah Rasulü (sav) “Gece kalkıp namaz kılan, sonra hanımını uyandıran erkeğe Allah rahmet etsin! Eğer eşi kalkar namaz kılarsa ne ala, namaza kalkmamakta diretirse yüzüne hafifçe su serpsin! Gece kalkıp namaz kılan sonra beyini uyandıran hanıma Allah rahmet etsin! Eğer beyi kalkar namaz kılarsa ne ala, namaza kalkmamakta diretirse yüzüne hafifçe su serpsin!” buyururdu

    Efendimiz’in (sav) gece namazı ile ilgili Hz Aişe (ra) şöyle der: “Ben Allah Rasulü’nün (sav) yanında uzanıp yatarken o, gece namazı kılardı Vitir namazı kılacağı zaman beni uyandırır ‘Ey Aişe kalkıp vitir kıl’ buyururdu” Efendimiz Ramazan’da ve özellikle bu mübarek ayın son on gününde, ailesini teheccüde kaldırmaya ayrı bir önem verirdi Bu önemi Hz Aişe (ra) şu sözlerle ifade eder: “Allah Rasulü (sav) Ramazan’ın son on gününde başka zamanlarda olmadığı kadar çok ibadet ederdi” “Ramazan’ın son on günü girdiğinde geceleri elbiselerini giyer (yatakları kaldırır), gece ibadeti için ailesini uyarırdı” Efendimiz (sav) yalnız Ramazan ibadetine değil, ibadet sonrası hediye niteliğinde bulunan bayram sevincine de eşini ortak ederdi Hanımların bayram ibadetine katılmalarını sağlar, bayram sevincini onlarla paylaşırdı

    Bu güzel sünneti bugün de devam ettiren hakiki Allah dostları şüphesiz aramızda Ramazan’ın bir kısmında teheccüt namazını erkeklere kıldırırken diğer kısmında ailesine ve saliha hanımlara gece namazı kıldıran Peygamber vekili, gerçek alimlere Allah Teala hayırlı uzun ömürler versin

    ÖLÜM AYIRANA DEK DEĞİL EBEDİYEN BİRLİKTE

    İbadet yaşamında birbirlerine ayak uydurmak, eşlerin yalnızca bu dünyalarını ilgilendirmiyor Ahirette birlikte olmayı dileme, birbirlerini yalnızca geçici dünya arkadaşı olarak değil ebedi hayat arkadaşı olarak arzu etme evliliğe, başka hiçbir şeyle kıyaslanamayacak önemli bir misyon yüklüyor Böylelikle günümüz şartlarında eşine ve her şeye karşı vefasızlığı tercih eden insanımıza olayların gerçek yüzünü gösteriyor Eşini yalnızca bu dünyada değil ahirette de yanında isteyen bir hayat arkadaşı, onun hastalığında, yaşlılığında, sıkıntılı anlarında vefasızlık gösterip terk etmiyor

    Bütün bu hallerin dünya hayatına mahsus geçici evreler olduğunu bilme şuuruyla dünya hayatında arkadaşlık ettiği biricik eşini ahirette de yanında görmek istiyor

    Ortak hedef taşımak, birlikte ileriye bakmak, gerçekten “aile” olma bilincine ulaşmak beraber yapılan güzel ibadetlerle daha da pekişmiş oluyor Tüm bunlarla beraber eşler “Ölüm ayırana dek değil ebediyen birlikte olma” niyetiyle birbirlerine vefayı vazife biliyor

    İKİ GÖNÜL İBADETLE BİR OLUR

    Allah, kullarının dünya ve ahirette huzurlu olmasını kendisini anmaya ve kendisine ibadet etmeye bağlamıştır Bu itibarla gönüllerin ancak Allah’a yaklaştığı ölçüde huzurlu olabileceğini söylemek mümkündür Dolayısıyla iki gönlün bir araya gelmesi ile oluşan yuvalarda ibadetin önemi iki kat daha artmaktadır Bir de buna çocuk eklenince ibadet ailenin vazgeçilmezi konumuna gelir

    Bu sebeple ailede cemaatle kılınan namazlar, mukabele usulü ile okunan Kur’an’lar ve ailece yapılan sohbetlerin manevi yönden aile fertlerine katkısı çok büyüktür Böyle yuvalarda huzur ve bereketin bol olacağı, meleklerin o eve misafir olacağı Sevgili Peygamberimiz (sav) tarafından haber verilmektedir

    Bir evde huzursuzluk ve mutsuzluk çıkıyorsa bunun en önemli kaynağı şeytanın kışkırtmaları ve insan nefsinin kötülüğe meylidir Bu noktada ibadetler kalbimizi, gönlümüzü kısacası bizi kötülüklerden koruyan kalkan gibidir Örneğin, “Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz Şüphesiz şeytan, içinde Bakara suresi okunan evden kaçar” buyuruyor Allah Rasulü (sav)
    (Müslim, Tirmizi)

    Kur’an’ı samimi bir şekilde okumak, onun nuru ile aydınlanmak kişiyi nefsine karşı tedbirli olmaya sevk eder Kur’an’ın her bir harfine karşılık alınan ecir de bir başka güzellik Sonuç olarak böyle bir evin sakinleri Allah’ın izni ile iki dünya saadetine yelken açmış olur Aile bireyleri arasındaki bu ilahi güzellik onları çepeçevre kuşatır

    ÇOCUKLARIN MANEVİ GELİŞİMLERİNE KATKI SAĞLAR

    Eşlerin birlikte ibadet yapması, çocuğun manevi dünyasında da önemli etkilere sahiptir her şeyden önce çocuğun ibadet eden anne babayı model almasını sağlar, yapılan ibadetleri benimsemesini kolaylaştırır Böylece aileler çocuğa kazandırmak istedikleri ibadet ve manevi değerler eğitimini daha kolay verebilecekledir Anne babasından küçük yaşta bu ibadet paylaşımını gören çocuğun hafızasına bu bilgiler taşa kazınmış gibi kalıcı olur

    Çocuklar sözden çok müşahede ettikleri davranışlardan etkilenirler Bu sebeple dinin yaşandığı bir aile ortamında yetişen çocuk daha doğumundan itibaren ibadetlerle tanışmış olur Anne babanın yaptığı her şeyi belleğine kaydeder Eşlerin ibadetler noktasında sergiledikleri doğru ve paylaşımcı tutum çocuklarda ibadetlere karşı içten bir sevgi meydana getirir Böylece büyüklerini taklit ederek onların yaptıklarını yapmaya çalışır çocuklar

    Eşlerin ibadetlerindeki paylaşımlarının aileye huzur ve mutluluk kaynağı olarak geri döneceği unutulmamalıdır Çünkü ibadet konusunda birbirini destekleyen ve teşvik eden eşler, Allah’a (cc) iyi bir kul, Rasulullah’a (sav) güzel bir ümmet, eşinin iki dünyada kazançlı olması için çabalayan samimi bir dost; çocuklarına iyi bir anne ve baba olurlar

    NE MUTLU O KİŞİYE Kİ EŞİNİN DİNDARLIĞINI TAKLİT EDER

    Kadınların ve erkeklerin din ve diyanette birbirlerine destekçi ve arkadaş olması konusunda Bediüzzaman Said Nursi’nin de (ks) önemli bir sözü bulunuyor: “Şer’an koca, karıya küfüv olmalı, yani, birbirine münasip olmalı Bu küfüv ve denk olmanın en mühimi, diyanet noktasındadır Ne mutlu o kocaya ki, kadınının diyanetine bakıp taklit eder; refikasını ebedi hayatta da kaybetmemek için mütedeyyin (dindar) olur Bahtiyardır o kadın ki, kocasının diyanetine bakıp ‘Ebedi arkadaşımı kaybetmeyeyim’ diye takvaya girer

    Veyl (yazıklar olsun) o erkeğe ki, saliha kadınını ebedi kaybettirecek olan sefahete (çirkin yaşantıya) girer Ne bedbahttır o kadın ki, müttaki (takva sahibi) kocasını taklit etmez, o mübarek ebedi arkadaşını kaybeder Binler veyl (yazık) o iki bedbaht zevc ve zevceye ki, birbirinin fıskını (büyük günahlarını) ve sefahatini taklit ediyorlar, birbirlerinin ateşe atılmasında yardım ediyorlar”

    BİRLİKTE NELER YAPILABİLİR?

    Birlikte namaz kılmak, oruç tutmak, gece ibadeti yapmak vs ortak ibadetlerden sayılsa da ibadet sevabı kazandıran diğer bazı hayırlı işler eşlere sadece psikolojik ve manevi tatmin sağlamakla kalmıyor sosyal ve bireysel anlamda nice kazanımlara vesile oluyor
    Allah rızası için yapılan her hayırlı amelin ibadet olduğunu biliyoruz Bu bağlamda;
    • Ailece hayır kurumlarını ziyaret edip iyilikte bulunma,
    • Güzel bir niyet ile akrabalarını ziyaret etme ve onlara elinden gelen iyiliği yapabilme,
    • Birlikte Allah için misafir ağırlama,
    • Birlikte Allah dostlarını ziyaret etme,
    • Birlikte hacca veya umreye gitme,
    • Birlikte Kur’an-ı Kerim okuma,
    • Birlikte hayırlı işler ve hizmetler yapma,
    • Birlikte komşusunu ziyaret etme, onlara iyilikte bulunma…
    Bunlar gibi nice hayırlı işler, eşlerin birbirlerine ve çevrelerine olan olumlu duygularını pekiştirir
    Toplum içerisinde ve sosyal alanda da eş olmanın bilincini, birlikteliğin mutluluğunu tekrar tekrar yaşatır

    AHİRETTE DE BİRLİKTE OLMA HEDEFİ

    Semra Hanım, eşi Hasan Bey’in işleri sebebi ile ailesine pek vakit ayıramadığından şikayet eder Fikriye Hanım ise kendi eşinin de Hasan Bey’le aynı işte çalışmasına rağmen böyle bir sıkıntı yaşamadıklarını dile getirir Bunun sırrını ise şöyle anlatır:

    “Evet belki eşimin işleri sebebi ile sosyal aktivitelerimiz biraz sınırlı olabilir ama bu bizim evliliğimizdeki paylaşımımızı etkileyen bir bahane değil Çünkü eşim işten geldikten sonra ailece yapabileceğimiz ibadetlerimiz ve sohbetlerimiz var Namazlarımızı cemaatle kılmaya dikkat ediyoruz Kur’an okumaları, sohbetler vs ailemizde müthiş bir manevi güç oluşturuyor Mutluluğumuz ve huzurumuzda birlikte yaptığımız ibadetlerimizin büyük katkısı oldu Çocuklarım da ailemizdeki bu paylaşımdan son derece memnun Onların manevi eğitimlerinde çok olumlu etkisinin olduğunu gördük Evliliğimiz manevi bir temel üzerinde bana daha çok güven veriyor İbadetlerimizi ailece yapmaya özen gösterdiğimizden beri aileme, eşime sevgim daha da arttı Ahiret hayatında da birlikte olma düşüncesi bizi daha güzel davranışlara sevk etti Ailemdeki ibadetler konusundaki destek ve paylaşım beraberinde farklı konularda bile inanılmaz bir birliktelik şuurunun oluşmasına katkı sağladı Biz bu dünyada birlikte olduğumuz gibi eşimle ahirette de birlikte olma hedefi ile ibadet konusunda birbirimize destek olmaya devam edeceğiz…”


    alıntı

  2. #52
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 27.09.12
    Mesajlar: 2.760
    Teşekkür ve Beğeni

    Allaha Teslim Olan Örnek İbrahimî Aile



    Hz. İbrahim, ailesine düşkün, hâl-i hazırları ve gelecekleri ile ailesini düşünen bir baba olunca, Onun maiyetinde ideal bir aile ortaya çıkmalıdır. Bu yüce insanın, yüz akıyla verip Allahın rızasını kazandığı imtihanlarından bir kısmı ailesiyle ilgilidir.

    İstikbale ait pek çok hikmetler için, hanımı Hâceri, kucağındaki bebeğiyle “Allahın emri üzerine, yiyecek, içecek, ünsiyet edilecek hiçbir şeyin hiçbir kimsenin bulunmadığı bir çöle terk etmek, hangi vicdan sahibinin, hangi normal insanın işidir? Hele merhamette insanlığın zirvesinde yer alan bir şahsiyet için, Hz. İbrahim için, hiç mi hiç olmayacak bir iştir. Ama Allahın emri olunca, ve bu emir, iradesiyle Rabbülalemine teslim olmuş bir muhataba yapılınca, elbetteki yerine getirilir.

    Mantığımıza, muhakememize uymasa bile, Allahın emrine uyma gerektiği, bunun neticesinin pek hayırlı olacağı mesajı başka nasıl verilebilirdi? Hz. Hâcerin bebeğiyle birlikte, Allahın emri üzerine çöle bırakılmasındaki mesaj cidden çok mühim, Ulu atamız Hz. İbrahim aleyhisselamın şânına, yüce mertebesine uygun bir mesaj, Halîlî bir ikram.

    Ya annenin teslimiyeti! Onun Allaha teslimiyeti de dikkat çekicidir. Ve bu, kaç sefer tekekerrür etmiştir: Kocası Hz. İbrahim, hanımı Haceri henüz bebek olan oğlu İsmaille tek başlarına, ekine elverişsiz bir kıra, ins ve cinnin top attığı çöl ortasına bırakıp Şama dönerken, kocasına seslenir:
    “Bu kuru, çıplak derenin içinde bizi kime bırakıp gidiyorsun?”

    Cevap alamaz. Hz. İbrahim nasıl açıklasın bu âdet dışı işi? Bunun beşerî aklın hududuna giren bir izahı yoktu, bu bir teslimiyet işiydi, muhatabıyla, hele kucağında bebeği olan şefkat kahramanı bir anne ile aklın, hissiyatın hududu içinde konuşulabilirdi. Onun için tek yol susmaktı ve sustu. Kadın, tekrar tekrar sordu. Yine cevap yoktu. O yüce kadın son kere şöyle sordu:
    — Bunu sana Allah mı emretti?

    Hz. İbrahim, beklediği soruya muhataptır. Artık, kadının ufku melekûta açılmıştır, verilecek cevap anlaşılabilecektir. Kısaca:
    — Evet!
    Der. Bunu işiten Hz. Hacer, teslimiyetini ortaya koyar:
    — Öyleyse Allah bizi zayi etmez!. (1)
    Artık içi yanık baba, Allahın başka emirlerini yerine getirmek üzere, gözü arkada kalmadan gönül huzuruyla yoluna devam edebilir.

    Rivayetlere geçen bu rıza, Hz. Hâcerin karşılaştığı herçeşit meselenin çözümünde başvurduğu temel prensibi gösterir. İsmailin kurban edilişi sırasında ortaya koyduğu menkıbeyi az sonra kaydedeceğiz.

    Meselelerin hallinde, kararların alınmasında nefis, heva ve hissiyata bedel Allahın rızasını esas alanlar elbette yücelecekler, başkalarına örnek olacaklardır.

    Bu ailede baba müstebit değildir. Rüyada aldığı uyarıdan hareketle, muhatap olacak yaşta bulunan oğlu İsmaile, mutlaka yerine getireceği o ciddi meseleyi çıtlatarak fikrini sorar:
    — Ey oğulcuğum! Doğrusu ben rüyamda seni boğazlıyacağımı görüyorum, bir düşün ne dersin?

    Bu istişarede Hz. İsmailin verdiği cevap, onun, o yaşta, babasına layık ölçüde kulluğa merbut olduğunu, kulluk ve Allaha teslimiyeti esas alan bir terbiye üzerine yetiştirildiğini gösterir:
    -Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap. İnşaallah sabredenlerden olduğumu göreceksin(2).

    Bu ayet, bazı rivayetlerde tafsil edilerek Hz. İsmail aleyhisselamın ağzından şu ifadelere dökülür: “Ey babacığım! Beni boğazlamak istersen bağlarımı sıkı yap, sana benden bir şey isabet etmesin, sevabım azalabilir. Zira can vermek zordur. Ben, ölüm değmeye başlayınca çırpınmaktan korkarım. Bıçağı iyi bile, tâ ki ölümüm çabuk olsun ve eziyet çekmiyeyim. Beni kesmek üzere yatırınca, yan üzerime yatırma, yüzükoyun yatır; yan yatırınca ola ki, yüzümü görerek şefkate gelir ve Allahın emrini, benim sebebimle yerine getirmekten vazgeçersin; ben de bıçağı görerek ürperebilirim, en iyisi sen, bıçağı da alt tarafımdan getir(3). Gömleğimi anneme vermeyi uygun görürsen, bu, onun için bir teselli vesilesi olabilir”. Hz. İbrahim bu inceliği takdir eder:
    — Ey Oğlum! Allahın emrini yerine getirmemde ne kadar yardımcısın!” (4)

    Rivayette gelen bu tafsili, kısmen teyid eden Kuranî karineler var. Biri müteakiben kaydedeceğimiz ayettir ki, ayette Hz. İsmailin kesilmek üzere “alnı üzerine yatırıldığına” dair teferruata yer verilmesi, yukarıda kaydettiğimiz rivayetteki teslimiyete müteallik inceliklerin çoğunun teyidi olmaktadır:
    “Böylece ikisi de (Allaha) teslimiyet gösterip, (babası oğlunu) alnı üzerine yatırınca, Biz: “Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın, işte Biz iyi davrananları böylece mükâfatlandırırız” diye seslendik(5).

    Ya anne? Kuranda annenin tavrı belirtilmemiş. Ancak bu ideal aileden, “Allahın rahmet ve bereketi üzerinde olan ehl-i beyt”ten(6) aynı İbrahimî teslimiyetten başka bir şey beklenemez. Hz. İbrahimin, ailesinin bütün ferdlerini ilgilendiren böyle ciddi bir kararda, -tarih kitaplarında yer alan bazı rivayetlerde rastlanan bir kısım teferruatın rağmına- en azından onları ikna etmek için, meseleyi onlara arzetmediğini, İsmaili annesinden gizlice kaçırarak kurban mahalline götürdüğünü söyleyemeyiz. O, rahmet ve berekete mazhar İbrahimî ailenin annesi, yüreği Hz. İbrahiminkinden belki de on kat daha fazla yanarak, İsmailinin Allah yolunda Kurban edilmesine razı olmuştur, tıpkı bidayette, o çöle yapayalnız bırakılmalarına razı olduğu gibi. Nitekim Taberideki bir rivayet, Kuranda kapalı olan bu hususu açar. İblisin anneyi isyana teşvik hususundaki iğvasına annenin cevabı: “Eğer bunu Rabbi emretmişse biz Allahın emrine teslim oluruz” (7) olmuştur. Bu arada hemen kaydedelim: Şeytan, Hz. İbrahim, Hz. İsmail, Hz. Hacer hepsine birer birer uğrayarak hislerini tahrik edici sözler söyler, o hissî ortamda onları şaşırtmaya, isyan ettirmeye çalışır. Ancak her birinden benzer cevaplar alır: “Allah emrettiyse gözbaş üstüne!” derler. (8) Kaynaklar:
    1-Bak. Taberi a.g.e. 1,255; İbnul-Esir, el-Kâmil 1,103.
    2-Saffât 102.
    3-Taberi, a.g.e. 1,288; İbnul-Esîr, el-Kâmil 1,112.
    4-Taberi 1,275.
    5-Saffât 103-105.
    6-Hûd 13.
    7-Taberi, a.g.e. 1,274
    8-İbnul-Esir, a.g.e. 1,111-112

  3. #53
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.02.09
    Mesajlar: 12.165
    Teşekkür ve Beğeni

    Yeryüzünde aşk ve sevgi namına yaşanan tüm yakarışlar,
    tüm feryatlar, tüm yönelişler Hatice'nin aşk okyanusu yanında
    deryadan damla kalırdı..

    (Nurdan DAMLA/Hz.Hatice)

  4. #54
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 27.09.12
    Mesajlar: 2.760
    Teşekkür ve Beğeni

    cansın sen can...
    bizde olsak hz. HATİCENİN binde biri ...

  5. #55
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.02.09
    Mesajlar: 12.165
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı buket_zeynep´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    cansın sen can...
    bizde olsak hz. HATİCENİN binde biri ...
    Ahh ahh.. Yüreğime dokundun..
    O ne mübarek bir hanımefendi, ne şevkatli bir anne, ne sadık bir eş..
    Onu anlatmaya kelimelerim eksik gelir..
    Rabbim yollarını yolumuz eylesin..
    Hayatlarından bir parça da olsa hayatımıza geçirebilsek...

  6. #56
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 27.09.12
    Mesajlar: 2.760
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı KaLBuN_KeSiR´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ahh ahh.. Yüreğime dokundun..
    O ne mübarek bir hanımefendi, ne şevkatli bir anne, ne sadık bir eş..
    Onu anlatmaya kelimelerim eksik gelir..
    Rabbim yollarını yolumuz eylesin..
    Hayatlarından bir parça da olsa hayatımıza geçirebilsek...
    bazen düşünüyorum herşeyimiz eksik...
    onlar.. ne mübarekler...
    sadece sevgilerini diyorsun
    nasıl sevilmişler bi düşünsene alırmı aklımız.. alırmı düşüncemiz...
    EFENDİMİZ YILLAR SONRA BİLE KAYBETMEMİŞ HÜRMETİNDEN ZERRE KADAR...
    SEVGİSİNDEN.. sevilirmiyiz biz de öle
    sevilmeyee layıkmıyız..

  7. #57
    Kıdemli Moderator
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 14.09.07
    Yer: Şehr-i DONDURMA
    Mesajlar: 30.883
    Teşekkür ve Beğeni



    Peygamberimiz (s.a.v.) bir gün ashabına, “Size cennetlik kadınların kimler olduğunu haber vereyim mi?” buyurdu.

    Ashap, “Buyrun, haber verin yâ Resûlallah” dediler.

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu saadeti hak eden kadınları şöyle tanıttı:
    Onlar kocalarını çok severler. Onlara çocuk verirler. Bir kızgınlık anında veya kendisine kötü davranıldığında ya da kocası ona kızdığında elini kocasının elinin üzerine koyar ve ona, işte elim elinde; sen benden razı olmadıkça uyku uyumayacağım’ der.

  8. #58
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 25.12.12
    Mesajlar: 672
    Teşekkür ve Beğeni

    onlar gibi olamayız ama Rabbim onların yolundan gidenlerden eylesin bizleri inşallah

  9. #59
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 27.09.12
    Mesajlar: 2.760
    Teşekkür ve Beğeni

    İNŞALLAH bizde onların ardından yollarından yürüyenlerden oluruz....
    MAVCİ abim...
    yazacaklarını bekliyordum
    ama bu yazdığını çok zor bir anımda okumuş ve çok etkilenmiştim.. yine gösterdiğiniz yolları söyleyeceklerinizi bekliyor olacağız...
    eminim ki sadece ben değilim bekleyen

  10. #60
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 20.03.12
    Mesajlar: 836
    Teşekkür ve Beğeni

    Hanginiz Safiyye binti Huyey (r.a) gibi olabilir? Uhud savaşında efendimiz yaralanıp mübarek bedeni şerifleri yere düşünce şeytan bağırdı Muhammed(aleyhisselam) öldü diye ve bu haber anında safiyye annemizin ikamet ettiği eve kadar geldi yalın ayak çölü koşarak geçti bir an yoruldum mu diye düşünmedi aşk ateşi düşmüştü bi kere uhud vardığında ya safiyye(r.a) baban öldü dediler resulullah sağ mıdır buyurdu evet diyince inanmam diyip koşmaya devam etti yolda ya safiyye kocan vefaat etti dediler resulullah sağ mıdır buyurdu evet diyince inanmam diyip koşmaya devam etti yine,ilerledi ve yine yolda bir mübarek sahabe efendimiz ya safiyye oğlun vefaat etti dedi ama olsun resulullah sağ mıdır buyurdu gözlerimle görmeden inanmam dedi efendimizin çadırının olduğu yere geldi ve efendimizi görünce rahatladı..AŞK bu annemizin her hücresini her dokusunu kaplamıştı..

Sayfa 6 Toplam 10 Sayfadan BirinciBirinci ... 45678 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Şükredin ki Bir Derdiniz Var
    Konu Sahibi smyyes Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 12-02-2012, 01:03
  2. bu yılki umre fiyatları hakkında bilgisi olan varmı?
    Konu Sahibi tevbekarım Forum Görüş- Öneri- İstek
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 16-06-2011, 15:27
  3. Duâ Ayni Duâ, Ama Okuyan Ağiz...
    Konu Sahibi sehadet27 Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 26-03-2008, 22:21

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •