BAYRAM'DA BİZLERİ BEKLEYENLERİ HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?

RAMAZAN BAYRAMIBAYRAM NAMAZI |

       Ramazan-ı Şerif ayını uğurladığımız şu günlerde, bir yandan üzüntü, bir yandan Bayram sevinciyle iki farklı duyguyu beraber yaşamaktayız. Bizler Ramazan-ı Şerif den memnun ve razıyız. Rabbimizde Ramazan ayını bizden memnun ve razı eylesin inşaAllah Amin. Bu mübarek ay içersinde tutmuş olduğumuz oruçları, kıldığımız Teravihleri, verilen sadaka-ı fıtır ve Zekatları Rabbimiz celle celalühü kabul buyursun inşaAllah.(Amin) Ramazan Ayının ilk gelişinde ki duyduğumuz özlem duygularını, daha bitmeden tekrarını istiyor ve arzuluyoruz. Rabbimiz celle celalühü tekrarını nasip eylesin inşaAllah. Kardeşlik duygularının daha çok pekiştiği, hayır ve hasenatlarında çokça yapıldığı bir ay sonunda, Ramazan Bayramına kavuşmanın heyecanını yaşıyoruz. Akraba ziyaretlerini, kabir ziyaretlerini, Hastalarımızı, komşularımızı, dost ve yakınlarımızı ziyaret ederek bayramlaşmayı ihmal etmeyelim. Bayram gününde Salavat-ı Şeriflerimizi unutmayalım. Rabbimiz feyz ve bereketinden bizleri de hissedar eylesin inşaAllah. Küskün olduklarımız varsa mutlaka gönüllerini alalım, kimseyle kırgın olarak yaşamayalım.

Hüzünle birlikte elveda deme zamanı geldi çattı. "Ey Mübarek Kuran ayı, Saimlere gufran ayı, Müminlere ihsan ayı, Şehri Mübarek elveda Gündüzlerin Rahmet idi, Gecelerin nimet idi, Âşıklara vuslat idi, Şehri Mübarek elveda Hakkıyla kadrin bilmedik, Pek çok kusurlar eyledik, Nâdim olup tövbe ettik, Şehri Mübarek elveda"  

Ramazan Bayramınız mübarek olsun.

Islamiyet.gen.tr - Yönetim Ailesi

Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 18 Sayfa bulundu

Konu: şule yüksel şenler kim?

  1. #1
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.09.07
    Mesajlar: 370

    şule yüksel şenler kim?

    'Şulebaş türban' tasarımından kara çarşafa uzanan sıradışı bir hayat


    Hayrünnisa Gül'den Emine Erdoğan'a kadar birçok kadının başlarını
    bağlama şekline "Şulebaş" deniyor.
    Bu başörtüsüne adını veren Şule Yüksel Şenler kimdi? Nasıl ve neden
    örtündü? Bu türban modelini nasıl buldu? Terzilik öğrendiği Ermeni
    ustasının etkisi oldu mu? Türbandan sonra neden kara çarşafa büründü?
    Recep Tayyip Erdoğan ile Emine Hanım birlikteliğinin arabulucusu Şule
    Yüksel Şenler, neden iki kez evlenip boşandı? Türban konusunda
    Türkiye'de "çığır açan" bir gazeteci-yazarın işte yaşam hikáyesi.

    KIBRISLIYDILAR. Babası Hasan Tahsin ile annesi Mihriban Ümran Hanım, teyze
    çocuklarıydı. Altı kardeştiler: Özer, Örsel, Şule Yüksel, Gonca Gülsel,
    Tuncer ve Çiğdem.

    Tarih 29 Mayıs 1938. Kayseri. Şule Yüksel dünyaya geldi. Babası, Sümer
    Fabrikası'nda görevliydi. 6 yıl sonra görevinden ayrıldı. İstanbul'a
    yerleştiler. Bütün aile; anneanneler, babaanneler tüm akraba kadınları
    modern kıyafetler içinde, zarif ve şık giyiniyorlardı.

    Şule Yüksel, Koca Ragıp Paşa İlkokulu'na giderken ailenin ekonomik düzeni
    bozuldu. Şenler çiftinin çocuklarına okul aile birlikleri
    yardım etti. Şule Yüksel, ortaokula kadar okuyabildi. Annesi kalp
    krizi geçirip yatağa bağlanınca okuldan alındı.

    Artık evden çıkmıyor; temizlik yapıyor, yemek pişiriyordu. Arta kalan
    zamanlarında hep kitap okudu; ne bulursa onu okudu. Öyküler yazmaya
    başladı. Bunları Safa Önal'ın çıkardığı "Yelpaze" Dergisi'ne gönderdi. İlk
    yazarlığa burada adım attı.

    Sonra Gökhan Evliyaoğlu, Peyami Safa gibi devrin ünlü isimlerinin
    bulunduğu "Yeni İstanbul" Gazetesi'nin gençlik köşesinde yazmaya
    başladı.

    Bu arada gazetenin ilanlarını hazırlayan Yüksel Bey'den resim dersi aldı.
    Resim derslerini müzik dersleri takip etti. Ney ve kanun çalmayı öğrendi.

    AĞABEY BASKISI

    Ağabeyi Özer Şenler, Said-i Nursi'nin yakın çevresi içine girmişti.
    Ailesinin modern yaşamına; annesi ve kız kardeşlerinin örtünmemesine ve
    hele hele evde bile olsa kız kardeşlerinin erkek musiki
    hocalarından ders almasına çok kızıyordu. Bir gün evi terk etti.

    Artık ağabeyi Özer'in yeni bir hayatı vardı. Dizinin dibinden
    ayrılmadığı Said-i Nursi, "Özer" adını da değiştirip "Üzeyir"
    koymuştu! Ağabey Özer Şenler'i, Said-i Nursi ile tanıştıran kişi ise,
    "Milliyetçiler Derneği"nden arkadaşı Nevzat Yalçıntaş'tı.

    Şule Yüksel o günlerde áşık oldu. Lise öğrencisi mahalleli bir gence
    tutuldu. Aşk karşılıklıydı. Dört yıl flört ettiler.

    18 yaşına bastığı gün iki aile yan yana geldi. Ancak bu söz kesme
    merasimi tatsızlıkla sonuçlandı. Müstakbel kaynanasının, oğlu ve
    geliniyle aynı evde yaşamak istemesi bu birlikteliğin sonunu getirdi.

    Baba Hasan Tahsin Şenler bu teklifi kabul etmedi. Bu acı sonucu
    mutfakta öğrenen Şule Yüksel bayılıp kaldı.

    Ve yıllar geçse de bu acı dünür olayını hiç unutamadı. Hatta çocuk sahibi
    olamamasını da bu olaya bağladı...

    ERMENİ TERZİ

    Annesi, aşkını unutması için Şule Yüksel'i Bakırköy'de bir Ermeni
    terzinin yanına çırak verdi. Gencecik yaşında her türlü elbiseyi
    dikebilecek düzeye geldi. Zamanla kalfalığa kadar yükseldi.

    Ermeni ustasının Avrupa'dan getirdiği moda dergilerini elinden
    düşürmedi. Bu dergilerde gördüklerinden etkilenip ileride "Şulebaş Türban"
    tasarımı ortaya çıkaracağını kuşkusuz tahmin bile edemezdi...

    Moda magazin dergilerini elinden hiç düşürmedi ama siyasi olaylara da
    ilgisiz kalmadı. 1950'li yıllarda başlayan Kıbrıs mitinglerine
    katıldı. Ata yurdunu unutmamıştı. Mitinglerde kürsüye çıkıp ağlayarak
    şiirler okudu.

    27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra kurulan Adalet Partisi'ne katıldı. AP
    Bakırköy Gençlik Kolları, Edebiyat ve Kültür Kolu Başkanı oldu.

    Faruk Nafiz Çamlıbel'in çıkardığı "Kadın Gazetesi"nde köşe yazmaya
    başladı. Asıl adı "Yüksel" idi. Ama kadın olduğunun anlaşılması için
    adının önüne "Şule" ekledi. O artık "Şule Yüksel Şenler" idi. O dönem
    siyasal görüş olarak aşırı milliyetçi Nihat Atsız'a yakınlaştı. Ama
    ağabeyi Özer'in (Üzeyir) hastalığı yaşamını değiştirdi.

    OJELİ TIRNAKLAR

    Ağabeyi sarılıktı. Annesi, kız kardeşleri hastanede başında beklediler
    günlerce. Ağabeyi kendine gelince onlardan son bir istekte bulundu:
    "Örtünün!"

    Şule Yüksel sinirlendi: "Ağabey, neden bizden yapamayacağımız şeyler
    istiyorsun?"

    Ağabeyi, "O halde Risale-i Nur toplantılarına katılın" dedi. Ağabeyin ölüm
    döşeğinde morale ihtiyacı vardı. Kabul ettiler. Risale-i Nur
    toplantılarına aileden ilk olarak Şule Yüksel Şenler gitti.

    Bir evde beyaz örtüler içindeki on kadın, karşılarında başı açık,
    modern kıyafetli ve üstelik kendilerine göre hayli dekolte bir elbise
    içinde onu görünce çok şaşırdı.

    Şule Yüksel eteğini çekiştirip, manikürlü ojeli parmaklarını
    saklayarak bir köşeye çekilip oturdu. Risaleleri dinlemeye başladı. Hiçbir
    şey anlamadı. Sıkıldı. Birkaç toplantıdan sonra kadınlardan biri, ojeli
    tırnaklarını "orangutan maymunlarına" benzetince çok
    utandı. Kendini "düzeltmeye" önce tırnaklarından başladı, artık oje yoktu.

    Sonra kadınlar başını örtmesini istedi. O da, "ayıp olmasın" diye
    başını yarım örtmeye başladı.

    "Ağabeyin çok iyi okuyor, bakalım sen nasıl okuyacaksın" diye eline
    risaleleri verdiler. Çok güzel okudu; kadınlar hayran kaldı.

    Takdir edilmek, kabul görmek çok hoşuna gitti.

    O günden sonra namaza başladı.

    'KÜRT KARISI DİYECEKLER'

    Yıl 1965...

    Bir gün aynanın karşısına geçti:

    Besmeleyi çekip örtündü. İçinden, "Ne kadar çirkin oldum" dedi. Bu kez
    saçının ön tarafı görünecek şekilde başörtüsünü bağladı. "Ne kadar
    iradesizim" diye kızdı.

    Aynanın karşısında başörtüsünü tekrar tekrar çeşitli şekillerde bağladı:

    "Besleme kızlara benzedim!"

    "Hizmetçi kız oldum!"

    "Herkes bana gerici, yobaz gözüyle bakacak!"

    Ve sonunda...

    Bugün moda olan "Şulebaş tipi türban" o gün, o aynanın karşısında
    ortaya çıktı. "Öyle şık bir tarzda örtünmeliyim ki herkes çok
    beğensin!"

    Beklediği olmadı. En büyük tepki, anneannesi İkbal Hanım'dan geldi. İlk
    sözü, "Kürt karılarına benzemişsin" oldu!

    Ağabeyi dışında tüm ailesi örtünmesine karşı çıktı. Ne olduğunu
    soranlara "Başı ağrıyor" dediler.

    Yolundan dönmedi. Kadınlara başörtüsünü sevdirmek için çok uğraş
    verdi; farklı şık eşarplar dikti; biyeli, atkılı, tokalı özel
    başörtüler taktı. Çevresi tepki gösterdikçe o örtüsüne sarındı. Örtüsü
    bayrağı oldu.

    PAPA'NIN GELİŞİNE KARŞI

    Örtünmesiyle birlikte çalıştığı yayın organı da değişti. Yeni yayın
    organıyla birlikte artık davalar süreci de başlayacaktı. 26 Ocak 1967
    tarihinde Mehmet Şevket Eygi'nin çıkardığı "Yeni İstiklal" Gazetesi,
    Pakistan'da üniversiteye, ellerinde kitapları kara çarşaf içinde giden üç
    genç kızın fotoğrafını basıp, yanına da Şule Yüksel Şenler'in,
    "Müslüman kadınların örtünmesi şarttır" diyen yazısını koyunca, Türk
    Kadınlar Birliği dava açtı.

    Şule Yüksel Şenler ilk kez mahkemeyle tanıştı. Ama bu son olmayacak; iki
    kez de cezaevine girecekti. Anadolu'nun her yanında seminerler vermeye
    başladı. Şule Yüksel gibi İstanbul'da yaşayan modern bir
    kadının örtünmesi, "itilmişlik duygusu" içindeki çevrelerde memnuniyet
    yarattı.

    Her gün bir yerde panele katıldı. "Başı açık kadınlara laf atılıyor; oysa
    kapalı kadınlara ana-bacı gözüyle bakılıyor" diyordu.

    Laf atan Müslüman erkeği değil de, laf yiyen Müslüman kadını
    düzeltmeye çalışıyordu!

    Said-i Nursi hayranıydı. "Bugün" Gazetesi'nde Necip Fazıl Kısakürek,
    Said-i Nursi'nin evlenmeyişini ve sakal bırakmayışını eleştirince en sert
    tepkiyi o gösterdi.

    Giderek radikalleşti. 1967 yılında Papa'nın Türkiye'ye gelmesine karşı
    çıkıp, "Ağlayın ey Müslüman kardeşlerim ağlayın" diye makale yazdı.

    Ankara'da İmam Hatiplere ve İlahiyata Kız Yetiştirme Kursu açılmasını
    sağlayıp, müdür oldu.

    Öğrencileri onun gibi "Şulebaş" türban takmaya başladı. Bu kurstan yetişen
    öğrencilerden biri de ünlü gazeteci Abdurrahman Dilipak'ın eşi Asiye
    Hanım'dı.

    Tayyİp ErdoĞan İle Emİne HanIm'In evlİlİklerİnde arabulucu OLDU

    Yaşadığı ilk aşk ve ilk hayal kırıklığının da etkisiyle yıllar sonra
    "Huzur Sokağı" adlı romanını yazdı. Bestseller oldu. Ünlendi.

    Roman, "Birleşen Yollar" adıyla 1970'te sinemaya uyarlandı; yönetmen Yücel
    Çakmaklı'nın İslami içerikli ilk filmi oldu. Başrolde Türkan Şoray ile
    İzzet Günay vardı.

    Başörtüsü sinemaya girmişti...

    32 yaşındaki Yüksel Şule Şenler o yıl evlendi. Eşi, ilahiyat mezunu
    tiyatrocu Abdullah Kars idi. Şehir şehir dolayıp İslami tiyatro
    yapıyordu. Yani aynı zamanda dava arkadaşıydılar. Evlenmelerine
    Risale-i Nur talebelerinden Sait Özdemir vesile olmuştu.

    Gelinliğin modelini Şule Yüksel Şenler çizdi. Kadın-erkek ayrı ayrı
    yapılan düğün, müziksiz ve danssız oldu. Davetiyelere ilk kez ayet ve
    hadis konmuştu. Konukların tesettüre uygun giyinmesi istenmişti.

    Fakat:

    Bu İslami düğün mutluluk getirmedi. Eşi, Şule Yüksel'i hep dövdü.
    Toplantılarda, "Eziyet gören kadının sabrettiği takdirde Allah katında
    büyük derecelere ulaşacağını" söyleyen Şule Yüksel'in dayanacak gücü
    kalmadı. Beş yıllık evlilik hüsranla bitti; boşandılar.

    KOCA BASKISI

    Hayat devam ediyordu. Koca baskısından kurtulmuştu. Tekrar panellere
    gitmeye; gazetelere, dergilere yazmaya başladı.

    "İdealist Hanımlar Derneği"ni kurdu. Manevi başkanı oldu.

    Derneğe gelen genç kızlar arasında, Emine Gülbaran (Erdoğan) da vardı.
    Recep Tayyip Erdoğan ile Emine Hanım'ın evliliklerinde arabulucu olan isim
    de Şule Yüksel Şenler'di.

    Bu arada ikinci evliliğini yaptı. Eşi Kanada'da yaşamış bir maden
    mühendisiydi. Daha önce evlenmiş ama eşini kaybetmişti. Bir kızı
    vardı. (Şule Yüksel Şenler, üvey kızının yaşamına saygısından dolayı,
    eşinin adının yazılmasını istemedi.)

    Şule Yüksel Şenler için damat adayının en önemli özelliği, namazında
    niyazında olmasıydı.

    Evlendiler. Bakırköy'de dubleks bir apartman katına yerleştiler. Eşi
    dolayısıyla yeni çevre edindi. Yeni çevre, Nakşibendi İsmailağa
    Cemaati'ydi.

    Burada tanıştığı kadınlardan; simsiyah çarşaf giyen Dr. Sevim Asımgil,
    yaşamında ikinci radikal değişime neden oldu.

    "İslamiyet'ten soğutuyor", "Mümkün değil çarşaf giymem" diyen Şule Yüksel
    Şenler bir gün kara çarşafa giriverdi.

    Modern başörtüsüyle başlayan süreç, kara çarşafa gelip dayanıvermişti.
    Tercih kendinindi kuşkusuz. Ama ortada bir reel durum da yok muydu?

    Ağabeyinin isteğiyle Nurcu olup türban takan Şule Yüksel Şenler, bu kez
    eşinin isteğiyle Nakşibendi olup kara çarşafa girivermişti!

    KARA ÇARŞAF GİYİYOR

    Türban takarak modern hayat sürdüren çevresini şaşırtan Şule Yüksel
    Şenler, bu kez kara çarşafa girerek türbanlı arkadaşlarını hayretler
    içinde bıraktı. Türbanlı arkadaşlarından koptu. Eşiyle ve üvey kızıyla
    Fatih Çarşamba'ya yerleşti. Milli Gazete'deki yazılarına son verdi.

    Bir gün Başbakan Erdoğan'ın dünürü, gazetenin başyazarı Sadık Albayrak
    İsmailağa Cemaati şeyhi Mahmut Hoca'ya gelerek, Şenler'in tekrar Milli
    Gazete'de yazması için izin istedi.

    Şeyh Mahmut Hoca, istiharede olan Şenler'in durumuna göre, belli
    konularda yazmamak üzere izin verebileceğini söyledi.

    İki erkek Şule Yüksel Şenler hakkında karar verirken; o dönemde Şule
    Yüksel Şenler'in derdi başkaydı.

    İkinci kocası da fiziki şiddet uyguluyordu. Her seferinde şeyhine
    koşuyor ama Mahmut Hoca, "Hele sabret" diyordu. 11 yıl sabretti.
    Boşandı. Boşanmasıyla birlikte, İsmailağa Cemaati kendisiyle tüm
    ilişkisini kesti! Yapayalnız kaldı.

    AKIL HASTANESİNDE

    Annesi Ümran Hanım vefat etmişti. Babasının yanına taşındı. Zaman
    Gazetesi'nde köşe yazarlığına başladı. Sorunlar yakasını bırakmadı. Babası
    Hasan Tahsin ağır psikolojik hastaydı; hafızasını kaybetmişti. Bir gün
    evden çıktı ve geri dönmedi.

    Akıl hastası Hasan Tahsin'i vatandaşlar, Bakırköy Akıl Hastanesi'ne
    götürdü. Hastanede diğer hastalardan dayak yiyen Hasan Tahsin vefat etti.

    Aynı hastalık Şule Yüksel Şenler'e de bela oldu. Hafızasını kaybetti.
    Kimseyi bilemedi ve tanıyamadı. Kıblenin nerede olduğunu, namazda
    hangi duaları hangi sırayla okuyacağını soruyordu hep.

    Aynı zamanda uyuyamıyor; sabaha kadar ağlıyordu. Doktorlar sürekli
    uyuttular. Bu ağır yorucu hayat beynini, vücudunu yıpratmıştı.
    Kimbilir belki de akraba evliliği sonucuydu çektiği bu ıstıraplar?
    Tedavisi bugün hálá sürüyor...

    Allah şifa ve uzun ömür versin...

    SONUÇ

    Şule Yüksel Şenler'in yaşamı, aslında toplumsal hayatımızın
    dönüşümüyle paralellik gösteriyor; yani Türkiye bugünlerde "ağabey"
    baskısı altında örtünüp örtünmemeyi tartışıyor.

  2. #2
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.09.07
    Mesajlar: 370

    tabiki bir baskıdan bahsedilemez.birey herşeyi kendi karar vermelidir.ibretlik bir yaşam öyküsü olduğu için paylaşıyorum sizinle

  3. #3
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.11.07
    Yer: kütahya
    Yaş: 28
    Mesajlar: 760

    selamün aleyküm
    kardeşim yazının uzunluguna ragmen her satırını okudum ben bu kadının hayranıyım türk edebiyatına ve islam dinine çok emegi geçmiş bir insandır,ALLAH ona şifalar versin tedavi gördügnü duymuştum

  4. #4
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.09.07
    Mesajlar: 370

    ben de yeni tanıdım.inşallah daha da araştıracağım.kafamdaki bir çok niçin sorularına cevap oldu bir nevi.selamet ile..

  5. #5
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 12.08.07
    Mesajlar: 578

    Selamün Aleyküm hayırlı akşamlar kardeşim emeğine sağlık Şule hanımın hayatıyla ilgili biraz bilgim vardı ama bilmediklerimide vesilenle öğrenmiş oldum RABBİM razı olsun.
    Acısıyla tatlısıyla dolu dolu bir hayat gerçekten o dönemlerde çığır açmış bir insan .Şule Yüksel Şenler için RABBİMDEN şifa diliyorum

    SELAM ve DUA ile kalın ALLAHA EMANET OLUN

  6. #6
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 05.01.07
    Yer: ankara
    Yaş: 44
    Mesajlar: 2.135

    s.a. kardeşim.dün tam cuma vaktinde mağazaya bir müşteri bayan geldi.bişeyler baktı,tam giderken bana iyi günler dedi ve durdu.yüzüme baktı ev keşke örtmeseydin bu örtüyü yazık ediyosun kendine dedi.mağazanın kapısında ayakta bana ŞULE YÜKSELİN hayat hikayesini anlattı...kendisinden ve ailesinden bahsetti.ve sonumun örtülü olduğum için şule yükselin sonu gibi bir akıl hastanesinde biticeğine bağladı.ve gitti.okadar seri okadar kibar ve okadar fırsat vermeden aralıksız konuştuki cevap vermeye fırsat bırakmadı bana ,şaşırıp kaldım.tam şule yükselin hayat hikayesini okuycakken sizin bu yazınızı gördüm.insalar olayları nasılda çarpıtıyolar.aklı veren rabbim onun emrine uydum diye aklımı alacaksa amenna diyorum.emeğinize sağlık .ALLAH RAZI OLSUN SELAMETLE HAYIRLI AKŞAMLAR

  7. #7
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 13.02.08
    Yer: izmir
    Mesajlar: 14

    S. A. Kardeşler. şu Siralar Gündemde Baş örtüsü Olduğu Için. Nerdeyse Herkes örtülerimize Vah Vah Diyor. Niye Vah Vah Sa. Ben Biraz Geç örtünmeme üzülüyorum.geçen Yillarin Hesabini Nasil Veririm Diye Hep Haktealanin çok Merhametli Ve Bağişlayici Olduğunu Düşünüyorum. Rabbim Beni Ve Benim Gibi Olanlari Affetsin Inşallah. Yakişsin Veya Yakişmasin önemli Olan Allah C.c. In Razi Olmasi. Ben Gibi Aciz Insanlarin Beni Dinimin Emirleri Konusunda Eleştirmeleri Umurumda Bile Değil. Allah C.c. Bizleri Kendi Yolundan Ayirmasin Inşallah. Selametle Kalin.

  8. #8
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 16.09.08
    Mesajlar: 1

    etkilenmediğimi söylersem yalan olur, çok hoşuma gitti ve şule hanıma sizlerin sayesinde hayran kaldım.. ve tanıdığımada çok sevindim. emeğinizden dolayı ALLAH razı olsun .. ellerinize sağlık, bununla birlikte ve bundan sonra arkadaşlarıma da önericem..herkezin örnek alması gereken bişiler var burda..birde özgür bir dünyada yaşadığımızı söylerler...şule hanımın hayatına bakacak olursak, sizce ne kadar özgürüz???

  9. #9
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 30.07.08
    Yer: istanbul
    Mesajlar: 1.647

    huzur sokağını 11 yaşında okumuştum.o dönemler çok kitap okurdum.ahmet günbay yıldızın epey eserini okudum.ama şule yüksel şenlerin o romanındaki sıcak üslup çok farklıydı.
    ne kadar dolu dolu bir hayat geçirmiş.ben de edebiyata çok meraklı olmama rağmen kayda değer bir çalışma yapmadım ve şimdi ilgilenmiyorum bile...
    Allah şifa versin.

  10. #10
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 18.08.07
    Mesajlar: 11.034
    Blog Mesajları : 13

    çileli bir hayatı varmış ... ilk okudugum roman huzur sokagıydı..
    inşaALLAH sıhhatına kavuşur.. rabbim şifasını versin
    teşekkürler kardeşim
    selam ve dua ile

Benzer Konular

  1. Bir Çığır Öyküsü: Şule Yüksel Şenler
    Konu Sahibi tiryaki38 Forum Sesli Görüntülü Dini Sohbetler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 29-10-2008, 18:00

İşaretlemeler

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •