Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan BirinciBirinci 12
11 den 14´e kadar. Toplam 14 Sayfa bulundu

Konu: _evlilik okulu_sema maraşlıoğlu**

  1. #11
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.837
    Teşekkür ve Beğeni

    Gelin-kayınvalide problemleri evlilik hayatını zannedildiğinden çok fazla etkiliyor. Maalesef ki kadınlarının çoğunda kayınvalideye karşı ön yargı var. Kayınvalidenin her sözü geline batıyor, hiç bir hatası unutulmuyor, özenle kaydediliyor. Kayınpederlerle tatsızlık pek yaşanmıyor. Problemler daha çok kadınlar arasında. Kayınvalide, görümce ve elti üçgeninde kaynıyor.Kayınvalide büyük bir sıkıntı olarak görülüyor. Mümkün olduğu kadar benden uzak olsun hatta mümkünse aynı gezegende olmayalım. “Artık çocuklarının mürüvvetini de görmüşler yavaştan yavaştan dünyadan gitseler.” diye bakılıyor.Kayınvalideye böyle bakan hanımlar! Dünyaya imtihan için geldik. Sıkıntıdan kaçış diye bir şey yok. Sen kayınvalideyi sıkıntı diye görüp ondan kurtulmaya bakarken Allah sana öyle sıkıntılar verir ki kayınvaliden en hafifi kalır.Her şeyden önce kayınvalide mümin kardeşimizdir, düşmanımız değil.Hataları olabilir, kusurları olabilir. Bize düşen affetmek ve iyi muamelede bulunmak olmalı.Ülkemizde depresyon yüzünden psikiyatra giden kadınların çoğu, kayınvalide meselesinden gidiyorlarmış. Bana da bu konuda hanımlardan mailler geliyor. “Çok bunaldık, nasıl davranmalıyız?” diye.Gelinler genellikle kayınvalide ile ya çatışmaya giriyorlar, düşman oluyorlar ya da kayınvalide ile irtibatı azaltarak, az görüşme yolunu tercih ediyorlar.İkisi de çözüm değil.Öncelikle kayınvalidenizin iyi olmasını beklemeyin, siz iyi olun. Bir gelin kayınvalidesinin huyunu değiştiremeyeceğine göre, en akıllıca olanı kayınvalidesini tanıyıp, ona göre doğru adımlar atması olabilir. Çünkü kayınvalide ile sorun olduğunda kayınvalideniz üzülür; fakat sizin evliliğiniz bitme noktasına gelebilir. Eşinizle birbirinizden nefret etmeye başlayabilirsiniz. Sağlığınızdan olabilirsiniz.Kayınvalidenizin size hiçbir zaman veremeyeceği zararı, yanlış davranarak, sinir olarak kendi kendinize vermeyin.Bu noktada en çok zararı kadın ve eşi görüyor. O zaman kayınvalide ile çatışmadan değil, çözümden yana olunmalı.İyi bir iletişimde en önemli şey karşınızdakini tanımaktır. Tanır ve ona göre adım atarsanız, işiniz kolay olur.En çok görülen kayınvalide tiplerini grupladım. Tabi bu gruplara girmeyen tiplerde vardır; ama bunlar en çok karşılaşılan tipler:Oğluna düşkün olanlar: İyi niyetlidirler, gelinleri ile oğullarının mutlu olmasını isterler; fakat oğullarından kopmak istemezler. Sık sık yemeğe gelsinler, onlarda yatsınlar, zamanlarının çoğunu onlarda geçirsinler isterler. Yemek yapar çağırırlar, bir sebeple sürekli görüşmek isterler.Özellikle oğullarının yeni evlendiği dönemde bu düşkünlük had safhadadır; çünkü evlatları yeni evden ayrılmıştır, onu az görmek, kaybetmiş gibi olmak zorlarına gider, yaptıkları yemekler boğazlarından geçmez.Gelinler oğullarına düşkün kayınvalide modeline gıcık olurlar. Gitme gelme konusunda eşleriyle sürekli inatlaşırlar. Kocalarının ailelerinin yanına tek başına gitmeleri bile sorun olur. Ne kendi gitmek ister ne kocasını gitmesini ister. Oysa yapılacak en akıllıca davranış inatlaşmadan ilişkileri sürdürmektir.Yeni evliyken biraz daha fazla gitmek, yaptıkları yemeklerini övmek, iyiliklerini takdir etmek onları mutlu eder. Gelinler, yeni evliyken çok gidersek kayınvalide hep öyle alışır, hep öyle isterler diye korkuyorlar. ilk günlerden itibaren uzak durmaya az görüşmeye çalışıyorlar. O zaman da aile, oğlumuz elden gidiyor, korkusu ile daha çok üstüne düşebiliyor, bu da işleri iyice çıkmaza götürüyor. Oysa ilk aylarda erkeğin ailesi ile çok görüşmek onlara “oğlunuzu kaybetmediniz” mesajı vereceği için onların oğullarının evden ayrılmasını kabullenmesini kolaylaştırır.Zamanla da düşkünlükleri azalır, artık oğullarının ayrı bir evi ve hayatı olduğunu kabullenirler, görüşmeler normal bir rutine girer.Tabii bir de birlikte oturanlar var. Böyleleri için oğluna düşkün anneler daha da sorundur. Bu kayınvalidelerin gelinlerin yatak odasına girip oğullarının üstünü örten tipleri bile mevcuttur. Gelinin gece yıkanıp yıkanmadığı takip edenlerini bile duyduk. Böyle bir durumla karşılaşıldığında sinir olup kendine ve eşine zarar vermektense çok ciddiye almamak, gülüp geçmek gerekir, bu tiplere.Kıskanç olanlar: “Oğlumu kaybediyorum” korkusuna düşerler. Oğullarının kendinden başka bir kadını çok sevmesine tahammül edemezler. Korkarlar ki oğulları karısının sözüne bakıp annesini sevmekten vazgeçebilir. Bu yüzden oğlu ve gelininin çok iyi anlaşmalarından, muhabbet etmelerinden rahatsız olurlar. Fakat gelinlerin zannettiği gibi ayrılsınlar da istemezler.Böyle bir kayınvalideniz varsa onun yanında çok mutlu pozlara girmeyin, eşinizle birbirinize “aşkım, canım” gibi muhabbet hitaplarında bulunmayın, onun kıskançlık damarlarını zorlamayın.Kayınvalidelerinin kıskandığını anlayan gelinlerin çoğu, inadına, kayınvalidesini sinir etmek için çok mutluymuş havalarına girerler. Kocalarının aldığı her yeni şeyi, kayınvalideyi çatlatmak istermiş gibi gözlerinin içine sokarlar. Bu davranış zarardan başka bir şey getirmez. İnsanların hasetlik ve kıskançlık duygularını körüklememek lâzım, zararlarından korunmak için.Geçenlerde bir hanım anlattı: “Kocam bana yıllarca yalvardı ‘Annemlere gidince arada ufak ufak kavga edelim, annem sevinir.’ dedi ama kesinlikle kabul etmedim onların yanında hep çok iyiymişiz gibi davrandım; ama şimdi anlıyorum ki bu davranışımın bana çok zararı olmuş.”Kıskanç kayınvalidenin yanında eşinizle muhabbet etmeniz en büyük hata. Kıskanan kayınvalideler tehlikelidir, oğlunun size olan ilgisini azaltmak için arkanızdan konuşabilir bu da zamanla eşinizi etkileyebilir. Bu yüzden en iyisi akıllıca davranmak, onun kıskançlık duygularını kabartmamak gerekir.Gelini kabullenmeyenler: Oğlu onun seçtiği kızla evlenmeyen kayınvalidelerdir onlar. Çoğu zaman akrabadan ya da komşudan bir kız, gelin adayı olarak beğenilir; fakat oğlu onu dinlemez, gidip başka bir kızla evlenmek ister. Yeni gelin adayı bir türlü beğenilmez, kızın ailesine, boyuna posuna türlü kusurlar bulunur. Nişan düğün aşamalarında türlü sorunlar çıkarırlar, sürekli söylenirler, gelinin her yaptığı onlara batar.

  2. #12
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.837
    Teşekkür ve Beğeni

    Bu kayınvalideler ile zıtlaşmak, inatlaşmak kimseye bir şey kazandırmaz. Tam aksi gelin inatlaştıkça oğluna “Gördün mü benim dediğim kızı almadın, bu gelin bizi beğenmiyor, karın bizi sevmiyor.” diye arkanızdan konuşur. Kötülükten kimse hiç bir şey kazanmaz. Allah rızası için iyi davranmak, huysuzluklarını görmezden gelmek lâzım. Her insanın bir zayıf noktası vardır. Kayınvalidenin zayıf noktasını bulup oradan yaklaşmak kazanmaya çalışmak daha akıllıca olur. Kiminin zayıf noktası paradır. Ona hediye almak, altın götürmek gönlünü kazanmanızı sağlayabilir.Bazıları gelinin iş yapmasından mutlu olur. Misafiri geleceği zaman pasta börek yapmak ya da yemek yapıp götürmek, evini temizlemesine yardım etmek, sizi kabullenmesini kolaylaştıracaktır.Gelinden ilgi bekleyenler: Onlar kayınvalide olma konusunda ağır takılırlar. Oğullarına ve gelinlerine hiçbir şekilde müdahale etmezler. Onları evlendirerek bütün görevlerini yapmış gibi dururlar. “Biz geline hiç karışmayız, anlayışlı, akıllı kayınvalideleriz.” havasındadırlar. Koca bir yalan. Gelinleri, oğulları, gelip gitsin diye can atarlar; fakat gelmezlerse de “niye gelmiyorsunuz?” demeye de tenezzül etmezler. İyi kayınvalide olacağız diye kendilerini fazlasıyla kasarlar. Bakmayın siz onların “Evladım siz yuvanızda mutlu olun, bu bize yeter” demelerine. Yolunuzu gözlerler; fakat söyleyemezler. Onları kendi hallerine bırakmayın, irtibatınızı kesmeyin.El gün için yaşayanlar: Bu kayınvalideler için en önemli şey “el ne der” dir. Bütün gayretleri ele güne karşı iyi görünmektir. Genellikle gezmeci tiplerdir. Tabii çok gezdikleri için misafirleri de eksik olmaz. Her yere gelinle gitmek isterler. Misafiri geldiğinde de gelin hizmet etsin, ele güne karşı açık vermeyelim kaygısındadırlar. Gelinler kayınvalide ile bu kadar takılmayı sevmezler. Zaten onlara takılırlarsa kendi ev düzenleri kalmaz. Gönülleri olsun diye fırsat buldukça gezmelerine katılmaya çalışın. Gidemediğiniz zamanda tatlılıkla halletmeye çalışın, mazeretlerinizi söyleyin. Surat asarlarsa aldırış etmeyin, tavır almayın, kızgınlıkları çabuk geçer genellikle.Kırılgan tipler: Bu tipler alıngandır, her sözden nem kaparlar, küserler. Hep ilgi beklerler. Küçücük hastalıkları abartır, ilgi görmek için yataklara düşerler. Çocuk gibidirler. İlgi gördüklerinde çabuk mutlu olurlar.Hep takdir bekleyenler: Onların en çok istediği “Ne kadar iyi kayınvalide” olduklarını gelinden duymaktır. Onlar genellikle kendi ailelerinden takdir görmemiş olanlardır. İyidirler; fakat elbette hatasız değillerdir. Eğer küçük hatalarına odaklanmaz, iyiliklerini takdir ederseniz, sizden iyi gelin yoktur.Feminist kayınvalideler: Onlara göre erkek milletinin hepsi birdir, oğlu da olsa. Bu yüzden hep gelinlerini haklı görürler, oğullarına karşı gelinlerinden taraf olurlar. Onların gazlarına gelip eşinize tavır almayın, “Bak annen bile beni haklı buldu.” diye şişinip, hatalarınıza kılıf bulmayın. Eşinizin hatalarına görmek yerine kendi hatalarınızı görmeye çalışın. Kayınvalidenizin sözlerini çok ciddiye almayın, sonra eşinizle aranız bozulur.Korkak kayınvalideler: Yeni nesil kayınvalideler fena halde gelinlerinden korkuyorlar. “Oğlan zaten bizim oğlan aman gelinle arayı bozmayalım.” diye her daim gelinle iyi geçinme çalışmasındadırlar. Gelinlerin her türlü saygısızlığını görmezden gelir, haklı mazeretler bulmaya çalışırlar. Oğlu ve gelini arasındaki tatsızlıklarda da feminist kayınvalideler gibi hep gelinden yana olmaya çalışır, oğullarına kızarlar. Kayınvalideniz hep sizi haklı çıkarmaya çalışıyorsa, bu sizin haklı olduğunuzu göstermez, kadıncağız sizden korkuyordur. Tırnaklarınızı biraz kısaltın.Ahlakı kötü olanlar: En zor olan onlardır. Kötülükleri sadece gelinlerine değildir. Pek sevilmeyen tiplerdir; huysuz ve geçimsizdirler. Akrabalarına, eşlerine, kendi evlatlarına da kötü davranırlar. Huysuz tiplerdir. Yapılan iyiliklere bile bir kulp takarlar. Arıza çıkaracak şeyleri mutlaka bulurlar. Bu tiplere kızmak ve sinirlenmek, yaptıklarında mantık aramak ruh sağlığınızı bozar. Sadece acımak lâzım. Dünya ve ahiret hayatları zarar içinde olan kadınlardır onlar.

  3. #13
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.837
    Teşekkür ve Beğeni

    Allah rızası için iyilik yapmayı onlarda tadabilirsiniz. Çünkü hiçbir iyiliğinizin kıymetini bilmeyeceklerdir belki altından kötülük bile arayacaklardır. Zaten yaptığınız her iyiliği yapmaya sizi mecbur görürler. Onların huysuzluklarına takılıp hayatı eşinize de kendinize de zindan etmeyin. Bakalım ne kadar Allah rızası için davranabiliyorsunuz kendinizi test edin.Bir bardak su veriyorsanız, yaptığınız yemeklerden yiyorlarsa ahirete yatırım yapmanıza yardımcı oluyorlar demektir. Sayelerinde sevap haneniz genişliyor demektir. Hele bir de huysuz ve zor insanlarsa sevabınız kat kat artıyor demektir.Yaptıkları nefsinize ağır geliyor onda sevap daha çok demektir.Dernek, vakıf çalışmalarında koşturan, elinden Kur’an düşmeyen fakat kayınvalidesini görmek istemeyen kalpleri kinle dolu mücahideler (!) var.Bu yüzden “Affetme” konusu çok önemli.Yaptığımız iyilikler ve kötülükler ancak kendimiz içindir. Karşımızdaki sadece sebeptir. Bu yüzden yaptıklarımızın karşılığını insanlardan değil Rabbimizden beklemeliyiz. Bırakın kayınvalide bilmesin, eşiniz bilmesin. Bilen biliyor önemli olan da o değil mi? Bir iyiliğe binlerce kat fazladan sevap bahşeden yüceler yücesi Rabbimiz bildikten sonra gerisi pek de önemli olmasa gerek.Kusurlarımıza rağmen birbirimizi sevmeyi öğrenmeliyiz. Bu konuda problem yaşayanlar işe kayınvalideyi sevmeye çalışarak ve ona Allah rızası için iyi davranarak başlayabilirler. Kayınvalidenin öncelikle mümin kardeşimiz olduğunu unutmayalım. Rabbimizden af bekliyorsak önce kendimiz affedebilmeliyiz.“Aşkım seni çok seviyorum; ama seni doğuran kadını sevmiyorum” gibi söz ve davranışları ile bunu anlatan kadının sevgisine hangi erkek gerçekten inanır?Erkek bu sevgiye sadece inanmış gibi yapar. Fakat bir süre sonra bu sevgiyi sorgulamaya başlar. Çünkü anne evlat bir bütünün parçalarıdır. “Canım senin kafanı seviyorum ama ellerini ayaklarını hiç sevmiyorum” demek gibidir bu.Düşünün ki bir arkadaşınız size “Çocuğun şımarık, ondan hiç hoşlanmıyorum ama seni seviyorum” dese onun sevgisi size ne kadar inandırıcı gelebilir. “Aman bana ne, beni seviyor, sadece çocuğuma laf söylüyor” mu dersiniz yoksa çocuğunuza söylenen sözü üstünüze mi alırsınız. O günden sonra o arkadaşınıza gıcık olmaya başlamaz mısınız?Erkekler, eşleri ile annelerinin birbirlerini sevmelerini, iyi anlaşmalarını isterler. Karısının annesi ile iyi anlaştığı ya da anlaşmak için gayret ettiğini gören erkek bunu her zaman takdir eder.Eşiyle muhabbet etmek isteyen, aşkını sevgisini yaşatmak isteyen kadın, eşinden önce kayınvalidesi ile iyi geçinmeye bakmalıdır. En etkisiz görünen, gelini ile ilgili hiç konuşmayan bir kayınvalide bile erkek üzerinde sessizliği ile etkilidir.Hanımlar! Annesini sevmediğiniz adamla muhabbetli bir evlilik hayatınız olması pek mümkün değil. Dikkat ederseniz sadece iyi davranmaktan bahsetmiyorum. Sevmekten bahsediyorum. Onlar sevap kapımız olabilir.

  4. #14
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.837
    Teşekkür ve Beğeni

    5...Belâ Ağızdan Çıkan Söze Bağlıdır

    “Belâ ağızdan çıkan söze bağlıdır.” Buyuruyor Allah’ın Rasulü.Belayı hep başkalarından bekleriz, oysa Peygamber Efendimiz, belanın bir sebebinin dilimiz olduğunu yani kendimiz olduğunu söylüyor. Etrafta suçlu aramaya gerek yok. “Tut dilini, korun beladan”Dil belasına duçar olmayan yoktur. Yaşayarak da pek çok kez tecrübe etmişizdir fakat yine de dil belasın çokça düşüyoruz. Neden dilimizi tutmak bu kadar zor geliyor? Altı üstü ağzımızı kapatıp az konuşsak, pek çok beladan korunacağız. Ya da güzel sözler söyleyerek pek çok güzelliğe sebep olacağız.Dilimizi tutamıyoruz zira dil düşüncenin emrindedir. Dil sadece düşünceyi aktaran basit bir organdır. Dili tutmak için düşünceyi kontrol etmek lazım. Dilin tatlı olması için düşüncelerin güzel olması lazım. Dilin güzelleşmesi için düşüncenin terbiye olması lazım.Düşüncenin terbiye olması için de gözümüzü etraftan çekip kendi içimize dönmemiz, nefsimizi terbiye etmemiz lazım. Kendi hatalarımızı görmemiz gerek. Kendi günahlarımızı görmeyip başkalarının günahlarını görürsek, dilimizden de onları kınayan sözler dökülür. İçimizde ne varsa dil onu dışarı döker.Evlilik hayatında ortaya çıkan sıkıntılarda da en büyük etken, kişilerin kendi kusurlarını görmeyip eşinin kusurlarına odaklanmasıdır. Zira nefis, kendine kusur bulmaktansa suçu başkasına atıp kendini temize çıkarmaya uğraşır.Kendi hatasını görmeyen, kendini mükemmel eş zanneden kişi; eşini hatalı, kusurlu taraf olarak görür, öfke besler. Bu da muhakkak kişinin dilinden dökülür. İstemese de dökülür. Dilimi tutayım dese de saklayamaz bir şekilde içinde biriktirdiklerini ifşa eder. Hz.Ali efendimiz:“Kişi hiçbir şeyi saklayamaz ki o dilinin sürçmesinden ve yüzünden belli olmasın.” buyurmuş.Kendi kusurlarını gören kişi ise eşinin kusurlarını gözünde çok büyütmez, kendi hatalarını düzeltmeye çalışır. Kendi ile uğraşan kişi eşine pek öfkelenmez. Öfkelenmediği içinde dilinden öfke akmaz. Eşi ile iyi geçinmeyi isteyen önce eşi ile ilgili iyi şeyler düşünmelidir.Kendi eksiklerini görebilen, eşinin iyi yanlarını görmeye meyyal olur. “Benim bunca hatama karşın eşim beni idare ediyor.” diye düşünüp eşine minnet duyar. Eşine minnet duyan kişi, eşini takdir eder, ona teşekkür eder, güzel sözler söyler.O halde evlilik problemlerini düzeltmeye kişi kendinden başlamalı. Zira kişinin kendini değiştirmeye gücü zor yeterken, nerde kaldı ki söyleyerek, zorlayarak eşini değiştirebilsin.Ayrıca buradaki en tehlikeli nokta ise kişinin kendi kusurlarını görmemesi kibir alametidir.“Ben iyiyim, ben mükemmel eşim, ben yaptım mı her şeyin iyisini yaparım…”“Ah şu günahkar eşim, ah şu düşüncesiz eşim, ah beceriksiz eşim…” diye düşünüyorsa kişi kibir belasına düşmüş demektir.Kibir insanın gözünü kör eder de kişi kendi nasıl bir eş olduğunu bilmez. İnsanı rahmetten uzaklaştıran en büyük günahtır kibirdir.Şeytanın kibir sebebi ile Allah’ın rahmetinden uzaklaşması gibi kibir, hem insana manevi olarak zarar verir hem de yuvada rahmeti azaltır. Oysa yuvanın yakıtı rahmet olmalı; merhametle bakmalı karı-koca birbirine ki sevgi ile yaşasınlar. Bunun da formülü; kişinin kendi eksiklerini, eşinin ise iyi taraflarını görmesidir.Kafa dolmazsa dil boşaltmaz. Kafada zehir varsa dilden zehir akar, gül bahçesi varsa bülbül şakır.Yaşanan her şeyin imtihanın bir parçası olduğunu hatırda tutulursa, zihin daha temiz kalır. Ve merhametle bakmak alışkanlık edinilirse dilden de tatlı sözler dökülür. Muhabbet bağının gülleri de o zaman derlenir.

Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan BirinciBirinci 12

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •