Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  2
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 13 Sayfa bulundu

Konu: Evlenirken Dikkat Edilecek Hususlar.

  1. #1
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.10.06
    Yer: İstanbul
    Mesajlar: 2.345
    Teşekkür ve Beğeni

    Evlenirken Dikkat Edilecek Hususlar.

    Nikâhdan önce kızı görmek sünnetdir ve iyi geçinmeği sağlar.

    Sâliha, iyi huylu, çocuğu olan bir sülâleden ve asîl âile kızı aramalıdır.

    Dört kadından kaçınmalı demişlerdir:

    1 — Dul olup, eski zevci yanında râhat yaşamışdır.O râhat günleri hâtırladıkca, ah, of çekmekdedir.

    2 — Malı ile, mevkı’ı ile, babası ile öğünüp,başa kakan almamalı.

    3 — Kocasının malını, kendi akrabâsına,tanıdıklarına dağıtan kızı almamalı.

    4 — Kötü huy ve iffetsizlik ile adı çıkıp,kendini ve kocasını dillere düşüren kadından kaçınmalıdır.

    (Gübrelikde biten gülleri koklamayınız!)hadîs-i şerîfi,südü bozuk, ahlâksızlarla evlenmeği yasak etmekdedir.

    [Buhârâda Ahmed bin Hafs isminde bir genç evlenmişdi.Birinci gecesi, kız buna, (Hayz ilmini öğrendin mi?) dedi.

    Hayır deyince, kız (Allahü teâlâ, Kendinizi ve emrinizde olanları ateşden koruyun! buyurdu. Câhil olan nasıl koruyabilir?) dedi.

    Bu söz gence hoş geldi. Zevcesini Allaha emânet ederek, Mervde onbeş sene ilm tahsîl edip imâm-ı Muhammedden de ders aldı.
    Altı senede de bunları ezberledi. Âlim olarak, zevcesinin yanına döndü. Hocası, buna Ebû Hafs-i kebîr
    “rahmetullahi teâlâ aleyh” ismini koydu.]

    Nikâhlanmak istiyen, birkaç def’a istihâre etmeli.

    Hak teâlâya sığınmalı.

    Nefsin ve kötü kimselerin araya katılmasından koruması için, yalvarmalıdır.

    www.evlilikrehberi.net

  2. Beğenenler leyla-1 Bu yazıyı beğendi
  3. #2
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 08.05.10
    Mesajlar: 861
    Teşekkür ve Beğeni

    Allahu teala bizlere hayırlı eş nasip etsin.Güzel paylaşımınız için teşekkürler.

  4. #3
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 11.10.06
    Yer: İstanbul
    Mesajlar: 2.345
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı Ahmed Muhammed´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Allahu teala bizlere hayırlı eş nasip etsin.Güzel paylaşımınız için teşekkürler.
    Amin ... Cümlemize inşaallahü teala . Rica ederim. Duanız için ben teşekkür ederim.

    Doğru yolda olanlara selam ederim.

  5. #4
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.835
    Teşekkür ve Beğeni

    şimdiki aklımla 10 yıl önceme ve bekar kardeşlerime yaptığım hatalardan çıkardıklarım !!!
    namazı 5 vakit kılanlardan mı yoksa cumadan cumaya gidenlerden mi?ilki olursa ne ala
    boyuna posuna vurulmadan önce kalbini görmeye çalışın..anasına babasına kız kardeşine abisine olan saygısına bakın.
    cebine malına mülküne bakmadan önce haram ve helal e dikkat edip etmediğine ve malının parasının zekatını verip vermediğini sorun
    eğer evlilik düğün dernek zamanına gelindiyse:
    genç kızlar arkadaşlar bacılarım lütfen dillere destan bir düğün olsun diye ALLAH ın emrini yerine getirirken Şeytanı evinize aranıza sokmayın.kolaylaştırın.altını çok istemek kına gecesinin havuz başında olması eşyanın 1.kalite olması evinizin 200 metre kareden büyük olması da ,granit tencere takımının en iyisi olması da sizin mutluluğunuzu arttırmaz.
    aksine birbirinize uzaklaştırır.hani derizya bir çiçek alıp gelsin diye.inanın zorla borca girerek alacağı pırlantadan değerlidir size güzel sözler söyleyip değer vermesi.....mehir olarak illa kilolarca altın istemeye gerek yok..hac yada umre ye beraber gitmeyi koşul sürün..
    hem belki böylelikle nasip olurda giderseniz aihretinizi de beraber inşa etmiş olursunuz inşaallah..
    eğer yaşlı yada bakıma muhtaç anası babası varsa burun bükmeyin.söylenmeyin.onu bir tercih yapması için zora sokmayın.unutmayın ki bugun onun anası babası yarın senin annen baban aynı durumda olabilir.
    kıyafetlerinize dikkat edin.sabah kalktığınız kıyafetle eşinizi yolcu etmeyin.
    eşinizi yolcu ettiğiniz kıyafetlede onu karşılamayın...
    yalan söylemeyin..en iyi arkadaşınız eşiniz olsun..en iyi sırdaşınız eşiniz olsun...kimseye birbiriniz hakkında iyi yada kötü birşey anlatmayın.evde yaşanan şeyler evde kalsın..özeliniz mahreminiz size özel olsun..ki zaten birbirinizi başkalarına şikayet etmek anne baba da olsa sizin muhabbetinizi birbirinize olan güveninizi kırar..
    birbirinize kol kanat gerin koruyun kollayın..başkalarının yanında birbirinizin kötü taraflarını söyleyip dillendirmeyin..
    evinizi deliler gibi temizleyip halıya dökülen bir bardak çay yüzünden kıyametler kopmasın ama temiz ve düzenli olun.evinize gelen eşiniz kendini ne kadar rahat hissederse o kadar evine gelmek için acele edecektir.pasta kokusu olmayan çay buğusu dolmayan bir mutfak ne kadar ankestre olursa olsun tat vermez insana..karnı acıktığında annesinin yemeklerini özleyen ve hergün makarnaya talim olan bir eş sizide mutlu etmeye uğraşmayacaktır..azıcık çabayla ve sevgiyle lezzetli yemekler yapmak çok da zor olmasa gerek..
    müsafirlerinizi kimin akrabası olduğuna bakmadan önce kimin gönderdiğini düşünün..Allah izin vermese o kimseler değil sizden rızıklanmak evinize yaklaşamaz bile...kapıdan giren 3. şahıslar kim olursa olsun hürmette ve ikram da kusur etmeyiniz.bu eşinizle aranızdaki bağın kuvvetlenmesini sağlar.
    sevin..önce allah rızası için yaradan dan ötürü ..sonra eş olduğu baba olduğu için sevin...bir ananın ciğer paresi olduğu için sevin...sonra sevilmeyi bekleyin...
    inşaALLAH FAYDASI OLUR...
    SELAMETLE





  6. Beğenenler RECEB-I KAMER Bu yazıyı beğendi
  7. #5
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.835
    Teşekkür ve Beğeni

    Gelin arabasında âdeta cenaze havası vardı. Gelin ve damadın ikisi de bir karış suratla, hiç konuşmadan oturuyorlardı. Düğün az önce bitmiş, evlerine gidiyorlardı. Arabaya oturana kadar düğünde ikisi de zoraki gülümsemişlerdi. Artık bütün enerjileri bitmişti.

    Oysa bu günü ne çok beklemişlerdi¦ İki yıl olmuştu tanışmalarına. Çok sevmişlerdi birbirlerini. Düğün günü ömrünün en mutlu günü olacak diye düşünmüştü Mehlika. Bu yüzden bugünü burnundan getiren kayınvalidesini bir kaşık suda boğmak istiyordu. hiç kimseyi dinlememiş, ucuza gelsin diye kendi istediği düğün salonunu tutmuştu. Salon davetlilere küçük gelmiş, ayakta kalanlar olmuştu.

    Mehlika ve annesi Ele güne mahcup olduk! diye çok fena sinirlenmişlerdi.
    Düğün bittiğinde Mehlika salonda anne babası ile vedalaştı. Annesinin yüzünden düşen bin parçaydı.Seviyorum, âşığım demeseydin ben bu pintilere kız mı verirdim? diye söylendi. Mehlika ne diyeceğini bilemedi. Babası kimseye göstermemeye çalışarak eline bir zarf tutuşturdu.Bunu eve gidince mutlaka oku.diye eğilip kulağına fısıldadı. Mehlika zarfı çantasının içine koydu.

    Eve varana kadar hiç konuşmadılar. Kapıya geldiklerinde Abdullah anahtarı çıkardı, kilidin üzerine taktı fakat kapıyı açmadı. Döndü, Melikaya baktı:

    Karıcığım gel şu an itibariyle bütün tatsızlıkları dışarıda bırakalım ve evimize iki sevgili olarak girelim. Yaşadığımız hiçbir şey bizden daha mühim değil. dedi.

    Mehlika TamaM diyemedi. Düğün boyunca içinde biriktirip söyleyemediği şeyler vardı. Onları Abdullahââ söylemeden rahat edemezdi.

    Senin için söylemek kolAY Düğünüm burnumdan geldi. Tabii annenin yaptıklarını duymak istemiyorsun. Bundan sonra anneni asla görmek istemiyorum.

    O düğün aynı zamanda benim de düğünümdü, sen üzüldüğün için benim de burnumdan geldi. Ne yapalım, olan oldu. Bunların hepsini dışarıda bırakalım diye sana gül uzatıyorum

    Kapıyı aç, ben çok yorgunum, ayakta durur halim yok. dedi Mehlika.

    İyi o zaman, ben de yorgunum, bu akşam düğüne ait hiçbir şey duymak istemiyorum, yarın konuşuruz Dedi ona karşılık Abdullah.

    Evlerine girdiler ve hiç konuşmadan sessizce yattılar. Birbirlerine dokunmak bile istemiyorlardı. Mehlika düğün gecesi giymek için hazırladığı seksi ipek gecelik yerine ayıcıklı pjama takımlarını giyip yatağın bir ucuna kıvrıldı. Abdullah da diğer ucuna yattı. Çok yorgun olmalarına rağmen ikisini de uyku tutmuyordu, yatakta dönüp durdular.

    Sevgili kızım, Mehlikam!
    Bugün yuvadan uçtun. Artık kendi yuvanı kurma zamanı. İnşallah çok mutlu olursun. Mutluluğuna katkısı olsun diye bir baba olarak sana nasihatlerim var. Bunları sana söylemeyi düşündüm fakat Söz uçar, yazı kalır derler. Kalıcı olsun diye yazmaya karar verdim.

    Belki diyeceksin ki Baba senin çok mutlu bir evliliğin mi vardı ki bana nasihat ediyorsun? Biliyorum kızım, mutlu bir evliliğimiz yok, zaten bunun için yazıyorum sana.

    Biz annenle birbirimize âşık olarak evlenmiştik; fakat aşkımız pek uzun ömürlü olmadı. Ben de annen de hata yaptık. Bu aşkın neden bittiğini, neden sevgisiz bir evliliğe kendimizi mahkûm ettiğimizi ben ayrı izah ediyorum, annen de kendine göre açıklıyor.Kızlar annelerini model alır. derler. Beni annenden soğutan hataları bu yüzden yazıyorum ki sen de aynısını yapma. Çünkü sen bir kadın olarak erkeklerin nelerden çok incindiğini bilemezsin. Bu sözlerim kulağına küpe olsun.

    Yavrucuğum, erkeği üç şey çok incitir:

    Birincisi: Karısı tarafından saygı görmemek, adam yerine konmamak erkeği çok incitir ve karısına olan sevgisini bitirir. Kadın kocasını evin reisi olarak değil de terbiye edilmesi gereken bir çocuk olarak görür, tenkit eder, azarlarsa yani erkeğin erkek olmasına izin vermezse karı-koca arasında muhabbet olması mümkün değildir. Aman kızım, kocana saygılı ol ki o da sana sevgisini göstersin.

    İkincisi: Bir kadın kocasının ailesini sevmiyorsa, saygı duymuyorsa erkek karısına çok kırılır.

    Canım kızım, eşinin ailesine saygılı ol ve onları sevmeye gayret et. Arkalarından konuşma. Hataları elbette olacaktır, hepimizin olduğu gibi. Hatalarına takılma, gözünde büyütme.

    Hiçbir erkek“Seni çok seviyorum aşkım ama anneni sevmiyorum diyen bir kadının sevgisinin gerçek olduğuna inanmaz. Kadınların çoğu bu ifadeyle söylemese de eşlerine annesini sevmediğini her vesile ile anlatırlar. Bir erkeğe “Annen dedikoducu, annen cimri, annen arkamdan konuşuyor, annen temiz değil denmesi erkek için “Sen dedikoducu, kötü bir kadının kötü oğlusun demektir. Erkekler bunu Sen kötü kadının iyi oğlusuN diye anlamazlar.
    Erkekler korumacıdır. Vatanı aileyi korumak bizim vazifemizdir. Sadece eşimizi ve çocuklarımızı değil; annemizi ve kız kardeşlerimizi de korumak isteriz.
    Kocanın annesi hakkında söyleyeceğin her kötü söz; kocanın kalbine attığın kocaman bir ısırıktır. O ısırık yüreğini kanatır, içini sızlatır. Isırık izleri yan yana çoğaldıkça büyük bir yaraya dönüşür. O yaralı yürekle seni ne kadar sevmesini bekleyebilirsin?

    Erkeğin kalbi kadınındır; kadının kalbi de erkeğindir. Eşin kalbinde senin sevgini taşıdığı için o kalp sana aittir. O kalbi kırma, yaralama, iyi bak ki sevginiz zarar görmesin.

    Kocana annesinin hatalarını göstermek için boş yere uğraşıp onu kırma. Kadınlar zannederler ki biz erkekler annelerimizin hatalarını görmüyoruz. Oysa annelerimizin bütün hatalarını görürüz; fakat eşlerimize itiraf etmek zorumuza gider. Annemiz nasıl küçükken bizi koruyup kollamışsa biz de onu koruyup kollamak isteriz. İşte bu yüzden kadın kayınvalidesinin hatalarını söyleyince erkek hatasını gördüğü halde annesini savunur.

    Kayınvaliden senin arkandan konuşsa bile sen onun için kötü bir şey söyleme kızım. Birbirini kötüleyen iki kadının ortasında kalan erkek daha çok annesinin tarafında olur, ona inanır. Onunla kan bağı ve uzun bir geçmişi vardır. Onu doğuran, büyüten, üzerinde o kadar emeği olan annesine sırtını dönüp karısının yanında yer almak istemez. Akıllı bir kadın hiçbir zaman kocasını annesi ile kendi arasında bırakmaz.

    Kocana annesinin hatalarını göstermek istiyorsan ona annesini öv, annesi hakkında iyi şeyler söyle. Mesela annesi:Karın kötü, dağınık diyor; sen “Annen çok iyi bir kadın, onu seviyorum diyorsun. Ne düşünür erkek?“Karım ne kadar iyi bir kadın, demek ki annem onu kıskandığı için arkasından konuşuyor. O zaman annesi senin için ne söylerse söylesin kocan ona inanmaz, tam aksi, güzel tutumundan dolayı seni takdir eder.

    İşte böyle güzel kızım. Kocanın ailesi ile uğraşma. Sevginize kendi elinle zarar verme. Kayınvaliden ne yaparsa yapsın, sen doğru davranışı gösterirsen mutluluğunuza gölge bile düşüremez.Gelinler yardım etmezse kayınvalideler evliliklere zarar veremezler.Kocanla yapacağın hiçbir tartışmaya ailesini karıştırma. Ailelerimiz bizim zayıf yanlarımızdır. Onlara gücümüz yetmez, istesek de değiştiremeyiz onları. Bu yüzden kocanı hiçbir zaman zayıf noktasından vurma ki senden nefret etmesin.

    Üçüncüsü: Bir babanın kızına söylemesi ne kadar uygun olur bilmiyorum ama erkeğin yatakta karısı tarafından reddedilmesidir. Bu da erkeği çok fazla yaralar, incitir, karısından soğutur.

    Sevgili kızım Mehlikaââm,
    Benim söyleyeceklerim bu kadar. Sözlerimi okuyup geçme, bu sözlerde yılların tecrübesi var. Bunları annene anlatamadım, biz mutlu olamadık; ama sen anla ve mutlu ol kızım.
    Seni çok seven baban.
    Mehlika, elinde mektup, uzun uzun düşündü. Mektubu iki kez daha okudu. Sonra gitti, bu gece için önceden hazırladığı geceliğini giydi, saçlarını taradı ve yatağa girip sırtı dönük yatan kocasına sarıldı. Kulağına “Tatsızlıkları bir daha açmamak üzere geride bırakacağıma ve bundan sonra sevdiğimi doğuran kadınaââ iyi davranacağıma söz veriyorum. dedi. Ona dönüp bakan kocasının gözlerinde gördüğü sevgiden dünyada daha değerli hiçbir şeyin olmadığını düşündü.

    Sema Maraşlı Tatlıya Bağlayalım kitabından....

  8. #6
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.835
    Teşekkür ve Beğeni

    ZORLAŞTIRMAYIN KOLAYLAŞTIRIN....TATLIYA BAĞLIYIN

  9. #7
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.835
    Teşekkür ve Beğeni

    TABİKİ ERKEK KARDEŞLERİMİZ İÇİNDE NASİHATLER VAR...BAKALIM NELERMİŞ?

    1. Evinden çıkarken hanımına Allah’a ısmarladık diyerek çık. Onun gönlünü hoş tut!
    2. Pencerelerden yolunu gözletme, vakitlice evine gel!
    3. Dışarıda yediğinden içtiğinden evine de getir!
    4. Hanımının kusurlarını başkalarına anlatma, güzelliklerini an!
    5. Evini harçlıksız bırakma, onları kimseye muhtaç etme!
    6. İş hayatının sıkıntılarını eve yansıtma! Evde sevinç olsun.
    7. Düğüne yada gezmeye gittiğinde mümkünse hanımını da götür!
    8. Evine geldiğinde selamla ve güler yüzle gir ki, ev halkı senin geldigine sevinsin.
    9. Evini Kurân’sız, kitapsız ve namazsız bırakma! Sabah namazına kalktıgında ev halkını da kaldır ki, rahmet ve bereket gün boyu sizinle olsun.
    10. Gayretli ol, kıskanç ol! Ancak tecessüs etme, su-i zan ile hareket etme! Ayip ve kusur araştırmakla meşgul olma!
    11. İnsaflı ol; hanımının gücünün yetmeyeceği isleri ondan bekleme. Gerekirse ona yardım et.
    12. Kararlarında hanımınla da istişare etmeyi unutma!
    13. Beklenmedik anlarda sürpriz hediyelerle gönül almasini bil!
    14. Dünya evine girmek, dünyaya dalmak olmamalı; Ahiretini unutma! Din, vatan ve insanlık için çalışmayı terk etme!
    15. Sunu bil ki, az olan helâl kazanç, çok olan haram kazançtan hayırlıdır. Haram lokma yeme, hanımına ve çocuklarına da yedirme!

  10. #8
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.835
    Teşekkür ve Beğeni


  11. #9
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.835
    Teşekkür ve Beğeni


  12. #10
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.835
    Teşekkür ve Beğeni

    Evli Olduğunu Unutanlar

    26/11/2012 — Cahide SultanHep kadınlar yazmıyor elbet bana. Bazen sıkıntılı beyefendi kardeşlerimizden de mailler alıyorum. Bir kardeşimiz yazdığı mailde kısaca şunları yazıyordu:
    “Biz eşimle iki yıllık evliyiz. Bu süreçte eşim her fırsatta annesine gitti. İlk önceleri henüz evliliğe alışamadı deyip ses çıkarmıyordum. Ama iki yıl geçmesine rağmen bu bağlılık azalmadı. Eşim hâlâ evliliğin ne olduğunu anlayamadı sanırım. Bir çocuğumuz olsun istiyorum. “Henüz zamanı değil” diyor. Kabul etmiyor. Özel konularda da bana çoğu kez karşı çıkıyor. İstemediğini belirtiyor. Ben eşimi seviyorum. Zaten severek evlenmiştik. Ayrılmak istemiyorum. Söyleyin böyle evlilik olur mu? Ben nasıl davranmalıyım?” demiş.
    Gerçekten bu beni çok üzen bir mail oldu…
    Günümüz gençleri olgunluk evresine zor ulaşıyorlar sanki. Evlenmiş bir genç hanım, artık kendisininde bir evi olduğunu, eşine ve evine karşı sorumluluklarının olduğunu idrak etmek zorunda. Ne erkeğin eşinin üzerindeki haklarını, ne de kadının kocasının üzerindeki haklarını bilmiyoruz. Bir erkek eğer izin vermezse, kadın nafile oruç bile tutamıyorken, bu kadar başıboş davranmak, Müslüman bir hanıma yakışmıyor.
    Ebû Hüreyre (Radıyallâhü Anh) anlatıyor; Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’e“Hangi kadın daha hayırlıdır?” diye sorulduğunda; “Kocası bakınca onu sürura gark eden, emredince itaat eden, nefis ve malında, kocasının hoşuna gitmeyen şeyle ona muhalefet etmeyen kadındır.” diye cevap vermişti. (Nesaî, nikâh : 3179)
    Bu beyefendi kardeşimizin eşi dışarıda çalışıyor mu, çalışmıyor mu yazmamış ama benim gözlemlediğim özellikle dışarıda çalışan hanımlar biraz daha asi ve dik başlı olabiliyorlar. Çünkü kendilerini eşleriyle eşit görebiliyorlar. “Ben de çalışıyorum, ben de para kazanıyorum” düşüncesi, erkeğin evdeki baskın güç olmasına engel oluyor.
    Kadın evli olduğu halde, bir yanı hâlâ annesigilde ise ve sık sık soluğu annesinde alıyorsa, evliliklerin rayına oturması güçleşiyor. Çiftlerin arasındaki muhabbet bağı güçlenemiyor.
    Eşi yanında yokken, haftalar boyunca annesinde kalan, eşini uzun bir zaman yalnız bırakan kadınlar, erkeğin içten içe kendilerine kinlenmesine sebep olabilirler. Erkekte: “Beni sevmiyor, beni önemsemiyor” gibi düşüncelerde hasıl olabilir. Her şey kararında güzel. Arada bir anneye gidilir, özlem giderilir. Fakat bunun dozunu ayarlamak çok önemlidir.
    Aynı şekilde bir erkeğin annesine çok düşkünlüğü de evliliği olumsuz etkiliyor.
    Bu yüzdendir ki, ben yeni evli erkek veya kadının ailesine çok yakın oturmasını doğru bulmuyorum. Hele ailelerin evlatlarının aile işlerine karışması, her konuda müdahil olmaları, onları hâlâ çocuk gibi görmeleri evlilikleri olumsuz etkileyen etkenlerden biri.
    Değerli kardeşlerim; Cinselliğin bu kadar ön planda olduğu bir zamanda lütfen eşinizle olan özel münasebetlerinizi aksatmayın. Eşinizi sürekli reddederek onun yanlış işler yapmasına sebep olabilirsiniz. Bu özel haller için de ibadet sevabı yazıldığını düşünürseniz, belki bu konuda daha gayretli olabilirsiniz.
    Çocuk meselesine gelince; Elbette çocuk olması veya olmaması bizim elimizde olan bir şey değil ama vesilelere engel olmamak lazım. Yeni evli çiftlerden en çok duyduğum şikayet bu yönde oluyor. Eşlerden biri çocuk istiyor, biri istemiyor. Bahaneler hep aynı: “Daha yeni evliyiz. Birbirimizi henüz tanımadık bile”, “Biraz evliliğin tadını çıkaralım”, “Maddi durumumuz biraz daha düzelsin”, “annelik için kendimi hazır hissetmiyorum”vs. vs….
    Oysa ki çiftler evliliğin en büyük tadının çocuk olduğunu, rızkı verenin sadece Allah olduğunu, çocuğun çiftler arasındaki bağı güçlendirdiğini, çocukla beraber kadının veya erkeğin annesine olan düşkünlüğünün azalacağını bilseler eminim bu konuda böylesine isteksiz olmazlardı.
    Ne yapmalı?

    • Evlendiğinizi ve sizin için öncelikli olanın eviniz ve eşiniz olduğunu unutmayın.
    • Ailenizin yanına giderken, yalnız gitmek yerine mümkün olduğunca eşinizle beraber gitmeye çalışın.
    • Haftada bir gidiyorsanız, iki haftada bire veya ayda bire düşürün.
    • Evinizi ailenize çok yakın bir yerden, hele aynı apartmandan sakın tutmayın.
    • Eşinizi ailenize kesmeyin. Eşinizle aranızdaki her şeyi ailenize anlatmayın.
    • Eşinizin yanında ailenizle çok uzun telefon görüşmeleri yapmayın.
    • Birbirinize daha çok zaman ayırın. Muhabbet ortamları oluşturmaya çalışın.
    • Eşiniz sizden özel taleplerde bulununca önemli mazeretleriniz olmadıkça reddetmeyin.
    • Evliliğiniz ilk yıllarını sudan sebeplerle heba edip, ileriye dönük pişmanlıklarınızı büyütmeyin.
    • Eşinizin hoşlanmadığınız yönlerini lütfen aşağılar şekilde dile getirmekten vazgeçin. Eğer bir kadın annesine çok düşkünse, onu kendinize bağlayacak arayışlar içine girin. Mutfakta yardım etmeye çalışın. Ara sıra küçük sürprizler yapın. Onu sevdiğinizi belli edin. Sevgi içte tutmak için değil, dışa vurmak, eşinize belli etmeniz için vardır.
    • Çocuk bir evin neşesidir. Biyolojik bir problem olmadıkça ertelemeler yapmayın. Çünkü uzun süre çocuk sahibi olmayan çiftlerde çocuğa karşı korkular gelişiyor. Daha isteksiz hale geliyorlar. (çok sorunlu evlilikler çocuk olunca düzelir mantığı da kesinlikle yanlış. Karakteri bozuk bir insanın davranışlarını her zaman çocuk düzeltemiyor maalesef.)

    Kadın ve koca hakkına ait iki değerli Hadis-i Şerifle konuyu noktalayayım.
    Resûlüllah (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem); “Hangi kadın, kocası kendisinden razı olarak vefat ederse, cennete girer.” Tirmizî, Rada :1081
    Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem); ‘Sizin hayırlı olanlarınız, hanımlarına iyi davrananlardır; Aranızda ailesine en iyi davranan benim. Tirmîzî, 3892
    Cahide Sultan

Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. 16. Meal_Okuması
    Konu Sahibi Aşk-ı Hicab Forum Kuran-ı Kerim meali
    Cevaplar: 88
    Son Mesaj: 21-01-2011, 00:17
  2. Melülleşen bir aşk-ı nazar, umutla koşar!
    Konu Sahibi Mustafa Cilasun Forum Kendi Şiirleriniz
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29-10-2010, 14:04
  3. schindlerin listesi
    Konu Sahibi hado77 Forum Dini sohbet
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-02-2010, 11:39
  4. Rasulullah Efendimiz'in (s.a.v) Vefatı
    Konu Sahibi odtulu.seyma Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 21-01-2009, 19:29

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •