Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 6 Toplam 7 Sayfadan BirinciBirinci ... 4567 SonuncuSonuncu
51 den 60´e kadar. Toplam 67 Sayfa bulundu

Konu: Ahir zamanda gelmesi beklenen kim olsa gerek ;

  1. #51
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 13.04.13
    Mesajlar: 1.424
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı en-sonebi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Tabi ki doğrusunu Allah C.C. bilir.
    Ancak bu soruya öncelikle şu soruyu sorarak başlamak lazım diye düşünüyorum.
    Ahir zaman dediğimiz zamanda mıyız?
    Bu soruya evet diyerek cevap vermeliyiz ki konuya devam edelim...Çünkü beklenti AHİR zamanda zuhur edecek bir şahıs.
    Zaten her insan için belli yaştan sonra kendi ahir zamanı başlamaktadır...Yani ömür sona gelmekte veya yaklaşmaktadır...
    Peki öyle ise yani ahir zamanda isek birini beklemeliyiz ...Tamam o zaman beklediğimiz şahıs kim olmalı. Her şeyden önce Allah Celle Celalehu tarafından gönderilen ve yetkili kılınan biri ...
    Kim olabilir ?
    Bana göre veya Kur'an da buyrulana göre bu şahıs bir Peygamber olmalı...
    Olmaz mı dediniz ?
    Tamam o zaman Peygamber düzeyinde bir...
    Tamam...
    Şimdi beklentide birde İsa A.S. var değil mi?
    Evet..Ama o bir Peygamber değilmi ?
    Evet...
    Neyse ..
    Şimdi Allah C.C. bir şahıs gönderecek ...Evet...
    Bu şahıs Peygamber olmayacak ...Evet..
    Hz İsa A.S. da önde olacak...
    Evet.
    Bana göre olmaz ama haydi oldu ...
    Niye olmaz?
    İsa A.S. Yaratılma bakımından Adem A.S. gibidir buyuruyor Kur'an-ı Kerimde Allah C.C. da ondan...
    Haydi oldu...
    Tamam devam edelim...
    Beklenen geldi ve İsa A.S. la buluştu...Evet..
    Ahir zamanın sonu ...
    Evet...
    Ne buyuracak...
    Kur'an-ı Kerimde buyurulanı...
    Tamam...
    O zaman zaten Allah C.C. nun kelamı ortada var okumak lazım anlamak lazım ve uygulamak lazım ki kurtuluşa erelim...
    Evet...
    Tamam ...Şimdi küçücük aklımla düşünüyorum...Hızır A.S. gibi biri zuhur edecek...Allah C.C. tarafından tam yetkili ...İsa A.S. la birlikte insanlığı İslama taşıyacak...
    Tamam ....
    Kim?
    Bilmem ...
    Nasıl tanıyacağız..?
    Bilmem...
    Nerede?
    Bilmem...

    Tamam zaten zuhur edince Allah C.C. açıkca bu beklediğiniz kişi diye buyuracak...Melekler destekleyecek...Tüm sözleri KUN a sahip olacak...
    Tamam...
    Peki Allah C.C. ben size tanıtacağım demiş mi?...
    Tamam..
    Bir sürü kişi benim diyor...
    Desin sana ne ..Yani..?
    Desin arkadaşım sen Kur'an-ı Kerime sarıl...
    Allah C.C. na teslim ol işine bak ...
    Neyse konu bir gelişsin bakalım...Haydi hayırlısı...
    Güncellemek istedim...

  2. #52
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 13.04.13
    Mesajlar: 1.424
    Teşekkür ve Beğeni

    Arkadaşlar aşağıda yazılı sorulara cevap arıyorsanız araştırmanıza yardımı olsun diye aktarıyorum...;
    Sorular bana ait olup aldığım cevaplar yorum yapılmadan aynen yazılmıştır...( D.İ.B. 'dan cevaplar alınmıştır...)



    Soru 1 : Hatemul embiya ne demektir?
    Soru 2 : 124000 Peygamber A.S. sayısı tamamlandı mı ? Tamamlandı ise en son ne zaman tamamlandı ?
    Soru 3 : Hızır A.S. kimdir ? Hızır A.S. lar halen var mıdır ?
    Soru 4 : İsa A.S. dünyaya dönecek ise Peygamber olarak dönmeyecek mi ? Hatemul enbiya konusunda İsa A.S. nerede yer alıyor ?
    Soru 5 : Niçin Mehdi gelsin ? Gelecek biri gelecekse eğer neden Hızır A.S. olmasın ?



    Cevap:

    1- Hatemü'l-Enbiya, peygamberlerin sonuncusu demektir.

    2- İlk Peygamber Hz. Adem’den son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)’e kadar pek çok Peygamber gelip geçmiştir.
    Hz. Muhammed ise miladi 632 yılında vefat etmiştir.
    Gönderilen Peygamberlerin sayısı konusunda Kuran’da herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
    Bir hadiste Peygamberlerin sayısının 124. 000 olduğu, bunlardan 315 ’ini resullerin teşkil ettiği haber verilmektedir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 266).
    Fakat bir ayette “Andolsun, senden önce de Peygamberler gönderdik. Onlardan sana kıssalarını anlattığımız kimseler de var. Sana kıssalarını bildirmediğimiz kimseler de var.” (Mü’min, 40/78) buyrulması göz önünde bulundurulursa Peygamberlerin sayısı ile ilgili bir rakam belirlemeksizin Hz. Adem’den Hz. Muhammed (s.a.s.)’e kadar gönderilmiş olan Peygamberlerin hepsine inandım, hepsinin hak ve gerçek olduklarını kabul ettim, demek daha uygundur.

    3- İnsanlar arasında Hızır kıssası olarak anılan kıssada geçen ve Hz. Musa’ya ledünni ilim (gayb ilmi) hakkında bilgi veren şahsın kimliğine dair Kur’an’da bilgi verilmemiş olup, sadece Kehf süresi 65. ayette “kullarımızdan biri” şeklinde geçmektedir.
    Ancak müfessirlerin çoğunluğu bu şahsın Hızır aleyhisselam olduğu görüşündedir (bk. Razi, XXI, 149; Şevkani, III, 336). Hızır’ın ledünni ilme sahip olduğu şüphesiz olmakla birlikte, peygamber olup olmadığı kesin olarak bilinmemektedir.
    Bu kıssadaki olayları, Hz. Musa’nın Hızır’a tabi olmasını, ondan ilim almasını ve kıssada geçen bazı ayetleri, özellikle 82. ayetteki, “Ben bunu kendiliğimden yapmadım” ifadesini nazarı itibara alarak Hızır’ın peygamber olduğunu iddia eden alimler çoğunluktadır.
    Diğerleri ise onun peygamber değil veli olduğunu kabul ederler (Razi, XXI, 148).
    Hızır aleyhisselamın ab-ı hayat içtiği için kıyamete kadar yaşayacağını söyleyenlere karşı müfessirlerin çoğunluğu, “Senden önce de hiçbir beşere ebedilik vermedik” (Enbiya 21/34) mealindeki ayete ve diğer akli ve nakli delillere dayanarak onun öldüğünü söylemişlerdir (Elmalılı, V, 3260).
    Hızır’ın maddi alemde değil misal aleminde bulunduğunu söyleyenler de vardır (bk. Tehanevi, I, 415). Öte yandan halk arasında Hızır ile ilgili bir çok efsane vardır. Ancak bu efsanelerdeki şahsiyet, Kur’an’daki Hızır’dan ziyade halk inançlarındaki Hızır’a benzemektedir. Ayrıca bu hikayelerdekinin aksine, gerek Kur’an’da gerekse sahih hadislerde Hızır’ın ölümsüzlüğe mazhar olduğuna dair en küçük bir işaret yoktur (geniş bilgi için bk. İlyas Çelebi Süleyman Uludağ, “Hızır”, DİA, XVII, 406-411).

    4- Hz. İsa'nın ölümü ve kıyametin kopmasından önce kıyametin bir alameti olarak tekrar dünyaya gelişi genellikle "nüzul-i İsa "(nüzul-i Mesih) adı altında alimler arasında tartışılmıştır. Hz. İsa'nın kıyamet alametleri kapsamında tekrar yer yüzüne döneceğini ifade eden anlayış tartışmalı bir husustur. Kur'an-ı Kerim'de, Yüce Allah'ın Hz. İsa'yı Yahudilerden koruduğu, öldürülmesine imkan vermediği, ayrıca mahiyeti anlaşılmayan bir şekilde, Allahu Teala'nın katına yükseltildiği ifade edilmektedir. Konuyla ilgili ayetlerde şöyle buyurulmaktadır: "Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve 'Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük' demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Fakat zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler" (Nisa, 4/156-157). "Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir" (Nisa, 4/158). "Hani Allah şöyle buyurmuştu: 'Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim'." (Ali İmran 3/55 ) İslam bilginleri, bu ayetler ile Hz. Peygamber (s.a.v.)'den nakledilen haberlere dayanarak farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bir kısım bilginler Allahu Teala'nın Hz. İsa'yı cismiyle ve ruhuyla kendisine yükselttiği görüşünü benimsemişlerdir. Bazı alimlere göre ise Hz. İsa vefat etmiştir. Allahu Teala, nebilerin sıddıkların ruhunu yükselttiği gibi onun ruhunu da yükseltmiştir. Tefsir ve akaid kaynaklarında Hz. İsa'nın kıyamete yakın bir zamanda dünyaya ineceği ve onun sayesinde Hıristiyanlık teslis akidesinin (Allah-Ruhu'l-Kudüs-İsa ), İslam'ın tevhid akidesine dönüşeceği ifade edilmekle birlikte, bu görüş sadece Hz. Peygamber (s.a.v.)'e atfedilen haberlerde yer almaktadır. Özellikle son devir İslam alimlerinin bir kısmı, Kur'an-ı Kerim'de açıkça yer almamış olması nedeniyle Hz. İsa'nın yeryüzüne inişi hadisesine olumlu bakmamakta, ilgili hadisleri delil olarak kabul etmemektedir. Müslümanların vazifesi de ıslahat için Hz. İsa'yı beklemek değildir; kötülüğü engellemek, iyilik ve güzellikleri yaymak, yaşamak ve yaşatmak için ellerinden geleni yapmak, canla başla çalışmaktır. Allah müminlerden, ıslahatçıyı bekleyip beklemediklerini değil, bunun için kendilerinin ne yaptıklarını soracaktır. Bu konularda daha geniş bilgi için, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'nin "İsa" ( XXII, 465-474) maddesine bakabilirsiniz.

    5- Mehdi kelimesi sözlükte “hidayete ermiş” kimse demektir. Istılahta ise dünyada fesat ve bozgunculuğun hüküm sürdüğü esnada ortaya çıkıp insanları hidayete erdireceğine inanılan kimse anlamına gelir. Kur’an-ı Kerim’de mehdilik kavramıyla ilgili her hangi bir ayet bulunmamaktadır. İki temel hadis kaynaklarından Buhari ve Müslim’in Sahih’lerinde de yine açık bir rivayetle karşılaşılmamaktadır. Bu bakımdan yaygın İslami anlayışa mensup kelam alimlerinin eserlerinde mehdilik ile ilgili açıklamalardan söz edilmemektedir. Ancak Tirmizi, İbn Mace ve Ebu Davud’un Sünen’leri ile Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde Mehdi’nin geleceği, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in soyundan olacağı, adının Peygamber’in adı ile aynı olacağı ile bazı fizik özelliklerine dair çeşitli rivayetler bulunmaktadır. İslam alimleri özellikle Selefi alimler bu hadisleri sahih kabul ederken diğer bazı alimler bunları zayıf yahut tartışmaya açık bulmuşlardır. Bu sebeple konu Ehl-i sünnette bir inanç esası olarak ele alınmamıştır. Diğer taraftan Şia mehdiliği “imamet” inancının bir parçası olarak ele almış, On İkinci İmamın beklenen Mehdi (mehdi el-muntazar) olduğuna inanmıştır (Konuyla ilgili olarak geniş bilgi için, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’nin “Mehdi” (XXVIII, 369–374) ve “Mehdilik” (XXVIII, 384–386) maddelerine bakılabilir).

  3. #53
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 13.04.13
    Mesajlar: 1.424
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı en-sonebi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Arkadaşlar aşağıda yazılı sorulara cevap arıyorsanız araştırmanıza yardımı olsun diye aktarıyorum...;
    Sorular bana ait olup aldığım cevaplar yorum yapılmadan aynen yazılmıştır...( D.İ.B. 'dan cevaplar alınmıştır...)



    Soru 1 : Hatemul embiya ne demektir?
    Soru 2 : 124000 Peygamber A.S. sayısı tamamlandı mı ? Tamamlandı ise en son ne zaman tamamlandı ?
    Soru 3 : Hızır A.S. kimdir ? Hızır A.S. lar halen var mıdır ?
    Soru 4 : İsa A.S. dünyaya dönecek ise Peygamber olarak dönmeyecek mi ? Hatemul enbiya konusunda İsa A.S. nerede yer alıyor ?
    Soru 5 : Niçin Mehdi gelsin ? Gelecek biri gelecekse eğer neden Hızır A.S. olmasın ?



    Cevap:

    1- Hatemü'l-Enbiya, peygamberlerin sonuncusu demektir.

    2- İlk Peygamber Hz. Adem’den son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)’e kadar pek çok Peygamber gelip geçmiştir.
    Hz. Muhammed ise miladi 632 yılında vefat etmiştir.
    Gönderilen Peygamberlerin sayısı konusunda Kuran’da herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
    Bir hadiste Peygamberlerin sayısının 124. 000 olduğu, bunlardan 315 ’ini resullerin teşkil ettiği haber verilmektedir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 266).
    Fakat bir ayette “Andolsun, senden önce de Peygamberler gönderdik. Onlardan sana kıssalarını anlattığımız kimseler de var. Sana kıssalarını bildirmediğimiz kimseler de var.” (Mü’min, 40/78) buyrulması göz önünde bulundurulursa Peygamberlerin sayısı ile ilgili bir rakam belirlemeksizin Hz. Adem’den Hz. Muhammed (s.a.s.)’e kadar gönderilmiş olan Peygamberlerin hepsine inandım, hepsinin hak ve gerçek olduklarını kabul ettim, demek daha uygundur.

    3- İnsanlar arasında Hızır kıssası olarak anılan kıssada geçen ve Hz. Musa’ya ledünni ilim (gayb ilmi) hakkında bilgi veren şahsın kimliğine dair Kur’an’da bilgi verilmemiş olup, sadece Kehf süresi 65. ayette “kullarımızdan biri” şeklinde geçmektedir.
    Ancak müfessirlerin çoğunluğu bu şahsın Hızır aleyhisselam olduğu görüşündedir (bk. Razi, XXI, 149; Şevkani, III, 336). Hızır’ın ledünni ilme sahip olduğu şüphesiz olmakla birlikte, peygamber olup olmadığı kesin olarak bilinmemektedir.
    Bu kıssadaki olayları, Hz. Musa’nın Hızır’a tabi olmasını, ondan ilim almasını ve kıssada geçen bazı ayetleri, özellikle 82. ayetteki, “Ben bunu kendiliğimden yapmadım” ifadesini nazarı itibara alarak Hızır’ın peygamber olduğunu iddia eden alimler çoğunluktadır.
    Diğerleri ise onun peygamber değil veli olduğunu kabul ederler (Razi, XXI, 148).
    Hızır aleyhisselamın ab-ı hayat içtiği için kıyamete kadar yaşayacağını söyleyenlere karşı müfessirlerin çoğunluğu, “Senden önce de hiçbir beşere ebedilik vermedik” (Enbiya 21/34) mealindeki ayete ve diğer akli ve nakli delillere dayanarak onun öldüğünü söylemişlerdir (Elmalılı, V, 3260).
    Hızır’ın maddi alemde değil misal aleminde bulunduğunu söyleyenler de vardır (bk. Tehanevi, I, 415). Öte yandan halk arasında Hızır ile ilgili bir çok efsane vardır. Ancak bu efsanelerdeki şahsiyet, Kur’an’daki Hızır’dan ziyade halk inançlarındaki Hızır’a benzemektedir. Ayrıca bu hikayelerdekinin aksine, gerek Kur’an’da gerekse sahih hadislerde Hızır’ın ölümsüzlüğe mazhar olduğuna dair en küçük bir işaret yoktur (geniş bilgi için bk. İlyas Çelebi Süleyman Uludağ, “Hızır”, DİA, XVII, 406-411).

    4- Hz. İsa'nın ölümü ve kıyametin kopmasından önce kıyametin bir alameti olarak tekrar dünyaya gelişi genellikle "nüzul-i İsa "(nüzul-i Mesih) adı altında alimler arasında tartışılmıştır. Hz. İsa'nın kıyamet alametleri kapsamında tekrar yer yüzüne döneceğini ifade eden anlayış tartışmalı bir husustur. Kur'an-ı Kerim'de, Yüce Allah'ın Hz. İsa'yı Yahudilerden koruduğu, öldürülmesine imkan vermediği, ayrıca mahiyeti anlaşılmayan bir şekilde, Allahu Teala'nın katına yükseltildiği ifade edilmektedir. Konuyla ilgili ayetlerde şöyle buyurulmaktadır: "Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve 'Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük' demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Fakat zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler" (Nisa, 4/156-157). "Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir" (Nisa, 4/158). "Hani Allah şöyle buyurmuştu: 'Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim'." (Ali İmran 3/55 ) İslam bilginleri, bu ayetler ile Hz. Peygamber (s.a.v.)'den nakledilen haberlere dayanarak farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bir kısım bilginler Allahu Teala'nın Hz. İsa'yı cismiyle ve ruhuyla kendisine yükselttiği görüşünü benimsemişlerdir. Bazı alimlere göre ise Hz. İsa vefat etmiştir. Allahu Teala, nebilerin sıddıkların ruhunu yükselttiği gibi onun ruhunu da yükseltmiştir. Tefsir ve akaid kaynaklarında Hz. İsa'nın kıyamete yakın bir zamanda dünyaya ineceği ve onun sayesinde Hıristiyanlık teslis akidesinin (Allah-Ruhu'l-Kudüs-İsa ), İslam'ın tevhid akidesine dönüşeceği ifade edilmekle birlikte, bu görüş sadece Hz. Peygamber (s.a.v.)'e atfedilen haberlerde yer almaktadır. Özellikle son devir İslam alimlerinin bir kısmı, Kur'an-ı Kerim'de açıkça yer almamış olması nedeniyle Hz. İsa'nın yeryüzüne inişi hadisesine olumlu bakmamakta, ilgili hadisleri delil olarak kabul etmemektedir. Müslümanların vazifesi de ıslahat için Hz. İsa'yı beklemek değildir; kötülüğü engellemek, iyilik ve güzellikleri yaymak, yaşamak ve yaşatmak için ellerinden geleni yapmak, canla başla çalışmaktır. Allah müminlerden, ıslahatçıyı bekleyip beklemediklerini değil, bunun için kendilerinin ne yaptıklarını soracaktır. Bu konularda daha geniş bilgi için, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'nin "İsa" ( XXII, 465-474) maddesine bakabilirsiniz.

    5- Mehdi kelimesi sözlükte “hidayete ermiş” kimse demektir. Istılahta ise dünyada fesat ve bozgunculuğun hüküm sürdüğü esnada ortaya çıkıp insanları hidayete erdireceğine inanılan kimse anlamına gelir. Kur’an-ı Kerim’de mehdilik kavramıyla ilgili her hangi bir ayet bulunmamaktadır. İki temel hadis kaynaklarından Buhari ve Müslim’in Sahih’lerinde de yine açık bir rivayetle karşılaşılmamaktadır. Bu bakımdan yaygın İslami anlayışa mensup kelam alimlerinin eserlerinde mehdilik ile ilgili açıklamalardan söz edilmemektedir. Ancak Tirmizi, İbn Mace ve Ebu Davud’un Sünen’leri ile Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde Mehdi’nin geleceği, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in soyundan olacağı, adının Peygamber’in adı ile aynı olacağı ile bazı fizik özelliklerine dair çeşitli rivayetler bulunmaktadır. İslam alimleri özellikle Selefi alimler bu hadisleri sahih kabul ederken diğer bazı alimler bunları zayıf yahut tartışmaya açık bulmuşlardır. Bu sebeple konu Ehl-i sünnette bir inanç esası olarak ele alınmamıştır. Diğer taraftan Şia mehdiliği “imamet” inancının bir parçası olarak ele almış, On İkinci İmamın beklenen Mehdi (mehdi el-muntazar) olduğuna inanmıştır (Konuyla ilgili olarak geniş bilgi için, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’nin “Mehdi” (XXVIII, 369–374) ve “Mehdilik” (XXVIII, 384–386) maddelerine bakılabilir).
    Güncellensin istedim... faydalı olur inşallah...

  4. #54
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 13.04.13
    Mesajlar: 1.424
    Teşekkür ve Beğeni

    Arkadaşlar D.İ.B. lığına yazdığım ikinci soru ve cevabı aşağıdadır...bilgi için sunmak istedim...




    Soru:
    Ankebut suresinde sağ elinle yazmıyordun buyurulması...Muhammed Mustafa A.S.ın Ümmiliğinin okuma yazma bilmediği değilde ...Kuran-ı Kerimi sen bilmiyordun ve sağ elinle yazmıyordun manasına gelmektedir diye düşünüyorum ...
    Sorum budur...Muhammed Mustafa A.S. Efendimiz Okuma yazma biliyordu ... Ümmiliği Kuran-ı Kerimi bilmiyordu ...Allah C.C. buyurdu ve o anda öğrendi...Doğrumu dur acaba ?


    Cevap:
    Güvenilir kaynaklar Hz. Muhammed (s.a.s.)’in okuma yazma bilmediği, yani “ümmi” olduğu konusunda ittifak ederler. Onun yetiştiği dönemde Mekke’de okul yoktu. Az sayıda kimse, buraya dışarıdan gelen okur-yazar kişilerden ve bu kişilerin okuttuğu kimselerden kendi gayretleriyle okuma-yazma öğrenmişlerse de Hz. Muhammed (s.a.s.) okuma-yazma öğrenmedi. Şüphesiz ileride kendisine verilecek Peygamberlik görevi de ilahi hikmet gereği onun okur-yazar olmamasını gerekli kılıyordu. Hira mağarasında kendisine ilk vahiy getiren melek ona “oku” dediğinde “Ben okuma bilmem” demiştir. Halbuki onun, Peygamberlik yıllarında okumaya-yazmaya son derece önem verdiği ve sahabeyi buna teşvik ettiği bilinmektedir. Ona ilk gelen vahiy “oku” idi. Kendisine gelen vahiyleri ezberlediği gibi aynı zamanda katiplerine yazdırıyordu. Şayet Peygamberlikten önce okur-yazar olsaydı, kitap okusaydı ve bir şeyler yazmış olsaydı, Peygamberlikten sonra karşıtları, O’nun, kutsal kitapları, geçmişte yaşamış milletlerin tarihini okuyarak elde ettiği bilgileri tebliğ diye sunduğunu iddia edebilirlerdi. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ümmi olmasının başlıca hikmeti Kur’an-ı Kerim’de şöyle belirtilmektedir: “Sen bundan önce ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, batıla uyanlar kuşku duyarlardı.” (Ankebut Suresi 48) Onun okur-yazar olmayışı, kendisine indirilen vahiyle, diğer fikirlerin birbirine karışması ihtimalini de ortadan kaldırmıştır.




    Ayrıca şu soruyu cevap olarak ilettim eğer netice oluşursa burada paylaşacağım...Selamlar....


    Cevaplar için teşekkür ederim.Efendim ancak ben halen rahatlamadım...Muhammed Mustafa A.S. Okuyamıyorum derken...Allah C.C. nun OKU emri ile emrettiğini okuyamıyorum manasınadır...Örneğin...bazı gözlükler vardır okunmayan özel yazıları ve resimleri görmek için... O gözlüğü takınca okursunuz...lütfen gözlükçülere sorun ve görünüz...İşte Allah C.C. na OKUYAMIYORUM arzı ...okuyamadığı içindir...Allah C.C. kendilerine OKUMA gözlüğü armağan etmiş ve okuyabilmiştir..acizane böyle düşünüyorum...Ayrıca efendim kişisel olarak...öğrenme ve araştırma fırtınasına meraklı biriyim...kırdı isem özür dilerim...selamlar...



    Arkadaşlar DİB lığının Cevapları bu gün için en muteber cevaplardır...sakın bizi onları eleştiriyor ..cephe almış gibi düşünce ile sorgulamayın...Biz konu tartışılsın...şüphe kalmasın...istiyoruz...Çünkü...Kur'an-ı Kerim gerçek ve haktır...şüphe kabul etmez... acaba varsa sorup öğrenip kendimizi düzeltmemiz lazım...

  5. #55
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 13.04.13
    Mesajlar: 1.424
    Teşekkür ve Beğeni

    Ayrıca arkadaşlar..ALAK suresi...Kalem suresi ve Ankebut suresi ...Bir meyanda birliktelik taşımaktadır...Biz Alemlerin SULTANI ...Efendimiz Muhammed Mustafa A.S. 'ın İNSAN ların sultanı olduğu ve üstün ilim ve bilgi ile donatıldığı yöndedir...Bu bilgimizi Gençliğinde TİCARET ile uğraşması ispatlıyor diye düşünüyorum...
    Tabi ki Allah C.C. Okuma yazma bilmeyen birini isterse ALİM ve SULTAN kılar...şüphemiz yok ancak acaba mıza cevap arıyor en doğru cevabı bulmak istiyoruz...
    Selamlarımla..

  6. #56
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 13.04.13
    Mesajlar: 1.424
    Teşekkür ve Beğeni

    Tabi ki söyleyemediğimiz bilgilerde var...Örneğin...VahdediVucud...Mevlena olma... Süleyman olma..Pehlivan olma...Ümmed olma...gibi konularda bu konu ile alakalıdır...

  7. #57
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 30.12.09
    Yer: giresun,mersin,ankara
    Mesajlar: 2.177
    Teşekkür ve Beğeni

    teşekkürler...

  8. #58
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 13.04.13
    Mesajlar: 1.424
    Teşekkür ve Beğeni

    Rabbimiz C.C. size iyilik ve güzellik nasip etsin inşallah...

    Hediye duayı okurken ilave dua okumayın o yeterli yoksa şüphe oluşur...Sabit durun...İHLAS yolunda ki...Allah C.C. nun Kur'an-ı Kerimdeki emri oluşsun...
    İlave dua ederseniz iptilaya girersiniz...

  9. #59
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 13.04.13
    Mesajlar: 1.424
    Teşekkür ve Beğeni

    94- İNŞİRÂH SÛRESİ

    Bismillâhirrahmânirrahîm.
    1. (Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
    2,3. Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?
    4. Senin şânını yükseltmedik mi?
    5. Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
    6. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
    7. Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.
    8. Ancak Rabbine yönel ve yalvar.

    Bu dua SABIR et manasınadır....

    Hediye duadan sonra okursanız sınava devam isterim dersiniz...

  10. #60
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 13.04.13
    Mesajlar: 1.424
    Teşekkür ve Beğeni

    Duanız şu olmalı...
    Rabbim Celle Celalehu...İyilik ve güzellik ver dünya ve ahirette...Nardan koru...İnşallah...Amin...

Sayfa 6 Toplam 7 Sayfadan BirinciBirinci ... 4567 SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Burası Forum
    Konu Sahibi Azerbaycan_li Forum Görüş- Öneri- İstek
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 14-07-2011, 16:29
  2. İshak Danış OkTakipli Türkce Mealli Hatim MP4 MP3
    Konu Sahibi cihad2 Forum Kuran-ı Kerim
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 01-04-2011, 17:24
  3. Selamun Aleyküm Canlar
    Konu Sahibi filoozoof Forum Tanışma Köşesi
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 02-10-2010, 13:42
  4. Bediüzzaman’ın sözlerini anlamak için risaleler yeterlidir
    Konu Sahibi Gülüşü Yaralı Forum Risale-i Nur
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-04-2009, 18:33
  5. Çeçen Milli Marşı (dinleyin...)
    Konu Sahibi Im_muslim Forum İlahiler ve Ezgiler
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 22-06-2008, 17:54

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •