Türkiye’nin etrafında adeta bir kuşatma harekatı gerçekleştirmeye çalışıyorlar. İçeride ve dışarıda türlü taktiklerle toplumun kafasını karıştırmaya, fikirleri zayıflatmaya, adeta bizleri, kendi benliğimizden utandırmaya gayret ediyorlar. Özgüvenimizi ve direncimizi kırmaya çalışıyorlar. Tam bir Psikolojik Savaş Taktiği! Tutarsa, o zaman bizi sahada da yenmek kolay, askeri olarak da. Yeter ki bir kerre bu millete Yenilmişlik ve Teslimiyetçi ruh halini ve ezilmişliği kabul ettirsinler.

İşte, biz de asla bunu kabul etmeyeceğiz burada dur diyeceğiz...!

Dikkat edin, Rumlar hamle üstüne hamle yaparak Türkiye’yi bunaltmaya çalışıyor. Hemen hatırlanmalı ki yine aynı Yunanistan’ın dış işleri bakanı Melina Merkürü, Kurtarılacak Topraklar Haritalarını yayınlayarak Trabzon yöresini Pontus olarak ilan etmiş ve hedef göstermişti.

Ermeniler atakta: İçte, dışta, Amerika’da, Avrupa’da… Ve sonra da hiç yüzleri kızarmadan “önşartsız masaya oturmaya” hazırız gibisinden laflar ediyorlar. Sanki hala Azerbaycan’ın yüzde 21’ni işgal eden onlar değilmiş, sanki bizin Doğu vilayetlerimizi talep eden madde kendi anayasalarında yokmuş gibi. Sanki Bakü’de, Hocalı’da, Erzurum, Kars, Adana, Mersin ve birçok yerlerde kitle katliamı yapan Ermeniler değilmiş gibi. Sanki yıllarca Türk diplomatlarını öldürüp, “Türkiye’yi öldürüyoruz” diye çığlık atan Ermeniler değilmiş gibi. Amerika ve Avrupa’daki Diasporayı kullanarak Türkiye’ye baskı yapan kendileri değilmiş gibi… Sanki Avrupa Parlamentosu’nu kullanan kendileri değilmiş gibi şimdi “önşartsız görüşmeye hazırız” diyorlar. Bu kadar oyun ve şov olmaz.

Bizim gerçekleri görüp, bu oluşturulan duman dalgasının ardındaki oyunları fark etmemizin zamanı çoktan gelmiş bulunmaktadır.

Kuzey Irak idaresi birden sertleşti, kabalaştı ve hayli talepkar oldu. Eski ilişkilerin üstüne birer bardak soğuk su içip, olaya abartılı bir yaklaşım sergilemeye başladılar. Bu arada her ne hikmetse Ermeni şablonlu PKK olayları da Doğu ve Güney Doğu illerimizi ve tüm Türkiye’yi sarsmaya devam ediyor. Adam öldüre, öldüre, herhalde Türk hükümetini barışa ve şartlarını kabule zorlayacaklarını umuyorlar. Unutmayalım, Ermeni, PKK işbirliği hala devam ediyor. Son şehitlerimizi layıkı ile tanıma bile gerçekleştiremedik çünkü şartlanmış toplum avaz, avaz, “biz hepimiz bilmem neyiz” diye bağırmakla meşguldü. Acaba bu kadar psikolojik şaşkınlık olabilir mi? Bütün bunlar bir kabus mu? Yoksa toplumun bir kısmı hipnotize mi olmuş durumda? Doğru ve berrak düşünemez hale mi geldiler?

Irak sınırında yasaklar, Bulgar ve Romanya sınırında kısıtlama ve vizeler, geciktirmeler. Tam o sırada AB de 8 fasıl’ın askıya alınışı, AB’nin “ille de Kıbrıs işini halledin” diye dayatması. Hepsi tesadüf değil mi? Biz bu taktikleri ve tutumları daha önce hiç görmedik değil mi? Karşımıza tüm benzer oyunlardan sonra Sevr’i dayadıklarını unuttuk değil mi?

Hayır, hiç birini unutmadık. Hiç birine de kanmıyoruz. Tüm taktik ve oyunların farkındayız. Tüm bağlantıları da daha net görmeye başladık. Bir haberim var: Hala bunları görmediğini iddia eden varsa, hala AB ve ABD’ye şirin görüneceğim diye çeşitli izahlara yeltenen varsa, onlar sadece kendilerini kandırıyorlar ve sadece kendilerinin geleceğini garantiye almak istiyorlar, yoksa milleti ve vatanı falan düşünmüyorlar. İşte ilaveten, bizler bunların da farkındayız.

Artık dik durmanın, Bir Türk gibi güçlü olmanın ve berrak düşünmenin zamanı gelmiştir. Ezik ruh halinden ve adeta “azınlık” psikolojisinden kurtulmamız gerekmektedir. Kısacası, artık hepimiz için toparlanma zamanı gelmiş bulunmaktadır.

ALINTI: YAZAN OYA AKGÖNENÇ
DIŞ POLİTİKA UZMANI