Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 29 Sayfa bulundu

Konu: Eskiden kadın olmak daha kolaydı.

  1. #1
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.08.12
    Mesajlar: 868
    Teşekkür ve Beğeni

    Eskiden kadın olmak daha kolaydı.

    Kadinlar sadece evde olur, yemek yapar, cocuk bakarlardi.

    Sadece esinin geliri dusukse kadin calisirdi ve calisan kadina acinirdi.
    Kadin calisiyorsa, evine bakamayacagi dusunulurdu,
    zaten kadin bekarken calisiyor idiyse bile evlenince evinin kadini olurdu.
    90'li yillara gelindiginde kadin sadece evde olmak istemedi, artik
    calismak ekonomik olarak ozgurlesmek istiyordu.

    Once universite okumaya ,sonra calismaya basladi. Bu kadinin hosuna gitmisti.

    Calisiyor, istedigi gibi harciyor, geziyordu.

    Artik calisan kadin evli olmak degil bekar olup gununu gun etmek istiyordu.

    Yasasin ozgurluk...

    Calisan kadin artik iskolik olmustu, calisiyor ve yuksekliyordu.
    Zirveye ulasmisti. Bircok sirkette once orta kademe, sonra ust kademe yonetici kadin oldu.

    Doksanlarin sonuna gelindiginde sirketler yalniz ve iskolik 30lu yaslarinda kadinlarla doluydu..

    Bu calisan kadina yetmedi, citayi biraz daha yukseltti.

    Artik hem evli ve hem de basarili calisan kadin olmaliydi.

    Calisan kadin etrafina bakindi. Basarili, parali koca adaylari gozden gecirildi.

    Adaylardan kel, sisman ve kisa boylu olanlar hemen elendi.

    Ince ruhlu, saraptan anlayan, 14 Subat'ta muthis surprizler
    yapabilen, kimsenin bilmedigi yerlerde basbasa tatillere goturen, yasamayi
    seven ve bol bol espiri yapanlar hemen kapisildi.

    Yurt disindan gelinlikler getirtildi. Otellerde muhtesem dugunler yapilip, Maldivler'e ya da Bali'ye balayina gidildi.

    Balayindan sonra calisan kadin hizla is basi yapti.

    Gunduzleri toplantidan toplantiya kostururken artik aksam yemegini de dusunmeye baslamisti.

    Aksam ne yenmeli, nereye gidilmeli, esinin gomlekleri, pantolanlari utulu mu, kiyafetleri kuru temizlemeciye
    gitti mi geldi mi, marketten alinacaklarin listesini cikar, is cikisi git al, eve gel, aksam yemegini hazirla....

    Calisan kadin artik mutluydu. Gece yatagi sicacikti.
    Uzulunce derdini paylasan, hastalaninca ona bakan, aglayinca destek
    olacak bir omuza, goz yaslarini silecek sevkatli ellere sahipti. 15 saat
    kosturmak kadina viz geliyordu. Etraf bu sekilde kosusturan, ev ile is
    arasi cift vardiya calisan Kadinla doluydu.

    Zaman geciyordu. Calisan kadin 35 ine yaklasiyordu.
    Biyolojik saati "be bek, be - bek" diye uyari vermeye basladi.

    Evet calisan kadin hemen cigliklar atmaya basladi "Bebek de yaparim kariyer de " diye...
    Calisan kadinlar hemen sosyetik kadin dogumcularin randevularini doldurdular.

    Calisan kadinlar ajandalarina ve islerinin temposuna
    uygun zamani secip hemen mikroenjeksiyonla bebek yapmaya basladilar.

    1-2 ay sonra guzel haberler sirayla gelmeye basladi,calisan kadinlar hamileydiler.

    Calisan kadin hem hamile, hem guzel olmak istedi.
    Hemen diyetisyenlere kosulup, ozel hamile diyetleri alindi, bol bol
    kivi yenmeye baslandi. Eskisi gibi tatli, tursu, borek, erik aserilmiyor,
    karpuz, kivi ve mango isteniyordu gecenin bir yarisi eslerden.

    Calisan kadin cocugunu eski usul buyutmeyecekti. Hemen onlarca
    hamilelik, bebek buyutme kitaplari alindi, bir cok internet
    sitesine uye olundu, Yoga ve anne-baba kurslarina yazilindi.

    Calisan hamile kadin artik gun gun takip ediyordu bebeginin gelisimini.
    Bugun 43. gun, bebegim uzum tanesi gibi... 59. gun, parmaklari olustu... 89.
    gun, bugun ilk defa hickirdi... 210 uncu gunden sonra artik bebegin
    matematik zekasinin artmasi icin Mozart dinletilecek.
    .. Sonunda mutlu gun geldi.

    Calisan kadin artik anneydi. 3-4 aylik izinden
    sonra calisan kadin oldurucu diyetlerle zayiflayarak incecik bir sekilde isbasi yapmisti.

    Artik basarili bir yonetici, iyi bir es ve anne olarak 24 saat calisiyordu.
    Bebek buyudukce, sosyallesmesi icin calisan kadin cumartesilerini
    cocuguna ayirdi. Artik tum anneler topluca etkinliklere katilmaya
    basladilar. Yas gunu partileri, tiyatrolar,piyano dersleri, basketbol,
    tenis ve yuzmekurslarinin biri bitiyor, digeri basliyordu.

    Calisan kadina bu da yetmedi. Artik hem calisiyor, hem
    iyi bir es olmaya gayret ediyor ve hem de annelik yapiyordu. Calisan
    kadin citayi birkez daha yukseltti.
    O artik evinde katkisiz, saglikli ekmekler, receller yapmali,
    organik gidalarla, vitamini bol sebze yemekleri hazirlamali,
    cocuguna ve esine ozel gunlerde pastalar yapabilmeli, bu pastalari cok guzel susleyebilmeliydi.
    Butun calisan kadinlar yemek yapma kurslarina kosmaya basladilar.

    Evlerine ekmek yapma makinalari aldilar,
    toplanti aralarinda bir birlerine yemek tarifleri vermeye
    basladilar, "Dun nefis bir cavdarli ekmek yaptim, istersen tarifini
    vereyim" "Ben de hafta sonu harika bir pasta yaptim. Evdekiler bayildi. Bir
    aksam gelin de size de yapayim" Bakalim calisan kadin bundan sonra citasini nereye yukseltecek?

    Gelelim erkege...
    Bu surec icerisinde calisan erkek ise citasini hic yukseltmedi.

    80 lerde, 90 larda ve 2000 lerde hep TV izliyor,içecek iciyor ve maca gidiyordu...

  2. #2
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 23.08.12
    Mesajlar: 108
    Teşekkür ve Beğeni

    şimdi kadın olmak daha zor. hakkıyla örtünen namaz kılan farzlarını yerine getiren kadın olmak daha zor oldu. hayırlısı olsun hakkımızda

  3. #3
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 15.08.12
    Mesajlar: 868
    Teşekkür ve Beğeni

    Evet şimdi olmayan sorumlulukları da yüklendik özgürlük adına.
    Artık evimize iki maaş giriyor da geçimimiz daha mı iyi sanki. Ne kadar çok gelirin varsa o kadar çok giderin var.. Hatta biliyomusun israf var. Nasıl olsa kazanıyoruz alabiliyoruz diye fazladan kıyafetler alıyoruz. Gardrobumuz ağzına kadar dolu ama yine de giyecek ihtiyacımız bitmiyor. çalışıyoruz özgürüz diyoruz aslında özgür değiliz. Namazlarımız işyerinde koştura koştura kılıyoruz. Boş vakit bulsak dinleneceğiz. Akşam eve geliyoruz eşlerimiz sen de çalışıyorsun deyip de yemek temizlik görevlerimizi ne kadar hafifletebiliyorlar ki. Nerede pratik yemek varsa onu yapmaya çalışıyoruz.. Evimizi gelişi güzel toparlıyoruz. Hergün işe gidiyoruz diye yarın ne giyeceğim telaşına düşüyoruz. Bebek oluyor bakıcı bulmaya çalışıyoruz. Işe giderken kolaylık olsun diye bir araba da şahsımıza alıyoruz. Onun yakıt parasını ödüyoruz.. Hastalandığımızda müdürümüzden izin alabilmek için kırk takla atıyoruz. Ve sonuçta günler böyle geçerken biz ibadetlerimiz için gereğince zaman bulamıyoruz.. Evet bu zamanda kadın olmak çok zor.

  4. #4
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 23.09.10
    Yer: Erzurum
    Mesajlar: 599
    Teşekkür ve Beğeni

    Kadın olmak her daim zordu. Ve bizim annelerimiz , kardeşlerimiz her daim zorlandılar , ezildiler. Ancak her zaman dik durdular. Dik durmak yine hanımlarımızın elinde. Onlar inşallah kıyamete kadar. Dik duracaklar , zulümlere karşı duracaklardır.

  5. #5
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 20.03.13
    Mesajlar: 91
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı mehtap58´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Evet şimdi olmayan sorumlulukları da yüklendik özgürlük adına.
    Artık evimize iki maaş giriyor da geçimimiz daha mı iyi sanki. Ne kadar çok gelirin varsa o kadar çok giderin var.. Hatta biliyomusun israf var. Nasıl olsa kazanıyoruz alabiliyoruz diye fazladan kıyafetler alıyoruz. Gardrobumuz ağzına kadar dolu ama yine de giyecek ihtiyacımız bitmiyor. çalışıyoruz özgürüz diyoruz aslında özgür değiliz. Namazlarımız işyerinde koştura koştura kılıyoruz. Boş vakit bulsak dinleneceğiz. Akşam eve geliyoruz eşlerimiz sen de çalışıyorsun deyip de yemek temizlik görevlerimizi ne kadar hafifletebiliyorlar ki. Nerede pratik yemek varsa onu yapmaya çalışıyoruz.. Evimizi gelişi güzel toparlıyoruz. Hergün işe gidiyoruz diye yarın ne giyeceğim telaşına düşüyoruz. Bebek oluyor bakıcı bulmaya çalışıyoruz. Işe giderken kolaylık olsun diye bir araba da şahsımıza alıyoruz. Onun yakıt parasını ödüyoruz.. Hastalandığımızda müdürümüzden izin alabilmek için kırk takla atıyoruz. Ve sonuçta günler böyle geçerken biz ibadetlerimiz için gereğince zaman bulamıyoruz.. Evet bu zamanda kadın olmak çok zor.
    Dediğiniz gibi,kadının çalışması belki eve fazladan her ay belki 1500 tl girmesi demektir ama
    bunun yanında da o evden çıkan manevi şeyler de oluyor

    bi erkek olara düşünürsem,eve geldiğim de elimdeki poşetleri alacak bi eşin olmayacak olması

    eve geldiğim de evi boş görücek olmam,
    işten gelmiş bir adama göserilecek o yakınlığı göremeyecek olmam benim için üzücü olurdu

    bu ilişki karı-koca ilişkisinden ziyade,ev arkadaşı ilişkisine benziyor bana göre

    ama herşeye rağmen günümüzde kızların çoğunun üniversiteleri bir şekilde bitirdiğini düşünürsek

    bu okunan yılların sonucunda işe girmek ile emeklerinin karşılığını almış olması gerekiyor bu kızın

    eşlerin ikisinin de çalışıyor olmasına mesafeli yaklaşsam da

    kesinlikle ve kesinlikle tekbaşına evin huzurunu kaçırmaya eşleri birbirinden soğutmaya gücü yeteceğini düşünmüyorum

    bana sorulsa ne kadar o kız okumuş emek vermiş olmuşsa olsun çalışmasını istemezdim

    ama şöyle bişey de var ki
    hemen hemen hiçbir anne baba kızını ilerde para kazanır duygusuyla okula yollamıyor
    sadece okusun niyetiyle gönderiyor okula

    herkes üniversiteye gidiyor bende gidiyim biraz da
    modaya uyuyor bir nevi

    sahi ilerde bu okuduğu okul sayesinde para kazanırım duygusuyla sınava hazırlanan bir bayan var mı aramızda

  6. #6
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 30.07.08
    Mesajlar: 1.720
    Teşekkür ve Beğeni

    ne güzel anlatılmış zamane kadınları.
    ev hanımları sadece evi ve çocuğuyla yorulurken çalışan zavallılar hayatı iki kat zorlayarak götürüyor.
    hergün rutin iş hayatında ne kadar ibadet edebilinir ki?
    ben de son 6 yıldır çalışıyorum.ilk çalıştığım yıl güneşi bile göremeden biten günleri yaşamanın acısıydı farkettiğim....
    özgürlük denilen bir nevi kölelik modern dünya insanının gerçeği.......
    herkesin bir borcu var.bankaların esareti altında büyük çoğunluk.

    beyler işinden evine gidip istirahat ederken bayanlar başka bir mesainin içinde boğuşuyor.

    bebeğimin bakıcısı mesai arkadaşımızın eşi.
    eşi ilk kez çalışmaya başladı.6 ayda arkadaşımızın saçlarının yarısı beyazladı.bir erkek olarak eşinin çalışması bile o derece etkilemiş.bir de biz çalışan bayanların halini düşünürsek......


    çalışmak adına yaşamadan,hissetmeden geçen bir ömür.......

  7. #7
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 27.09.12
    Mesajlar: 2.760
    Teşekkür ve Beğeni

    ne kolay gelir demi yada ne kadar avantajlı eşlerin çalışması..
    karı koca çalışıyorsunuz.. rahatınız yerinde..
    işte bu söze çok gülüyorum.. rahatımız yerinde.. çocuğum hafta sonları sabahları beni mutfakta görünce.. anne.. gitmiyormusun diye koşuyor.. kucağıma .. aa kahvaltı hazır değil beraber hazırlayalımmı..
    hazırlayalım.. telaşım olmasın.. ilgileneyim senle.. doya doya diyorum.. kucak kucağa oturalım
    kızımla hiç öğlen uykusu uyuyamadım ben..
    he halledilmesi gereken işlerim var çünkü ..
    hiç bir sabah kahvaltı yaparak çıkamadım evden çünkü kahvaltı için harcayacağım zamanda kızıma günlük yemek hazırlamak, evi temizlemek ve herşeyi düzene sokmak zorundayım.. en son kahvaltı hazırlayıp demliğe çayı atıp onlarla olamadığım sofraya bakıp çıkıyorum..
    yorgunluk beni yıpratmıyor aslında.. beni yıpratan sadece o sofrada olamamak..gün boyu işte kızım ne yaptı eşim ne yedi.. sırtı terledimi ilacını içtimi.. diye düşün dur.. akşamları tamam yemekle uğra,şmıyorum çoğu zaman sabahtan yaptığım için.. kızımla eşimle ilgileneyim diyorum ama herkes akşamın yorgunluğunda .. onlar uyuduktan sonra .. yine bir telaş ütü yıkanacak çamaşırlar.. bulaşıkların boşaltılıp tekrar makinaya doldurulması.. ortalığın toplanması.. ve bazen yatağı gördüğümde ağlayacak gibi oluyorum.. yinede şükür diyorum sağlıklıyım yetişiyorum.. huzurum var evimde.. kimseye muhtaç değiliz..


    amaaaaaaaaa
    özgürleşmeyi.. ekonomik olarak kimseye muhtaç olmamayı düşlerken onun için çalışırken.. bunları düşünmüşmüydüm diyorum.. ve bana özenen ev hanımlarına şaşırıyorum.. evladını sıcakcık yatağında bırakıp gitmek ne demek.. eşine yetişememek ne demek biliyorlarmı acaba...

  8. #8
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.835
    Teşekkür ve Beğeni

    gece-gündüz vardiyalı çalışan bir eşin çalışan zavallı karısıyım....3,5 yaşındaki oğlumun sadece bayramlarda iki gün kucağımda süs gibi gezdirdiği annesiyim....eşimin birbirmizi görmeden de sevdiği 6 yıllık eşiyim....
    BU DURUMDA YAŞASIN ÖZGÜRLÜK mü demeliyim acaba bilemiyorum..evladım daha annesi neye kızar neyi sever onu bile bilmiyor ki bende aynı şekilde çocuğumun sabahları kaçta kalktığını öğle uykusuna nasıl yattğını ve gün içinde arkadaşlarıyla nasıl eğlnediğini görmüyorum....
    daha ne diyebilirim ki...............

  9. #9
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 27.09.12
    Mesajlar: 2.760
    Teşekkür ve Beğeni

    ah emriyem... gözlerim doldu.. ne güzel anlatmışsın.. hep çocuğumu en azından iki yıl kendim büyütmeliyim derdim.. şükürler olsun iki yıl kendim baktım.. sadece yarım dönem öğretmenlik yaptım.. o varken onun dışında çok sıkışmış olmamıza rağmen çalışmadım.. şimdi ise aynen dediğin gibi işte.. koşturmaktan.. çocuğumada kendimede eşimede yetemiyorum.. olmuyor... bazen hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum.. yapamıyorum.. bir batak sanki battıkça batıyoruz..

  10. #10
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 21.01.13
    Mesajlar: 6.835
    Teşekkür ve Beğeni

    Keşke ağlamak çözüm olsa.....ama doğrusu şu evde kadının kazanğı paranın bereketi olmuyor....olsaydı eğer hepimiz belli bir şeylere sahip olurduk...koşturmka değil gücüme giden çalışmak da değil aynı evin içinde yabancı olmamızzz...
    Nereye kadar gider ki acaba ? Diye çok aklıma takılıyor...pamuk ipliğine bağlı herşey.....bi kopma noktası varmıdır diyorum ?
    Offffff bilmiyorum ya dillendirdikçe kanayan yaram başka tarifi yok....

Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Sıkıntı, Dert , Keder Mutlaka Seyredin..Allah Her Şeye Yeter!
    Konu Sahibi tuareg Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-11-2017, 21:20
  2. Söyle hangi desisenin eşiğinde tutsağım!
    Konu Sahibi Mustafa Cilasun Forum Kendi Şiirleriniz
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-05-2011, 18:11
  3. Bende yeniyim ve burda olmaktan keyifliyim
    Konu Sahibi alpaya Forum Tanışma Köşesi
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 04-10-2008, 20:44
  4. gördüğünüzü söyleyin...
    Konu Sahibi Im_muslim Forum Resimler
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 02-01-2008, 20:16

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •