Çıkartın O Evrakları


SORHAN



Balyoz davasıyla alâkalı "gelen bir ihbar üzerine" arama yapılan Gölcük Deniz Komutanlığından çuvallar dolusu belge ele geçirildiği gazetelerde yazıldı. Televizyonlarda arama esnasında -askeri bölge olduğundan polis alınmamış, Savcı tarafından arama yapılmış olduğundan- askerlerin arama esnasında çektiği görüntülerden bazıları da yayınlandı.

Özel güvenlikli ve sadece ilgili kişinin girme yetkisine-şifresine sahib olan bölümde gerçekleştirilen aramanın izlettirilen görüntülerinde normal olarak dosya dolaplarının ve masa ve çekmecelerinin arandığı gözüküyor ilk önce.

Anlatıldığına göre, "çok sayıda bulunan vantuzlardan" Savcının şübhelenmesi ile yer karoları vantuzla çekilerek özel bir bölme olup olmadığı araştırılıyor ve kısa bir zaman içinde dört karo taşın kaldırılmasıyla özel olarak yapılmış bir bölme ve içinde birkaç çuval-poşetin içinde belgeler ele geçiriliyor.

Öncelikle kendi düşüncemizi yazarsak, dolapda veya çekmecede bulunacak bir kaç klasör veya CD'nin "sonradan konuldu" denilerek "kıvırma payı" belki olabilirse de özel bölümde özel şifreyle girilen bir yerde özel olarak hazırlanmış bölme içinde çıkan belgelerin hiçbir kıvırma payının olamayacağını belirtmemiz gerekir.

Gülenistlerin yayınlarına itibar edilirse, oradan çıkan belgelerde "Balyoz planının 2008'de güncelleşmiş bilgileri" de mevcutmuş. Fakat Balyozcuları savunanlar hemen bunun bir "yalan" olduğunu ortaya koydular: "2003" olması gereken tarihin haten "2008" olarak kaydedildiğini yine "orijinalinden" gösterdiler.

Darbe planının güncellenip güncellenmediği ayrı bir mesele olmakla beraber, özel bölmeden çıkan çuvalların içinde SADECE Balyoz belgelerinin olmadığı da askerin çektiği kameradan yansıyan görüntülerden belli.

Mesela o görüntülerden birisinde, Baran Dergisi'nin, kapağında "ALLAHSIZ İSLÂMCILIK" spotu olan ve 2007 senesine ait nüshası da çuvallardan birisinin içinden çıkıverdi. Spiker, "irticai yayınlar diye nitelenen dergilerin de takib edildiği..." anonsunu yapıyordu o esnada... Bu, orada gerçekten de sadece "Balyoz"la alâkalı belgelerin olmadığının bir kanıtı...

Taraf Gazatesi yazarı Rasim Ozan Kütahyalı’nın "Çapraz Ateş" programında söylediği, "sadece darbe planları yok, çok daha farklı şeyler de mevcut" sözü, bulunan yerin BATI ÇALIŞMA GRUBU'nun merkezi Gölcük olunca, acaba o çuvalların içinde neler var başka diye düşünüyoruz elbette.

Ama bu sadece "düşüncede" kalacak gibi...

Bugüne kadar gördük ki Gülenistler, "sade kendine Müslüman"...

O kadar evrak yığdılar insanımızın önüne şu Ergenekon davaları sebebiyle, tabiri caizse "evrak manyağı" yaptılar milleti, fakat "alıcı gözle" bir bakınız, KENDİLERİNİN ALEYHİNE ÇALIŞANLARA DAİR EVRAKLARDAN başka ne var?

Şu Balyoz meselesinde de her ne kadar "başka grublara dair planlar" da ifşa ediliyor gibiyse de, asıl olan, Gülenist yapılanma-kadrolaşmaya karşı olanların deşifre edilmesi değil midir?

Tuncay Güney'in 2001 senesinde "organize şube"de alınan "ifadesi" üzerine kurulan Eregenekon Şeması-Davası, o ifadede geçen Fetulah Gülen ve Hüseyin Gülerce hariç herkesi sanık veya tanık olarak mühürlemiş ama bu ikisine ve "yapı"ya dokunmamıştır!

1. Ergenekon davası klasörleri içerisine, Başbakan Erdoğan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım hakkında "akaryakıt kaçakçılığı" ile alâkalı olarak "telefon tapeleri"ni bile koyan SAVCILAR VE POLİS, Gülenistlere dair tek bir satır koymamaıştır!

Pir-i pak mıdır bu Gülenistler? Haklarında aleyhde hiçbir delil, ifade, şikâyet bulunmamakta mıdır?

"Kontrol edemedikleri" noktalardan ortaya çıkanlara bakılırsa, hayır elbette...

Bunun en bariz ve reddedilmez belgesi, üç-dört ay öncesine kadar "örnek polis şefi" olarak gösterilen Hanefi Avcı! Avcı'nın kitabı çıktıkdan sonra, "örnek polis şefi" değil "Devrimci Karargah üyesi" olarak lanse edilmesi de "kendine müslüman"lıklarının son işareti olsa gerek...

Konumuza dönersek; Gölcük'den çıkan evraklar...

Basılan yer sıradan bir yer değil; 28 Şubat'ın planlandığı-koordine edildiği yer... Bir sürü toplantıya beşiklik etmiş bir yer... Alınan kararların, belki günü gününe notların tutulduğu yer...

Herkesin-herkesimin, korkularından ses çıkaramadığı, "tırstığı", konuşmadığı, yazmaktan vazgeçtiği, ülke dışına çıktığı bir dönemde ERKEKÇE TUTUM İBDA'dan gelmişti; bunun belgesi de, şimdi Çankaya'da oturan KİŞİNİN "200.000 İNSANIN KELLESİNİ KURTARDI" demesidir.

Böyle nitelenen İBDA, 2000 senesinden bugüne, Kartal-Bolu cezaevlerinde TELEGRAM İŞKENCESİNE tabi tutuluyor.

Kaç defa açık mektub yazdık, kaç defa "gayr-i resmi" görüşüldü, her sayımızda, aşağı yukarı her yazımızda Telegram’dan bahsedildi, birtakım "gayr-i resmi bilgiler" gelse de ülkenin idaresinden sorumlu olanların KILLARINI KIPIRDATMAKDAN ACİZ olduklarını gördük.

Salih Mirzabeyoğlu'nun mahkeme sürecindeki HAYVANLIKLAR VE HUKUKSUZLUKLAR, onu idama mahkum edenin Ergenekon sanıklarının "hukuk abidesi!!!" avukatı olması ile TESCİLLENDİ.

İşte bu noktada, gözlerimizi Gölcük'den çıkan "evraklara" çevirdik (ki, sadece Gölcük değil, başka yerlerden elde edilen evraklara da..).

İnanıyoruz ki, Telegram'ın başında bulunanlardan biri olan İhsan Güven'in etrafındaki bellibaşlı tipler Ergenekon'dan tutuklandıklarına göre, bunların evraklarının arasından veya alâkalı oldukları çok açık Gölcük'den çıkan evraklar arasında Telegram'la alâkalı belgeler de mevcuttur.

Rasim Ozan Kütahyalı'nın "farklı şeylerde çıktı" sözünü de bunun içine katarsak, "KENDİNE MÜSLÜMAN TİPLER" İLE DEVLETİN 1 VE 2 NUMARALI ŞAHSİYETLERİNİN önünde bir görev var:

Çıkan evrakların arasındaki Telegram'la alâkalı belgeleri ortaya koymak!

Askeriyenin en gizli yerlerine gireceksiniz, en "kozmik"lerinde arama yapacak, çuval çuval belgeyi alacaksınız, Gölcük'de defalarca arama yapacak, vantuzla açılan gizli bölmeleri ortaya çıkaracaksınız ama elinize Telegram'la alâkalı “menfi veya müsbet” hiçbir belge-evrak geçmeyecek!?

Bize buna inanmamızı mı söylüyorsunuz?

Veya, siz herkesi kendiniz gibi mi zannediyorsunuz?

Çıkartın o evrakları!

Çıkartamıyorsanız, çıkartmıyorsanız, acaba ÇEKİNDİĞİNİZ BİRŞEY Mİ VAR?