Kendini Bulmak..

Evet..
En çok kendimizi bulmak için okuyoruz.
Belki birileri bizim ifadeye gücümüzün yetmediği ama can alıcı, işte tam da bu dedirtecek türden cümleleri kolaylıkla savuruyordur kitap sayfalarının aralarına.

Bazen öyle bir bulursunuz ki kendinizi cümleler kesintisiz bir kaynaktan beslenen billur su gibidir.
önüne ne taş ne de başka bir şey çıkmaz.
En çok kendini bilmesi gereken insan kendini bu berraklıkta dökemez kağıda ya, nasıl da dökülür kelimeler birer birer hiç can acıtmadan…Ki çoğu zaman yazmak canını acıtır insanın. “O” ifadeyi bulmak için sıkılır, üzülür, ekseriyetle de ağlar.

Ama işte elindedir kendisi !
Okudukça ‘işte bu’ der, ben buyum..
Tam da bunu söylemek için tüm çabam..
Ne güzeldir insanın ifadeler arasından kendini bulması..
Anlatma kabiliyeti gelişmemiş insanlar içinse can yeleği gibi yetişir imdada alıntılar..
Bazen bir gün bulunup okunması murad edilen giz bir deftere yazılırlar, bazense birileri alınsın için orta yere bırakılıverir alıntılar sorumsuzca..
Tek çaba anlaşılmak gibi görünse de aslında insan kendini bulmak ister.
Kendini tanımlamak, ortaya koymak ister. “İşte ben buyum, böyle bilineyim” Okuyanlara değil –hele ki sır olmuşsa karanlık bir defterin kuytularında- kendine bir bildiridir bu. Ben buyum derken de sen busun der aslında..

Hem kitaplarla da kalmaz ki bu. Oku ! emrine müsavi doğaya da sıçrar bu eylem. Sadece doğa mı…hayata , oluşa, geçmişe ve geleceğe… İnsan aklının yetip yetebileceği her köşeye. Uzayın derinliklerinde gezinirken bir uzay bilimcinin aklı, onu okumaya, anlamaya çalışırken, budur işte amacı. Kendini bulmak. Tümünü incelemeye çalışır da uçsuz bucaksız evrenin, belki bir yıldızı vardır ya da bir nebulası kendini bulduğu. Bakarken, anlamlandırırken, isimlendirirken kendinden ya da kendine bir şeyler kattığı..Kendini onunla ifadelendirdiği..

Başarılı bir aşçı yemeklerin ruhunu okur adeta. Yemek yaparken kendini huzurlu hisseder. Çünkü kendini buluyordur bu işi yaparken..Ona mutluluk katan; kendini ifade edebildiği, onunla ayakta durup ‘ben de varım bu hayatta’ diyebildiği ‘bulmak’tır işte..O kendini bu fiilde buluyordur. Yemeğin dilini iyi biliyordur ya okuması zor olmuyordur.

İnsanın dilini bilmedi mekanlarda, zarflarda dolaşması beyhûdedir. Bazen alfabesi bile farklıdır bildiği alfabeden. Yapması gereken okuyabileceği alanlara rücû etmektir sadece, bazen..

“Okumanın çeşitli nedenleri vardır” diyor bir kitapta. Katılmıyorum buna. Yani bu ifadede kendimi bulmuyorum kısaca..”Kültürlü olmak , hava atmak , bilgi edinmek ya da hızlı okuma yarışmaları için” olabilirmiş. Nedenler çok gibi görünse de tek bir ana kolda toplanıyorlar gayri ihtiyârî. İnsan kendini kültürlü olmakta buluyor olabilir. Yarışmayı kazanırsa artık kendini ifadeye çalıştığı tanıma bir materyal daha katabilecek hâle gelebilir. Hava atan kişide kendini bu eylemin getiri(!)lerinde buluyor olmalı.

İstisnasız hepimiz bir şeyleri okuma gayretindeyiz. Ama bir kitabı, ama bir öğrencimizi, bir hastamızı, bir ağacı ve belki de bir oyuncağı. Müşterekte birleştiğimiz eylem ise kendini okumak. ve tüm okumaklar aynı yerde kesişiyor. “Kendini bulmak”

Yazı uzadıkça uzadı ve sanırım ben kendimi bulamadan sona erecek. Kim bilir belki birilerinin bulabileceği yıldızlar gizlidir kelimelerimin arasında nasiplilerini bekleyen. Kendim için ise gidip birkaç kitap karıştırsam ya da tefekküre dalsam tam süper olacak kanımca.