İSLÂM'DA YÖNETİM NİZAMI

MUKADDİME

“Yönetim nizamı” isimli kitap, içerisinde bulunduğumuz bu yüzyılın ellili yıllarının başında yazılmış ve birinci baskı yapılmıştır. Kitabın yazıldığı dönemlerde batı kültürünün Müslüman düşünürler üzerinde büyük ölçüde etkisi vardı. Bu etki Müslüman düşünürlerin, İslâm’ın; ruhanî bir din olduğu, çağın problemlerine cevap veremeyeceği, onun yönetim sistemi olmadığı ve İslâm devleti ruhanî bir devlet olduğu görüşlerine sahip olmasıyla belirdi.

İslâm davası için mücadele veren kesim; insanları netlikten, hayat, devlet ve toplumun problemlerini çözen İslâm’ın açıklığından uzak olmakla birlikte genel fikirlere, kafalarında İslâmî sistemler ve bu sistemlerin nasıl uygulanacağı ile ilgili tasavvurdan yoksun ve soyut olarak İslâm’la hüküm etmenin gerekliliğine çağırmışlar ancak, Allah’ın indirdiğiyle hüküm etmenin yegâne yolu olan İslâm devleti kurmakla bunun gerçekleşebileceği hatırlarından çıkmıştır. Bu nedenle İslâm devleti kurmak ve Allah’ın indirdiğiyle hükmetmek, sözü geçen mücadele veren kesimlerin tüzüğünde yer almamıştır.

Kitabın yazıldığı dönemlerde kitabın yazarın tarafından ümmetin durumu, vardığı nokta, tarihi ve risaleti dünyaya yaymakla, İslâm’ın bütün hükümlerini tatbik etmekle, İslâm akidesi üzerine kurulu, dünyanın süper devleti konumunda olan İslâm devletinin güç kaynağı ve sırrı incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda da yine yazar tarafından İslâm, orijinal kaynaklarından (Kur’an ve sünnet) aydın ve dakik bir şekilde araştırıldıktan sonra şu sonuca varıldı:

İslâm dini, hayatın bütün problemlerini çözebilecek, eksiksiz, kapsamlı bir hayat sistemidir.

Bu (oluşum) düşünceler, vardığı sonuca yönelik, detaylara inmeden ana hatlarını çizen birçok eserler yazmıştır. Örneğin İslâm nizamı, yönetim sistemi, ekonomik sistemi, sosyal sistemi ile ilgili birer eser yazmıştır.

Bu eserlerin tespitinde, Müslümanların; İslâm dininin pratiğe yönelik olduğunu, uygulanırlığı ve eksiksiz bir sistem olduğunu, kavrayıp onun getirdiği nizam ve çözümleri benimseyerek hayatta tatbik etmelerinde pratik yönü göz önünde bulundurularak yazılmıştır. Zira bunun yegâne metodu İslâm devleti kurmaktır.

Bu düşünceler; hayatın her alanında konuşulur ve tartışılır hale gelmesi için, bu düşüncelerin kavratılması ve anlaşılması için Müslümanlara ulaştırıldıktan sonra, pratik hayatta önemli bir yer işgal edip yeni ufuklar/boyutlar kazanmaya başlamıştır. Öyle ki bu boyut sözü geçen düşüncelerin ana hatları ve genel çerçeveleri belirlemekle sınırlı kalmamıştır. Özellikle Müslümanlar; ümidin sadece İslâm’da olduğunu, içerisinde bulundukları ortamdan kurtulmak için yegâne kurtuluş olduğunu ve hayatın bütün problemlerini çözebilecek eksiksiz, kapsamlı bir sistem olduğunu idrak ettikten sonra bu boyut daha da ağırlık kazanmıştır.

Müslümanların İslâm devleti ile ilgili hükümlerin detayını ve İslâm devletinin uyguladığı ve uygulayacağı nizamları (şer’i hükümleri) de büyük ilgiyle bilmek istemesi, kitapların genişletilmesine ve birinci baskıda olmayan detayların ilave edilmesine neden olmuştur.

Elinizde bulunan “yönetim nizamı” isimli kitabın üçüncü baskısında; İslâm devletinin vakıasını, organlarını, yapacağı işleri ve onunla ilgili hükümleri genişleterek detaylı ve kapsamlı bir şekilde ele almaya çalıştık. Yine bu kitapta; İslâm’da yönetim sisteminin eşi ve benzeri olmayıp dünyada var olan yönetim sistemlerinden farklı olduğunu, yönetim temellerini ve İslâm devletinin organlarını, halifenin nesb edilmesini ve yöntemleri (üslûpları), İslâm devletinin ilâhî olmayıp beşerî bir devlet olduğunu vurgulamaya çalıştık.

İslâm devleti bünyesinde görev alan yardımcıları ve yetkilerini, İslâm’da şura hükmünü, ümmet meclisi ve yetkilerini de ele aldık.

Öte yandan İslâm’ın aşamalı (kademeli kademeli) olarak uygulanmasının haram olup birden uygulanması gerekliliğine de değindik. Ayrıca İslâm devletinde yönetimin polisî (despotizm) olması şer’an haram olduğu, yöneticinin ne zaman itaat edilmesi gerektiği ve ona itaatın ne zaman haram olacağı, ona karşı hangi şartlarda savaşılabileceği ve onu her zaman muhasebe etmenin gerekliliği meselelerini ele almadan geçmedik.

Ancak üçüncü baskıda yer alan hadislerin tahricini yapmayıp -ki bu hadislerin çoğunu fıkhın güvenilir, muteber kaynaklarından aldık-, fıkıh kitapları hadislerin bazen manasını bazen de hadisin olay ile ilgili kısmını rivayet ederek ele almışlardır. Kitabın üçüncü baskısı bitip dördüncü baskıyı yapmak isteyince üçüncü baskıda telafi edemediklerimizi dördüncü baskıda telafi etmiş bulunuyoruz.

Kitabın bu baskısında geçen bütün hadislerin tahricini yapıp, nereden alındığını gösterdik. Kendi kaynaklarında geçen hadislerin metnine bağlı kalarak sahihliğinden şüphe duyduğumuz veya istidlal bakımından zayıf gördüğümüz hadislere yer vermedik. Ayrıca kitapta geçen bütün olayların doğruluğuna öz kaynaklarından kanaat getirerek dayanaksız veya zayıf gördüğümüz olaylara itibar etmedik. Uzun araştırma ve incelemeler sonucunda bazı mefhumları ve hükümleri düzelterek kitabı; son haliyle bütün Müslümanlara sunmuş bulunuyoruz.

Yüce Allah’tan; kitabın hayırlı olmasını temenni eder, kitapta geçenlerin uygulanması için Allah’ın Müslümanlara İslâm devletini en kısa zamanda nasip etmesini niyaz ederiz (âmin). Zira bu Allah’a göre güç değildir.