BİRDEN FAZLA İSLÂM’A DAVET HAREKETİNİN BULUNMASI CAİZ MİDİR?
Buraya kadar olan bölümlerde herhangi bir İslâmi parti veya cemaatın nasıl olması gerektiğini programlı bir şekilde kâmil manada göstermeye çalıştık. Riayet edilmesi gereken temel esasları vererek ayrıntılara takılıp kalmadık. Ayrıntıları cemaatların müçtehitlerine bıraktık. Şimdi ise çalışma sahasında sahih ve doğru esaslar üzerine ikame edilmeyen öneriler ve kendisine cemaat denilmesi için şer’i şartları taşımayan bir çok hareketlerden bahsedeceğiz. Müslümanlardan müteşekkil bu gruplar ümmetin küçük problemlerini dahi çözmekten uzak basit çalışmalara razı olmakta, mütekâmil bir İslâmi görüşten gafildirler. Bunlar, bir bütün olarak hayata tatbik etmek için İslâm’ı yüklenmiş değillerdir. Ayrıca bu cemaatların sayısı her ülkede yüzlerle ifade edilmektedir. Değişik isimler altında vakıf ve dernekler olarak Müslümanların ceht ve gayretlerini tüketmektedirler. Müslümanlardan bir çoğu bunlara yönelse de bunlar İslâmi hedefleri gerçekleştirme basiretinden mahrumdurlar. Bu, ufak tefek vakıf, dernek ve grupları bir tarafa bırakıp bakışlarımızı sadece ileri görüşlü ve tam teşekküllü çalışan cemaatlara çevirdiğimizde, karşı karşıya kaldığımız vakıanın şeriatça makbul olup olmadığına bakmamız gerekmektedir. Acaba şeriat istenilen gayeyi gerçekleştirecek bütün iş ve çalışmaları kuşatan tek bir cemaatın olmasını mı istiyor yoksa şer’i usul çerçevesinde mevcut vakıayı İslâm’a göre değiştirmek için çalışan birden fazla cemaatın olması caiz midir? İslâm’ın veya Müslümanların problemlerinin bir parçasını veya sorunları kuşatıcı ve dengeli bir bütünlük içinde çözmek için çalışmanın hükmü nedir? Ayrıca yöresel, bölgesel veya evrensel boyutlarda faaliyet göstermenin hükmü nedir? Bunlarla ilgili sahih düşünce hangisidir.

İslâmi çalışmanın vahdeti veya birden fazla şekilde olabileceği konusu tartışmaya açıktır. İslâmi çalışmanın bir vahdet içinde olmasını vacip sayanlar olduğu gibi, birden fazla İslâmi hareketin bu çalışmayı yüklenmesinin caiz olduğunu söyleyenler de vardır. Teferruatlardan usullere doğru konuyu taşıdığımızda şer’i delillerin ön gördüğü ve diğer gereklilikleri bir birinden ayırabiliriz. Bu sayede özü kabuktan ayırmış olacağız.

İslâmi çalışmanın tek bir birliktelik ve vahdet içinde yürütülmesinin vacip olduğunu söyleyenlere baktığımızda, onların görüşlerini iki ana başlık altında toplayabileceğimizi görürüz.

Birinci Başlık: İslâmi çalışmanın vahdeti şer’i bir farzdır.

İkinci Başlık: İslâmi çalışmanın vahdeti hareket gereğidir.

1- Şeriata göre İslâmî hareketin tek olmasının farz olduğunu ileri sürenlerin delilleri şunlardır:

A- Asıl olan Müslümanların ve ümmetin vahdetidir: Zira Allahu Teâla şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz sizin şu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim , Bana ibadet edin.”

“Şüphe yok ki sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, Benden korkun.”

Rasul (s.a.v.) de şöyle buyuruyor:

“Mü'minlerin sevgide şefkat ve merhamette, birlik ve beraberlikteki misali bir vücut gibidir. Bir organ hastalandığında diğer organlar uykusuzluk ve ateşle ona katılırlar.”

B- Asıl olan vahdete teşvik ve ihtilaftan men etmektir: Çünkü Allahu Teâla şöyle buyuruyor:

“Kendilerine apaçık beyanatlar gelmesinden sonra ihtilafa düşenler gibi paramparça olmayınız. Zira onlar için büyük bir azap vardır.”

“Dinlerini parça parça yapıp, bölük pörçük olanlardan mesul değilsin, onların işleri Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara ne yaptıklarını bildirecektir.”

C- Asıl olan cemaatlara değil tek bir cemaata bağlanmaktır:

Rasul (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:

“Bir toplum oldukları halde bir ümmetin yönetimini parçalamak isteyen kim olursa olsun boyunlarını kılıçla vurunuz.”

Diğer bir hadisi şerifte ise şöyle buyrulmaktadır:

“Nebî (s.a.v.) bizi çağırdı, biz de gittik ve ona biat ettik. Biz ona darlıkta ve genişlikte, kolaylıkta ve zorlukta başkalarının bize tercih edilmesinde de onu dinleyip itaat edeceğimize dair biat ettik. Ayrıca yönetim hususunda emîr ile tartışmayacağımıza söz verdik. Rasul (s.a.v.) şöyle dedi: Ancak Allah'a karşı göstereceğiniz kesin bir delil ile yöneticinin küfre düştüğünü görürseniz karşı çıkabilirsiniz.”

Yine Rasul (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Cemaat rahmet, ayrılık ise azaptır.”

“Allah’ın yardımı, cemaatle beraberdir.”

2- İslâm'a davet ameliyesinin hareket ve beşeri zorunluluk olarak sayılması bir çok nedene dayanmaktadır. Bunlar:
Islm'a Davet - BRDEN FAZLA SLMA DAVET HAREKETNN BULUNMASI CAZ MDR?