ı-) Evlerin Oturmak İçin Kiralanması
Kim oturmak için bir evi kiralarsa, onun onda bizzat kendisinin oturması ve yerine istediği başka birisini oturtması hakkı vardır. Çünkü üzerine sözleşme yapılandan bizzat kendisinin ve naibinin/temsilcinin faydalanması hakkı vardır. Kişinin, üzerine sözleşme yapılandan faydalanma hususunda kendi yerine temsilcisini oturtması, satın alınanı teslim alma hususunda vekil tayin etmesi gibi caizdir.

Onun, evin içinde oturan kişinin normalinde yaptığı her şeyi, -mobilya koyması, süslemesi, yemek yapması v.b. hakkıdır. Ancak kiralayanın kiraladığı eve, kendisinden daha fazla zarar veren birisini oturtması hakkı yoktur. Dolayısıyla kiralayan mesela; çamaşırcı ya da demirci değilse, eve çamaşırcıları ve demircileri oturtmaz. Çünkü onlar eve zarar verirler. Bu, üzerine sözleşmenin yapıldığı menfaatten daha fazla menfaattir. Zira sözleşme bu evin benzeri için bilinen bir menfaat üzerine yapılmıştır. Sahibine haber vererek de olsa, kira sözleşmesinin üzerine yapıldığı menfaatten daha fazla bir menfaati tüketmesi ona caiz olmaz.

Evin oturmak için kiralanmasında, oturmak için olduğunun metne geçmesine gerek yoktur. Bilakis bu hususta sözleşmenin mutlak olması caizdir, oturma için olduğunun zikredilmesine ve sıfatına gerek yoktur. Çünkü ev ancak oturmak için kiraya verilir. Onun zikredilmesine ihtiyaç duyulmaz, oturmada farklılık oluşur, onu kontrol altına almaya gerek duyulmaz.

Evi kiralayanın, kiralama sözleşmesi müddetince evi başkasına kiraya verme hakkı vardır. Kiralama sözleşmesi müddeti, sözleşme metnindeki farklılığa bağlı olarak farklı olur. Kiralama, belirli bir şey karşılığı her ay üzerine olduğunda, kiraya veren ve kiralayandan birisinin ancak her ayın sonunda feshetme hakkı vardır. Ancak ilk ayda, kiralama sözleşmesinin mutlaklığına bağlıdır. Çünkü bilinir ki, sözleşmenin ardından onun belirli bir ücret hakkı vardır. Ondan sonraki aylarda o husustaki sözleşme eve girmeye –ki o evde oturmaktır- bağlıdır. Eve girdiğinde ilk sözleşmede geçen sahih olur. Eve girmezse ya da ilk ayın sonunda sözleşmeyi feshederse, fesholur. Eve girmek ayın içine terk edilirse, onun hakkında sözleşmenin olmaması nedeni ile kiralama sabit olmamıştır.

“Evimi yirmi aylığına her ay şu kadar ücret karşılığı sana kiraya veriyorum” derse caiz olur. Çünkü süre bellidir, ücreti bellidir. İkisinden birinin hemen sözleşmeyi feshetme hakkı yoktur. Çünkü o süre tek bir süredir. Bir evi bir seneliğine kiralarsa, sene dolmadan önce sözleşmeyi bozması belli olunca, ona ücretin tamamını ödemesi zorunlu olur.

Bir kişi evini kiraya verdiğinde, kiraya verenin, kiralayanın kullanımına elverişli bir şekilde evi teslim etmesi zorunludur. Evin anahtarlarını teslim etmesi, banyonun fayanslanması, kapıların çalışması, suyun akması ve evden yararlanma imkânı sağlayan her şeyin yapılması ya da iyileştirilmesi için gerekli olan her şeyin sağlanması gibi. Fakat menfaatlerden yararlanmak için, portatif merdiven, ip, kova, su saati, elektrik sayacı gibi şeylerin temini kiralayanın üzerinedir. Güzelleştirme ve süsleme ise ikisinden birisine zorunlu değildir. Çünkü o olmaksızın da yararlanmak mümkündür. Evin beyaza boyanması, kanalizasyonun ve tuvaletin temizlenmesine gelince; kiralama esnasında bunlara gerek var ise, onu yapmak kiraya verenin üzerinedir. Çünkü bunlar faydalanmayı mümkün kılan hususlardandır. Eğer onlar, kiralayanın fiili ile dolmuş ise, onları boşaltmak kiralayanın üzerinedir. Çöplerin atılması, kiracının üzerinedir.

Kiraya veren, faydalanmayı mümkün kılan hususlardan kendisine Şer’iatın vacip kıldığı hususların masraflarını kiracının ödemesini kira sözleşmesinde şart koşarsa o şart, sözleşmenin gerektirdiğine ters oluşundan dolayı fasittir. Aynı şekilde kiracı da kiracının yapmak zorunda olduğu şeyleri kiraya verenin ödemesini şart koşarsa, o şart da sözleşmenin gerektirdiğine ters düşmesi nedeni ile fasittir.

Kiraya veren ve kiralayan ya da ikisinden birisi öldüğünde, kiralama aynı şekilde devam eder. Çünkü kiralama, hakkında sözleşme yapılan selamette iken ölüm ile fesh olunmayan zorunlu bir sözleşmedir.