İlimleri ve Kültürü Elde Etmek


--------------------------------------------------------------------------------


İslâm kültürünü elde etmeye teşvik etmek demek Müslüman’ın sadece onunla yetineceği anlamına gelmez. Fakat kültürleşmesinde, öğreniminde İslâm'ı esas kılarak diğer kültürlerden ilimlerden almasının da mübah olduğu anlamına gelir. Müslüman’ın dilediği kültürlerle kültürleşebilme hakkı olduğu gibi ilgi duyduğu ilimleri öğrenme hakkı da vardır. Ancak hangi kültür olursa olsun İslâm şahsiyeti, etrafında dönüp dolaştığı esas merkez olmalıdır.

Müslümanlar çocuklarını öncelikle İslâm kültürü ile kültürleştirmede çok hırslıydılar. Çocuklarının İslâm kültürü ile kültürleştiklerinden emin olduktan sonra onlara çeşitli kültürleri öğrenme kapılarını açıyorlardı. Eğitim ve öğretim konusunda uygulanan bu metot, İslâm şahsiyetine sahip olan kişinin ancak İslâmî şahsiyet olarak kalmasını ve insan oğlunun diğer şahsiyetlerinden apayrı özel bir sıfata sahip olmasını sağlar.

İslâm dışı kültürlerin alınmasında ancak nefislerde İslâm kültürünün iyice yerleştiğinden emin olunduktan sonra alınabileceğini belirten şart, ilim kapsamına giren konular için geçerli bir şart değildir. İlim evrensel olduğu için İslâm şahsiyeti ile alakası yoktur. Müslümanların güçlerini harcayabildikleri ölçüde ilim kapsamına giren bilgileri elde etmede süreklilik göstermeleri zaruridir. Çünkü ilim hayatın vesilelerindendir.

Ancak ilimlerin verilmesinde, ilimlerin sonuçlarının İslâm akidesini takviye etmeye yönelik olarak İslâm'ın bakış açısı ile ittifak halinde olmasına veya akideyi sarsmamasına, olumsuz yönde etkilememesine dikkat etmek gerekir. İlmi nazariyeler/teoriler veya ilmi kanunlar hem delaleti hem de sübutu kat'i olan Kur'an'ın nassı ile çatıştığı zaman, o ilim alınmaz, öğretim konusu yapılmaz. Çünkü o ilim zannidir. Kur'an ise kat'idir/kesindir.

Örneğin; insanın aslı konusundaki Darwin'in nazariyesi, Adem'in yaratılması hususundaki Kur'an'ın nassı ile çelişmektedir. Kur'an'ın nassı ile çeliştiği için bu nazariye kesinlikle alınmaz, reddedilir.

Dolayısıyla ilimlerin alınmasında her ne kadar İslâm esas olmasa da alınan ilimlerin İslâm akidesi ile çelişmemesine dikkat etmek gerekir.

Özetle; ilimler ve kültür artırılmak istenildiği zaman İslâm akidesine çok çok özen göstermek gerekir. Hangi kültür olursa olsun elde edilirken İslâm şahsiyetinin esas bir merkez kılınmasına ve ilimlerin İslâm şahsiyeti ile çelişmemesine dikkat etmek lazımdır. Bu hırs Müslüman’da İslâm şahsiyetinin varlığını devam ettirir. Bu husus İslâm kültürünün dışındaki diğer kültürleri etkiler ve İslâm kültürünün dünyadaki diğer kültürlerden ayrı seçkin bir kültür olarak kalmasını sağlar. Bu hırs Müslümanlardan gittiği zaman Müslümanlar gevşerler ve diğer kültürleri İslâm esasının dışında almaya başlarlar. İlimleri almada İslâm akidesine önem vermezler. Bu ise İslâm şahsiyetine karşı gerçek bir tehlikenin varlığına yol açar. Hatta bu durum uzun sürer ve nesiller boyu devam ederse İslâm ümmetine büyük tehlike oluşturur.