<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>Islamiyet.gen.tr - Nasihatler</title>
		<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/</link>
		<description><![CDATA[Nasihattır dini mübin'in temeli, gel kardeş gel bir nasihatta sen eyle]]></description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Tue, 07 Sep 2010 07:26:46 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>http://forum.islamiyet.gen.tr/images/misc/rss.png</url>
			<title>Islamiyet.gen.tr - Nasihatler</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/</link>
		</image>
		<item>
			<title><![CDATA[Müslümanın Her Sözü Allah'in Adı İledir.]]></title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99907-muslumanin-her-sozu-allahin-adi-iledir-new-post.html</link>
			<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 01:37:26 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[* "Günaydın'', ''afiyet olsun'', ''çok yaşa'', ''geçmiş olsun'' gibi iyi niyet dileklerinde müminin üslup farklılığı* 
 
Toplumda alışkanlık haline...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b> &quot;Günaydın'', ''afiyet olsun'', ''çok yaşa'', ''geçmiş olsun'' gibi iyi niyet dileklerinde müminin üslup farklılığı</b><br />
<br />
Toplumda alışkanlık haline gelmiş bazı konuşma kalıpları vardır. Bu, tüm insanların kullandığı ortak bir dildir. Sabah kalkıldığında &#8220;Günaydın&#8221;, akşam karşılaşıldığında &#8220;İyi akşamlar&#8221;, gece yatarken &#8220;İyi geceler, iyi uykular&#8221;, yemek yerken &#8220;Afiyet olsun&#8221;, hastalanıldığında &#8220;Geçmiş olsun&#8221;, bir iş yaparken &#8220;Kolay gelsin&#8221;, hapşurulduğunda &#8220;Çok yaşa&#8221; gibi...<br />
<br />
Hemen her insan, çocukluk yıllarından itibaren çevresinden gördüğü bu kalıplaşmış üsluba düşünmeden uyum sağlar. Oysa ki insanın tüm bu sözleri söylerken, bu güzel dilekleri gerçekleştirecek olan yegane gücün Allah olduğunu unutmaması gerekir.<br />
<br />
İşte müminin farkı da burada ortaya çıkar. Mümin attığı her adımda, söylediği her sözde, aklından geçen her düşüncede şuurludur. Hayatı boyunca yaşadığı her olayın yalnızca Rabbimiz&#8217;in dilemesiyle gerçekleştiğini asla unutmaz. Mümin için Allah'ı zikretmek, Allah'ı anıp yüceltmek çok büyük bir ibadettir. Aynı zamanda da bu müminin ruhunun en lezzet aldığı nimetlerden biridir. Bu nedenle hemen her fırsatta Allah'ı anmak, Allah'ın şanını yüceltmek, Allah'ın büyüklüğünü dile getirerek Allah'ı övmek ister. Kullandığı her üslupla Allah'a olan sevgisini, bağlılığını, teslimiyetini dua mahiyetinde ifade etmek ister.<br />
 <br />
<img src="http://tr1.harunyahya.com/Image/tr_ramazan/resim21.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
Dolayısıyla müminin her hali ve tavrı gibi, günlük hayattaki üslubu da diğer insanlardan çok farklıdır. Mümin her sözü söylerken, o eylemi gerçekleştirecek olanın mutlaka Allah olduğunu belirtir. Her iyi niyet dileklerinde, o güzelliği Allah'tan dilediğini dile getirir. Örneğin &#8220;Günaydın&#8221;, &#8220;İyi akşamlar&#8221;, &#8220;iyi uykular&#8221;, &#8220;Afiyet olsun&#8221;, &#8220;Geçmiş olsun&#8221;, &#8220;Kolay gelsin&#8221;, &#8220;Çok yaşa&#8221; gibi sözler yerine; &#8220;Allah gününü aydın etsin&#8221;, &#8220;Allah hayırlı, iyi akşamlar versin&#8221;, &#8220;Allah güzel uykular versin&#8221;, &#8220;Allah afiyet versin&#8221;, &#8220;Allah hastalığına şifa versin&#8221;, &#8220;Allah işinde kolaylık versin&#8221;, &#8220;Allah uzun ömürler versin&#8221; gibi, Allah'ı anarak ve bu dilekleri yerine getirecek olan Yüce Rabbimiz'in adını zikrederek karşılık verir.<br />
<br />
Bunun yanı sıra bir kişi kendisine, Allah'ın ismini anarak bu şekilde bir iyi niyet sözü söylediğinde de, yine imandaki şuurunu gösteren bir üslupla cevap verir. Örneğin kendisine &#8220;Allah hayırlı günler versin&#8221; diyen bir kişiye sadece, &#8220;Sana da&#8221; diyerek cevap vermez. Yine mutlaka Allah'ın adını zikredip Rabbimiz&#8217;i yüceltir. &#8220;Allah sana da hayırlı günler versin&#8221; diyerek cevap verir. Ya da kendisine &#8220;Allah rahatlık versin&#8221; diyen bir mümine, -Allah'ı tenzih ederiz- &#8220;Sana da rahatlık versin&#8221; gibi bir söz söylemez. &#8220;Allah sana da rahatlık versin&#8221; der. Allah'ı düşünerek de olsa, Allah'ın ismini söylemeden bu tarz bir ifade kullanmaz. Üslubundaki ufacık bir eksikliği dahi, Allah'a duyduğu sevgisine, bağlılığına ve dostluğuna yakıştırmaz.<br />
<br />
Bu müminin güzel ahlakındandır. Yalnızca Allah'ın yaratacağını bildiği bir olaydan Allah'ın adını anmadan behsetmeyi vicdanen kabul edemez. Karşısındaki kişinin üslubu her nasıl olursa olsun, onun vereceği karşılık mutlaka Allah'ın ismini anarak, Rabbimiz&#8217;i yücelterek olur.<br />
<br />
(<a href="http://www.kurandasadakat.com/" target="_blank">Kuranda Sadakat</a>)</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/">Nasihatler</category>
			<dc:creator>Sertürk Sercan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99907-muslumanin-her-sozu-allahin-adi-iledir.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>hiç :))</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99894-hic-new-post.html</link>
			<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 11:56:37 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[* 
Nasreddin Hoca&#8217;ya sormuşlar: &#8220;Kimsin?&#8221;&#8220;Hiç&#8221; demiş Hoca, &#8220;hiç kimseyim.&#8221;Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş: &#8220;Sen kimsin?&#8221;&#8220;Mutasarrıf&#8221;...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><i><b><font size="4"><font color="darkred"><br />
Nasreddin Hoca&#8217;ya sormuşlar: &#8220;Kimsin?&#8221;&#8220;Hiç&#8221; demiş Hoca, &#8220;hiç kimseyim.&#8221;Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş: &#8220;Sen kimsin?&#8221;&#8220;Mutasarrıf&#8221; demiş adam kabara kabara.&#8220;Sonra ne olacaksın?&#8221; diye sormuş Nasreddin Hoca.&#8220;Herhalde vali olurum&#8221; diye cevaplamış adam...&#8220;Daha sonra?..&#8221; diye üstelemiş Hoca.&#8220;Vezir&#8221; demiş adam.&#8220;Daha daha sonra ne olacaksın?&#8221; &#8220;Bir ihtimal sadrazam olabilirim.&#8221;&#8220;Peki ondan sonra?&#8221;Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş: &#8220;Hiç.&#8221; &#8220;Daha niye kabarıyorsun be adam, ben şimdiden, senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: &#8216;hiçlik makamı&#8217;ında!&#8221;</font></font></b></i></div></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/">Nasihatler</category>
			<dc:creator>gula islam</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99894-hic.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Öyle bir Dost seçmeliyim ki..</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99807-oyle-bir-dost-secmeliyim-ki-new-post.html</link>
			<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 15:27:00 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://www.nasihatler.com/forum/watermark.php?src=http://i37.tinypic.com/10nyqn9.jpg  
 
 
İmam-ı Muhammed Bakır hazretleri oğlu Cafer-i Sadık...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><br />
<img src="http://www.nasihatler.com/forum/watermark.php?src=http://i37.tinypic.com/10nyqn9.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<br />
<font size="3"><font face="Garamond">İmam-ı Muhammed Bakır hazretleri oğlu Cafer-i Sadık hazretlerine hitaben; </font><br />
<font face="Garamond">&#8220;Ey evladım! Fasıklarla arkadaşlıktan çok sakın. Böyle insanlar seni bir lokmaya değişebilir. </font><br />
<font face="Garamond">Cimrilerle dost olmaktan da sakın. Zira çok ihtiyacın olduğu bir zamanda az bir şey vermekten çekinirler. </font><br />
<font face="Garamond">Yalancılarla dost olma sana dost görünüp konuşur ayrılınca hali değişir. </font><br />
<font face="Garamond">Ahmaklarla dostluk arkadaşlık kurma onlar sana iyilik yapıyorum zannederek kötülük yaparlar. </font><br />
<font face="Garamond">Akrabayı ziyareti terk edenle de dost olma. </font><br />
<font face="Garamond">Çünkü Kur&#8217;an-ı kerimin üç yerinde böyle kimseyi lanetlenmiş gördüm&#8221; buyurmuştur.</font><br />
<br />
<font face="Garamond">Süfyan-ı Sevri hazretleri buyuruyor ki:</font><br />
<br />
<font face="Garamond">&#8220;Bir kimsenin dua ederken yalnız kendisine dua edip ana-babasına ve diğer Müslümanlara dua etmemesi </font><br />
<font face="Garamond">Kur&#8217;an-ı kerim okumayı bildiği halde her gün en azından yüz âyet okumaması </font><br />
<font face="Garamond">camiye girdiği halde iki rekat olsun namaz kılmadan çıkması </font><br />
<font face="Garamond">kabristandan geçtiği halde mevtalara selam vermemesi </font><br />
<font face="Garamond">bir yerde yalnız olarak yaşıyorsa cuma günü şehre geldiği halde cuma namazı kılmaması </font><br />
<font face="Garamond">bulunduğu beldeye bir alim geldiği halde onun ilminden hiç istifade edememesi </font><br />
<font face="Garamond">bir kişi ile dost olduğu halde ismini öğrenmeden ayrılması </font><br />
<font face="Garamond">bir tanıdığı kendisini davet ettiği halde davetine gitmemesi </font><br />
<font face="Garamond">gençlik çağı büyük bir fırsat olduğu halde o zamanını boşa geçirmesi </font><br />
<font face="Garamond">kendisi tok ve komşusunun aç olduğunu bildiği halde ona bir şeyler vermemesi o kimsenin gafletindendir.&#8221;</font><br />
<br />
<font face="Garamond">Yahya bin Muaz-ı Razi hazretleri; </font><br />
<br />
<font face="Garamond">&#8220;Senden meydana gelen bir hata sebebiyle seni özür dilemeye mecbur eden </font><br />
<font face="Garamond">beraber olduğunuzda kendisine müdara etmen icabeden ve kendisine </font><br />
<font face="Garamond">&#8216;Allahü teâlâya dua ettiğinde beni de hatırla&#8217; demeye ihtiyaç duyduğun kimse hakiki dost olamaz&#8221; buyurmuştur.</font><br />
<br />
<font face="Garamond">Bekir bin Abdullah el-Müzeni hazretleri bir talebesine şöyle nasihat eder:</font><br />
<br />
<font face="Garamond">&#8220;Biri ile arkadaş olduğun zaman bazı hususları yerine getirmen gerekir. </font><br />
<font face="Garamond">Beraber olduğunuzda şayet onun ayakkabısının ipi kopar ve o bunları düzeltip bağlayıncaya kadar </font><br />
<font face="Garamond">sen onu beklemezsen sen arkadaşlık hukukuna riayet etmemiş olursun. </font><br />
<font face="Garamond">Çünkü sen bu halinle dost olamazsın. Yine senin arkadaşın bir ihtiyaç için bir yerde oturduğunda </font><br />
<font face="Garamond">o işini bitirinceye kadar onu beklemezsen yine hakiki dost sayılmazsın. </font><br />
<font face="Garamond">Din kardeşlerinden bir cefa görürsen bil ki bu yaptığın bir hatadan dolayıdır. </font><br />
<font face="Garamond">Derhal Allahü teâlâya dön ve tövbe et. Ayrıca bir sevgi görecek olursan </font><br />
<font face="Garamond">Allahü teâlâya olan taattan ve Allahü teâlânın beğendiği işleri yapmaktan hasıl olduğunu bil ve şükret.&#8221;</font><br />
<br />
<br />
<font face="Garamond">Hatim-i Esam hazretlerinin hocası Şakik-i Belhi hazretlerine arz ettiği gibi:</font><br />
<br />
<font face="Garamond">&#8220;İnsanlara baktım herkes bir şeyi seçmiş gördüm ve bu sevgililerin çoğu onlara </font><br />
<font face="Garamond">ölüm yatağına kadar bazıları öldüğü vakte kadar bazıları da mezara girinceye kadar arkadaşlık ediyor </font><br />
<font face="Garamond">ve sonra onları yalnız ve zavallı olarak bırakıp ayrılıyorlar gördüm. </font><br />
<font face="Garamond">Onunla beraber kimse mezara girmiyor dert ortağı olmuyor. </font><br />
<font face="Garamond">Bu hali görünce düşündüm ve kendime dedim ki </font><br />
<font face="Garamond">dünyada öyle bir dost seçmeliyim ki mezara benimle gelsin bana orada arkadaşlık etsin. </font><br />
<font face="Garamond">Aradım taradım Allahü teâlâya yapılan ibadetlerden başka böyle sadık bir sevgili bulunmadığını gördüm. </font><br />
<font face="Garamond">Dost olarak onları seçtim ve onlara sarıldım...&#8221;</font><br />
</font></div><br />
<font size="3">__________________</font></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/">Nasihatler</category>
			<dc:creator>hafize</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99807-oyle-bir-dost-secmeliyim-ki.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Elbisenin Kolu..!</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99806-elbisenin-kolu-new-post.html</link>
			<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 14:57:33 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Günün birinde yolu bir dergâha düsen kendi halinde bir adam, dergâhta, bir Mevlevi ile bir Bektaşi&#8221;nin sohbet ettiklerini görünce yanlarına yaklaşır....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="navy">Günün birinde yolu bir dergâha düsen kendi halinde bir adam, dergâhta, bir Mevlevi ile bir Bektaşi&#8221;nin sohbet ettiklerini görünce yanlarına yaklaşır. Kendini tanıtır ve dergâhı merak ettiğini, nasıl zikir edildiğini izlemek için geldiğini söyler.<br />
<br />
<br />
Erenler başlar adama çeşitli nasihatlerde bulunmaya, her biri kendi yolunu mümkün olan en tatlı dille anlatmaya çalışır.<br />
<br />
<br />
Adam bir yandan onları dinlerken, bir yandan da gözleri onların giysilerine takılır.<br />
Mevlevi&#8217;nin giydiği kıyafette kollar o kadar geniş ve uzundur ki hem içine üç kişinin birden kolu sığabilir, hem de uzun olduğu için yalnızca kolları değil, elleri de kapatmaktadır.<br />
Bektaşi&#8217;nin kıyafetinde ise tam tersi bir durum vardır.<br />
<br />
<br />
Elbisenin kolu daracıktır, neredeyse tene yapışmıştır; üstelik kısa olduğu için, eller ta bileklere kadar açıktır.<br />
Bu duruma hayret eden adam, sebebini öğrenmek ister.<br />
<br />
<br />
Büyük merakla, önce Mevlevi&#8217;ye sorar:<br />
&#8220;Pirim, kıyafetinizin kolları neden o kadar geniş ve uzun; bunun özel bir sebebi var mı?&#8221;<br />
Mevlevi hiç beklemediği bu soru karşısında oldukça şaşırır.<br />
<br />
<br />
İki kolunu da biraz yukarıya kaldırır, sonra ellerini birleştirerek kollarını daire sekline getirir ve şöyle der:<br />
&#8220;Evet, özel bir sebebi vardır. Çünkü biz insanların günahlarını, ayıplarını, kusurlarını örteriz. Başkaları görmesin diye üzerini kapatırız.&#8221;<br />
<br />
<br />
Yanıttan oldukça hoşnut olan adam ayni merakla bu kez Bektaşi&#8221;ye döner:<br />
&#8220;Peki ya siz, pirim? Sizin kıyafetinizin kolları neden bu kadar dar ve kısa?<br />
Siz insanların günahları ve ayıplarını örtmez misiniz?&#8221;<br />
<br />
<br />
Bektaşi kendi kollarına bakar, birkaç saniyelik bir dalgınlıktan sonra gülümser ve adama bakarak şöyle der:<br />
&#8220;Biz mi? Bizim geniş kıyafetlere ihtiyacımız yoktur.<br />
Çünkü biz insanların günahlarını ve kusurlarını görmeyiz :a35:<br />
</font></font></font></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/">Nasihatler</category>
			<dc:creator>hafize</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99806-elbisenin-kolu.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allah'a çok şükredelim kardeşlerim]]></title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99797-allaha-cok-sukredelim-kardeslerim-new-post.html</link>
			<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 01:13:13 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Aklınıza takılan bir şey olduğunda, hemen dünyadaki Müslümanların yaşadıkları sıkıntıları düşünün. 'Çok büyük bir sorun' olduğunu zannettiğiniz...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Aklınıza takılan bir şey olduğunda, hemen dünyadaki Müslümanların yaşadıkları sıkıntıları düşünün. 'Çok büyük bir sorun' olduğunu zannettiğiniz konuların, aslında ne kadar önemsiz detaylar olduğunu çok daha iyi görebileceksiniz...</b><br />
<br />
Dünyadaki milyarlarca insanın her biri farklı bir hayat yaşar. Tek bir tanesinin hayatı dahi bir diğerine benzemez. Ama bir sorun yaşadıklarında ya da bir sıkıntıyla karşılaştıklarında her biri, &#8216;dünyanın en büyük dertlerinin&#8217; kendisinnde olduğunu zanneder.<br />
<br />
Bazen girdiği bir sınavda başarısız olan, bazen istediği bir kıyafeti alamayan, bazen saçlarına istediği şekli veremeyen, bazen vermek istediği kilolardan kurtulmakta zorlanan, bazen hoşlanmadıkları biriyle aynı işyerinde çalışmak zorunda kalan insanlar büyük bir sıkıntı yaşadıklarını zannederler. Aynı şekilde birinin söylediği bir sözden alınan, en iyi arkadaşıyla arası açılan, sıradan bir konuda haksızlığa uğradığına inanan, karşısındaki kişi hakkında derin şüphelere kapılan, yeteri kadar sevilmediğini ya da önemsenmediğini düşünerek içine kapanan kimseler de kendi ifadeleriyle &#8216;hayatlarının başlarına yıkıldığı&#8217; inancına kapılırlar. Günlerce dillerinden bu konuyu düşürmez, ne kadar mağdur olduklarını, ne kadar zor durumda kaldıklarını ve ne kadar acı çektiklerini anlatıp dururlar. Gün boyu akıllarında en çok yer eden konu budur. Akşam yataklarına yattıklarında, yolda arabada giderken, kahvaltılarını ederken; kısacası hemen her yerde &#8216;bu büyük dertleri&#8217;ni düşünürler.<br />
<br />
Oysa ki çok açıktır ki bunların hiçbiri &#8216;dert&#8217; değildir. Zaten insanların karşılaştıkları olayların hiçbiri &#8216;dert&#8217; değildir. Ayrıca eğer bu kişiler, bu yaşadıklarından çok daha önemli sorunlarla karşılaşmış olsalardı da, bunlar yine de &#8216;dünyalarını başlarına yıkacak&#8217; olaylar olmayacaktır. Önemli bir sağlık sorunu, ağır bir ameliyat, büyük maddi borçlar, işsizlik ya da ağır çalışma şartları, aile arasında yaşanan problemler de söz konusu olabilirdi. Ama bunlar da insanların kendilerini &#8216;dünyanın en dertli insanı&#8217; olarak görmeleri için bir sebep değildir.<br />
<br />
Herşeyden önce Kuran ahlakını bilen bir insan için dünyada &#8216;dert&#8217; diye bir şey yoktur. Allah'ın hayır olarak yarattığı, hikmet dolu olaylar vardır. Allah'ın o kişinin imanını, Allah'a olan güvenini, sadakatini, güzel ahlakını denemek için yarattığı imtihanlar vardır. Ve bu konuda unutulmaması gereken en önemli şeylerden biri de şudur: Lehinde ya da aleyhinde gibi görünen tüm olaylar, mümin için yalnızca &#8216;hayır&#8217;dır. Ve bunlar onun en ihtiyacı olan; onu en güzel şekilde eğitecek, ona en çok fayda sağlayacak, dünyada ve ahirette ona en güzel sonuçları kazandıracak olan olaylardır.<br />
<br />
Bunun yanı sıra, yaşadığı bir sıkıntı sebebiyle kendisini dünyanın en büyük sorunuyla karşı karşıya zanneden bir insanın dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların neler yaşadıklarını düşünmesi de, kendi sorunlarının aslında ne kadar sıradan ve ne kadar kolay halledilebilir olaylar olduğunu anlaması için önemli bir vesiledir.  Doğu Türkistan&#8217;da, Filistin&#8217;de, Irak&#8217;ta, Afganistan&#8217;da, Kırım&#8217;da, Kerkük&#8217;te, Moro&#8217;da ve dünyanın daha pek çok köşesinde Müslümanların yaşadığı zulüm ve baskıların yanında, kendi aklına takılan bir kuruntunun önemsizliğini kavraması çok daha hızlı olur.<br />
<br />
Onyıllardır İslam coğrafyasında süregelen çatışmalar, fitneler, baskı ve zulüm binlerce masum Müslümanın canına mal olmuş, on binlercesi sakat kalmış, milyonlarcası evsiz kalıp yurtlarından sürülmüş, pek çoğu da sadece inançlarından ve fikirlerinden dolayı tutuklanmıştır. Doğu Türkistan&#8217;da, sırf Müslüman oldukları için genç kızlar, çocuklar, yaşlılar çok büyük bir zulme tabi tutulmakta; insanlar hiçbir mazeret gösterilmeksizin umursuzca idam edilmekte, hapsedilmekte, işkence görmektedir. Camiye gidenlerin maaşı kesilmekte, Müslümanların ibadetlerini yapmalarına izin verilmemektedir. 1965'ten sonraki katliamlarla birlikte, 60 yıl içinde 35 milyon Uygur Müslümanı soykırıma maruz kalmıştır. Doğu Türkistan'da, geçtiğimiz yıl Temmuz ayında <b>796 MÜSLÜMAN </b>hiçbir hukuki gerekçeye dayanmadan, savunmalarına dahi yapmalarına izin verilmeden<b> İDAM EDİLEREK ŞEHİT EDİLMİŞ </b>bu kişilerin cenaze namazlarının dahi kılınmasına izin verilmemiştir. Sokakların cesetlerle dolduğu aynı günlerde <b>BİR GECEDE 10 BİN MÜSLÜMAN ORTADAN KAYBOLMUŞ, 100 BİN UYGURLU KIZKARDEŞİMİZ EVLERİNDEN ZORLA ALINIP GÖTÜRÜLMÜŞTÜR.</b> Bu kızkardeşlerimiz ölüm tehdidiyle gayri meşru ilişkiye zorlanmaktadırlar. Bir gecede ortadan kaybolan 10 bin Müslümanın akıbeti ise halen bilinmemektedir. Bu masum insanların şehit edilmiş olma ihtimalleri çok yüksektir. Çin 10 bin Uygurlu Müslümanın ve 100 bin Uygurlu kızkardeşimizin nerede olduklarına açıklık kazandıramamıştır.<br />
<br />
Doğu Türkistan&#8217;da yaşanan bu olaylar, dünya çapındaki Müslümanların yaşadıkları acıların ve sıkıntıların yalnızca bir bölümüdür. Doğu Türkistan gibi Filistin`de Müslümanlar yarım asrı aşkın süredir katledilmekte; kendi topraklarında sürgün hayatı yaşamaktadırlar. Irak`ta yaşanan karışıklıkların ve ölenlerin ardı arkası kesilmemektedir. Kerküklü kardeşlerimiz ölüm korkusuyla yaşamaktadır. Kırım`da Müslümanlar zorluklar altında varlıklarını devam ettirmeye çalışmaktadırlar. Afganistan`da neredeyse hergün Müslüman kanı dökülmektedir. Pakistan`da ise binlerce Müslüman kendi ülkesinde mülteci konumuna düşmüştür. Yakın geçmişte Bosnalı Müslümanlar tüm dünyanın gözü önünde, Avrupa`nın ortasında, acımasızca soykırıma tabi tutulmuştur. Pek çok ülkede hapishaneler, düşüncelerinden ve inançlarından dolu tutuklanmış olan Müslümanlarla dolu. Müslümanlar, neredeyse yüzyıldır baskı altında acımasızca ezilmektedir.<br />
<br />
İşte girdiği bir sınavı kazanamadığı, arkadaşı kendisine mesafeli davrandığı, gideceği bir yere geciktiği ya da istediği bir şeyi alamadığı için &#8216;sözde büyük bir derdi olduğunu&#8217; düşünen insanların, kendilerini bu insanların yerlerine koyarak düşünmeleri ve Allah'ın kendilerine lütfettiği nimetler için şükretmeleri gerekir. Filistin&#8217;de sokakta savunmasız bir şekilde bombardıman altında kalan, çatışmalarda annelerini babalarını kaybeden, kendisine bakacak büyütecek durumda olmayan, maruz kaldıkları kötü yaşam şartları nedeniyle birçok hastalığa yakalanan, soğuk hava şartlarında giyecek kıyafetleri bile olmayıp sokaklarda yaşayan küçük çocukları düşünmelidirler. Güvenli ve korumalı bir yerde, sıcak bir evde, güzel nimetler içinde yaşadıkları için Allah'a hamd etmelidirler. Sağlıkları sıhhatleri yerlerinde olduğu için, tehlike altında olmadıkları için, &#8216;saldırı olur mu, bombalama olur mu, işkence olur mu, kaçmak zorunda kalır mıyız, dostlarıma birşey yaparlar mı, sığınacak güvenli bir yer bulabilir miyiz?&#8217; diye düşünmeden istedikleri zaman istedikleri yerde huzur içinde uyuyabildikleri için Allah'a şükretmelidirler. Müslüman kardeşlerimiz bu kadar zor, güvensiz ve tehlikeli şartlar altındayken, sırf bir gün bir konuda bir anlık sıkıntı yaşadılar diye, tüm bunları unutup kendi sorunlarına dalmamalıdırlar. &#8216;Allah beni çok zor şartlar altında tutabilirdi, bunlardan çok daha büyük zorluklarla deneyebilirdi. Allah'a hamd olsun. Benim bu kadar nimet içerisinde küçücük bir şeyden şikayet etmem Allah'ın bu lütfuna karşı nankörlük olabilir&#8217; diyerek hemen kendi sorunlarından geçip Allah'a şükretmelidirler.<br />
<br />
Müslüman, başına dünyada olabilecek en zor imtihanlar gelse de, sayısız nimet gelse de yine bu şekilde düşünür. Elindeki nimetleri düşünüp yine Allah'a şükreder. Doğu Türkistan&#8217;da da olsa, Filistin&#8217;de de olsa, baskı zulüm ve işkence altında da olsa yine de Allah'a şükreder. Allah kendisine akıl, iman, vicdan verdiği için, Yüce Rabbimiz'i tanıma ve sevme imkanı verdiği için, Allah'ın rızasını kazanma isteği verdiği için mutlaka Allah'tan ve yaşadıklarından hoşnut olur.<br />
<br />
<b>Çünkü Allah kime ne şekilde bir deneme takdir etmişse bu o kişi için en güzel olandır. Ve elbette güzel ahlakla sabredenlerin ecrini Allah dünyada da ahirette inşaAllah verecektir.</b></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/">Nasihatler</category>
			<dc:creator>Sertürk Sercan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99797-allaha-cok-sukredelim-kardeslerim.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Faziletin Başı Utanma Duygusudur</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99792-faziletin-basi-utanma-duygusudur-new-post.html</link>
			<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 18:31:17 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA["*De ki: Rabbim ancak hayasızlıkları, onların açığını, gizlisini, günahı, haksız yere tecavüzü, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah'a ortak...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="3">&quot;<b><font color="navy">De ki: Rabbim ancak hayasızlıkları, onların açığını, gizlisini, günahı, haksız yere tecavüzü, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah'a ortak koşmanızı, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.&quot;</font></b> (7 Araf, 33)<br />
    <br />
 &quot;<b>Hayanın hepsi hayırdır.&quot;</b> (Keş'ul Hafa, 1/369)<br />
   <br />
  Dünya ve ahiret saadetine kavuşmak isteyen kişi edep ve haya sahibi olmalıdır. Edep ve hayası olmayan bir kimseden hayır beklemek mümkün değildir. <b>&quot;Haya ile iman birbirini tamamlar, biri gidince diğeri de gider.&quot;</b> (Hakim)<br />
     Çirkin ve ahlLiksız bir manzara ile karşılaştığında utanan, başını öne eğen ve yüzü kızaran bir insan utanma duygusu taşıyan (haya sahibi) kimsedir. Çünkü insanlık şerefiyle bağdaşmayan bu ınanzaradan kalbi sıkıntı duymuş, duyguları incinmiş, vicdanı rahatsız olmuştur.<br />
     Haya sahibi bir insanı, kötü bir işten caydırmak için, ona &quot;Utanmıyor musun?&quot; demek yeterlidir. Büyüklerimiz &quot;İnsandan utanmayan Allah'tan da utanmaz.&quot; demişlerdir.<br />
     Utanma duygusu taşıyan bir kimse, sadece~ insanların gördüğü yerde değil, insanların görmediği yerde de kötülükten kaçınan kimsedir. Böyle kimselerin ruh sağlıkları yerinde. vicdanları rahattır. Onları daima güleryüzlü. mütevazi ve güvenilir insanlar olarak görürsünüz.<br />
     Haya sahibi bir insanda hile, yalan, sahtekarlık, hırsızlık, kovuculuk, rüşvet, kim, iftira gibi kötülukler olmaz, insan haya perdesini yitirince de yaptığının hesabından korkmaz, fakir-fukaranın malını talan etler, musibetzede ve mustazafların göz yaşlarından yüreği sızlanmaz.<br />
    <br />
 <font color="darkslateblue">Haya, kalbi bozan günahlara karşı bir engeldir.<br />
     Haya, insanın iman kuvvetini ve edep miktarını belirler.<br />
     Haya, hayrın direği, karıştığı her iyiliğin temel unsurudur.<br />
     Batıla göz yuman haya sahibi olamaz.<br />
     Haya sahibi, hakk'a cephe açmış olanlarla düşüp kalkmaz.<br />
     Müslüman dilini, batıla dalmaktan ve konuşmaktan; gözünü avret yerlerine şehvetle bakmaktan; kulağını başkasınin sırlarını dinlemekten ve insanların ayıp yerlerini ortaya çıkarmaktan korumalıdır.<br />
     İslamsız haya ve faziletsiz bir insan, kendi şahsiyetini silmiş, şerefini yıkmış ve kötü arzularının esiri olmuştur.</font><br />
     Rabbim bizleri haya ve faziletten mahrum etmesin.</font><br />
<br />
alintidir</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/">Nasihatler</category>
			<dc:creator>gurbette</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99792-faziletin-basi-utanma-duygusudur.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>En aciliyetli konu tahkiki imanın sağlanmasıdır</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99756-en-aciliyetli-konu-tahkiki-imanin-saglanmasidir-new-post.html</link>
			<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 13:48:55 GMT</pubDate>
			<description>Günümüzde düşüncesi, sosyal statüsü, milleti, ırkı, ülkesi ne olursa olsun tüm insanların canını yakan, onları muzdarip eden sıkıntıların hepsinin...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Günümüzde düşüncesi, sosyal statüsü, milleti, ırkı, ülkesi ne olursa olsun tüm insanların canını yakan, onları muzdarip eden sıkıntıların hepsinin kökeninde Allah'a samimi imanın, candan bağlılığın ve tam teslimiyetin eksikliği vardır. İnsanların 1800'lü yılların ortalarından itibaren evrim teorisinin desteğiyle, Allah'a imandan ve din ahlakından adım adım uzaklaştırılmaları, ardı ardına yaşanan büyük felaketlere sebep olmuştur.<br />
<br />
Farklı milletlerden ve ırklardan insanlara değer vermeyip, onları adeta bir tür hayvan olarak görüp köleleştiren ve tüm kaynaklarını sömüren emperyalizm; savaşın, çatışmaların ve kanlı ihtilallerin insanları sözde ilerletecek onlara mutluluk getirecek tek çözüm olduğunu savunan komünizm; insanları kafatası ölçülerine göre değerlendiren, diğer ırklara ve toplumlara yok edilmesi gereken birer düşman gözüyle bakan faşizm ve bu tarz akla, vicdana ve bilime aykırı tüm ideolojiler Darwinizm'den destek bulup güçlenmiş ve dünyayı adeta kan gölüne çevirmişlerdir.<br />
<br />
Benzer şekilde, kimsenin kimseye güvenmemesi gerektiğini telkin eden, tüm insanların birbirine şüpheyle yaklaşmasına sebep olan, kimsenin bir diğerini candan sevmesine imkan tanımayan, haklı olanın değil güçlü olanın üstün olduğu yalanını telkin eden dünya görüşünün temelinde de insanların kör tesadüflerin eseri oldukları ve yaptıklarından dolayı kimseye hesap vermeyecekleri yanılgısını savunan Darwinizm vardır.<br />
<br />
Özetle deccaliyet, Darwinizm ve materyalizmi bugün mevcut olan tüm teknik ve teknolojik imkanları kullanarak yaymakta ve ayakta tutmaktadır. Gazeteleri, dergileri, televizyonları, radyoları, sinema filmlerini, interneti kullanarak dinsizliği telkin eden, dinsizliği ayakta tutmak için de sözde bilimsel dayanak olarak Darwinizm'i kullanan deccaliyet, İslam alemini de esaret altına almıştır ve büyük acılar yaşatmaktadır.<br />
<br />
Deccaliyetin bu kadar aktif faaliyet gösterdiği bir ortamda yapılacak en önemli çalışma ise, insanların samimi olarak Allah'ın varlığına ve birliğine iman etmelerine vesile olmaktır. Tahkiki olarak, yani tam vicdani kanaatiyle imanın hakim olması, tüm bu acıların ve sıkıntıların hemen ortadan kalkmasının en önemli yoludur. İnsanlar samimi olarak iman ettiklerinde, candan Allah'a bağlanıp sevdiklerinde dünyanın adeta cennet güzelliğine kavuşacağı açıktır. Çünkü candan iman, sevginin, neşenin, huzurun, güzelliğin, estetiğin, kalitenin, asaletin tam anlamıyla yaşanması demektir. Tahkiki imanın olduğu yerde sanat olur, bilim olur, gelişme olur, barış olur, herşeyin en güzeli olur.<br />
<br />
Bunun için öncelikle insanların batıl bir din olarak sığındıkları bir pagan dini olan Darwinizm yanılgısının fikren ortadan kaldırılması, bununla birlikte Allah'ın apaçık varlığının sayısız delillerinin yani iman hakikatlerinin en güzel, en etkileyici şekilde anlatılması gereklidir. Ancak böyle bir çalışma yapılırken bilimsel ve akılcı bir üslubun kullanılması son derece önemlidir.<br />
<br />
Akla ve mantığa uymayan, yüzeysel, gerçek dışı, samimiyetsiz anlatımlar insanlar üzerinde olumsuz bir etki yapar ve onları Allah'tan ve dinden daha da uzaklaştırabilir.  Bu nedenle Müslümanların dini tebliğ ederken sahip oldukları vakit ve imkanı en iyi şekilde değerlendirmeleri, insanların İlmihallerden, Fıkıh kitaplarından ve diğer İslami kaynaklardan kolaylıkla öğrenebilecek konular yerine onlara Allah'ı sevdirecek, Allah'tan samimi olarak korkmalarına vesile olacak, Allah için yaşamanın zevkini kavramalarını sağlayacak konuların anlatılması çok önemlidir. Müslüman, bilimin ortaya koyduğu tüm bilgileri en akılcı şekilde kullanarak inkarın Darwinizm putunu kırıp yok edecek kültüre ve bilgiye sahip olmaldır. Bilimin her dalında bilgi sahibi olmalı, bunları Allah'ın dini için en verimli şekilde kullanmayı bilmelidir. Allah'ın varlığının delillerini de en hikmetli, en çarpıcı, en etkileyici şekilde, teknolojik imkanları değerlendirerek en güzel şekilde anlatabilmelidir.<br />
<br />
İmansızlığın insanlığın başına büyük felaketler getirdiği bir dönemde, önce insanların imanına vesile olmak ve imanlarını sağlamlaştırmak varken, aciliyetli olmayan konulara vakit ve imkan ayırmak akılcı bir yol değildir.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/">Nasihatler</category>
			<dc:creator>Sertürk Sercan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99756-en-aciliyetli-konu-tahkiki-imanin-saglanmasidir.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>ana babaya hizmet (okumadan geçmeyin önemli)::::</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99743-ana-babaya-hizmet-okumadan-gecmeyin-onemli-new-post.html</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 19:29:38 GMT</pubDate>
			<description>Ana babaya hizmet 
 
  
 
Veliyyullah Dehlevi, hal ehli bir büyük zat. 
 
(Ana-baba) hakkında, şöyle etti nasihat:</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Ana babaya hizmet<br />
<br />
 <br />
<br />
Veliyyullah Dehlevi, hal ehli bir büyük zat.<br />
<br />
(Ana-baba) hakkında, şöyle etti nasihat:<br />
<br />
 <br />
<br />
Ana-baba hakkında, lüzumlu bilgileri,<br />
<br />
Şöyle beyan etmiştir, Allah'ın Peygamberi:<br />
<br />
 <br />
<br />
(Bir kul ki, anasının ayağını öperse,<br />
<br />
Cennetin eşiğini öpmüş olur o kimse.<br />
<br />
 <br />
<br />
Razıysa anne baba, kızı yahut oğlundan,<br />
<br />
Allahü teâlâ da, razı olur o kuldan.<br />
<br />
 <br />
<br />
Ve eğer anne baba, kızarsa evladına,<br />
<br />
Allah da, gadab eder elbette o kuluna.<br />
<br />
 <br />
<br />
Onlara her yapılan iyilik, yardım, ihsan,<br />
<br />
Üstündür çok nafile namaz, oruç ve hacdan.<br />
<br />
 <br />
<br />
Eğer anne babaya, hizmet etse bir evlat,<br />
<br />
Yarın mahşer gününde, ateşe girmez o zat.<br />
<br />
 <br />
<br />
Ve eğer şefkat ile bakarsa yüzlerine, <br />
<br />
Hac ve ömre sevabı yazılır o mümine.)<br />
<br />
 <br />
<br />
Biri sordu Resule: (İhtiyar oldu annem.<br />
<br />
Yaşlılıktan ötürü, aklı da azaldı hem.<br />
<br />
 <br />
<br />
Bütün hizmetlerini, bizzat ben yapıyorum.<br />
<br />
Elimle yediriyor, sırtımda taşıyorum.<br />
<br />
 <br />
<br />
Ona yapmış olduğum bu hizmet sebebiyle,<br />
<br />
Ödemiş olur muyum hakkını tamamiyle?)<br />
<br />
 <br />
<br />
Buyurdu ki: (Olmazsın, şu ki bunun hikmeti,<br />
<br />
O, senin yaşamanı isteyip hizmet etti.<br />
<br />
 <br />
<br />
Sen ise, validene hizmet edersin, fakat,<br />
<br />
Beklersin ki, acaba ne zaman eder vefat?)<br />
<br />
 <br />
<br />
Bir kimsenin babası, felç olmuştu aniden.<br />
<br />
Oğlu hizmet ederdi, o günden itibaren.<br />
<br />
 <br />
<br />
Ve lakin usanınca babasına bakmaktan,<br />
<br />
Bir gece vakti onu, sırtına alaraktan,<br />
<br />
 <br />
<br />
Evden çıkıp, dedi ki hem de kendi kendine:<br />
<br />
Götürüp bırakayım, ıssız bir dağ dibine<br />
<br />
 <br />
<br />
Geldi bu niyet ile, kervan geçmez bir dağa.<br />
<br />
Başladı oralarda, uygun yer aramaya.<br />
<br />
 <br />
<br />
Lakin bildi babası, onun bu niyetini.<br />
<br />
Dedi ki: (Ey evladım, fazla üzme kendini.<br />
<br />
 <br />
<br />
Beni şuraya bırak, hiç yorulma boş yere.<br />
<br />
Zira ben de babamı, bırakmıştım bu yere.)<br />
<br />
 <br />
<br />
Bu sözler karşısında, üzüldü buna gayet.<br />
<br />
Sordu ki: (Nasıl oldu, bana dahi izah et.)<br />
<br />
 <br />
<br />
Dedi: (Benim babam da, felç olmuştu bir gece.<br />
<br />
Ben de böyle bakmıştım babama senelerce.<br />
<br />
 <br />
<br />
Ve lakin senin</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/">Nasihatler</category>
			<dc:creator>şekerleme</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99743-ana-babaya-hizmet-okumadan-gecmeyin-onemli.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Ey gafil insan</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99742-ey-gafil-insan-new-post.html</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 19:26:51 GMT</pubDate>
			<description>Ey gafil insan! 
 
  
 
Veliyyullah Dehlevi, âlim ve veli bir zat. 
 
Vaaz ve derslerinde, ederdi çok nasihat.</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Ey gafil insan!<br />
<br />
 <br />
<br />
Veliyyullah Dehlevi, âlim ve veli bir zat.<br />
<br />
Vaaz ve derslerinde, ederdi çok nasihat.<br />
<br />
 <br />
<br />
Bir gün de buyurdu ki: Bu Hak dostu veliler,<br />
<br />
İnsanları, küfürden çekip alıverirler.<br />
<br />
 <br />
<br />
Onların huzurunda, edepsizlik eylemek,<br />
<br />
Felakete götürür, dikkatli olmak gerek.<br />
<br />
 <br />
<br />
Allah'ın kullarıyle, iyi geçinmek için,<br />
<br />
İşlerinde, kolaylık gösterin her kişinin.<br />
<br />
 <br />
<br />
Zira buyuruyor ki Peygamber Efendimiz:<br />
<br />
(Sakın zorlaştırmayıp, kolaylık gösteriniz.)<br />
<br />
 <br />
<br />
Her kim ki, günahına halisen olsa pişman,<br />
<br />
Affeder o günahı Allahü azimüşşan.<br />
<br />
 <br />
<br />
Kim, yalnız dünya için hep gayret gösterirse, <br />
<br />
Sonunda, muhakkak ki pişman olur o kimse.<br />
<br />
 <br />
<br />
Ey bu harab olacak evi tamir eyleyen!<br />
<br />
Fazla emek verme ki, bir gün çıkar elinden.<br />
<br />
 <br />
<br />
Bu dünya bir köprüdür, sen geçip gitmeye bak.<br />
<br />
Kimseye kalmamış ki, sana kalsın bu konak.<br />
<br />
 <br />
<br />
Harab olacak şeye, bu itina, bu meyil,<br />
<br />
Akıllı olanların yapacağı iş değil.<br />
<br />
 <br />
<br />
Ey aklını, fikrini, dünyaya veren kişi!<br />
<br />
Vaz geç ki, Hak teâlâ beğenmiyor bu işi.<br />
<br />
 <br />
<br />
Zira yaratıldı ki bu insanlar ve cinler,<br />
<br />
Yalnız Hak teâlâya, ibadet eylesinler.<br />
<br />
 <br />
<br />
Ey gönlünü dünyaya kaptıran gafil insan!<br />
<br />
Yaldızlı süslerine aldanma sakın aman!<br />
<br />
 <br />
<br />
Dışı güzel görünür, lakin aldatıcıdır.<br />
<br />
Üzeri şeker kaplı, içi gayet acıdır.<br />
<br />
 <br />
<br />
O öyle bataktır ki, yutar çok insanları. <br />
<br />
Ona aldananların, hüsran olur sonları.<br />
<br />
 <br />
<br />
İnsanların kalbini, bakın ki kazanmaya,<br />
<br />
Zira bu sebep olur, Hak rızası almaya.<br />
<br />
 <br />
<br />
Her insana edin ki çok iyilik ve ihsan,<br />
<br />
Zira lutf-ü ihsanın, kulcağızıdır insan.<br />
<br />
 <br />
<br />
Sana zarar, sıkıntı gelirse birisinden,<br />
<br />
Ona gücün yetse de, affedici ol hemen.<br />
<br />
 <br />
<br />
Ey insanoğlu, sakın, unutma hiç Rabbini.<br />
<br />
Çıkarma hatırından, Onun emirlerini.<br />
<br />
 <br />
<br />
Rabbin bahşetmiş sana, ne mükemmel azalar.<br />
<br />
Onun emrine göre kullan ki, yanmayalar.<br />
<br />
 <br />
<br />
Allah'tan başkasından, etme ki bir şey talep,<br />
<br />
Onlar da, senin gibi, aciz birer kuldur hep.<br />
<br />
 <br />
<br />
Allah'ın kullarına, ver ki neşe ve sevinç,<br />
<br />
Ahirette sıkıntı görmeyesin sen de hiç.<br />
<br />
 <br />
<br />
Gizle, ifşa etme ki herkesin günahını,<br />
<br />
Gizlesin Allah dahi, yarın senin aybını.<br />
<br />
 <br />
<br />
Sen, darda kalanlara yardım et ki bu günde,<br />
<br />
Allah da, yardım etsin sana mahşer gününde.<br />
<br />
 <br />
<br />
Ey genç, gençliğin ile gururlanma ki zinhar,<br />
<br />
Genç iken ölüp gitti, nice taze fidanlar.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/">Nasihatler</category>
			<dc:creator>şekerleme</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99742-ey-gafil-insan.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Bunda bir hayır var</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99707-bunda-bir-hayir-var-new-post.html</link>
			<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 15:42:22 GMT</pubDate>
			<description>BUNDA BİR HAYIR VAR 
 
Bir zamanlar Afrika daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan iitbaren arkadaş olduğu, birlikte...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>BUNDA BİR HAYIR VAR<br />
<br />
Bir zamanlar Afrika daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan iitbaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. <br />
<br />
Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi: <br />
-Bunda da bir hayır var! <br />
Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın baş parmağı koptu. <br />
<br />
Durumu gören arkadaşı her zamanki her zamanki sözünü söyledi: <br />
-Bunda da bir hayır var! <br />
<br />
Kral acı ve öfkeyle bağırdı: <br />
-Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu? Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı. <br />
Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyünz meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. <br />
Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını farkettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler. <br />
<br />
Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı. <br />
-Haklıymışsın! dedi. Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü birşeydi. <br />
<br />
-Hayır, diye karşılık verdi arkadaşı. Bunda da bir hayır var. <br />
-Ne diyorsun Allah aşkına?diye hayretle bağırdı kral. Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir? <br />
<br />
-Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? Ve sonrasını düşünsene.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/">Nasihatler</category>
			<dc:creator>turk8487</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99707-bunda-bir-hayir-var.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Ölümü çok hatırlamak lâzımdır..</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99704-olumu-cok-hatirlamak-lazimdir-new-post.html</link>
			<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 10:56:58 GMT</pubDate>
			<description>*Ölümü çok hatırlamak lâzımdır: * 
Resim:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font face="Comic Sans MS"><font size="4"><font color="red">Ölümü çok hatırlamak lâzımdır: </font></font></font></b><br />
<img src="http://blufiles.storage.live.com/y1pmouVYo8LgNF6xwgj277699kV59FHwyxGUIcnzWNTwl_kLTss4PJ9veOrZ6dNN7w262OA2OcCvdM" border="0" alt="" /><br />
 <br />
 <br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="4"><font color="navy">Kâinatın Efendisi Aleyhissalâtü vesselâmın lâl ü güher beyanları içinde, lezzetleri acılaştıran ölümü çok zikretmek gerekir. Bundan maâda, yine Efendimiz bizzat kabirleri ziyaret etmiş ve ziyaret tavsiyesinde bulunmuşlardır. İnsan, ölümün hakikatına inandığı gibi, onu his, duygu ve aklına nakşederek, hayâl ve düşünce dünyasına da hakim kılar ve kıyamete kadar sürecek olan kabir hayatına da kendini ikna ederse, bu takdirde dünyaya ve ukbaya bakışı ve davranışları farklılaşır ve değişik olur. Onun içindir ki, söz Sultanı, &#8220;Benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız&#8221; buyurmuşlardır. </font></font></font><br />
 <br />
<font size="4"><font face="Comic Sans MS"><font color="navy">Ölüm düşüncesi, insanın mânevî damarlarında meydana gelebilecek ülfet ve vesveseyle birlikte, şeytanın süslü gösterdiği günah virüsünün ve benzeri mikropların en azından tesirlerini ve zararlarını giderecek bir antikor gibidir. &#8220;Madem öleceğim ve öldükten sonra da hesaba çekileceğim; öyleyse, şu fani dünyânın elemli lezzetlerine kapılıp, günah işlemenin ne manâsı var!&#8221; düşüncesi içinde ölüm, bir yönüyle güçlü bir vazgeçirici, bir yönüyle de coşturucu bir tesire sahiptir. Fakat, eğer mânevî damarlarımız, antikorların hiç fayda temin etmeyeceği ölçüde günahlarla, dünyânın haram lezzetleri olan mikroplarla dolmuş ve artık vücudun her yanında bir hücre anarşisi meydana gelmiş ve ölüm antikorlarının bile tesir edemeyeceği bir duvar teşekkül etmişse, o zaman ne ölüm, ne de ölüp gidenler ruhta hiç bir şey uyandırmayacak ve yakınlarımızın birer birer göçüp gidişi, bizde sadece bir kaç günlük geçici bir elem hasıl edecektir. Sonra da, &#8220;Canım, ölenle ölünmez ki! Hepimizin yeri de orası; Allah iman, Kurân nasip etsin!&#8221; şeklindeki klişeleşmiş teselli ve temennilerle bütün göz ve gönüller yeniden gaflete gömülüp gidecektir. </font></font></font><br />
 <br />
<font size="4"><font face="Comic Sans MS"><font color="navy">Niçin hatırlanmaz ölüm? Nefsin hoşuna giden pek çok haram lezzetleri acılaştırarak ağzın tadını kaçırdığı, keyfi bozduğu, insanı nefsanî isteklerden vazgeçmeye, bir kısım bedenî haz ve alışkanlıklardan kopmaya zorladığı, peşin lezzetlere rağmen ruha öteler hesabına zâhidlik aşıladığı, dünyaya bakan yönüyle kalbi daralttığı ve düşünceyi buğulandırarak süslü, toz-pembe dünyâları kararttığı içindir ki, ölüm hatırlanmak istenmez. </font></font></font><br />
 <br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="4"><font color="navy"><font color="red"><b>a) Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamak, ölümü unutturur: </b></font></font></font></font><font color="navy"><br />
 <br />
</font><font face="Comic Sans MS"><font size="4"><font color="navy">Ölüm neden tesir etmez? Tevehhüm-ü ebediyetten.. hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya bağlanmaktan ve yaşamak için yaşamaktan.. çocuk oyuncakları mesabesindeki peşin ücretlerle avunmaktan.. kalb ve fikrin geçmiş ve geleceğe dönük gözlerini kapamaktan... </font></font></font><br />
 <br />
<font size="4"><font face="Comic Sans MS"><font color="navy">Bir insan düşünün; her tarafı altı cihetten de komple endam aynalarıyla kaplı bir odaya giriyor. Bulunduğu istikamette geriye dönüp bakıyor; gerilere doğru upuzun uzayıp giden iç içe bir aynalar koridoru, yani yaşanmış koca bir ömür.. evet, şu kadar yaşamıştım, şu kadar görmüş-geçirmiştim duygularıyla kanatlı hâtıraların atlas iklimlerinde dolaşma... Bir de ileriye dönüp bakıyor; aynı şekilde o kadar da ileriye doğru uzayıp giden bir ömür. &#8220;Yaşım ne ki, daha gencim! Emsallerime göre fena da sayılmam! Malım mülküm var; gelirim yerinde; eşim, dostum ve çevrem.. makamım.. mesleğim...&#8221; Esasen, küçücük bir odada, dört duvar arasında sıkışıp kalmış bulunmasına rağmen, kendini dev aynalar arasında, renkli bir hayatın içinde görüyor ve yüzü soğuk olduğundan ölüme soğuk bakıyor; onu görüyor, ona uzak duruyor. Bunun da ötesinde, ölüm düşüncesini günlük düşünceleri arasında boğmak ve öldürmek için nice çılgınlıklar yapıyor; akla hayâle gelmeyen yiyecek, giyecek çeşitlerinde teselli arıyor; içki âlemlerine, müzik çılgınlığına, moda ve model dünyalarına, uyuşturucu alemlerine sığınıyor.. </font></font></font><br />
 <br />
<font size="4"><font face="Comic Sans MS"><font color="navy">Bizim müslümanca hayatımızda edîbâne, nezihâne ve dünyâ ve ukba adına çok faydaları tekeffül eden iki bayramımız vardır: Ramazan ve Kurban Bayramları. Şimdi bir bunlara, bir de meselâ Almanların bir yıl içinde kutlamaya çalıştıkları -biz bayramlarımızı tesîd ederiz- eğlence günlerine bakınız! İki hafta, hattâ bir ay geçer, bilmem ne yortusu; bir ay sonra bir faşing, arkasından bir başkası, arkasından bir diğeri... Bu insanların her birini tek tek psikolojik bir tahlil ve tetkikten geçirecek olsanız görürsünüz ki, hepsi birer eğlence insanı ve sanırsınız ki, son derece neşeliler.. gülmek ve gülüşmek için yaratılmışlar... Oysa ki bu ve benzeri hâdiseler, ölümü öldürme düşüncesi ve onu unutmaya çalışma gayretinden başka bir şey değildir. Evet, müslümanın da kendi çizgileri içinde ve meşrû dairede dünyâ adına bir sevinç ve neşe hayatı vardır; ne var ki, onun neşe dünyasında bile ölüm ve ölüm ötesine ait ürpertici, fakat aynı zamanda imrendirici esintiler, manâlar ve buğular bulunur. Sonra, müslümanın iç dünyâsı ve ruhî saadeti, dünyalık eğlencelere ihtiyaç bile hissettirmez. </font></font></font><br />
 <br />
<font size="4"><font face="Comic Sans MS"><font color="navy"><b><font color="red">b) Ebedi saadet saraylarının kapısı ölümle açılır:</font> </b></font></font></font><font color="navy"><br />
</font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="4"><font color="navy">Ölümün alnından öperiz biz: &#8220;Sen ne mübârek arkadaş ve refakatçisin&#8221; deriz ölüme. Varsın, başkaları sana dikenli nazarıyla baksın, sen gülün ta kendisisin. Bırak, bazıları sana &#8220;kara yüz&#8221; yakıştırmasında bulunsun, sen, bizim için bizi aydınlık ülkelere uçuran ötelerden iki ışık kanatsın. Bakma sana &#8220;soğuk yüz&#8221; dediklerine; sen bizim için, müjde çiçekleriyle kar gibi beyaz ve berraksın. Onlar sana &#8220;çukur&#8221; derler, &#8220;dehliz&#8221; derler; fakat biz, &#8220;ebedî saadet saraylarına açılan koridorsun&#8221; deriz. &#8220;Ayıran&#8221; da derler sana; fakat sen, haddizatında, ebedî âlemlere intikal etmiş binlerce ahbaba, dost ve yârâna kavuşturansın. Başta, sîmalarına meleklerin hayran olduğu nebîlere, sonra Sahâbeye, salihlere, hısım ve akrabaya bizi ulaştıransın. Cemalullaha yaklaştıransın!... </font></font></font><br />
 <br />
<font size="4"><font face="Comic Sans MS"><font color="navy">Evet, ayıransın da, fakat, elemli, sıkıntılı ve ayrılık hasreti yüklü şu dünyâ talimgâhından, hayatların en hası hakiki hayata intikal ettiren bir terhis tezkeresisin! Sen, bizi Gönderene dönme anında, cismimizi nura garkedecek bir ebed şerbetisin! Ve sen, bir son değil, sonun sonusun; sonsuzluğa eş ve baş olabilecek son bir sonsun. Son ile sonsuzluğu dudak dudağa getiren bir ufuk ve Cemale açtığın gözlere çekilen bir sürmesin.. Ve yine sen, dertli bir neslin dert yüklü Tercümanına, &#8220;Eyvah, bugün yine ölmemişim&#8221; dedirtensin. İşte ölümün iki yanı: Önce terhib düşüncesiyle ölüm, sonra da terğib düşüncesiyle ölüm... </font></font></font><br />
 <br />
<font size="4"><font face="Comic Sans MS"><font color="navy">Ölüm düşüncesi, arzettiğimiz gibi hem caydırıcı, hem de teşvik edici yönleriyle bir yandan seyyiatımız, mesuliyet hissimiz ve Rabbimize karşı yaptıklarımızdan hesap verme endişesiyle bizi iki büklüm ederken, bir yandan da ümit-reca münasebeti içinde kalbimizi hoplatıp bizi canlandırmakta, şahlandırmakta ve kalbimizle beraber duygularımız ve düşüncelerimizle beraber davranışlarımız üzerinde müsbet tesir icra etmektedir. Rabıta-ı Mevt denilen ölümü sürekli hatırlama ameliyesiyle, kabirleri ziyaret ve hastalarla sakatlardan ibret almakla -İnşaallah- ülfetten kurtulmuş, iç gerilimimizi ve canlılığımızı muhafaza etmiş ve şeytan ve günahların zararından korunmuş olacağız.</font></font></font> <br />
 <br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="4"><font color="darkgreen">Bu Makale, Fethullah GÜLEN Hoca efendinin &#8220;İnancın Gölgesinde- 2&#8221; adlı eserinden alınmıştır</font></font></font></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/">Nasihatler</category>
			<dc:creator>hafize</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99704-olumu-cok-hatirlamak-lazimdir.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Güzel kızım unutma saliha hanım saliha ana olacaksın....</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99677-guzel-kizim-unutma-saliha-hanim-saliha-ana-olacaksin-new-post.html</link>
			<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 12:52:03 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://4.bp.blogspot.com/_B171T5jQuLc/SJlla1-xsOI/AAAAAAAAALg/2fiT7vs48oA/s320/anne.jpg  
 
Güzel Kızım Unutma... 
 
Sâliha bir hanım olmak;...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><font face="Franklin Gothic Medium"><font size="3"><font color="darkslategray"><img src="http://4.bp.blogspot.com/_B171T5jQuLc/SJlla1-xsOI/AAAAAAAAALg/2fiT7vs48oA/s320/anne.jpg" border="0" alt="" /><br />
<font size="4"><br />
<font color="darkorange">Güzel Kızım Unutma...</font></font><br />
<br />
Sâliha bir hanım olmak; incelik ister, fedâkarlık ister.<br />
Gönlündeki deryâyı coşturup inciler devşirmek gerek. Sevmek gerek hanımlığı, anneliği&#8230;<br />
Merhametli olmaya baş koymak, gönül tasınla bütün âleme serin, berrak bir yağmur olup kupkuru toprakları münbit hâle getirmek kolay değildir, elbet&#8230;<br />
Hazret-i Âmine&#8217;lik rûhuna bürüneceksin önce&#8230;<br />
Kimdir Âmine? Ne demektir Âminelik rûhu?<br />
Emâneti en iyi taşıyan demek. Hâmil olduğun yükün &#8220;emanet&#8221; olduğunu bilip, rûhun bu yük altında ezilecek, dokuz ay çile çekeceksin&#8230;<br />
Dilinden geçen zikri yüreğinde hissedeceksin ki, ardından insanlığa numûne olacak bir &#8220;sadaka-i câriye&#8221; bırakabilesin.<br />
Sonra Hazret-i Hacer olup teslimiyet bağrından zemzem akıtmak&#8230; Yanacaksın, koşacaksın, ağlayıp O&#8217;na dayanacaksın ki, zemzemler fışkırsın, kurak yüreklerden&#8230;<br />
<br />
<font color="darkorange">* * *</font><br />
<br />
İki gözümün ışığı!<br />
<br />
İçinde, kıpırdanan yavrunu ilk hissettiğin andan itibaren bir merhamet kaplar hücrelerini&#8230;<br />
İşte o zaman Allâh&#8217;a şükredeceksin, Peygamberlerin en fârik vasfı olan &#8220;merhamet&#8221;ten sana da bir pay verildiği için&#8230;<br />
Yavrucuğum, insanın en büyük ihtiyacı &#8220;rûh gıdası&#8221;dır.<br />
Onun ilk kıpırdanmalarına salevât-ı şerîfelerle karşılık vereceksin.<br />
Sen fark etmesen de o seni duyar ve hisseder.<br />
Öyleyse ilk duyduğu, Allâh&#8217;ın kelâmı, Peygamber Efendimiz&#8217;e sunmuş olduğun duân olsun.<br />
Dokuz aylık çile çabuk geçmez, geceleri yatamadığın zaman kıyâma dur ki, Rabbinin huzurunda durmayı öğrensin&#8230;<br />
Gözyaşı dök ki, merhameti öğrensin, ümmet-i Muhammed&#8217;e duâ ve infâk et ki cömertliği öğrensin&#8230;<br />
Ağzından haram lokma girmesin, yavrum! Helâl lokmayı tanısın ki, harama uzanmasın.<br />
Tatlı dilli ol ki, kötü konuşmasın.<br />
Secdelerini çoğalt ki, Rabbinin karşısında hiçlik ve tevâzuya bürünsün.<br />
Mahlûkata gönlünü aç ki, sevgiyi ve muhabbeti öğrensin&#8230;<br />
<br />
Sancılar sana kıyâmetin dehşetini hatırlatır, belki.<br />
İşte o zaman anacığını anlayacaksın.<br />
İşte o zaman &#8220;cennetin anaların ayakları altında olduğunu&#8221; öğreneceksin.<br />
Dişlerin birbirine kenetlenince, ölümün varlığını tadacaksın.<br />
Yavrunu kucağına alınca, dünyanın &#8220;gurbet&#8221; olduğunu ve konuşmanın zevkini tatmak için bu dünyada bedel ödemek gerektiğini öğreneceksin.<br />
Ona sütünü, Yâsin-i Şerif&#8217;lerle verirken; dünyadaki en güzel şeyin, insanlara &#8220;Allâh için kendinden koparıp vermek&#8221; olduğunu hissedeceksin.<br />
Geceleri herkes uyurken, onun seni ağlayarak çağırmasına zevkle koşup gideceksin.<br />
İşte o ân, Rabbini de gerçek mânâda sevdiğinde, teheccüde kalkmanın senin için bir yük olmadığını anlayacaksın.<br />
Onu hasta ve ateşler içinde görünce &#8220;hiçliğini&#8221; ve &#8220;çaresizliğini&#8221; görüp Allâh&#8217;a îmânın kat be kat artacak&#8230;<br />
Ona sünnet-i seniyye ile yaşamayı öğret ki, Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-&#8217;e hayran olup, onu taklid etsin. Öğretmezsen ilerde kim olduğu belirsiz kimseleri taklide başlar, onlara hayran kalır, sen de mes&#8217;ul olursun.<br />
Onunla mübarek gün ve geceleri zevk ve heyecan içinde yaşa ki, gayr-i Müslimlere ve onların eğlencelerine hayran kalmasın. Bayramını bilip, gerçek bayramı olan kıyâmet sabahı için hazırlansın.<br />
Ona Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;i çok iyi anlatmalısın. Her bir sûre, onun gönlüne iniyormuş gibi hissetsin ki, yaşantısıyla &#8220;canlı bir Kur&#8217;ân&#8221; olsun.<br />
Hâfızlığı sevdir, ona âşık olsun ki, dilinde şarkı-türkü olmasın. Boş satırların hamalı olmasın&#8230;<br />
Kur&#8217;ân-ı Kerîm kültürüyle aydınlanırsa iki dünyası da pürnûr olur.<br />
İşte o zaman, tıpkı şimdi benim olduğu gibi seni de kabirde nûrdan taçlarla taçlandırıp cennet elbiseleriyle nûrlandırırlar&#8230;<br />
<br />
<font size="4"><font color="darkorange">Hedefini unutma kızım, hedefin sâliha bir hanım, sâliha bir ana olmaktır. </font></font><br />
<br />
Alıntıdır.../Ayşe Deniz</font></font></font></div></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/">Nasihatler</category>
			<dc:creator>Su-Eda</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99677-guzel-kizim-unutma-saliha-hanim-saliha-ana-olacaksin.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[&#65260;&#2960;&#9829; &#65010; &#9829;&#2960;&#65260; 	 İslâm dîni, edeb ve güzel ahlâk dînidir. &#65260;&#2960;&#9829; &#65010; &#9829;&#2960;&#65260;]]></title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99578-6526029609829-65010-9829296065260-islam-dini-edeb-ve-guzel-ahlak-dinidir-6526029609829-65010-9829296065260-a-new-post.html</link>
			<pubDate>Sun, 15 Aug 2010 14:43:47 GMT</pubDate>
			<description>*İslâm dîni, edeb ve güzel ahlâk dînidir. Peygamber efendimiz; (İyi huyları tamâmlamak, iyi ahlâkı dünyâya yaymak için gönderildim) buyurmuştur. Yine...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font size="5"><font color="Red">İslâm dîni, edeb ve güzel ahlâk dînidir. Peygamber efendimiz; (İyi huyları tamâmlamak, iyi ahlâkı dünyâya yaymak için gönderildim) buyurmuştur. Yine Resûlullah efendimiz; (Sizin îmânen mükemmel olanınız, ahlâken güzel olup, insanlara iyilik yapanlardır) buyurmuşlardır ki, îmân bile, ahlâk ile, insanlara faydalı olmakla ölçülmektedir.<br />
<br />
Allahü teâlâ, Kur&#8217;ân-ı kerîmde, Peygamber efendimizi; (Muhakkak sen yüksek bir ahlâk üzerindesin) buyurarak ahlâkını medhetmiş, övmüştür.<br />
<br />
Bir kimsenin ahlâkı güzel olursa, Resûlullah efendimizin ahlâkı ile ahlâklanmış ve Onun yolunu tutmuş olur. Resûlullah efendimizin güzel huyları pek çoktur. Her Müslümânın bunları öğrenmesi ve bunlar gibi ahlâklanması lâzımdır. Böylece, dünyâda ve âhirette felâketlerden, sıkıntılardan kurtulmak ve O iki cihân efendisinin şefâatine kavuşmak nasîb olur.<br />
<br />
Peygamber efendimiz şu duâyı çok okurdu:<br />
(Allahümme innî eselüke-ssıhhate vel-âfiyete vel-emânete ve hüsnel-hulkı verrıdâe bilkaderi birahmetike yâ Erhamerrâhimîn.) Bu duânın manâsı ise; (Ya Rabbî! Senden, sıhhat, âfiyet, emânete hıyânet etmemek, güzel ahlâk ve kaderden râzı olmak istiyorum. Ey merhamet sâhiplerinin en merhametlisi! Merhametin hakkı için, bunları bana ver!) demektir.<br />
<br />
İslâm âlimleri, terbiyede ve güzel ahlâkta, İslâm dîninin mümessili, temsilcisi olmuşlar ve İslâmiyyeti dünyâya böyle tanıtmışlardır. Peygamber efendimiz; (Allahü teâlânın ahlâkı ile huylanınız!) buyurmuştur. Allahü teâlânın sıfatlarından biri Settârdır yani günâhları örtücüdür. Müslümânın da din kardeşinin ayıbını, kusûrunu örtmesi lâzımdır. Allahü teâlâ, kullarının günâhlarını affedicidir. Müslümânlar da, birbirlerinin kusûrlarını, kabâhatlerini affetmelidir. Allahü teâlâ kerîmdir, rahîmdir yani lutfü, ihsânı boldur ve merhameti çoktur. Müslümânın da, cömert ve merhametli olması lâzımdır. Bütün güzel ahlâk da böyledir.<br />
<br />
İbn-i Atâ hazretleri buyuruyor ki:<br />
&#8220;Ahlâk iyi olmadıktan sonra, kılınan namazın, tutulan orucun çok olmasının önemi yoktur. Hattâ sadaka ve mücâhede yani nefsini yenmeye çalışmak bile hiçtir. Bu yolda yükselenler, ne namazla, ne de oruçla yükseldiler. Ne sadaka ile, ne de mücâhede ile üstün dereceler buldular. Yükselen, ancak iyi huyla yükseldi. Çünkü Peygamber efendimiz; (Kıyâmet günü, bana en yakın olanınız, huy ve ahlâk bakımından en güzel olanınızdır) buyurdu.&#8221;<br />
<br />
Îmânının kâmil, olgun, parlak olmasını isteyen bir kimse, kendini Müslümânlardan yüksek görmemelidir. Zira Peygamber efendimiz; (Bir kişi îmânının kemâlini isterse, kendine insâf versin yani tevâzu üzere hareket eylesin ve fakîr olduğu hâlde sadaka versin! Bu iki huy, îmânı kâmil derecesine yükseltir) buyurmuşlardır.<br />
<br />
Ebû Hafs Haddâd hazretlerine;<br />
- Güzel ahlâk sâhibi olmak nasıl olur? diye sorulunca, cevabında;<br />
- Evliyânın haklarına riâyet etmek, dostlar ile iyi geçinmek, küçüklere nasîhat vermek, dünyâ için kimseye düşmanlık etmemek, başkalarını kendi nefsine tercih etmek, dünyâ malı yığmaktan kaçınmak, kendi yollarında olmayanla sohbeti terk etmek, din ve dünyâ işinde yardımlaşmak, buyurmuşlardır.<br />
<br />
Ebû Midyen Mağribî hazretleri buyuruyor ki:<br />
&#8220;İnsanlarla birlikte bulunmakta güzel ahlâk, onlarla iyi geçinmektir. Âlimler ile berâber olmakta güzel ahlâk, onlara ihtiyâcı olduğunu bilmek ve onları edebe uygun olarak dinlemekle olur. Mârifet ehli ile bulunmakta güzel ahlâk, sükûn üzere, ümitli ve sabırlı olarak beklemekle olur. Yüksek velî ile berâber olmakta güzel ahlâk, kırıklık hâlinde bulunmakla olur.&#8221;<br />
<br />
Netice olarak Müslümânlık, iyi, güzel ahlâk demektir. Müslümânın da, güzel ahlâklı ve fazîlet sahibi olması lâzımdır. Müslümân, son derece mütevâzı, alçak gönüllü, kendisine başvuran herkesi dinleyen, imkân buldukça, onlara yardım eden ve hiç kimseyi incitmeyen bir kimse demektir. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:<br />
(Müslümân demek, Müslümânlara eli ile, dili ile zarâr vermeyen kimse demektir.)</font></font></b></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/">Nasihatler</category>
			<dc:creator>DiLaRa_I NuR</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/nasihatler/99578-6526029609829-65010-9829296065260-islam-dini-edeb-ve-guzel-ahlak-dinidir-6526029609829-65010-9829296065260-a.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
