<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>Islamiyet.gen.tr</title>
		<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/</link>
		<description>Geniş içerikli islami bilgilerin bulunduğu forum bölümü bulunan islami portal sitesi. ilahiler, ezgiler, islami sohbet www.islamiyet.gen.tr</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Tue, 07 Sep 2010 06:31:02 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>http://forum.islamiyet.gen.tr/images/misc/rss.png</url>
			<title>Islamiyet.gen.tr</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/</link>
		</image>
		<item>
			<title>İslam birliği için gayret etmeyen Müslümanlar, her akan mazlum kanından sorumludurlar</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/genel-konular/99989-islam-birligi-icin-gayret-etmeyen-muslumanlar-her-akan-mazlum-kanindan-sorumludurlar-new-post.html</link>
			<pubDate>Tue, 07 Sep 2010 00:48:43 GMT</pubDate>
			<description>*İslam dünyasında zulüm gören milyonlarca mazlumdan, İslam aleminin birliği için gayret etmeyen her Müslüman sorumludur* 
 
*Sayın Adnan Oktar yerel...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>İslam dünyasında zulüm gören milyonlarca mazlumdan, İslam aleminin birliği için gayret etmeyen her Müslüman sorumludur</b><br />
<br />
<b>Sayın Adnan Oktar yerel kanallarda ve <a href="http://www.harunyahya.tv/" target="_blank">HarunYahya.Tv</a> internet sitesinde her gece canlı olarak yayınlanan röportajlarında Müslüman kardeşlerimizin yaşadığı acıları sık sık gündeme getirmektedir. Ancak Sayın Adnan Oktar&#8217;ın İslam dünyasına yaptığı bu çağrılar yeni değildir. Sayın Adnan Oktar Temmuz 2001 tarihinde basılan &#8220;İslam&#8217;ın Kışı ve Beklenen Baharı&#8221; kitabında da, internet sitelerinde ve çeşitli gazetelerde yıllardır yayınlanan makalelerinde de İslam coğrafyasında yaşanan acılara, şehit olan kardeşlerimize dikkat çekmiştir. Tüm Müslüman alemini bu mübarek birliğin kurulması için gayret etmeye, bu yolda yapılan çalışmaları desteklemeye davet eden Sayın Adnan Oktar, zulme rıza göstermenin de zulüm olduğu gerçeğini defaatle vurgulamıştır. Unutulmamalıdır ki büyük İslam coğrafyasında akan her damla kandan, yıkılan her evden, şehit olan her masumdan, yaralanıp sakat kalan her mazlumdan, açlık ve yokluk içinde yaşayan her insandan, Türk İslam Birliği için gayret etmeyen her Müslüman sorumludur.</b><br />
İnsanların çok büyük bir bölümünün Pakistan&#8217;da, Keşmir&#8217;de, Patani&#8217;de, Burma&#8217;da, Doğu Türkistan&#8217;da yaşananlar hakkında hiçbir bilgisi yoktur. Hatta birçoğu bu bölgelerin adını dahi bilmemektedirler. Bu bölgelerde yaşayan Müslümanların karşı karşıya bulundukları zorlukların, baskıların, her gün bir yenisi gerçekleşen şiddet eylemlerinin, açlığın ve sefaletin farkında dahi değillerdir. Bir kesim ise yapılan zulüm ve haksızlıkların farkındadır. Ancak bu kişilere yardım edebileceğini, zulmün engellenmesi için çaba sarf edebileceğini aklına dahi getirmez. Üstelik hiçbir şey yapamayacağı konusunda kendisini o kadar inandırmıştır ki, ne okuduğu haberler ne de gördüğü görüntüler vicdanında en ufak bir etki oluşturmaz. Oysa iman eden bir insan, her duyduğundan ve her gördüğünden sorumludur. Allah Kuran&#8217;da Müslümanlara şöyle buyurmaktadır:<br />
<b>&#8220;Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: &#8220;Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katın-dan bir yardım eden yolla&#8221; diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?&#8221; (Nisa Suresi, 75)</b><br />
Bu yazı hazırlanırken amaçlanan da, dünyanın dört bir yanındaki mazlum Müslümanların durumlarını tüm açıklığıyla ortaya koymak ve vicdanlı insanları bu gerçeği düşünüp çözüm yolları aramaya davet etmektir. İçinde bulunduğumuz devir, gaflete kapılmaya, sessiz kalmaya, umursuz davranmaya, dünya hayatının kısa yararının peşine düşmeye, nefsani tartışma ve çekişmelerle vakit öldürmeye uygun bir devir değildir. Milyonlarca Müslüman bu kadar büyük bir zulüm altındayken İslam ahlakının yaygınlaşması için bir çaba içerisinde olmamak, çok büyük bir vicdansızlık olur. Ve kuşkusuz insanı ahirette büyük bir vebal altında bırakır.<br />
<br />
<b>PAKİSTAN</b><br />
2009 yılının Mayıs ayında Pakistan&#8217;ın Swat bölgesinde yaşanan çatışmalardan dolayı 2.5 milyondan fazla Müslüman evlerini terk etmek zorunda kalmıştı. BM yetkilileri tarafından son on yıl içinde görülen en büyük mülteci krizi olarak değerlendirilen Pakistan&#8216;daki bu durumu bire bir yaşayan Müslüman kardeşlerimizden 2 milyon kadarı mülteci kamplarına sığınmıştı. Geçtiğimiz aylarda bir kısmı çatışmaların son bulması üzerine evlerine geri dönmeye başladılar. Ancak 1,5 milyondan fazla Müslüman halen mülteci kamplarında ayakta kalmak için mücadele veriyor. Yiyeceğin çok zor bulunduğu, içme ve temizlenme için yeterli suyun bulunmadığı, salgın hastalıkların pek çok insanın hayatını kaybetmesine sebep olduğu bu zorlu ortamda yüz binlerce insan kışın şiddetli soğuğunda, yazın kızgın sıcağında çadırlarda yaşamaya devam ediyor. Evlerini terk etmek zorunda kalan Müslüman kardeşlerimizin durumu o kadar zor ki, tarif ettiğimiz mülteci kamplarına ulaşanlar kendilerini kurtulmuş sayıyorlar. Çünkü yurtlarından çıkanların bir kısmı kayıp, bir kısmı ise neredeyse açlık sınırında yaşayan çok fakir bölgelere yerleşmek mecburiyetinde kalmış ve bu insanlara herhangi bir yardım ulaştırılamıyor.<br />
<b>KEŞMİR</b><br />
Keşmir&#8217;de son 2,5 aydır devam eden çatışmalar 140 Müslümanın hayatını kaybetmesine sebep oldu. Bundan bir süre önce 17 yaşındaki bir gencin Hint polisinin attığı gaz bombasının göğsüne isabet etmesi nedeniyle hayatını kaybetmesi, Keşmir halkının protesto için sokağa dökülmesine sebep oldu. Hint polisi ise bu gösterilere, şiddete başvurarak engel olmaya çalışıyor. Temennimiz bölgedeki olayların bir an önce yatışması ve daha fazla can ve mal kaybı oluşmadan, Keşmirli Müslümanların huzur ve rahat içinde yaşayabilecekleri bir ortamın tesis edilmesidir.<br />
Bilindiği gibi Hint Yarımadası 2. Dünya Savaşı&#8217;nın sonuna kadar İngiliz egemenliği altındaydı. İngilizler yarımadayı terk ettikten sonra Hintli Müslümanlar Pakistan&#8217;ı kurmuşlardı. Bunun üzerine Hindistan sınırları içinde yaşayan çok sayıda Müslüman Pakistan&#8217;a göç etmişti. Ne var ki Hindistan, Pakistan ve Çin sınırlarında bulunan Keşmir&#8217;in &#8220;Cammu Keşmir&#8221; tabir edilen bölgesi, %67&#8217;lik Müslüman nüfusuna rağmen dönemin Hint yöneticilerinin birtakım oyun ve entrikaları sonucu Hindistan egemenliğinde kalmıştı. İşte o tarihten bu yana Cammu Keşmir&#8217;deki - 2001 sayımlarına göre- yaklaşık 4 milyon Müslüman, Hindistan yönetiminin zulüm ve baskıları altında yaşamaktadırlar.<br />
Keşmirli Müslümanlar zulümden kurtulmak ve bağımsızlıklarını kazanmak istemişler, ne var ki bu taleplerinin karşılığında 1947, 1965 ve 1971 yıllarında Hint güçleri tarafından üç büyük katliama maruz bırakılmışlardır. Bu katliamlarda on binlerce Keşmirli Müslüman şehit edilmiş, 4 binden fazla Müslüman kadın işkence ve tecavüze uğramıştır.<br />
90&#8217;lı yıllarda ise Hint yönetimi şiddet uygulamalarını iyice arttırmış, binlerce Müslüman sebepsiz yere gözaltına alınmış ve işkence yapılarak şehit edilmiştir. Öte yandan evler kundaklanmış, İslami eğitim veren okullar, gazeteler kapatılmıştır. Zalim yönetim bunlarla da kalmamış, baraj kapaklarını açarak Cammu Keşmir&#8217;i ve Pakistan&#8217;ı sular altında bırakmış, böylelikle binlerce insanın hayatını yitirmesine ve bölgede çok büyük maddi hasarların oluşmasına sebep olmuştur. Bugüne dek Keşmir&#8217;de yaklaşık 80 bin Müslüma-nın şehit edildiği, binlerce insanın Hindistan hapishanelerinde zulüm gördüğü ve 10 bin kişiden ise hiç haber alınamadığı bilinmektedir. Keşmir halkına uygulanan tüm bu zulmün, şiddet eylemlerinin, sebepsiz tutuklamaların, işkencelerin, ekonomik ambargoların ana nedeni ise hiç şüphe yok ki Keşmir halkının Müslüman olmalarıdır. Zalimane uygulamalarla Müslümanların birlik olup güçlenmeleri engellenmeye çalışılmaktadır.<br />
<b>DOĞU TÜRKİSTAN&#8217;IN KAŞGAR BÖLGESİ</b><br />
Hatırlanacağı gibi Çin&#8217;de, 2009 Temmuz ayında kasıtlı ve organize şekilde Doğu Türkistan halkına yönelik zulüm, baskı ve katliam uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Çeşitli bahanelerle çıkarılan olaylar sonucunda binlerce Uygur vatandaşı, sokaklarda insanların gözleri önünde katledilmiştir.<br />
Şu anda Çin, yeni katliamlara zemin hazırlaması muhtemel olan bir başka konuyu bahane olarak kullanmaktadır. Uygur Türklerinin yoğun olarak yaşadığı Doğu Türkistan&#8217;ın eski başkenti Kaşgar, Çin askerleri tarafından adeta ablukaya alınmıştır. Şehir buldozerlerle yıkılmakta, Doğu Türkistan halkı buradan zorla sürülmektedir. Çin hükümeti, bu yıkıma, Kaşgar şehrinin depremler sonucunda yıkılabileceği gibi inanılması güç bir bahaneyi gerekçe göstermiştir. Oysa şehir, yaklaşık 2500 yıllık geçmişi olan, 1000 yıldan daha öncesine ait sayısız tarihi esere sahip antik bir şehirdir. Buradaki tarihi eserler yüzyıllardır defalarca depremlere ve doğal afetlere maruz kalmıştır. Bütün bunlara rağmen söz konusu binalar ve eserler yüzyıllardır hiçbir zarar görmemiştir. Dolayısıyla tarihi güzelliklerin yıkımı için depremlerin gerekçe gösterilmesi son derece mantık dışıdır. Oradaki Uygur halkının bu gerekçeyle atalarından kendilerine miras kalan bu topraklardan sürülmesinin ise hiçbir açıklaması yoktur.<br />
Dolayısıyla bu gerekçenin Çin Hükümeti tarafından bir bahane olarak kullanılmaya çalışıldığı açıktır. Çin hükümeti bu bahaneyi kullanarak açıkça Kaşgar&#8217;ı bir Çin şehri haline getirmeyi, orayı Uygur Türklerinden arındırmayı ve oradaki Türk-İslam kültürünü ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Çin halkının kendi rızalarıyla gelip Kaşgar&#8217;da yaşamak istemeleri durumunda, Uygur Türkleri&#8217;nin buna karşı hiçbir itirazları yoktur. Kuran ahlakının gereği olarak ılımlı, sevecen, şefkatli, itidalli, güzel huylu insanlar olan Uygur Türkleri&#8217;nin Çinlilere karşı bir düşmanlık duyguları da yoktur.<br />
Onlarla beraber yaşamaktan, komşuluk ilişkileri olmasından da rahatsız değillerdir. Ancak burada söz konusu olan, Çin yönetimi tarafından Uygur halkının evleri yıkılarak zorla bölgeyi terk etmeye mecbur bırakılmaları ve onların yerine yine zorla Çin&#8217;in başka bölgelerinden insanların getirilip yerleştirilmeleridir. Böyle bir uygulamanın hukukla, en temel insan haklarıyla ve demokrasiyle bağdaşmadığı açıktır. Bu açıkça bir zorunlu yer değiştirme ve sürgün politikasıdır. Kendi yurtlarından çıkmayı istemeyenlere de şiddetli baskı yapılmaktadır. Bu konuda tüm Avrupa devletlerinin ve Amerika&#8217;nın, Çin&#8217;deki bu haksız vahşet politikasını uzaktan seyretmemesi, ivedilikle bu konuda harekete geçmeleri, konuyu gündem haline getirmeleri gerekmektedir. Toplu kamuoyu tepkisi, Çin&#8217;in bu konuda başıboş davranamayacağını gösterecek ve söz konusu baskı politikası daha da ileri gitmeden son bulacaktır. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve tüm dünya kurumları, vakıfları ve kişileri bu konuda acilen gerekli tedbirleri almalıdırlar.<br />
<br />
<b>Sayın Adnan Oktar Anlatıyor:<br />
Hz. Mehdi (a.s.) Zuhur Etmeden Önce Ona da Zulmedilecektir</b><br />
&#8220;Şimdi ben söylüyorum ya, bu zaten gerekiyor. Bu olmadan Hz. Mehdi (a.s.) çıkmaz. Bu kan akacak, bu olaylar olacak. Afganistan işgal edilecek, Irak işgal edilecek, zulüm artacak. Bizzat Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın kendine zulüm artıyor, işkence yapılıyor Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;a bizzat. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in gözleri doluyor anlatırken, Resulullah (s.a.v.)&#8217;in. &#8220;Rengi soldu&#8221; diyor. &#8220;Benim Ehl-i Beytim, azap edecekler&#8221; diyor, &#8220;işkence edecekler&#8221;, Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;dan bahsederken. Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;e soruyorlar, rengi soluyor mübareğin. Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ı, Peygamberimiz (s.a.v.) çok seviyor. Onun can tanesidir yani çok sevdiğidir, hep sena ile bahsetmiştir.&#8221; (Sayın Adnan Oktar&#8217;ın 26 Temmuz 2010 tarihli Adıyaman ASU TV röportajından)<br />
<b>Türk İslam Birliği Kurulduğunda Bir Tek Müslümana Bile Zarar Gelmeyecektir</b><br />
<b>A</b><b>DNAN OKTAR: </b>Türk İslam Birliği oluştuğunda, Hz. Mehdi (a.s.) da manevi lider olarak başında olduğunda, bir Müslümanın tüyüne dokunmak mümkün olur mu?<br />
<b>OKTAR BABUNA</b>: Mümkün değil Hocam. Hayal bile edemezler inşaAllah.<br />
<b>ADNAN OKTAR:</b> Evini ocağını yıkmak mümkün mü? Hapishanelere doldurmak mümkün mü? Değil mi? Koyun boğazlar gibi boğazlamak mümkün mü? Tahayyülü mümkün değil. Peygamberlerle güya haşa, alay etmek mümkün mü? Bundan kurtulmak istiyorsak o zaman neyi istemesi gerekiyor? Türk İslam Birliği&#8217;ni. Türk İslam Birliği olmadan Avrupa hiçbir şeyi dinlemez. İnsanlardan merhamet dilenmekle olmaz. Güç, Allah&#8217;ın verdiği bir güç vardır. Bak Cenab-ı Allah diyor: &#8220;Birleşin, kimse sizi yenemez&#8221; diyor. &#8220;Bölünürseniz perişan ederim sizi&#8221; diyor Allah. &#8220;Onları size musallat ederim&#8221; diyor Allah. Bak &#8220;dışarıdaki insanları size musallat ederim&#8221; diyor, çok fazla Kuran ayeti var. Nitekim de böyle olmuştur. Allah diyor: &#8220;Parçalayıcılar gibi olmayın&#8221; diyor. Parçalayıcılardan bahsediyor Allah. &#8220;Bölünmeyin&#8221; diyor, &#8220;Ayrılıp dağılmayın, Allah&#8217;ın ipine sımsıkı sarılın&#8221; diyor, şeytandan Allah&#8217;a sığınırım. &#8220;Kurşunla kaynatılmış binalar gibi&#8221; diyor, &#8220;lehimlenmiş gibi omuz omuza gelin&#8221; diyor Allah. &#8220;Birlikte mücadele edin&#8221; diyor, &#8220;Allah böyle olanları sever&#8221; diyor, değil mi? &#8220;Çekişmeyin&#8221; diyor Allah, &#8220;gücünüz elinizden gider&#8221; diyor. Haram kılmıştır Allah. (Adnan Oktar&#8217;ın 20 Şubat 2010 tarihli Gaziantep Olay TV&#8217;deki canlı röportajından)<br />
<br />
<b>FİLİSTİN</b><br />
Filistinli Müslümanlar yaklaşık yarım asırdır, hiçbir gerekçe gösterilmeden evlerinden çıkarılmakta, kurşunlanmakta, saldırıya uğramakta, evleri başlarına yıkılmakta, tarlaları ve bahçeleri yok edilmekte, işkenceye ve şiddete maruz kalmaktadırlar. Filistin topraklarında yaşanan manzara, bu ülkede ateist siyonist İsrail yönetimi tarafından her yönüyle büyük bir soykırım yürütüldüğünü gözler önüne sermektedir.<br />
Filistin&#8217;de saldırıya uğrayan, üzerlerine ateş açılan, bombardımana tutulan çocukların, gençlerin ve kadınların ancak çok az bir kısmı dünya medyasına yansımaktadır.<br />
Nüfusunun %70&#8217;i gençlerden oluşan Filistin&#8217;de çocuklar da 1948&#8217;den bu yana işgal ile birlikte göçü, sürgünü, gözaltıları, hapis ve katliamları yaşamaya başladılar. Kendi topraklarında ikinci sınıf insan muamelesi gördüler. Tahammülü zor koşullar altında mücadele etmeyi öğrendiler. Ariel Şaron&#8217;un Ekim 2000&#8217;deki provokatif Mescid-i Aksa ziyaretiyle başlayan Aksa İntifadası&#8217;nda da şehit olanların %50&#8217;sini 16 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyordu. Yaralıların %60&#8217;ı 18 yaşın altındaydı. Çatışmaların halen yoğun olarak sürdüğü bölgelerde ise her gün en az 5 çocuk şehit olmakta ve 10&#8217;un üzerinde çocuk da yaralanmaktadır.<br />
Filistin Sağlık Örgütü&#8217;nün hazır ladığı rapora göre Aksa İntifadası&#8217;nda hayatını kaybeden 400&#8217;den fazla kişinin %34&#8217;ü 18 yaşından küçüktür. Ancak asıl önemli olan, ölenlerin %47&#8217;sinin gösterilere veya çatışmalara katılmamış kişiler olmasıdır. Batı Şeria&#8217;da yaralananların %38&#8217;i gerçek kurşunlarla yaralanmıştır ve bunların da %75&#8217;i vücudunun üst kısmından yaralanmıştır. Gazze Şeridi&#8217;nde ise yaralananların %40&#8217;ı gerçek kurşunlardan yaralanmış ve bunların da %61&#8217;i vücudunun üst kısmından, yani göğsünden vurulmuştur. Yaralıların toplam sayısı 10 bini geçmiştir. 1.500 kişide ise kalıcı sakatlıklar meydana gelmiştir. Bunun yanı sıra yaralıların tedavi edildiği hastaneler de sık sık saldırıya uğramıştır.<br />
Tüm bu rakamlar açık bir gerçeği göstermektedir: Siyonist İsrail yönetimi, Filistin halkına karşı bilinçli ve sistemli bir yok etme politikası uygulamaktadır. Yukarıdaki rakamlar İsrail askerlerinin silahlarını, güvenlik gerekçesi ile etkisiz hale getirme amaçlı değil, öldürme ve sakat bırakma amaçlı kullandıklarını göstermektedir.<br />
<br />
<b>IRAK &#8211; FELLUCE</b><br />
Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Irak&#8217;ta da Müslümanlar sıkıntı ve zorluk içinde yaşamlarını devam ettiriyorlar. Son günlerde yayınlanan bir araştırma Irak&#8217;ta yaşananların boyutlarını gözler önüne sermesi açısından çok önemli bilgiler içeriyor. Bu rapor 2004 yılında Felluce&#8217;de, sivillere karşı uranyum kullanıldığını ortaya koyuyor.<br />
The Independent gazetesinde yayınlanan habere göre, 2005&#8217;ten bu yana çocuk ölümlerinde ve kanser oranlarında yaşanan artış üzerine, Ulster Üniversitesi&#8217;nden 11 kişilik bir araştırma ekibi kuruldu. Konuyla ilgili haberde şu bilgilere yer veriliyor:<br />
&#8220;Bu yılın Ocak ve Şubat aylarında gerçekleştirilen araştırmada kentte 711 eve gidilerek kanser ve çocuk doğum ve ölüm oranlarına ilişkin detaylı bilgiler toplandı. Araştırma, kentte genel kanser oranlarında 4 kat, 14 yaş grubu altındakilerde ise 12 kat artış olduğunu gösteriyor. Dr. Chris Busby, kanser ve kusurlu çocuk doğumlarının nedeninin tam olarak bilinmediğini belirtmesine karşın, böyle bir etkinin açığa çıkması için, 2004 yılındaki saldırının ardından çok önemli mutajenik değişime maruz kalınması gerektiğini söyledi. Busby, bununla ABD&#8217;nin 2004 yılındaki Felluce saldırısında kullandığı silahlara dikkat çekiyor. Saldırıda tam olarak ne tür silahların kullanıldığını bilmemesine karşın Dr. Busby, mağdurlarda oluşan genetik zararlar göz önünde bulundurulduğunda çeşitli ölçüde uranyum kullanıldığının anlaşıldığını söyledi... Araştırmada lösemi oranlarında 38 kat, yetişkinlerde beyin tümörlerinde ise önemli oranda artış olduğu kaydedildi. Hiroşima&#8217;da saldırı sonrası lösemi oranında 17 kat artış olduğunu belirten Dr. Busby, Felluce&#8217;de dikkat çekici olanın sadece kanser oranında yaygınlığın fazla olması değil, bunun insanları etkileme hızının olduğunu belirtti.&#8221;<br />
(Toxic legacy of US assault on Fallujah 'worse than Hiroshima' - Middle East, World - The Independent)<br />
Sayın Adnan Oktar&#8217;ın Felluce&#8217;de yapılan bu vahşi uygulamalar hakkındaki açıklaması şöyledir:<br />
&#8220;İşte bu da deccaliyetin bir uygulamasıdır. &#8220;Deccal nerede?&#8221; diyorlar. Deccal kan döküyor, &#8220;deccal nerede?&#8221; diyor. Deccal annesini babasını öldürüyor, &#8220;nerede?&#8221; diyor. Deccal haysiyetini şerefini yerle bir ediyor, &#8220;deccal nerede?&#8221; diyor. İşte deccal burada. Görüyorsunuz Irak&#8217;ta, Afganistan&#8217;da her yerde faaliyet halinde, inşaAllah.&#8221; (Sayın Adnan Oktar&#8217;ın 31 Temmuz 2010 tarihli Kocaeli TV canlı röportajından)<br />
<br />
Patani&#8217;de camiler, mescidler Tayland askerleri tarafından basılıp, Müslümanlar namaz kılarken şehit ediliyorlar. Kadın, erkek, genç, yaşlı ayırt edilmeden Müslümanlar acımasızca şehit edilirken, camiler basılıp ibadet halindeki Müslümanlar dahi başlarından vurulurken, İttihad-ı İslam&#8217;ın gerçekleşmesi için ağırdan almak, böyle bir konu hiç yokmuş gibi davranmak, Allah Katında sorumluluğu olan bir tutumdur.<br />
Tayland askerleri Patanili Müslüman gençleri ve erkekleri yakalayıp, çıplak bir halde sokak ortasında yere yatırıp, ellerini arkalarından kelepçeleyip zulmediyorlar. 15. yüzyıldan bu yana Müslüman olan Patani halkı, hemen her gün baskı ve şiddete maruz kalıyor.<br />
<br />
<b>TAYLAND &#8211; PATANİ</b><br />
Tayland&#8217;a bağlı özerk bir bölge olan Patani&#8217;de Müslümanların maruz kaldığı şiddet ve baskı, dünya kamuoyu tarafından pek bilinmemektedir. Oysa Güneydoğu Asya&#8217;nın bu bereketli ve zengin topraklarında yaklaşık 200 yıldır büyük bir zulüm devam etmektedir.<br />
Patani Müslümanlarının yaşadığı zulüm, 1782 yılında Patani&#8217;nin yönetimini ele geçiren Rama Hanedanı ile başladı. Bu hanedan Bangkok&#8217;u başkent yaptı ve merkezi bir yönetim sistemi kurdu. Bu dönemde Patanili Müslümanlarla Siyamlar ismi verilen yerli halk arasında günümüze kadar devam edecek çatışmalar ortaya çıktı. Bu çatışmalar sırasında birçok Patani kenti yakılıp yıkıldı, pek çok askeri savunma merkezi tahrip edildi ve yaklaşık 4.000 Patanili Müslüman, Siyamlar tarafından esir alındı.<br />
Siyamlar, esir ettikleri Müslümanlara çok şiddetli işkenceler yaptılar. Bir tür Hint kamışından yapılma güçlü bir iple kulaklarından ve bacaklarından diktiler. Bu feci işkence altında Bangkok&#8217;a getirdikleri Müslümanları, ellerinde hiçbir alet ve edavat bulunmaksızın kanal kazma işlerinde köle olarak çalıştırdılar. Patani Sultanı da bu savaş sonunda Siyamlar tarafından vahşice şehit edildi. Savaşın ardından 7 bölgeye bölünüp Tayland tarafından vergiye bağlanan Patani, 70 yıl boyunca tamamen Siyamların yönetimine geçti.<br />
1909 yılında ise Siyamlar tarafından Patani&#8217;ye göstermelik bir bağımsızlık verildi, ancak Tayland yönetiminin baskıları aynı şiddetle devam etti. Tam bağımsızlık için defalarca ayaklanan Müslüman Patani halkı, her zaman şiddetle bastırıldı, bu dönemde Malezya&#8217;ya göç çok büyük bir artış gösterdi.<br />
Tayland yönetimi, özellikle de Patani halkının İslam kimliğini yok etmeye yönelik bir baskı ve asimilasyon politikası izledi. İlk uygulama, 1932 yılında Müslümanlara ait öğretim kurumlarının faaliyetlerini tamamen yasaklamak oldu. 1944 yılında ise Müslüman halka yönelik geniş bir imha hareketi başlatıldı, Patani Müslümanlarının liderleri ve aileleri bazı Budistler tarafından vahşice şehit edildi. İslami kurallara uymak, ibadette bulunmak yasaklandı, bir yandan da halka Budizm inancı dayatıldı. Budizm okullarda zorla öğretildi, hatta Müslüman öğrenciler Budist öğretilere göre hareket etmeye zorlandı.<br />
Tayland yönetimi çeşitli tarihlerde Müslümanlara karşı korkunç toplu katliamlar da düzenledi. 1944 yılında sadece Bulikor Samik bölgesinde 125 Müslüman aile diri diri yakılarak şehit edildi. Tayland yönetiminin asimilasyon politikaları hayatın her alanında kendini gösterdi. Patani&#8217;deki pek çok minare yıkıldı. Tayland yönetiminin kurduğu sağlık kuruluşlarında önemli Müslüman alimler şüpheli nedenlerden dolayı şehit edildi, faili meçhuller ve kayıplar Patani halkı için günlük olaylar haline geldi.<br />
<b>BURMA &#8211; MYANMAR</b><br />
Myanmar nüfusunun yaklaşık %15&#8217;ini oluşturan Müslümanlar, Burma devleti için bir güzellik ve bir nimettir. Ne var ki, bölgeden gelen haberler bu topraklarda yaşayan Müslüman kardeşlerimizin hak ettikleri saygıyı, sevgiyi, güveni ve huzuru bulamadıklarını göstermektedir. Ülkenin ağırlıklı olarak Arakan bölgesinde yaşayan Müslümanlar, pek çok uluslararası kurumun hazırladığı raporlarda da görüldüğü üzere, ağır baskı altındadır. 20. yüzyılda hızı artan Müslüman karşıtı kampanya 100.000 Müslümanın şehit olmasına sebep olmuş; 1942&#8217;deki Arakan katliamında ise yüz binlerce kişi ya sakat kalmış ya da topraklarından göç etmek zorunda bırakılmıştır.<br />
1962 yılında değişen yönetim tarafından hazırlanan &#8220;Burma Sosyalist Parti Programı&#8221; Müslümanların dini hak ve özgürlüklerini neredeyse tamamen ellerinden almış, dinlerini diledikleri gibi yaşama hakları engellenmiştir. Bu durum tüm İslami eğitim kurumları ve camilerin kapatılmasıyla neticelenmiş, hacca gitmek, kurban kesmek, toplu namaz kılmak ve diğer ibadetler yasaklanmıştır. Öte yandan kanunlara ve insan haklarına aykırı olarak yapılan tutuklamalar ve bu esnada &#8211;uluslararası kurumlar tarafından da tespit edilip, ispatlanmış olan- işkenceler Müslümanları Myanmar&#8217;ı terk etmeye zorlamıştır.<br />
İnsan hakları kuruluşlarının vermiş oldukları raporlara göre, 1962-1984 yılları arasında 20.000 Arakan Müslümanı şehit edilmiştir. Yüzlerce Müslüman kadına tecavüz edilmiş ve Müslümanların neredeyse tüm mal varlıklarına el konulmuştur.<br />
Ocak 1992&#8217;de Myanmar&#8217;da yaşayan Müslüman azınlığa mensup 700 kişinin Bangladeş sınırı yakınlarında boğularak şehit edildiği ortaya çıkmıştır. 1994 yılında ise 1000&#8217;den fazla Müslüman yargısız infaz yöntemiyle şehit edilmiştir.<br />
Bu haksız ve şiddete dayalı uygulamalar 1990&#8217;lardan sonra da devam etmiş ve hayatlarını kurtarmak isteyen 200.000 Müslüman 1992 yılında Bangladeş&#8217;e sığınmak zorunda kalmıştır. Çok fakir bir İslam ülkesi olan Bangladeş, Burmalı mültecileri topraklarında ağırlamakta, ancak yiyecek ve barınma konusunda yardım etmekte çok zorlanmaktadır.<br />
İletişim imkanlarının sınırlı olması, internetin sıkı denetim altında tutulması ve bölgeye girmeyi başarabilen gazetecilerin dahi haber almalarının ve iletmelerinin yasaklanması nedeniyle, Myanmar&#8217;da yaşayan Müslüman kardeşlerimiz dünyaya seslerini duyurmakta zorlanmaktadır. Nadiren de olsa elde edilen haberler ve resimler ise yaşanan zulmün ve haksızlığın boyutlarını gözler önüne sermektedir.<br />
<br />
<b>Dünyadaki Acıların Son Bulması İçin Türk İslam Birliği&#8217;ni Oluşturmak Bütün Müslümanların En <b>Aciliyetli </b><b>Görevidir</b></b></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/genel-konular/">Genel Konular</category>
			<dc:creator>Sertürk Sercan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/genel-konular/99989-islam-birligi-icin-gayret-etmeyen-muslumanlar-her-akan-mazlum-kanindan-sorumludurlar.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Alay etmenin cezası</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/ramazan-ayi/99988-alay-etmenin-cezasi-new-post.html</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 23:58:52 GMT</pubDate>
			<description>*Alay etmenin cezası*                                                              
              
             Gavs-ül-Memdûh hazretleri, bir gün...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Verdana"><font size="2"><b><font face="times new roman"><font face="verdana">Alay etmenin cezası</font></font></b></font></font>                                                             <br />
             <br />
             <font face="Verdana"><font size="2">Gavs-ül-Memdûh hazretleri, bir gün dergâhın önünde otururken Abdürrahîm Efendiyi huzûr-ı şerîflerine çağırdı. Şam'a gidip gitmediğini sordu. <br />
            <br />
O da; <br />
&quot;Gitmedim efendim&quot; deyince; <br />
            <br />
&quot;Şu tarafa bak bakalım ne göreceksin?&quot; buyurdu. <br />
            <br />
            </font></font> <font face="Verdana"><font size="2">İşâret ettiği yöne baktığında, yemyeşil bahçeleriyle, Şam'ın karşısında durduğunu hayretle gördü. Şam'ı merakla seyrettiğini gören Gavs-ül-Memdûh;<br />
            <br />
            </font></font><font face="Verdana"><font size="2">&quot;Abdürrahîm! Boşi köyü buradan uzakta mıdır görülebilir mi?&quot; buyurunca, rüyâdan uyanır gibi Şam gözlerinden silindi ve hocasına;<br />
            <br />
            </font></font><font face="Verdana"><font size="2">&quot;O köy buraya uzaktır, görünmez efendim.&quot; diye cevap verdi. <br />
            <br />
            </font></font><font face="Verdana"><font size="2">Bunun üzerine; <br />
            <br />
            </font></font><font face="Verdana"><font size="2">&quot;Doğu tarafına bak!&quot; buyurdu. <br />
            <br />
            </font></font><font face="Verdana"><font size="2">O anda küçük bir tepenin yamacında kurulmuş olan Boşi köyü gözünün önüne geldi. O anda köyün bir kenarında, Gavs-ül-Memdûh'un talebelerinden birkaç tânesi oturmuş sohbet ediyorlardı. Köy bekçisi de yanlarında sırt üstü uzanmış yatıyor, talebelerle alay ediyordu. </font></font><br />
            <font face="Verdana"><font size="2">Gavs-ül-Memdûh; <br />
            <br />
            </font></font><font face="Verdana"><font size="2">&quot;Abdürrahîm! Bekçinin arkadaşlarınla alay ettiğini görüyor musun?&quot; diye sordu. <br />
            <br />
            </font></font><font face="Verdana"><font size="2">O da; <br />
            <br />
            </font></font><font face="Verdana"><font size="2">&quot;Görüyorum efendim. Eğer müsâade buyurursanız hemen hakkından geleyim.&quot; diye sordu.<br />
            <br />
            </font></font><font face="Verdana"><font size="2">Hocasının hiç cevap vermemesinden cesâretlenerek ayağını hızla bekçiye doğru salladı. Allahü teâlânın izniyle, ayağı bekçinin tam karnına isâbet etmiş ki, birden karnını tutmaya ve feryâd etmeye başladı. Bir daha vuracaktı, fakat Gavs-ül-Memdûh;<br />
            <br />
            </font></font><font face="Verdana"><font size="2">&quot;Yeter yâ Abdürrahîm!&quot; buyurunca, durdu. <br />
            <br />
            </font></font><font face="Verdana"><font size="2">Boşi köyü de gözünden kayboldu. Hocasının bu kerâmetlerine hayran kalmıştı.</font></font><br />
            <br />
            <font face="Verdana"><font size="2">Aradan on gün geçmişti. Boşi köyünün bekçisi, yüzü sarılı bir hâlde Gavs-ül-Memdûh'un huzûruna çıkarıldı. Ağzı sol kulağına kadar eğilmişti. Eğilen taraf kırış kırış olmuş, diğer tarafı da davul zarı kadar gerginleşmişti. Bu sebeple ne ağladığı ne güldüğü, ne de konuştuğu anlaşılıyordu. Zor konuşabilen bekçi; <br />
            <br />
            </font></font><font face="Verdana"><font size="2">&quot;Aman yâ Hocam! Allahü teâlâyı zikreden talebelerinle alay ederken, birisi şiddetle karnıma vurdu. O anda bütün vücûdum hareketsiz kaldı. Ağzım da bu hâle geldi. Bundan böyle hatâmı anladım ve tövbe ettim. Ne olur beni affediniz ve ağzımın eski hâle gelmesi için duâ ediniz.&quot; diyerek ağladı.<br />
            <br />
            </font></font><font face="Verdana"><font size="2">Gavs-ül-Memdûh onun bu durumuna çok üzüldü. Merhamet edip ellerini kaldırarak duâ etmeye başladı. Sonra mübârek elini bekçinin yüzüne sürdü. O anda bekçinin ağzı, Allahü teâlânın izniyle eski hâline geldi.</font></font></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/ramazan-ayi/">Ramazan Ayı</category>
			<dc:creator>cannurcan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/ramazan-ayi/99988-alay-etmenin-cezasi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Allah</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/ramazan-ayi/99987-allah-new-post.html</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 23:53:36 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Allah doğru yolu göstermiş, 
Kullarının uymasını istemiş. 
Peygamberimiz uymuş buna, 
Emretmiş bütün halkına. 
 
"Biz Allah'ın kuluyuz, 
Doğru yolu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Allah doğru yolu göstermiş,<br />
Kullarının uymasını istemiş.<br />
Peygamberimiz uymuş buna,<br />
Emretmiş bütün halkına.<br />
<br />
&quot;Biz Allah'ın kuluyuz,<br />
Doğru yolu buluruz.<br />
Allah'ın yolunda,<br />
Bir ömür boyu yolcuyuz.&quot;</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/ramazan-ayi/">Ramazan Ayı</category>
			<dc:creator>cannurcan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/ramazan-ayi/99987-allah.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Ramazan bayramı</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/ramazan-ayi/99986-ramazan-bayrami-new-post.html</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 23:51:52 GMT</pubDate>
			<description>Bolluğu bereketi 
Getirmişti gelirken 
Huzuru saadeti 
Bıraktı bize giderken 
Bitti ayların sultanı 
Hüzün sardı canları 
Rabbim nasip etsin tekrarı...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bolluğu bereketi<br />
Getirmişti gelirken<br />
Huzuru saadeti<br />
Bıraktı bize giderken<br />
Bitti ayların sultanı<br />
Hüzün sardı canları<br />
Rabbim nasip etsin tekrarı<br />
Kutlu olsun ramazan bayramı.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/ramazan-ayi/">Ramazan Ayı</category>
			<dc:creator>cannurcan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/ramazan-ayi/99986-ramazan-bayrami.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>çocukların ana-baba ve büyüklerine karşı görev ve sorumlulukları nelerdir?</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/ramazan-ayi/99985-cocuklarin-ana-baba-ve-buyuklerine-karsi-gorev-ve-sorumluluklari-nelerdir-new-post.html</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 23:44:27 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Yüce Allah Kur'an-ı Kerim de "Biz insana ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Yüce Allah Kur'an-ı Kerim de &quot;Biz insana ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. (İşte bunun için) önce bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiye de bulunmuşuzdur. Dönüş ancak banadır.&quot; (Lokman suresi, 14. ayet) diye buyurarak, ana- babanın değerine işaret etmiştir. Peygamberimizde &quot;Allah'ın en sevdiği amel, vaktinde kılınan namaz ile anaya babaya iyilik yapmaktır&quot;(Riyazüs Salihin c1, s347) buyurarak çocukların anne ve babalarına olan sorumluluklarını hatırlatmış, bir başka sözüyle de; &quot;Allah'ın kıyamet gününde yüzlerine bakmayacağı kişilerden biri de anasına babasına asi olandır&quot; (Et-Tergib ve't Terhib c3, s327) buyurarak bu durumun önemine işaret etmiştir. Yine bir hadisinde; &quot;Allah bütün günahlardan dilediklerinin (cezasını) kıyamet gününe tehir eder, yalnız ana-babaya yapılan isyanın cezasını Allah sahibine ölmeden önce verecektir&quot; (seçme hadisler, s58) buyurarak anne- babaya nasıl özenle davranmamız gerektiğini belirtmiştir.<br />
Öyleyse anne ve babaların Allah'a küfür içermeyen emir ve isteklerini gücümüz ölçüsünde yerine getirmeli, onlara ihtiyarlıklarında sevgi ve şefkatle muamele edilmelidir. Dini edebiyatımızda da ana babaya yapılan olumlu ya da olumsuz davranışları anlatan ibretlik menkıbelerle doludur.<br />
Çocuklar diğer büyüklerine de saygılı olmalı küçük kardeşlerine de merhamet ve sevgi beslemelidirler.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/ramazan-ayi/">Ramazan Ayı</category>
			<dc:creator>cannurcan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/ramazan-ayi/99985-cocuklarin-ana-baba-ve-buyuklerine-karsi-gorev-ve-sorumluluklari-nelerdir.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kadının  kocasına  karşı  sorumlulukları</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/ramazan-ayi/99984-kadinin-kocasina-karsi-sorumluluklari-new-post.html</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 23:26:59 GMT</pubDate>
			<description>Kadının kocasına karşı vazifeleri: 
 
1- Kanaat. çünkü kanaatkar olmak kalp rahatlığının sebebidir.. bir kadın arsızlık ve açgözlülük ederek...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Kadının kocasına karşı vazifeleri:<br />
<br />
1- Kanaat. çünkü kanaatkar olmak kalp rahatlığının sebebidir.. bir kadın arsızlık ve açgözlülük ederek efendisini, kendisinden ve evinden soğutmaktan sakınmalıdır. Kanaat; kafi gelecek miktar ile yetinmek tamahkarlık etmemek demektir.<br />
<br />
2- Kocaya itaat. Peygamberimiz ( a.s.m.)&quot; bir kadın kocası kendisinden memnun olarak ölürse cennete girer.&quot; buyurmuşlardır.<br />
<br />
3- Temiz olma. kocanın göreceği yerlere itina ile dikkat etmek ve temizlemek. Bilinmelidir ki, güzellik ve temizliği getiren şeylerin en güzeli sudur. daima güzel kokular sürünmeli.<br />
<br />
4- İhtiyaçların karşılanması. Kocanın yemek yiyeceği vakte dikkat etmek. uyku saatini geçirmeme. kocanın adeti nasılsa o zamanlarda yemek ve yatağını hazırlamak<br />
<br />
5- Malın korunması. kocanın mal ve eşyasını korumak, çünkü mal ve eşyayı korumak iş bilmekten geçer.<br />
<br />
6- Akrabaya saygı. kocanın akrabasına ve yakınlarına hürmet etmek. çünkü kadının kocanın akrabasına ve yakınlarına hürmet etmesi, güzel idare ve tedbirden ileri gelmektedir.<br />
<br />
7- Sır saklanması. kadın kocasından edindiği sırrını hiç kimseye duyurmaması. eğer duyuracak olursa kocasının itimadını kaybeder. kadında ondan emin olamaz.<br />
<br />
8- Saygı ve hürmet. kocanın emrini yerine getirmek. ona karşı çıkmama ve asi olmamak. eğer ona karşı gelecek olunursa onu kendine kinlendirip düşman yapma ihtimali yüksektir.<br />
<br />
Ayrıca bir koca hanımını istediği şeye zorlaması da caiz değildir ve kadın bu gibi şeyleri dinen yapmak zorunda değildir. Mesela, bir kadın yemek yapmak veya kendi çocuğuna bakmak zorunda değildir. Ama ailenin huzuru ve selameti için, aile fertleri arasında karşılıklı hürmetin tesisi için kadının meşru ve müspet olan ( kendi hoşuna gitmese de ) yapması elbette güzeldir.<br />
<br />
Aile içinde karı kocanın görev paylaşması:<br />
<br />
İslamda aile, korunması gereken kutsalların başında yer alır. Bu sebeple aile başı boş bırakılmamış, bireylerini koruyacak biri aile reisi olarak en başta sorumlu tutulmuştur. Bu sorumlu kimse,sözünü dinletecek güç ve kuvvette olmalı ki,ailede haddi aşanları meşruluk çizgisinde muhafaza edip sözünü dinletebilsin.. Bu da aile içinde etkisini herkese kabul ettirecek güçte olan baba ve koca olacaktır..<br />
<br />
İslam&#8217;da ailenin bu reisi, başına buyruk kimse değildir.Tam aksine reisi olduğu ailenin sorumluluklarını olanca ağırlığıyla yüklenen, geçimini temin etme görevini de omuzlarına alan kimse demektir. Yani baba ve kocanındır dışarıda çalışıp ailenin geçimini temin etme sorumluluğu..Hanım aile reisi gibi dış işlerinde çalışarak ,geçim temin etme zorunda değildir.<br />
<br />
Efendimiz (sav) Hazretleri, kızı Fatıma ile damadı Ali&#8217;yi evlendirdiği sırada, evin iç işlerini kızı Fatıma&#8217;ya, dış işlerini de damadı Ali&#8217;ye verirken:<br />
<br />
- Çeşmeden su getirmek, hamur yoğurup ekmek yapmak,evin temizliğini yapıp iç işlerini düzenlemek .. Fatıma&#8217;ya aittir. Dış işleri de Ali&#8217;nin sorumluluğundadır !tavsiyesinde bulunmuştur.<br />
<br />
Bununla beraber, bey ev işlerine de yardım edebileceği gibi,hanımın da dış ilerinde beye destek olması da caiz görülmüştür . Nitekim Efendimiz(sav)Hazretleri ev işlerinde ailesine yardım etmiş,hatta evdeki bu yardımın ümmetine de sünnet olduğu kitaplarımızda ifadesini de bulmuştur.<br />
<br />
Kadın Kocasına Yemek Yapmak Zorunda mıdır?<br />
<br />
Kadının yiyecekleri, elbisesi, oturacağı yerden ibaret olan nafakası, meşrû şartlar dâhilinde kadının nikâhlı kocasına aittir. İsraftan sakınmak gerekir. Zira Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, &#8220;Kocanın malından, iyilikle sana ve çocuğuna yetecek kadar al.&#8221; buyurmuşlardır.<br />
<br />
Hanımlar yemek ve ekmek pişirmek, elbise yıkamak, oda süpürmek, ev işlerini tertipve düzenlemek gibi işleri yapmakla dinen mecburdurlar. (Hukuku İslamiyye Ö. N. Bilmen 2/483)<br />
<br />
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem kızı Fatıma'ya: &quot;Kızım sen ev işlerini, Ali de dış işleri görsün&quot; buyurdu. Peygamberimiz her şeyde olduğu gibi aile hayatında bize en güzel örnektir. Bu günkü aile sıkıntılarımızın başında Kur'an ve Sünnetten ayrılmamız gelir.<br />
<br />
Anne Çocuğu Emzirmeye Zorlanır mı?<br />
<br />
&#8220;Çocukların, annelerinin nafakaları ve elbiseleri kendileri için çocuk doğurdukları (kocaları) üzerinedir.&quot; (Bakara 233)<br />
<br />
Bir anneye doğurduğun çocuğu emzir diye cebrolunmaz. Ancak çocuk anasından başka kadınları emmez ise cebrolunur. Allahu Teala Kur'an-ı Kerim'de:<br />
<br />
&quot;Anneler çocuklarını tam iki sene emzirirler.&#8221;( Bakara 233) ayet-i kerimesi kadınların çocuklarını emzirmelerine delildir.<br />
<br />
Annesi çocuğunu emzirmediği müddetçe babası ücretle bir sütanne tutup, annesinin yanında çocuğu emzirir. Zira çocuğu koruma ve terbiye etme hakkı annenindir.<br />
<br />
Çocuğunu emzirmek, anne üzerine diyaneten lazımdır. Çünkü Kur'an-ı Kerimde geçen, &quot;Anneler çocuklarını tam iki sene emzirirler.&quot; ifadesi haber sigası ile tekitli emirdir.(Mevkufat 1/597)<br />
<br />
Kadın Eşinin Ailesine İyi Davranmalı<br />
<br />
Müslüman bir hanımın eşine iyi davranmasının bir diğer yönü de eşinin anne ve babasına karşı iyi davranması, onlara hürmeti ve takdiri elden bırakmamasıdır. Kadın, kayınvalidesine yardımcı olarak kocasına ikram ve iyilikte bulunur. Dolayısı ile koca da bu durumu göz önünde bulundurarak hanımına ve onun annesine karşı iyi davranır. Kadın bunu yapmakla aslında kendine iyilik yapmış olur. Zira Allah Teâlâ, &quot;İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?&#8221; (Rahman 60)<br />
<br />
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, &quot;İnsanların hayırlısı, insanlar için hayırlı olandır.&quot; buyuruyor.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin ümmetine öğrettiği merhamet, sadece yakınlarını değil bütün insanlığı kucaklamaktadır. Bir hadis-i şerifte şöyle ifade edilmiştir:<br />
<br />
&quot;İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.&#8221; (Müslim)<br />
<br />
&quot;Merhamet edenlere Allah da merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin&quot;. ( Tirmizî )<br />
<br />
Merhamet bazı kimselerin sandığı gibi, sadece bir acıma duygusu değildir. Sevgiyle gelişen yardım ve fedakârlıkla büyüyen şümullü bir histir. Eğer bir kalpte merhamet duygusu yoksa o kalp hastadır.<br />
<br />
Zamanımızda bazı kişiler &#8216;kadın, erkeğinin çamaşırını yıkamak zorunda değildir, çocuğunu emzirmek mecburiyeti yoktur&#8217; diyerek aile hayatının yaşanmaz hale gelmesine vesile oluyorlar. Her ne kadar kazaen mecbur değilse de işin bir de dinî yönü, insanî yönü, merhamet boyutu vardır. Memure kadın, alacağı para karşılığında tanıdığı, tanımadığı insanlara günlük en az sekiz saat hizmet ederken kocasına, çocuğuna, kocasının anne, babasına neden itaat etmesin. Bu garip düşünceler ve benzeri yanlışlar nice ailelerin çözülmesine ve huzursuzluğa vesile oluyor. Aileler her şeyden fazla muhabbete muhtaçtırlar.<br />
<br />
Ailelerin dünya ve ahiret saadeti için önce Allah ve Rasulü&#8217;ne itaat etmesi birbirlerine meşrû zeminlerde itaatleri gerekir. Günahlarda hiç kimseye itaat gerekmez.<br />
<br />
Saniyen herkesin birbirlerine karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri ailenin mutluluğunu sağlar. Aksi halde aile hayatı yaşanmaz hale gelir. Bir diğer yönü ise hayat sadece bu dünya ile sınırlı değil, bir de asıl hayat olan ahiret hayatı vardır. Biz öyle bir aile ortamı oluşturalım ki haramlardan uzak, Kur&#8217;an ve sünnet ikliminde, cennetî bir hayat yaşanan akl-ı selim sahibi insanların hayatı olsun. Zira Allahu Teala güzel davranışta bulunanları sever.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/ramazan-ayi/">Ramazan Ayı</category>
			<dc:creator>cannurcan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/ramazan-ayi/99984-kadinin-kocasina-karsi-sorumluluklari.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>arkadaşlar selavata ihtiyacımız var</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/dua-bolumu/99983-arkadaslar-selavata-ihtiyacimiz-var-new-post.html</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 22:43:36 GMT</pubDate>
			<description>s.a arkadaşlar 
kadir gecesıne bitirmek niyetiyle 250 bin selavata niyetlenmiştik  son 48 bin kadar kaldı bize yardımcı olabilirmisiniz.</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><font color="darkred"><font size="4">s.a arkadaşlar<br />
kadir gecesıne bitirmek niyetiyle 250 bin selavata niyetlenmiştik  son 48 bin kadar kaldı bize yardımcı olabilirmisiniz.</font></font></div></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/dua-bolumu/">Dua Bölümü</category>
			<dc:creator>KÖRDÜĞÜM</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/dua-bolumu/99983-arkadaslar-selavata-ihtiyacimiz-var.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>İslamiyet sitesi  bayrama manisiz mi girsin=)</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/bize-ayiracak-5-bes-dakikaniz-var-mi/99982-islamiyet-sitesi-bayrama-manisiz-mi-girsin-new-post.html</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 22:34:58 GMT</pubDate>
			<description>her lafa karışmaz 
hayalet admin Erkan ortalarda pek dolanmaz 
sessizce halleder işini, kimseye söz bırakmaz 
  
cimridir desem kızacak 
kız büyüdü...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="2"><font face="Times New Roman"><font size="4">her lafa karışmaz</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">hayalet admin <font color="red">Erkan</font> ortalarda pek dolanmaz</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">sessizce halleder işini, kimseye söz bırakmaz</font></font><br />
 <br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">cimridir desem kızacak</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">kız büyüdü hala tatlı sunacak</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">mızıkçılığını karıştırmıyorum <font color="blue">Kaan</font> bak</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">bu da benden bir kıyak</font></font><br />
 <br />
<font face="Times New Roman"><font size="4"><font color="blue">Gevher</font> ortalardan kayboldu</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">acep onu koltuk kaygısı depresyona mı soktu</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">az daha sessiz olursan böyle</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">koltuk gidiyor haberin ola, demedi deme</font></font><br />
 <br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">şimdilik <font color="blue">Yusuf </font>modumda da başladı koltuk kaygısı</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">ceylan derisindenmiş zormuş bırakması</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">bir_umut bu anlamaz malum koltuk davası</font></font><br />
 <br />
<font face="Times New Roman"><font size="4"><font color="blue">Mavci</font> abimin gözü yok onda bunda</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">her çeşit koltuk bulunur onda</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">ee K.Maraş baklava dondurma</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">abii ramazan bitiyor hadi servise başla</font></font><br />
 <br />
<font face="Times New Roman"><font size="4"><font color="blue">Deniz yıldızı</font> dur unutmadım seni </font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">napalım koltukk davası önce kıdemli</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">kuzen seni görünce aklıma başka bişey geldi</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">aman mavci abii sen görme bu kelimeyi</font></font><br />
 <br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">sitenin amirleri <font color="blue">Mürmüdük</font> ve <font color="blue">Erzurumli</font></font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">abii hiç unutur muyum sizi</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">abi demişken <font color="blue">Yağmurbey</font> abii</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">o da sitenin ağır abilerinden biri</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">sizi de unutmadım tabi</font></font><br />
 <br />
<font face="Times New Roman"><font size="4"><font color="blue">Şehadetgülü, gülüşü yaralı</font></font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4"><font color="blue">TEK DİLEĞİM kalbiminurlandır, güzgülü </font></font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">açarlar hiç durmadan konu</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">sitenin aktif elemanları onlarsız olur mu</font></font><br />
 <br />
<font face="Times New Roman"><font size="4"><font color="blue">Berat05, Leyla, Serap8191</font></font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4"><font color="blue">ebuzer25, Şimal, Sıla</font></font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">bu kadar modun içinde bana yer mi ola</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">kesmez beni kıdemliden aşağısı</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">şimdi gelecek bir_umuta tekme az kaldı</font></font><br />
 <br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">hemşerim <font color="blue">İbra </font>muzurlukta benden kalmaz</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">bu alanda yer almasa olmaz</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">bide teknik elemanımız var <font color="blue">Takeone</font></font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">görevinde tek vermez kimseye</font></font><br />
 <br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">ee yeter bu kadar yoruldum ben de</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">bir_umuttan bayram hediyesi olsun size</font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font size="4">(unuttuklarım varsa ki var affola )</font></font><br />
 <br />
:a32::a28::a24::a01:<br />
</font></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/bize-ayiracak-5-bes-dakikaniz-var-mi/">Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı</category>
			<dc:creator>bir_umut</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/bize-ayiracak-5-bes-dakikaniz-var-mi/99982-islamiyet-sitesi-bayrama-manisiz-mi-girsin.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Duaya ihtiyacımız var kardeşlerim</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/dua-bolumu/99981-duaya-ihtiyacimiz-var-kardeslerim-new-post.html</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 20:49:59 GMT</pubDate>
			<description>*canım ailem beni hiç bir zaman yalnız bırakmadınız .Sizlere asla haklarınızı ödeyemem.kardeşlerim sizden bir ricam olacak nişanlımın eniştesi kronik...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font size="3">canım ailem beni hiç bir zaman yalnız bırakmadınız .Sizlere asla haklarınızı ödeyemem.kardeşlerim sizden bir ricam olacak nişanlımın eniştesi kronik astım hastasıydı.1 haftadır hastanedeydi durumu ağırlaşmış yoğun bakıma alınmış.Sizlerden ricam ALLAHIN izniyle sağlığına kavuşması için içinizden geçen herhangi bir duayı okuyabilirmisiniz.Okuyan okuyan tüm kardeşlerimden ALLAH şimdiden razı olsun</font></b></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/dua-bolumu/">Dua Bölümü</category>
			<dc:creator>serap8191</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/dua-bolumu/99981-duaya-ihtiyacimiz-var-kardeslerim.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>3 Boyutlu 517 adet kaliteli resim (Bunları hiç görmediniz) indirmeden geçmeyin</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/resimler/99980-3-boyutlu-517-adet-kaliteli-resim-bunlari-hic-gormediniz-indirmeden-gecmeyin-new-post.html</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 18:47:23 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://i54.tinypic.com/wwemgl.jpg  
 
Resim: http://i54.tinypic.com/2a5g36u.jpg  
 
 
Resim: http://i54.tinypic.com/akz635.jpg  
 
Resim:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><img src="http://i54.tinypic.com/wwemgl.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<img src="http://i54.tinypic.com/2a5g36u.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<br />
<img src="http://i54.tinypic.com/akz635.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<img src="http://i54.tinypic.com/2u5qo1h.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<br />
<br />
517 adet | 87 mb <br />
<br />
<a href="http://www.fileserve.com/file/3xdsdnF" target="_blank">İNDİR   </a>FİLESERVE<br />
<br />
<br />
Alternatif link<br />
<a href="http://turbobit.net/5ike76tsjxtl.html" target="_blank">İNDİR</a> TURBOBİT<br />
<br />
<br />
</div></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/resimler/">Resimler</category>
			<dc:creator>cano12</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/resimler/99980-3-boyutlu-517-adet-kaliteli-resim-bunlari-hic-gormediniz-indirmeden-gecmeyin.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Şevval Ayı Hatmimiz</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/kuran-i-kerim/99979-sevval-ayi-hatmimiz-new-post.html</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 09:05:20 GMT</pubDate>
			<description>*hatmimizi ALLAH celle celalühüB) rızası için okuyoruz* 
  
*hasıl olan sevabı başta Peygamber efendimizeB)( sallallahü aleyhi ve sellem)* 
**tüm...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font size="4"><font face="Comic Sans MS"><font color="#ff0000">hatmimizi ALLAH celle celalühüB) rızası için okuyoruz</font></font></font></b><br />
 <br />
<b><font size="4"><font face="Comic Sans MS"><font color="#ff0000">hasıl olan sevabı başta Peygamber efendimizeB)( sallallahü aleyhi ve sellem)</font></font></font></b><br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><b><font color="red"><b><font size="4"><font face="Comic Sans MS"><font size="4">tüm peygamberlere</font></font></font></b></font></b></font></font><br />
 <br />
<font face="Comic Sans MS"><b><font size="4"><font color="#ff0000">silsile-i aliyye büyüklerimize</font></font></b></font><br />
 <br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><b><font color="red"><b><font size="4"><font face="Comic Sans MS"><font size="4">tüm alimlere</font></font></font></b></font></b></font></font><br />
 <br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><b><font color="red"><b><font size="4"><font face="Comic Sans MS"><font size="4">tüm şehidlere</font></font></font></b></font></b></font></font><br />
 <br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><b><font color="red"><b><font size="4"><font face="Comic Sans MS"><font size="4">tüm ALLAH dostlarına</font></font></font></b></font></b></font></font><br />
 <br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><b><font color="red"><b><font size="4"><font face="Comic Sans MS"><font size="4">cümle geçmişlerimize</font></font></font></b></font></b></font></font><br />
 <br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><b><font color="red"><b><font size="4"><font face="Comic Sans MS"><font size="4">okuyacak bir fatihası kalmamışlara</font></font></font></b></font></b></font></font><br />
 <br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="4"><font color="#ff0000"><b><font color="red"><b><font size="4"><font size="4">dünyanın dört bir yanında zor durumda olan ; zulüm altında olan müslüman kardeşlerimize</font></font></b></font></b></font></font></font><br />
<font size="4"><font color="#ff0000"><font face="Comic Sans MS"><b><font color="red"><b><font size="4"><font size="4">hediye ediyoruz </font></font></b></font></b></font></font></font><br />
 <br />
 <br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="4"><font color="#ff0000"><b><font color="yellowgreen"><font color="yellowgreen"><font size="4"><font color="yellowgreen"><b><font size="4"><font color="darkorchid">katılmak isteyen arkadaşlar istediğiniz cüz ya da cüzleri; hizb ya da hizbleri alabilirsiniz son süre yazıyor listede. okuduktan sonra mutlaka bildiriyoruz buraya hatim duası koyuyoruz ayrıca dua listesi yapıyoruz dualarınızı da bildirebilirsiniz. güncellenmiş liste son sayfadadır</font></font></b></font></font></font></font></b></font></font></font> <blockquote><font size="4"><font color="#ff0000">son süre 24 eylül 2010 cuma</font></font><br />
 <br />
<font size="4"><font color="#ff0000">175.hatim</font></font><br />
 <br />
 <br />
<font size="4"><font color="black">euzubillehimineşşeydanirraciim</font></font><br />
<font color="black"><font size="4">**bismillahirrahmanirrahim**</font></font><br />
 <br />
<font color="black"><font size="4"><b>1.cüz<font color="red">...(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>2.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>3.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>4.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>5.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>6.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font></font><br />
<font color="black"><font size="4"><b>7.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>8.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>9.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>10.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>11.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>12.cüz..<font color="#ff0000">1.hizb -2.hizb-3.hizb-4.hizb</font></b></font><br />
<font size="4"><b>13.cüz...<font color="red">1.hizb-</font><font color="#ff0000">2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>14.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>15.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font></font><br />
<font color="black"><b><font size="4">16.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></font></b><br />
<font size="4"><b>17.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>18.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>19.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>20.cüz...Mavci</b></font><br />
<font size="4"><b>21.cüz...Mavci</b></font><br />
<font size="4"><b>22.cüz...Mavci</b></font><br />
<font size="4"><b>23.cüz...<font color="black">Sıla</font></b></font><br />
<font size="4"><b>24.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font></font><br />
<font color="black"><font size="4"><b>25.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<b><font size="4">26.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></font></b><br />
<font size="4"><b>27.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>28.cüz...<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>29.cüz....<font color="#ff0000">(1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
<font size="4"><b>30.cüz...(<font color="#ff0000">1.hizb-2.hizb-3.hizb-4.hizb)</font></b></font><br />
 <br />
</font><br />
</blockquote></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/kuran-i-kerim/">Kuran-ı Kerim</category>
			<dc:creator>sıla1</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/kuran-i-kerim/99979-sevval-ayi-hatmimiz.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>iPhone 4 Ön Kayıtlar Başladı</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/bilim-ve-teknoloji-haberleri/99978-iphone-4-on-kayitlar-basladi-new-post.html</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 05:07:47 GMT</pubDate>
			<description>Vodafone Türkiye, en ince, en gelişmiş ve şimdiye kadar dünyada üretilmiş en yüksek çözünürlüğe sahip cep telefonu olan iPhone 4 için ön kayıt almaya...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Vodafone Türkiye, en ince, en gelişmiş ve şimdiye kadar dünyada üretilmiş en yüksek çözünürlüğe sahip cep telefonu olan iPhone 4 için ön kayıt almaya başladı.<br />
<br />
Vodafone Türkiye,  teknoloji severlerin merakla beklediği iPhone 4 için ön kayıt almaya başladı. 3 Eylül&#8217;de başlayan ön kayıt başvurularında iPhone meraklılarını çok özel sürprizler bekliyor.<br />
<br />
<div align="center"><img src="http://i52.tinypic.com/2lwocd1.jpg" border="0" alt="" /><br />
<b>Vodafone, iPhone 4 kullanıcıları için çok özel sürprizler, tarife ve hizmet paketleri hazırlıyor.</b></div><br />
iPhone 4&#8217;e Vodafone farkıyla sahip olmak ve kampanyalar hakkında öncelikli olarak bilgilendirilmek isteyenler, ön kayıtlarını Vodafone Türkiye internet sitesi  <a href="http://www.vodafone.com.tr" target="_blank">Vodafone Türkiye - Cep Telefonu, Mobil İnternet, 3G, My Vodafone, Tarife</a>  ana sayfasında yer alan başvuru formunu doldurarak kolayca yapabilecekler.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/bilim-ve-teknoloji-haberleri/">Bilim ve Teknoloji Haberleri</category>
			<dc:creator>TakeOne</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/bilim-ve-teknoloji-haberleri/99978-iphone-4-on-kayitlar-basladi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mısır, Rafah Sınır Kapısını Bayram'da da Açmıyor]]></title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/gundem/99977-misir-rafah-sinir-kapisini-bayramda-da-acmiyor-new-post.html</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 02:24:39 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Mısır, Gazze'nin dünyaya açılan tek kapısı olan Rafah sınır kapısını Ramazan bayramında da kapalı tutacağını açıkladı.* 
 
Başta Filistin Meclis...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Mısır, Gazze'nin dünyaya açılan tek kapısı olan Rafah sınır kapısını Ramazan bayramında da kapalı tutacağını açıkladı.</b><br />
<br />
Başta Filistin Meclis Başkan Yardımcısı Ahmed Bahr olmak üzere Hamas'ın üst düzey liderleri ve Hamas taraftarlarının Rafah sınır kapısını kullanmasına izin vermeyen Mısır, şimdi de Ramazan bayramında kapıyı tüm Gazzelilerin yüzüne kapatıyor.<br />
<br />
Rafah Sınır Kapısı İdaresi'nden yapılan açıklamada, Mısır'ın 10 ile 13 Eylül arasında sınır kapısının gidiş ve gelişlere kapatılması emrini verdiği belirtildi.<br />
<br />
Mısır'ın 4 yıldır Rafah sınır kapısını kapatmasından ötürü Gazze'de insanlık trajedisi yaşanıyor. Mısır, ayın belirli günlerinde ve sadece çok az yardım malzemesinin Gazze'ye girmesine müsaade ediyor.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/gundem/">Gündem</category>
			<dc:creator>FiSeBiLiLLaH</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/gundem/99977-misir-rafah-sinir-kapisini-bayramda-da-acmiyor.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kadir</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/kadir-gecesi/99976-kadir-new-post.html</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 02:12:25 GMT</pubDate>
			<description>*Kadir Gecesinde   Okunacak Dua 
   Resim: http://uludaglar.com/nh/kadir/kadir_gecesi_duasi.jpg * 
  *  - Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"> <b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial">Kadir Gecesinde </font></font></font> <font face="Verdana"><font color="#ff0000"><font face="Arial"> Okunacak Dua<br />
</font></font></font> <font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial">  <img src="http://uludaglar.com/nh/kadir/kadir_gecesi_duasi.jpg" border="0" alt="" /></font></font></font></b></div>  <b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial"> <div align="center"> <font color="#000000">- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü  anni. <br />
(Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affet.)</font> </div>    <font color="Red">KADİR NE DEMEKTİR? </font><br />
  Kadir kelimesi sözlükte; güç, kuvvet, şeref, azamet ve iktidar sahibi anlamına  gelmektedir. Bu kelime Allah Teâlanın güzel isimlerinden biridir. Allah&#8217;u Teâla  mutlak güç ve kuvvet sahibidir. İstediğini istediği zaman, istediği şekilde  yapar ve yaptırır. Nitekim Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de &#8220;Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla  gücü yetendir.&#8221; buyurulmaktadır. Bakara Suresi, 20. <br />
    <font color="Red">KADİR GECESİ NE ZAMANDIR? </font><br />
  Peygamberimiz (s.a.v.) den Ramazanın son on günü içindeki tek rakamlı gecelerden  herhangi birinin Kadir Gecesi olduğuna dair hadisler nakledilmiştir. <br />
  (Buhari, Leyletü&#8217;l Kadir B.3); (Müslim, Sıyam, 307) <br />
  Kadir Gecesi Ramazan ayının 27. gecesi olarak kabul edilmekte ve bu gecede ihya  edilmeye çalışılmaktadır. <br />
 </font></font></font> <font face="Verdana"><font size="2"><font color="#000033"><font face="Arial">  <img src="http://uludaglar.com/nh/kadir/rosegul.jpg" border="0" alt="" /><br />
 </font></font></font></font> <font face="Verdana"><font color="#FF0000"><font face="Arial">  KUR&#8217;AN-I KERİM&#8217;DEKİ KADİR SURESİ BİZE NE ANLATIYOR? <br />
 </font></font></font> <font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial"> 										<div align="left"> 										Kadir gecesinden söz ettiği için bu  										adı almıştır. <br />
										Abese sûresinden sonra  										Mekke'de inmiştir. 5 (beş) âyettir.  										<br />
										Sûrede, Kadir gecesinden, onun  										faziletinden, o gecede meleklerin  										yeryüzüne <br />
										inişinden bahsedilir.</div> </font></font></font> </b> <div align="left"> <b><font face="Verdana"><font color="#ff0000"><font color="#000033"><font face="Arial">Meâli:</font></font></font></font> </b></div>   <div align="left"> <b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial">										Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın  										adıyla.</font></font></font></b></div>   <div align="left"> <b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial">										1. Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde  										indirdik. </font></font></font></b></div>   <div align="left"> <b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial">										2. Kadir gecesinin ne olduğunu sen  										bilir misin? </font></font></font></b></div>   <div align="left"> <b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial">										3. Kadir gecesi, bin aydan  										hayırlıdır. </font></font></font></b></div>   <div align="left"> <b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial">										4. O gecede, Rablerinin izniyle  										melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için  										iner dururlar.</font></font></font></b></div>   <div align="left">  <b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial">											5. O gece, esenlik doludur. Ta  											fecrin doğuşuna kadar. 										</font></font></font></b><br />
</div>    <b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial">										<font color="Red">KADİR GECESİNİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ?   </font></font></font></font></b><br />
   <b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial">1- Kur&#8217;an-ı Kerim okumalıyız. </font></font></font></b><br />
   <b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial">2- Kaza namazı kılmalıyız. </font></font></font></b><br />
   <b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial">3- Nafile namaz kılmalıyız. </font></font></font></b><br />
   <b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial">4- Muhtaçlara yardım etmeliyiz </font></font></font></b><br />
   <b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial">5- Dua ve tövbe etmeliyiz. </font></font></font></b><br />
   <b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial">Hz. Peygamber bu gecede şu şekilde  </font></font></font> <font face="Verdana"><font color="#ff0000"><font face="Arial"> dua</font></font></font><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial">  edilmesini tavsiye etmiştir:<br />
<img src="http://uludaglar.com/nh/kadir/kadir_gecesi_duasi.jpg" border="0" alt="" /></font></font></font></b><br />
   <b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial"><font color="#000000">- Allahümme inneke afüvvün  kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni. </font></font></font></font></b><br />
   <b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial"><font color="#000000">- (Allah'ım sen affedicisin,  affı seversin, beni affet.)</font> <font color="#000000"><br />
</font></font></font></font></b><b><font face="Verdana"><font color="#000033"><font face="Arial"> <br />
<br />
Doç.Dr Nihat hatipoğlu</font></font></font></b></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/kadir-gecesi/">Kadir Gecesi</category>
			<dc:creator>Gülüşü Yaralı</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/kadir-gecesi/99976-kadir.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Gecelerin En Hayırlısında Tevbe Etmek</title>
			<link>http://forum.islamiyet.gen.tr/kadir-gecesi/99975-gecelerin-en-hayirlisinda-tevbe-etmek-new-post.html</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 00:37:01 GMT</pubDate>
			<description>*Tevbe, günahtan tam dönmenin adıdır. Tevbe, kulun hatasının farkına varıp af ümidiyle ulu dergâha sunduğu beyaz dilekçedir. 
 
Tevbeyle alakalı en...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><b><font color="darkgreen"><font size="3">Tevbe, günahtan tam dönmenin adıdır. Tevbe, kulun hatasının farkına varıp af ümidiyle ulu dergâha sunduğu beyaz dilekçedir.<br />
<br />
Tevbeyle alakalı en çok sorulan soru tevbenin nasıl yapılacağıyla ilgilidir. Tevbe, bir kalp işidir. Gönül amelidir. Yürekten kopup gelen feryatların, pişmanlıkların, ah u eninlerin ızdırar lisanıyla Rahmeti Sonsuz&#8217;a arz edilmesidir. Tevbe dil ile ifade edilir, hal ile yaşanır. Nebiler Serveri ve O&#8217;nu takip eden Hak dostları bize tevbeyi öğretirken bazı hususları ısrarla vurgulamışlardır.<br />
<br />
Buna göre hakiki tevbenin gerçekleşmesi için öncelikle hata ve günahın kabulü ve itirafı gerekir. Bu kabul ve itiraf neticesinde duyulan pişmanlık insanı kıvrandırıp uykularını bölecek ve iştahını kaçıracak derecede olmalıdır.<br />
<br />
Hatasını bu derece yoğun bir pişmanlık içinde itiraf eden kul, halini Rabb&#8217;ine arz etmeli ve affına ferman beklemelidir. Günler ve geceler boyu seccadesini gözyaşlarıyla ıslatmalı, &#8220;Çare!&#8230; Çare!&#8230;&#8221; diye inlemeli, Rabb-i Rahîm&#8217;ine arzuhalde bulunmalıdır. Bulunmalıdır zira o bilir ki işlenen her günah bünyeye giren zehir gibidir. Tevbe de zehirli bir meyveyi bilmeden yutan bir insanın, zehirin zararından kurtulmak için onu hemen kusmaya çalışması gibi canhıraş bir gayrettir.<br />
<br />
Tevbe sadece sözle yerine getirilen bir amel değildir. Tevbe kalbin ağlamalarının göz pınarlarından yaşlar halinde dökülmesidir. Gönüldeki kaynamalara dilin tercüman olmakta zorlanmasıdır. Günahtan duyulan pişmanlığın ve &#8220;Ne olacak benim halim!&#8221; endişesinin buğu buğu yüreği kaplamasıdır.<br />
<br />
Bu derece pişmanlık içinde kıvranan birinin geçmişine sünger çekip halini ıslah etmesi de tabii bir neticedir ki bu da sağlıklı bir tevbe adına atılması gereken üçüncü adımdır. Çünkü o güçlü pişmanlık duygusu yeni bir sayfa açmayı ve hayata adeta yeniden başlamayı gerektirir. Hakk&#8217;a karşı içine düşülen muhalefetten kurtulmayı ve O&#8217;nunla emirleri ve yasakları çerçevesinde yeniden mutabakata ulaşmayı netice verir.<br />
<br />
Bu safhada artık ihmal edilen sorumluluklar yerine getirilir. Kılınmayan namazlar kaza edilir. Tutulmayan oruçlar tutulur. İyiliklerin, günahları imha edeceği müjdesinden hareketle hep iyilik peşinde koşulur. İyilik adına yakalanan bütün fırsatlar değerlendirilir. Eski günler ürpertiyle anılır ve yeniden oraya düşme tehlikesine karşı Allah&#8217;a sığınılır. &#8220;Tut elimden, tut ki edemem Sen&#8217;siz!&#8230;&#8221; mülahazası seslendirilir. Yeni günah tasavvurlarına karşı sürekli tetikte olunur. Günaha davetiye çıkaran ortamlardan ve insanlardan mümkün olduğunca uzak durulur.<br />
<br />
Tevbe eden bilir ki Allah Resûlü, hidayet yolunu bulduktan sonra yeniden günah ve isyanla dolu o eski günlere dönmeyi ateşe atılmak kadar ürpertiyle karşılayan kişinin imanın tadına varacağını haber vermektedir.<br />
<br />
İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallahu aleyhi ve sellem) bir başka hadislerinde de şöyle buyururlar: &#8220;Günahtan tam dönen, o günahı hiç işlememiş gibidir; Allah bir kulu sevdiği zaman artık ona günahı zarar veremez. &#8216;Şüphesiz Allah, çokça tevbe edenleri ve tevbe edip tertemiz olanları sever&#8217; (Bakara 2/222)&#8221; Oradakiler: &#8220;Tevbenin alameti nedir Yâ Resûlallah?&#8221; diye sorunca buyurdular ki: &#8220;Tevbe, gönülden pişmanlıktır.&#8221;<br />
<br />
Tevbe bir fazilet yeminidir. Girdiği yeni yoldan bir daha geri dönmemeye azmetmektir. Bu kararda sebat edip çizgiyi korumak ise tam bir yiğitliktir. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), usulünce tevbe edip tevbesinde sebat edenin şehitler mertebesinde olduğunu müjdeler.<br />
<br />
Tevbenin bir merasimi yoktur. O, günah çıkarma da değildir. Hiç kimse bir başkasına tevbe veremez, tevbesini kabul edemez. Kulların en güzeli ve insanların en değerlisi olan Nebiler Sultanı, günde yetmiş veya yüz defa tevbe ettiğini söylüyor ve bize de tevbe etmemizi emrediyor. Hiç kimseye tevbe vermiyor, hiç kimsenin tevbesini almıyor.<br />
<br />
Tevbe hata ve günahlarla yaralı aciz ve fakir kul ile o hataları affedecek ve hiç olmamış kabul edecek kadar rahmeti engin, şefkatli, merhametli ve her şeye gücü yeten sonsuz kudret sahibi Sultanı arasındaki çok sırlı, mahrem ve özel münasebettir. Oraya kimse giremez, girmemelidir de.<br />
<br />
Kalpleri evirip çevirendir ki, kalbin iniltisini duyar ve onu halden hale koyar.<br />
<br />
Süleyman Sargın<br />
Zaman</font></font></b></div></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://forum.islamiyet.gen.tr/kadir-gecesi/">Kadir Gecesi</category>
			<dc:creator><![CDATA[&#1572;&#1588;&#1609;&#1579;&#1602;]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://forum.islamiyet.gen.tr/kadir-gecesi/99975-gecelerin-en-hayirlisinda-tevbe-etmek.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
