Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 2 Toplam 10 Sayfadan BirinciBirinci 1234 ... SonuncuSonuncu
11 den 20´e kadar. Toplam 96 Sayfa bulundu

Konu: Müslümanlar Beyazıt Meydanına...

  1. #11
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 31.12.10
    Mesajlar: 351
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı mürmüdük´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Vehabiler Son Firavunu Desdekliyor...
    Vehabiler İsraille Aynı Saftalar...
    Kral Abdullah'tan Mübarek'e destek

    Arap dünyasının en etkili ülkelerinden Suudi Arabistan, Mısır'da Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek karşıtı
    eylemler konusunda sessizliğini dün bozdu. Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ın, gösterilerin hedefindeki Mübarek'e desteğini ifade ettiği bildirildi. Suudi haber ajansı SPA, Mübarek'i arayan Kral Abdullah'ın, "Hiçbir Arap ya da Müslüman'ın, ifade özgürlüğü adı altında insanların arasına sızıp, bundan, kendi yıkıcı nefretlerini yaymak için istifade etmek suretiyle Arap ve Müslüman Mısır'ın güvenlik ve istikrarına müdahalesine tahammül etmeyeceğini" söylediğini bildirdi.
    Burda hüsnüye destek verdiği yazmıyor

    "Hiçbir Arap ya da Müslüman'ın, ifade özgürlüğü adı altında insanların arasına sızıp, bundan, kendi yıkıcı nefretlerini yaymak için istifade etmek suretiyle Arap ve Müslüman Mısır'ın güvenlik ve istikrarına müdahalesine tahammül etmeyeceğini"

    Burdan Kral Abdullah'ın hüsnüyü desteklediğini nedense ben çıkaramadım.Ama başta zındık rafiziler ve ehli bidat taifesi çok olağan üstü bir zeka ile bunu çıkırıyor İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.
    Son zamanlarda rafizilerle omuz omuza gerek beyazıt'ta gerek internette bir takım projeler başlatmışsınız.Ne diyelim, hesap görücü olarak Allah yeter...

    [IMG][/IMG]

    Bu herşeyi açıklıyorr...Bir elde Kuran bir Elde HAÇ(PUT) Laikler cumhuriyetçiler hristiyanlar kiptiler,sosyalistler,komünistler hümanistler,müslüman bir kesim bune ya....İşte buna islami başkaldırı diyorlarmış )))

  2. #12
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.07.09
    Mesajlar: 6.974
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı Tevhid Davası´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Burda hüsnüye destek verdiği yazmıyor

    "Hiçbir Arap ya da Müslüman'ın, ifade özgürlüğü adı altında insanların arasına sızıp, bundan, kendi yıkıcı nefretlerini yaymak için istifade etmek suretiyle Arap ve Müslüman Mısır'ın güvenlik ve istikrarına müdahalesine tahammül etmeyeceğini"

    Burdan Kral Abdullah'ın hüsnüyü desteklediğini nedense ben çıkaramadım.Daha nasıl desdekliyecekti,Firavuna silahmı gönderecekti,onu zaten İsrail yaptı...Ama başta zındık rafiziler ve ehli bidat taifesi çok olağan üstü bir zeka ile bunu çıkırıyor Vahabi mantığı böyle işliyor demekki,bütün Ümmet-i Müslimin,Firavuna karşı ayağa kalkmış,Vehabiler de pislik atma telaşında,telaşınızda boğulunuz... İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.
    Son zamanlarda rafizilerle omuz omuza gerek beyazıt'ta gerek internette bir takım projeler başlatmışsınız.Ne diyelim, hesap görücü olarak Allah yeter...
    Ben Beyazıtta Rafizi falan görmedim,ne kadar da yalancısın,utanmak gerekir...Orda eğer gösteriyi izlediysen KÜFRE KARŞI VE ZULME KARŞI HZ EBUBEKİR RA efendimiz birkaç defa örnek gösterildi,herhalde Rafiziler böyle birşey yapmazlar...İzlemek istersen KUDÜS TVden izleyebilirsin...Böyle iftiralarda bulunmak bir Müslümana yakışmaz...


    Bu herşeyi açıklıyorr...Bir elde Kuran bir Elde HAÇ(PUT) Laikler cumhuriyetçiler hristiyanlar kiptiler,sosyalistler,komünistler hümanistler,müslüman bir kesim bune ya....İşte buna islami başkaldırı diyorlarmış )))
    Mal bulmuş mağribi gibi yapışmıssın o haça da,Firavuna karşı hıristiyanların da ayaklandğını gizleyen olmadıki,baştan beri konuyu takip erersen bunu açık-seçik anlarsın...
    İn meydanlara,
    İSLAM İÇİN ÇARPIŞ,
    MEYDANI LAİKLERE KAPTIRMA...
    Peygamber efendimiz,bazı Müslüman olmamış kabilelerle,Mekke müşriklerine karşı antlaşma yapmadımı...Bize saldırlırsa,siz desdekleyeceksiniz diye...
    Vahabilerden tam bozguncu çıkar,ne yani,Firavun halka saldırırken,meydanda canıyla direnen Müslüman harici unsurlara siz burdan defolunmu denilecekti...
    Vahabi mantığa dikiz.

  3. #13
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.07.09
    Mesajlar: 6.974
    Teşekkür ve Beğeni


    Ha,bir de İngiliz ajanı,Osmanlıya ihanet eden, Ehl-i Sünnet düşmanı, Suud Vahabi rejimi panikte,
    Sırada Amerikan ajanı yapılanma Suud Vahabi rejimi var,yıkılma sırası inşaALLAH onlarda...

  4. #14
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 31.12.10
    Mesajlar: 351
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı mürmüdük´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

    Ha,bir de İngiliz ajanı,Osmanlıya ihanet eden, Ehl-i Sünnet düşmanı, Suud Vahabi rejimi panikte,
    Sırada Amerikan ajanı yapılanma Suud Vahabi rejimi var,yıkılma sırası inşaALLAH onlarda...
    Beyazıttakilerin yarısı rafiziydi Onların başıda Nurettin Şirin....Kudustv zaten şiaların televizyonu israhaberin sahipleri gibi...

    O işi yapacak kimmiş ? Suudi arabistandaki birkaç yüzbin rafiziyi diyorsan eğer, onlar haricilik taslarlarsa yani yöneticilere ayaklanırsa Ali(r.a) ve sahabelerin yaptığı gibi ehlisünnetin kalesi olan Arabistandaki müslümanlarda onların kafalarını kopartır...

  5. #15
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.07.09
    Mesajlar: 6.974
    Teşekkür ve Beğeni

    Alıntı Tevhid Davası´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Beyazıttakilerin yarısı rafiziydi Onların başıda Nurettin Şirin....Kudustv zaten şiaların televizyonu israhaberin sahipleri gibi...Sana Nurettin Şirinin Ehl-i Sünnetliğinden veya Kudüs TVninkinden bahseden olmadı,ordaki görüntüleri izle dendi sadece...
    Bir İbdacıya Ehl-i Sünnet dersi vermeye kalkışmayacaksın herhalde...
    Ehl-i Rafiza fitnebazlarına İstanbulda verdiğimiz Küçük Çaldıran Meydan Muhareberini birilerinden öğrenmeni salık veririm...Amma velakin başka bir ehl-i dalalet olan Vahabiliği Ehl-i Sünnet diye yutturmaya kalkışman da ayıp oluyor hani...Çıkıp erkekçe desenize kardeşim,BİZ VAHABİYİZ,EHL-İ SÜNNETİ TANIMAYIZ diye...Ehl-i Sünnet itikatta iki,amelde dört hak mezhepten müteşekkildir,Vahabilik diye bir hak mezhep yoktur,bir zamanlar hak mezhep olupta,müntesibi kalmayan yollar ise günümüzde zaten mevcut değil...
    O işi yapacak kimmiş ? Suudi arabistandaki birkaç yüzbin rafiziyi diyorsan eğer, onlar haricilik taslarlarsa yani yöneticilere ayaklanırsa Ali(r.a) ve sahabelerin yaptığı gibi ehlisünnetin kalesi-VAHABİLİĞİN KALESİ- olan Arabistandaki müslümanlarda onların kafalarını kopartır...
    Suuddaki Amerikan uşağı yapılanmayı yıkacak güç OSMANLI TORUNLARININ GÜCÜDÜR-EHL-İ SÜNNET VEL CEMAATTIR...

  6. #16
    Yasaklı Kullanıcı
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 31.12.10
    Mesajlar: 351
    Teşekkür ve Beğeni

    Bu düşmanlığınızın tek nedeni Yanlız Allah'tan yardım istenilir dediğimiz için..Ölülerdende yardım istenilir himmet istenilir demediğimiz için bu düşmanlığınız...
    Elhamdulillah Muhammed bin Abdulvahhab(r.h) tarikatlarin ve kabircilerin(ölülerden yardım isteyenlerin) gerçek yüzünü ortaya çıkardı ondandır bu saldırılarınız.Vahabilir bilmem neylik gibi istediğiniz ismi taka durun. Ehlisünnet vel cemaatin Alimleri, ingilizlerin ve onların uşaklarının taktığı bu isimler yüzünden zayıflatılamaz yıpratılamaz...

    Ha bu arada,Siz nurettin şirininle kudustv ile ve ishahaber yöneticileri ve diğer rafizilerle omuz omuza devrimcilik şarkısı söyleye durun.

    Ehlisünnet vel cemaata mensup muvahhid biri 1 kişi kalsa dahi sapıklarla zındıklarla ehlikitap kafirleriyle asla yan yana durmaz asla birlikte hareket etmez...

  7. #17
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.07.09
    Mesajlar: 6.974
    Teşekkür ve Beğeni

    İŞİTTİRMEK KABUL ETTİRMEK DEMEKTİR
    Sual: Vehhabiler, ruhun ölmediğini söyledikleri halde, Resulullah da ölüdür, işitmez, şefaat ya Resulallah diyen kâfir olur diyorlar. Sebebi ne?
    CEVAP
    Mecazı bilmiyorlar. Bu konudaki birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:
    (Savaşta öldürülenleri siz değil, Allah öldürdü. Attığın zaman da, sen değil, Allah attı.) (Enfal 17)
    Birileri, ötekileri öldürüyor, Allahü teâlâ, ben öldürdüm diyor, Resulullah atıyor, sen atmadın ben attım buyuruyor.
    Aşağıda da kabirdekilere sen değil, ben işittiririm buyuruyor.
    (Kâfirler, sağır, dilsiz, kör oldukları için doğru yola gelmezler.) [Bekara 18]
    (Kâfirler sağır, dilsiz ve kör oldukları için, akledemezler, düşünemezler.) [Bakara 171]
    Yani hakkı işitmedikleri için sağır, doğruyu söylemedikleri için dilsiz, gerçeği görmedikleri için kör, denilerek hidayete kavuşmadıkları bildirilmiştir. Buradaki işitmek, kabul etmek demektir. (Beydavi)
    (Bu dünyada kör olan, ahirette de kördür.) [İsra 72]
    Bu âyette de yaşayan ve ölen kâfirlere kör deniyor. Yoksa dünyadaki körler ahirette kör olmayacaktır.
    (Sağırlara işittiremezsin. Körleri ve sapıkları doğru yola eriştiremezsin.) [Zuhruf 40]
    Bu âyette işittiremezsin demek, sen hakkı kabul ettiremezsin demektir. Kabirlerdekilere işittiremezsin demek de, inatçı kâfirlere işittiremezsin, yani hakkı kabul ettiremezsin demektir. (Beydavi)

    (Körle gören [kâfir ile mümin] karanlıkla aydınlık [Bâtıl ile hak], gölge ile sıcak [Cennetle Cehennem] bir olmaz. Dirilerle ölüler de bir olmaz. Elbette Allah, dilediğine işittirir. Sen kabirdekilere [inatçı kâfirlere] işittiremezsin, sen sadece bir uyarıcısın.) [Fatır 19-22 Celaleyn, Beydavi]
    Bu âyette, kâfire kör, mümine gören, Cennete gölge deniyor. Resulullah kabirdekilere ne söyleyecek de işittirecek? Hâşâ bu abes, boş söz olmaz mı? Kabirdekileri niye hidayete kavuşturmaya uğraşsın ki? Hemen âyetin devamında, (Sen sadece bir uyarıcısın), yani vazifen kâfirleri hidayete kavuşturmak değil, sadece tebliğdir buyuruluyor. Demek ki kabirdekilerden maksat, yaşayan inatçı kâfirlerdir. (Beydavi)
    (Kâfirlerin gözleri değil, göğüslerindeki kalbleri kördür.) [Hac 46]
    Cenab-ı Hak burada kâfirlerin gözlerinin değil, basiretlerinin kör olduğunu açıkça bildiriyor. Yani öteki âyetleri de açıklamış oluyor. Yukarıdaki âyetlerde sadece onlar kör, sağır ve dilsiz diye geçiyordu. Bu âyette ise kör demek, maddi gözün olmadığı, kalblerinin kör olduğu yani kâfir oldukları bildiriliyor. O halde kör denilince baş gözü anlaşılmadığı gibi, ölü veya kabirdekiler denilince de, mezardaki ölü anlaşılmamalıdır.

    (Sen, ölülere işittiremezsin; arkalarını dönüp giden sağırlara da daveti duyuramazsın. Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin; ancak âyetlerimize inananlara duyurabilirsin.) [Neml 80, 81 Rum 52 53]
    Burada diri olup, gözü kulağı ve beyni olan kâfirler ölüye benzetiliyor, (Ölüleri [kâfirleri] imana kavuşturamazsın) deniyor. (Ölülere, sağırlara işittiremezsin) ifadesinden sonra, (Sen ancak âyetlerimize iman edeceklere işittirebilirsin) buyuruluyor. Kâfirlerin işitmeyeceği, yani hakkı kabul etmeyeceği, ancak iman edeceklerin işitecekleri, yani kabul edecekleri açıkça bildirilmektedir. Eğer gerçekten kabirdekilerden maksat ölü olsa idi, ölü de işitmeseydi iman edenlere işittirebilirsin ifadesi yersiz ve yanlış olurdu ve kâfir ölü işitmez, mümin ölü işitir anlamı çıkardı. Halbuki Buhari’deki hadis-i şerifte kâfir ölü de işitir buyuruluyor

  8. #18
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.07.09
    Mesajlar: 6.974
    Teşekkür ve Beğeni

    MÜMİNLER İÇİN DOST VE ŞEFAATÇI VAR
    Sual: Şefaati inkâr edenlerin delilleri nedir?
    CEVAP
    Delilleri yoktur. Misyonerler ile onların oyununa gelenler, kâfirlere şefaat olmadığını ve putların şefaat edemiyeceğini bildiren âyetleri ele alıp, (Peygamber de, melek de şefaat edemez) diyorlar. Kâfirlere şefaat yok demek, müminlere şefaat yok demek değildir. Şefaatin hak olduğu âyet ve hadislerle sabittir.
    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (O gün, kimse şefaat edemez. Ancak Rahman olan Allah’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığı kimse şefaat eder.) [Taha 109]
    (Rahman olan Allah’ın nezdinde söz ve izin alanlardan başkası şefaat edemez.) [Meryem 87]
    (Bu iki âyette ancak Rahmanın izin verdikleri şefaat eder deniyor.)
    (Allah’ı bırakıp da, taptığı putlar şefaat edemez. Ancak hak dine inanıp ona şahitlik edenler şefaat eder.) [Zuhruf 86]
    (Putlar şefaat edemez, ama ehl-i hak şefaat eder deniyor.)
    (Allah, şefaat edene ve şefaat edilene izin vermedikçe, hiç kimse şefaat edemez, şefaati fayda vermez. Kalblerindeki müthiş korku giderilince, [şefaat bekleyenler, şefaat edenlere] “Rabbiniz şefaat hakkında ne buyurdu?” diye soracaklar. Onlar [şefaat edenler] ise, “Hak olanı buyurdu [şefaate izin verdi]” diyecekler.) [Sebe 23]
    (Burada da ancak Allah’ın izin verdikleri şefaat eder deniyor.)
    (Onlar, Onun [Allah’ın] rızasına kavuşmuş olandan başkasına şefaat etmezler.) [Enbiya 28]
    (Şefaat yetkisine sahip olanlar bile, ancak Allah’ın hoşnut olduklarına şefaat edebilirler. Yoksa kâfirlere şefaat edilmez.)

    (Sadece Allah'ın dilediği ve razı olduğu kimselere şefaat etmesi için izin verilen, göklerde nice melekler vardır.) [Necm 26]
    (Melekler de ancak, Allah'ın hoşnut olduğuna şefaat edebiliyor.)

    (Allah’ın izni olmadan kim şefaat edebilir?) [Bekara 255]
    (Allah’ın izni olmadan hiç kimse şefaatçi olamaz.) [Yunus 3]

    (Allah, şefaat edene ve şefaat edilene izin vermedikçe, hiç kimse şefaat edemez, şefaati fayda vermez.) [Sebe 23]
    (Bu üç âyet de ancak şefaatin Allah’ın iznine bağlı olduğunu gösteriyor.)

    (Bütün şefaatler Allah’ın iznine bağlıdır.) [Zümer 44]
    (Demek ki şefaat çeşidi de, şefaat ediciler de çoktur.)

    (Şefaat edicilerin [Peygamber, melek v.s.nin] şefaati, onlara [kâfirlere] fayda vermez.) [Müddesir 48]
    (Demek ki şefaat sadece günahkâr müminleredir, kâfirlere şefaat yoktur.)

    (O gün zalimler [kâfirler] için, müşfik bir dost, sözü dinlenecek şefaatçi de yoktur.) [Mümin 18]
    (Zalimlere şefaat yok deniliyor, müminlere denmiyor. Kâfirler için dost ve şefaatçi yok demek, Müminler için dost ve şefaatçi var demektir. Mesela meleklerin müminler için dua ettiği bildirilmektedir. [Mümin suresi 7,8,9] Meleklerin duası elbette kabul olur.)

    Bütün müfessirler, muhaddisler ve fakihler gibi, dört mezhep imamı da şefaatin hak olduğunu bildirmiştir. Âlimlerin en büyüğü olan İmam-ı a’zam hazretleri de, (Peygamberler, âlimler ve salihler, günahkâr müminlere şefaat edecektir) buyurdu. (Fıkh-ı ekber)
    Sual: Şefaati inkâr eden Vehhabilerin arkasında namaz kılmak caiz midir?
    CEVAP
    Milel-nihal kitabı, 67. sayfasında diyor ki:
    (Resulullahın şefaat edeceğine ve kiramen katibin meleklerine ve Cennetteki rüyete inanmayan kimsenin arkasında namaz kılınmayacağı Hülasa’da yazılıdır.)
    Bunun için vehhabi imam arkasında namaz kılmamalıdır.

  9. #19
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.07.09
    Mesajlar: 6.974
    Teşekkür ve Beğeni

    RESULULLAH EFENDİMİZİN ŞEFAATI


    Bütün Ehl-i sünnet âlimleri, ittifakla, hepsi şefaati kabul etmişlerdir. Sadece nakilden çok akla tâbi olan Mutezile denilen sapık bir fırka ve Vehhabiler şefaati inkâr etmiştir.
    Yeni türedi bazı yazarlar da Peygamber efendimize düşmanlık ederek, “Kur'anı getirmekle onun vazifesi bitmiştir. Kimseye faydası olmaz, şefaat edemez” diyorlar. Onun, âlemlere rahmet olarak geldiğini kabul etmiyorlar, Mutezileye, Vehhabilere inanıyorlar da, şefaatin hak olduğunu bildiren âyet ve hadisleri inkâr ediyorlar.
    Halbuki Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]
    (Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.) [Ahzab 71]
    (Peygamberin verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7]
    (De ki; “Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin!”) [Al-i İmran 31]
    {Bu âyet-i kerime gelince, münafıklar, “Muhammed kendisine tapılmasını istiyor” dediler. [Şimdiki mezhepsizler de, “Peygamber, Allah’tan üstün tutuluyor” diyorlar.] Bunun üzerine aşağıdaki âyet-i kerime inmiştir. (Şifa-i şerif)}
    (De ki; “Allah’a ve Peygambere itaat edin! [İtaat etmeyip] yüz çeviren [kâfir olur] Elbette Allahü teâlâ kâfirleri sevmez.) [Al-i İmran 32]

    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Allahü teâlâ, şefaat edene ve şefaat edilene izin vermedikçe, hiç kimse şefaat edemez. Kalblerindeki müthiş korku giderilince, [şefaat bekleyenler, şefaat edenlere] “Rabbiniz şefaat hakkında ne buyurdu?” diye soracaklar. Onlar [şefaat edenler] ise, “Hak olanı buyurdu [şefaate izin verdi]” diyecekler.) [Sebe 23]

    (O gün, kimse şefaat edemez. Ancak Rahman olan Allah’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığı kimse şefaat eder.) [Taha 109]
    (Rahman olan Allah’ın nezdinde söz ve izin alanlardan başkası şefaat edemez.) [Meryem 87]
    (Allah’ı bırakıp da, taptığı putlar şefaat edemez. Ancak hak dine inanıp ona şahitlik eden kimseler şefaat eder.) [Zuhruf 86]
    (Onlar, Onun [Allah’ın] rızasına kavuşmuş olandan başkasına şefaat etmezler.) [Enbiya 28]
    (Sadece Allah’ın dilediği ve razı olduğu kimselere şefaat etmesi için izin verilen, göklerde nice melekler vardır.) [Necm 26]
    (Allah’ın izni olmadan kim şefaat edebilir?) [Bekara 255]
    (Allah’ın izni olmadan hiç kimse şefaatçi olamaz.) [Yunus 3]
    (Bütün şefaatler Allah’ın iznine bağlıdır.) [Zümer 44]

    Bu âyet-i kerimelerde görüldüğü gibi, şefaat yetkisine sahip olanlar, (Peygamberler, âlimler, şehidler gibi) ancak Allahü teâlânın izni ile şefaat edeceklerdir.
    Yukarıdaki âyet-i kerimelerde, Allah’ın izni olmadan kimsenin şefaat edemiyeceği açıkça bildirilmektedir. Ancak Allah’ın izin verdiklerinin bundan müstesna oldukları, yani ancak Allah’ın izni ile şefaat edecekleri bildirilmiştir.
    Kimler şefaate kavuşur?
    Kâfirlere şefaatçi olmadığını ve putların şefaat edemiyeceğini gösteren âyetleri vehhabiler müslümanlara yüklemeye çalışıyorlar, Peygamberler de şefaat edemez diyorlar. Şefaate sadece iman ehli kavuşacak, kâfirler şefaatten mahrum kalacaklardır.

    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Artık şefaat edicilerin [Peygamberlerin, meleklerin, salihlerin, şehidlerin] şefaati, onlara [kâfirlere] fayda vermez.) [Müddesir 48]

    (O gün zalimler [kâfirler] için, müşfik bir dost, sözü dinlenecek şefaatçi de yoktur.) [Mümin 18]
    (Kâfir için dost ve şefaatçi yok) demek, (Müminler için dost ve şefaatçi var) demektir. Mesela Mümin suresinin 7, 8 ve 9.âyet-i kerimelerinde, meleklerin müminler için dua ettiği bildirilmektedir. Meleklerin duası elbette kabul olur.
    (Kitabın haber verdiği sonuçtan başka bir şey mi bekliyorlar? Haber verilenler ortaya çıktığı gün, önce onu unutmuş olanlar, “Rabbimizin Peygamberleri elbette bize gerçeği getirmişti, şimdi bize şefaat etsin, yahut geriye çevrilsek [dünyaya tekrar gitsek] de işlediklerimizin başka türlüsünü işlesek” derler. Doğrusu kendilerini mahvetmişlerdir, uydurdukları şeyler [putlar] onları koyup kaçmışlardır.) [Araf 53]
    (Orada putlarıyla çekişerek derler ki: “Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da, inananlardan olsak.) [Şuara 96-102]
    (Allah'a koştukları) ortaklarından kendilerine hiçbir şefaatçi çıkmayacaktır. Zaten onlar, ortaklarını da inkâr edeceklerdir.) [Rum 13]
    (Ondan başka ilahlar mı edineyim? O Rahman olan Allah, eğer bana bir zarar dilerse putların şefaati bana hiçbir fayda vermez, beni kurtaramaz.) [Yasin 23]
    Yukarıdaki âyetler, kâfirlere putların şefaat edemiyeceğini göstermektedir. Bu âyetleri ileri sürerek, (Müslümanlara Peygamberler, melekler, âlimler, evliya, şehidler, Kur’an-ı kerim şefaat edemez) diyerek cahilce iftira ediyorlar.
    Kur’anı insanlara açıkla
    Eşsiz mucize olan Kur’an-ı kerime uyabilmek için, Kur’anın muhatabı olan Peygamber efendimize uymak ve şerefli sözlerini [hadis-i şeriflerini] kabul etmek lazımdır. Allahü teâlâ, Resulüne Kur’anın açıklamasını, hüküm koymasını emredip, iman, itaat ve Kelime-i şehadette de Resulünü kendisiyle birlikte bildiriyor:
    (Kur’anı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 44]

    (İhtilaflı şeyleri insanlara açıklayasın ve iman eden bir kavme de hidayet ve rahmet olsun diye bu Kitabı sana indirdik.) [Nahl 64]
    (İhtilaflı bir işin hükmünü Allah’tan [Kur’andan] ve Resulünden [Sünnetten] anlayın!) [Nisa 59]
    (Aralarındaki anlaşmazlıkta seni hakem tayin edip, verdiğin hükmü tereddütsüz kabullenmedikçe, iman etmiş olmazlar.) [Nisa 65]
    (Allah ve Resulü, bir işte hüküm verince, artık inanmış kadın ve erkeğe, o işi kendi isteğine göre, tercih, seçme hakkı kalmaz.) [Ahzab 36]
    (Allah’a ve ümmi nebi olan Resulüne iman edin!) [Araf 158]
    (Allah’a ve Resulüne itaat edin!) [Enfal 20]

    (Allah’a ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için de çılgın bir ateş hazırladık.) [Feth 13]
    (Size kitabı, hikmeti getiren ve bilmediklerinizi öğreten bir Resul gönderdik.) [Bekara 151]

    (Yalnız Kur’an) diyenler kesinlikle Kur’an-ı kerime inanmıyorlar. İslamiyet’i yıkmak için inanmış gibi görünüyorlar. Bunların, Kur’an ve Sünneti kabul etmedikleri için kâfir olduklarını âyetlerle bildirdik.
    Bu konudaki hadis-i şerifler de şöyledir:
    (Cebrail aleyhisselam, Kur’an ile beraber açıklaması olan sünneti de getirmiştir.) [Darimi]
    (Bana Kur’anın misli kadar daha hüküm verildi.) [İ. Ahmed]

    (Yalnız Kur’andaki helal ve haramı kabul edin diyenler çıkar. İyi bilin, Peygamberin haram kılması, Allah’ın haram kılması gibidir.) [Tirmizi, Darimi]
    (Bana uyan Cennete girer, bana isyan eden ise giremez.) [Buhari]
    (Bir zaman gelir “Kur’andan başka şey tanımam” diyenler çıkar) [Ebu Davud]

    (Kur’ana ve sünnete uyan hiç sapıtmaz.) [Hakim]
    (Sünnetimden yüz çeviren benden değildir.) [Müslim]

    (Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. Bir hadis söylenince, “Resulullah böyle şey söylemez. Bunu bırak, Kur’andan söyle” der.) [Ebu Ya’la]
    Yalnız Kur’an diyenler, Kur’andaki İslam diyenler, utanmadan yalan söylüyorlar. Sözlerinde zerre kadar samimiyet yoktur. Kur’ana inanmalarında samimi olsalardı, âyetlere inanırlardı. Allahü teâlâ yalnız Kur’an mı diyor? (Resulüme uyun, onun bildirdiği her şeyi kabul edin, haram ettiklerinden sakının, Resule uyan bana uymuş olur. Ona isyan eden bana isyan etmiş olur. Onun sözleri vahye dayanır. Onun sözünü benim sözüme aykırı görenler ve Allah’ın yolu ile Peygamberin yolunu birbirinden ayırmak isteyenler kâfirdir) buyurmuyor mu?
    İşte âyet-i kerime mealleri:
    (Resulümün verdiğini alın, yasakladığından da sakının!) [Haşr 7]
    (O, [Resulüm] vahiyden başkasını söylemez.) [Necm 3,4]

    (Resulüme uyun ki, doğru yolu bulun!) [Araf 158, Nur 54]
    (Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]
    (Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.) [Nisa 13,14]

    (Aralarında hüküm verilmek üzere Allah’a ve Peygambere çağırıldıkları vakit: “İşittik, itaat ettik” demek, ancak müminlerin sözüdür, işte kurtuluşa erenler onlardır.) [Nur 51]
    (Allah’a ve Resulüne karşı gelen, bilsin ki, Allah’ın azabı çok şiddetlidir.) [Enfâl 13]
    (Allah’a ve Resulüne itaat edin! [uymayıp] yüz çeviren [kâfirdir] Allah da kâfirleri sevmez.) [A. İmran 32]
    (Allah ile resullerinin emirlerini birbirinden ayırıp ikisi arasında bir yol tutmak isteyen kâfirdir.) [Nisa 150,151]
    Kur’anda, (yalnız Kur’ana uyun) denmiyor, (Allah’a ve resulüne uyun) deniyor. Resulünü devreden çıkaran, Kur’anın açıklaması olan hadisleri delil saymayan, Kur’anın ifadesi ile kâfir olur.
    Resulullah efendimiz açıklıyor
    Allahü teâlâ, (Ey Resulüm, Kur’anı insanlara açıkla) buyuruyor. Resulü de açıklıyor:
    (İsra suresinin (yakında Rabbin sana makamı mahmudu verecektir) [mealindeki] âyet-i kerimedeki "Makamı mahmud" bana verilecek şefaat hakkıdır.) [Tirmizi]

    (Ahirette ilk şefaat eden ve şefaati kabul olan ben olacağım.) [İbni Mace]
    (Kıyamet günü en önce ben şefaat edeceğim.) [Müslim]
    (İmanla ölen herkese şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim]

    (Her Peygamberin, müstecab [kabul olan] bir duası vardır. Ben duamı, ümmetime şefaat etmek için ahirete sakladım.) [Buhari]
    (Ümmetimin yarısının Cennete girmesi ile şefaat etmem arasında serbest bırakıldım. Şefaat etmeyi seçtim. Çünkü şefaatimle daha çok kimse Cennete girer.) [İbni Mace]
    (Benden önce hiçbir Peygambere verilmeyen beş şeyden biri şefaattir. Şirk üzere ölmeyen [imanla ölen] herkese şefaat edeceğim.) [Bezzar]
    (Ümmetimden büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.) [İmam-ı Ahmed, Nesai, Tirmizi, Ebu Davud]
    Peygamber efendimiz, günahkârlara şefaat edeceğini bildirince, Hz. Ebüdderda, (İmanı olan hırsız ve zâniler de şefaate kavuşacak mı?) diye sual etti, (Evet, onlara da şefaat edeceğim) buyurdu. (Hatib)
    (Nefslerine aldananlara şefaat edeceğim.) [Deylemi]
    (Kıyamette, kum sayısından daha çok kimseye şefaat ederim.) [Taberani]

    (Ehl-i beytimi sevenlere şefaat edeceğim.) [Hatib]
    (Eshabımı kötüleyenden başka, herkese şefaat edeceğim.) [Buhari]

    (Kabrimi ziyaret edene şefaatim vacip oldu.) [İbni Huzeyme, Bezzar, Dare Kutni, Taberani]
    (Kabrimi ziyaret edenin şefaatçisiyim.) [Taberani]

    (Sırf beni ziyaret için gelen, Allah’ın izniyle şefaatime kavuşur.) [Müslim]
    (Medine’de ölenlere şefaat ederim.) [Tirmizi]

    (Medine’nin sıkıntılarına katlanana, şefaat ederim.) [Müslim]
    (Sünnetimi [imanını] elinden kaçıran kimseye [kâfire] şefaatim haram oldu.) [Şir’a]

    (Şefaatime inanmayan kimse, ona kavuşamaz.) [Şir’a]
    (Şefaatime kavuşmak isteyen kızını fasıka vermesin!) [Şir’a]

    (Şefaatime en layık olan, bana en çok salevat okuyandır.) [Tirmizi]
    (Cuma günü ve gecesi çok salevat getirene şefaat ederim.) [Beyheki]

    (Ümmetimden geri kalan olur korkusu ile Cennete girdiğim halde tahtıma oturmam. Allahü teâlâya, "Ya Rabbi ümmetim ümmetim" derim. Rabbim "Ümmetine ne yapmamı istiyorsun?" buyurur. Ben de "Ya Rabbi onların hesaplarını çabuk gör, sıkıntıdan kurtulsunlar" derim. Cehennemliklerin listesi bana verilir. Onlara şefaat ederim. Hatta Cehennem hazini Malik "Ümmetinden cezalanacak kimse bırakmadın" der.) [Beyheki, Taberani]
    (Rabbin sana [ahirette çeşitli nimetler, şefaat izni] verecek, sen de hoşnut, razı olacaksın) mealindeki Duha suresi beşinci âyet-i kerimesi inince, Resulullah efendimizin, (Ümmetimden bir kişi Cehennemde kalsa razı oldum demem) diye söylediği tefsirlerde bildirilmiştir. (Tibyan)
    Lütfu ile daha fazla verir
    Şuarâ suresinin 100. âyetinde, Cehennemdekilerin, (Bizim için şefaat edici [şefaat etmesine izin verilen] kimse yoktur) dedikleri bildirilmektedir. Şurâ suresinin 26. âyetinde ise, (İman edip salih amel işleyenlerin dualarına icabet eder. Lütfundan, fazlasını da verir) buyuruluyor. Fazlasını verir ifadesi, “Onlara şefaat edici arkadaşlar verir ve beraber Cennete girerler” diye tefsir edilmiştir. (İhya)

    Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (Kıyamette Peygamberler, âlimler ve şehidler şefaat eder.) [İbni Mace]

    Bütün müfessirler, muhaddisler ve fakihler gibi, dört mezhep imamı da şefaatin hak olduğunu bildirmişlerdir. Bütün âlimlerin en büyüğü olan imam-ı a’zam hazretleri, (Peygamberler, âlimler ve salihler, günahkârlara şefaat edecektir) buyurdu. (Fıkh-ı ekber)
    Buraya kadar, şefaatin hak olduğunu bildiren âyet-i kerime ve hadis-i şerifler ile Ehl-i sünnet âlimlerinin yazılarından bazısını bildirdik. Kur’an-ı kerimi açıklayan Peygamber efendimiz ve Eshabı ve Ehl-i sünnet âlimlerinin tamamı şefaatin hak olduğunu bildirmiştir. Bir hadis-i şerifin Kur’an-ı kerime aykırı olup olmadığını en iyi bilen muhaddisler ve diğer Ehl-i sünnet âlimleridir. Bütün muhaddisler, şefaatle ilgili hadis-i şerifleri bildirmişlerdir. Onlar, bir hadisin Kur’an-ı kerime aykırı olup olmadıklarını bilemiyor da, Mısırlı, Suriyeli ve yerli türedi mezhepsizler mi biliyor?
    Sen razı olana kadar
    Putlarla ilgili âyet-i kerimeleri gösterip, (Resulullah müminlere şefaat edemez) demek, mezhepsizliğe has bir taktiktir.

    Duha suresinin, (Sen razı olana [yeter diyene] kadar, her dilediğini vereceğim) mealindeki 5. âyeti, Allahü teâlânın, Peygamberine bütün ilimleri, bütün üstünlükleri, ahkam-ı İslamiyeyi, düşmanlarına karşı yardım ve ümmetine kıyamette her türlü şefaat ve tecelliler ihsan edeceğini vaad etmektedir.
    Bu âyet-i kerime gelince, Cebrail aleyhisselama bakıp, (Cehennemde bir müminin kalmasına razı olmam) buyurdu.

    Yine buyurdu ki:
    (O kadar çok kimseye şefaat ederim ki, Rabbim Allahü teâlâ, bana, “Razı oldun mu?” diye sorunca, “Evet razı oldum” derim.) [Beyheki, Bezzar, Taberani]

    (Kıyamette Sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. Allahü teâlâ, "Dilediğini iste, istediklerine şefaat et, şefaatin kabul olunacaktır" buyurur. Ümmetime şefaatten sonra, yalvarmaya devam ederim. Rabbim bana "Ümmetinden ihlasla bir defa "La ilahe illallah" diyen ve imanla ölen herkesi Cennete koy" buyuruncaya kadar yerimden kalkmam.) [İ. Ahmed]
    (Allahü teâlâ bana, "Ümmetinin üçte ikisini sorgusuz sualsiz Cennete koymamı mı istersin, yoksa şefaat izni mi istersin?" buyurdu. Ben de şefaat hakkı vermesini istedim. Şefaatim elbette bütün müslümanlaradır.) [Taberani]
    (Şirk üzere ölmeyen [imanla ölen] herkese şefaat edeceğim.) [İbni Hibban]
    Resulullahı vesile edenlerin, onun şefaati ile tevbelerinin kabul olunacağını şu âyet-i kerime de göstermektedir:
    (Nefslerine zulmedenler, sana gelip, Allah’tan af diler ve Resulüm olarak sen de, onlar için af dilersen, Allahü teâlâyı, tevbeleri kabul edici ve merhamet edici bulurlar.) [Nisa 64]

    Resulullah gibi şefaatçi olmasaydı
    Kabirden, önce Resulullah efendimiz, üzerinde Cennet elbisesi ile kalkacak. Burak üzerinde, elinde liva-ül-hamd isimli bayrakla mahşer yerine gidecek, Peygamberler ve bütün insanlar bu bayrağın altında duracak, hepsi, beklemekten çok sıkılacak, önce Peygamberlerden Hz. Âdem, sonra Hz. Nuh, sonra Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa’ya gidip, hesaba başlanması için şefaat etmelerini dileyeceklerdir. Her biri, birer özür bildirerek, Allahü teâlâdan utandıklarını söyleyecekler, şefaat edemiyecekler, sonra Resulullaha gelip yalvaracaklardır.

    Önce, Onun ümmeti, Sırattan geçip Cennete girecektir. Sonra bütün Peygamberler şefaat edecektir. (Buhari)
    Peygamber efendimizin şefaati şöyle olacak:
    1- Makam-ı Mahmud şefaati ile, mahşerde beklemek azabından kurtaracaktır.
    2- Çok kimseyi, sorgusuz, sualsiz Cennete sokacaktır.
    3- Azap çekmesi gereken müminleri azaptan kurtaracaktır.
    4- Günahı çok olan müminleri Cehennemden çıkaracaktır.
    5- Sevapla günahı eşit olup, Araf’ta bekleyen kimselerin Cennete gitmelerine şefaat edecektir.
    6- Cennete girmiş olanların derecelerinin yükselmesine şefaat edecektir.

    Şefaat ile hesaptan kurtardığı yetmiş bin kimsenin her birinin şefaatleri ile de, yetmişer bin kişi sorgusuz, sualsiz Cennete girecektir.
    İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
    (Peygamberlerin sonuncusu gibi bir şefaatçi olmasaydı, bu ümmetin günahları kendilerini helak ederdi. Bu ümmetin günahları çok ise de, Allahü teâlânın af ve mağfireti de sonsuzdur. Allahü teâlâ, bu ümmete af ve mağfiretini o kadar saçacak ki, geçmiş ümmetlere böyle merhamet ettiği bilinmiyor. Doksandokuz rahmetini, sanki bu günahkâr ümmet için ayırmıştır.

    Allahü teâlâ, af ve mağfiret etmeyi sever. Günahı çok olan bu ümmet kadar af ve mağfirete uğrayacak hiçbir şey yoktur. Bunun için, bu ümmet, ümmetlerin en hayırlısı oldu. Bunların şefaatçileri olan Peygamberleri, Peygamberlerin en üstünü oldu.
    Furkan suresi, 70. âyet-i kerimesinde mealen, (Allahü teâlânın, günahlarını iyiliklerle değiştireceği kimseler, onlardır. Onun mağfireti, merhameti sonsuzdur) buyuruldu.) [C.2, m.3]
    İmanlı ölen herkese şefaat
    İmanını muhafaza ederek ölen herkes şefaate kavuşacaktır. Şefaate kavuşabilmek için imanlı ölmek şarttır. İmanlı ölenler de ebedi kurtuluşa kavuşmuş demektir.

    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (O gün Allah, Peygamberlerini ve iman edip onunla beraber olanları rüsvay etmez.) [Tahrim 8]

    Peygamber efendimiz, (Ya Rabbi, ümmetimin kusurlarını başkalarının duymaması için onların hesaplarını bana ver!) deyince, Allahü teâlâ, (Onlar senin ümmetin ise, benim de kullarımdır. Ben onlara senden daha merhametliyim. Ne sen, ne başkaları onların kusurlarını bilemez, hesaplarını gizli görürüm) buyurdu. (İ. Gazali)
    (Kıyamette “Ya Rabbi, zerre kadar imanı olanı Cennete koy!” diyeceğim. Hepsi şefaatimle Cennete girecek.) [Buhari]
    Hz. Ebu Hüreyre anlatır:
    Resulullah efendimizden, kıyamette şefaatine kavuşacak en mutlu kişinin kim olduğunu sordum. (Senin hadislerime olan sevginin çokluğunu bildiğim için, böyle bir soruyu senden önce hiç kimsenin sormayacağını tahmin etmiştim. O mesud kişi, La ilahe illallah Muhammedün Resulullah diyerek imanla ölen kişidir) buyurdu. (Buhari)

  10. #20
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 07.07.09
    Mesajlar: 6.974
    Teşekkür ve Beğeni

    Efendimiz'in (s.a.v) Alemlere Rahmet Olarak Gönderilmesi
    Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) âlemlere rahmet olarak gönderilmesi ne demektir? Bunu nasıl anlamalıyız?
    Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) âlemlere rahmet olduğu Kur’an-ı Kerim’in değişik ayetlerinde ifade edilmektedir.
    Enbiya Sûresi’ndeki “Ve mâ erselnâke illâ rahmeten li’l-âlemîn - Biz seni bütün âlemlere sırf bir rahmet vesilesi olman için gönderdik.” (Enbiya, 21/107) ayet-i kerimesi bu hakikati açıkça seslendirir. Bu ayet, ümmet-i Muhammed arasında da Allah Rasulü’ne karşı saygının ifadesi olarak çok yaygınlaşmış ve dualardan evvel okunur olmuştur.
    Evet, Efendimiz, âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Kur’an’da ağırlığı ile yerini alan bu husustan önceki iki ayette, salih kulların yeryüzüne varis oldukları/olacakları anlatılmaktadır. (Bkz. Enbiya, 21/105-106) Kur’an’da bu hakikati de ifade eden değişik ayetler vardır. Yeryüzünün idaresi durmadan el değiştirecek ve neticede her şey, imanı tam, ameli sağlam salih kulların eline geçecektir.
    Kur’an, tarihi devr-i daimleri anlatırken: “Ve tilke’l-eyyâmu nüdâviluhâ beyne’n-nâs - Biz zafer ve muvaffakiyet günlerini insanlar arasında döndürür dururuz.” (Âl-i İmran, 3/140) buyurmaktadır.
    Bugün bazılarına bayram ve seyran, yarın da başkalarına.. bugün bazıları mâmureler içinde mutlu ve müreffeh, yarın da başkaları..

Sayfa 2 Toplam 10 Sayfadan BirinciBirinci 1234 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. taş yağma zuhur edecek ve insan kılığından çıkma olacaktır.
    Konu Sahibi delinin biri Forum Ahiret ve Kıyamet
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 01-11-2009, 19:51
  2. Her şeyin zamanı ezelde takdir edilmiştir
    Konu Sahibi mektubat Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 18-04-2009, 12:20
  3. 1430 yılına girdik
    Konu Sahibi Gülüşü Yaralı Forum Muharrem Ayı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30-12-2008, 00:21
  4. **Hicapla***
    Konu Sahibi icveat Forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27-11-2007, 16:36

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •