Teşekkür edenler Teşekkür edenler:  0
Beğenenler Beğenenler:  0
Beğenmeyenler Beğenmeyenler:  0
Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 21 Sayfa bulundu

Konu: sahabe hayatı

  1. #1
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 24.04.13
    Mesajlar: 622
    Teşekkür ve Beğeni

    sahabe hayatı

    بِسْمِ اللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ وَبَعْدُ

    1) Ebu Bekir es-Sıddik Radiyallahu Anh

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den 2 yıl sonra 573 yılında Mekke’de dünyaya gelmiştir. Adı Abdullah, babası Ebu Kuhafe lakaplı Osman’dır. Annesi ise, Ümmü’l-Hayr lakaplı Selma’dır. Baba ve anne tarafından, Arap kabileleri arasındaki kutsallığı, asalet ve yüceliğiyle şanı büyük olan ‘Kureyş’ kabilesinden olup nesebi Mürre bin Ka’b’da Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in nesebiyle birleşir.

    Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Nesebi:

    İsmail (Aleyhisselam)’ın soyundan olan Adnan’ın oğlu, Ma’ad’ın oğlu, Nizar’ın oğlu, Mudar’ın oğlu, İlyas’ın oğlu, Mudrike’nin oğlu, Huzeyme’nin oğlu, Kinane’nin oğlu, Nadir’in oğlu, Malik’in oğlu, Fihr’in oğlu, Galip’in oğlu, Lüey’in oğlu, Ka’b’ın oğlu, Mürre’nin oğlu, Kilab’ın oğlu, Kusay’ın oğlu, Abdi Menaf’ın oğlu, Hişam’ın oğlu, Abdulmuttalip’in oğlu, Abdullah’ın oğlu, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’dir.

    Buhari 3601

    Ebu Bekir’in babası Mekke’nin şereflilerindendir. Kendisi ilk Müslüman erkek iken babası Mekke’nin fethi günü Müslüman olmuştur. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın babası, annesi ve aile fertleri sahabilik şerefine erişmişlerdir. Bu yüce şeref başka kimseye nasip olmamıştır.

    Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) Müslüman olmadan önce yaşadığı 38 yıl boyunca içki içmemiş, putlara tapmamış, hurafelerden nefret etmiş, dürüstlüğü, fazileti ve insanlığı ile tanınmış bir şahsiyetti. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kayın babası ve ilk halifesidir. Seferde ve mukimken Rasulü Ekrem’in en sadık ve fedai arkadaşı, en samimi müşaviriydi. Arkadaşlığı Kur’an ile tescil edilmiştir. Tevbe 40 Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat ettiği hastalığında son namazını onun arkasında kılmıştır.

    Nesei 785, 786, Tirmizi 359, 360, Ahmed 3/159

    Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) seferde ve hazarda münferit meseleler hariç Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanından hiç ayrılmazdı. En tehlikeli yerde onun yanıbaşındaydı ve yardımcısıydı. Elindeki servetinin tamamını İslam uğruna harcamaktan çekinmez, bu durumda iken “Ailene ne bıraktın?” sorusuna:

    −“Allah ve Rasulünü bıraktım” diye cevap verirdi.

    Tirmizi 3919, Ebu Davud 1678

    Daha hayatta iken birçok defa cennetle müjdelenmiştir.

    Buhari 3426, 3434, Müslim 1028/87

    Sırf Müslüman oldukları için işkence gören 6 yahut 7 köleyi satın alarak hürriyetlerine kavuşturmuştur ki, Bilal (Radiyallahu Anh) onlardan biridir. Hakkında birçok Kur’an ayeti inmiştir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ona:

    “Sen Allah’ın cehennemden azatlısısın” buyurmasından sonra azatlı manasına ‘Atik’ adını aldı.

    Tirmizi 3922, Bezzar Keşfu’l-Estar 3/163

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün beraberinde Ebu Bekir, Ömer ve Osman (Radiyallahu Anhum) olduğu halde Uhud’a çıkmıştı. Bu esnada dağ onları salladı. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    “Ey Uhud, sabit ol! Bil ki senin üstünde bir Rasul, bir sıddik (çok dürüst) ve iki de şehit bulunuyor” buyurdu.

    Buhari 3436

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke’de iken İslam’ın ilk dönemlerinde Hicri İsmail’de namaz kılıyor olduğu halde Ukbe bin Ebi Muayt onu ridası ile boğarken Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) kurtardı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun hakkında:

    “Beni Ebu Bekir’in malının faydalandırdığı kadar hiç kimsenin malı faydalandırmamıştır. Bir dost edinmiş olsaydım mutlaka Ebu Bekir’i edinirdim. Lakin (kendini kastederek) sahibiniz Halilullah’tır” buyurmuştur.

    Buhari 3419, 3438, Tirmizi 3903, Müslim 2383, İbni Mace 93

    Ammar bin Yasir (Radiyallahu Anhuma) onun hakkında:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e vardığımda ilk Müslümanlardan olarak beş köle Bilal, Zeyd bin Harise, Amir bin Fuhayre, Ubeyd bin Zeyd, Ebu Fukeyhe, iki kadın Hatice, Ümmü Eymen ve bir de Ebu Bekir’den başka kimse yoktu” demiştir.

    Buhari 3421

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir konuda kendisine başvuran kadına, yanından ayrılırken kendisine tekrar müracaat etmesini söylemiş, kadın:

    −Seni bulamazsam ne yapayım? deyince Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −“Ebu Bekir’e müracat et” buyurdu.

    Buhari 3421, Müslim 2386

    Yine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    −“Benden sonra şu iki zata uyunuz! Ebu Bekir ve Ömer’e.”

    Tirmizi 3904, İbni Mace 97

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ölümüyle neticelenen hastalığında Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ı imam tayin etmiştir.

    Başka bir hadiste Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Mescitte Ebu Bekir’in kapısından başka bütün kapıları kapatın.”

    Buhari 3418, Müslim 2382/2

    Yine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Allah ve mü’minler Ebu Bekir’den başkasına razı olmazlar.”

    Müslim 2387/11, Buhari 5708

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu sözüyle kendisinden sonraki halifeye işaret etmiş.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e kendisine en sevgili olanın sorulmasına:

    −“Aişe’dir.” diye cevap vermiş.

    Erkeklerden kimdir? denildiğinde:

    −“Babasıdır.” Yani Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’dır buyurmuştur.

    Buhari 3423

    Yine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    “Allah beni Rasul olarak gönderdiğinde hepiniz beni yalanladınız! Ebu Bekir ise beni tasdik etti, malı ve canı ile bana yar ve yardımcı oldu” diyerek onu taltif etmiştir.

    Buhari 3422

    Başka bir hadiste Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    “Ebu Bekir ve Ömer, Nebi ve Rasullerden başka önceki ve sonrakilerden cennet ehlinin orta yaşlılarının efendileridir” buyurarak onun Allah indindeki değerini bildirmiş, ayrıca Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun cennete cihad edenler, sadaka verenler ve oruç tutanlar kapılarından çağrılacağını haber vermiştir.

    Buhari 3426, Tirmizi 3908, İbni Mace 100

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İsra ve Mi’raç hadiselerini anlatmasını garipseyen Mekke müşrikleri, bu anlatılanları Ebu Bekir’e anlatınca:

    “Muhammed söylediyse doğru söylemişti.” diyerek onu kayıtsız şartsız tasdik etmiştir.

    Siretu İbni Hişam 2/51

    Yine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çobanla konuşan kurt ile sırtına binen sahibine:

    −‘Ben bunun için yaratılmadım’ diyen öküzün kıssalarını anlatınca sahabiler hayret etmişler, bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendileri yanında olmadığı halde:

    −“Ben, Ebu Bekir ve Ömer bu hayvanların böyle söylediğine inanıyoruz” diyerek her halde Ebu Bekir’in kendisini doğruladığını beyan etmiştir.

    Buhari 3424, Müslim 2388/13

    Ebu Bekir es-Sıddik (Radiyallahu Anh)’ın sahabiler nezdinde de değeri makbuldü. İbni Ömer (Radiyallahu Anhuma):

    “Biz Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında insanlar arasında ‘Falan falandan, fulan fulandan hayırlı’ diye konuşurduk. Neticede Ebu Bekir’i, sonra Ömer’i, sonra Osman’ı hayırlı bulurduk” demiştir.

    Buhari 3419

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat edince Ensar, Sa’d bin Ubade’yi halife yapmayı konuşurken beraberinde Ömer ve Ebu Ubeyde (Radiyallahu Anhuma) olduğu halde Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) yanlarına gelmiş, onlara hilafetin Kureyş’ten olması gerektiğini izah etmiş ve yanındaki iki kişiden birine biat edilmesini istemişti. Bunun üzerine Ömer (Radiyallahu Anh):

    “Hayır, biz sana bey’at ediyoruz. Çünkü sen seyyidimiz, en hayırlımız ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e en sevgili olanımızsın” demiştir.

    Buhari 3429, Tirmizi 3898

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in vefat haberi geldiğinde insanlar inanamamış, şuurlarını kaybetmiş ve ne yapacaklarını şaşırmışlardı. Hatta Ömer (Radiyallahu Anh) Allah’a yemin ederek “Muhammed ölmedi” diye bağırıyor, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in öldüğünü söyleyenleri öldüreceğini haykırıyor olduğu bir halde, metanet sahibi Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) insanlara bir hutbe irad ederek:

    “Herkim Muhammed’e tapıyorsa bilsin ki o ölmüştür ve herkim Allah’a ibadet ediyorsa bilsin ki Allah ölmez. Allah (Azze ve Celle), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hakkında:

    “Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler.” Zümer 30 ve “Muhammed ancak bir rasuldür. Ondan evvel daha nice rasuller gelip geçmiştir. Şimdi o ölür ya da öldürülürse ökçelerinizin üzerinde (geriye) mi döneceksiniz? Kim böyle yaparsa elbette Allah’a hiçbir şeyle zarar veremez…” Al-i İmran 144 buyurdu” deyince Ömer ve halk teskin olmuş, onun vefatına inanmış ve sessizce ağlamaya başlamışlardır.

    Buhari 3428

    Zekatın dindeki yeri, Bekir (Radiyallahu Anh)’ın hilafeti döneminde zekatı vermeyenlerle savaşması ve onları öldürüp esir yapmasıyla daha iyi anlaşılmıştır. Kendisinden 142 hadis rivayet edilen Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın hilafeti 2 yıl 3 ay 8 gün sürdü.

    İbni Hazm Cevamiu’s, Sire 259, 335

    Bu süre zarfında irtidat eden kabilelere ve yalancı nebilere karşı mücadele ederek hepsini alt etmiş ve İslam’a eski saygınlığını kazandırmıştır. Irak’ı cizyeye bağladı, İran’ı İslam topraklarına kattı. Rumlara karşı görevlendirdiği orduya şu mesajı göndermişti: “Siz Allah’ın savaşçılarısınız, Allah size yardım edecek, kafirleri yenilgiye uğratacaktır.

    Hiçbir ordu azlığından dolayı yenilmez, ancak günahları sebebiyle yenilir. Günahlardan sakının, namazlarınıza dikkat edin.” Bu savaşta Rumlar 120.000, Müslümanlar ise 24.000 kişi idiler. Gerçekten de Müslümanlar 3.000 şehit ile bu orduyu dize getirmişti.

    Ebu Bekir (Radiyallahu Anh), Ömer (Radiyallahu Anh)’ın savaşlarda şehit olan hafızlardan endişelenerek yaptığı tavsiye ile Zeyd bin Sabit (Radiyallahu Anh) ı görevlendirerek Kur’an sahifelerini ilk defa toplatıp bir araya getirdi.

    Sıtmaya yakalanarak yatağa düştü. Bu hastalığı 15 gün sürdü. Cemaate Ömer (Radiyallahu Anh)’ı imam tayin etmişti. Osman (Radiyallahu Anh)’a bir vasiyet yazdırdı. Bu vasiyette kendinden sonra halife olarak Ömer’i atamıştı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına gömülmeyi vasiyet ederek hicri 13. yılda Cemaziyelahir ayının 8. günü vefat etti.

    Allah ondan razı olsun ve bizi kendisine komşu kılsın.



    سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

  2. #2
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 24.04.13
    Mesajlar: 622
    Teşekkür ve Beğeni

    بِسْمِ اللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ وَبَعْدُ

    2) Ömer bin el-Hattab Radiyallahu Anh

    Fil olayından 13 yıl sonra miladi 584 yılında Mekke’de doğdu. Babası Hattab, annesi Ebu Cehil’in kız kardeşi Hanseme binti Hişam’dır. Kureyş kabilesinin ileri gelenlerindendir. Baba tarafından nesebi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Ka’b bin Lüey’de birleşir.

    Ömer (Radiyallahu Anh)’da, Ebu Bekir gibi Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kayın babası ve ikinci halifesidir. Cesareti, kahramanlığı, adaleti ve dirayetiyle dünyaya nam salmıştır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından hak ile batılı birbirinden ayırt eden manasına gelen ‘Faruk’ lakabı ile lakaplandırıldı. Ömer (Radiyallahu Anh)’ın hak dini seçmesiyle Müslümanların sayısı 40’ı buldu ve o gün Müslümanlar dışarı çıkarak İslamiyetlerini ilan ettiler. Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh):

    “Ömer Müslüman olduğundan beri hep izzetli olmuşuzdur” demektedir.

    Buhari 3615

    Müslümanlığını ilk açığa vuran kişi de, ‘Emiru’l-Mü’minin’ diye vasıflanan ilk halife de Ömer (Radiyallahu Anh)’dır.

    Heysemi Mecmau’z-Zevaid 9/61, 63

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ömer Müslüman olmadan önce:

    “Allah’ım! Ebu Cehil ve Ömer bin el-Hattab’dan sana en sevgili olanı ile İslam’ı aziz kıl!” diye dua etmiştir.

    Tirmizi 3926, Heysemi 9/61

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) daha hayatta iken birçok kereler onun cennetliklerden olduğu müjdesini vermiştir.

    Buhari 3439, 3449

    Kendisi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e Ebu Bekir’den sonra insanların en sevgilisi idi.

    İbni Mace 102

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Allah, hakkı Ömer’in dilinde ve kalbinde kılmıştır.”

    İbni Mace 108, Tirmizi 3927

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu sözüyle onun Allah katındaki değerine işaret etmiştir. Her ne zaman bir olay olmuş ve halk onun hakkında ihtilaf etmişse Allah-u Teâlâ o hadisede Ömer’in beyan ettiği görüşe uygun ayet indirmiştir.

    Tirmizi 3927

    Bunlardan bazılarını zikredelim:

    1) Ömer (Radiyallahu Anh):

    “Ya Rasulallah! Makamı İbrahim’i namazgah edinsek” demiş, Allah (Azze ve Celle):

    “…Makamı İbrahim’den bir namazgah edinin.” Bakara 125. ayetini indirmiştir.

    Tirmizi 3927

    2) Ömer’ul-Faruk (Radiyallahu Anh):

    ‘‘Ya Rasulallah! Emretsen de eşlerin perde gerisinde bulunsalar. Çünkü onlarla iyi kişiler de konuşabilir, kötüler de’’ demiş, akabinde Allah (Azze ve Celle):

    “…(Nebi’nin) eşlerinden bir şey istediğinizde perde gerisinden isteyin. Bu hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır…” Ahzab 53. ayeti nazil olmuştur.

    Buhari 490, Müslim 2399/24

    3) Bedir savaşında Müslümanlar 70 kafiri esir almışlardı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlar hakkında yapılacak işleme dair sahabesiyle istişare yaptı. Ömer (Radiyallahu Anh) öldürülmeleri, diğer sahabiler fidye karşılığı serbest bırakılmaları görüşünü ileri sürdüler. Neticede serbest bırakıldılar. Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle):

    “Yeryüzünde ağır basıncaya kadar hiçbir Nebi’ye esirleri bulunması yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, halbuki Allah, ahireti istiyor... Allah tarafından önceden verilmiş bir hüküm olmasaydı aldığınız fidyeden ötürü size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.” Enfal 67, 68. ayetleri nazil oldu.

    Müslim 2399/24

    4) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zevcelerinin ikisinden kaynaklanan bir kıskançlık sebebiyle bazı tatsızlıklar olmuş ve bu olaylar sebebiyle, Tahrim suresinin ilk ayetleri inmişti. Ömer (Radiyallahu Anh) onlara bu mesele için kızıp:

    “Eğer Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sizi boşarsa yerinize Rabbinin sizden daha hayırlılarını vermesi ümit edilir” demiş, akabinde Allah (Azze ve Celle):

    “Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona sizden daha iyi, kendini Allah’a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan dul ve bakire eşler verebilir.” Tahrim 5. ayetleri nazil oldu.

    Buhari 490

    5) Münafıkların lideri Abdullah bin Ubeyy bin Selul vefat ettiğinde, değerli bir sahabi olan oğlu Abdullah (Radiyallahu Anh) babasının kefeni olmak üzere Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in gömleğini istedi ve babasına cenaze namazı kılmasını talep etti. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gömleğini verdi, namaz için davrandığında ise Ömer (Radiyallahu Anh) buna razı olmayarak:

    −“Allah seni münafıklara namaz kılmaktan nehyettiği halde ona namaz mı kılacaksın?” dedi.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −“Allah beni bu hususta muhayyer bıraktı. Ben istiğfarımı yetmiş seferin üzerine çıkaracağım” dedi ve cenaze namazını kıldırdı.

    Aziz ve Celil olan Allah’da:

    “Onlardan ölen hiçbir kimseye namaz kılma ve onun kabri başında da durma! Onlar Allah ve Rasulü’nü inkar ettiler ve fasık olarak öldüler.” Tevbe 84. ayetini indirdi.

    Müslim 2400/25, Buhari 4409

    Bunun gibi ayetleri İbni Hacer onbeş, Suyuti yirmibir’e çıkarmaktadır.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ömer (Radiyallahu Anh)’ı çeşitli cihetlerden övmüş ve faziletini bildirmiştir:

    1) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Bir defasında Ben uyurken süt içtim. O kadar içtim ki, şimdi bile onun kanıklığının tırnaklarımdan sızdığını duyuyorum. İçtikten sonra artığımı Ömer’e verdim”

    Sahabiler:

    −Bunu neye yordun ya Rasulallah?” dediler.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −“İlme yordum” buyurarak, Ömer (Radiyallahu Anh)’ın ilmi seviyesine işaret etmiştir.

    Buhari 3440, Müslim 2391/16

    2) Yine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir defasında şöyle buyurdu:

    “İsrailoğullarının içinde öyle kimseler vardı ki, Nebiler derecesinde olmadıkları halde kendilerine ilham olunurdu. Eğer ümmetim içinde de bunlardan bir kimse bulunursa şüphesiz ki o Ömer’dir.”

    Buhari 3445, Müslim 2398/23

    3) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir rüyasını şöyle anlatmıştır:

    “Bana rüyamda birtakım insanlar arz olundu. Üzerlerinde gömlekler vardı. Gömlekler kiminin memesine, kiminin ise bundan daha az yerine ulaşıyordu. Ömer’in üzerinde ise (eteklerini) yerde sürüdüğü bir gömlek vardı.”

    Sahabiler:

    −Bunu nasıl tevil ettin? dediler.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −“Din ile tevil ettim” buyurdu.

    Buhari 3447, Müslim 2390/15

    4) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Eğer benden sonra Nebi olsaydı, o muhakkak Ömer olurdu.”

    Tirmizi 3931

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu sözüyle Ömer (Radiyallahu Anh)’ın faziletini, ilmini ve dirayetini izhar etmiştir.

    5) Yine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ömer (Radiyallahu Anh)’a hitaben:

    “Ey Ömer! Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, sen bir yolda giderken şeytan seninle asla karşılaşmaz, o muhakkak senin yolundan başka bir yola yönelip gider” buyurarak insan ve cin şeytanlarının ondan kaçtığını bildirmiştir.

    Buhari 3442, Müslim 2396/22, Tirmizi 3935, 3936

    Ömer (Radiyallahu Anh), mal varlığının yarısını Allah için tasadduktan çekinmeyecek kadar cömert bir insandı. Oğlu Abdullah (Radiyallahu Anhuma) onun için şöyle demektedir:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hariç, Ömer’in derecesinde güzel huylu hiçbir kimseyi katiyyen görmedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in vefatından Ömer’in hayatının son bulmasına kadar Ömer (Radiyallahu Anh) insanların en ciddisi ve en cömerdiydi.”

    Buhari 3444, Ebu Davud 1678, Tirmizi 3919

    Ömer (Radiyallahu Anh)’a Hayber ganimetlerinden çok değerli bir arazi düşmüştü. O, bu araziyi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile istişare etti ve orayı; mülkiyetinin satılamayacağını, hediye edilemeyeceğini ve miras olarak paylaşılamayacağını belirterek ürününün fakirlere, yakın akrabalara, kölelere, Allah yolunda cihat edenlere, yolda kalmışlara ve yolculara tahsis edilmesi üzere vakfetti.

    Buhari 2579, Müslim 1632/15

    Ömer (Radiyallahu Anh), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in:

    “Kıyamet günü bütün nesepler ve sebepler kopmuş olacaktır. Sadece benim nesebim ve sebebim kesilmez.”

    Heysemi 4/27

    Bu hadis sebebiyle Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile nesepçe bağ kurmak için Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh)’ın kızı Ümmü Külsüm ile nikahlanmıştır.

    Sahabiler Ömer (Radiyallahu Anh)’dan çok çekinirler, bir o kadar da severler ve saygı gösterirlerdi. Ali (Radiyallahu Anh):

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve Ebu Bekir’den sonra insanların en hayırlısı Ömer’dir” demektedir.

    İbni Mace 106

    Yine Ali (Radiyallahu Anh), Ömer (Radiyallahu Anh) vefat ettiğinde onun için gıyaben:

    “Yaptığın işlerin benzeriyle Allah’a kavuşmak istediğim senden daha sevgili birini arkanda bırakmadın. Allah’a yemin ederim ki, ben Allah’ın muhakkak seni iki dostunla beraber bulunduracağını kuvvetle zannediyorum…” demiştir.

    Buhari 3443, Müslim 2389/14

    Kendisinden 537 hadis rivayet edilen Ömer (Radiyallahu Anh)’ın hilafeti 10 yıl 6 ay 15 gün sürdü. Ömer (Radiyallahu Anh)’ın zamanında Şam, Ürdün, Irak, Batı Trablus, Ermenistan, Kudüs ve Mısır İslam topraklarına dahil edildi ve insanların lehine İslam hükümleri benzeri vaki olmayacak şekilde kararlaştı. Bunlara paralel olarak ganimet ve servet de çoğaldı.

    Cevamiu’s-Sire 258, 335

    Ömer (Radiyallahu Anh) hicri 23. yılın Zilhicce ayının 26. günü sabah namazında iken Mugire bin Şu’be (Radiyallahu Anh)’ın İranlı Mecusi kölesi tarafından hançerlendi. Bu köle safları yara yara kaçarken on üç kişiyi daha hançerledi ve bunlardan yedisi öldü. Kafir köle yakalanınca intihar ederek kendini öldürdü.

    Ömer (Radiyallahu Anh) sabah namazını Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh)’a kıldırttı, namazın bitiminde evine taşındı. Yaraları tedaviye başlanınca önce nebiz, sonra süt içirildi, her ikisi de yaralı olan karnından dışarı çıktı. Bu esnada oğlu Abdullah (Radiyallahu Anh)’a borçlarını hesaplattırdı.

    Bir devlet başkanı olan Ömer (Radiyallahu Anh)’ın borçlarının toplamı 80.000 kadardı! Borçlarının ödenmesini vasiyet etti. Aişe (Radiyallahu Anha) validemize haber gönderterek iki arkadaşının yanına gömülmek için izin istedi. Aişe (Radiyallahu Anha) validemiz ise:

    “Ben burayı kendim için düşünüyordum ama bugün Ömer’i kendi nefsime tercih ediyorum” diyerek izin verdi. Kendisinden sonraki halifeyi tayin etmesi istenince bundan imtina etti ve halife tayini için 6 kişilik bir heyet tayin etti.

    Onlar Ali, Osman, Zübeyr, Talha, Sa’d bin Ebi Vakkas ve Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anhum) idi. Gıyabında yeni halifeye nasihat etti ve kuvvetli rivayete göre 63 yaşında vefat etti.

    Buhari 3460

    Allah ondan razı olsun ve bizi kendisine komşu kılsın.

  3. #3
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 24.04.13
    Mesajlar: 622
    Teşekkür ve Beğeni

    بِسْمِ اللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ وَبَعْدُ

    3) Osman bin Affan Radiyallahu Anh

    Babası Affan, dedesi Ebu’l-As’dır. Annesi Erva binti Kureyzi olup Müslüman olanlardandır. Lakabı ise Ebu Amr’dır. Hicretten 47 yıl önce miladi 577 yılında dünyaya gelmiştir. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın teşvikiyle Müslüman olmuştur.

    İman eden erkeklerin dördüncüsüdür Zeyd, Ali, Ebu Bekir ve Osman. Beşinci atası Abdi Menaf’ta Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile nesepleri birleşir. Kendisi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in üçüncü halifesi, damadı ve Ebu Bekir ile Ömer’den sonra ümmetin en üstün simasıdır.

    Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kızı Rukayye (Radiyallahu Anha) ile evlenmiş, ailesi ile önce Habeşistan’a, sonra da oradan Medine’ye hicret etmiştir. Bedir savaşı esnasında hanımı Rukayye (Radiyallahu Anha) hasta olduğu için Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından bu savaşa katılanların sevabı ve ganimet payı ile vaat olunarak Medine’de bırakılmış, ordu savaştayken Rukayye (Radiyallahu Anha) vefat etmiş ve savaş dönüşünde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), diğer kızı Ümmü Külsüm (Radiyallahu Anha)’yı Osman (Radiyallahu Anh)’a nikahlamıştır.

    Bu yüzden kendisine Zu’n-Nureyn iki nur sahibi lakabı verilmiştir. Osman (Radiyallahu Anh) bu savaş hariç diğer savaşlara katılmıştır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından birçok kere cennetliklerden olduğu üzere müjdelenmiştir.

    İlmi, ameli, cihadı ve malının çokluğuyla beraber İslam uğrunda büyük maddi fedakarlığı ve benzeri birçok meziyetleri ile üstün bir şahsiyete ve mevkiye sahip idi. Yaptığı en önemli işlerden birisi Kur’an’ı çoğaltarak İslam ülkelerinin sayılı şehirlerine birer adet göndermesidir.

    Buhari 3456

    Osman (Radiyallahu Anh) hayasıyla nam yapmıştı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün Aişe (Radiyallahu Anha) validemizin evinde iki baldırını açmış uzanır olduğu halde yanına önce Ebu Bekir (Radiyallahu Anh), biraz sonra da Ömer (Radiyallahu Anh) gelmiş, onların gelişi sebebiyle halinde bir değişiklik yapmamıştır.

    Ancak Osman (Radiyallahu Anh) yanına girmek için izin istediğinde hemen doğrulup baldırını örtmüş ve onu karşılamıştır. Buna hayret eden Aişe (Radiyallahu Anha) misafirler çıktıktan sonra bunun sebebini sorunca Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −“Kendisinden meleklerin bile haya ettiği kimseden ben haya etmeyeyim mi?” diye cevap vermiştir.

    Müslim 2401/26, Ahmed 1/74

    Osman (Radiyallahu Anh) servetinden İslam uğruna cömertçe harcayan bahtiyar zenginlerdendir.

    1) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve sahabileri Medine’ye hicret ettiklerinde burada Kuba civarındaki Rume kuyusundan başka tatlı su bulunmuyordu ve insanlar o kuyunun suyundan ücretle su alabiliyorlardı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    “Kim Rume kuyusunu satın alıp kazdırır ve vakfederse cennette o kuyudan daha hayırlısı onundur” buyurmuş, bunun üzerine Osman (Radiyallahu Anh) bu kuyuyu satın alarak vakfetmiştir.

    Buhari 2626, Tirmizi 3945, 3949

    2) Tebuk Seferi, kıtlığın şiddetli olduğu bir seneye ve yazın en sıcak olduğu bir zamana tesadüf ettiğinden bu sefere ‘Sıkıntı Seferi’, bu sefer için hazırlanan orduya da ‘Sıkıntı Ordusu’ denilmiştir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    “Sıkıntı Ordusu’nu kim donatır, teçhiz ederse onun için cennet vardır” buyurmuş, müteakiben Osman (Radiyallahu Anh) bu orduyu ticaret kervanı olan develerinden 950 deve ve 50 at ile teçhiz etmiş, ayrıca Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına girerek 1.000 dinar para vermiştir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o paraları eliyle alt-üst eder olduğu halde:

    “Bugünden sonra Osman ne yaparsa yapsın, kendisine zarar vermez” buyurmuştur.

    Buhari 2626, Tirmizi 3947, 3949

    3) Mescidi Nebevi, insanlara dar gelmeye başlayınca Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    “Kim, falan ailesinin arsasını cennetten daha hayırlısı karşılığında satın almak ve mescide katmak ister?” buyurmuş, müteakiben Osman (Radiyallahu Anh) o arsayı almış ve mescide dahil etmiştir.

    Tirmizi 3949, Nesei 3590

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün bir bostanın içinde, bir kuyunun başında Ebu Bekir ve Ömer (Radiyallahu Anhuma) ile beraber otururken yanlarına girmek için müsaade isteyen Osman (Radiyallahu Anh) için:

    “Ona giriş için izin ver ve kendisine isabet edecek bela ve musibet karşılığında onu cennetle müjdele!” buyurarak ve bir defasında da bir fitneden bahsedip:

    “Osman, o fitnede mazlum olarak öldürülecektir,” buyurarak bir mucize olmak üzere Osman (Radiyallahu Anh)’ın bir musibet neticesinde şehit edileceğini ve cennetliklerden olduğunu bildirmiştir.

    Buhari 3451, Müslim 2403/28, Tirmizi 3953

    Osman (Radiyallahu Anh) sahabiler arasında da sevilir ve saygı duyulurdu. Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle demektedir:

    “Bizler Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında sahabeden hiçbirini fazilette Ebu Bekir ve Ömer hariç Osman (Radiyallahu Anh)’a denk tutmazdık. O üçünden sonra diğer sahabileri getirir ve onların arasında fazilet farkı aramazdık.”

    Buhari 3454, Tirmizi 3952

    Osman (Radiyallahu Anh), sahabiler arasında sözü dinlenir biri olduğu gibi Mekke müşrikleri arasında da hürmet edilen birisiydi. Hudeybiye Gazvesinde Mekke müşrikleri ile görüşmesi için Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından şeref ve nüfuz sahibi olarak Osman (Radiyallahu Anh) gönderilmişti. Onun dönüşü biraz gecikince de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 1.400 veya 1.500 sahabisinden asla geri dönmemek şartıyla savaşmak üzere söz almış ve sahabiler de bey’at etmiştir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) en son olarak sağ elini işaret ederek:

    “Bu Osman’ın elidir” demiş, onunla sol eli üzerine vurup:

    “İşte bu Osman için bey’attır” buyurarak onun da bu Rıdvan Bey’at-ı sebebiyle sevap elde etmesini ve Fetih suresi 18. ayette beyan edilen Allah’ ın rızasını kazanmasını sağlamıştır.

    Buhari 3456, 3892

    Osman (Radiyallahu Anh), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den 146 hadis rivayet etmiştir.

    Cevamiu’s-Sire 259

    Kendisinden de çocukları Ömer, Ebban ve Said ile amcaoğlu Mervan bin Hakem, İbni Mes’ud, İbni Ömer, İbni Abbas, İmran bin Husayn, Ebu Hureyre, Ahnef, Said bin Müseyyeb ve başkaları rivayet etmişlerdir. Ömer (Radiyallahu Anh)’ın vefatı neticesinde hicri 23 yılında halife seçilen Osman (Radiyallahu Anh)’ın hilafeti toplam 11 yıl 11 ay 20 gün sürdü.

    Cevamiu’s-Sire 336

    Osman (Radiyallahu Anh)’ın döneminde Kıbrıs, Afrika kıtası, Afganistan, Horasan, Azerbeycan ve Türkistan İslam topraklarına katıldı. Hilafetinin ilk 5 yılı ahlakının yumuşaklığı sebebiyle sorunsuz olarak devam etti. Bundan sonra idarede akrabalarını görevlendirmeye ve onların sözünü dinlemeye başladı.

    Hatta Ömer (Radiyallahu Anh) tarafından Kufe’ye emir olarak atanmış olan Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh)’ı Kufe valiliğinden azledip yerine ana bir kardeşi Velid bin Ukbe’yi atamıştır ki, o içkili halde insanlara namaz kıldırmıştır.

    Akrabalarını kollaması sebebiyle insanlar rahatsızlık duymuş ve dedikodu yapmaya başlamışlardı. Bunlar neticesinde kışkırtma ve aleyhinde halkı isyana teşvik etme faaliyetleri yoğunlaştı. Osman (Radiyallahu Anh)’ın rahatsız olanları ikna etme çalışmaları netice vermeye başladığı anda çalınan mührü ile kendisinden habersiz olarak ağzından yazılan bir mektup sebebiyle iş çığırından çıktı.

    Halifelikten çekilmesi tekliflerini, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in:

    “Ey Osman! Eğer Allah sana bir gün bu işi halifeliği verir de, münafıklar Allah’ın sana giydirdiği bu gömleği soymaya kalkışırlarsa sakın sen o gömleği soyma!” talimatı sebebiyle kabul etmeyerek reddetmiştir.

    Evini muhasara altına alan Mısırlıları engelleme girişimleri boşa çıkmış ve bir kısım baği (azgın) tarafından evinde Kur’an’ı Kerim okurken hicri 35. yılı 18 Zilhicce Cuma günü 80 küsür yaşında iken şehit edilmiş ve Cennetü’l-Baki’ye defnedilmiştir.

    Tirmizi 3951, İbni Mace 112

    Allah ondan razı olsun ve bizi kendisine komşu kılsın.



    سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

  4. #4
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 24.04.13
    Mesajlar: 622
    Teşekkür ve Beğeni

    بِسْمِ اللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ وَبَعْدُ

    4) Ali bin Ebi Talib Radiyallahu Anh

    Babası, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in amcası olan Ebu Talib, annesi ise Fatıma binti Esed bin Hişam bin Abdi Menaf’tır. Annesi Müslüman olup sahabi kadınların büyükleri arasına girmiştir. Ali (Radiyallahu Anh) bilindiği gibi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in amcasının oğludur. Ebu’l-Hasan künyesiyle anılan Ali (Radiyallahu Anh), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından Ebu Turab künyesiyle de künyelenmiştir.

    Buhari 6153, Heysemi 9/101

    Ali (Radiyallahu Anh) rivayetlere göre Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in risaletinin ikinci günü 8 veya 12 yaşında olduğu halde Müslüman oldu. Kendisi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in damadı, dördüncü halifesi ve kendisiyle beraber ilk namaz kılan kişidir.

    Tirmizi 3979

    Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in hicret ettiği gece, hayati tehlikeyi göze alarak büyük bir cesaretle onun yatağında yatmış ve kendisine teslim edilen emanetleri sahiplerine iade ederek bir gün sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in talimatı gereği hicret etmiştir. Tebuk Seferi hariç Bedir, Uhud, Hendek ve Hayber gibi benzeri savaşlara katılarak üstün bir kahramanlıkla savaşmıştır.

    Kendisi, savaş meydanlarında karşısına çıkanların hepsini yenmesi ve onunla karşı karşıya gelenlerin yaşamamasıyla ün yapmıştır. Hemen hemen her savaşta yara alan Ali (Radiyallahu Anh) bir rivayete göre Uhud savaşında 16 yara almıştır.

    Öte yandan ilmi bir dehaya sahipti. Hatipliği ve edebiyatı müstesna bir derecede idi. Hikmetli sözleri, hutbe ve şiirleri meşhurdur. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu genç yaşta Yemen’e kadı olarak göndermiştir. Ali (Radiyallahu Anh):

    −“Ya Rasulallah! Beni gönderiyorsun ama ben tecrübesizim, onların arasında nasıl hüküm vereceğimi bilmiyorum” deyince Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mübarek elini göğsüne vurmuş ve:

    −“Allah’ım! Bunun kalbine hidayetini ver ve dilini sabit kıl” diye dua etmişti. Ali (Radiyallahu Anh) bu duadan sonra iki kişi arasında hüküm vermek hususunda hiç tereddüt etmemiştir.

    İbni Mace 2310

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisini çok severdi.

    Ali Radiyallahu Anh’ın Faziletine Dair Hadisler

    1) Ali (Radiyallahu Anh), bir seferde komutasındaki müfrezenin elde ettiği ganimet paylaşımı neticesinde kendisine düşen cariyeyle birlikte oldu. Bundan rahatsız olan bazı sahabiler Medine’ye dönüşte bu durumu Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e anlatarak Ali (Radiyallahu Anh)’ı şikayet ettiler. Buna çok kızan Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    “Ali’den ne istiyorsunuz? Ali bendendir ve ben Ali’denim. Benden sonra, Ali her mü’minin velisidir!” buyurmuştur.

    Tirmizi 3958

    2) Ebu Bekir ve Ömer (Radiyallahu Anhuma) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kızı Fatıma (Radiyallahu Anha) ile evlenmek istediler.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara:

    “O daha küçüktür” dedi. Fatıma (Radiyallahu Anha)’yı Ali (Radiyallahu Anh) isteyince onun teklifini kabul etti.

    Nesei 3207

    3) Hayber’de kuşatma uzun sürmüştü. Bir akşam Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    “Sancağı yarın öyle birine vereceğim ki, o Allah’ı ve Rasulü’nü sever, Allah ve Rasulü de onu sever. Ve Allah fethi ona nasip edecek” buyurdu. O geceyi herkes, o kişinin kim olduğunu merak eder ve kendisini umar halde geçirdi.

    Sabah olunca Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ali (Radiyallahu Anh)’ı çağırttı, o gözlerinden rahatsızdı. Gözlerine rukye yaparak tükürdü ve şifa için dua etti, müteakiben gözleri iyileşti. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sancağı ona teslim etti ve bazı nasihatlarda bulundu. Müteakiben Allah (Azze ve Celle) fethi ve zaferi ona nasip etti.

    Buhari 3467, Müslim 2405/33

    4) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ümmetine, Kur’an’a ve Ehli Beyti’ne ehemmiyet göstermelerine emretmişti. Mübahele ayeti nazil olunca Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin (Radiyallahu Anhum) çağırdı da:

    “Ey Allah’ım! İşte bunlar benim Ehli Beyti’mdir” buyurdu.

    Müslim 2404/32

    5) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescitten Ali (Radiyallahu Anh)’ın kapısı hariç tüm kapıların kapatılmasını emretti.

    Tirmizi 3977, Ahmed 1/75, Keşfu’l-Estar 2/195

    6) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir başka hadisinde şöyle buyurdu:

    “Ali’yi ancak mü’min sever ve ona ancak münafık buğzeder!”

    Tirmizi 3981, İbni Mace 114

    7) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Kim Ali’ye söverse bana sövmüş olur!”

    Ahmed 6/323, Hakim 3/121

    8) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ali (Radiyallahu Anh) hakkında şöyle dua etti:

    “Ey Allah’ım! Onu (Ali’yi) seveni sev, ona düşman olana da düşman ol!”

    Ahmed 4/370, İbni Hibban 2205, Bezzar 2544, İbni Ebi Asım 1367

    9) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabıyla beraber Tebuk Seferi’ne giderken yerine vekil olarak Ali (Radiyallahu Anh)’ı Medine’de bıraktı. Bunun üzerine bazıları bu olay hakkında ileri geri konuşunca bunlar Ali (Radiyallahu Anh)’ın ağrına gitti ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e yetişerek:

    −“Ey Allah’ın Rasulü! Beni Medine’de çocuk ve kadınlarla bıraktın. Nihayet onlar hakkımda konuşmaya başladılar” diye şikayetlenince Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona şöyle dedi:

    −“Ey Ali! Benim katımda, Harun’un Musa’nın katındaki derecesindesin. Ne var ki benden sonra Nebi ve Rasul yoktur.”

    Buhari 3472, Müslim 2404/30

    Şia mezhebine bağlı Rafizi ve İmamiye gibi bazı kollar hilafetin Ali (Radiyallahu Anh)’ın hakkı olduğuna ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in de bunu tavsiye ettiğine dair bu ve bunun gibi hadisleri delil getirmişlerdir. Hatta Rafiziler, Ali’yi ilk halife seçmedikleri için bütün sahabeyi tekfir etmişler, bir kısmı da hakkını aramadı diye Ali’nin kafir olduğuna hükmetmişlerdir. Bildiğimiz kadarıyla Şiilerin bir kolu olan Aleviler kendi içerisinde 20’nin üzerinde fırkaya ayrılmışlardır.

    Bunlardan kimisi Ali (Radiyallahu Anh)’ın haşa Allah olduğuna, kimisi Nebi olduğuna ve Cebrail (Aleyhisselam)’ın nübüvvet görevini yanlış kişiye verdiğine, diğer bir kısmı ilk halife olduğuna dolayısıyla sahabenin hata ettiğine inandığı gibi, kimisi de Ehli Sünnet inancına yakın bir inancı paylaşmakta ve sadece ismen kendisini Alevi diye bilmekte ve tanıtmaktadır.

    Sahabiler de Ali (Radiyallahu Anh)’ı severler ve hakkını korurlardı.

    1) Muaviye, Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh)’a:

    “Ebu Turab’a sövmekten seni alıkoyan nedir?” dediğinde Sa’d (Radiyallahu Anh):

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Ali’ye söylediği şu üç sözü hatırladığım müddetçe Ali’ye asla sövmem. Allah’a yemin ederim ki, o sözlerden bir tanesinin benim için olması bana kırmızı develerden ve Arapların en kıymetli mallarından daha sevgili olurdu.

    −Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ali’yi Harun (Aleyhisselam)’a benzetmesi,

    −Ehli Beytim diye tanıtması ve

    −Hayber’de sancağı ona teslim etmesi” demişti.

    Müslim 2404/32, Tirmizi 3970

    2) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma)’ya bir adam Ali (Radiyallahu Anh) hakkında sorduğunda Ali’nin güzel amellerini zikretmiş ve:

    “Ali budur, evi de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in evlerinin ortasındadır”demiştir.

    Buhari 3474

    3) Yine Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den şöyle rivayet etmiştir:

    “Hasan ve Hüseyin cennet ehlinin gençlerinin seyyidleridir. Babaları ise ikisinden daha hayırlıdır.”

    İbni Mace 118

    Ali (Radiyallahu Anh)’ın hüküm ve fetvaları yayılmış ve meşhur olmuştur. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den 536 hadis rivayet etmiştir.

    Cevamiu’s-Sire 258

    Kendisinden hadis rivayet edenler de başta oğulları Hasan ve Hüseyin olmak üzere İbni Mes’ud, Ebu Musa, İbni Ömer, İbni Abbas, Ebu Rafi, Ebu Said, Süheyb, Zeyd bin Erkam, Cerir bin Abdullah, Ebu Umame, Bera bin Azib, Ebu Cuhayfe, Ebu’t-Tufeyl ve başkalarıdır.

    Küçük yaştan itibaren İslamiyete sarılarak bütün gücü ile dine yaptığı büyük hizmet ve fedakarlığı ile bilinen bu değerli zatın halifeliği 4 sene 9 ay 10 gün sürmüştür.

    Cevamiu’s-Sire 337

    Bilindiği gibi bu dönem çok olaylı geçmiştir. Kendisine ısrarla yapılan halifelik teklifini kabul etmemiş, bu sebeple ümmet sekiz gün başsız kalmıştı. Bundan dolayı halk arasında huzursuzluk ve tedirginlik baş göstermiş, neticede kendisine yapılan baskılara dayanamayarak teklifi kabul etmiştir.

    Bu dönemde Osman (Radiyallahu Anh)’ın katillerini muhafaza etmekle suçlanmış, Müslümanların karşı karşıya geldiği Cemel ve Sıffin vak’alarına muhatap olmuştur ki, Cemel Vak’ası’nda Talha bin Ubeydullah ile Zübeyr bin Avvam (Radiyallahu Anhuma) haince şehit edilmişlerdi.

    Sıffin Vak’ası’nda hakem seçimine mecbur bırakılmış, yaptığı vaade bağlı kaldığı için Hariciler diye adlandırılan gurup kendisinden ayrılmış ve o da, dinden okun yaydan çıktığı gibi çıkan bu gurupla Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in önceden bildirdiği gibi Nehravan’da savaşmıştır.

    Hariciler buna rağmen boş durmamış, ümmeti Ali (Radiyallahu Anh)’a karşı kışkırtmaya devam etmiş ve neticede kendisini ‘Fitnenin başı’ diye nitelendirip onu, Muaviye’yi ve Amr bin As’ı öldürenin cennete gireceğini dile getirerek onların katlini teşvik etmiş ve planlamışlardı.

    Neticede bu suikasttan Muaviye ve Amr bin As kurtulmuş, ancak İbni Mülcem isimli Harici tarafından hicretin 40. yılı Ramazan ayının 27. günü sabah namazında hançerlenen Emir’ul-Mü’minin Ali (Radiyallahu Anh), 2 gün sonra 63 yaşındayken Kufe’de şehit olmuştur.

    Allah ondan razı olsun ve bizi kendisine komşu kılsın.



    سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

  5. #5
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 24.04.13
    Mesajlar: 622
    Teşekkür ve Beğeni

    بِسْمِ اللهِ، اَلْحَمْدُ لِلهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ وَبَعْدُ

    5) Talha bin Ubeydullah Radiyallahu Anh

    Nesebi Ubeydullah bin Osman bin Amr’dır. Kureyş’in Teymi kabilesindendir. Nesebi altıncı atasında Mürre bin Ka’b’da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birleşir. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın devetiyle Müslüman olanların dördüncüsü olarak İslamiyetin ilk günlerinden itibaren o mübarek kafiledeki yerini almıştır.

    Kavminin ileri gelenlerinden olması, kendisinden Kureyş’in işkencelerini bertaraf etmedi. ‘Kureyş Aslanı’ lakaplı Nevfel bin Huveylid, Talha ve Ebu Bekir (Radiyallahu Anhuma)’yı önce ayrı ayrı, daha sonra da birbirlerine bağladı. Bundan dolayı bu iki yüce sahabiye ‘bitişikler’ adı verilmiştir.

    Müslüman oldu diye oğluna eziyet eden annesi Saba binti el-Hadrami, daha sonra İslamiyeti kabul ederek hicret şerefine mazhar olmuştur. Talha bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh)’da hicret etmiş ve şair Ka’b bin Malik (Radiyallahu Anh) ile kardeş yapılmıştır.

    Cevamiu’s-Sire 112

    Talha bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh) zengin bir tacirdi. Gerek kendi akrabalarına ve gerekse ihtiyaç sahibi Müslümanlara çokça yardımda bulunur, elinde bir şey kalmayıncaya kadar tüm servetini dağıttığı olurdu. Bu özelliklerinden dolayı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona ‘Talhatu’l-Hayr’, ‘Talhatu’l-Feyyaz’ ve ‘Talhatu’l-Cüd (cömertlik)’ lakaplarını takmıştı.

    Taberani Mucemu’l-Kebir 1/111, 112, Heysemi 9/148

    Talha bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh) Aşere-i Mübeşşere’dendir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) daha kendileri yaşarken Ebu Bekir, Ömer bin el-Hattab, Osman bin Affan, Ali bin Ebi Talib, Talha bin Ubeydullah, Zübeyr bin Avvam, Sa’d bin Ebi Vakkas, Abdurrahman bin Avf, Ebu Ubeyde bin el-Cerrah ve Said bin Zeyd (Radiyallahu Anhum)’ların cennetlik olduğunu bildirmiştir.

    Tirmizi 3992, İbni Mace 133

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talha, Zübeyr ve Sa’d ile beraber Hira Dağı üzerinde bulunuyorken dağ sallandı. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    “Ey Hira sakin ol! Senin üzerinde bir Nebi, bir sıddik ve birde şehitten başkası yok” buyurmuştur.

    Müslim 2417/50

    Talha bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh) İslam’ın ilk gazvesi Bedir’e, Said bin Zeyd ile beraber Şam istikametinde görevli olduğundan katılamamış, ancak bundan sonraki tüm savaşlarda bulunmuştur. Özellikle Uhud savaşındaki yararlılığı ve fedakarlığı onun cesaret ve fedakarlığının bir vesikasıdır.

    Bu savaşta bozguna uğrayan İslam ordusunun hilafına Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanından ayrılmamış, onu bizzat kendi vücudunu siper yaparak korumuş ve üzerine çullanan müşriklerden kurtarmıştır. Bu muhafızlığı esnasında Talha’nın eli sakatlanarak çolak kalmıştır.

    Buhari 3483, Nesei 3135

    Bir rivayete göre vücudunda 70 civarında ok, mızrak ve kılıç darbesi vardı. Uhud savaşından söz edildiğinde Ebu Bekir (Radiyallahu Anh):

    “O, tamamıyla Talha’nın günüydü” derdi.

    İbni Kesir Büyük İslam Tarihi 7/400

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu savaşta:

    “Talha (cenneti) vacip kıldı” buyurmuştur.

    Tirmizi 3983, Ahmed 1/165

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun için:

    “Herkim yeryüzünde yürüyen bir şehide bakmaktan haz duyarsa Talha’ya baksın!” buyurmuş ve Ahzab suresi 23. ayetteki ahdini yerine getirenlerin kim olduğu sorusuna:

    −“Talha bin Ubeydullah onlardandır” buyurarak onu taltif etmiştir.

    Tirmizi 3984, 3987, İbni Mace 125, 126

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den 38 hadis rivayet etmiştir.

    Cevamiu’s-Sire 261

    Talha bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in vefatından sonra Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın emrinde malı ve canı ile önce dinden dönenlerle, sonra İranlılar ve Rumlarla savaştı. Ömer (Radiyallahu Anh) ile de İslam ordusunda cihad etti. Ömer (Radiyallahu Anh), vefatı anında yeni halifeyi seçmek için cennet ile müjdelenen 6 kişiden oluşan bir şura oluşturmuştu ki, bu şuranın içinde Talha (Radiyallahu Anh)’da bulunuyordu.

    Buhari 3460, Müslim 567/78

    Halife seçilen Osman (Radiyallahu Anh)’ın hilafeti çalkantılarla geçmiş ve şehadetiyle neticelenmişti. Ali (Radiyallahu Anh)’ın hilafetinde ise fitnecilerin oyunları tutmuş ve Müslümanlar bölünmüştü. Cemel Vakası patlak verdi ve Talha (Radiyallahu Anh), Aişe (Radiyallahu Anha)’nın safında bulunarak Ali (Radiyallahu Anh)’a karşı çıktı ise de Ali (Radiyallahu Anh)’ın yaptığı bir ihtar ile içtihaden yaptığı hatasını anlayarak geri çekildi ve savaştan ayrıldı.

    Bu haldeyken hicretin 36. yılında Mervan bin Hakem tarafından atılan bir okla vurularak Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haber verdiği şehadet mertebesine ulaştı.

    Taberani Mucemu’l-Kebir 1/113, Heysemi 9/150

    Savaşı kazanan Ali (Radiyallahu Anh) Talha (Radiyallahu Anh)’ın yanına geldi. Ölmüş olduğu halde onu oturttu. Bir yandan ağlayarak:

    “Keşke ben bundan yirmi yıl önce ölmüş olsaydım” diye söyleniyor, bir yandan da Talha (Radiyallahu Anh)’ın sakalındaki ve yüzündeki tozları siliyordu.

    Taberani Mucemu’l-Kebir 1/113, 114, Heysemi 9/150

    Talha (Radiyallahu Anh)’ın cenaze namazını da bizzat Ali (Radiyallahu Anh) kendisi kıldırmıştı.

    Allah ondan razı olsun ve bizi kendisine komşu kılsın.



    سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

  6. #6
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 24.04.13
    Mesajlar: 622
    Teşekkür ve Beğeni

    6) Zübeyr bin el-Avvam Radiyallahu Anh

    Kureyş kabilesindendir. Baba tarafından nesebi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Kusay’da birleşir. Annesi Abdulmuttalip’in kızı Safiyye’dir ki, o Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in halasıdır. Eşi ise, Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’in kızı ve Aişe (Radiyallahu Anha)’nın kız kardeşi olan Zatu’n-Natikayn (İki kuşaklı) lakaplı Esma (Radiyallahu Anha)’dır.

    Buhari 3660

    Zübeyr bin el-Avvam (Radiyallahu Anh) 15 yaşında İslam’ı seçerek ilk 7 Müslümandan birisi oldu. Önce Habeşistan’a, sonra da Medine’ye hicret edenlerdendir. Cennet ile müjdelenen on kişiden ve Ömer (Radiyallahu Anh) tarafından kendisinden sonra halife seçilmesi için bıraktığı altı kişilik şura heyetinden birisidir.

    Buhari 3460, Müslim 567/78

    Zübeyr bin el-Avvam (Radiyallahu Anh), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in hicretini duyunca Habeş diyarından Medine’ye hicret etti ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile bütün savaşlara katıldı. Uhud’da müşrikler Müslümanlara galip gelip Mekke’ye yöneldiklerinde, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların tekrar Medine üzerine dönmelerinden endişe etmişti. Bu sebeple:

    “Düşmanın ardı sıra kim gidip onları takip eder?” buyurdu. Bunun üzerine önemli yaralar almalarına, yorgun ve mağlup olmalarına rağmen sahabeden 70 kişi bu davete icabet etti ve geriye döndü. Hamrau’l-Esed mevkine ulaştıklarında Allah bu mücahitler sebebiyle müşriklerin kalplerine korku attı da Mekke’ye doğru gittiler. Bu hadise üzerine:

    “Kendilerine yara isabet ettikten sonra yine Allah ve Rasulü’nün davetine icabet edenler, onlardan iyilik yapanlar ve sakınanlar için büyük bir mükafat vardır.” Al-i İmran: 172. ayeti nazil oldu ki, bu 70 kişinin içinde Zübeyr bin Avvam (Radiyallahu Anh)’da vardı.

    Buhari 3817, Müslim 2418/51

    Beni Kureyza Yahudileri Hendek savaşında müşriklerin ayartmasıyla Müslümanlarla yaptıkları anlaşmayı bozmuşlardı. Bu haberi alan Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    “Bize Beni Kureyza’dan kim haber getirir?” diye sormuş, Zübeyr bin el-Avvam (Radiyallahu Anh):

    −Ben! diyerek göreve talip olmuştur. Sorusunu üç sefer tekrarlayan Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e her seferinde Zübeyr bin el-Avvam (Radiyallahu Anh) icabet etmiştir.

    Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −“Her Nebi’nin bir havarisi (yardımcısı) vardır. Benim havarim de Zübeyr bin el-Avvam’dır” buyurmuştur.

    Buhari 3480, Müslim 2415/48

    İki yahut üç sefer Beni Kureyza’ya gidip onlardan bilgi getiren Zübeyr bin el-Avvam (Radiyallahu Anh)’a Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) baba ve anasını bir arada zikretmiş:

    “Babam ve anam sana feda olsun!” buyurarak onu taltif etmiştir.

    Buhari 3481, Müslim 2416/49

    Yermuk Vakası gününde sahabiler Zübeyr bin el-Avvam (Radiyallahu Anh)’a hitaben:

    “Ya Zübeyr! Rumlara şiddetli bir saldırı yapsan da biz de seninle beraber saldırsak!” dediler.

    Zübeyr (Radiyallahu Anh) Rumların üzerine amansız hamleler yaptı. Bir rivayete göre Rum ordusunu baştan sona iki kez yarmıştı. Rumlar bu hamleler sırasında Zübeyr bin el-Avvam (Radiyallahu Anh)’ın omuz köküne iki darbe vurdular. Bu iki geniş yaranın arasında Bedir harbinde yediği bir darbenin çukurluğu da vardı ki, oğlu Urve:

    “Ben çocukken bu üç darbenin yerlerine parmaklarımı sokar oynardım” demiştir.

    Buhari 3482, 3726

    Zübeyr bin el-Avvam (Radiyallahu Anh) muharebelerde aldığı yaralar hakkında:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte katıldığım savaşlarda yara almamış hiçbir uzvum yoktur” demiştir. Hatta bu yaralanma erkeklik uzvuna kadar varmıştır.

    Tirmizi 3991

    Zübeyr bin el-Avvam (Radiyallahu Anh)’ı sahabiler de sevip takdir ederler ve faziletini ikrar ederlerdi. Hicri 31 senesinde Osman (Radiyallahu Anh)’a salgın halinde olan ruaf hastalığı (bir çeşit burun kanaması) isabet etti ve onu haccetmekten menetti.

    Bunun üzerine ölüm endişesi ile vasiyet etmeye başlayınca Osman (Radiyallahu Anh)’ı ziyarete gelen Kureyşliler yerine bir halife tayin etmesini istediler. Osman (Radiyallahu Anh) halife olarak Zübeyr bin el-Avvam (Radiyallahu Anh)’ın istendiğini öğrenince de memnun olmuş ve şöyle demişti:

    “Dikkat edin! Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki şüphesiz Zübeyr bin el-Avvam, benim faziletli olduğunu bildiğim kimselerin en hayırlısıdır. Ve yine şüphesiz ki o, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e onların en sevgili olanıdır. Allah’a yemin ederim ki sizler de, Zübeyr bin el-Avvam’ı en hayırlınız olduğunu bilmektesiniz.”

    Buhari 3480, 3481

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den 38 hadis rivayet etmiştir.

    Cevamiu’s-Sire 261

    Zübeyr bin el-Avvam (Radiyallahu Anh) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in vefatından sonra Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) ile arkadaşlık etmişti. Zaten onun kızı Esma (Radiyallahu Anha) ile evli olması sebebiyle damadıydı. Abdullah bin Zübeyr bu evlilikten dünyaya gelmiş ve hicretten sonra Müslümanların doğan ilk çocuğu olmuştur.

    Buhari 5546, Müslim 2144/22

    Zübeyr bin el-Avvam (Radiyallahu Anh) cihad için Müslümanlarla Şam’a gitmiş, Osman (Radiyallahu Anh) asiler tarafından kuşatılınca onu asilere karşı savunmuş, Ali (Radiyallahu Anh) döneminde de Aişe (Radiyallahu Anha)’nın safında olmak üzere Cemel Vakasına katılmıştı. Ancak Ali (Radiyallahu Anh) ona bazı şeyleri hatırlatınca içtihadında hata yaptığını anlamış ve hatasında ısrarcı olmayarak savaştan çekilmişti.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şehitlikle sıfatladığı bu başarılı tacir, servetinin çokluğuna rağmen bunları İslam için harcaması sebebiyle vefat ettiğinde borçluydu. Hayatı Talha bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh)’a çok benzediği gibi cesaret ve cömertlik gibi birçok ahlakı da, hatta ebedi hayata intikali de benziyordu.

    O da, Talha gibi hicri 36. yılda Cemel günü hata ettiğini anlayarak savaştan çekildiği esnada Amr bin Cürmüz isimli nasipsiz tarafından dönüş yolu üzerinde Sibaa (Canavarlar) Vadisinde haince şehit edilmiş ve o vadiye defnedilmiştir.

    İbni Sa’d Tabakatü’l-Kübra 3/111, 112

    Zübeyr bin el-Avvam (Radiyallahu Anh)’ın kafası katiliyle beraber getirildiğinde Ali (Radiyallahu Anh) sözcüsüne:

    “İbni Safiyye Zübeyr’in katilini ateşle müjdele! Ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in:

    “Her Nebi’nin bir havarisi vardır. Benim havarim de Zübeyr bin el-Avvam’dır’ buyurduğunu işittim” dedi.

    Hakim 3/367

    Allah ondan razı olsun ve bizi kendisine komşu kılsın.



    سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

  7. #7
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 24.04.13
    Mesajlar: 622
    Teşekkür ve Beğeni

    7) Abdurrahman bin Avf Radiyallahu Anh

    Künyesi Ebu Muhammed’dir. Cahiliye zamanında ismi Abdu Amr idi. Annesinin adı ise Şifa’dır. Fil Vak’asından on sene sonra 581 yılında doğmuştur. Kendisi otuz yaşına geldiğinde Allah (Azze ve Celle), kulu Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e nübüvvet ve risalet görevini verdi.

    Ebu Bekir (Radiyallahu Anh), içinde Abdu Amr’ın da olduğu beş kişiye İslam’ı takdim etti diğer dört kişi Osman bin Affan, Talha, Zübeyr, Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anhum)’dur. Bu takdime istisnasız hepsi icabet ederek Müslüman oldular. Böylece Abdu Amr Müslüman olan ilk sekiz kişiden birisi olarak şereflendi. Müslüman olunca Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) adını değiştirerek Abdurrahman koymuştur.

    Hakim 3/306

    Ashabı Kiram içinde Cennetle müjdelenen on kişiden biri olan Abdurrahman (Radiyallahu Anh), Ömer (Radiyallahu Anh) tarafından kendisinden sonraki halifeyi tayin etmeleri için oluşturulan altı güzide sahabiden birisidir.

    Buhari 3460, Müslim 567/78

    İlk Müslümanların karşılaştıkları işkencelerle o da karşılaşmış, onlarla birlikte sabır ve sebat göstermiştir. İşkenceler dayanılmaz boyutlara ulaşınca da önce Habeşistan’a, oradan da Medine’ye hicret eden muhacirlerdendir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Bedir’den itibaren küfürle yapılan bütün savaşlara katılmış, önemli yararlılıklar göstermiş ve bunların nişanesi olarak da derin yaralar almıştı.

    Hafız İbni Hacer’in bildirdiğine göre özellikle Uhud’da yirmi bir yara almıştır. Hatta ayağına aldığı bir yara sebebiyle topal hale geldiği anlatılmaktadır.

    Bilindiği gibi hicretin yedinci ayında, mescit inşasının bitimi sırasında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Muhacirler ile Ensar Medine’nin yerleşik halkından kırk beşerden doksan kişi arasında Medine’deki evinde kardeşlik ahdi yaptı.

    Buhari 2121, Müslim 2529/204

    Böylece tarihin kaydettiği benzersiz dayanışma ve yardımlaşma müessesesi kurulmuş oldu. Bu ahit esnasında Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh)’a, Sa’d bin er-Rebi (Radiyallahu Anh) kardeş yapıldı. Sa’d er-Rebi (Radiyallahu Anh) kardeşine hitaben:

    −Ben mal cihetiyle Ensar’ın en zenginiyim, malımı ikiye böleyim. İki tane de hanımım var. Bak, hangisi hoşuna giderse onu boşayayım, iddeti bitince onunla evlenirsin dedi. Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh)’da Sa’d er-Rebi (Radiyallahu Anh)’a:

    −Allah ehlini ve malını sana mübarek kılsın diye karşılık vererek ticaret yapılan çarşılarını sordu. Ona Beni Kaynuka çarşısını gösterdiler. Artık her gün o çarşıya gider gelir, keş ve yağ alıp satardı. Böylece mehir verebilecek kadar para biriktirip Ensar’dan bir kadınla evlendi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunun üzerine bir koyun ile de olsa velime yemeği yedirmesini emretti.

    Buhari 3549

    Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh) başarılı bir tacirdi. Malının çoğunu ticaret ile elde etmişti. Bu sayede sayılı zenginlerden olmasına rağmen malını Allah yolunda harcamaktan geri durmazdı. Bunun en bariz misali de şudur:

    Aişe (Radiyallahu Anha) validemizden rivayet olunduğuna göre Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hanımlarına hitaben şöyle buyurdu:

    “Sizin benden sonraki durumunuz beni cidden düşündürüyor. Size, ancak çokça vermeye gücü yeten tahammülü olanlar tahammül edeceklerdir.”

    Sonra Aişe (Radiyallahu Anha) Abdurrahman bin Avf’ın oğlu Ebu Seleme’ye hitaben şöyle derdi:

    −Allah senin babana Cennet Selsebili’nden içirsin! Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in hanımlarına kırk bin dinara diğer bir rivayette dört yüz bine satılan bir mal, bahçe vasiyet etmişti.”

    Tirmizi 3995, 3996

    Bir seferde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tuvalet ihtiyacı için arkada kaldı. Öndeki gurup ileride mola vermişti. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in gelmesi gecikince Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh)’ın imamlığında sahabiler namaza durdular. Henüz bir rek’at kılmışlardı ki Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanlarına geldi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in gelişini farkeden Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh) öne geçmesi için gerilemeye başladı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona yerinde kalması için işaret etti ve arkasında namaza iştirak etti.

    Müslim 274/81

    Ömer (Radiyallahu Anh)’da sabah namazı esnasında Ebu Lu’lu isimli Mecusi tarafından hançerlenince, Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh)’ı elinden tutup mihraba geçirdi ve o da cemaate hafif bir namaz kıldırdı.

    Buhari 3461

    Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh)’ın yönetim, siyaset ve iktisattaki düşünceleri oldukça isabetliydi. Bu alanlardaki birçok problemi gayet yerinde ve doğru fikirler ortaya koyarak çözüme kavuştururdu. Ömer (Radiyallahu Anh)’ın halife tayini için tespit ettiği şura heyeti, cenazenin defnini müteakip toplandı. Bu toplantıda Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh) ihtilafı azaltacak ve seçimi kolaylaştıracak şu zekice teklifi yaptı:

    −Üç kişi seçim reyini gönül hoşluğu ile diğer üç kişiye vererek seçimden çekilsin. Bu teklif üzerine Zübeyr Ali’ye, Talha Osman’a ve Sa’d bin Ebi Vakkas’da Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh)’a reylerini tahsis ederek seçimden çekildiler.

    Bundan sonra, gene Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh) Ali ve Osman (Radiyallahu Anhuma)’ya bu üç kişiden birinin halife adaylığından feragat ederek halkla istişare neticesinde halifenin tayini yetkisini o kimseye vermeyi teklif etti. Ali ve Osman (Radiyallahu Anhuma) bu teklife sukut edince:

    −Öyleyse seçim işiyle uğraşmayı bana veriyor musunuz? Allah üzerime şahittir ki, ben sizin efdalinizi seçmede adaletsizlik yapmayacağım dedi. Onlar da bu teklifi kabul ettiler. Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh) üç gün, üç gece uyku uyumaksızın bütün Müslüman tabakalarıyla istişare yaparak genel arzuyu anladı.

    Son yapılan hilafet toplantısında önce Ali (Radiyallahu Anh)’ı, sonra da Osman (Radiyallahu Anh)’ı layık oldukları şekilde övdü, onlara faziletlerini ikrar ederek seçilene, seçilmeyenin itaat edeceğine dair inancını belirtip her ikisinden de sağlam bir misak aldıktan sonra Osman (Radiyallahu Anh)’a:

    –Ey Osman, elini kaldır! dedi ve ona bey’at etti. Müteakiben Ali (Radiyallahu Anh) ve ardından da Medine ahalisi bey’at etti. Böylece bu önemli ve kritik mesele sorunsuz olarak gönül hoşluğu ile halloldu.

    Buhari 3465

    65 hadis rivayet eden Abdurrahman bin Avf (Radiyallahu Anh) hicretin 31. yılında 75 yaşında olduğu halde Medine’de vefat ederek daha yaşarken müjdelendiği ebedi saadet yurduna kavuştu. Namazını Osman (Radiyallahu Anh) kıldırdı ve Cennetü’l-Baki’ye defnedildi.

    Allah ondan razı olsun ve bizi kendisine komşu kılsın.



    سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

  8. #8
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 24.04.13
    Mesajlar: 622
    Teşekkür ve Beğeni

    8) Sa’d bin Ebi Vakkas Radiyallahu Anh

    Ebu Vakkas lakaplı Malik bin Vehb’in oğludur. Nesebi Kilab bin Mürre’de Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birleşir. Sa’d’ın babası, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in annesi gibi Zühre oğullarındandır ve onunla amca çocuklarıdır. Dolayısıyla Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in:

    “İşte bu benim dayımdır, kimin böyle bir dayısı varsa göstersin!” dediği gibi dayısı sayılır.

    Tirmizi 3998

    İslamiyeti kabullenen yedinci kişi olup Müslüman olduğunda 17 yaşındaydı. Kendisi Aşere-i Mübeşşere’den ve Ömer (Radiyallahu Anh)’ın halife tayini için seçtiği altı kişilik şuradandır. Ömer (Radiyallahu Anh) bu şura heyetine:

    “Eğer halifelik işi Sa’d’a verilirse isabet olur. Yok verilmezse halife olacak zat Sa’d’dan yardım istemekten geri durmasın” demiştir.

    Buhari 3464

    Künyesi Ebu İshak olan Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) kendi ifadesiyle “Allah yolunda ok atmış olan mücahitlerin ilkidir” Bu şöyle olmuştur:

    Hicretin ilk yılında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından bir müfreze, Ebu Süfyan idaresinde Şam’dan dönen bir ticaret kervanının üzerine gönderildi. Bu, Mekke müşrikleri ile Muhacir Müslümanların ilk karşılaşması idi. Bu ilk karşılaşmada da, ilk oku Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) atmış ve tarihe geçmiştir.

    Buhari 3510

    Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) hicret etti, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Bedir’den itibaren bütün savaşlara katıldı. Özellikle Uhud’da büyük yararlılıklar gösterip Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i attığı oklarla koruyan ve:

    “At, ey Sa’d! Anam babam sana feda olsun” övgüsüne mazhar olmuştur.

    Buhari 3509, Müslim 2411/41

    Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) Irak’ın fatihi ve aynı zamanda Sa’sani Devleti’ni ortadan kaldıran meşhur Kadisiye savaşının muzaffer kumandanıdır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in muhafızlarındandır.

    Müslim 2410/39

    Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh), Ömer (Radiyallahu Anh) tarafından Kufe’ye emir olarak atanmış, acemleri buradan çıkararak Kufe’yi şehir haline getirmiştir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından hakkında:

    “Allah’ım! Sana dua ettiği vakit, Sa’d’ın duasını kabul buyur” diye duada bulunulması sebebiyle duası kabul olunan birisiydi.

    Tirmizi 3997

    Kufe ehlinin bazısı Sa’d’ı halife Ömer (Radiyallahu Anh)’a şikayet etmişlerdi. Ömer (Radiyallahu Anh) meseleyi tahkik için birkaç kişiyi Kufe’ye gönderip ahaliden Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh)’ın halini sordurdu. Halkın hepsi onun için övgülerde bulundu. Usame bin Katade isimli birisi ise:

    “Sa’d bin Ebi Vakkas ordunun başına geçip harp etmez, ganimeti eşit dağıtmaz ve hükmettiğinde adaletli hükmetmez” dedi. Bunun üzerine Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh):

    −“Ey Allah’ım! Bu kulun yalancı ise, ömrünü uzat, fakirliğini çoğalt ve fitnelere uğrat” diye aleyhine dua etti. Sonraları bu adamın kendisi:

    −“Kocamış, fitnelere uğramış birisiyim” derdi. Ravi Abdulmelik onun hakkında şöyle dedi:

    −“Sonraları onu ben de gördüm, yaşlılıktan kaşları gözlerinin üzerine sarkmış olduğu halde yollarda rast geldiği cariyelere sataşır, onları çimdiklerdi.”

    Buhari 764

    Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) hakkında birçok ayet inmiştir:

    1) Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) Müslüman olunca annesi, dininden dönmedikçe onunla konuşmayacağına, yemeyeceğine ve içmeyeceğine yemin etti. Bu halde üç gün geçince açlıktan bayıldı. Böyle olunca Umare isimli oğlu annesine su içirdi. Müteakiben annesi Sa’d bin Ebi Vakkas’a beddua etmeye başladı. Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle):

    “Biz insana, ana babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Eğer onlar seni hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin…” Lokman 14 ve 15 mealindeki ayetleri inzal etti.

    Müslim 2412/43

    2) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) büyük bir ganimet malı ele geçirmişti. Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) onların içinde bir kılıç görmüş ve onu kendisine hediye etmesi için Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den rica etmiş, buna kızan Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kılıcı yerine götürmesini emretmişti. Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) kılıcı götürmüş, ancak kılıcın cazibesine dayanamamış ve tekrar geri getirerek aynı ricayı tekrarlamıştı. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) daha şiddetli bir tarzla kılıcı yerine götürmesini emretti. Müteakiben Allah (Azze ve Celle):

    “Sana savaş ganimetlerini sorarlar. De ki, ganimetler Allah’a ve Rasulü’ne aittir…” Enfal 1 mealindeki ayeti inzal etti.

    Müslim 1748/33

    3) Şarabın haram kılınmasından önce Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh)’ı Ensar ve Muhacirlerden bir cemaat içkili bir yemeğe davet etmişti. Yeme içme esnasında Ensar ve Muhacirler hakkında konuşuldu. Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) Muhacirlerin Ensar’dan hayırlı olduğunu söyleyince aralarından birisi onun burnunu yaraladı. Akabinde Sa’d bin Ebi Vakkas, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip durumu anlatınca Allah (Azze ve Celle):

    “Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar, fal ve şans okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan uzak durun ki felaha eresiniz.” Maide 90 mealindeki ayetini inzal etti.

    Müslim 2412/43

    4) “Sabah akşam sırf O’nun cemalini dileyerek Rablerine dua edenleri kovma. Onların hesaplarından hiçbir şey sana ve senin hesabından hiçbir şey de onlara ait değildir. Onları kovarsan zalimlerden olursun.” En’am 52 mealindeki ayet, Sa’d bin Ebi Vakkas ve İbni Mes’ud (Radiyallahu Anhuma)’nın da aralarında bulunduğu altı kişi hakkında nazil olmuştur.

    Müslim 2413/45

    Ayrıca İslam’da varisler dışında kalanlara vasiyet etme ve bunun ölçüsü Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) sebebiyle caiz ve malum kılınmıştır. Sa’d bin Ebi Vakkas hastalandı, bu hastalığında onun sadece bir kızı vardı. Ziyaretine gelen Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den malının tamamını vasiyet etmek için müsaade istedi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kabul etmedi, yarısını sadaka yapmak istedi, onu da kabul etmedi. Malının üçte birini teklif edince kabul etti ve:

    “Mirasçılarını zengin bırakman, onları insanlara avuç açar fakirler halinde bırakmandan hayırlıdır” buyurdu ve böylece malın üçte birine kadar vasiyet caiz oldu.

    Buhari 2584, Müslim 2412/43

    Fitne dönemlerinde tarafsız kalarak inzivaya çekilen bu büyük sahabi 271 hadis rivayet etmiş, bunlardan 15’ini Buhari ve Müslim ittifaken, 5’ini Buhari ve 18’ini Müslim münferiden rivayet etmiştir. Kendisinden hadis rivayet edenlerin başında oğulları ile Aişe, Kays bin Ebi Hazim, Said bin Müseyyeb, Alkame, Ebu Osman ve Mücahid gelir.

    Ölüm döşeğinde:

    −“Ey oğul, sana benden daha iyi öğüt vereni bulamazsın.

    1) Namaz kılmak istediğinde güzelce abdest al ve o son namazınmış da, başka namaz kılamayacakmışsın gibi namaz kıl.

    2) Tamahkârlıktan kaçın, çünkü o peşin fakirliktir.

    3) Kanaatkâr olmaya bak, çünkü o zenginliktir.

    4) İş ve sözlerinde dikkatli ol. Sonradan özür dilemek zorunda kalacağın her şeyden kaçın.

    5) Hayırlı olduğuna inandığın işi yap.” Şeklinde nasihat etmiştir.

    Mu’cemu’l-Kebir 1/142

    Bu yüce sahabi hicri 55 senesinde 80 yaşını aşmış olduğu halde Medine dışında Akik mevkiinde vefat etmiş ve cenazesi buradan omuzlarda taşınarak Medine’ye getirilmiştir. Mü’minlerin Anneleri’nden hayatta olanların da katılımıyla cenaze namazı kılınarak Aşerei Mübeşşere’nin ve Muhacirlerin sonuncusu olarak Cennetü’l-Baki’ye defnedilmiştir.

    Allah ondan razı olsun ve bizi kendisine komşu kılsın.



    سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

  9. #9
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 24.04.13
    Mesajlar: 622
    Teşekkür ve Beğeni

    9) Ebu Ubeyde bin el-Cerrah Radiyallahu Anh

    Asıl adı Amir bin Abdullah bin Cerrah’tır. Kureyş kabilesinin Fihr oğullarındandır. Nesebi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in nesebi ile Fihr’de birleşir. Annesi Ümeyye bintü’l-Haris’tir.

    Tabakat 3/297, İbnu’l-Esir Üsdü’l-Gabe 3/84

    Ebu Ubeyde (Radiyallahu Anh) Ebu Bekir’in davetiyle aynı gün Müslüman olan beş kişiden birisi olarak ilk Müslümanlardandır. Diğer dört kişi Osman bin Maz’un, Ubeyde bin Haris, Abdurrahman bin Avf ve Ebu Seleme bin Abdi Esed’dir.

    Tabakat 3/298

    Önce Habeşistan’a, oradan da Medine’ye hicret edenlerdendir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine’de onunla Sa’d bin Muaz (Radiyallahu Anh)’ı kardeş ilan etmiştir.

    Cevamiu’s-Sire 112, el-İsabe 4/111

    Cennetle müjdelenenlerden olan Ebu Ubeyde (Radiyallahu Anh) kahramanlığı ve komutanlığı ile tanındığı kadar Emin’ül-Ümme Ümmetin Emini lakabıyla da meşhur olmuştur.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun için:

    “Her ümmetin güvendiği emin bir kimsesi vardır. Ey ümmet! Bizim eminimiz de hassaten Ebu Ubeydetü’bnü’l-Cerrah’tır” buyurmuştur.

    Buhari 3524, Müslim 2419/53

    Esasında ashabın hepsi emanet ve adillikte yüksek mertebededir. Ancak bir vasıf her insanda aynı derecede bulunmaz. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de, eminlik vasfının ashabı içinde en fazla Ebu Ubeyde’de temayüz ettiğini böyle ifade etmiştir.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    “Ümmetimin, ümmetime karşı en merhametlisi Ebu Bekir, Allah’ın emri hususunda en şiddetlisi Ömer, haya bakımından en doğrusu Osman bin Affan, haram ve helali en iyi bileni Muaz bin Cebel, feraizi (miras paylarını) en iyi bilen Zeyd bin Sabit ve en iyi kıraat alimi Ubeyy bin Ka’b’dır. Her ümmetin bir emini vardır, bu ümmetin emini de Ebu Ubeyde’dir” buyurmuştur.

    Tirmizi 4041

    Ebu Ubeyde (Radiyallahu Anh) Bedir’den itibaren bütün gazalara katılmış büyük bir mücahittir. Taberani’nin Abdullah bin Şevzeb’den rivayet ettiğine göre, Bedir Gazası’nda müşriklerin safında çarpışan babasını öldürmüştür. İslam tarihinde buna benzer olaylar çoktur. Mesela Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) oğlu ile, Mus’ab bin Umeyr (Radiyallahu Anh) kardeşiyle, Ömer (Radiyallahu Anh) dayısıyla çarpışmıştır. Allah-u Teâlâ, Ebu Ubeyde’nin babasını öldürmesi üzerine:

    “Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir topluluğun babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa Allah’a ve Rasulü’ne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. Onlar o kimselerdir ki, Allah kalplerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir.

    Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak ve orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş ve onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Onlar Allah’ın tarafıdırlar ve iyi bilin ki kurtuluşa erecekler de Allah’ın tarafı olanların ta kendileridir.” Mücadele 22. ayetini indirmiştir.

    İbni Kesir Hadislerle Kur’an’ı Kerim Tefsiri 14/7793

    Ebu Ubeyde (Radiyallahu Anh) Uhud Savaşında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yüzüne batan miğfer parçalarını dişleriyle çıkarırken iki ön dişi kırılmıştır.

    Tabakat 3/298

    Cabir (Radiyallahu Anh)’ın rivayet ettiğine göre, Ebu Ubeyde’nin kumandanlığında keşfe gönderilen üç yüz kişilik sahabe birliğinin iki dağarcık hurması bulunmakta, bütün gün her bir kişi tek bir hurma ile idare etmekteydi.

    Bu hurmalar bitince Habat denilen dikenli ağacın yapraklarını ve yemişlerini yediler. Bu sebeple bu gazaya ‘Habat Gazvesi’ denir. Müteakiben Allah (Azze ve Celle) sahile Anber denilen bir balık attı da bu balığın eti ile on beş gün karınlarını doyurdular.

    Bu balığın kaburga kemiklerinin altından deveye binmiş uzun boylu bir süvari kemiğe dokunmadan geçmiştir.

    Buhari 4055

    Bu örnek olay, sahabenin hangi zor şartlar ve yokluk altında cihada çıktığının bir numunesidir. İbni Hacer, Musa bin Ukbe’den şöyle rivayet etmektedir:

    Amr bin As, Zatü’s-Selasil bölgesinde takviye güç isteyince Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), içlerinde Ebu Bekir ve Ömer’in de bulunduğu bir birliği Ebu Ubeyde’nin komutasında Amr’a yardıma göndermiştir.

    Ebu Ubeyde (Radiyallahu Anh) hicretin 9. yılında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından ‘Emin’ül-Ümme’ diye övülerek Necran Hristiyanlarından cizye almaya ve Yemenlilere İslam’ı ve sünneti öğretmeye memur edildi.

    Müslim 2419/54, Buhari 3524

    Mekke Fethi’nde, Taif Muhasarası’nda, Veda Haccı’nda hep Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında bulunmuştur. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in vefatından sonra meydana gelen Benu Saide sakifesi olayında Ensar:

    −Bizden bir emir, Muhacirlerden bir emir olsun dediğinde, Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın, yanında bulunan Ömer ile Ebu Ubeyde’nin ellerinden tutarak:

    −Bu ikisinden birine bey’at edin dediği iki kişiden birisidir. Bilindiği gibi bu teklifi Ömer (Radiyallahu Anh) kabul etmeyerek Ebu Bekir’e bey’at etmiş ve Müslümanlar da onu takip etmişlerdi.

    Buhari 3429

    Ebu Ubeydetu’bnu’l-Cerrah (Radiyallahu Anh), Ebu Bekir ve Ömer (Radiyallahu Anhuma)’nın hilafetleri döneminde cihad hareketlerinde bulunmuş, Şam bölgesi fetihlerinde, Bizan, Taberiye, Ba’l-Bekke, Humus, Hama, Seyre, Lazkiye, Halep, Antakya ve Delul bölgelerinin fetihlerine çoğunlukla kumandan olarak, bazen de Halid bin Velid (Radiyallahu Anh)’ın komutası altında katılmış ve aldığı yerlerde halka karşı uyguladığı adalet ve gösterdiği şefkat bölge sakini olan Hristiyan Bizanslıları hayran bırakmıştır.

    Ebu Bekir (Radiyallahu Anh), Şam bölgesi için dört ayrı birlik hazırlayıp göndermiş ve onlardan birinin başına Ebu Ubeyde (Radiyallahu Anh)’ı tayin etmiştir. Daha sonra Ömer (Radiyallahu Anh)’ın onu Şam bölgesindeki bu dört ordunun başına emir tayin etmesiyle ‘Emir’ul-Umera’ Emirler Emiri olarak adlandırılan ilk kişi olmuştur.

    Ebu Ubeyde (Radiyallahu Anh) Şam emiri iken hicri 17. yılın sonunda Suriye, Mısır ve Irak’ı ‘Amvas Taunu’ diye tarihe geçen veba salgını istila etmiş, birçok sahabi bu salgında vefat etmişti. Ömer (Radiyallahu Anh) Ebu Ubeyde’ye Şam’dan ayrılması için ısrar etmiş, ancak o Mü’minlerin Emiri’ne yazdığı cevapta:

    −Ben Müslümanların ordularından bir ordunun içindeyim ve onların başına gelen musibetten kendi nefsime rağbet edecek değilim demiş, Şam’ da kalmaya ısrar etmişti. Nitekim malum taun ona da bulaşmıştı.

    Hakim 3/263

    Bu ümmetin emini olan Ebu Ubeyde (Radiyallahu Anh) zühd ve takva sahibi, cesur bir savaşçı, adaletle hükmeden bir emir ve itaatkâr bir sahabidir. Diğer birçok sahabi gibi o da fetihler sonunda ele geçirilen mal ve mülke rağbet etmeyerek sade bir hayat sürdü.

    Ömer (Radiyallahu Anh), Şam’da Emirler Emiri’yken onun odasına girmiş, odada bir keçe, bir su kırbası ve birkaç kırıntı yiyecekten başka bir şey olmadığını görünce ağlamış ve:

    −Dünya herkesi değiştirdi, yalnız seni değiştiremedi demiştir.

    Aşere-i Mübeşşere’den olan Ebu Ubeydetu’bnul-Cerrah (Radiyallahu Anh) sadece 14 hadis rivayet etmiş, bunlardan birisini Müslim Sahihi’ne almıştır. Sürekli Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile bulunduğu ve ondan sonra da hayat sürdüğü halde bu kadar az hadis rivayet etmesi, hadis rivayetinin büyük bir sorumluluk olduğunun bilincinde oluşundan kaynaklanmaktadır.

    Kendisi gibi mukillin az rivayet eden ashabın birçok büyüğü, daha ziyade sünneti yaşayarak canlı bir numune olmaya önem vermişler, sünneti anlatma sorumluluğunu ise daha ehil arkadaşlarına bırakmışlardır.

    Vebaya yakalanan Ebu Ubeyde (Radiyallahu Anh) vefatına yakın, maiyyetine şöyle vasiyet etmiştir:

    −Size bir vasiyetim var, kabul ederseniz hayra erersiniz:

    1) Namazınızı kılın,

    2) Orucunuzu tutun,

    3) Zekatınızı verin,

    4) Haccı ifa edin,

    5) Birbirinizi gözetin,

    6) Emirlerinize itaat edin ve onları aldatmayın.

    7) Dünya sizi aldatmasın. Bir insan bin sene de yaşasa akıbeti şudur ki; Allah (Azze ve Celle) insanların alnına ölümü yazmıştır. İnsanların en akıllısı Allah (Azze ve Celle)’ye en çok itaat eden, ahiret için en çok çalışandır.”

    Taberi, Riyazu’n-Nadira fi Menakibi’l-Aşra li’l-Muhib 2/423, 424

    Emirler Emiri Ebu Ubeydetü’bnül-Cerrah (Radiyallahu Anh), bu Amvas taunu sebebiyle hicri 18. yılda 58 yaşında olduğu halde Şam bölgesinde vefat etmiş ve daha yaşarken müjdelendiği muttakilerin ebedi saadetgahına kavuşmuştur.

    Allah ondan razı olsun ve bizi kendisine komşu kılsın.



    سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

  10. #10
    Forum Üyesi
    Durum: Çevrimdışı
    Üyelik Tarihi: 24.04.13
    Mesajlar: 622
    Teşekkür ve Beğeni

    10) Said bin Zeyd Radiyallahu Anh

    Babası Zeyd bin Amr olup nesebi, Ka’b’da Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in nesebi ile birleşmektedir. Künyesi Ebu’l-Aver’dir.

    Üsdü’l-Gabe 2/387

    Annesi Fatıma binti Ba’ce’dir. Babası Zeyd, putlara tapınmayı anlamsız bularak hanif dine ulaşabilmek için birkaç arkadaşı ile beraber semavi dinleri araştırmış, ancak onlarla gönlü mutmain olmamıştı. Bir papaz ona şirk ve hurafelerden uzak İbrahim (Aleyhisselam)’ın dinini tavsiye etti. Zeyd, bu öğrendiklerini uygular ve Ka’be’ye yönelerek ibadet eder, Mekke’de İbrahim (Aleyhisselam)’ın dini üzere olan tek kimse olduğunu iftiharla söyler ve müşriklerin putlarına kurban kesmelerini ayıplardı.

    Buhari 3583

    Zeyd, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e risalet görevi verilmeden evvel vefat etmişti. Babasının kendisine telkin ettiği hanif dinin bilinciyle yetişen Said (Radiyallahu Anh) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yaydığı dinin hak olduğunu gördü ve yirmi yaşına ulaşmadan ilk Müslümanlardan olarak tarihe geçti. Kendisi Ömer (Radiyallahu Anh)’ın amcasının oğlu ve kız kardeşi Fatıma’nın da kocasıdır. O ve hanımı, Ömer (Radiyallahu Anh)’den evvel Müslüman olmuştur.

    Buhari 3614

    Ömer (Radiyallahu Anh)’ın da Müslüman olmasına vesile olmuşlardı. Ömer (Radiyallahu Anh)’da Said’in kız kardeşi Atike ile evliydi.

    Üsdü’l-Gabe 2/387

    Said ile hanımı, Müslüman olduklarından dolayı işkence görenlerdendir.

    Buhari 3614

    Aşere-i Mübeşşere’den olan Said bin Zeyd (Radiyallahu Anh) Medine’ye hicret edenlerdendir. Bedir Savaşı esnasında Talha (Radiyallahu Anh) ile Ebu Süfyan komutasındaki ticaret kervanını gözetlemekle görevli olduğu için bu savaşa katılamamış, ancak Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından savaşa katılmış gibi ganimetten hisselendirilmiştir.

    Tabakat 3/382, 383

    Uhud’dan itibaren Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bütün savaşlarına, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in vefatından sonra da Yermuk Savaşı’na ve Şam’ın fethine katılmıştır.

    Üsdü’l-Gabe 2/388

    Osman (Radiyallahu Anh)’ın şehit edilmesiyle başlayan fitne olaylarına şahit olmuş, ümmetin içine sürüklendiği bu fitne belasından ve bazı kendini bilmezlerin ashabın ileri gelenlerine dil uzatmalarından rahatsız olmuş ve ızdırap duymuştur. Birgün Kufe mescidine giden Said (Radiyallahu Anh) orada Muaviye’nin Kufe valisi Mugire bin Şu’be’yi, etrafında bir takım insanlarla otururken gördü. O esnada bir adam birilerini kastederek sövüp saydı. Said (Radiyallahu Anh) Mugire’ye:

    −Bu adam kime küfrediyor? diye sordu.

    O da:

    −Ali bin Ebi Talib’e! cevabını alınca son derece üzgün ve kızgın bir halde:

    −Mugire! Mugire! Senin yanında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabına sövülüyor ve sen susuyor, birşey yapmıyorsun. Ben şimdiye kadar Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den asla yalan rivayette bulunmadım. Şahitlik ederim ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğunu kulağımla duydum ve kalbimle de ezberledim dedi ve Ali (Radiyallahu Anh)’ın da içlerinde bulunduğu cennet ile müjdelenenleri saydı. Sonra da etrafındaki insanlara bakarak:

    −Ashabdan birinin Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile bir arada bulunarak yüzünün tozlanması, sizin herhangi birinizin Nuh (Aleyhisselam) kadar yaşasa bile bu müddet zarfında yaptığı amellerinden daha hayırlıdır diyerek sahabenin seçkin konumunu vurguladı.

    Ebu Davud 4650, Ahmed 1/187

    İmam Müslim Sahihi’nde Said bin Zeyd (Radiyallahu Anh) hakkında şöyle bir hadis rivayet etmektedir:

    −Erva binti Uveys isimli bir kadın, Said bin Zeyd aleyhine ‘kendisine ait arazisinden bir kısmını aldı’ diye iddia etti ve Muaviye’nin Medine emiri olan Mervan bin Hakem’e şikayet etti. Hakkındaki bu şikayet üzerine Said (Radiyallahu Anh):

    “Ben, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittiğim şeyden sonra o kadının arazisinden bir parçasını nasıl alır mışım?

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    “Herkim başkasına ait araziden zulümle bir karış yer alırsa, o arazi parçası yedi katı ile bu zalimin boynuna halka yapılır” buyurdu dedi ve:

    “Ey Allah’ım! Eğer bu kadın yalan söylüyorsa onun gözünü kör et ve kabrini evinin içinde kıl!” diye beddua etti.

    Ravi dedi ki:

    Ben o kadını duvarları yoklaya yoklaya yürüyen bir kadın olarak gördüm. Kendisi:

    −Bana Said bin Zeyd’in bedduası isabet etti der dururdu. Evinin içinde yürüdüğü bir sırada evde bulunan bir kuyunun içini düşerek ölmüş ve o kuyu kendi kabri olmuştu.”

    Müslim 1610/138, 139

    Ebu Ubeydetu’bnul-Cerrah (Radiyallahu Anh) tarafından Şam valiliğine atanan ve bu itibarla İslam ümmetinden Şam valiliği görevinde bulunan ilk kişi olan Said bin Zeyd (Radiyallahu Anh) 48 hadis rivayet etmiş, bunlardan ikisini Buhari ve Müslim ittifaken, birini de Buhari münferiden rivayet etmiştir.

    Said bin Zeyd (Radiyallahu Anh) ömrünün son bölümünü Medine’nin dışında bulunan Akik vadisindeki çiftliğinde geçirdi ve burada hicri 50. veya 51. yılda yetmiş yaşını aşmış olduğu halde vefat etti. Cenazesi buradan Medine’ye taşındı ve Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) tarafından yıkandı. Medine’de defnedilen Said bin Zeyd’in cenaze namazını Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) kıldırdı.

    Tabakat 3/384

    Allah ondan razı olsun ve bizi kendisine komşu kılsın.



    سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. ...gözyaşı ve ağlamak....
    Konu Sahibi Hiç Forum Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29-08-2008, 14:34
  2. " Genç Kiz "....................
    Konu Sahibi -Yalancı_Dünya- Forum Dini Hikayeler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 16-01-2008, 12:10

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
  •