Islamiyet.gen.tr - islami forum
Geri git   Islamiyet.gen.tr - islami forum > >

Text here

account_circle Kayıt ol help Yardım Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Ehlibeyt İmamlar\'ın Hayatı, Ehlibeyt\'ten hadisler, İmam\'lardan Sözler ve Kıssalar

Etikenlenen Kullanıcılar

Cevapla
 
Seçenekler Stil
DiLaRa_I NuR DiLaRa_I NuR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Kullanıcı
DiLaRa_I NuR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Üyesi2,000+ Mesajlı ÜyeForumdaki Yaşınız
Üyelik tarihi27.09.09
Mesajlar2.580
Alt 23-11-2009, 11:56
#1

Cemel Savaşı
Hicret�in 36. yılında Cemel savaşı yapıldı. Hz.Ali, bu savaşta bizzat savaşa girmiş, saflar yarmış, erler öldürmüştü. Savaştan sonra tellâllar çıkarmış;

�Kaçanların ardına düşülmemesini, evlere girilmemesini, kimsenin silahına, elbisesine, malına dokunulmamasını, silahını bırakanın, evine kapananın amânda olduğunu� bildirmişti.

Bu savaşta onbin kişi ölmüştü. Hz.Ali savaştan sonra genel af ilân etti. Bu savaştan sonra Basra�lılar, kendisine bey�at ettiler.

Sıffıyn Savaşı
Cemel savaşından sonra Hz.Ali, Hicret�in 36. yılında Kûfe�ye hareket ettiler. Oraya varınca bir eve konuk oldular. Biraz dinlendikten sonra mescide varıp, orada toplanan Kûfe halkına minberde; �Allah�a hamd-ü senâ, Resûlullah�a ve soyuna salât-ü selâmdan� sonra şu hutbeyi okudular:

�Ey Kûfeliler, gerçekten de Müslümanlıkta üstünlüğünüz var; onu değiştirmediniz, bozmadınız. Sizi gerçeğe çağırdım, geldiniz; kötü işleri bırakıp iyiliğe koştunuz. Ancak hevâ ve hevesinize kapılmanızdan, elde edilmesi güç isteklere kapılmanızdan korkuyorum. Hevâ ve hevese kapılmak, insanı gerçekten saptırır, olmayacak isteklere kapılmak adama âhireti unutturur. Bilin ki dünya, gittikçe elden çıkmaktadır; âhiret geldikçe yaklaşıp çatmaktadır. Her ikisinin de evlâdı var; siz âhiret evlâdı olun.

Bugün iyi işlerde bulunmaya fırsat var; sorgu-suâl yok. Yarın ise sorgu-suâl var; iyi işlerde bulunmaya fırsat yok. Hamdolsun Allah�a ki dostuna yardım etti; düşmanını alt etti. Gerçeğe yardım edenleri yüceltti, sözünden dönenleri alçalttı.
Allah�tan çekinin; Peygamberinizin «Ehl-i Beyt�in»den olup, Allah�a itaât edenlere itaât edin. Onlar Allah�a itaât ettikçe, itaât edilmeye herkesten fazla lâyıktır. Oysa ki halkın bir kısmı, şerefimizle şeref bulduğu halde emrimize karşı durdular, cezalarını da gördüler; daha da görecekler. İçinizden bana yardımdan çekinenlerin, sözlerini tutmayın; onlarla görüşmeyin, görüşürseniz gerçeğe çağırın onları da, Allah bölüğüne uysunlar.�

Hz.Ali, Kûfe�ye yerleşince Muâviye�ye mektuplar yazdı; elçiler gönderdi, bey�at etmesini, Müslümanlar arasına nifak sokmamasını istedi, elinden geleni yaptı.

Fakat Arap İmparatorluğu sevdasına düşmüş olan, gözünü saltanat hırsı bürümüş, gönlünü Hâşimilere düşmanlık kini kaplamış bulunan Muâviye�ye hiçbir tesiri olmadı.

Üveys�ül-Karanî�nin Hz.Ali�ye Bey�atı ve Şehit Oluşu
İbn-i Abbâs diyor ki:
Hz.Ali, Sıffıyn savaşında;�Bana bugün, ölüm üzerine bey�at etmek üzere Kûfe tarafından şu kadar kişi gelecek� buyurdular. Onlar gelmeye, ben de saymaya başladım. Buyurdukları sayıdan bir kişi eksik çıktı. Ben düşünceye dalmıştım ki; aba giymiş, uzun boylu, güler yüzlü, elinde bir kılıç, başında keçeden bir külâh bulunan heybetli biri geldi.

Hz.Ali�ye selâm verip, �Elini uzat, bey�at edeyim� dedi. Hz.Ali; �Ne üzerine bey�at edeceksin� diye sordular. �Emrini dinlemek, sana itâat etmek, şehit oluncaya, yahut Allah seni üst edinceye kadar savaşmak üzere� dedi.

�Adın ne?� dediler; �Üveys� dedi. �Üveys�ül-Karanî sen misin?� diye sordular.

�Evet�dedi.

Hz.Ali; �Allahu Ekber� buyurdular:

�Habibim Resûlullah�tan işittim; Ümmetinden Üveys�ül-Karanî adlı birine ulaşacağımı, onun Allah�ın ve Resûl�ünün bölüğünden olduğunu, benim önümde şehit olacağını, Rabîa Mudar boylarına mensûb olanlar kadar çok kişinin, onun şefâatıyla cennete gireceğini bana bildirdiler.�

Bu sıradaydı ki, Muâviye ordusundan deveye binmiş biri, Hz.Ali�nin ordusuna yaklaşıp; �Üveys sizin aranızda mı?� diye bağırdı. �Evet� dediler. �Resûlullah�tan duydum; «Üveys�ül-Karanî, tâbilerin en hayırlısıdır» buyurmuştu� deyip geldi ve Hz.Ali�ye tâbi oldu.

Sonra Üveys�ül-Karanî bir ip istedi, verdiler; o iple sıkıca belini bağladı; meydana çıktı, savaştı, şehit olup Rabbine ulaştı�

Ondan sonra meydana çıkan Ammâr, doksan yaşını aşmış bir ihtiyardı. Ammâr, Hz.Peygamber�in vefâtından sonra, Hz.Ali�ye uyan dört kişiden biriydi. Ammâr, Bedir savaşında da bulunmuş ve sahâbedendi.

Ammâr; �Bugün, bu savaştan üstün bir ibâdet bulsaydım onunla meşgul olurdum� diyordu.

Ammâr bu arada hem düşmana hücum etmekte, hem de;

�Rabbim uludur, gerçektir, gerçeği söylemiştir. Rabbim sen benim şehit olmamı yakınlaştır; şehit olarak ölmeyi çok isterim ben, çok severim ben� demekte ve �Nerde Rabbinin râzılığını dileyen? Nerde malından oğlundan geçip, Allah râzılığını isteyen? Cennete, cennete� diye halkı savaşa teşvik ediyordu.

Savaşırken Utbe oğlu Hâşim�e rastladı; �Hadi Hâşim, anam babam fedâ olsun sana; hadi, hücum et düşmana� dedi.

Sonunda Ammâr savaş meydanında savaşırken bir fırsatını bulup onu yaraladılar, yere düştü. İbn-i Cevn, mübarek başını kesip Muâviye�ye götürdü. Amr oradaydı, o bile dayanamadı, çünkü Hz.Peygamber�den; �Ammâr�ı öldüreni cehennemle müjdelerim� hadîsini duymuştu ve �Öldürenlere cehennemle müjde olsun� dedi.

Muâviye:

�Onu biz öldürmedik ki� dedi; �Onu buraya getiren Ali öldürdü.�

Bu sözü duyan Hz.Ali;

�O halde� buyurmuştu; �Hz.Hamza�yı da Uhud savaşına götüren Hz.Muhammed, hâşâ öldürdü.�

Ammâr�ın şehâdeti gerçeği meydana çıkarmıştı; Muâviye ve kendisine uyanlar isyâncılardı. Bu yaşanılan olaylar üzerine Hz.Ali taraftarlarının mânevî kuvveti arttı, karşısındakiler de şaşkına döndüler.

Kur�ân-ı Kerîm�in Yaprakları Mızraklara Takılıyor
Savaş tam kazanılmak üzere idi. Bu sırada Muâviye şaşkın bir halde Amr�a:

�Ne yapacağız?� dedi.

Amr:

�Senin adamların, onun adamlarına dayanamaz; sen de ona denk değilsin. O Allah için savaşıyor sen ise bambaşka bir maksatla dövüşüyorsun. Onları Allah kitabına çağır; bu kitap aramızda hükmetsin de; Kur�ân�ları mızraklara bağlat. Ali ordusuna uzatsınlar; ey Iraklılar, Allah için dullara, yetimlere acıyın; bu aramızdaki Allah kitabı diye bağırsınlar; umarım ki ordusunda fikir ayrılığı çıkar� dedi.

Muâviye hemen emretti, denileni yaptılar. Hz.Ali�nin ordusunda bir gürültüdür koptu. �Allah�ın kitabına kılıç çekemeyiz� diyenlerin sesleri yükselmişti. Hatta ilerde savaşan Mâlik�ül-Eşter�i çağırmasında Hz.Ali�ye ısrar edenler; �Çağırmazsan seni düşmanına teslim ederiz� diyenler oldu.

Hz.Ali, Mâlik�ül-Eşter�e haber gönderdi. Mâlik�ül-Eşter gelince; onlara acı sözler söyledi. Fakat iş işten geçmişti artık; kara taassup haksızlığa, zulme eş olmuştu; iki kara kuvvet el ele vermişti.

Bu sırada Muâviye�den, Hz.Ali�ye bir mektup geldi.

Muâviye diyordu ki:

�Bu iş sürdü gitti, bunca kan döküldü, bundan sonra olacaklar, olanlardan da korkunç görünmede. Sen de kendini haklı görüyorsun, ben de kendimi haklı görüyorum. Bu işi Allah�ın hükmüne bırakalım. Sen bir hakem tayin et, ben de bir hakem tayin edeyim; bunlar Allah kitabına göre aramızda hükmetsinler.�

Hz.Ali, bu mektuba verdiği cevapta:

�Ben, senin ne olduğunu bilirim, maksadın Allah kitabına uymak değildir; fakat sana değil, Allah'ın kitabına onun hükmüne uyuyorum� diyordu.

Bu sıralarda sonradan Hâricî olan Kays oğlu Eş�as, Muâviye�nin yanına gitti, onunla görüştü; maksadını anladı. Eş�as ve sonradan Hz.Ali aleyhine dönenler; �Ebû Mûsâ�l-Eş�ari�yi hakem yaptık� dediler. Hz.Ali ise, Abbâsoğlu Abdullah�ın hakemliğini istiyordu; bunu kabul etmediler. Bunun üzerine Hz.Ali; �Eşter�i gönderelim� buyurdu. Eş�as, �Zaten bizi o ateşe attı� dedi ve Hz.Ali ne dediyse kabul etmediler.

Alıntı ile Cevapla
DiLaRa_I NuR DiLaRa_I NuR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kayıtlı Kullanıcı
DiLaRa_I NuR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Üyesi2,000+ Mesajlı ÜyeForumdaki Yaşınız
Üyelik tarihi27.09.09
Mesajlar2.580
Alt 23-11-2009, 11:57
#2
Bunun üzerine Hz.Ali;

�Benim, beni dinlemeyenlere hükmüm yok� buyurdu.

Bütün bu olaylardan da anlaşılacağı gibi, Hz.Ali�nin yanında savaşta bulunan topluluktaki insanlar, dört bölüktü.

Birinci bölük: Can gözleri açık, ihlâsları tam, inançları sarsılmaz, sözleri özleriyle bir, onun derecesini ve hakkını adam akıllı bilen ve onun için can vermeyi canlarına minnet sayan kişilerdi. Fakat bunlar azdı. Eşter bunların başındaydı.

İkinci bölük: Yürekten ona bağlı olan, fakat hileye kanan, yaşayışa bağlanan, ölümden korkan bölüktü.

Üçüncü bölük: Yüreklerinde ona karşı ihlâs ve sevgi taşımayan, yalnız kalabalığa katılan, hileye kapılan kısımdı. Hâfızlar bu kısımdandı. Onlar Kur�ân okuyorlar, fakat hükmünü tutmuyorlar, bilmiyorlardı. İbâdet ediyorlardı, fakat yürekleri kararmıştı, maksatları gösterişti. Bu bölükteki insanlar, yalnız Hz.Ali�nin zamanında değil, her zamanda Müslümanlığa ve insanlığa en büyük kötülükleri yapan tayfa olmuşlardır.

Dördüncü bölük: Eş�as ve onun gibi olanlar, yani münâfıklardı. Bunlar Hz.Ali�ye zorla uymuşlardı. İçlerinde ise Hz.Ali�ye karşı büyük bir kinleri vardı.
Sıffıyn savaşı yedi-sekiz gün, gece-gündüz sürmüştü. Bu savaşa katılan Hz.Ali�nin ordusu doksan bin, Muâviye�nin ordusu ise seksenbeş bin kişiydi. Savaş sonucunda Hz.Ali�nin ordusundan yirmibeş bin er şehit olmuştu. Muâviye�nin ordusundan ise kırkbeş bin kişi öldürülmüştü. Bu savaşta Hz.Ali�nin bayrağı kırmızı, Muâviye�nin bayrağı siyah renkteydi.

Hakemler Olayı
Hakemler Hicret�in 37. yılı Şaban ayında, Dûmet�ül-Cündül�de bir araya geldiler. Hz.Ali tarafının hakemi olan Ebû Mûsâ, oraya dörtyüz kişiyle gelmişti. Muâviye tarafının hakemi olan Amr�da dörtyüz kişiyle gelmişti. Ve görüşmeye başladılar.

Ebû Mûsâ, Amr�a:

�Bu ümmetin arasını bulmak istiyorsak� dedi. �Ömer�in oğlu Abdullah�ı halîfe yapalım; o hiçbir fitneye karışmadı.�

Amr:

�Sende biliyorsun� dedi. �Osman zulümle öldürüldü; onun velisi olan Muâviye kanını istemekte; bu bakımdan hilâfete en lâyık olan o.�

Ebû Mûsâ, Abdullah�ın halîfe olmasında ısrar etti.

Amr:

�Öyleyse benim oğlum Abdullah�ı halîfe yapalım� dedi.

Ebû Mûsâ:

�Oğlun gerçekten de dürüst bir adam; fakat sen tuttun onu, fitnenin ta içine attın. Bu işin çıkar yolu Ali�yi de, Muâviye�yi de halîfelikten azledelim. Müslümanlar danışsınlar, görüşsünler, kimi isterlerse tayin etsinler� dedi.

Amr:

�Tamam� dedi. �Re�y dediğin de budur işte.�

Mescide gittiler. Amr:

�Sen Müslümanlıkta benden üstünsün; önce sen minbere çık� dedi.

Ebû Mûsâ, minbere çıktı. Halka:

�Biz� dedi. �Bu işe çıkar yol olarak Ali�yi de, Muâviye�yi de halîfelikten azletmeyi uygun bulduk. Ben Ali�yi de, Muâviye�yi de azlettim. Siz kimi isterseniz halîfe yapın.�

Ebû Mûsâ minberden inince, Amr çıktı ve halka dedi ki:

�Ebû Mûsâ�nın sözlerini duydunuz; O, kendisini hakem tayin eden Ali�yi halîfelikten azletti, ben de Ali�yi azlettim. Beni hakemliğe tayin eden Muâviye, Osman�ın velisidir; onun kanını istemektedir. Halk içinde onun yerine geçmeye en lâyık olan kişi Muâviye�dir. Muâviye�yi halîfeliğe tayin ettim.�

Ebû Mûsâ, bu sözleri duyunca:

�Ne yaptın sen� dedi. �Allah sana başarı vermesin, beni aldattın; sen bir köpek gibisin.�

Amr, bu sözlere şöyle karşılık verdi:

�Sen de kitaplar yüklenmiş bir eşek gibisin.�

Bu olay karşısında halk birbirine karıştı; Ebû Mûsâ�ya lânet edenler oldu.

İbn-i Abbas:

�Ona değil� dedi. �Onun hakem olmasında ısrar edenlere lânet etmek gerek.�

Hâricîler Olayı
�Hüküm ancak Allah�ın� diyorlardı.

Hz.Ali, bu sözü duyunca;

�Doğru söz, ama o sözle bâtıl murâd edilmede� buyurmuştu.

Hâricîler, Kûfe civarında toplanmışlardı. Hz.Ali, Hâricîlere nasihat etmesi için önce Abbasoğlu Abdullah�ı göndermişler ve sonra da kendisi de giderek onlara öğütler vermişlerdi. Bunun üzerine bir kısmı hatasını anladı ve Hz.Ali�ye katıldı. Bir kısmı ise; �Hakemi kabul etmekte biz yanlış hareket ettik; suç işledik, tövbe ettik; sen de tövbe edersen ne âlâ; etmezsen seninle savaşırız� diyordu. Diğer bir kısmı ise �Müslümanlara da insanlara da ancak Allah hükmeder� diyor, başka bir emirin bulunmasını istemiyordu.

Hâricîler, Kûfe�ye yakın Nehrevan�da toplanmışlardı. Oradan bir Müslüman geçerse öldürüyorlar, bir Mûsevî yahut Hıristiyan geçerse dokunmuyorlardı. Çünkü onlarca; �Müslüman olmayanlar, vergi vermekle amân altına girmişlerdi; Müslümanlar ise Müslümanlıktan çıkmışlardı.�

Hâricîler, kendilerinden başkalarını Müslüman saymıyorlardı. Ebû Bekir�le Ömer�i seviyorlar, Osman�ı son olaylara, Hz.Ali�yi de hakemi kabûlüne kadar tanıyorlardı. Oysa ki Sıffıyn�de; Hz.Ali�yi hakem tayinine, Muâviye�nin isteğini kabule, zorlayanlar bunlardı.

Bütün bu olaylar olurken Muâviye, Osman�ın kanını bahane ederek, Hz.Ali aleyhine her türlü fitne ateşini alevlendiriyordu. Dahlâk adlı biri Kûfe civarına kadar geldi; Muâviye�nin emriyle oraları yağma etti, yolda hacıların neleri varsa zaptetti, bazılarını öldürdü.

Bu olaylar üzerine Hz.Ali, tekrar Muâviye�nin üstüne gitmeden Hâricîleri tenkil etmek lüzumunu duydu. Onlara adam gönderdi, öğütler verdi ve gönderdiği adamlarından biri Nehrevan�da bir yere Hz.Ali�nin vermiş olduğu bayrağı dikti. �Bu amân bayrağıdır; altına gelen, Medine�ye giden, Küfe�ye dönen amândadır� diye bağırttı. Bayrak, Hâricîlerin mânevî kuvvetlerinin kırılmasına sebep oldu. Dağılan dağıldı; dört bin kişiydiler, iki bin sekiz yüz kişiye indiler. Ve sonunda; �Gericiliğin, bilgisizliğin mücessem örnekleri olan bu Hâricîler grubu�, Hz.Ali�nin kılıçları altında kaldılar. Yapılan bu savaşta Hz.Ali tarafından da 9 kişi şehit olmuştu. Savaş ikindiden gün batıncaya kadar sürmüştü. Hz.Ali, Hâricîler�den dört yüz yaralıyı Kûfe�ye gönderip, bunlara yaraları iyileşinceye kadar bakmalarını, sonra bırakmalarını emretti.

Bu sırada Muâviye�nin emriyle gönderdiği adamlar, zulümlerini her tarafta gösteriyorlar ve geçtikleri köyleri, kasabaları yakıp yıkıyorlar, mallarını yağma ediyorlar, nerede Ali taraftarı bulursa öldürüyorlardı. Bunlardan birisi de Muâviye�nin emriyle gönderdiği Büsra bin Ertat tarafından, Yemen�e yapılmıştır. Bu adam gönlünde acımak duygusunu taşımayan birisiydi. Bu kişi Yemen�de, Medine�de, Mekke�de çok ev yıkıp yakıp, nerede Ali taraftarı bulursa, Muâviye�nin emriyle öldürmüştü.

�Ehl-i Beyt� ve Hz.Ali düşmanı olan Muâviye; Hicaz�da, Yemen�de tam otuz bin kişiyi �Ali dostu�, �Muhammed-i Âl-i�nin, «Ehl-i Beyt�i»nin dostu� diye öldürtmüştü.

Hz.Ali ile �Ehl-i Beyt�e�, bu kadar düşman olan Mûaviye hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse:

�Muâviye�nin yaptıkları olayları tarih kitaplarından okuyup görüyoruz ki, sonradan halîfeliğini ilan eden Şam Vâlisi Muâviye; akıllı, zeki, ama hilekâr, düzenbaz ve kurnaz bir adamdı.

Muâviye, düşmanlarını elde etmek için her türlü araca baş vuruyor ve tatlı dili, para siyâseti, memuriyet vaadi ile düşmanlarını elde etmeyi başaramayınca; onları öldürtmekten, hatta zehirletmekten hiç kaçınmaz biriydi. Diri diri toprağa gömdürmekten hiç çekinmezdi. Onun devrinde ve ondan sonra özellikle 80 yılı aşkın zaman içinde, Emevi halîfelerinin saltanatlarında hep böyle olmuştur.

Yalnız özel meclislerde değil; camilerde, mescidlerde bile özellikle Cuma namazlarından önce hutbelerde, cemâati müslimin karşısında; başta Hz.Ali olmak üzere Hz.Peygamber�in bütün sülâlesi aleyhinde küfürler ediyor ve ettiriyordu. İtiraz edenleri kılıçtan geçiriyordu. Hz.Ali�yi sevenlerin büyük bir kısmı camilerden bu yüzden uzaklaşmak zorunda kaldılar.�

Halbuki Hz.Peygamber efendimiz:

�Her kim Ali�ye küfrederse bana küfretmiş olur, bana küfreden Allah�a küfretmiş olur� buyurmuşlar, �Bu işi yapanın şirk ehli olacağını� bildirmişlerdi.
Muâviye�nin yaptıkları; küfür, zındıklık, dinsizlikten başka bir şey değildi. Ne yazık ki bazı kişiler Muâviye�ye; �Müctehid süsü vermişler ve cinayetlerine ictihâd etti� demişlerdir. Hiç şüphe yok ki bunları yazanlar tarafsız değillerdi. Bugün aklı başında, okumuş ve tarihi anlamış bir Türk, bir Müslüman hiç şüphesiz ki, onun �Ehl-i Beyt�e� yaptıkları zûlümlerinden dolayı lânet eder.

Çünkü Allah, zalime lânet hakkında Kur�ân-ı Kerîm�deki bazı âyetler de şöyle buyuruyor:

�Allah�a kendiliğinden yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Bunlar Rablerinin huzûruna getirilirler, şahitler «Rableri namına yalan söyleyenler işte bunlardır» derler. Haberiniz olsun ki Allah�ın lâneti zalimlerin üzerindedir.� (Hûd 18. âyet)

�İnandıktan, Peygamber�in gerçek olduğuna şehâdet ettikten, kendilerine de açık hüccet geldikten sonra kâfir olanları Allah nasıl hidâyete erdirir? Allah zalim ve kâfirleri hidâyete erdirmez.� (Âli İmrân 86.âyet)

�İşte onların cezaları, Allah�ın, meleklerin, bütün insanların lânetleri üzerlerine olmaktır.� (Âli İmrân 87.âyet)

Ne yazık ki, rakibini ezmek için; yazılı fikirlerini, yalan düşüncelerini öne sürerek milleti aldatanlar her zaman olmuştur.
alıntıdır
Alıntı ile Cevapla
_SeNaToR_ _SeNaToR_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklı Kullanıcı
_SeNaToR_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yasaklı Kullanıcı1,000+ Mesajlı ÜyeForumdaki Yaşınız
Üyelik tarihi25.08.08
Mesajlar1.223
Alt 23-11-2009, 12:08
#3
şu siteye artik sapik şialarin kaynaklarindan aldiklarinizi yazmayinizzzzzz!!!
Sapik şialanin kaynaklarindan aliyosunuz bari bu yazilar şia kaynaklarindandir diye not biraksaydiniz.
Cahiller ancak kaynağina bakmadan okuduğunu kabul eder.
Allah'in dostlarini resulullah'in sahabelerine açik açik kafir diyor yazida...
Her önüne gelen yaziyi alip yapiştiriyorsunuz siteye çöplüğe çevirdiniz siteyi

Yönetimden yazının silinmesini konuyu açanında uyarılması gerektiğini taleb ediyorum.

Dilara_ı Nur kardeşin sağık şialardan değiş ehli sünnet olduğuna inanıyorum sanırım hiç okumadan sırf konu açayım diye konu açtığını varsayıyorum.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yer imleri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Osman Nuri Topbas Hocadan dini Sohbetler indir cihad2 Sesli Görüntülü Dini Sohbetler 0 01-12-2012 20:37
Nokia: "iPhone işe yaramaz, N97 alın" TakeOne Bilim ve Teknoloji Haberleri 4 11-07-2009 00:24
Beş İlde El-Kaide Operasyonu: 37 Gözaltı! kimkimdir Bize Ayıracak 5 (beş) Dakikanız var mı 1 26-04-2009 02:59
Kirpi İle Tilki - Hikaye Serdar49 Edebiyat 1 21-04-2009 13:55
Başörtüsü Gerçekten Kullanışsız mı? Peçeli-Bülbül Resimler 11 12-02-2009 20:49


Şu Anki Saat: 04:48


Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2016, Jelsoft Enterprises Ltd.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204