Hz. Ali’nin annesi Fatıma Hatun, bir gün kocası Ebu Talib’e dedi ki: “
– Ali’nin Muhammed’in yanına gidip durduğunu görüyorum. Senin başına Muhammed yüzünden oğlunla ilgili bir iş gelmesinden korkarım!
Ebu Talip:
– Demek oğlum bu sıralarda bunun için görünmüyor, dedi ve oğlunu takip etmeye başladı.
Hz. Peygamber s.a.v.’le oğlu Ali’yi, Mekke’nin bir vadisinde birlikte namaz kılarken gördü. Namaz sonrasında Allah Rasulü’ne sordu:
– Kardeşimin oğlu! Senin uyduğun bu din neyin nesi?
Hz. Peygamber s.a.v. şu cevabı verdi:
– Amca, bu Allah’ın dinidir. Allah’ın meleklerinin ve peygamberlerinin dinidir. Babamız İbrahim’in dinidir. Allah beni peygamber olarak bu dinle bütün kullara gönderdi. Ey amca, sen bu yola davetimi kabul etmeye ve bana yardımcı olmaya herkesten daha layıksın. Allah’ın birliğine inanmalı ve putlara tapmaktan vaz geçmelisin.
Ebu Talip, bir yeğenine bir de on yaşındaki oğlu Ali’ye baktı ve dedi ki:
– Vallahi yaptığınızda ve söylediklerinizde bence bir sakınca yok. Fakat ben atalarımın dininden ayrılamam. Sen ise gönderildiğin şey üzerinde olmaya devam et. Yemin olsun ki ben sağ oldukça istediğin işi tamamlayıncaya kadar sana zarar gelmeyecek.
Sonra oğlu Ali’ye de durumunu sorup Hz. Ali r.a.:
– Babacığım, ben Allah’a ve Rasulüne iman ettim, O’nun Allah’tan getirdiklerini aynen kabul ettim. O’na tabi oldum ve O’nunla birlikte namaz kıldım, cevabını verince dedi ki:
– Oğlum, amcanın oğlu seni sadece hayır ve iyiliğe çağırır, sen O’nun yolunda yürümeye devam et. Amca oğlunun girdiği yola girmen senin için iyidir.
Amcası Ebu Talib’in bu tavrı Rasulullah s.a.v.’i ferahlattı.

Ensâbü’l-Eşraf, 1/126; İbn Seyyidinnâs: Uyûnu’l-Eser (Beyrut 1992), 1/181; İbn Yusuf es-Salihî, Sübülü’l-Hüdâ ve’r-Reşâd (Beyrut, 1993), 2/301