Sanıyorum çok, hem de çok hoşgörülü olduk.
Hoşgörülülüğü, her yerde ve her şeyde göstermenin, İslam’ın emri veya tavsiyesi imiş gibi algıladık!..
Böyle olunca da, her şeyi hoş görür olduk!...
***
Yarım asrı çoktan devirmiş bizim yaştakiler, çocukluk yıllarındaki hayata ve anlayışa bakınca bunu daha çok fark ediyor.
50 yıl öncesinden bahsediyorum. Yani, 60’lı yıllar… Dedelerimiz, amcalarımız, dayılarımız sağ… Halalar, teyzeler, yengeler, nineler ve ebelerimiz de hayatta…

Giyimlerinden kuşamlarına, oturuşlarından kalkışlarına, yemelerinden içmelerine, sözlerinden davranışlarına, metanet ve sabırlarına, genel ahlakî özelliklerine varıncaya kadar her yönleriyle bugünün insanından çok farklıydılar!...

Çocukları terbiye etmede, büyüklere saygı ve itaatta, erkeklere karşı dikkat ve saygıda, yekdiğerine şefkat ve merhamette, yardımlaşma ve dayanışmada örnek özelliklere sahiptiler…

Haramlara hassasiyetleri üst düzeydeydi. Sadece kendileri değil, sorumlu oldukları ve bakımını üstlendikleri büyük-küçük herkes için aynı duyarlılıktaydılar…

***
Bunları neden söylüyorum?
Çünkü, bugünkü söz ve davranışlara bakıyorum da, düne göre toplum olarak gerçekten çok değiştik!

Haramlara hassasiyetimiz değişti. Kılık kıyafetimiz değişti. Ahlâk anlayışımız değişti. Oturup kalkmamız, yememiz içmemiz değişti. Dini emirlere karşı duyarlılığımız, yasaklara karşı ayarlarımız değişti!…

Kızacaklarımıza kızmaz olduk… Allah’ın gazabını çekecek hareketleri normal karşılar hale geldik!

Gazab-ı İlahi’ye sebep söz ve davranışları kendimiz yapmıyorsak bile, yapanlara karşı sükûtumuz ve hatta onlarla birlikte kol kola süren dostluğumuz, aynı gazaba müstahak olacağımızın alâmeti olduğunu unuttuk!

***
Bir de, elfaz-ı küfür veya a’mâl-i küfür olan şeylere ve sergilenen bid'at ve hurafelere karşı yapılan ikaz ve irşat sadedindeki hatırlatmalara, öğüt ve uyarılara alınganlık göstermemiz, hatta tepki koymamız yok mu?

İşte, hoşgörünün dibe vurduğu ve toplumu değiştirip dönüştürmesi gereken biz Müslümanların, toplum tarafından nasıl da değiştirilip dönüştürüldüğünü göstermesi bakımından ibretlik bir durumdur!..


Biz bu kadar değişip dönüştükten sonra, hoşgörü kelimesinin anlamını da değiştirmemiz elbet kaçınılmaz olacaktır!
M. Emin Parlaktürk